iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Kırmızı Kelebek (1982) filminde Frances Chandler ve yaralı aktör, araba yanında dramatik aksiyon sahnesi.

1970’li yılların başlarından 1980’li yılların ortalarına dek Yeşilçam’daki bazı yapımcılar genellikle İtalya merkezli B-tipi sinemacılarla uluslararası ortak yapım projelerine girişmişlerdi.

Bu dönemin son demlerinde çekilen ve “değerine paha biçilemeyen” bir mücevheri elde etmeye dönük kıran kırana mücadeleleri konu alan bir aksiyon filmi olan Kırmızı Kelebek (1982) yapım aşamasında basında “Türk-Amerikan ortak yapımı” olarak anılmış, Agah Özgüç’ün Türk Filmleri Sözlüğü’nde de aynı şekilde kaydedilen bir ortak yapım.

Bu “Türk-Amerikan ortak yapımı” nitelemesi filmin Aykut Düz’le birlikte ortak yönetmeninin Peter Maris olmasına dayanıyor olsa gerek. Filmin Türkçe jeneriğinde yapımcı olarak yalnızca H. Oğuz Çetiner, Türkçe afiş ve lobi kartlarında ise Gökçen Film adları yer alıyor. Dış pazarlardaki Curse of the Red Butterfly adlı sürümünün “Jim Sheibani presents [sunar]” ibaresiyle başlayam tanıtım materyallerinde ve jeneriklerinde ise yapımcılar “O. Chitinar” ve “E. Bagherzadeh” olarak kaydedilmişler.  “O. Chitinar” besbelli Oğuz Çetiner, diğeri ise Bekirzade’nin İngilizce yazıma aktarımı olabileceği gibi doğrudan İran menşeili Farsi bir isim de olabilir. The Curse of the Red Butterfly künyesinde filmin yapım sürecine dair en ilginç ve aydınlatıcı done sağlayan isim ise filmi en başta “sunmanın” yanısıra yürütücü yapımcı olarak geçen “Jim Sheibani”. Bu “Jim Sheibani” Türker İnanoğlu’nun İranlılarla ortak yapımlarını anılarında anlatırken “Sehbani” olarak andığı (*), İngilizce kaynaklarda adı Jamshid Sheibani (Türkçe yazımı Cemşid Şeybani olsa gerek) olarak yazılan İranlı sinemacı. İran “İslam Devrimi” (1979) öncesi İran sinemasının yapımcılarından olan Şeybani, gençliğinde ABD’de eğitim görürken tanıştığı (o yıllarda ABD’de bulunan) oyuncu Feridun Çölgeçen’in sağladığı bağlantı üzerinden 1970’lerde Türker ve Berker İnanoğlu’yla ayrı ayrı çok sayıda ortak yapım gerçekleştirmiş. İran’da o dönemde iktidarda olan Şah rejimiyle çok yakın ilişkileri olduğu için “İslam Devrimi” sonrasında ülkesini apar topar (T. İnanoğlu’nun aktarımına göre yanına pek fazla para dahi alamadan!) terk etmek durumunda kalmış ve gençliğinde eğitim görmüş olduğu ABD’ye yerleşmiş. İşte “Türk-Amerikan ortak yapımı” Kırmızı Kelebek İranlı bir sinemacının adeta sürgüne gidercesine ülkesinden ayrılıp ABD’ye yerleştikten sonra geçmişte bir dizi ortak yapım gerçekleştirmiş olduğu Türkiye’de bu kez çok daha sınırlı maddi olanaklarla yeni bir ortak yapım projesi üzerinden sinemaya geri dönme çabasının bir parçası olarak görünüyor. Ancak Şeybani’nin sinemaya dönme çabaları umduğu gibi gitmemiş olsa gerek ki T. İnanoğlu bir ABD ziyareti sırasında bu eski ortağını arayıp bulduğunda onun küçük bir müzik kaseti stüdyosunda ses teknisyeni olarak çalışmakta olduğunu kaydediyor.

Kırmızı Kelebek (1982) filminde Bulut Aras ve Frances Chandler, İstanbul Ortaköy camii önünde, B-film aksiyon sahnesi.

Kırmızı Kelebek’in başrollerinde (The Curse of the Red Butterfly’nın künyesinde adı “Bo Taras” olarak geçen) Bulut Aras ve Frances Chandler adlı, başka herhangi bir filmin künyesinde adı geçmeyen kadın bir oyuncu var. Erkek başrol için önce Cüneyt Arkın ile “prensipte” anlaşma sağlanmış ama çekimlere başlanma arifesinde Arkın diğer çalışmalarının yoğunluğunu gerekçe göstererek vazgeçince Bulut Aras onun yerine angaje edilmiş (**). Yardımcı rollerde ise (The Curse of the Red Butterfly’nın künyesinde adı “Cok Sal” olarak geçen) Yılmaz Köksal ve He-Man Dünyalar Hakimi (Masters of the Universe, 1987) gibi bazı filmlerde küçük rollerde görünmüş olan Tony Carroll adlı vücut geliştirici var. Filmin kötü adamını ise B-tipi sinemanın kült oyuncularından Gordon Mitchell canlandırıyor. Mitchell Kırmızı Kelebek’ten önce de ortak yapımlar dahil Türkiye’de çekilmiş altı filmde oynamıştı ve Kırmızı Kelebek sonrasında da iki ortak yapımda daha rol alacaktı.

Temmuz 1982’de çekilip Ekim 1983’te vizyona giren Kırmızı Kelebek’in Türkiye’den başka herhangi bir ülkede sinemalarda gösterildiğine dair veri yok. Öte yandan bu ortak yapım Norveç’ten Japonya’ya dek pek çok ülkede video mecrasında piyasaya sürülmüş; 2020’de Almanya’da dvd’si de çıkmıştı. Türkiye’de ise sinema vizyonundan sonra televizyonda zaman zaman gösterilmiş; ayrıca 2022’den bu yana youtube’da (Burç Film’in bir markası olan) Lav Film logolu “restorasyonlu” bir sürümü üzerinden izlenebiliyor.

Kırmızı Kelebek (1982) aksiyon filmi sahneleri, İstanbul Kapalıçarşı çatısında kovalamaca sahnesi.

Kırmızı Kelebek’in mevcut Türkçe sürümleri ile dış pazarlardaki sürümleri arasında kan-revan ve çıplaklık içeren sahnelerin Türkçe sürümlerde noksan oluşu başta olmak üzere çok sayıda farklılık var. Bu tespiti filmin Der Todestanz des roten Schmetterlings (Kırmızı Kelebeğin Ölüm Dansı) adını taşıyan 84 dakikalık Alman Vegas Video vhs sürümünü Kırmızı Kelebek’inyoutube’daki 74 dakikalık Lav Film sürümü ve yaklaşık 76 dakikalık, logosuz bir başka Türkçe sürüm ile karşılaştırarak yapıyorum. Günümüzde youtube’a “restorasyonlu” diye lanse edilerek yüklenen filmlerin çoğunun aslında -muhtemelen oto-sansür güdüsüyle- makaslanmış oldukları doğru olmakla birlikte Kırmızı Kelebek’in Türkçe versiyonun dış pazarlardaki versiyonundan neredeyse 10 dakika daha kısa oluşu yalnızca ‘makaslanmış’ olmasına indirgenemez. Çünkü Kırmızı Kelebek’teki bazı sahneler de Almanca versiyonda yok ve Almanca versiyonda çıplaklık içeren bir sahne Kırmızı Kelebek’te alternatif bir mizansen içeriyor, yani aynı sahne farklı pazarlar için iki kez farklı biçimlerde çekilmiş.

Kırmızı Kelebek filme adını veren mücevherin geçmişinin aktarıldığı bir dizi sahneyle açılıyor. Bu sahnelerden milattan önceki yıllarda geçen ilki Almanca versiyonda yok, Almanca versiyon “bedeviler” arasındaki savaş sahnesiyle açılıyor. Bu arada Kırmızı Kelebek’in afişinde resmedilen dinozorun ise filmin hiçbir versiyonunda ekrana gelmediğini kaydedeyim. Kırmızı Kelebek boyunca Almanca versiyonda yer almayan birkaç kısa sahne daha var ancak bunlar eksikliği hissedilmeyen sahneler.

Öte yandan Gordon Mitchell’in canlandırdığı mafyatik tipin Ata Saka tarafından canlandırılan celladının Orta Asya kökenli görünümlü bir antikacının yüzüne Mario Bava’nın başyapıtlarından Şeytanın Maskesi’ne (La maschera del demonio, 1960) adını veren maskeyi anımsatan tarzda iç tarafında sivri çıkıntılar olan demir bir maskeyi saplama sahnesi Kırmızı Kelebek’te tam maske saplanmak üzereyken kesiliyor. Alman videoda ise bu sekans devam ederek maskenin dışına kan fışkırması/sızması ile sona eriyor. Keza Ata Saka’nın canlandırdığı katilin, Frances Chandler’ın canlandırdığı Veronica adı karakteri alıkoyduğu bir sahnede kadının çıplak göğsünü bıçakla çizerek kanattığı kısa bir sekans da Alman videoda ekrana gelirken Kırmızı Kelebek’ın mevcut sürümlerinde kesilmiş. Der Todestanz des roten Schmetterlings’ın 1984’te B. Almanya’da çocuklara satışının yasaklanmasına bu sekanslar sebep olmuş olsa gerek.

Kırmızı Kelebek (1982) filminde Gordon Mitchell, Frances Chandler ve Ata Saka ile birlikte harabe alanında aksiyon sahnesi.

Kırmızı Kelebek ile dış pazarlara yönelik versiyonu arasındaki belki de en ilginç fark Bulut Aras’ın canlandırdığı Ali Murat ile Veronica’nın telefonda randevulaştıkları sahneye ilişkin. Alman videoda Veronica duşa girmek üzere soyunuk haldeyken telefonu çalıyor, Kırmızı Kelebek’te ise havluya sarılı vaziyette uzanmışken. Ayrıca Alman videoda telefon görüşmesinin ardından Veronica’nın duş almasını da izliyoruz.

Kırmızı Kelebek’in lobi kartlarından birinde Veronica’nın havluya sarılı vaziyette telefonda konuştuğu sekanstan bir kare de var, yani Veronica’nın soyunuk olduğu sekansa alternatif olarak çekilmiş bu havlulu sekans filmin Türkiye’deki sinema versiyonu için çekilmiş. Öte yandan lobi kartlarında birer karesi görülen başka iki sahne ise Kırmızı Kelebek’in mevcut sürümlerinde yok. Alman videoda izlediğimiz bu sahnelerden biri Galatasaray hamamı önünde geçen kısa bir mizahi sahne. Diğeri ise Ali Murat ile Veronica’nın yatakta sevişme sahnesi. Bu arada bir diğer lobi kartında Ali Murat’ın hapishane avlusunda uzun saçlı bir gence bir avuç kâğıt para gösterdiği bir kare ne Kırmızı Kelebek’te ne Alman videoda mevcut değil.

Kırmızı Kelebek ile Alman video arasındaki farklar yalnızca eksik/fazla sahnelerden ibaret değil, ses (diyalog-müzik) kuşağında da yer yer dikkat çekici farklar var. Ali Murat Veronica’ya İstanbul’u gezdirirken faytonla seyahat ettikleri bir sahnede Veronica’nın “Yalan yanlış birtakım şeylerle beynimizi yıkamışlar bizim. Türkiye o kadar güzel, insanlarınız o kadar sıcak ki. Duyduklarımızla değil gördüklerimizle, bildiklerimizle değerlendirmemiz lazım her şeyi. Herkesten af dilemek istiyorum. Utanıyorum” dediği, Ali Murat’ın ise “Sen değil, Türkler hakkında kötü konuşanlar utansın” karşılığını verdiği diyalog Alman videoda yok, onun yerine bu sahnede ‘Üsküdar’a giderken’ türküsünün enstrümental hali çalıyor. Bu sahnenin devamında Ali Murat ve Veronica İstanbul’un muhtelif köşelerini gezerken Kırmızı Kelebek’te (logosuz sürümünde) Nükhet Duru’nun ‘İstanbul’ şarkısını dinliyoruz (Lav Film’in youtube’ya yüklediği “restorasyonlu” sürümde bu şarkı besbelli youtube’da telifsiz kullanımdan kaçınma zorunluluğu dolayısıyla çıkarılmış yerine alelade enstrümental bir müzik konulmuş), Alman videoda ise ‘Üsküdar’a giderken’ türküsünün enstrümentali çalmaya devam ediyor. Yani Kırmızı Kelebek’te perdeye gelen İstanbul manzaraları eşliğinde ezgisi nispeten Batılı tarzda bir şarkı kullanılırken diğer pazarlara yönelik versiyonda daha ‘oryantal’ tınılı bir ezgi kullanılması tercih edilmiş.

Kırmızı Kelebek (1982) Yeşilçam ortak yapımı aksiyon filminde antika dükkanı sahnesi, Frances Chandler ve Tony Carroll.

Her iki versiyondaki farklılıklardan sebebini anlamanın zorluğu dolayısıyla en beklenmedik olanı ise Alman videonun finalinde Kırmızı Kelebek’e oranla fazladan iki sahnenin daha oluşu. [Spoiler okumak istemeyenler bu paragrafın buradan sonrasını atlayarak bir sonraki paragrafa geçebilirler] Kırmızı Kelebek araba enkazına Ali Murat’ın tepeden bakmasıyla sona ererken Alman videoda bu sahneden sonra havaalanında geçen bir karşılama-veda sahnesi ve en son olarak gizemli bir elin kırmızı kelebeği eline aldığı kısa bir sekans daha var.

Neticede Kırmızı Kelebek orta halli bir B-tipi aksiyon filmi. Dış pazarlara yönelik versiyonunda bir miktar kan-revan ve kadın çıplaklığının da olması bu versiyonu kısmen istismar sinemasına da yaklaştırıyor. Kırmızı Kelebek’te istismar sinemasından aşina olduğumuz bir başka sahne ise bir kadın-kadına kavga sahnesi ki daha çok mizahi bir yönelimle sunulan bu sahne filmin tüm versiyonlarında mevcut. Motosikletli sahneler filmdeki aksiyonu çeşitlendirmeye dönük hamleler.

Öte yandan kanımca filmin en cazip unsuru Ali Murat’ın arkadaşı rolündeki Yeşilçam emektarı Yılmaz Köksal’ın kavga sahnelerinde zaman zaman sergilediği akrobatik performanslar ve filmin ikinci yarısındaki bir sahnede dublör kullanmadan bir ipe tutunarak ‘düz duvara’ tırmanışı! Ayrıca havaalanındaki veda sahnesinde Köksal’ın Frances Chandler’la usulen yanak yanağa öpüştükten sonra bir centilmen gibi bu yabancı kadın oyuncunun ayrıca elini de öpmesi bana senaryo-dışı, vefatından önce tanışma şansını bulup nezaketine, alçak gönüllülüğüne tanıklık ettiğim Köksal’ın kalenderliğini yansıtan spontane bir jest gibi geliyor…

(*) Giovanni Scognamillo, Bay Sinema: Türker İnanoğlu (TÜRVAK, 2004) sf. 159-165.

(**) ‘Bulut Aras öldü, yaşasın Bo Aras’, TV’de 7 Gün no. 27 (28.6.1982) sf. 18.

Kaya ÖZKARACALAR

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm