iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Ninja Zombie 1992 filminden zombi karakterinin yakın plan çekimi

Kült sinemanın tozlu raflarında öyle yapımlarla karşılaşırsınız ki, “Bunu çeken ekip o sırada ne düşünüyordu?” demekten kendinizi alamazsınız. 1992 yılında Illinois’de, tamamen arka bahçe sinemacılığı (backyard filmmaking) motivasyonuyla Super 8 formatında çekilen ve tam 26 yıl boyunca bir bodrum katında gün yüzüne çıkmayı bekleyen Ninja Zombie, tam olarak bu tanımın karşılığı. Yönetmen Mark Bessenger’ın resmi olmayan bu ilk uzun metrajlı denemesi, Troma tarzı ucuz ama samimi bir sinema tutkusunu her karesinde hissettiren eksiksiz bir iyi “kötü film” örneği.

Yönetmen Mark Bessenger, kariyerinin ilerleyen yıllarında The Last Straight Man veya Rhapsody gibi kuir romantik dramalara, hatta Here TV’deki Gayliens adlı bilim kurgu serisine uzanan oldukça farklı işlere imza attı. Ancak her şeyin başladığı yer burası: Chicago banliyölerinde, bir arkadaş grubuyla hayata geçirilen bu bütçesiz korku-aksiyon-komedi hibriti. Bessenger’ın Blu-ray röportajında dürüstçe kabul ettiği gibi, o dönem sette teknik olarak ne yaptığını tam anlamıyla bilen tek bir kişi bile yoktu. Fakat buradaki temel mesele, bütçe ve teknik ekipman eksikliğinin, türe duyulan saf aşk ve amatör bir ruhla kapatılmış olması.

Yönetmen Mark Bessenger imzalı Ninja Zombie 1992 filminden bir dövüş sahnesi

Hikaye ise baştan aşağı absürtlük üzerine kurulu. Kötü niyetli Spithrachne’nin liderliğindeki Kızıl Örümcek Kültü, Profesör Orlan Sands’in peşine düşüyor. Profesör de çareyi karate şampiyonu dostu Jack Chase’ten yardım istemekte buluyor. Ancak Jack, kült lideri tarafından öldürülünce işler değişiyor. Çaresiz kalan profesörümüz, boş zamanlarında tenis oynamayı seven voodoo rahibi Brother Banjo’nun kapısını çalıyor ve Jack’i bir Ninja Zombi olarak dünyaya geri getiriyor. Deri yeleği, nunchuckları ve zombi kung-fu yetenekleriyle dirilen Jack; hem nişanlısı Maggie’yi kurtarmak hem de antik bir kalıntının peşindeki kültü durdurmak için dövüşmeye başlıyor.

Film, isminin hakkını sakınmadan, seyirciye tam olarak vadettiği şeyi, yani yaşayan bir ninja zombiyi sunuyor. Dönemin Chicago atmosferini tüm çıplaklığıyla yansıtan yapım; motorcuların kağıt duvarlardan geçmesi, göz tırmalayan tuhaf saç modelleri, ucuz deri kostümler ve amatörlüğü her halinden belli olan enerjik dövüş koreografileriyle tam bir görsel şölen. Özellikle Spithrachne karakterinin karikatürize kötü adam performansları ve Brother Banjo’nun doğaüstü yeteneklerini mahalledeki tenis maçlarında hile yapmak için kullanması gibi detaylar, filmin gore-komedi tonunu iyice belirginleştiriyor.

Ninja Zombie 1992 filminde mezarlık sahnesindeki deri yelekli zombi kung fu karakteri

Teknik tarafta ise tam bir analog süreci mevcut. Super 8mm filme çekilen yapım, ardından analog video (Beta-SP) üzerinde kurgulanmış. 90’ların başında çekilmesine rağmen, o dönemin meşhur ninja çılgınlığının son demlerine denk geldiği ve hiçbir dağıtımcı bu işe para yatırmaya cesaret edemediği için film on yıllarca kutularda saklı kaldı. Hatta bu yüzden resmi filmografilerde Bessenger’ın ilk filmi olarak genellikle 1994 tarihli Rhapsody kabul edilir; çünkü Ninja Zombie piyasaya hiç çıkamadığı için adeta hayalet bir yapım olarak kalmıştı.

Filmin kaderini değiştiren ise AGFA (American Genre Film Archive) ve Bleeding Skull gibi fiziksel medya koruyucularının bu kayıp eseri yeraltından çıkarıp restore etmesi oldu. Önce DVD, ardından Blu-ray basımlarıyla nihayet hak ettiği değere kavuştu. Filmin içinde yer alan ve Night of the Living Dead’e göz kırpan o kendine has gönderme ise, Bessenger’ın yıllar sonra çekeceği kuir temalı işlerin ilk sinyali olarak sinefillerin dikkatini çekmeyi bekliyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm