iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
brain demage filminden oral seks sahnesi

Korku sineması, bastırılmış arzularla tekinsiz atmosferi birleştirme konusunda her zaman cesur olmuştur. Cinsellik, bu türde gişe için çok sık başvurulan bir unsur olsa da şok, provokasyon ve rahatsız edici bir atmosfer kurmanın da aracı haline gelmiştir. Bu listede, oral seksin doğrudan teşhirden ziyade tehdit, güç ilişkisi ya da sapkınlık unsuru olarak kullanıldığı sahnelere odaklanıyorum.

Video Nasties geleneğinden 70-80’lerin exploitation sinemasına uzanan bu seçkide, bazı sahneler mide bulandırıcı, bazıları tuhaf bir şekilde komik ama hepsi bir şekilde unutulmaz…

killer nun video nasty filminden bir sahne

10. Killer Nun (1979)

Nunsploitation türünün en tartışmalı örneklerinden biri olan filmimiz tabii ki İtalyan yapımı, Anita Ekberg gibi bir yıldız barındırsa da asıl ikonik kılan Paola Morra’nın performansı. Rahibe Mathieu’nun Joe Dallesandro’nun önünde yavaşça diz çöktüğü sahne, ilk bakışta bir dua ritüeli gibi dursa da işini aslı çok başka!

Kutsal kıyafetlerin içinde yaşanan bu profan an, dönemin VHS kapaklarında da kullanılarak sansür kurullarını çileden çıkarmıştı. Din ve cinselliğin bu denli cüretkar çarpışması, sahneyi sadece erotik değil aynı zamanda tekinsiz kılıyor.

9. Re-Animator (1985)

Stuart Gordon, H.P. Lovecraft’ın evrenini splatter ile harmanlayarak 80’lerin en eğlenceli en akılda kalan korku filmlerinden birini yaratmış. Başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen ağzının tadını bilen Dr. Carl Hill’in Megan Halsey’in bacaklarının arasına odaklanan sahnesi ise filmin zirvesi.

Kendi kopuk kafasını bir tepsi gibi taşıyan bedeniyle kurbanını bağlayan Hill, kesik başını kadının bacaklarının arasına yerleştirerek korku fanlarına en ikonik sahnelerden birini armağan ediyor. Nekrofili iması, gore ve bu tuhaf mizah, 80’ler korku sinemasının sınırları ne kadar zorlayabileceğinin kanıtı.

high tension filminden gore sahne

8. High Tension (2003)

Alexandre Aja’nın Fransa Aşırılık döneminin en iyi filmlerinden olan bu filmi, zaten nefes aldırmayan bir tempoda ilerlerken en mide bulandırıcı ama bizim de odak noktamız anına kamyonette ulaşıyor. Katil, kurbanlarından birinin kesik kafasını kullanarak kendine oral tatmin sağlarken, seyirci olarak cinsel hazzın ölümle iç içe geçtiği nadir anlardan birine tanık oluyoruz. Aja bunu sadece şok etmek için değil, katilin saf kötülüğünü ve insanlıktan çıkışını simgeleyen bir araç olarak kullanıyor.

devils honey (1986) filminin meşhur saksafon sahnesi

7. Il miele del diavolo (1986)

Lucio Fulci bu filmde zombileri ve vahşeti bir kenara bırakıp erotik gerilime yönelmiş ama tuhaf detaylardan vazgeçmemiş. Brett Halsey’in karakterinin saksofonunu müzik aletinden çok daha farklı bir amaçla çaldığı sahne, Türk izleyici için özel bir anlam taşıyor – argo deyim kelimenin tam anlamıyla gerçekleşiyor.

Saksofonu doğrudan partnerinin (Blanca Marsillach) cinsel organına dayayıp müziğin titreşimiyle haz vermesi, benim izlediğim en absürt enstrümantal seks sahnesi olarak kayıtlara geçmiş durumda. Oral seksin nefes ve saksafon ile olan ilişkisini bu kadar senfonik anlatan başka bir örnek bulmak zor.

killer pussy filminden bir sahne

6. Sexual Parasite: Killer Pussy (2004)

Japon Video sineması’nın en tuhaf örneklerinden biri olan bu Takao Nakano yapımı, kadınların üreme organlarına yerleşen paraziti konu alıyor. Asıl dahiyane detay ise oral seks sırasındaki kamera açısı seçimi: enfekte kadına oral seks yapmaya çalışan karakter içeriye baktığında, kamera vajinanın içine geçerek parazitin bakış açısını veriyor.

Biz seyirciler, adamın bacak arasından içeriye şapşal suratını izliyoruz. Anatomik olarak tamamen imkansız, klostrofobik ama kesinlikle unutulmaz bir trash sinema örneği.

The Untamed (2016) filminden tentacle erotica sahnesi

5. The Untamed (2016)

Amat Escalante’nin Venedik Film Festivali’nden ödülle dönen bu filmi, sosyal gerçekçilikle Lovecraftvari korkuyu ustalıkla harmanlıyor. Bastırılmış arzuların ve mazoşizmin hüküm sürdüğü kasabada, ormanın derinliklerinde saklanan çok dokunaçlı uzaylı varlık, ziyaretçilerine acı ve hazzın ayrıştırılamadığı deneyimler sunuyor.

Yaratığın dokunaçlarının kadın karakterle girdiği ilişki, oral seksin sınırlarını türler arası bir boyuta taşıyor. Basit bir tentacle erotica’dan çok daha fazlası – bastırılmış arzuların ne kadar evcilleştirilemeyen bir güç olduğunun görsel olarak hem büyüleyici hem de rahatsız edici bir kanıtı.

Thanatomorphose 2012 filminden bir sahne

4. Thanatomorphose (2012)

Éric Falardeau’nun bu filmi, adını canlı organizmanın çürüme sürecinden alıyor ve seyirciye tam olarak bunu izletiyor. En zorlayıcı anı, ana karakterin vücudu geri dönülemez şekilde dökülürken gerçekleşen o uzun oral seks sahnesi.

Partner kadının durumuna aldırış etmeden, belki de bu çürümeden bile haz alarak kadının kafasına bastırırken, bandajların altından sızan kan adamın bunu farketmesi ve devam etmesi. Finalde kadının ağzındakini tiksintiyle tükürüşü… Cinselliğin yaşamı değil ölümü çağrıştırdığı kapkara bir an. İzlerken gargara yapmak isteyeceğiniz cinsten.

maniac filminden bir sahne

3. Maniac (2012)

Franck Khalfoun’un 80’lerin kült klasiğini yeniden yorumladığı bu film, neredeyse tamamının katilin bakış açısından çekilmesiyle öne çıkıyor. Elijah Wood’un Frank’i, bir internet buluşması sonrası evine gittiği kadınla yaşadığı oral seks sahnesinde hazzın değil tam bir psikolojik kopuşun resmini çiziyor.

Frank, kendisine oral seks yapılırken partnere değil tavandaki aynada kendi yansımasına kilitlenir. Bu an, karakterin o sırada bile kendi zihnindeki travmalarla meşgul olduğunu gösteriyor. Biz de Frank’in gözlerinden o aynaya bakarken, onun donuk ve tekinsiz ifadesiyle yüzleşiyoruz. Cinselliğin tamamen mekanikleştiği, izleyiciyi röntgenci konumuna sokan rahatsız edici bir deneyim.

2. Brain Damage (1988)

Frank Henenlotter uyuşturucu bağımlılığı metaforunu sinema tarihinin en sevimli ama en ölümcül paraziti Aylmer üzerinden anlatıyor. Gece kulübü sahnesinde, Brian fermuarını indirdiğinde partnerin beklentisi anında yıkılıyor ve karşısında şarkı söyleyen, bir canavar beliriyor.

Kadın çığlık atmaya fırsat bulamadan Aylmer ağzından girip beynini emiyor. Erotik beklentiyi anında splatter vahşetine çeviren bu sahne, 80’lerin trash sinemasının en yaratıcı ve mide bulandırıcı örneklerinden. Blowjob kelimesinin hem ilginç bir yorumu.

1. Nekromantik (1987)

Jörg Buttgereit’in Alman yeraltı sinemasının en tartışmalı filmi, nekrofili tabusuyla sinema tarihinde eşi görülmemiş bir cüretle yüzleşiyor. Betty’nin yatak odasına getirdiği çürümekte olan cesetle yaşadığı romantik gece, sınırları zorlamayı seven izleyiciler için bile iyi bir sınav.

Betty’nin iskeletleşmiş kafa tasını kullanarak kendine oral tatmin sağladığı uzun sekans, ölümün soğukluğuyla hazzın sıcaklığını birleştiriyor. Boş göz çukurları olan bir kurukafanın bacak arasında dans ettiği bu sahne; tiksinti, trajedi ve sapkınlığın iç içe geçtiği, izleyicinin hafızasından asla silinmeyecek bir an.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm