iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
alexander lou ninja filminden bir dövüş sahnesi

Tayvan dövüş sanatları sineması, Japon sömürge döneminden kalan etkiler, Çin anakarasından gelen kültürel miras ve kendine özgü yerel Kara Film (Black Movies) akımlarıyla şekillenen, Hong Kong, Japon ve Çin dövüş filmlerinden ayrışan benzersiz bir yapıya sahiptir. Tayvan dövüş filmleri, çoğu zaman sanıldığı gibi yalnızca kılıç şakırtılarından ve ucuz senaryolardan ibaret değildir. Burası aslında sömürge geçmişiyle harmanlanmış, absürtlükle dehşetin iç içe geçtiği bambaşka bir dünya.

Tarihsel Gelişim ve Temel Özellikler

Tayvan sinemasının dövüş sanatları ile bağlantısı, 1960’larda ve 70’lerde wuxia ve kung fu filmlerinin popülaritesiyle güçlenmiştir.

1960’larda hükümetin ekonomik ve eğitim alanındaki kalkınma planları sırasında, romantik melodramların yanı sıra geleneksel kung fu filmleri de popüler hale gelmiştir. Bu dönemin en önemli figürlerinden biri, Dragon Inn ve A Touch of Zen gibi başyapıtlarıyla tanınan yönetmen King Hu’dur.

1960’lara kadar filmler çoğunlukla Tayvan Hokkien lehçesinde çekilirken, milliyetçi hükümetin Standart Çinceyi teşvik etmesiyle Mandarin filmleri baskın hale gelmiş ve yerel lehçedeki filmler kaba görülmeye başlanmıştır.

Komedi ve Kung-Fu

Tayvan dövüş sinemasında komedi, genellikle absürtlük ve kültürel çatışmalar üzerinden işlenir.

1983 yapımı Fantasy Mission Force, Jackie Chan, Brigitte Lin ve Jimmy Wang Yu gibi yıldızları bir araya getiren, sıra dışı bir yapımdır. Bu film, II. Dünya Savaşı, hayaletler ve kung fu’yu birleştiren tuhaf yapısıyla komedi ve aksiyonu harmanlayan uç bir örnektir.

women revanger filminden gör poster görüntüsü

Kung Fu Filmlerinde Fantastik, Korku ve Erotik Unsurlar

Tayvan sineması, özellikle 1970’lerin sonu ve 80’lerin başında Black Movies (Kara Filmler) olarak adlandırılan ve sosyal gerçekçilik ile şiddeti harmanlayan bir dönem yaşamıştır.

1979-1983 yılları arasında zirve yapan bu akım, gangster hikayelerine ve şiddet içeren intikam temalarına odaklanmıştır. I Want to Be a Good Person (1982) ve Madness of Love gibi filmler, bu dönemin sert ve basher (kaba dövüş) tarzı örneklerindendir.

Bazı yapımlar korku unsurlarını dövüş sanatlarıyla birleştirmiştir. Demon Fighter ve The Legend of Broken Sword gibi filmler bu fantastik kategoriye girer. Ayrıca IFD şirketi tarafından dağıtılan ve Tayvan yapımı filmlerin üzerine kurgulanan yapımlarda korku temaları kullanılmıştır; örneğin White Phantom filmi hem ninja hem de hayalet temalarını içermektedir.

Tayvan’daki sansür yasaları, şiddet, korku ve cinselliğin tasvirini 18+ Restricted kategorisi altında denetlemiştir. Bu kategori, cinsel imalar veya sahneler utanç verici bulunmadığı sürece ve şiddet aşırı olsa bile yetişkinler için kabul edilebilir sayılmıştır. Ang Lee’nin Lust, Caution (2007) filmi, erotik gerilim unsurlarıyla gişede büyük başarı yakalamış nadir sanatsal örneklerden biridir.

tayvan ninja filminden bir kare

Ninja Filmleri ve “Kes-Yapıştır” Sineması

Tayvan, 1980’lerde Batı pazarı için üretilen ve bugün kült statüsünde olan ninja filmleri için de bir merkez olmuştur. Ancak bu filmlerin üretim şekli oldukça ilginçtir:

Joseph Lai ve Tomas Tang gibi yapımcılar, aslında ninja ile ilgisi olmayan Tayvan yapımı dram veya suç filmlerini satın almış, bu filmlerin içine Batılı oyuncuların yer aldığı yeni çekilmiş ninja sahnelerini kesip yapıştırarak yeni filmler üretmişlerdir.

Örneğin Ninja Operation: Knight & Warrior filmi, aslında A Girl Rogue (1983) adlı bir Tayvan filmidir. Golden Ninja Warrior ise büyük oranda orijinal bir Tayvan yapımı olup, sadece giriş kısmına Ninja Terminator filminden bir dövüş sahnesi eklenmiştir.

Bu filmlerin çoğu Tayvan’da çekilmiştir. Özellikle Taipei’nin kuzeyindeki Sanzhi bölgesinde bulunan terk edilmiş fütüristik evler (UFO evleri), Golden Ninja Warrior, Diamond Ninja Force ve White Phantom gibi filmlerde sıkça kullanılan, filmlere tekinsiz bir hava katan ikonik mekanlardır.

Sanzhi tayvan bölgesinden terk edilmiş ufo evleri

Alexander Lo Rei: Tayvan Dövüş Sinemasının İkonik İsmi

Tayvan’ın bu kes-yapıştır ninja furyası genellikle Richard Harrison gibi oyunculuktan nasibini almamış, Batılı figürlerle anılsa da, türün gerçek yükünü sırtlayan isim Alexander Lo Rei’dir. Wu Tang vs. Ninja (Ren zhe da jue dou) gibi filmlerde izlediğimiz o inanılmaz akrobatik hızlı ve sert dövüş sahneleri, Lo Rei’nin gerçek dövüş sanatçısı kimliğinin bir sonucudur.

Richard Harrison ve Stuart Smith gibi isimler sadece beyaz yüzlü pazarlama unsurları olarak ekranda boy gösterirken, asıl iş Lo Rei’nin omuzlarında yükseliyordu.

Diğer Asya Dövüş Filmlerine Göre Farkları

Dikkatli bir dövüş filmleri fanıysanız Tayvan dövüş sanatları filmlerini de dönemin diğer Japon ve Çin filmlerinden ayırabilirsiniz. Nasıl mı?

Tayvan sineması, 1945’e kadar süren Japon sömürge döneminden derinlemesine etkilenmiştir. Sessiz sinema döneminde Japonya’daki gibi filmleri anlatan “benshi” anlatıcıları kullanılmış, bu da filmlerin yorumlanış biçimini (romantik bir filmin komediye dönüşmesi gibi) değiştirmiştir.

Hong Kong sineması genellikle baştan sona kurgulanmış özgün aksiyon filmleri üretirken, Tayvan’ın 80’lerdeki ninja filmleri, var olan yerel filmlerin üzerine sonradan eklenen sahnelerle oluşturulan hibrit ve düşük bütçeli bir yapıya sahiptir. Bu durum, olay örgüsünde mantıksız geçişlere yol açmıştır.

Hong Kong sineması daha çok koreografisi sıkı kung fu ve polisiyeye odaklanırken, Tayvan’ın “Black Movies” dönemi daha karanlık, sosyal suç ve gangster temalarına odaklanmıştır.

Sonuç olarak Tayvan dövüş sineması; King Hu’nun şiirsel wuxia’sından, 80’lerin düşük bütçeli ve yamalı ninja filmlerine, oradan da modern dönemin sanat odaklı yapımlarına uzanan geniş ve izlemesi keyifli bir yelpaze sunar.

Bilmeden Geçmeyin

Benshi (Piān-sū): Tayvan sineması, 1945’e kadar süren Japon sömürge döneminden derinlemesine etkilenmiştir. Sessiz sinema döneminde Japonya’daki benshi geleneğinin Tayvan versiyonu olan piān-sū anlatıcıları kullanılmıştır. Bu anlatıcılar sadece diyalogları seslendirmekle kalmaz, perdenin yanında durup filmi adeta yeniden yaratırlardı. Öyle ki, piān-sū’nun o anki ruh haline göre romantik bir dramın, seyirciyi kahkahalara boğan bir komediye dönüşmesi işten bile değildi. Tayvan seyircisi için film sadece perdedeki görüntü değil, bu anlatıcıların hayal gücüyle şekillenen canlı bir performanstı.

Basher: 1970’lerin başında klasik kung fu filmlerindeki o zarif ve dansı anımsatan koreografilere bir tepki olarak doğmuştur. Bu tarzda estetik kareografilerden ziyade saf şiddet, ağır yumruklar ve kemik seslerinin duyulduğu bir sokak kavgası tarzı hakimdir. Tayvan’ın “Kara Filmleri”nde bu tarzın sıkça kullanılmasının sebebi, izleyiciye dövüş sanatının sanatsal yönünü değil, intikamın ve hayatta kalma mücadelesinin o vahşi yüzünü göstermektir.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm