iyiköfüfilm

Poliziotteschi Filmleri

Tarih: 03/02/2012

Poliziotteschi, İtalyan suç ve aksiyon sinemasının bir alt türü olarak 1960’ların sonunda ve 1980’lerin başında en popüler dönemlerini yaşadı. “Poliziotteschi” terimi, “Polizia” polis kelimesinden türemiştir. Genellikle de Italian-Crime ve Euro-Crime filmler olarak adlandırılır. “Poliziottesco” kelimesi, özellikle 1970’lerde suç ve polis aksiyonlarını temsil eder ve bu filmlerin çoğunlukla işlediği konular…

Z Filmler

Z movie ya da grade-Z movie (Z sınıf) terimi 1960’ların ortasında A film olmayan filmleri tanımlamak için kullanılmaya başlandı. Daha sonraları B ve C filmlerden


Hammer Film Productions

Hammer Film Productions Birleşik Krallık merkezli bir film prodüksiyon şirketidir. 1934’te kurulan şirket 1950’lerin ortalarından 1970’lere kadar


Troma Entertainment

Troma Entertainment, Lloyd Kaufman ve Michael Herz tarafından 1974’te kurulmuş bağımsız film prodüksiyon ve dağıtım şirketidir.


Shaw Brothers Studio

Shaw Brothers (HK) Limited Şirketi’nin sahip olduğu, Shaw Brothers Studio, Hong Kong filmlerinin en önde gelen ve en büyük film prodüksiyon şirketidir.


Bruceploitation

Bruce Lee’nin 1973 yılında zamansız ölümünden sonra ortaya çıkmış bir İstismar sineması alt türüdür. Bruce Lee filmleriyle parlayan Hong-Kong aksiyon


Ozploitation

Ozploitation, Avustralya yapımı istismar filmlerine ait bir tanımlama. 70ler ve 80ler boyunca istismar türünün farklı alt türlerine ait filmlerle Avustralya’da


İtalyan Giallo Filmleri

Bu yazıda Giallo’nun İtalyan sinemasında gösterdiği gelişimi ve döneminin popüler türünün neden yıldan yıla farklılık gösterdiğini


İstismar Filmleri

Exploitation film genellikle dehşet verici konular ‘istismar edilerek’ geliştirilen bir film türüdür. “Exploitation” terimi film piyasasında oldukça


Blaxploitation Filmleri

“Siyah Sinema”nın çıkışı 60’lı yılların sonlarına rastlar. Dönemin sinema sektörü beyazların egemenliği altındayken siyahlar hep ikinci planda kalmıştır.


10
Eki
2014

Bloody Moon (1981)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

bloody_moon_1981_coverFranco’nun parlak başarılarından biri olan Bloody Moon disko müzikler çalan kostümlü bir havuz başı partisiyle açılır.  Çalıların arkasında saklanmış ve partideki kadınları gözetleyen şapşal suratlı ele avuca sığmaz delikanlı Miguel (Alexander Waechter) ile tanışıyoruz.  Bir yerlerden bir Mickey Mouse maskesi bulduktan sonra beğendiği kadının yanına gider ve sonra birlikte kadının evine gitmek için partiden ayrılırlar ama kadın Miguel’in aslında tanıdığını düşündüğü kişi olmadığını anladığı zaman gecesi göğsüne saplanan makas ile son bulur.  5 yıl sonrasına gittiğimiz zaman Miguel akıl hastanesinden taburcu olarak teyzesi Kontes Maria’nın (María Rubio) yatılı okulunda (Uluslararası Gençlik Kulübü Yatılı Dil Okulu) kız kardeşi Manuela’nın (Nadja Gerganoff) bakımı altına girer.    Miguel’in dönüşünden kısa süre sonra Kontes Maria esrarengiz bir şekilde yanarak ölür ve okul öğrencileri sırayla ölmeye başlar.  Bu durum filmdeki herkesin katil olabileceği bir slasher senaryosunu meydana getirir.  Katil bariz göründüğü gibi Miguel mi?  Yoksa zeka geriliği olan bahçevan mı?  Manuela ya da okuldaki kızlardan biri olabilir mi?

Film boyunca Miguel tuhaf ötesi bir insan olarak betimlenmiş.  Kampüs arazisinde dolaşarak kadınların duş almasını pencereden izliyor, sanki eski günlere dönmüşçesine çalıların arkasından insanları gözetliyor.  Filmde dikkati başka tarafa çekmek için ortaya atılan konular ile katilin kim olduğunu ya da bu ölümlerin arkasındaki nedenleri hiçbir zaman anlayamıyoruz, bu da filmin sonuna kadar tahmin etmeye devam etmemize neden oluyor.  Bildiğimiz şey ise katillerin aşağılık ve adi olduğudur.  Bloody Moon’un en şiddetli sahnesi ise elbette genç erkek çocuklardan biri izlerken kızlardan birinin kan banyosu eşliğinde testere ile doğrandığı sahnedir.

Senaryo burada kendisini hissettirmiyor ve bundan sonraki gelişmeler biraz tuhaf ama nereden bakarsanız bu bir Franco filmi.  Okul öğrencilerinden biri olan Angela (Olivia Pascal, Vanessa) arkadaşı Eva’nın bıçaklanarak (elbette tam göğsünden) öldürüldüğüne şahit olduğu zaman kimse ona inanmaz ve herkes cinayetlere karşı pasif bir tavır takınmıştır. Devamını oku…


2
Eki
2014

The Devil in Miss Jones (1973)

XXX kategorilerinde yayınlandı.

Devil Jones rubber“Eğer cehenneme gideceksen…iyi bir nedenle git.”

Lucifer 1973 senesinde küçük bir kıza işkence etmekle ve kız kurusu olmaktan vazgeçerek bir fahişe gibi giyinmeye başlayan bir kadını cezalandırmakla meşguldü. Tıpkı William Friedkin’in “The Exorcist” filmi şimdiye kadar yapılmış en iyi korku filmlerinden biri olarak kabul ediliyorsa Gerard Damiano’nun “The Devil in Miss Jones” filmi de şimdiye kadar yapılmış en iyi yetişkin filmlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu tabi ki “The Devil in Miss Jones”un şimdiye kadar yapılmış en erotik film olduğu anlamına gelmiyor. Senaryosu ve yönetmenliği Gerard Damiano’ya ait olan “The Devil in Miss Jones”, pişmanlık ve ikinci şanslar üzerine ve bu temaları cinsellik üzerinden işleyen gergin hikaye anlatımına sahip bir film. “Yetişkin filmlerinin” gerçek bir örneği olan Damiano’nun bu filmi 35mm ile çekilmiş olması ve oyuncuların aynı zamanda Grindhouse türü de olsa sinemalarda gösterilen filmlerde oynamış gerçek aktörlerden oluşmasıyla günümüz aşırı gonzo jinekolojik-yakın-çekimlerden oluşan dijital kamera pornosunun tamamen zıttı. Gerard Damiano aynı zamanda “Deep Throat”ın da yapımcısı, yani bu iki filmiyle Grindhouse’u bugünlere getiren iki dönüm noktasına imza atmış bulunuyor.

Miss Jones, büyük şehirde yalnız bir hayat yaşadıktan sonra intihar etmeye karar verir. Bu orta yaşlı kadın (iş işten geçene kadar cinselliğinin doruğunda olduğunu fark etmemiş olan bir kadın) küveti sıcak suyla doldurur ve jiletle bileklerini keser. Georgina Spelvin’in oyunculuğunun yanı sıra film müzikleri de bu sahnenin ciddi ruh halini başarılı bir şekilde yansıtır. Miss Jones yavaş yavaş ölümün soğuk kolları arasına doğru kayar. Sahne, Miss Jones’un ölü ve su üzerindeki bedeninin kızıl renkli ıslak mezarının statik çekimleriyle son bulur. Bu etkili görüntüyü izlerken onun için sempati duydum ve aynı zamanda yalnızlığının boyutlarını da hissettim. Devamını oku…


27
Eyl
2014

Cannibal Terror (1980)

İstismar Filmleri Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

cannibal_terror_1980Resmi olarak Britanya’nın en kötü filmleri arasında geçen Cannibal Terror, 80lerde İtalya’da patlama yaratan Cannibal alt türünden istifade etmenin bariz bir örneğidir. Zombie Lake gibi İspanyol-Fransız ortak yapımı prodüksiyonlardan sorumlu olan Eurociné, Cannibal filmi ile yamyamlık trenine atlamakta gecikmemişti.

Senaryo, zengin bir işadamının genç kızını kaçırmak ve fidye için onu esir tutma planları yapan üç sefil dolandırıcı (iki erkek ve bir kadın) hakkındadır.  Dolandırıcılar bu planlarını başarıyla gerçekleştirdikten sonra doğru zamanın gelmesini beklemek için sınırı geçerek küçük kızı Amazon’un derinliklerinde yaşayan bir çiftin evine götürürler.  Çocuğun ailesi bu durumu öğrendiği zaman ormanda kurtarma operasyonu düzenlemeye kalkışırlar ve filmin adından da anlaşılacağı gibi Yamyam Terörü başlar.  Bundan sonra kızı kaçıranların başına gelenler ise daha önceki önemsiz illegal aktiviteleriyle karşılaştırıldığında bunların hepsinden çok daha kötüdür.

Filmin temasından yola çıkan bir kişi böyle bir film için büyük umutlar besleyebilir ama Cannibal Terror bu türün başarılı örneklerinin hepsinden çok farklıdır.  Bu film ne bir Cannibal Holocaust, bir Cannibal Ferox ve hatta Mangiati Vivi değildir!  Zombie Lake zombi filmleri için neyse Cannibal Terror de cannibal filmleri için odur.  Belki de Eurociné‘in peşinde olduğu şey de tam olarak buydu.  Sözü geçen Zombie Lake’in hayranları sevinebilirler.  Bu filmin ön plana çıkan yanı aslında beceriksizlikleridir (uyarıyoruz, bunlardan çok fazla var). Devamını oku…


25
Eyl
2014

The Evil Dead (1981)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

the-evil-dead-1981-posterSam Raimi imzalı kült korku yapımı The Evil Dead, en önemli korku serilerinden birinin ilk filmi. Başrolünde Bruce Campbell’in efsanevi Ash karakterini canlandırdığı The Evil Dead, aynı zamanda Almanya ve Finlandiya’nın yanında İngiltere’de uzun dönem yasaklılar listesinde “video nasties” kategorisinde de yer alır.

Hikâyemiz 20’li yaşlardaki 5 gencin, haftasonunu geçirmek için ormanın derinliklerinde bulunan bir kulübeye gelmesiyle başlar. Kulübenin mahzeninde insan kanıyla yazılmış ve insan etiyle ciltlenmiş ölülerin kitabı Necronomicon’la ilgili (Book of the Dead) bir ses kaydına rastlarlar. Etrafa dehşet saçacak olan kötülük, ses kaydındaki sözlerle birlikte ormanın derinliklerinden çıkar; bu günahsız gençlere orayı dar eder.

The Evil Dead hakkında ne söylesem, ne yazsam az kalır. Adeta sizi bir doğa düşmanına dönüştürecek güçteki tecavüzcü ağaçlarından Necronomicon’un kullanımına kadar pek çok öğesi, zaten hafızalarımıza kazılı. Ayrıca şu ana kadar üzerine yazılmış pek çok kaynağa, inceleme ve makaleye de internet üzerinde rastlayabilirsiniz. Benim burada özellikle vurgulamak istediğim nokta, düşük bütçeyle Sam Raimi’nin ortaya ne kadar muhteşem bir eser çıkarmasıyla ilgili. Raimi’nin mekân ve kamera kullanımındaki dehasını, atmosfer yaratmadaki yeteneğini filmin neredeyse her sahnesinde hissetmeniz  mümkün. Raimi, yaratıcılık için büyük maliyetlere ihtiyaç olmadığını da The Evil Dead ile bize her daim hatırlatan bir yönetmen.

The Evil Dead’le birlikte üçlemenin diğer filmleri Evil Dead II (1987) ve Army of Darkness (1993) olarak karşımıza çıkmaktadır. Üçleme, kendinden sonra çekilmiş pek çok korku filmine de referans olmuştur. Devamını oku…


20
Eyl
2014

20 Million Miles to Earth (1957)

B-Film kategorilerinde yayınlandı.

20 million miles to earth posterNathan Juran’ın yönetmenliğini yaptığı 20 Million Miles to Earth (1957) adlı korku-bilimkurgu filminin kadrosunda  William Hopper (Albay Robert Calder), Joan Taylor (Marisa Leonardo), Frank Puglia (Doktor Leonardo), Bart Braverman (Pepe) gibi isimler yer alıyor.

İnsaonoğlunun gezegenler arası ilk seyahati Venüs’e olmuştur. Dönüş yolculuğunda gemiye bir meteor çarpar ve Akdeniz’e düşer. Keşif gezisi komutanı Albay Robert Cadler hariç bütün mürettebat ölmüştür.Güney Sicilya’da bir köy olan Gerra’da balıkçılık yapan İtalyan halk, gemiyi bulur ve Albay’ı kurtarırlar. Zoolog olan Doktor Leonardo’nun tıp fakültesi son sınıf öğrecisi olan Marisa Leonardo, Albay’ın tedavisini yapar.

Mürettebatın keşif sırasında bulup dünyaya getirdikleri gezegendeki doğmamamış hayvanlardan birinin numunesi olan mühürlenmiş özel bir metal konteynırda sakladıkları uzaylı canavar kayıptır. Kaza sırasında kıyaya vuran bu numuneyi bulan kovboy meraklısı küçük Pepe, bir şapka alabileceği parayı denkleştirebilmek için Doktor Leonardo’ya bu numuneyi satar. Doktor, hayatı boyunca hiç karşılaşmadığı bu şeyi incelemek için Roma’ya doğru yola çıkar. Ama bu numune çok hızlı büyümektedir ve büyüdükçe kontrolü zorlaşır. Amerikan askerleri bu yaratığı yakalayıp Roma’daki bir hayvanat bahçesine incelemek üzere götürseler de işler ters gider.

20 Million Miles to Earth’teki yaratığı, usta özel efekt sanatçısı Ray Harryhausen, stop-motion tekniğini kullanarak yapmıştır. Filmdeki yaratık, İtalya’ya korku salsa da, aslında kötü bir niyeti yoktur. Çünkü sadece birisi ona zarar vermeye çalıştığı zaman saldırır. Kendisinin besin kaynağı sülfürdür ve etçil değildir. Devamını oku…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog