iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
2
Şub
2009

Weird Science (1985)

B-Film Bilimkurgu Filmleri kategorilerinde yayınlandı. 2 Yorum Var
weird science 1985 kelly lebrock ikonik sahne

Not: Bu yazı ilk olarak 2009’da yayınlanmış, 2026’da güncellenmiştir.

Filmin yönetmen koltuğunda, 80’ler gençlik ve komedi filmlerinin usta ismi John Hughes oturuyor. Hughes, Amerikan gençliğinin nabzını tuttuğu Sixteen Candles ve The Breakfast Club gibi başyapıtlarıyla sinema tarihinde çoktan yerini sağlamlaştırmış bir isim. Kendisini Türk sinemaseverler, senaryosunu yazdığı Home Alone (Evde Tek Başına – 1990) ve Beethoven (1992) gibi popüler yapımlardan da kolayca hatırlayacaktır.

Ancak senaryosunu sadece iki günde bir çırpıda yazdığı Weird Science (Tuhaf Bilim), yönetmenin filmografisindeki en uçuk kaçık, en “fantezi” odaklı işi olarak karşımıza çıkıyor. Film, kimileri için 80’ler absürtlüklerinin harmanlandığı harika bir kült, kimileri içinse yönetmenin ipin ucunu biraz fazla kaçırdığı yorucu bir deneme.

Gary ve Wyatt: İki “Loser”ın Sıradışı Hikayesi

Aslında filmin temelinde bildiğimiz Frankenstein hikayesinin 80’lerin bilgisayar çılgınlığıyla soslanmış, oldukça absürt bir ergen versiyonu yatıyor. Filmde iki ana kahramanımız var: Gary (Anthony Michael Hall) ve Wyatt (Ilan Mitchell-Smith). Amerikalıların deyimiyle tipik iki “loser” (kaybeden) lise öğrencisi olan bu kafadarlar, okulun popüler ponpon kızlarından hoşlanmaktadır. Fakat ortada büyük bir sorun vardır: Kızların kaslı ve zorba erkek arkadaşları. Bu iri kıyım tipler, sürekli bizim ikiliyle uğraşarak hayatı onlara dar etmektedir.

İşin biraz temeline inersek; lisede kızların yüzüne bakmadığı bu iki çocuğun kendi odalarında “kusursuz kadını” yaratmaya çalışmaları, aslında o dönemin ergenlik korkularının komik bir yansıması. Çünkü gerçek bir kızla konuşmak, reddedilme riskini ve duygusal bir yükü beraberinde getirir. Bunun yerine kahramanlarımız, sadece birkaç tuşla onlara özgüven pompalayacak, kusursuz ve sıfır risk barındıran bir rüya kadını icat etmeyi tercih ederler.

weird-science-film-incelemesi-gary-ve-wyatt

Bir Barbie Bebek, Bir Bilgisayar ve Sihirli Bir Dokunuş

Fırtınalı bir gecede Gary ve Wyatt, tatmin edilemeyen arzularını teknolojiyle çözmeye ve imkansız bir deneye kalkışır: “Hayallerindeki kadını yaratmak!” Gerekli malzemeler ise o dönem için oldukça teknolojik(!) sayılır:

  • Bir adet PC (Yaratılan karaktere Apple’ın ilk kişisel bilgisayarlarından Lisa‘nın adı verilir),
  • Bir Barbie bebek,
  • Muhtelif dergilerden kesilmiş kadın resimleri ve birkaç kablo…

Pembe neon ışıkların ve kuru buz dumanının arasından süzülerek kapıda beliren, o dönem izleyen herkesin gözlerini fal taşı gibi açan ve sürekli “geri tuşuna” basıp aynı sahneyi izleme isteği uyandıran Kelly LeBrock (Lisa) belirir. Aslında role ilk olarak model Kelly Emberg seçilmiş olsa da sonradan LeBrock’un gelmesi filmin en büyük şanslarından biri. Sadece fiziksel bir güzellik olmanın ötesinde, karaktere harika bir sıcaklık ve özgüven katıyor. Lisa’nın hayatlarına girişiyle birlikte Gary ve Wyatt’ın da sosyal statüsü bir anda değişiyor; okulda ve çevrede daha önce hiç tatmadıkları bir popülerliğe kavuşuyorlar.

Ev Partisi, Chet ve Michael Berryman Sürprizi

Filmin en hareketli ve ikonik bölümü ise lisedeki bütün öğrencilerin katıldığı ve klasik Amerikan banliyö evinin harabeye döndüğü devasa parti sahnesidir. Ebeveynlerin evde olmadığı o klasik lise partisi şablonu, evin bodrumundan fırlayan devasa bir nükleer füze ile Hughes’un sınırları ne kadar zorladığının bir kanıtı gibi.

Lisa’yı sürekli ayartmaya çalışan o “kaslı abiler”, Lisa’nın aslında Gary ve Wyatt tarafından yaratıldığını öğrenince baskı kurmaya başlarlar. Ancak işler bekledikleri gibi gitmez ve filmin o meşhur absürt mizahı devreye girer:

  • Sadist Ağabey Chet (Bill Paxton): Sinema tarihinin en sinir bozucu zorba figürlerinden olan Chet, kardeşine eziyet etmekten zevk alan iğrenç bir karakter. Lisa’nın büyüsel güçleri sayesinde tam anlamıyla devasa ve iğrenç bir yaratığa (daha doğrusu konuşan bir dışkı yığınına) dönüşmesi, kaba ama oldukça eğlenceli bir intikam sahnesi.
  • Mutant Motor Çetesi: Çocuklar Lisa’dan bir Barbie bebek beklerken, kült korku filmi The Hills Have Eyes’dan (Tepenin Gözleri) hatırlayacağımız Michael Berryman ve Mad Max 2 filminden fırlamış gibi duran Vernon Wells (Lord General) liderliğindeki motor çetesi başlarına musallat olur. Filmin en absürt sahneleri şüphesiz bu bölümdedir.
Weird Science  Kelly LeBrock ikonik sahnesi

Dönemin Detayları ve Filmin Mirası

Film, 80’ler pop-kültürünün birçok tuhaflığını da barındırıyor. Genç Robert Downey Jr., itici bir zorba olan Ian karakteriyle kafasına sutyen takarak bu absürt mizahtan nasibini alıyor. Psycho (Sapık) filmini tiye alan meşhur duş sahnesi ve Oingo Boingo grubunun harika “Weird Science” tema şarkısı filmin o karakteristik dokusunu tamamlıyor.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, bazı sahneler (örneğin Gary’nin caz kulübündeki abartılı halleri) biraz bayatlamış gelse de, film dönemdaşı olan diğer çiğ ergen komedilerine kıyasla cinselliği daha masum ve eğlenceli bir fantezi boyutunda tutmayı başarıyor. Nitekim 7,5 milyon dolarlık bütçesine karşılık gişede iyi iş yapması ve yıllar sonra Vanessa Angel‘ın başrolde olduğu uzun soluklu bir diziye ilham vermesi de bu fantezinin ne kadar tuttuğunun bir göstergesi.

Bir Lise Dersi Olarak Fantastik Komedi

Filmin sonunda Gary ve Wyatt hayallerindeki ponpon kızlara kavuşurken, onlara adeta sihirli bir rehberlik eden Lisa, bu iki kafadara özgüven konusunda sağlam bir hayat dersi vermenin huzurunu yaşar. Lisa’nın yeni öğrencilere başka dersler vermek üzere lisede Beden Eğitimi hocalığına başlamasıyla film, türünün şanına yakışır bir final yapar.

Sonuç olarak Weird Science, 80’ler gençlik filmlerinin o aşırıya kaçan ama bir o kadar da samimi ruhunu yansıtan eğlenceli bir zaman kapsülü. John Hughes’un belki de en çocuksu filmi olarak sinema tarihindeki o tuhaf, kusurlu ama sempatik yerini her zaman koruyacak.

Tolga D. (tolga@iyikotufil.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


2 Yorum

  1. quattromosche 11 Şubat 2009 - 15:13

    Bu flmi 1987’de izlemiştim. Amanın, tam 22 yıl olmuş. Şu ikinci fotoğraftaki sahneye çok gülmüştüm zamanında. Kelly LeBrock’a karşı biraz ilgim vardı ama gidip Steven Seagal’ı tercih edince hayatımdan sildim.
    Daha önemlisi, sevgili Tolga, blog’un hayırlı olsun. Takibimdesin, haberin olsun… Hatta her yazının altına yorum yapmak gibi bir obsesif tutum takınmaya çalışıyorum… 🙂

    Yanıtla
  2. tolga 11 Şubat 2009 - 23:52

    teşekkürler anıl. takibinde olmak güzel. 🙂

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm