iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
The Legend of the 7 Golden Vampires filminden Kont Dracula ve Çinli rahip Kah sahnesi

70’ler, İstismar sinemasının kuşkusuz altın çağıydı. Aynı dönemde bazı yönetmenler türleri birbiriyle harmanlayarak uçuk projelere imza atıyorlardı. İşte bu harmanlamadan doğan bir film; The Legend of the 7 Golden Vampires. Dönemin İstismar filmleri erotizm ve korku türünü ön plana koyarken, The Big Boss (1971) ve Enter the Dragon (1973) gibi uzak doğu dövüş filmlerinin kazandığı gişe başarısından sonra bu tarz filmlere olan ilgi artarak çoğalacaktır.

Yine aynı dönemde Hammer Film Stüdyosu da gerilemekte olan pazar payını arttırmak için kendi karakteri olan filmlerle uzak doğunun dövüş filmlerini harmanlamakta gecikmedi. Film dövüş filmleriyle vampir mitinin sinemadaki ilk buluşmasıdır. Daha sonraki filmlere örnek olarak The Era of Vampires (2002) filmini örnek verebiliriz.

Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursak; hikâye 1804 yılında Transilvanya’da başlar. Çin’in Szechuan eyaletindeki Pang Kwei’de bulunan bir tapınağın baş rahibi Kah (Shen Chan), yorucu bir yolculuğun ardından Dracula’nın karşısına çıkar ve düşmekte olan tapınağı için Kont’un yardımını ister. Zaman 1904’e, mekân Çin’e sıçradığında Profesör Van Helsing (Peter Cushing) Uzak Doğu’da verdiği derslerde öğrencilerine, her yıl 7. ayın zamanında lanetlenen bir Çin köyünden söz etmektedir. Kung Fu ustası Hsi Ching (David Chiang) ve kardeşlerinin ısrarıyla Van Helsing, köyü rahatsız eden ve genç kızları kurban edip kanlarını içen 7 vampirden köyü kurtarmaya ikna olur. Van Helsing’in oğlu (Robin Stewart) ve zengin bir kadın olan Julie Ege’nin canlandırdığı karakter de bu motley ekibe katılır ve hep birlikte Dracula’yı ve yedi altın vampiri takibe koyulurlar. Bu sırada Kont Dracula da uzak doğuya doğru yola koyulmuştur. Ve ezeli düşmanlar Van Helsing ve Dracula karşı karşıya geleceklerdir.

7 Altın Vampir filminde kurbanını yakalayan sivri dişli Çinli vampir sahnesi

Filmin İngiltere’deki yapım aşamasından Hammer sorumlu iken Uzak doğu ayağıyla da Shaw Brothers ilgilenmiş. Yani iki türün en iyilerinin bir araya gelerek ortaya çıkardıkları bir yapım olmuş. Filmin yönetmen koltuğunda Roy Ward Baker otursa da dövüş sahnelerini Shaw Brothers adına Cheh Chang çekmiş. Baker deneyimli bir isimdi; ilk yönetmenlik fırsatını 1947’de The October Man ile yakalamış, ardından 1952’de Hollywood’a gidip yedi yıl orada çalışmış, 1958’de İngiltere’ye dönerek kariyerinin en iyi işlerinden biri sayılan A Night to Remember’ı çekmişti. 60’lar ve 70’ler boyunca da Hammer ve Amicus için pek çok korku filminde imza atacaktı. Görüntü yönetmenliğini John Wilcox ile Roy Ford üstlenirken, filmin gerilimini ve gizemini besleyen müzikleri James Bernard imzalamış. Bu iki uç fikri birleştirirken istemeyerek de olsa film komedi tarzına da kaymış. Zaten filmi kült mertebesine oturtan ve türün meraklıları için filmi çekici kılan da ortaya çıkan bu garip durum.

Oyuncu kadrosu açısından da film dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor. Peter Cushing için bu film, Van Helsing rolünü beşinci ve son kez canlandırdığı yapım olmuş. Dracula rolü ise aslında Christopher Lee’ye teklif edilmiş, ancak Lee senaryoyu okuduktan sonra rolü reddetmiş ve bu da filmde ciddi biçimde hissedilen bir eksiklik olarak kalmış. Dracula’yı bu kez John Forbes-Robertson canlandırmış; üstelik oyuncu, sesinin bir başka aktör tarafından dublajlanmasına oldukça sinirlenmiş. The Legend of the 7 Golden Vampires, Hammer’ın Dracula serisinin altıncı halkasıdır — seri Horror of Dracula ile başlamış, Dracula Prince of Darkness ve Brides of Dracula ile devam etmiş, ardından Taste the Blood of Dracula ve Dracula Has Risen from the Grave gelmiş, Alan Gibson’ın yönettiği düşük bütçeli iki TV devam filmi The Satanic Rites of Dracula ve Dracula A.D. 1972 ile sürmüştü; bu filmlerin neredeyse tamamında Christopher Lee ile Peter Cushing başrollerdeydi.

The Legend of the 7 Golden Vampires filminde David Chiang’ın yer aldığı Kung-Fu aksiyon sahnesi

Filmle ilgili bir diğer ayrıntı da film Amerika’da gösterime The Seven Brothers Meet Dracula adıyla girmiş ve film Amerikalı dağıtımcılar tarafından bütünüyle değiştirilmiş. Birçok yeni sahne eklenmiş, bazı diyaloglar çıkartılmış. Filmin bir diğer alternatif ismi de Dracula and the Seven Golden Vampires olarak geçiyor. Yani kısaca filmin Amerika ayağı tamamen farklı bir film haline gelmiş ve bu da filmi çekici kılan diğer unsurlardan biri olmuş. Dönemin bazı eleştirmenleri ise filmi, Kung Fu türüne aşina olmayan izleyici için oldukça saçma bulduğunu belirtmişti; ki bu da filmin türler arası kimliksizliğinin bir başka yansıması sayılabilir.

Film farklı uçları beyaz perdede birleştirmesi açısından çarpıcı örnekler veren özgün bir yapım. Her ne kadar ticari kaygılar güdülerek ortaya çıkmış olsa da içten, samimi olmayı başarabilmiş.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm