iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

1960’ların İtalya’sında, polisiyenin sınırlarını zorlayan ve korkunun estetiğini yeniden tarif eden bir memba ortaya çıkar. Giallo, suç anlatısını sadece “kim yaptı?” ya da “katil kim?” sorusuna indirgemez; bakışın kendisini de suç mahalline dönüştürür. Bugün slasher sinemasında gördüğümüz birçok anlatısal ve görsel tercih, ilk kez burada bu kadar bilinçli ve stilize biçimde yan yana gelir.

Giallo’nun yıllar içinde kemikleşmiş bazı vazgeçilmezleri var:

Siyah Deri Eldivenler ve Gizemli Katil:

Kamera önce eli gösterir. Yüzü değil — eli. Siyah deri, metal bir yüzeye değer; parmaklar bir kapıyı aralar, sonra kadraj kesilir. Bu görsel sözleşmeyi imzaya dönüştüren Argento değil, Mario Bava’dır — 1964’te Kan ve Siyah Dantel çıktığında türün tüm belirgin ögeleri neredeyse tek filmde oturdu. Pardösü, fötr şapka, bazen maske; ve o siyah deri eldivenler. Seven Shawls of Yellow Silk, Your Vice Is a Locked Room and Only I Have the Key — bu filmler Bava’nın kurduğu dili konuşur. Kimlik o kadar sistematik biçimde ertelenir ki izleyici bir noktada yüzü aramayı bırakır.

Amatör Dedektif ve İşe Yaramaz Polisler:

Polis neden hiçbir zaman işe yaramaz? Bu soru giallo’nun yapısında o kadar derine işlemiş ki artık sormak bile tuhaf geliyor. Anlatının yükü kaçınılmaz olarak tesadüfi tanığa düşer — bir turist, bir yazar, yanlış anda yanlış pencereden bakan biri. Roma’nın modernist apartmanları ya da Torino’nun geometrik sokakları bu yabancının gözünde labirente dönüşür. Çözüm arayışı bir noktada kişisel takıntıya evrilir; ve o eşiği geçince…

Stilize Cinayetler ve Manzara Pornosu:

Ölüm burada kompozisyondur. Nokta. Argento’nun Derin Kırmızı‘sında (1975) o kristal ayna sahnesini düşünün — cam parçalanır, kan duvara sıçrar, ama kamera bir an için mimariyle ilgilenir; köşeli art deco çerçeve, şiddetin kendisinden daha uzun süre kadrajda kalır. Martino da bunu biliyordu. Kan rengi gerçekçi değil — bilinçli olarak abartılmış, neredeyse dekoratif. Bu klişe 70’lerin ortasında iyice formüle dönüştü; ama Argento’nun elinde formül hiç bu kadar güzel görünmemişti.

Cinsellik ve Şiddetin Kesişimi:

Arzu ile tehdit aynı anda çerçeveye girer neredeyse el ele. Şunu söylemek gerekiyor: bu tercih bugün rahatsız edici, o zaman da öyleydi, sadece kimse pek sormadı. Kamera bedeni estetize ederken aynı anda onu savunmasız kılar; güzellik burada bir lanet gibi işlev görür tamamlanmamış bir ceza gibi. Kurbanların çoğu dikkat çekici derecede güzel kadınlardır. Bu tesadüf değil, ama ne olduğunu tam olarak adlandırmak da o kadar kolay değil.

Travmatik Geçmiş ve Uzun İtiraflar:

Maske düştüğünde konuşma başlar. Bastırılmış bir çocukluk, kırılmış bir aile ve uzun, bazen fazlasıyla uzun bir itiraf sahnesi. Psikoloji burada bıçak kadar keskindir.

Çarpıcı Renkler ve Kamera Oyunları:

Renk gerçekliğin hizmetinde değildir. Kırmızı, mavi, yeşil; mekânı doğallıktan çıkaran, karakterleri ışığın içine değil ışığın altına gömen tonlar. Sert gölgeler yüzleri böler. Ani zoom’lar, beklenmedik açılar ve gözbebeklerine yapılan o yakın planlar, bakışı tehdit unsuruna dönüştürür. Bu görsel dili ilk kez sinemalarda görenler ne hissetmiş olabilir ki?

Tekinsiz Müzikler:

Önce sessizlik. Sonra bir şey kırılır ama görüntüde değil, sestedir. Morricone’nin deneysel dokunuşları ya da Goblin’in progresif rock temaları görüntüye eşlik etmez; onu yönlendirir, bazen önüne geçer. Çocuk seslerini andıran bir melodi, aniden bir bas yürüyüşüne dönüşür. Bu müzikler giallo’nun atmosferini kalıcı kılar; bir sahneyi hatırlatan çoğu zaman görüntü değil, o ezgidir… kulağa yapışır ve oradan…

Hayvan Motifleri ve İlginç İsimler:

Kristal Tüylü Kuş. Tarantulanın Siyah Göbeği. Bu başlıkların ne anlama geldiğini sormak yanlış soru. Doğru soru, neden bu kadar işe yaradıkları. Hikâyeyle doğrudan ilgileri yoktur; daha çok bir rüyanın başlığı gibidir, tehdidin kendisinden önce gelen tuhaf bir his. Seyirci afişte zaten içeri çekilmiştir.

Ürün Yerleştirme:

O J&B şişesi yine kadrajın köşesinde duruyor kimse koymadı, hep oradaydı. Gaetono Bandini’nin bir pazarlama dehası olarak giallo filmlerinde yaşamaya devam ediyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm