iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
cüneyt arkının ölüm savaşçısı filminden bir ninja sahnesi yönetmen çetin inanç

Ninja filmleri özellikle 70’lerin sonunda ve 80’li yıllarda dünya pazarında oldukça iyi iş yapıyordu. 1970’lerde Bruce Lee filmlerinin dünya çapında yarattığı etkinin ardından Uzakdoğu dövüş sanatları sinemasına olan ilgi giderek büyürken, 1980’lerle birlikte sahneye bu kez Ninjalar çıktı. Siyah kıyafetleri, maskeleri, kılıçları ve çeşitli dövüş teknikleriyle Ninja karakteri, aksiyon ve fantastik unsurları bir araya getirmek isteyen düşük bütçeli yapımcılar için oldukça kullanışlı bir figürdü.

Ninja filmlerinin dünya çapında yayılmasında ise sinema salonlarından çok video kaset piyasasının etkisi büyüktü. 1980’lerde VHS ve Betamax’ın yaygınlaşmasıyla birlikte filmler yalnızca sinema salonlarında değil, video dükkânları aracılığıyla da geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Düşük bütçeli aksiyon ve dövüş filmleri de bu yeni pazar sayesinde dünyanın farklı ülkelerine kolayca dağıtılabiliyordu. Ninja filmleri bu yeni video kültürü için adeta biçilmiş kaftandı. Birkaç dövüş sahnesi, kılıçlar, maskeli savaşçılar ve mümkün olduğunca gösterişli aksiyon, filmin hikâyesinden bağımsız olarak seyircinin ilgisini çekmeye yetiyordu.

Ülkemizde de 80’li yıllardaki video furyası döneminde en çok talep edilen filmlerin başında vurdulu kırdılı yapımlar gelmekteydi. Bu dönemde Yeşilçam filmlerinde jönler karate filmlerinden fırlamışçasına döner tekmeler savuruyor ve rakiplerini alt ediyordu. Karate filmlerimizin gelmesi gecikmedi ama yerli yapım bir Ninja filmine Türk izleyicisi ne tepki verecekti, bu bir soru işaretiydi. Türk Sineması’nın “Jet Rejisör” lakaplı yönetmeni Çetin İnanç, o dönemde birçok ortak yapıma imza attığı Cüneyt Arkın’la Dünyayı Kurtaran Adam’dan sonra yine fantastik bir projeye imza atıyorlardı: Ölüm Savaşçısı.

Film bir grup Ninja’nın çimenlik bir arazideki antrenmanı ile açılıyor. Ninjaları alışılageldik siyah kıyafetleri ile değil beyaz karate GI giysisi ile görüyoruz. Daha sonra liderleri olduğu anlaşılan siyah GI kıyafetli bir adam Ninjaların arasında beliriyor. Ve o sırada o kişiden geldiğini anladığımız bir dış ses kulaklarımızda yankılanıyor: “Bu gece ay doğarken yarasalar, Ninjalar yeniden canlanacak. Ölülerimiz toprağın altından çıkacak. Düşmanlarımız korkudan çıldıracak; çığlık ve feryatlar dünyayı saracak. Ölüm savaşçısı bunları duyacak ve sonsuz savaş başlayacak: İntikam savaşı.” Bu cümlelerden sonra bizi neyin beklediğini az çok tahmin etsek de filmi izledikten sonra hayal dünyamızı ne kadar sınırlı tuttuğumuzun farkına varıyoruz.

Ölüm Savaşçısı filminde Çetin İnanç’ın 1982 yapımı Son Savaşçı filminden eklenen birçok sahne mevcut. Bu bana Ninja filmlerinin usta yönetmeni Godfrey Ho’yu anımsattı. Godfrey Ho birçok filminde eski filmlerinden ya da başka filmlerden sahneler eklemesi ile ün yapmış bir yönetmendir. Ölüm Savaşçısı filmi muadili olan Asya yapımı Ninja filmlerine konu olarak benzese de nitelik olarak fantastik bir yapım.

Film özellikle yurt dışında oldukça popüler. Ülkemizde ise unutulmaya yüz tutmuş bu film, 80’li yıllarda Yeşilçam’ı etkisi altına alan Arabesk furyasına karşı koyamamış ve ilgisizlikten unutulup gitmiş.

Filmin başındaki yeşil alanda yapılan antrenmanın ardından katil Ninjaların bir seri cinayetini izliyoruz. Daha sonra Cüneyt Arkın’ı güzel bir bayanla deniz keyfi yaparken görüyoruz. Aralarında ise şöyle bir diyalog geçiyor:

– O hayali yine görüyor musun?
– Bu kâbus beni bir kader gibi çağırıyor.
– Onunla karşılaşırsan n’apıcaksın?
– Savaşıcam… Savaşmadan elde edilen sevginin değeri yoktur.

nihat yiğit'in oynadığı ninja ölüm vuruşu filminden bir sahne türk ninja filmi

Bu sahneden sonra Cüneyt Arkın’ı yine yeşil bir alanda elinde bir kılıçla birini beklerken izliyoruz. Beklediği kişi çok geçmeden havada naralar atarak beliriyor. Bu kişi bizim bildiğimiz yerli Bruce Lee Nihat Yiğit’ten başkası değil. Film kendi içinde o kadar tutarsız ilerliyor ki birbirinden alakasız sahnelerin ardı arkası kesilmiyor. Filmin ilerleyen bölümlerinde bizleri bir zombi ve ne olduğu belirsiz bir yaratık bekliyor.

Bir diğer Ninja filmimiz ise yönetmenliğini Cevat Okçugil’in yaptığı 1986 yapımı Ninja Gece Savaşçısı. Filmimizdeki Ninjalar Ölüm Savaşçısı’na göre Uzakdoğu’daki muadillerine kıyafet olarak daha benzer. Filmin inanılmaz bir açılış sahnesi var. Değme gore filmlere taş çıkartan bu sahnede bir grup Ninjayı bir sunağın etrafında bir genç kızı kurban ederken izliyoruz. Buraya kadar ne var ki bunda diyebilirsiniz ama genç kızın kurban edilişi gerçekten vahşice. İç organları çıkarılan genç kızın kanını da bir kadehte ekibin lideri olduğu belli olan birkaç kişi içiyor. Sonra da çıkarılan organları mideye indiriyor. Daha sonra anlıyoruz ki bir grup çete ve onlar için çalışan Ninjalar genç kızları kaçırıp kendi kanlı emellerine alet ediyorlar. Aziz adlı genç ve sevgilisi ise bu çeteye karşı savaşıyorlar.

Filmin başrolünde Aziz Köp adlı bir isme rastlıyoruz. Aziz Köp 80’li yıllarda vurdulu kırdılı filmlerin rüzgarını arkasına alarak üç filmde oynuyor. Bunlardan Ninja Gece Savaşçısı filminde ise başrolü kapıyor. Sinema dışında da Uzak Doğu sporları ile ilgilenen Aziz Köp’e internet üzerinde yaptığım araştırmalardan sadece Xing’deki profiline ulaşabildim. Kendisi hâlâ Uzakdoğu sporuyla profesyonel olarak ilgilenmekte.

Ninja furyasının Yeşilçam’daki izlerini takip ettiğimizde karşımıza bir başka Çetin İnanç filmi daha çıkıyor: Ölüm Vuruşu. 1986 yapımı filmde yine Nihat Yiğit başrolde yer alıyor. Film, sahil kasabasında yaşayan iki kardeş ve gizli bir hazine etrafında gelişen bir hikâyeyi anlatırken, Nihat Yiğit’in dövüş sanatları geçmişi ve filmin uluslararası oyuncu kadrosu dikkat çekiyor. Film bazı kaynaklarda Ninja Ölüm Vuruşu adıyla da geçiyor.

İlginç olan ise Çetin İnanç’ın Ninja ve dövüş sanatları filmlerinde Nihat Yiğit’le tekrar tekrar çalışması. Nihat Yiğit, Ölüm Savaşçısı’nın ardından 1986’da Ölüm Vuruşunda da başrolde karşımıza çıkıyor. Zaten Nihat Yiğit’in 1980’lerin başından ortalarına kadar uzanan kısa filmografisinde Son Savaşçı, Ölüm Savaşçısı, Ejderin İntikamı, Aç Kartallar ve Ölüm Vuruşu gibi dövüş ve aksiyon filmleri önemli bir yer tutuyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi 80’li yıllar Ninja filmlerinin altın çağıydı. Hiçbir furyayı es geçmeyen Yeşilçam ise bu kez dünya sinemasındaki Ninja çılgınlığına oldukça sınırlı bir karşılık verdi. Araştırmalarım sonucunda karşımıza çıkan Ölüm Savaşçısı, Ninja Gece Savaşçısı ve Ölüm Vuruşu, Türk sinemasının bu furyaya verdiği en dikkat çekici örnekler arasında yer alıyor. Dünya sinemasındaki örneklerle karşılaştırıldığında sayı oldukça mütevazı olsa da, bu filmler Yeşilçam’ın dönemin popüler aksiyon sinemasını kendi imkânları ve kendine özgü sinema diliyle nasıl yeniden yorumladığını göstermesi açısından oldukça ilginç.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


2 Yorum

  1. quattromosche 27 Temmuz 2009 - 14:39

    Yine buralarda bir yerde söylemiş olmalıyım. İlle de seçim yapma meraklısı değilim ma kesinlikle Dünyayı Kurtaran Adam’dan daha çok sevdiğim bir film olduğunu söylemeliyim. Hangisini desem, ninjaların tarihini mi, zombi ninjayı mı, havuz başı katliamını mı? Yoksa finalini mi? Ya diyaloglar? Tek kelimeyle muhteşem bence.

    Yanıtla
  2. Fatih ÖZTÜRK 2 Kasım 2010 - 04:15

    ne yazık ki avrupa ve amerikada çokca takip edilen bu tür filmlerin.şöyle eli yüzü düzgün formatlarda dvd leri ülkemizde henüz yok.olanlarda film şirketlerinin depolarında çürümeye yüz tutmuş bir halde.

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm