iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Pembe film S&M alt türünde mum ışığında shibari (ip bağlama) sahnesi

60’lı yıllarda Japon sineması çıkmaza girmiş ve Samuray filmleri fazla ilgi görmemeye başlamıştı. Bu sebeple Japon film şirketleri yeni arayışlar içine girdiler. Japon sinema tarihinde marjinal bir alt türden öte, bağımsız bir endüstriyel modelin adı olan bu filmler, başlangıçta erotik ve prodüksiyon kelimelerinin birleşimiyle oluşan “Eroproductions” adı ile tanımlanmıştı. Asıl karakteristiği, başlarda Nikkatsu, Toei veya Shochiku gibi Beş Büyük stüdyonun dışında, küçük ve bağımsız şirketler tarafından üretilip dağıtılması olan bu türün temel amacı uyarma olsa da, Pinku eiga karakter gelişimi, hikaye anlatımı ve teknik kalitenin de hakkını veren bir yapıya sahipti. Türün endüstriyel kimliğini belirleyen katı bir formülü vardı: Ekonomik kaygılarla 16mm veya 35mm film stoklarına çekilmeleri, genellikle bir hafta gibi olağanüstü kısıtlı bir sürede tamamlanmaları, ortalama uzunluklarının 60 dakika olması ve ticari zorunluluk gereği belirli aralıklarla seks sahnelerine yer verilmesi şarttı. Bu şirketlerden Nikkatsu, stüdyo yöntemiyle çekilen ve Roman Porno da denilen filmlere yöneliyordu. (Daiei, ve Toei dönemin diğer ünlü film şirketlerdir.)

Savaş sonrası ilk on yılda çıplaklık kesin bir tabuyken (1946’da ilk öpüşme sahnesi bile sansasyon yaratmıştı), 1950’lerin ortalarından itibaren Shintoho stüdyosunun İnci Dalgıçları (Pearl Diver) ve gençlik isyanını konu alan Güneş Kabilesi (Sun Tribe / taiyozoku) filmleriyle bedenin teşhiri ve cinsellik beyaz perdeye sızmaya başlamıştı. Japonya’daki sansür sistemi (Japon film denetleme kurulu Eirin) kadın ve erkeğin cinsel birleşmesini, cinsel organlarının görünmesini yasaklamıştı. Filmlerde bu kareler flulaştırılarak (mozaik veya sisleme yöntemiyle) gösteriliyordu. Fakat bu estetik kısıtlamalar yönetmenleri göstermeden anlatma sanatında ustalaşmaya ve son derece yaratıcı çözümlere itti; stratejik noktalara mum, şişe, lamba gibi dekorlar yerleştiriyor veya oyuncuların vücut kıllarını tıraş ediyorlardı. Donald Richie bu durumu, her şeyi gösterdiği için Batı pornografisiyle kıyaslayarak, Japon Pink sinemasının sansürü aşmak için kullandığı bu artistik önlemler sayesinde sanatsal bir derinlik kazandığını ve olağanüstü sanat eserleri yarattığını belirtir. Pia Harritz’e göre de bu stratejik dekor ve karmaşık kompozisyonlar, izleyiciyi sadece cinsel görüntülerle değil, toplumsal cinsiyet ve insan zihninin karmaşıklığıyla da yakalıyordu. Fakat bu sansür sistemi belki de kadına karşı uygulanan en sert sadomazoşist arzuları gösteren sahnelere izin veriyordu.

Pembe filmleri kendi içlerinde ikiye ayırmak mümkün: Pinku Eiga ve Pinku Violance. Pinku Eiga’da kadına olan şiddet cinsellikle yoğrulurken Pinku Violance filmlerinde ise yine aşırı cinsellik ve kadına karşı şiddetin yanında bu şiddete maruz kalan kadınların kanlı intikam hikayeleri de anlatılmaktadır.

Siyah beyaz çekilmiş Pinku Eiga filminde yanardağ manzarası önünde duran kadın karakter

Sansür sistemi bu tarz filmlerin Japonya’nın dünya üzerindeki prestijini zedeleyeceği düşüncesiyle yurt dışında dağıtımına ve festivallerde gösterilmesine izin vermiyordu. Meraklıları dışında uzun bir süre sinemaseverler bu filmlerden ya haberdar olamadı ya da haberdar olduğu halde ulaşamadı. 90’lı yılların sonu ve 2000’li yılların başından itibaren bazı Amerikan video şirketlerinin bu filmleri DVD olarak piyasaya sürmesi ve internetle birlikte bilgiye ulaşılabilirliğin artmasıyla birlikte dünya pazarında Pinku filmlerine olan ilgi de çığ gibi büyümeye başlamıştır. Nitekim 2000’lerde uluslararası ilgi öylesine artmıştır ki, Mitsuru Meike’nin The Glamorous Life of Sachiko Hanai (2003) filmi festivallerde büyük beğeni toplamış ve hatta Güney Kore’de kadınlara özel Pink film festivalleri bile düzenlenmiştir.

Bu dönemde birçok yönetmen ön plana çıkıyordu ki bunlardan en önemlileri Noburo Tanaka, Tatsumi Kumashiro, Koji Wakamatsu’nun da aralarında bulunduğu bir dizi yönetmendir. (Özellikle Kumashiro ilerleyen yıllarda “Roman Porno Kralı” olarak anılırken, Noboru Tanaka dönemin en saygın yönetmenlerinden biri olmuştur. 1965’te Nikkatsu’dan ayrılarak kendi stüdyosunu kuran Koji Wakamatsu ise cinselliği şiddet, misojini ve sadizm gibi temalarla öncülük ederek türü derin siyasi mesajların verildiği radikal bir alana taşıdığı için “Pink Godfather” unvanını almıştır.) Pinku Eiga filmlerinin ilk örneklerine baktığımızda filmlerin erotizm dışında birçok politik (Amerikan karşıtı politikalar) ve psikolojik (özellikle Freudyen) unsur içerdiğini söylemek mümkün.

Roman Porno filminde bıçak tutan ıslak saçlı kadın karakterin yakın plan portresi

Japonyayı saran bir diğer Pembe dalga ise büyük stüdyolardan Toei’nin pazara girerek başlattığı Pinku Violance filmleri furyasıdır. Özellikle seks ve kılıç kullanan samuray kadınlar üzerine yoğunlaşıyordu. Erotizm, aksiyon ve şiddetle harmanlanmış bu akımda, Reiko Ike, Miki Sugimoto ve meşhur Sasori (Akrep) serisiyle ikonlaşan Meiko Kaji dönemin en önemli yıldızları olmuştur. Bu filmler son derece stilize fakat kalitesiz B-Film özelliklerini taşıyan ve kadın sömürüsü ve şiddete uğrayan kadının intikam alması üzerine kurgulanıyordu. Ayrıca yakın dönemde Tarantino gibi yönetmenleri de etkisi altına alan bu filmler yönetmenin Kill Bill ve Death Proof gibi başarılı yapımlara imza atmasında en büyük ilham kaynağı oluyordu.

İlk dönem Japon Pembe filmlerine baktığımızda Amerikan Sexploitation filmlerinden farklı olarak yukarıda da belirttiğim gibi sosyal mesajlar içerdiğini söylemek mümkün. Pembe dalganın ilk filmi yönetmenliğini Satoru Kobayashi’nin yaptığı 1962 yapımı Flesh Market (Nikutai no Ichiba) filmidir. Yalnızca 8 milyon yenlik bir bütçeyle çekilmesine rağmen 100 milyon yen hasılat yaparak bu devasa bağımsız pazarın ticari potansiyelini kanıtlayan filmin yıldızı Tamaki Katori de “Pink Prenses” unvanını almıştır. İlk büyük bütçeli Pembe film ise Tetsuji Takechi imzalı Daydream’dir. Büyük bir stüdyo olan Shochiku tarafından dağıtılan bu film türün prestij kazanmasını sağlamıştır. Daha sonra Takechi’nin 1965 yılında çektiği Black Snow filmi ise yönetmenin işlediği politik konular (Amerikan karşıtı söylemler) ve aldığı müstehcenlik suçlaması yüzünden başını oldukça büyük belalara sokacak; fakat yönetmen bu olaylardan aklanacaktır. Bu tarihi davayı kazanması, Pink sinemasını spot ışıklarının altına itmiş, hukuki bir koruma kalkanı sağlamış ve üretimi bir trend haline getirmiştir. Hiroshi Mukai, Kinya Ogawa ve Shinya Yamamoto ilk dönemin en iyi yönetmenleridir. Bu isimlerin yanı sıra, kendi bağımsız şirketlerini kuran Michio Ishihara ve Kan Mukai türün kurumsal temelini sağlamlaştırmış, Giichi Ogawa ve Michiyoshi Yamamoto gibi yönetmenler ise estetik sınırları genişlettikleri için “İlk Dalganın Kahramanları” unvanını almışlardır. Dönemin ikonografisinde, Japon seks filmlerinin “İlk Kraliçesi” Noriko Tatsumi ve kariyerlerine bağımsızlarda başlayıp ana akıma sıçrayan Kazuko Shirakawa ile Meile Nagisa gibi kadın oyuncular hayati rol oynamıştır.

60’lı yılların sonlarına doğru yine yukarıda belirttiğim gibi Japonya’nin en büyük film şirketlerinden Nikkatsu’nun softcore filmlere el atmasıyla birlikte 1967 ve 1974 yılları arasında bu filmler altın çağını yaşayacaktı. İflası önlemek için aksiyon filmlerini bırakıp tamamen bu türe yönelen Nikkatsu’nun Roman Porno serisi, Pink film formülünü daha yüksek bütçe ve sanatsal özgürlükle (saatte en az 4 seks sahnesi kotasıyla) uygulamıştır. Serinin ilk filmi Apartment Wife: Affair In the Afternoon büyük başarı yakalamış, ilerleyen yıllarda ise Naomi Tani S&M (Sadomazoşizm) alt türünün kraliçesi haline gelmiştir. Yine 70’li yıllarla birlikte Sukeban serileri ile birlikte Pinku Violance dalgası bu tarz filmlerin ve film şirketlerinin ömrünü bir süre daha uzatacaktır.

Pinku Eiga filminde kırmızı-yeşil renk paletiyle çekilmiş, saçları dağılmış kadın karakter sahnesi

80’li yıllara geldiğimizde ise bu tarz filmlerin piyasadaki pazar payının gittikçe gerilediğini söylemek mümkün. Bunun en büyük nedenleri Japonya’nın video sektöründe öncü ülkelerden biri olması, ülkeye giren filmlerdeki sansür yasalarında ki katı tutumun giderek yumuşaması (bununla tezat oluşturacak şekilde Eirin’in 1984 ve 1988’de sansür kurallarını yerli filmler için daha da katılaştırması Nikkatsu’nun Roman Porno serisini 1988’de tamamen sonlandırmasına yol açmıştır) ve ülkeye giren yabancı film sayısındaki artışı gösterebiliriz. Bu zor dönemde türü ayakta tutan Genji Nakamura, Banmei Takahashi ve Mamoru Watanabe “Pink’in Üç Sütunu” olarak adlandırılmış ve teknik estetiğe odaklanarak “Pink Art” tarzını yaratmışlardır; hatta Nakamura Japonya’nın ilk eşcinsel temalı pembe filmlerinden birini yönetmiştir. Zaten 80’lerdeki bu kötü gidişten sonra 1993 yılında en büyük Pembe film şirketlerinden biri olan Nikkatsu o dönemde iflas ettiğini duyurmuş fakat daha sonra piyasaya tekrar geri dönmüştür. Ancak bu iflas döneminde ve 1990’larda, Pink filmler yönetmenler için tam bir auteur sığınağı haline gelmiş; Kazuhiro Sano, Toshiki Satō, Takahisa Zeze ve Hisayasu Satō “Dört Göksel Kral” olarak anılarak sanatsal kaygılarla karanlık ve deneysel filmler çekmişlerdir.

Belli Başlı Pembe Film Yönetmenleri

•    Yasuharu Hasebe
•    Ryuichi Hiroki
•    Toshiharu Ikeda
•    Yutaka Ikejima
•    Takashi Ishii
•    Teruo Ishii
•    Shunya Itō
•    Satoru Kobayashi
•    Kazuo “Gaira” Komizu
•    Masaru Konuma
•    Minoru Kunizawa
•    Kiyoshi Kurosawa
•    Tatsumi Kumashiro
•    Yoshimitsu Morita
•    Giichi Nishihara
•    Koyū Ohara
•    Kazuhiro Sano‎
•    Hisayasu Satō
•    Toshiki Satō
•    Chūsei Sone
•    Masayuki Suo
•    Norifumi Suzuki
•    Yūji Tajiri
•    Tetsuji Takechi
•    Yōjirō Takita
•    Noboru Tanaka
•    Takechi Tetsuji
•    Toshiya Ueno
•    Kōji Wakamatsu
•    Yumi Yoshiyuki
•    Takahisa Zeze

Ünlü Pembe Film Oyuncuları

•    Asami
•    Yumika Hayashi
•    Reiko Ike
•    Sakurako Kaoru
•    Tamaki Katori
•    Junko Miyashita
•    Reiko Oshida
•    Kazuko Shirakawa
•    Maki Tomoda
•    Miki Sugimoto
•    Naomi Tani
•    Noriko Tatsumi

Bazı Pembe Film Örnekleri

•    The Bite (Mukai, 1966)
•    The Embryo Hunts In Secret (Wakamatsu, 1966)
•    Slave Widow (Watanabe, 1967)
•    Absolutely Secret: Girl Torture (Komori, 1968)
•    Go, Go Second Time Virgin (Wakamatsu, 1969)
•    Ecstasy of the Angels (Wakamatsu, 1972)
•    Entrails of a Virgin (Komizu, 1986)
•    Sexy Battle Girls (Watanabe, 1986)
•    S&M Hunter (Kataoka, 1986)
•    Keep on Masturbating: Non-Stop Pleasure (Ueno, 1994)
•    Blissful Genuine Sex: Penetration! (Toshiki Satō, 1995)
•    Rafureshia (Hisayasu Satō, 1995)
•    Adultery Diary: One More Time While I’m Still Wet (Toshiki Satō, 1996)
•    I Thought About You (Kitazawa, 1997)
•    Office Lady Love Juice (Tajiri, 1999)
•    Sad and Painful Search: Office Lady Essay (Araki, 2000)
•    Apartment Wife: Moans from Next Door (Toshiki Satō, 2001)
•    A Saloon Wet with Beautiful Women (Kashihara, 2002)
•    Ambiguous (Ueno, 2003)
•    The Glamorous Life of Sachiko Hanai (Meike, 2003)
•    A Lonely Cow Weeps at Dawn (Gotō, 2003)
•    Lunch Box (Imaoka, 2004)
•    Tsumugi (Takahara, 2004)
•    Frog Song (Imaoka, 2005)
•    Miss Peach: Peachy Sweetness Huge Breasts (Yoshiyuki, 2005)
•    Big Tit Sisters: Blow Through the Valley (Yoshiyuki, 2006)
•    Fascinating Young Hostess: Sexy Thighs (Takehora, 2006)
•    Molester’s Train: Sensitive Fingers (Kato, 2007)
•    New Tokyo Decadence – The Slave (Osamu Satō, 2007)
•    Women… Oh, Women!‎ (Takechi, 1963)
•    Daydream (Takechi, 1964)
•    Front Row Life (Kumashiro, 1968)
•    Ukiyo-e Cruel Story (Takechi, 1968)
•    Daydream (Takechi, 1981)

Nikkatsu “Roman Porno” Filmleri

•    Flower and Snake (Konuma, 1974)
•    Wife to be Sacrificed (Konuma, 1974)
•    A Woman Called Sada Abe (Tanaka, 1975)
•    Assault! Jack The Ripper (Hasebe, 1976)
•    Cloistered Nun: Runa’s Confession (Konuma, 1976)
•    Tattooed Flower Vase (Konuma, 1976)
•    Erotic Diary of an Office Lady (Konuma, 1977)
•    Angel Guts (9-film series, 1978-1994)
•    Woman with Red Hair (Kumashiro, 1979)
•    Zoom In: Rape Apartments (Naosuke Kurosawa, 1980)
•    Time Escapade: 5 Seconds Til Climax (Takita, 1986)
•    Itoshino Half Moon (Takita, 1987)

Toei “Pinky violence” Filmleri

•    Terrifying Girls’ High School (4-film series, 1972-1973)
•    Girl Boss Guerilla (Norifumi Suzuki, 1972)
•    Sex & Fury (Norifumi Suzuki, 1973)
•    Terrifying Girls’ High School: Lynch Law Classroom (Norifumi Suzuki, 1973)
•    School of the Holy Beast (Norifumi Suzuki, 1974)

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


4 Yorum

  1. Eunus 2 Temmuz 2009 - 19:48

    Ünlü aktrislerden bir de Yôko Mihara var. Olur olmaz filmlerde beyaz teniyle, olgun ve dolgun vücuduyla arz-ı endam eden bu hanımefendi bir dönem Toei’in demirbaş oyuncularındandı.

    Yanıtla
  2. tolga demirtaş 3 Temmuz 2009 - 06:37

    yoko!! evet listeye eklenebilir duru bir güzelliği vardır.

    Yanıtla
  3. ceren yegen 11 Şubat 2010 - 03:35

    Japonlar gerilim ve korku sinemasının dışında ilk dönem erotik sinemasında da ii işler icraa etmişler gördüğüm kadarıyla :))

    Yanıtla
  4. Tolga D. 11 Şubat 2010 - 07:55

    japon pinku filmleri erotizm dışında, verdiği sosyal mesajlarla da önemli yapımlara imza atmışar…

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm