iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
21
May
2026

Vahşet Kasırgası (1985)

Korku Filmleri Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok
Vahşet Kasırgası 1985 filmi Gül Otel sahnesi Kadir Akgün

80’lerin Yeşilçam’ı telif hakkı kavramına hunharca savaş açmış, dünya sinemasından ne bulduysa onu kendine göre yorumlamış. İstismar sineması dediğimiz şey tam olarak bu! Yeşilçam sineması da dönemin diğer film endüstrileri gibi özellikle İtalya ve uzak doğu gibi telif haklarını hiçe sayan yapımları görmek mümkün. Kadir Akgün’ün yönettiği Vahşet Kasırgası da bu dönemin en kendine has, kuralları altüst eden örneklerinden biri. Aslında film, Eugenio Martin’in 1972 tarihli İspanyol kült klasiği It Happened at Nightmare Inn (A Candle for the Devil) yapımının neredeyse kare kare yürütülmüş bir yeniden çevrimi. Fakat bu kopyalama süreci ortaya öyle absürt bir Yeşilçam fenomeni çıkarıyor ki, günümüzde VHS koleksiyonerleri arasında filmin video kaseti arşivcilerin hayallerini süslüyor.

Kadir Akgün, Yeşilçam’ın o kuralsız döneminde tek kişilik dev bir ordu gibi hareket eden, sıradışı bir sinemacı. Onu sadece yönetmen koltuğunda görmüyoruz; bu kült filmin aynı zamanda senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve yapımcılığını da sırtlamış. 1948 İstanbul doğumlu olan Akgün, işin mutfağından gelen bir figür. Tarkan Viking Kanı, Turist Ömer Yamyamlar Arasında ve Ayşecik’le Ömercik gibi ana akım Yeşilçam’ın prodüksiyonlarında yapım asistanlığından set amirliğine kadar koşturmuş birinden bahsediyoruz. Setlerin her kademesinin tozunu yutan Akgün’ün, kısıtlı bütçelerle Vahşet Kasırgası gibi sınırları zorlayan acayip işler ortaya çıkarmasında büyük rol oynamıştır. Keşke hep bu karanlık ve fantastik sularda yüzmeye devam etseydi. Gerçi yönetmenin 2000’li yıllarda yönettiği Ateşli Kızlar Kampta ve Kotrada Üç Güzel gibi işleri vasat altı erotik denemeler olarak görülüp yerilse de, sinemaya bu türle değil, Cinayetin Sırrı (2001) adlı polisiye gerilim filmiyle veda ettiğini belirterek tür sinemasına olan o tutku ve sadakatinin hakkını teslim etmek gerekir.

Filmimize dönecek olursak hikayenin merkezinde, güneyde bir sahil kasabasında Gül Otel’i işleten Naide (Nur İncegül) ve Cahide (Leyla Akın) isimli iki kız kardeş var. Bu iki kadının kendi bastırılmış dünyalarındaki o muhafazakar baskı, otele gelen turistlerin rahat tavırlarına karşı derin bir nefrete dönüşüyor. Kendi bekaretlerinin ve toplumsal ahlak normlarının yarattığı o boğucu duygular, kısa sürede kanlı bir temiz eller operasyonuna evriliyor.

Vahşet Kasırgası 1985 cinayet sahnesi iki kız kardeş

Baştan belirteyim, film feci şekilde amatör!

Kötü oyunculuklar, darmadağın bir kurgu ve yer yer tamamen çöken bir tempo var. Ama bizim gibi istismar sineması fanatiklerinin damarında gezinen şey de tam olarak bu teknik kusurların yarattığı o eşsiz trash estetiği. Bir annenin bebeğini aradığı sahnede ekrana aniden fırlayan yüzülmüş tavşan kafaları gibi anlar filmdeki en iyi sahnelerden biri. Kadir Akgün senaryoyu ve filmi tamamen boş verip bizi doğrudan bu paranoyanın ortasına fırlatmış.

Üstsüz güneşlendiği için merdivenlerden aşağı itilip bir heykelin üzerine düşerek kazara ölen Hale ile başlayan olaylar silsilesi tam bir şok edici tür örneği. Kız kardeşlerin cesedi parçalayıp diğer konuklara akşam yemeği olarak servis etmesi ise türün meraklıları için muazzam bir detay. Arkadaşını aramaya gelen Nalan’ın naif dedektiflik çabaları ve Naide’ye lezbiyen bir yaklaşımda bulunan alkolik Dilek’in hikayesi derken tansiyon bir şekilde ayakta kalıyor.

Film kendi içinde değerlendirdiğimizde oldukça iyi ilerlerken sonlara doğru nereye gideceğini şaşırıyor. Keyifle başladığınız film sonlarda cidden sıkıyor.

vahşet kasırgası filminden bir gore sahne

Filmle ilgili ilginç detaylardan biri de, bir çok filmin soundtrack parçalarını aşırmış olması. Film boyunca kulağınıza çalınan notalar adeta bir korku klasikleri seçkisi gibi akıyor. Bir sahnede aniden Ghostbusters temasını duyabilir, cinayet anında John Carpenter’ın Halloween’ine, Rambo’nun ezgilerine ya da Goblin’in Profondo Rosso ve Suspiria melodilerine denk gelebilirsiniz.

Sonuçta karşımızda kusursuz bir sinematografi yok. Muhafazakarlık ile delilik arasındaki o ince çizgide yürüyen iki kız kardeşin bu hikayesi, çalınmış müzikleri ve korku unsurlarıyla tam bir kült film.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm