iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
To The Stars By Hard Ways  Cherez ternii k zvyozdam

Bir grup bilim adamı terk edilmiş halde bir uzay gemisi bulurlar. Geminin içine baktıklarında insan görünümlü uzaylılarla karşılaşırlar. İçlerinden bir kadın hariç hepsi ölmüştür. Geminin, uzayda kaybolmuş “Puşkin” adlı bir araştırma gemisi olduğu ve gemideki varlıklardan yalnızca Niya isimli yapay genç kızın hayatta kaldığı anlaşılır. Niya aynı zamanda hafızasını kaybetmiştir ve telekinezi yeteneklerinin yanı sıra görünmez olabilmektedir. Kadını dünyaya getirirler. Niya isimli bu uzaylıyla ilgili ne yapacaklarını düşünen bilim adamları ve bazı devlet görevlileri, kadının üzerinde çalışmalar yapma konusunda hemfikirdir. Fakat kadınla iletişim kurmak imkansızdır ama oldukça kuvvetli telekinezi yetenekleri vardır. Niya, dünyaya getirildikten sonra bir bilim insanının evine yerleştirilir ve burada ailesiyle birlikte yaşamaya başlar. Zamanla doğduğu gezegen Dessa’yı hatırlamaya başlar. Uzaylı kadının araştırmayı yapacak bilim adamının evinde onun ailesiyle birlikte yaşamasına karar verilir.

To The Stars By Hard Ways, 1981 yapımı bir Sovyet bilim-kurgu filmi. Filmin Rusça adı Cherez ternii k zvyozdam. Uluslararası gösterimlerde To the Stars by Hard Ways, ABD’de ise kısaltılmış biçimiyle Humanoid Woman adı kullanılmıştır. Dönemin çoğu Sovyet bilim-kurgu filminde olduğu gibi teknik donanım, efektler oldukça yetersiz. Tabii ki bu durum düşük bütçenin bir sonucu. Sovyet Rusya’sında bir film endüstrisinin olmadığını söylemek pek de yanlış sayılmaz. O dönemde film yapımcıları yapmak istedikleri filmleri ilk olarak Kültür Bakanlığı’nın denetiminden geçirmek zorundaydı. Eğer film denetimi geçerse, devletin bütçesinden bir miktar para film yapımcısına verilip filmi çekmesi sağlanıyordu. Bilim-kurgu filmlerinin neredeyse tamamı ise politik sebeplerden dolayı bu denetimi geçememekteydi, bu nedenle oldukça düşük bütçeyle bilim-kurgu filmlerini çekmek durumunda kalıyorlardı. Bilim-kurgu filmlerinin savaş veya devrim temalı yapımlar kadar politik açıdan makbul görülmemesi de bu bütçe sıkıntısının temel nedenlerinden biriydi. Düşük bütçenin yanı sıra bir diğer etki de Sovyet Rusya’nın ancak 80’lerin sonuna doğru başka bir ülkenin yapımı filmlerle tanışmış olmalarıdır. Bütün sınırların kapalı olması, kaçak ürünlerin ender bulunması ve illegal olması yeniliklerle tanışmalarına engel oluyordu. Sovyet filmlerini, Batılı filmlerden ayıran en önemli özellik tabii ki kültür farklılığı ve yapıldıkları dönemin şartları.

To The Stars By Hard Ways filminde Niya ve Stepan karakterleri uzay giysileri içinde tehlikeli bir atmosferde.

Orijinal Solaris’de olduğu gibi hem günümüz Rusya’sında hem de Sovyet Rusya’sında yapılan bilim-kurgu filmlerinde hep bir felsefi taraf var olmuştur. Filmde de Niya’nın gözünden özgür irade, kader, toplumsal baskı, yapay bir varlığın yalnızlığı ve bilincin uyanışı gibi konulara değiniliyor. Bunun yanında filmin en dikkat çekici taraflarından biri de çevreci yaklaşımı. Ölmekte olan Dessa gezegeni üzerinden sanayi felaketlerinin sonuçları oldukça belirgin bir şekilde işleniyor. Filmin senaryosu ünlü bir Rus bilim-kurgu yazarı olan Kir Bulichev’e ait. Senaryoyu Kir Bulychyov ile birlikte Richard Viktorov kaleme almış ve film Bulychyov’un bir romanından uyarlanmış. Yönetmeni ise Richard Victorov. Yapım, Maksim Gorki Stüdyosu tarafından gerçekleştirilmiştir. Yönetmenin Rusya’da kült sayılan iki bilim-kurgu filmi daha var: Moskva-Kassiopeya (Moscow to Cassiopeia) ve Otroki vo Vselennoj (Youths in the Universe). Filmin başrollerinde Niya karakterini canlandıran Yelena Metyolkina, Stepan rolünde Vadim Ledogorov, Sergei Lebedev rolünde Uldis Lieldidz, bilim insanı Glan rolünde Gleb Strizhenov ve filmin kötü karakteri Turanchoks rolünde Vladimir Anatolyevich Fyodorov yer alıyor. Niya karakterini canlandıran Metyolkina için bu film aynı zamanda ilk sinema deneyimiydi. Filmin müzikleri ise Alexey Rybnikov tarafından hazırlanmıştı.

Filmin hikâyesinin ilerleyen bölümünde Niya, Dessa gezegeninin büyük bir endüstriyel felaket nedeniyle yok olma noktasına geldiğini öğrenir. Dünyalıların Dessa’yı temizlemek ve gezegeni kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiği göreve kaçak olarak katılan Niya, felaketin arkasında Turanchoks isimli, halka parayla temiz hava ve gaz maskesi satan açgözlü bir liderin bulunduğunu keşfeder. Böylece film, kapitalist kâr hırsını çevresel yıkımın temel nedenlerinden biri olarak ele alan oldukça belirgin bir politik alt metin de oluşturur.

To The Stars By Hard Ways (Per Aspera Ad Astra) filmindeki kötü karakter Turanchoks.

Filmin düşük bütçesinin en belirgin hissedildiği sahne ise uzayda geçen bir sahnede oyunculardan birinin ağzından çıkan baloncuğu görmemiz. Filmin uzay hissini yaratmak için suyun altında çekilmiş olması ve yönetmenin bu sahneyi filmden çıkartmaması oldukça ilginç olmuş. Buna rağmen film, dönemin Sovyet sineması şartları düşünüldüğünde özel efekt konusunda tamamen başarısız bir yapım da sayılmaz; aksine bu şartlar içerisinde yapılmış en başarılı özel efekt çalışmalarından bazılarını barındırdığını kabul etmek gerek. Yönetmenin yaratıcı kamera açıları, yavaş kurgusu ve oyuncuların performansları da bu sınırlı imkanlara rağmen filme belirgin bir görsellik kazandırıyor.

Filmin orijinal sürümü 148 dakika sürerken, 2001 yılında hazırlanan restore edilmiş versiyon 123 dakikaya, yabancı gösterimlerde kullanılan sürüm ise 118 dakikaya indirilmiştir. Film Sovyetler Birliği’nde gösterime girdiğinde büyük bir başarı yakalamış ve orijinal gösteriminde bölüm başına 20,5 milyon izleyiciye ulaşmıştır. 1982 yılında İtalya’daki Trieste Science+Fiction Festivali’nde “Asteroide d’Argento” (Gümüş Asteroit) ödülünü kazanması da filmin uluslararası alandaki önemli başarılarından biridir. Batı dünyasında, özellikle ABD’de Humanoid Woman adıyla kötü bir dublaj ve oldukça kesilmiş bir kurgu ile gösterilmesi nedeniyle hak ettiği ilgiyi görememiştir.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


3 Yorum

  1. quattromosche 27 Temmuz 2009 - 14:45

    Rusların ve Almanların 1950-1970 arası yaptığı bilim-kurguları yeni yeni keşfediyorum. Özellikle Alman olanlar konu olarak çok ilginç değil. Ama her ülkenin kendi sinema kimliği ve çekiciliği var ve bu filmlerde de açıkça belli oluyor. Başta Rus olanlar olmak üzere mutlaka bir kaç örneğine bakmakta fayda var. Yoksa tartışmalı Solaris’te takılıp kalacağız. Baksanıza, Almanya’dan örnek bile veremedim.

    Yanıtla
  2. BERAT 30 Aralık 2010 - 04:12

    Bu fimi aradım bulamıyorum.Rusların yaklaşımlarını severim ama örnek bulmak çok zor benim için.Rus Bilim Kurgusu sağlamdır,Altov Ve Jurelevanın Evrenin türküsünü neden çekmezler diye hayıflanırım ,sonra korkarım amerikalıların Solarise yaptıkları aklıma gelir aman el atmasınlar derim.Tarkovskinin Solarisi iyi bence ama kendi kendime hep sorarım Lem e gösterdiği sadakati neden Stalkerda Strugatsky kardeşlere göstermemiştir diye.Monsters filmini izler stalker geldi aklıma keşke dedim Strugatsky kardeşlerin filmini iyi bi yönetmen büyük bir bütçeyle çekse tali yollara vurmadan ana fikir ne güzel anlatılır dedim.

    Yanıtla
  3. deckard 30 Nisan 2011 - 12:27

    1989 yapımı Alman-Rus ortak yapımı Es ist nicht leicht ein Gott zu sein-Hard to Be a God filmini Ekim ayında izledim.Çok beğendim.Farklı bilim kurgu izlemek isteyenlere şiddetle önerilir.

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm