iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

İtalyan korku sinemasının maestrosu Mario Bava’nın başyapıtlarından, Türkiye’de 1972’de Kanlı Körfez adıyla vizyona girmiş olup uluslararası mecralarda A Bay of Blood adıyla tanınan giallo Reazione a catena / Ecologia del delitto (1971) modern slasher filmlerin erken dönem öncülerinden sayılır. Amerikan slasher filmlerinin Bava’ya borcunun en net göstergesi, bu İtalyan filminde sevişmekte olan genç bir çiftin sevişme esnasında her ikisinin de bedenlerini delip geçen bir mızrakla öldürülmesi mizanseninin Friday the 13th’te (1980) bu kez bir tırpan kullanılarak yeniden perdeye getirilmesidir. Zaten tesadüf sayılamayacak bu benzerliğin neredeyse kopya düzeyinde bir esinlenme kaynaklı olduğu, Friday the 13th’ü yapacak ekibin ön hazırlık aşamasında Bava’nın filminin 16 mm’lik bir kopyasını ödünç alarak izlemiş olduklarının filmle bağlantılı bir ismin aktarımı (*) ile ortaya çıkmasıyla iyice belli olacaktı.

İşin ilginci Friday the 13th’ten birkaç yıl kadar önce Yeşilçam’ın B-tipi sinemacılarından Savaş Eşici’nin çektiği bir filmde aynı mizansenin Friday the 13th’te gözlemleyeceğimizden daha büyük bir ‘sadakatle’, Friday the 13th’te olduğu gibi tırpan değil aynen kaynak filmde olduğu gibi mızrak kullanılarak yeniden canlandırılmış olması. Kazım Kartal’ın katil rolünde olduğu bu sahne 2010’lu yılların başlarında Yeşilçamsmart kanalının Eros kuşağında Sapık adıyla gösterilmiş, 1970’lerin terminolojisiyle “montaj film” niteliğinde yani farklı filmlerin muhtelif sahnelerinin bir araya getirilmesinden ibaret ve tutarlı bir konu bütünlüğünden yoksun bir derleme içinde yer alıyor. Eşici’nin filmografisinde 1977 yapımı (İstanbul’da 13 Nisan 1978’de vizyona girmiş) Sapık adlı bir Kazım Kartal filmi var ama Agah Özgüç’ün Türk Filmleri Sözlüğü’nde konu özeti “anası fahişe olan bir adamın kötü kadınları öldürüşü” olarak kaydedilen 1977 yapımı Sapık’ın orijinal kurgusunu içeren bir kopyası ne yazık ki günümüze ulaşamamış görünüyor; Yeşilçamsmart’ta gösterilmiş derlemenin de biraz daha kısa bir derlemeye birkaç seks sahnesi daha eklenerek türetildiği anlaşılıyor.

1970’lerdeki Kazım Kartal filmlerinin afiş ve lobi kartlarındaki fotoğrafların, oyuncu isimlerinin gözden geçirilmesi ışığında derleme Sapık’ın ana gövdesini Naki Yurter’in yönettiği Haydi Bastır (1979) adlı bir başka Kazım Kartal filminin oluşturduğu belli oluyor. Haydi Bastır menşeili pasajların konusunu Kazım Kartal’ın canlandırdığı bir karakterin, sevgilisinin kız kardeşinin aşırı doz uyuşturucudan ölümünden sorumlu olanların peşine düşmesi oluşturuyor. Öte yandan derlemenin içinde uyuşturucu ticareti odaklı bu konuyla tamamen ilgisiz ve bağlantısız biçimde bir casusluk şebekesinin yakalanması çalışmalarına dair, baş erkek oyuncunun Salih Kırmızı olduğu Dört Ateşli Yosma / Çarlinin Melekleri’nden (1977) de birkaç sahne var.

Derleme Sapık’ta Kazım Kartal’ın kendisine aşina olduğumuz üzere bıyıklı olduğu Haydi Bastır menşeili sahnelerden farklı olarak sakallı arzı endam ettiği bazı sahneler de var ki 1977 yapımı Sapık’ın sinema vizyon afişinde Kazım Kartal’ın sakallı olduğu bir sahneden fotoğrafın kullanılmış olması bu sahnelerin gerçek Sapık menşeili olduğunu düşündürüyor; en azından birinin öyle olduğu kesin çünkü afişteki fotoğraf doğrudan bu sahnelerden biriyle bağlantılı görünüyor. Bariz biçimde giallo esinlenmesi izleri taşıyan bu sahnede önce yüzü görünmeyen bir adamın gerilimli bir müzik eşliğinde bir bina içindeki merdivenlerden çıkarak bir kapının önüne gelişini, bilahare bir bıçak kullanarak bu kapının kilidini açıp içeri girişini izliyoruz. İçerideki odada bir yatakta çıplak bir kadın uyumaktadır ve esrarengiz adam önce bu kadının vücudunu siyah deri eldivenli elleriyle okşuyor, biraz gecikmeli de olsa kadın durumu fark edip uyanarak karşı koymaya başladığında saldırgan olarak Kazım Kartal’ın yüzü de nihayet kadraja giriyor. Saldırgan direnmeye çabalayan kadını kısa bir müddet daha taciz ettikten sonra boğazlayarak öldürüyor ve yatak başından uzaklaşıp kadraj dışına çıkarken belli belirsiz ağlama sesleri duyuluyor.

Kazım Kartal Sapık filmi mızrak sahnesi ve Mario Bava Kanlı Körfez karşılaştırması

Kazım Kartal’ın sakallı olduğu sahnelerden cinayet mizanseni içeren bir diğeri ise bu yazıya en başta vesile olan mızraklı cinayet sahnesi. Bu sahnenin başlangıcında önce Karaca Kaan’ın canlandırdığı bir kadının Hüseyin Kutman’ın canlandırdığı bir adamı evinde ziyaret etmesini ve bu çiftin birlikte içki içerek yemek yemelerini izliyoruz. Daha sonra ise siyah eldivenli Kazım Kartal’ın da eve girmiş olduğunu görüyoruz. Kartal, Kaan ve Kutman’ın yatakta sevişmekte oldukları odaya girmeden önce koridordaki duvarda bir kalkanın altında çaprazlama asılı duran iki mızraktan birini eline alıyor ve odaya öyle giriyor, mızrağı yatakta Kaan’ın üstündeki Kutman’ın sırtına saplıyor. Akabinde mızrağın yatağın altından çıkması ve mızrağın ucu boyunca aşağı kan akması perdeye geliyor. Kartal mızrağı cesetlerin üzerinde bırakarak odadan çıkıyor.

Aynı sahnenin İtalyan orijinali ile Yeşilçam’daki taklidi arasında biri çok temel iki fark var: Bava’nın filminde bu cinayet sahnesi “subjektif kamera” ile perdeye geliyor, yani biz izleyici olarak katili görmüyoruz, katilin gördüklerini görüyoruz; Yeşilçam yapımında ise Kazım Kartal bu cinayet sahnesinde perdede boy gösteriyor. Bu farkın önemi yalnızca katilin kimliğinin bilinir olması / olmaması değil, izleyicinin bakışının provakatif biçimde katilin bakışıyla örtüştürülmesi. Yeşilçam’da bundan imtina edilişinin sebebi üzerine tahminde bulunmak kolay değil çünkü filmin orijinal kurgusu meçhul olduğundan bu sahnenin anlatı içinde aslında nereye oturduğunu bilemiyoruz. Diğer fark ise mızrağın yatağın altından çıkması her iki filmde de perdeye gelirken İtalyan filminde ayrıca mızrağın yatağın üstünde bedene saplı durduğu yerden kan sızmasının uzun uzadıya perdeye gelmesi. Muhtemelen Yeşilçam’ın elinde böyle bir görüntüyü layıkıyla gerçekleştirecek donanım veya deneyim veya zaman olmadığından kan akması mızrağın bedene saplı durduğu yara üzerinden değil yatağın altından gerçekleştirilmiş ve bu alternatif de çarpıcı olmuş.

Kaya ÖZKARACALAR

(*) Tim Lucas, Mario Bava: All the Colors of the Dark (Video Watchdog, 2007) sf. 868.

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm