iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
6
Nis
2009

Hard Sensation (1980)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı. 2 Yorum Var
Joe D'Amato Hard Sensation 1980 filminden bir kare

Joe D’Amato’nun 1978-1981 yılları arasında Dominik Cumhuriyeti’ni adeta bir açık hava platosuna çevirdiği meşhur erotik-egzotik dönemi, İtalyan tür ve D’Amato sinemasının en karakteristik kesitlerinden biridir. Sesso nero, Papaya dei Caraibi ya da Porno Holocaust gibi yapımların peş peşe çekildiği bu süreçte yönetmen, tropik manzara unsurlarını ham bir pornografi ve yer yer fantastik unsurlarla harmanlıyordu. 1980 yapımı Hard Sensation ise bu formülün içinde biraz daha farklı, bir yerde duruyor. D’Amato bu kez korku ya da yamyamlık mitlerine sığınmak yerine, doğrudan Amerikan rape and revenge şablonuna göz kırpan, bütünüyle klostrofobik ve kitch bir gerilim denemesine girişmiş. Tabii bunu yaparken elindeki hardcore enstrümanları gevşetmeye hiç niyetlenmiyor.

Aristokrat aile kızlarının sömestir tatili için geldikleri Karayipler’deki o lüks villa, aslında dönemin İtalyan yapımcılarının düşük bütçeyi gizlemek için sığındığı tipik klimalı mikro-evrenlerden biri. George Eastman’ın (afişteki adıyla Tom Salina) kaleme aldığı senaryo, Wes Craven’ın Last House on the Left’in istila anlatısını takip ediyor. Polisten kaçan üç firari adayı basıyor, korumaları tasfiye ediyor ve malum kabus başlıyor.

Favori aktörüm Eastman bence burada sadece senarist olarak değil, aktör olarak da filmin en dengeli unsuru. Canlandırdığı Clyde karakteri aracılığıyla hikayeye bir nevi rasyonalite katma etmeye çalışmış ve bunu başarmış. Bobo’nun (Mark Shannon) on yıllık hapishane geçmişinin getirdiği o kontrolsüz, saf şiddet motivasyonuna karşı, Clyde’ın sadece fidye alıp kaçma derdinde olan duruşu, filmin tek tutarlı dramatik aksı denebilir. Çetenin üçüncü üyesinin sergilediği o çatlak, karikatürize edilmiş eşcinsel portresi ise dönemin B-filmlerindeki muhafazakar ve kaba reflekslerin tipik bir tezahürü.

George Eastman ve Mark Shannon Hard Sensation film sahnesi

Film boyunca süreklilik hataları göze batıyor. D’Amato’nun gün ışığı sahnelerinden bir sonraki plana geceyi bağlayan o meşhur özensizliği, Hard Sensation’da zirve yapıyor. Karayip güneşi altında parlayan deniz manzaraları ile villanın içindeki o amansız, karanlık ve kasvetli atmosfer arasındaki tezat muhtemelen bütçesizlikten ve aceleden kaynaklanıyor; yine de bu durum filme tuhaf, rüya benzeri bir kopukluk hissi katıyor. Dublajın berbatlığı ve oyuncuların genel olarak sergilediği o donuk performanslar da cabası.

Mark Shannon’ın hardcore sahnelerdeki repliği ise filmin o kendini ciddiye alan havasını bir anda istemsiz bir komediye çeviriyor. Keza Annj Goren’in koca bir şişe Jim Beam devirdikten sonra kameranın karşısında sergilediği yalpalamalar ve kamera karşısındaki tuhaf gülüşmeli  hâli de set ortamındaki ortamın ve dumanlı kafaların ekrana direkt yansıması. D’Amato bu anları kesmeye gerek görmemiş, hatta sanki filmin o kirli dokusunu beslediğini düşünmüş olmalı.

George Eastman ve Dirce Funari’nin hardcore sahnelerde yer almayıp sadece soft planlarda kalması, muhtemelen İtalyan sinema endüstrisindeki kişisel prestij ve sendikal sınırlarla ilgili bir durumdu. Eastman zaten tüm kadroda tamamen çıplak görünmeyen tek aktör olarak kendi mesafesini koruyor. Bobo’nun Clyde’ı silah zoruyla Corinne ile ilişkiye girmeye zorladığı ve ardından öldürdüğü sahne ise filmin ahlaki değerleri ayaklar altına aldığı yerdi.

Hard Sensation film sahnesi bikinili kızlar

Aksiyonun ve asıl intikam sekansının filmin son anlarına kadar sarkması, tempoyu ciddi şekilde baltalıyor. D’Amato’nun bir diğer tecavüz-intikam işi olan Emanuelle and Francoise ile kıyaslandığında bu film sınıfta kalıyor.

Yine de bu bütçesizliğin içinden mucizevi bir şekilde sıyrılan bir şey var: Alessandro Alessandroni’nin muhteşem müzikleri.

Alessandroni’nin porno ve şiddet sarmalı arasına serpiştirdiği o lounge tarzdaki, sofistike müzikal altyapı, ekrandaki görüntülerle o kadar uyumsuz ki, insan bazen sadece film müziğini dinlemek için filmi açık bıraktığını hissediyor.

Bugün internette dolaşan soluk, VHS kopyalarıyla Hard Sensation’ı izlemek gerçek bir sinefil sabrı gerektiriyor. Fakat iyikotufilm.com okurlarının yakından bildiği gibi, Eurocult dünyasında bir filmin değerini belirleyen şey teknik kusursuzluğu değil, sınırları ne kadar zorladığıdır.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


2 Yorum

  1. Nyarlathotep 7 Mart 2010 - 01:17

    İngilizce altyazısına ulaşamayacağımız bir film daha sanırım, değil mi?

    Yanıtla
  2. Tolga D. 7 Mart 2010 - 01:38

    malesef Nyarlathotep.. ama inan izlerken alt yazıya ihtiyaç duymayacaksın : )

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm