iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Islak Dudaklar 1975 Mine Mutlu

‘Kara roman’ janrının en büyük ustalarından Cornell Woolrich’in (1903-1968) pek çok eseri sinemaya uyarlanmıştır. Türün klasiklerinden Phantom Lady (1944) dahil Hollywood’un film noir’larının bir düzineden fazlası, Alfred Hitchock’un başyapıtlarında Arka Pencere (Rear Window, 1954) ve François Truffaut’nun Siyah Gelinlik’i (La mariée était en noir, 1968) Woolrich’in roman ya da öykülerinden uyarlanmış onlarca filmin en önde gelenleri. Lisanssız uyarlamaların, lisanssız yeniden çevrimlerin gırla gittiği Yeşilçam’da da Woolrich’in romanlarından uyarlama filmler çevrilmişti ki bunlardan en bilinenleri Memduh Ün’ün yönettiği, Fatma Girik’in başrolde olduğu Bire On Vardı (1963) ve Süreyya Duru’nun yönettiği, Hülya Koçyiğit’in başrolde olduğu Siyahlı Kadın’dır (1966). Ancak Yeşilçam’daki Woolrich uyarlamaları bu iki ana-akım filmden ibaret değil, 1970’lerin ikinci yarısındaki erotik filmler -dönemin terminolojisiyle “seks filmleri”- furyasında çekilen Islak Dudaklar (1975) da bir Woolrich romanının, Türkçe’ye Ortadaki Adam (Akba Y., 1964 [*]) başlığıyla kazandırılmış olan The Black Angel’ın (1943) uyarlamasıdır.

Islak Dudaklar’ın yapımcı-yönetmeni Yeşilçam’daki erotik güldürü filmleri -dönemin terminolojisiyle “seks komedileri”- furyasının öncülerinden Nazmi Özer. İstanbul’da 9 Şubat 1976’da vizyona giren Islak Dudaklar Özer’in 1974-1975’te çektiği ve gişede büyük bir başarı kazanan Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak (1975) dahil hepsinde Mine Mutlu’nun başrolde olduğu beş erotik film içinde güldürü nitelikli olmayan tek film.

Özer’in Ahmet Üstel imzalı senaryodan çektiği Islak Dudaklar jenerikten sonra, belden yukarıları görünmeyen ama topuklu ayakkabı giyiyor oluşundan anlaşıldığı üzere biri kadın olan iki kişinin karanlık bir ev içerisinde ilerlemeleri ile açılıyor. Bu iki kişi bir tabağı ellerine aldıkları anda odaya Kenan Pars tarafından canlandırılan üçüncü bir kişi giriyor ve diğerlerinden birinin tabancasını çıkarıp ateş etmesiyle vuruluyor. Ertesi gün ise gazeteler milyonluk bir tabağın çalınmış olduğunu haber veriyorlar.

Islak Dudaklar’ın baş karakteri Mine Mutlu’nun canlandırdığı ve Mine adlı genç bir kadın. Mine, erkek kardeşi Ergun’un nişanlısını ihmal etmekte olduğunu gözlemleyerek mutsuz genç kadını sorguladığında kardeşinin bir başka kadınla ilişkisi olduğunu öğrenir ve bu kadının evine gider ama onun cesediyle karşılaşır. Polis Ergun’u Sevda adlı bu kadını öldürmek suçlamasıyla tutuklar.

Yesilcam kara roman uyarlamasi Islak Dudaklar filminden bir kare

Sevda’nın evinde bir defterde dört erkeğin adının yazılı olduğunu görmüş olan Mine gerçek katilin bunlardan biri olabileceği inancıyla kardeşini temize çıkarmak uğruna bu dört erkekle sırayla tanışır ve yakınlaşır. İlk ikisinden birinin cinayet günü yurtdışında, diğerinin de hapiste olduğunu öğrenir. Orçun Sonat’ın canlandırdığı Metin adlı bir ressam ise Mine’yle olan samimiyetinin sevgililik düzeyine ulaştığı bir aşamada Sevda’nın eski sevgilisi olduğunu, kendisini aldattığı için onu gerçekten de öldürmeye niyetlendiğini ama bir başkası kendisinden önce davrandığı için bu planını gerçekleştiremediğini söyler! Böylece Mine’nin şüpheleri bir gazino işletmecisi olan son isme yoğunlaşır…

Yukarıda belirttiğim gibi Islak Dudaklar Woolrich’in bizde Ortadaki Adam başlığıyla yayınlanmış olan The Black Angel başlıklı romanının uyarlaması ancak bu noktada ilginç bir durum söz konusu. The Black Angel’da haksız yere cinayetle suçlanan erkek, baş kadın karakterin kardeşi değil kocasıdır. Woolrich’in bir de ‘Angel Face’ (1937) başlıklı bir öyküsü var ki o öykü de bizde Korkunç Geceler (Akba Y., 1962) başlıklı derlemede ‘New York’ta Bir Gece’ başlığıyla yayınlanmıştı ve benzer bir konuya sahip olan bu öyküde haksız yere cinayetle suçlanan erkek, baş kadın karakterin kardeşidir (**). The Black Angel bu öykünün roman formatına genişletilmiş bir türevi sayılabilir. Kadın baş karakterin kurtarmaya çalıştığı erkek karakterin kimliği, yani kadının kardeşi olması ve hatta nişanlısını ihmal etmesi, öyküyle örtüşse de sonraki tüm gelişmeler, baş kadın karakterin dört erkekle sırayla yakınlaşması ve devamı, romanla örtüşüyor; öyküde ise dört şüpheli değil tek bir şüpheli var. Besbelli senarist Ahmet Üstel kadın kahramanın kendisini aldatan kocasını kurtarmak için çabalamasını makul bulmamış ve onları kardeş yapmış. Bu kardeşlik vasfını bulmasında ise öykü ona esin vermiş olabilir ya da öyküden bağımsız olarak böyle bir tercihte bulunmuş olabilir, bu ikinci olasılıkta böyle bir öykünün mevcudiyeti tesadüf oluyor. Ama Islak Dudaklar’da öyküde olduğu gibi ihmal edilen nişanlı motifi de olduğundan Üstel’in öyküden de esinlenmiş olması daha olası gibi geliyor bana. Öte yandan milyonluk tabak hırsızlığı motifi ise Woolrich’in ne romanında ne de öyküsünde olmayan bir unsur.

Islak Dudaklar filminde Mine Mutlu ve Orcun Sonat sahnesi

Islak Dudaklar adı, ressam Metin’in Mine’ye bir yemek esnasında “ıslak dudaklım benim” diye hitap etmesinden geliyor. Film daha sonra televizyonda erotik sahneleri makaslanarak Katil Kim adıyla da gösterilmiş. Sinemalarda gösterim için sansüre sunulan kopyasının da sansür heyetini aldatarak gösterim izni almak amacıyla makaslanmış olduğu anlaşılıyor çünkü sansür kurulu yalnızca “esrar tekkesindeki” sevişme sahnesinin kesilmesini şart koşmuş, oysa Mine Mutlu’nun özellikle Orçun Sonat’la çırılçıplak sevişme sahnesi -tabii ki softcore olmakla birlikte- bir hayli cüretkâr.

Bu arada daha çok hippi görünümlü gençlerin dans ettiği, bazılarının sarılıp öpüştüğü “esrar tekkesi” sahnesinde, Metin Erksan’ın Şeytan (1974) filminin afiş ve jeneriğinde görülen tuhaf maskenin de perdeye geldiğini ekleyeyim! Mine Mutlu’nun bu ortamda başında bant, altında siyah deri çizmelerle dans edişi, kameranın ileri-geri zumlarla gözü yoran bir şekilde perdeye getirmesine karşın, çok hoş bir görüntü oluşturuyor. Öte yandan filmdeki en seksi giysi ise flashback sahnelerinde Sevda’yı canlandıran Ceyda Karahan’ın giydiği siyah deri kostüm.

Bir kara roman uyarlaması olması açısından ise Islak Dudaklar Yeşilçam standartlarında fena bir çalışma değil, özellikle görsel açıdan. Açılıştakiler başta olmak üzere karanlık ya da az ışıklı iç mekân sahnelerinde ve finaldeki gece sahnelerinde film noir ambiyansı yakalanmasına çaba sarfedilmiş gibi görünüyor. Anlatı açısından ise finale gelinceye dek önemli bir unsur ihmal edilmemiş olmakla birlikte kaynak romanın en sonunda baş kadın karakterin idamdan kurtardığı kocasına kavuştuktan sonra, onun yokluğunda yaşadığı erotik/romantik deneyimlere bilinçaltında özlem duymakta oluşunun transgresif biçimde imlenmesi Islak Dudaklar’da söz konusu değil.

(*) Woolrich bazı romanlarını gerçek adıyla, bazılarını ise William Irish takma adıyla yayınlatmıştı. The Black Angel gerçek adıyla yayınlattığı romanlarından olsa da Türkiye’de o da William Irish takma adıyla yayınlanmış.

(**) İlban Ertem’in 1990’larda HBR‘da tefrika edilip sonra sanatçının Üç Hikaye (İletişim Y., 2018) albümünde de yayınlanmış ‘Pera’da Cinayet’ başlıklı çizgi romanı bu öykünün Osmanlı dönemine aktarılmış bir uyarlamasıdır.

Kaya ÖZKARACALAR

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm