iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Queen Kong (1976) filminden dev dişi maymunun insanları kovaladığı sahne

Bir kadın film ekibi film çekmek üzere Afrika’ya giderler. Luce Habit (Rula Lenska) ekibin yönetmenidir ve orijinal filmdeki otoriter Carl Denham ile Bruce Cabot karakterlerinin bir karması rolündedir. Filmin erkek başrol oyuncusu kampı terk eder. Bunun üzerine Luce yeni bir erkek oyuncu bulmak için Londra’ya gider ve Portobello Road pazarında elmalı şeker çalarken gözüne kestirip ilaçla bayılttığı yeni başrol oyuncusu Ray (Robin Askwith) ile geri döner. O dönem İngiltere’de popüler olan “Confessions of…” seks komedisi serisiyle tanınan Askwith, bu filmde orijinal Fay Wray rolünün erkek versiyonunu canlandırarak “zor durumdaki genç erkek” rolünü oynamıştır. Filmi çekerken hedefi Lazanga adası olan “Liberated Lady” (Özgürleşmiş Hanımefendi) adlı gemileriyle yola çıkıp sadece kızlardan oluşan bir köy bulurlar. Sürekli konga dansı yapıp şarkı söyleyen yerlilerin yaşadığı bu köyde yaşayanlar (ki liderleri kırmızı bikinisiyle sadece “Unga bunga wonga” gibi anlamsız ifadeler kullanan Nabongas Kraliçesi rolündeki Valerie Leon’dur) Ray’in devasa dişi maymun Queen Kong için çok iyi bir kurban olduğunu düşünerek onu kaçırırlar. Ray’i devasa bir piknik masasının üzerindeki dev bir doğum günü pastasının içine koyarak kurban olarak sunarlar. Beklenen olmazi Queen Kong Ray’i yemez; çünkü ona aşık olmuştur ve onu alıp ormana kaçırır. Filmin geri kalanı orijinal King Kong’la neredeyse aynı, ormanda kağıt hamurundan yapılmış uyduruk dinozorlarla savaşan ve en sonunda ekibin gaz bombalarıyla bayıltılarak yakalanan Queen Kong İngiltere’ye götürülür ve tutulduğu yerden kaçar. Londra’da ahlak kuralları gereği zincirlerle bağlıyken dev bir bikini giymeye zorlanan dişi maymun, Ray ile Luce Habit’in yakınlaştığını görünce kıskançlık krizine girerek zincirlerini kırar. Şehri dağıtıp Ray’i de kaparak Big Ben’e tırmanır. Askerlerin saldırısı sürerken Ray, bir helikopterin hoparlöründen Londra’daki tüm kadınlara seslenerek Queen Kong’u kadın özgürlüğünün bir sembolü olarak görmelerini ister. Bu çağrıyla patlak veren kadın hakları protestoları sayesinde polis pes eder ve maymun adasına sağ salim geri gönderilir; Ray de onunla birlikte adaya döner.

Filmin ilk otuz dakikası kelimenin tam anlamıyla bir zaman kaybı. Queen Kong’dan eser yok. Kendisini ancak otuz dakika sonra görüyoruz. Görüldüğü oldukça zavallı birkaç sahneden sonra, yaklaşık yirmi dakika sonra, Queen Kong yakalanıyor ve İngiltere’ye götürülüyor.

Queen Kong 1976 filminde Nabongas Kraliçesi rolündeki Valerie Leon

Filmin tamamı için fiyasko demek sanırım yanlış olmaz. Oyunculuk, efektler son derece kötü. Öyle ki, Queen Kong’un Big Ben’e tırmandığı doruk noktası sahnelerinde dev maymun düpedüz bir kartpostal manzarasının üzerine bindirilmiş, Londra sahnelerinin minyatürleri için Bournemouth’taki Tucktonia tema parkında bulunan ölçekli Londra modeli kullanılmış ve saldıran uçak sahnelerinde Vulcan bombardıman uçakları, Red Arrows jetleri ile model helikopterlerin arşiv görüntüleri birbirine karıştırılmış. Belki de filmle ilgili tek iyi şey, güzel kızların oynuyor olması. Kadroda ayrıca Vicki Michelle, Anna Bergman, uçakta gitar çalıp şarkı söyleyen absürt rahibe rolüyle Linda Hayden ve Woolf rolünde Roger Hammond gibi isimler de bulunuyor. Anlaşıldığı üzere film (1933 yapımı klasik) King Kong’un cinsiyet rollerini tersine çevirerek ele alan, 1970’lerin absürt İngiliz seks komedisi ve canavar filmi karması bir parodisi niteliğinde. Film ucuzluğundan ötürü komik fakat sanırım yönetmen bunun farkına varmamış ki komik olmaya çalışan sahneler, diyaloglar, şarkılar ve danslar eklemiş. Filmi izlerken bazı bölümlerde sanki bir müzikal izliyormuş hissine kapılabilirsiniz. Yine de film son derece kötü yapılmış olmasına rağmen; Airplane! (1980) tarzını birkaç yıl öncesinden müjdeleyen absürt yapısıyla, Jaws, The Exorcist ve Airport gibi popüler filmlerle dalga geçen sahneleriyle, son derece komik ve kaba şarkı sözleriyle (“She’s the queenie for my weenie” gibi) ve dönemin feminizm dalgasına yönelik eğlenceli bakış açısıyla bugün bir kült-absürt sinema klasiği olarak kabul ediliyor.

Filmin yönetmen koltuğunda Farouk Agrama (daha sonra 1981 yapımı korku filmi Dawn of the Mummy’i de çekecek olan Mısırlı yönetmen Frank Agrama) oturuyor. senaryo ise Agrama ve Ronald Robin (Robin Dobria) ile Fabio Piccioni tarafından yazılmış. Yönetmenle ilgili bir ayrıntıyı belirtmekte yarar var, çektiği 1972 yapımı L’amico del padrino (Babanın Arkadaşı) filminde iki Türk oyuncu yer almış. Ayhan Işık ve Figen Han.

Queen Kong 1976 filminden absürt komedi unsuru barındıran bir sahne

Filmin vizyon ve hukuki süreci ise ayrı bir olaydır. 1976 yılında Dino De Laurentiis’in dev bütçeli King Kong yeniden çevrimiyle aynı dönemde vizyona girmesi planlandığından, De Laurentiis ve telif hakkı sahibi RKO bu düşük bütçeli parodiye telif haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmıştır. Mahkeme kararıyla yasaklanan film İngiltere ve Kuzey Amerika’da sinemalarda hiç vizyona girememiş, sadece İtalya ve Almanya’da çok kısıtlı bir gösterim şansı bulabilmiştir. Ancak bu yasak, filmin ne kadar kötü ve niteliksiz olduğunu gören başrol oyuncuları Robin Askwith ve Rula Lenska için adeta bir teselli olmuş; ikili filmde oynamaktan duydukları utanç nedeniyle bu hukuki engellemeyi kendileri için “büyük bir şans ve iyilik” olarak nitelendirmiştir. Yaklaşık 25 yıl boyunca tozlu raflarda unutulan bu yapım, ilk kez 2001 yılında Japonya’da sinemalarda oynatıldıktan ve 2003 yılında Retromedia tarafından DVD formatında piyasaya sürüldükten sonra sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilebilmiştir.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


3 Yorum

  1. Can Evrenol 22 Kasım 2010 - 07:02

    AHAHAHAHAHHAHAHHAAH
    resimler inanılmaz Tolga!!!!
    olm Öteki’ye yazmadığına çok üzülüyorum valla

    Yanıtla
  2. Ugur KURUCAY 22 Kasım 2010 - 08:33

    aslında ilginç olan bizim tükrlerin king kong denemesi yapmaması nasıl gözlerinden kaçmış analamadımv alla çok teşekkürler güzel paylaşım için

    Yanıtla
  3. Yasin Karakaya 23 Kasım 2010 - 08:58

    Holy shit! hakikaten çok ucuz görünüyor film. King kong deyince benim aklıma bir kadınla sevişen kong fikri geliyor nedense. Ama bu megaucuz olurdu dimi 🙂

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm