>






Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.



Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jean Rollin Jess Franco Joe D'Amato Last House on the Left Lucio Fulci Mario Bava Ninja Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sybil Danning Tom Savini Trash Film Zerrin Doğan
80’lerin video furyası döneminde çok dikkat etmesem de, 90’larla birlikte özel televizyon kanallarının ortaya çıkması ve günümüzden daha cesur filmlere yer vermesiyle tanıştım Emmanuelle ile. Ergenliğe geçişin ilk dönemlerinde film benim için sadece soft core bir film olarak gözükse de sinema tarihi açısından çığır açan filmlerden birisi olduğu gerçek.
Seks filmlerinin başlangıcının 1900’lü yıllara kadar uzandığını söylemek mümkün. 60’lı yıllarla birlikte başlayan özgürlükçü söylem sinemada da kendine yer buldu. İsveç, İsviçre ve Danimarka gibi ülkelerle başlayan bu hareket daha sonra Amerika ve Avrupa sinemasının önemli kalelerinden İngiltere’ye kadar uzandı. Fakat filmlerin ortak bir sorunu vardı; filmler tamamen çıplaklık üzerine kurulu ve sadece çıplaklık-seks tabusunu yıkmaya yönelik, bir şey anlatmayan filmlerdi.
1974 yılına geldiğimizde Emmanuelle bu tarz filmler içerisinde bir çığır açacaktır. Aslında film 1959’da yayınlanan aynı isimdeki bir romandan uyarlama. Tayland’da bulunan Fransız büyükelçisinin eşi Emmanuelle Arsan tarafından yazılan roman o dönemde film kadar ses getirmiştir. (E. Arsan’ın kendi yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı düşünülmektedir.)
Filmin konusu kısaca şöyle: Emmanuelle genç ve güzel bir mankendir. İşi yüzünden Fransız büyükelçiliğinde çalışan eşinin yanında çok sık bulunamamaktadır. Kocasını ziyarete gittiği Tayland’da cinselliği yeniden keşfedecektir. Birbirleriyle oldukça farklı bir ilişkisi olan çift, cinsel isteklerini sınırsız ve özgürce başkalarıyla da yaşayabilmektedirler. Eşinin başkalarıyla birlikte olmasından haz duyan Jean, onun bir gün başkasına aşık olabileceğini düşünmemektedir. Düşünmediği şey başına gelir ve Emmanuelle bir gün başka birine aşık olur. Bunu öğrenen Jean ilişkililerini tekrardan yoluna koymak için eşine, bir nevi bir “sex coach” tutar. Bundan sonrası ise Emmanuelle için bazen acı, bazen de arzu dolu dakikaların başlangıcı olacaktır. » yazının devamı

İtalyan B filmlerinin unutulmaz yönetmeni Joe D’Amato’nun yönetmenliğini yaptığı, yine İtalyan istismar sinemasının tanıdık yüzlerinden ve Joe D’Amato’nun ekürisi George Eastman’ın senaryosunda katkıda bulunduğu 1982 yapımı post-apokaliptik bir film Anno 2020 – I gladiatori del futuro.
Yıl: 2020..
Yer: Teksas..
Nükleer bir savaşın ardından dünya yerle bir olmuştur ve bir kaos hüküm sürmektedir. Bu kaos ortamında ise insanlar birbirleriyle amaçsızca çatışmakta, birbirlerine zarar vermektedirler.
Filmin açılış sahnesi, bir kilisedeki katliam ile başlıyor. Saldırıya uğrayan bir rahip haça çivilenmişken, bir tarafta da rahibelere tecavüz edilmektedir. Bu olaylar olurken içeriye 5 Teksas Gladyatörü girer. Rahip ve rahibeler dışındaki herkesi öldürürler. Görünüşe göre Gladyatörlerin kendilerine göre katı ahlak kuralları ve uygulamaya çalıştıkları bir adalet sistemleri vardır. Nisus (Al Cliver), Catch Dog (Daniel Stephen), Jab (Harrison Muller), Red Wolfe (HalYamanouchi) ve Halakron (Peter Hooten) filmimizin baş karakterleri. Nisus ise grubun lideri konumundadır.Catch Dog, nükleer savaştan kurtulmuş Maida ( Sabrina Siani) isimli güzel bir genç kızı bulur ve tam kıza tecavüz edecekken diğer arkadaşları tarafından bulunur. Nisus ve Catch Dog arasındaki bıçaklı dövüşten sonra, Catch Dog grup tarafından cezalandırılır ve gruptan ayrılır. Gruptan ayrılmasıyla birlikte bir motosiklet çetesine katılır. Bu sırada Maida ve Nisus da evlenmişlerdir. » yazının devamı

İyi”kötü film” severler olarak Türk Sineması’nın bilinmeyen dehlizlerinde ilerlemeye devam ediyoruz. Bu seferki yazıda sizlere Sabri Kaliç’in Gece Otostopçusu (1995) (VCD piyasasındaki ismi; Ölüm Yolculuğu ya da Ölüme Yolculuk) filminden bahsedeceğim.
Filmi rahmetli Metin Demirhan’ın arşivinden edindim. VCD olarak izlediğim film, kötü bir görüntü kalitesine sahip olmasına karşın beni oldukça etkiledi. Klostrofobik bir film olan Gece Otostopçusu’nun büyük bir bölümü bir aracın içerisinde geçmekte. Başrollerinde Billur Kalkavan, Yalçın Dümer ve Sabri Kaliç’ın olduğu filmde senaryo da S. Kaliç’e ait.
Filmimiz evli bir çiftin tatil hazırlıkları yaptığı bir sahneyle açılıyor. İlkay ve Cengiz tatil için Abant’a gideceklerdir. Son hazırlıklarını yapmaktadırlar fakat Cengiz olan bitenle ilgisiz ve sadece tv izlemektedir. Bu arada birbirine paralel sahneler arka arkaya gelmektedir. Filmin ilerleyen dakikalarında karşımıza çıkacak psikopat otostopçu da kendi evinde tv izlemektedir. Otostopçu da çantasını hazırlar ve dışarıya çıkar. Bu arada çiftimiz de tatil için yola koyulmuşlardır. Yolda büyük bir sessizlik içerisinde ilerleyen çiftin birbirleriyle olan sohbeti sırasında ikili arasında bir soğukluğun olduğunu anlıyoruz. İlkay zengin bir ailenin kızıdır. Cengiz ise İlkay’la olan evliliği sayesinde kayınpederinin marketler zincirinin müdürlüğünü yapmaktadır. Evliliği boyunca bunun yarattığı ezikliği hisseden Cengiz içten içe İlkay’a karşı bir nefret beslemektedir. İkili zevksiz ve sıkıcı geçen yolculuğu biraz neşeli kılmak için hiç düşünmeden yolda gördükleri bir otostopçuyu araçlarına alırlar. İlk başlarda gayet neşeli geçen yolculuk ilerleyen dakikalarda dehşet dolu dakikalara sahne olacaktır. Bu olay İlkay ve Cengiz’i birbirine daha da yaklaştıracak mıdır, yoksa ikili arasındaki uçurum daha da büyüyecek midir? » yazının devamı

Five Element Ninjas, yönetmenliğini Chang Cheh’in yaptığı 1982 yapımı bir Shaw Brothers kung fu filmi. Shaw Brothers tarafından yapılmış en iyi işlerden biri olduğunu söylemek mümkün. Film çok sayıda düello sahnesi içermekle beraber, sahnelerin hepsi de inanılmaz bir enerji ile dolu. Koreografinin olduğu kadar oyuncuların da kondisyonlarının etkisiyle çok başarılı bir görsellik sunuyor film. Filmin tamamında kendini gösteren yaratıcılık, şaşırtıcı derecede kanlı sahneler ve bir o kadar eğlenceli olması filmi kopmadan izlemeyi sağlıyor.
Çektiği dövüş filmleriyle tanınan ve bu konuda oldukça başarılı olan yönetmen Chang Cheh, o sıralar yeni keşfettiği, dövüşteki inanılmaz yeteneği ve çevikliği ile göz dolduran yeni yıldız Cheng Tien-chi’ye bu filminde başrol verir. Yönetmen Chang Cheh Shaw Studio’nun başarılı ve renkli bir kariyere sahip yönetmenlerinden biriyken 1983 yılında Shaw Studios’dan ayrılır ve düşük bütçeli Tayvan filmlerine imza atar fakat geçmişteki başarısını yakalayamaz. Five Element Niinja, yönetmenin Shaw’da yaptığı son başarılı iştir. Oyuncularının da katkısıyla film uluslararası bir üne kavuşur ve oldukça popüler olur.
Five Element Ninjas, intikam, ihanet ve hırsı içinde barındıran bir film. Konusu ise kısaca şöyle: Cheng Yun ve beş element Ninjaları, bir kung fu okulundaki tüm öğrencileri katlederler. Bu olaydan kurtulan Tsiau Chin Hau kendisine bir öğretmen bulur ve dört arkadaşıyla birlikte Ninjalığın tüm sırlarını öğrenerek, Cheng Yun ve beş element Ninjalardan intikam almaya karar verir. Aldığı eğitimden sonra içindeki intikam ateşi ve hırsla kötü Ninjalara meydan okur. Filme adını veren beş element ise altın, ağaç, su, ateş ve topraktır. » yazının devamı

Paranoid, Stephen King’in 1985 yılında yayımlanan Skeleton Crew isimli kısa hikaye antolojisinde geçen, 100 satırlık Paranoid: A Chant adlı şiirinden beyaz perdeye uyarlanmış bir kısa film. Yönetmenliğini Jay Holben’in yaptığı, başrolünde ise Tonya Ivey’in oynadığı 8 dakikalık, 2000 yapımı film bir “Dollar Baby”. Dollar Baby terimi Stephen King tarafından ortaya atılmış, kısa hikayelerinin $1 karşılığında seçilmiş film yapımcıları ve öğrencileri tarafından sinemaya adapte edildiği kısa filmler ve filmi yapan kişi için kullanılır. Filmlerin bütçeleri birkaç yüz dolar ile 60000 dolar arasında değişmektedir ki bu en yüksek bütçeye sahip olan film ise Umney’s Last Case’dir. Dollar Baby’ler Stephen King’in koyduğu kurallar gereği ticari bir iş değildir, fakat Paranoid yine Stephen King’in izni ile sınırlı bir süre için 2002 yılında internette yayınlanmış, yine King’in izni ile DVD’si piyasaya sürülmüş ilk Dollar Baby’dir.
Filmde şiirde geçen bütün satırlara yer verilmiş. Açılış sahnesi, harabe, isimsiz bir motel odasında, isimsiz bir şehir ve belirsiz bir zamanda geçmektedir. Deliliğin son safhasında bir kadın odanın bir köşesine sinmiş dışarıda onu izleyen, dinleyen ve öldürmek isteyen birilerinin olduğunu düşünmektedir. Bu düşünce adeta bir saplantıya dönüşmüştür. Odanın bütün duvarları gazetelerin cinayet haberlerinin kupürleriyle kaplıdır. Beş yüz sayfadan oluşan beş yüz tane günlüğü vardır ve bu günlüklere başından geçen, kendine göre kötü olayları not almaktadır. Kadının paranoyaklığı o kadar üst seviyededir ki günlükte garsonun yemeğine tuz yerine arsenik koyduğunu düşünür, ellerini sürekli dezenfekte etmektedir. Peşindeki kişileriyse devletin gizli güçleri olduğunu düşünmektedir. » yazının devamı
