iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
18
Nis
2026

The Sadist (1963)

“Bu film masumların üzerinde ahlaki bir cinnet yaratmak için yapıldı.” — Arch Hall Sr.

Arch Hall Sr. filmin açılışına jeneriksiz olarak kendi sesini koymuş. Kamera henüz bir şey göstermeden, yapımcının sesi seyirciye ne izleyeceğini söylüyor. Bu kadar doğrudan bir hareket, 1963 Amerika’sında neredeyse provokatif sayılabilecek bu deneme bugün bile tuhaf duruyor. Hall Sr. burada izleyiciyi hem uyarıyor hem övünüyor.

Film, üç öğretmenin Los Angeles Dodgers maçına gitmek üzere çıktığı bir yolculukla açılıyor. Bozulan yakıt pompası onları ıssız bir hurdalığa itiyor klasik bir tuzak kurgusu, evet, ama Landis bunu sıradan bir şekilde kullanmıyor. Hurdalık soyut bir tehlike alanı değil; kırık camlar, eski kasalar, paslanmış parçalar. Kamera bu hurdaların arasından çekimi gerçekleştiriyor ve izleyiciyi adeta hurdalıkta sıkışıp kalmış hissettiriyor.

Filmin görüntü yönetmeni Zsigmond burada ilk uzun metraj filmini çekiyor. The Deer Hunter ve Close Encounters of the Third Kind gibi bu filmi takip eden yapımları on küsur yıl sonra gelecek.

Charlie Tibbs rolündeki Arch Hall Jr. fiziksel özelliklerinden dolayı filmdeki en zayıf halka gibi dursa da (bebeksi yüz hatları ve çizgi film karakterini andıran ses tonu) Landis bu çelişkiyi sanki bilinçli kullanıyor. Charlie’nin şiddet motivasyonu hiçbir zaman tam olarak açıklanmıyor. Neden kan istiyor?

Starkweather ve Fugate cinayetlerinden ilham alan ilk sinema uyarlaması olarak bu seçim ilginç: gerçek katiller de o dönemde hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamıştı. Diğer filmler: Badlands (1973), Kalifornia (1993), Natural Born Killers (1994) ve Starksweather (2004)

The Sadist 1963 hurdalık sahnesi klostrofobik kamera açıları

Kurbanların tepkileri de gerçekçi bir çaresizlik içinde yazılmış. Ed arabayı tamir etmeye çalışıyor, Doris merhamet dileniyor, Carl sessizce büzülüyor  hiçbiri kahraman olmaya çalışmıyor. Senaryo onlara kahramanlık anı vermiyor, sadece hayatta kalma refleksini veriyor ve bu refleks de çoğunlukla işe yaramıyor.

Film sonlara doğru biraz sıkmaya başlıyor. Judy’nin ölümü ve ardından gelen kovalamaca sahnesi, önceki kırk dakikanın yarattığı klostrofobi hissini bir ölçüde kırıyor. Açık çöl mekânına geçildiğinde o baskı azalıyor  kasıtlı mı, bütçe kısıtlamasının zorladığı bir tercih mi, söylemek güç. Sonun çıngıraklı yılan çukuru ise B-filmi mitolojisine fazla yaslanıyor; önceki tonla tam uyuşmuyor. Öte yandan o sahnenin prodüksiyon hikâyesi — yanlışlıkla ağızları dikilmemiş gerçek yılanlarla çekilmiş, Hall Jr. Yılan sokması tehlikesi atlatmış.

33.000 dolarlık bütçeyle çekilen, araba sinemalarına 12.50 dolar gibi absürt bir ücretle satılan bu film, bugün Texas Chain Saw Massacre, Hills Have Eyes’ın ve onlarca hayatta kalma filminin atası olarak anılıyor. The Sadist, kendi başına ilgi çekici bir film. Yönetmeni Landis bir sonraki filmlerinde bu seviyede iyi bir iş çıkaramadı, görüntü yönetmeni Zsigmond ise bu filmden sonra Hollywood’un en iyi görüntü yönetmenlerinden biri oldu.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm