iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Patrick Still Lives filminde Gianni Dei tarafıdan canlandırılan Patrick karakterinin komadaki yakın çekim sahnesi

Geçtiğimiz günlerde izleme fırsatı bulduğum Patrick Still Lives (Patrick vive ancora), benim gibi İtalyan trash filmleri sevenleri oldukça memnun edecek bir yapım.

İtalyan popüler sinemasının 60’lı, 70’li ve 80’li yıllardaki en belirgin özelliği kuşkusuz rip-off kültürüydü. Başarılı bir filmi alıp, telif sorunlarından kaçınacak kadar farklı ama seyirciyi tavlayacak kadar benzer gayri resmi devam veya taklit filmleri üretmek rutin bir yöntemdi. Burada da Fulci’nin Zombie 2 ile yaptığını; yönetmen Mario Landi, senarist Piero Regnoli ve yapımcı Gabriele Crisanti üçlüsü gerçekleştiriyor. Film, 1978 yapımı Avustralya yapımı Patrick’in resmi bir devamından ziyade, onun oldukça müstehcen ve kanlı bir uyarlaması niteliğinde. Öyle ki orijinal Patrick İtalya’da vizyona girdiğinde, İtalyan dağıtımcılar filmin orijinal müziklerini alıp yerine Dario Argento filmlerinden tanıdığımız efsanevi Goblin grubunun müziklerini yerleştirerek pazarlamışlardı.

Film oldukça absürd bir kaza sekansı ile açılıyor. Arabası bozulan babası Dr. Herschell’ın yanında duran Patrick, yoldan geçen bir araçtaki sorumsuz sürücünün fırlattığı şişenin doğrudan yüzüne çarpmasıyla ağır bir baş travması geçirir. Bu kaza Patrick’i derin bir komaya sokarken, eş zamanlı olarak ona ölümcül telekinetik güçler kazandırır. Ameliyat sonrasında bir hastanede iki doktorun arasında geçen diyaloga şahit oluyoruz: ‘Yapabileceğim her şeyi yaptım Dr. Herschel, yaşayacak fakat bir daha hiç çıkamayacağı bir komada’.

Dr. Herschel villasının bodrumuna kurduğu laboratuvarda Patrick’in güçlerini geliştirmesi için çalışmalar yapar. Ancak senaryo burada Agatha Christie’nin Ten Little Indians şablonunu devreye sokar: Doktor, oğlunun komaya girmesinden sorumlu tuttuğu 6 şüpheliyi bu ıssız evde toplar. Hepsi de son derece yozlaşmış, burjuva ve nefret edilesi tiplerdir.

Patrick Still Lives filminde Andrea Belfiore'nin canlandırdığı Lydia Grant karakteri komadaki Patrick'in odasında

Filmde Patrick rolünü Gianni Dei oynuyor. Patrick bütün zamanını yatakta gözlerini boşluğa dikerek geçirir. Kliniğe gelen grup ise bolca J&B viski tüketip birbirinin arkasından kuyular kazarken, kısa sürede onun kanlı intikam kurbanlarına dönüşür. Kadroda alkolik parlamento üyesi Lyndon Cough (Franco Silva), cüretkar karısı Sheryl (Carmen Russo), Stella Randolph (Mariangela Giordano), Peter Suniak (John Benedy), David Davis (Paolo Giusti), asistan Lydia Grant (Andrea Belfiore) ve kahya Meg (Anna Veneziano) yer alıyor.

Film, o dönem yapılan örnekler arasında hem kadın hem erkek çıplaklığını son derece cömertçe sergileyen, gore ile istismarı tavan yaptıran yapımlardan biri. Hikaye ve oyunculuklar, cesurca sergilenen sahnelerin gölgesinde kalıyor. Lydia Grant’ın Patrick’in hipnoz etkisiyle yaptığı mastürbasyon sahnesi bir porno filmini aratmayacak nitelikte. Cinayetler ise tam bir vahşet şovu: Mr. Cough’un yüzme havuzunda canlı canlı haşlanması, Mr. Davis’in boğazına kanca geçirilip kuyuya asılması, bir kadının araba camına sıkıştırılarak giyotin gibi kafasının koparılması, kahya kadının kendi Alman kurdu köpekleri tarafından boğazının parçalanması ve tabii ki o meşhur şömine maşasıyla yapılan infaz…

Patrick Still Lives filminde Mariangela Giordano'nun mutfaktaki infaz sahnesi

İtalyan istismar sinemasının kraliçesi (ve aynı zamanda yapımcı Crisanti’nin eşi) Mariangela Giordano’nun cinayet öncesinde mutfakta buzdolabını açıp yüzülmüş bir kediyle karşılaşması, Landi’nin bir diğer filmi Giallo a Venezia’daki (buzdolabında kadın gövdesi bulunması) sahneye yapılmış harika bir ters-yüz göndermedir. Giordano’nun kazığa oturtulma sahnesi ile Mario Landi’nin Giallo a Venezia (1979) ve Burial Ground’daki ikonik sahneleri karşılaştırıldığında, Landi ile Giordano arasında neredeyse bir tür fetişist sinema ortaklığı olduğunu düşünmemek elde değil.

Teknik açıdan ucuz bir yapım olsa da Patrick’in gücünü kullandığı sahnelerde devreye giren neo-ekspresyonist mor ve yeşil ışıklandırmalar, Dario Argento’nun Suspiria ve Inferno atmosferine saygı duruşunda bulunuyor. Kötü özel efektlerine rağmen %100 trashy bir tatmin sağlayan bu yapım, zamanında İngiltere’de BBFC kurulunun eline düşse muhtemelen anında yasaklanacak türden bir seyirlik.

Daha akılcı ve gerilimli bir klasik arayanlar 1978 yapımı orijinal Patrick‘i tercih etmeli; ancak sınırları zorlayan, çıplaklık ve gore dolu İtalyan B-horror ve filone meraklılarının kesinlikle ıskalamaması gereken bir iş.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


1 Yorum

  1. Ercan 26 Mayıs 2009 - 09:31

    2 sene öncesine ait ilk bölümü vardı bunun o daha iyiydi, eskiden starda izlemiştim fena değildi.

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm