iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
30
Oca
2009

L’Ilya (2001)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. 1 Yorum Var
L'Ilya 2001 Tomoya Sato film sahnesi

Japon bağımsız sineması, insan psikolojisinin o en karanlık, kimsenin deşmek istemediği köşelerine ışık tutan işlerle doludur. Bu yeraltı dünyasının en gizemli ve kışkırtıcı figürlerinden biri de kuşkusuz Tomoya Sato. Sato’nun sineması; izolasyon, ölüm takıntısı ve insanın karanlık dürtüleri üzerine kurulu. Büyük stüdyoların özen göstermediği, ancak Small Gauge Trauma gibi özel antolojilerde ya da nadir DVD basımlarında karşımıza çıkan bu filmlere ulaşmak da bir hayli zor. (neyse ki internet var!)

Sato, yolculuğuna 1995 yapımı Marehito ile başlamıştı. Shinya Tsukamoto tarzı cyberpunk tarzına yakın duran bu başlangıçtan sonra, 2006’da Shita: Deadly Silence ve 2021’de zombi temalı Dead or Zombie gibi türler arası geçiş yapan işlere imza attı. Ancak Sato’yu yeraltı sinemasında bir efsaneye dönüştüren, vizyona girdiği dönemde aldığı sert tepkilerle kült mertebesine erişen 2001 yapımı L’Ilya’dır.

İntiharın Kayıt Defteri: L’Ilya

Yaklaşık 39 dakikalık bu uzun-kısa metrajlı film, doğrudan intihar olgusuna odaklanıyor. Hiç kuşku yok ki intiharın bir ulustaki ortak ruh hali üzerinde güçlü bir etkisi var; Sato da bu filmde geleneksel Japon toplumunun bu sancılı tarafına bakıyor. 16mm çekilen film, bir tür korkunç röntgencilik (macabre voyeurism) üzerinden işliyor. El kamerası kullanımı, binadan atlayan ya da bileklerini kesen insanların görüntülerindeki o çiğ ve belgesel tarzı rahatsızlık hissini daha da artırıyor.

Filmin merkezinde, 23 yaşındaki Lilya var. Lilya için intihar etmek isteyenlerin son anlarını videoya kaydetmek bir meslek gibi. İnsanları durdurmak, vazgeçirmek ya da onlara yardım etmek gibi bir derdi yok; tek görevi pasif bir gözlemci olarak kaydetmek. Hatta bu dehşet verici görüntüleri gece kulüplerinde sanat adı altında insanlara izletiyor. “Bu sanat mı, yoksa çok mu ileri gittik?”

İletişimsizlik ve Aynadaki Yansıma

Filmdeki alt metne odaklandığımızda, iletişimsizliğin ve duyguları ifade edememenin sonuçlarını görüyoruz. Lilya, başlarda bu ölümlere karşı tamamen hissizken, fotoğrafçı erkek arkadaşıyla olan ilişkisi sayesinde bir farkındalık yaşamaya başlıyor. Bu içsel dönüşüm, kendisine başvuran 29 yaşındaki genç bir kadının hikayesiyle pekişiyor.

Lilya, bu zeki ve güzel kadının neden pek de tanımadığı eski sevgilisi uğruna canına kıymak istediğini anlayamaz. Ancak konuşmalar derinleştikçe fark eder ki asıl mesele iletişim eksikliğidir. Genç kadının yaşadıkları, aslında Lilya ve erkek arkadaşının ilişkisinin birebir aynısıdır. Bu bağ, Lilya’nın erkek arkadaşının o intihar kasetini izledikten sonra kendi canına kıymasıyla sarsıcı bir boyuta ulaşır. Lilya artık gerçekle olan kontrolünü kaybeder; etrafında erkek arkadaşının ve o kadının silüetlerini görmeye başlar. Hatta sanrılarında kadının kamerayı ona doğrultup o kaçınılmaz soruyu sorduğunu duyar: “İntihar etme sebebiniz nedir?”

Tomoya Sato yönetmen L'Ilya

Finaldeki Belirsizlik

Filmin doruk noktasında Lilya, intiharla kurduğu bu hastalıklı bağı kişiselleştirir ve banyoda bileklerini keser. Ancak Sato, bize net bir şey söylemiyor. Sahne aniden bir morga kesilir ve Lilya’yı erkek arkadaşının cesedini teşhis ederken görürüz.

Bu morg sahnesi gerçek mi? Lilya intihar girişiminden kurtuldu mu? Yoksa bu bir ölüm fantezisi mi?

Tomoya Sato, Montreal’deki bir gösterimde “Sürekli ölümü düşünüyorum” diyerek zihnindeki karanlığı itiraf etmişti. L’Ilya da tıpkı yönetmeninin zihni gibi; net cevaplar vermiyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


1 Yorum

  1. Emre Türker 12 Şubat 2009 - 10:08

    Sıkı bir filme benziyor.

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm