iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
20
Şub
2026

Baby Rosemary (1976)

XXX kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

Clover yapım şirketinin kapanmasıyla birlikte John Hayes, diğer adıyla Howard Perkins, düşük bütçeli bağımsız sinema sektöründen porno endüstrisinin kucağına düşer. Baby Rosemary, işte bu düşüşün bence en rahatsız işi. 1976 yapımı bu film, türün diğer örneklerinden fersah fersah uzakta, müthiş bir pornografik merkez ile sarsıcı bir aile dramının iç içe geçtiği tuhaf bir noktada duruyor. Daniel DiSomma gibi isimlerin çekimler sırasında moral bozukluğundan seti terk etmesi boşuna değil; film, izleyicisini de aynı ahlaki çıkmazın içine, hiçbir kaçış yolu bırakmadan hapsediyor. (Filmin pornografik odağından rahatsız olduğu için Daniel DiSomma projeyi yarıda bırakmıştır.)

Rosemary Price, bir yetimhanede terk edilmişliğin ve babasının yokluğunun gölgesinde büyümüş, cinsel açıdan azap çeken bir figürdür. Sevgilisi John’un polis olma hayallerini ve evlenme teklifini seks her zaman aşağılayıcı ve kirlidir diyerek reddeder. Rosemary’nin dramıyla karşımıza çıkan şey, sadece bir seks filmi değil, pornografinin sınırlarını zorlayan bir psikolojik gerçeklik arayışıdır.  Yetimhanedeki olası istismar iması ve ebeveyn terk edilmişliği, Rosemary’yi duygusal bir çöküşe sürükler.

Bazen kamera, gerçeği söylemek yerine fanteziye hizmet etmeyi seçer.

John’un hayat kadını Eunice ile olan sahnesi, davranışı oldukça çelişkilidir. Önceden sempatik görünen bir karakterin, bir tür Rosemary ikamesi olan Eunice üzerinde kurduğu tahakküm ve onu tatmin etmeden terk etmesi, maço bir fanteziye hizmet eder. Hayes, bu sahnede kadını sadece erkeğin arzusuna cevap veren bir nesne olarak konumlandırırken, Eunice’in John gittikten sonra mırıldandığı “Ne biçim bir hayat kazanma yolu!” cümlesiyle bir yaşamına dair objektif bir bakış açısı sunar.

Pornografik Bakış

Filmin etik açıdan en problemli ve tartışmalı bölgesi kuşkusuz tecavüz sahnesidir. Bu noktada sinemanın ahlakı, kameranın nereye yerleştirildiğiyle ölçülür. Hayes’in kamerası, izleyiciyi tecavüzcülerin cinsel hazzından uzaklaştırmak için en ufak bir çaba göstermez. Meir Zarchi’nin I Spit on Your Grave’indeki o meşhur ve titiz mesafesinin aksine, Baby Rosemary’de tecavüz, sadece ortalamadan biraz daha sert bir seks sahnesiymiş gibi ele alınır. Hatta bu durum, yıllar sonra Gaspard Noé’nin Irreversible filmindeki o meşhur tünel sahnesiyle kurduğu tehlikeli ilişkiyi hatırlatır. Noé, kamerayı yere sabitleyip izleyiciyi o vahşete mahkum ederken izleyicide bir şok yaratır, ancak bir yandan da Bellucci’nin bedenini estetik bir nesne olarak perdede tutarak pornografik bir yüceltme sunar. Baby Rosemary‘de de benzer bir ikilem vardır; Hayes’in kamerası bizi saldırganların hazzından uzaklaştırmak için kılını bile kıpırdatmaz. Biz bu sahnede ya ahlak dışı bir keyif alan sadist röntgenciler ya da meselenin karmaşıklığından kaçan düşüncesiz voyeur’lar olarak konumlandırılırız.

Filmde görsel şiddet kadar sözel şiddette oldukça rahatsız edici ve izleyicide en az görsel olandan çok daha derin yaralar açıyor. Film boyunca kullanılan kaba ve zevk alırcasına aşağılayıcı dil, aslında taciz edilenden ziyade tacizcinin kimliğini özetleyen bir shorthand tekniğidir. Hayes’in tiyatro geçmişinden gelen bu sözel dürüstlük, karakterlerin sefaletini birkaç iyi seçilmiş kelimeyle yüzümüze çarpar.

Baby Rosemary, porno endüstrisinin kendi içinde bir psikolojik portre denemesi yapabileceğine dair şaşırtıcı bir filmdir. Hayes, James Bryan veya Don Jones gibi isimlerle birlikte, Gerard Damiano’nun The Devil in Miss Jones ile yakaladığı entellektüel damarı çok önceden keşfetmeye başlamıştır. Film, 70’lerin Amerikan porno sinemasının sadece terli ve kıllı bedenlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda insanın en karanlık dürtülerini ve ailevi travmalarını kusmak için kullanılan bir mecra olabileceğini gösterir.

Rosemary’nin sadece acımasız seksle tatmin olması ve şefkat karşısında soğuması, travmanın insan ruhunda açtığı o onarılamaz yıkımın görsel bir temsilidir.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm