iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

İtalyan sinemasında “aile” kavramı genellikle kutsaldır; ta ki Salvatore Samperi kamerayı eline alana kadar. Kariyerine 1968’in barut kokan havasında, Marco Bellocchio’nun izinden giden öfkeli bir politik yönetmen olarak başlayan Samperi, zamanla bu öfkeyi İtalyan erotik komedisinin (commedia sexy all’italiana) en keskin silahına dönüştürdü.

Onun sineması, sadece “soyunmuş kadınlar”dan ibaret değildir. Salvatore Samperi, burjuva ahlakının yaldızlarını “arzu”, “ensest imaları” ve “iktidar oyunları” ile kazıyan, izleyiciyi röntgenci konumuna sokarak suç ortağı yapan bir “kötü çocuk”tur.

Elimize geçen nadir dönem eleştirileri ve analizlerden yola çıkarak; Grazie zia‘nın isyankar felçlisinden, Malizia‘nın ikonik hizmetçisine ve Malizia 2mila‘nın hüzünlü vedasına uzanan bu çalkantılı kariyeri masaya yatırıyoruz.

1968 Ruhu ve “Sakat” Başkaldırı: Grazie zia

Samperi’nin sinema serüveni, Marco Ferreri ile yaptığı çıraklığın ardından, dönemin ruhuna uygun olarak “sisteme nanik yapan” bir filmle, Grazie zia (1968) ile başlar. Cannes Film Festivali’nde gösterildiğinde ortalığı karıştıran bu film, kimilerine göre bir başyapıt, kimilerine göre ise Bellocchio’nun I pugni in tasca (Cebimdeki Yumruklar) filminin bir taklididir.

Filmde, psikosomatik bir blokaj yüzünden felçli olan genç Alvise (Lou Castel), “Direniş” kökenli solcu bir entelektüelle yaşayan teyzesi Lea’nın yanına gönderilir. Ancak Alvise’nin felci, pasif bir durum değil, aktif bir silahtır. Samperi burada cinselliği devrimci bir araç olarak kullanır. Alvise’nin teyzesi üzerinde kurduğu tahakküm, gençliğin yetişkinlerden, anarşizmin yerleşik sol ve burjuvaziden aldığı intikamdır. Vietnam Savaşı referansları, Diabolik çizgi romanları ve Nomadi şarkılarıyla bezeli bu film, ailenin çöküşünü müjdeler.

Bu dönemde Samperi, Cuore di mamma (1969) ile “yabancılaşmış ve kendini silahlı mücadelede bulan anne” figürünü (Carla Gravina) ve Uccidete il vitello grasso… (1969) ile burjuva ahlakının sahte özgürlüğünü eleştirmeye devam eder.

Bir Fenomenin Doğuşu: Malizia (1972)

Salvatore Samperi’yi sadece sinefillerin değil, tüm dünyanın tanıdığı bir isim haline getiren kırılma noktası ise şüphesiz Maliziadır. İlginçtir ki, Samperi bu senaryoyu yıllarca yapımcılara önermiş ancak reddedilmiştir. İnadı sayesinde çekilen film, İtalyan sinema tarihinin en büyük gişe başarılarından biri olur.

Hikaye, dul kalan Ignazio (Turi Ferro) ve üç oğlunun, eve gelen güzel hizmetçi Angela’ya (Laura Antonelli) duydukları arzuyu anlatır. Ancak filmi “türdeşlerinden” ayıran şey, ortanca oğul Nino’nun kurduğu karanlık oyundur. Nino, Angela’yı elde etmek için ölü annesinin hayaletini ve babasının korkularını kullanır.

Unutulmaz final sahnesinde, Vittorio Storaro’nun şimşeklerle aydınlanan büyülü ışığı altında, evin en “burjuva” mekanı olan salonda, Nino ve Angela birlikte olurken, çocuk babasına “Annem evliliğinize onay verdi” diyerek yalan söyler. Samperi burada bile zehrini akıtmaktan geri durmaz; Antonelli’nin çocuğa “Becér! (Bebeğim/Çocuğum)” diye bağırması, sahneye açık bir ensest tonu katar. Antonelli’nin, gösterilenden çok “ima edilen” erotizmi (dekoltelerden görünen iç çamaşırları, kısa etekler), onu bir dönemin tartışmasız ikonu yapar.

Tekrar Eden Formüller ve Bir Trajedi: Peccato Veniale

Malizia‘nın başarısı, yapımcıların “daha fazlasını” istemesine neden olur. Samperi, 1974’te Peccato veniale ile formülü tekrarlar: Yine Laura Antonelli, yine genç Alessandro Momo ve yine bir “yenge-yeğen” gerilimi.

Film, Versilia sahillerinde geçer ve daha sonra Carlo Vanzina’nın Sapore di mare gibi filmleriyle popülerleşecek olan “İtalyan plaj komedileri”nin atası sayılır. Ancak Samperi’nin dokunuşu, sıradan bir yaz aşkı hikayesini grotesk bir mizahla soslar. Özellikle Sandro ve arkadaşlarının, “mucizevi tüy dökücü” diyerek bir kızın göğüslerine diş macunu sürdükleri sahne veya finaldeki o meşhur “boynuzlu kadeh kaldırma” töreni, yönetmenin acımasız mizahının örnekleridir.

Bu filmin tarihe düştüğü en acı not ise başrol oyuncusu Alessandro Momo ile ilgilidir. Genç yıldız, bu filmden kısa bir süre sonra bir motosiklet kazasında hayatını kaybeder ve İtalyan sineması en parlak genç yeteneklerinden birini yitirir.

Faşizm, Aşağılanma ve Başarısız Denemeler

Salvatore Samperi, 70’lerin ikinci yarısında komediden uzaklaşarak daha karanlık sulara yelken açar. Scandalo (1976), Franco Nero’nun canlandırdığı korkak bir karakter üzerinden, savaş döneminde Fransa’nın teslimiyetçi ruhunu ve burjuva ailesinin çürümüşlüğünü anlatır. Lisa Gastoni’nin canlandırdığı karakterin, aşığı tarafından kızıyla ilişkiye girmeye zorlandığı anlar, Samperi filmografisinin en rahatsız edici sahnelerindendir.

Ardından gelen Nenè (1977) ise yönetmen için bir başarısızlık olur. 7 yaşındaki bir çocukla 15 yaşındaki kuzeni arasındaki cinselliği konu alan film, Samperi’nin “büyüme korkusu” temasını işleme çabası olsa da, izleyici ve eleştirmenler tarafından “sapkınca” ve inandırıcılıktan uzak bulunur.

80’ler: Entelektüel Erotizm ve “La Bonne”

80’lere gelindiğinde Samperi, kamerasını Monica Guerritore’ye çevirir. Fotografando Patrizia (1984), Malizia‘daki formülü tersine çevirir; bu kez baştan çıkaran kişi “abla”, kurban ise “kardeş”tir. Filmdeki o meşhur final sahnesi, iki kardeşin “anne rahmindeki ceninler” gibi kıvrılarak yattığı an, filmin psikolojik derinliğini özetler.

Dönemin en güçlü işlerinden biri ise La bonne (1986) filmidir. 1956 Macaristan olaylarının gölgesinde geçen film, Jean Genet’nin Hizmetçiler oyunundan esinlenir. Burjuva Anna ve köylü Angela arasındaki cinsel ve sınıfsal gerilim, Samperi’nin o eski “yakıcı” dokunuşunu geri getirdiğinin kanıtıdır. Film, bir yandan erotik bir gerilim sunarken, diğer yandan İtalyan komünistlerinin o dönemki ikiyüzlülüğünü (hizmetçiden çay beklerken işçi sınıfı güzellemesi yapmak) sert bir dille eleştirir.

Hüzünlü Bir Veda: Malizia 2mila

Her kült filmin bir devamı olmak zorunda değildir, hatta bazen olmaması daha iyidir. 1991’de çekilen Malizia 2mila, bunun en acı kanıtıdır. Samperi, eski başarısını yakalamak umuduyla Laura Antonelli’yi tekrar göreve çağırır. Ancak sonuç, eleştirmenlerin deyimiyle “itinalı bir ev ödevi”nden öteye gidemez.

Filmde ne eski erotizm kalmıştır, ne de o tırmalayıcı mizah. Karakterler karikatürize olmuş, senaryo yenilikten yoksun kalmıştır. Ancak asıl trajedi perdenin arkasındadır.

Epilog: Bir Yıldızın Sönüşü (Laura Antonelli)

Bu dosya konusunu, Samperi sinemasının ilham perisi Laura Antonelli’ye, o dönem Amarcord dergisinde yer alan bir dipnotla veda ederek bitirmek yerinde olacaktır. Malizia 2mila dönemi, Antonelli için sadece sanatsal değil, kişisel bir çöküşün de ilanıydı. Uyuşturucu davaları, dolandırıcılık hikayeleri ve başarısız estetik operasyonlarla yüzü tanınmaz hale gelen o “halkın tanrıçası”, hayatının son dönemini tam bir izolasyon içinde, sefaletle boğuşarak geçirdi.

Salvatore Samperi sineması, işte bu yüzden sadece “erotik komedi” değildir. O, bir dönemin İtalya’sının, yükselişlerin, düşüşlerin, politik hayal kırıklıklarının ve bedensel arzuların en sansürsüz tanığıdır.

Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm