iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
28
Ara
2025

Molly and the Ghost (1991)

B-Film kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

1991 yılında yönetmen Don Jones’un çektiği Molly and the Ghost, ne televizyonlarda yayınlanan ne de geniş kitlelere ulaşan bir film oldu. Doğrudan VHS formatında piyasaya sürülen bu yapım, 90’ların başında erotik gerilim, korku ve soap opera melodramının en tuhaf şekilde harmanlandığı, bir deneyim sunuyor. Filmin kapağındaki kadın filmde yoktur, müziği korkunçtur, ama bir şekilde bu kadar yanlış giden her şey filmi unutulmaz kılıyor.

Yönetmen Karmaşası

Filmi anlatmadan önce, yıllarca süren bir kafa karışıklığına da değinmek gerekiyor. 80’lerde ve 90’larda Donald Jones adında iki farklı korku/exploitation yönetmeni çalışıyordu. İkisi de yönetmen, yazar, editör ve görüntü yönetmeniydi, bu da karmaşayı daha da artırıyordu.

Birincisi, Donald Marcus Jones (genellikle Donald Jones veya Donald M. Jones olarak anıldı). Kaliforniya doğumlu, 1950’lerin sonunda dünyaya geldi ve Murderlust (1985), Project Nightmare (1987) ve Housewife from Hell (1993) gibi video kiralama raflarını dolduran filmler çekti.

İkincisi ise bizim filmimizin yönetmeni Donald Evan Jones (genellikle Don Jones veya Donald Jones olarak anıldı). 1938 doğumlu bu Don Jones, 1960’larda Roger Corman, Ted V. Mikels, Jack Hill gibi exploitation sinemasının devleriyle çalışarak kariyerine başladı. 1970’te kendi filmlerini yönetmeye başladı ve Schoolgirls in Chains (1973), The Love Butcher (1975), The Forest (1982) gibi yapımlar çekti. Molly and the Ghost onun yönetmen olarak son filmi oldu, ancak 2007’ye kadar belgesellerde ses teknisyeni olarak çalışmaya devam etti. 2021’de 83 yaşında vefat etti.

Komedi mi, Korku mu, Soap Opera mı?

Film, kurnaz ve manipülatif Susan’ın ablası Molly’yi öldürterek Molly’nin kaslı kocası Jeff’i kendine aşık etme planıyla başlıyor. Ancak işler ters gider ve kiralık katil John yanlışlıkla Susan’ı öldürür.

Ama Susan’ın huysuz ruhu geri dönüyor ve Molly ile Jeff’i rahatsız etmeye başlıyor. Filmin açılış sahnesi Susan’ın ruhunun bir mezarlıkta beyaz bir limuzine binerek öbür dünyaya gitmeye hazırlanmasıyla başlıyor.

Sürpriz Oyuncular: Tim Abell ve Ena Henderson

Filmin oyuncu kadrosunda iki büyük sürpriz var. İlki, Ena Henderson. 1989 tarihli Fatal Exposure‘da inanılmaz güzelliğiyle arz-ı endam eden oyuncu bu filmde de gözlerimize bayram ettirirken ortalamanın üstünde oyunculuk becerisi sergiliyor.

İkinci sürpriz ise erkek baş rol oyuncusu “Ron Moriarty”. Aslında bu isim Tim Abell’in takma adı. Abell, 90’ların ortasında Fred Olen Ray filmlerinde ve erotik gerilim türünde ismini duyurdu. Kariyerine 80’lerde “Ron Waldron” adıyla başlamıştı.

O kadar Kötü Ki Çok Eğlenceli

Film çoğu izleyici tarafından kötü ama çok eğlenceli olarak tanımlanıyor. Kötü yönetmenlik, yavaş tempo, statik görüntü, kötü mizah denemeleri, ucuz synthesizer müziği (Richard Hieronymus), saçma ve dağınık hikaye, dandik özel efektler, kötü oyunculuk ve aptal senaryo. Filmin VHS için piyasaya sürüldükten çok sonra DVD’si RARE-FLIX tarafından piyasaya sürüldü.

Türk Televizyonunda Benzer Bir Ruh: Ruhsar

İlginç bir şekilde, Susan’ın hayalet karakteri, yıllar sonra Türk televizyonunda karşımıza çıkacak bir karakteri andırıyor: 1998-2001 yılları arasında Kanal D’de yayınlanan Ruhsar dizisinin başrolünü Hande Ataizi ve Cem Davran paylaştı.

Ruhsar da tıpkı Susan gibi ölen ve geri dönen bir karakterdi – ancak tarzları çok farklıydı. Ataizi’nin canlandırdığı Ruhsar, “çizgi film karakteri gibi, çocuksu enerjisini muhafaza eden, en tatlı, en yaramaz haliyle” tasarlanmıştı. Susan’ın sinirli ve intikam dolu ruhu yerine, Ruhsar daha çok insanları gülümseten, umut vadeden bir karakterdi.

Filmde Olmayan Kapak Kızı

Filmin en büyük aldatmacalarından biri, kapakta görünen kadının filmde olmaması. Bu, o dönemin doğrudan video filmlerinin klasik bir stratejisiydi: Çekici bir kapak tasarımıyla kiralama dükkanlarının raflarında dikkat çekmek

Molly and the Ghost, muhtemelen hiçbir zaman keşfedilen müthiş bir film olmayacak. Ama 90’ların başında doğrudan video pazarının nasıl işlediğini görmemizi sağlayan mükemmel bir örnek olarak keşfedilmeyi bekliyor.

Don Jones’un son yönetmenlik projesi olan bu film, 60’larda dublörlükle başlayıp 90’larda hala film yapmaya çalışan bir adamın son çırpınışları. Başarılı mı? Hayır. Eğlenceli mi? Tuhaf bir şekilde, evet. Ve belki de en önemlisi, unutulmuş ama tamamen yok olmamış.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm