iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Figen Han'ın canlandırdığı maskeli kadının elinde kamçıyla bir adamı rehin aldığı, Kamçılı Kadın filminden ikonik bir sahne.

Yeşilçam’da 1966-1974 yılları arasında yaşanan maskeli kahraman filmleri furyasındaki maskeli kadın kahramanların sayısı bir hayli az. Bu minvalde ilk akla gelen film Dişi Kilink (1967). 1972’de her nasılsa maskeli kadın kahramanların ön planda olduğu tam üç film çekilmiş: Kamçılı Kadın, Süper Kadın Dehşet Saçıyor ve Uçan Kız. On yıl kadar önce 16 mm. bir kopyası üzerinden “kayıp film” statüsünden çıkan Kamçılı Kadın nadir bir maskeli kadın kahraman filmi olmanın yanı sıra bu minvalde bir tecavüz-intikam filmi olması açısından da ilginç bir film.

Günümüzde daha çok Dünyayı Kurtaran Adam’ın (1982) yönetmeni olarak anılan Çetin İnanç’ın Soner Demirbaş imzalı senaryodan prodüktörler (Dünyayı Kurtaran Adam’ın da prodüktörü olan) Mehmet Karahafız ve Hasan Çakır için çektiği Kamçılı Kadın bir grup haydudun, elindeki para çantasını gasp etmeyi amaçladıkları bir mutemedi evine kadar kovalamalarıyla açılıyor. Haydutlar evi bastıklarında mutemedin kızına da tecavüz ediyorlar. 1970’lerin ikinci yarısındaki Yeşilçam yapımı “seks filmlerinde” zaman zaman perdeye gelen tecavüz sahneleri kurgu, kadraj ve özellikle müzik kullanımı tercihleri üzerinden sıklıkla, dehşet verici olarak değil erkek izleyicilerin sadist ve röntgenci hazlarına hitap edebilecek tarzda adeta keyifle izlenesi olarak sahnelenirler. Kamçılı Kadın’daki tecavüz sahnesi ise genç kadının gözleri dehşetle açılmış yüzüne ileri-geri zum yapan kamera hareketleri üzerinden mağdure üzerindeki etkisini vurgulamayı amaçlayan bir tarzda sahnelenmiş gibi görünüyor.

Tecavüz sahnesinin ardından filmin jeneriği başlıyor ve jenerik yazıları akarken yüzü maskeli, eli kamçılı genç bir kadının önce bir ayna karşısında poz vererek kendini seyretmesini, sonra bu malikane içerisinde, nihayet dışarıda kamçısını şaklatarak yürümesini bu sahnelerin hiç bitmemesini isteyerek izliyoruz.

Kısa bir araştırma, maskeli ve kamçılı kadın kahraman figürünün dünya sinemasında Kamçılı Kadın’dan önce en az iki örneğinin olduğunu koyuyor. Bunlardan biri bir dişi Zorro seriyali olan Zorro’s Black Whip (1944), diğeri ise Hindistan yapımı Hunterwali (1935). Bu iki filmin konularının Kamçılı Kadın’la benzerliği yok ama baş karakterin maskeli ve kamçılı bir kadın olması açısından Kamçılı Kadın’a rol modeli olmuş olabilirler  şayet Türkiye’de vizyona girmişlerse.

Çetin İnanç'ın yönettiği, başrollerini Figen Han ve Hüseyin Zan'ın paylaştığı 1972 yapımı Kamçılı Kadın filminin orijinal sinema afişi.

Kamçılı Kadın’ın ana gövdesinde maskeli kadın, filmin başındaki tecavüzün faillerini teker teker öldürmeye başlıyor. Bu intikam cinayetleri maskeli kadının, karşısındaki erkeğin elindeki silahı bir kamçı darbesiyle elinden aldıktan sonra onu önce bir süre kamçılaması, sonra da kamçısının ipiyle boğazlamasıyla gerçekleşiyor. Kavga dövüş sahnelerinde maskeli kadının bir hayli gelişkin akrobatik hareketler yapabilmesi baş roldeki Figen Han için bu sekanslarda bir dublör kullanılmış olduğu izlenimi veriyor; bu minvaldeki en kuvvetli aday 1971-1972’de bir düzine filmde rol alan akrobat Safiye Yankı.

Maskeli kadının faaliyetlerine paralel biçimde “gizli teşkilat ajanı” Hüseyin Zan’ın hem haydutların izini sürme hem de onların teker teker öldürülmeye başlanmasının ardındaki sırrı çözme çabaları ekrana geliyor. Bu arada Kamçılı Kadın’da tüm oyuncuların canlandırdığı karakterlerin adlarının, söz konusu oyuncuların gerçek adları olduğunu kaydedeyim. Öte yandan Hüseyin Zan’ı bu vakaları soruşturmakla görevlendiren yetkililerin arasındaki kara gözlüklü tipin ise kara gözlükleri dolayısıyla siması tam seçilemese de bizzat Çetin İnanç tarafından canlandırıldığından kuşku duyuyorum.

Hüseyin Zan amirlerine “Kinova formülünü tatbik edeceğini” söylüyor. Çok geçmeden anlıyoruz ki bu “Kinova formülünden” kastedilen Zan’ın maskeli bir kostüm giyip kötü adamlarla bu kostüm içindeyken kavgaya tutuşması. Kamçılı Kadın “Oski” lakaplı Hüseyin Zan’ın yine başrolde olduğu Kinova (1971) filminin devam filmleri olarak lanse edilen iki filmden biri (diğeri Kamçılı Kadın’la aynı yıl çekilen Kara Şeytan). Kinova aslında o yıllarda Türkiye’de popüler olan western (kovboy) çizgi romanlarından birinin adı. Ancak Çetin İnanç’ın Kinova filmleri western janrında değiller ve ne konu minvali ne de baş karakter özellikleri itibariyle asıl Kinova’yla isim benzerliği dışında ilgileri yok; İnanç ve/veya yapımcılar herhalde Kinova isminin kulağa fiyakalı gelmesine tav olmuşlar.

Kamçılı Kadın 1972’de ırza tecavüz sahneleri dahil müstehcen sahneler içerdiği, “polisin görev verdiği Hüseyin Zan’ın hareketlerinin ciddiyetle” bağdaşmadığı ve daha önce onaylanmış olan senaryosunda yer almayan sahneler içerdiği gerekçeleriyle sansür kurulu tarafından reddedilmiş. Türkiye’de sansürün güvenlik güçlerinin filmlerde nasıl gösterildiği konusunda özellikle bir dönem çok ‘hassas’ (!) olduğu malum; bu filmde Zan’ın intikam amacıyla da olsa son tahlilde adam öldüren bir kadınla duygusal yakınlaşması, hatta uzun uzadıya öpüşmesi yakışıksız bulunmuş olabilir. “Müstehcenlik” (!) faslında ise bir-iki sahnede maskeli kadının kostümünün fermuarını açıp sutyenli göğüslerini kısa süreliğine sergilemesi dışında erotik sekans yok Kamçılı Kadın’da.

Bu arada maskeli kadının bu sekanslarda sutyenli göğüslerini sergilemesinin ezbere bir refleksle klasik anlamda röntgenci hazlara hitap eder biçimde sayılmasının pek doğru olmayacağı düşüncesinde olduğumu kaydedeyim çünkü burada net biçimde bir teşhircilik mizanseni söz konusu ki, daha önce bir başka yazımda Jesus Franco’nun bir filminde Lina Romay’ın büyük ölçüde çıplak halde kameraya doğru yürüdüğü açılış sahnesi üzerinden savunduğum üzere (*) teşhircilik pratiği karşısındaki erkek izleyici pasif bir konumda kaldığından aslında röntgencilik pratiği içindeki izleyiciden farklı bir konumda sayılmalıdır.

Sansür kurulunun ret kararı kalıcı olmuş mu meçhul. Filmin afişlerinin ve lobi kartlarının mevcut olması vizyona girmiş olduğunun emareleri sayılabilir her ne kadar internette denk geldiğim numunelerde iğne izlerinin olmaması tam tersi biçimde yorumlanabilir olsa da.

Sol alt köşesinde Kinova 3 yazan, maskeli kadın ve kötü adamların yer aldığı Kamçılı Kadın filmi lobi kartı.

Kamçılı Kadın’ın belki düşük bütçesi çerçevesinde aceleyle tamamlandığının (veya belki de mevcut yegâne kopyasının eksik oluşunun) bir göstergesi ise tek bir sahnede maskeli kadının arkasında fonda onun adeta mentoru konumunda bir adamın yer alması ama bu karakterin filmin başka hiçbir sahnesinde görünmemesi, kendisinden hiç söz edilmemesi, hiç gündeme gelmemesi. Kamçılı Kadın’ın tekrar çekimlere olanak tanımayan düşük bütçesini ele veren sempatik sahnelerden biri ise Hüseyin Zan motosikletle giderken aniden yola fırlayan bir köpeğin bir anlığa ona doğru hamle yapması! Öte yandan klasik James Bond filmlerinin jeneriklerinde Bond figürünün yürürken dönüp ateş ettiği ikonik sekanstaki oval çerçeveden esinlenerek tasarlanmış olduğu hissedilen bazı kadrajlar Kamçılı Kadın’ın mümkün mertebe özenerek çekilmiş olduğunu da ortaya koyuyor.

Kamçılı Kadın ana gövdesi itibariyle Yeşilçam konvansiyonlarının, hatta genel olarak dönemin ana akım sinemasının konvansiyonlarının dışında bir film. Finale doğru maskeli kadının Hüseyin Zan’ın yardımına muhtaç hale gelmesi Kamçılı Kadın’ı son anda ana akım konvansiyonlara geri getirse de ana gövdesi boyunca aktif özne konumundaki bir kadının erkek muarızlarını tek tek cezalandırmasını izliyoruz ki filmin cazibe unsuru bu pasajlar. Dolayısıyla Kamçılı Kadın erkek izleyicilerin mazoşist hazlarına hitap eden bir film.

(*) “Teşhirciliğin de röntgenciliği ön gerektirdiği ve dışlamadığı öne sürülebilirse de röntgencilikte bakılan edilgen konumdayken, teşhircilikte ise “bakılanın” etken konumda olup aslında bakanı edilgenleştirdiği (kendisini ona gösterdiği, yani onu bakan konuma getirdiği, örneğin “gözlerini ondan ayıramaz” hale düşürdüğü) düşüncesindeyim” Kaya Özkaracalar, ‘Jesus Franco’nun ‘Dişi Vampir’ Filmi: Bilsem ki Öleceğim, Yine Seni Seveceğim!’, Alacakaranlık no. 19 (Ekim 2018) sf. 20.

Kaya ÖZKARACALAR

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm