iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
the pit and the pendulum gotic edebiyatın ünlü ismi. roger corman ünlü poe uyarlaması vincen price başrolde

Filmin senaryosu Richard Matheson’a ait. Senaryonun tam olarak Poe’nun kısa hikayesine sadık bir adaptasyon olduğunu söylemek doğru olmaz. Senarist çok zekice Poe’nun diğer kısa hikayelerine de göndermeler yaparak, iyi bir iş çıkartmış. Hikaye çok güzel bir şekilde anlatılıyor ve karakterler filmin ruhunu izleyiciye oldukça iyi yansıtıyor. Matheson karakterler arasındaki bağı ve ilişkiyi çok ustaca işlemiş. Elizabeth’in gizemli ölümü, Medina’nın şatosu klasik korku filmlerine yaraşır cinsten. Ayrıca Poe’nun tarihi binalara ve Gotik dekorlara olan takıntısı da es geçilmemiş ve filme adapte edilmiş.

Yönetmen Corman ilk uyarlaması House of Usher’ın yakaladığı başarıdan sonra, filmin düşük bütçesine rağmen her küçük detaya özen göstermesiyle, kullanılan dekorlarla, filmin mükemmel sinematografisi ile hiç şüphe yok ki ustalık eserlerinden birini ortaya koymuş ve The Pit and the Pendulum’un başarısı House of Usher’ın başarısını gölgede bırakmış.

The Pit and the Pendulum birçok filme ve yönetmene esin kaynağı olmuş bir film. Çoğu film eleştirmenine göre özellikle İtalyan thrillerları üzerinde güçlü bir etki bırakmış ve bu etkiyi Mario Bava’nın The Whip and the Body(1963) filminde ve Dario Argento’nun Deep Red (1975) inde görmek mümkün.

Filmin oyuncu kadrosundan ve oyuncuların performanslarından bahsetmemek büyük haksızlık olur. Başrolde oynayan Vincent Price’ın sergilediği muhteşem oyunculuk ve güçlü duruşu izlemeye değer. Duygusal bir adam portresi çizerken aniden korkutucu bir adama dönüştüğü sahneler harika. Ayrıca John Kerr’in canlandırdığı Francis karakteri de oldukça inandırıcı. Karakteriyle filmde bir denge unsuru adeta. Filmin diğer oyuncuları Barbara Steele ve Luana Ander de sadece güzelliklerini değil yeteneklerini de ortaya koymuşlar. Steele’in gizemli aurası filmin korku atmosferine çok iyi oturmuş ve Anders de melodramdaki yeteneğini çok iyi sergilemiş.

Film kesinlikle izlemesi çok keyifli, hiç bir anıyla sıkıcı olmayan bir film. The Pit and the Pendulum düşük bütçeli filmler içinde bir başyapıt. Çoğu büyük film şirketlerinin yaptığı büyük bütçeli işlerden çok çok iyi olduğu ise su götürmez bir gerçek.

The Pit and the Pendulum; Roger Corman‘ın yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği, 1842 yılında Edgar Allan Poe tarafından yazılan aynı isimli kısa hikayeden uyarlanmış bir korku filmi. Başrollerinde Vincent Price, Barbara Steele, John Kerr ve Luana Anders’in oynadığı film 16.yy İspanyası’nda geçmekte. Hikaye kısaca şöyle; İngiliz Francis Barnard (John Kerr) kız kardeşi Elizabeth’in (Barbara Steele) ani ölüm haberi üzerine İspanya’ya, Medina şatosuna gider. Kız kardeşinin eşi Nicholas Medina (Vincent Price) eşinin ilginç bir kan hastalığı yüzünden öldüğünü söyler. Ancak Nicholas’ın içi rahat değildir; eşinin aslında diri diri gömülmüş olabileceği ihtimaliyle kıvranmakta ve gitgide deliliğin eşiğine sürüklenmektedir. Bu arada Medina, İspanyol Engizisyon Mahkemesi’nin işkencecisinin oğludur. Francis kızkardeşinin ölüm sebebine inanmaz ve Medina’nın evinde ilginç olaylar olmaya başlar.

The Pit and the Pendulum, American International Pictures’un yaptığı Edgar Allan Poe uyarlamalarından ikincisi. Yönetmenliğini yine Roger Corman’ın yaptığı 1960 yapımı House of Usher’ın elde ettiği başarının ardından ikinci bir Poe uyarlaması yapmaya karar veriyor AIP. Düşük bütçeyle çekilmiş olmasına rağmen film, dönemin Hammer stüdyoları yapımlarına yaraşır parlaklıkta ve kalitede bir Gotik korku üretimi olarak çıkıyor karşımıza. Yine aynı şekilde The Pit and the Pendulum’un da gişede oldukça büyük başarı elde etmesiyle, AIP ve yönetmen Corman Poe uyarlamalarına devam ediyor ve altı film daha yapıyorlar. Bunlar The Premature Burial (1962), Tales of Terror (1962), The Raven (1963), The Haunted Palace (1963), The Masque of the Red Death (1964) ve The Tomb of Ligeia (1965). Filmlerin beşinin başrolünde, bu filmde Nicholas Medina rolünde izlediğimiz Vincent Price var. Poe uyarlamaları serisi 1965 yılında çevrilen The Tomb of Ligeia ile son buluyor.

vincent price'ın oynadığı the pit and the pendulum filminden bir kare gothic korku filmi

Filmin senaryosu “I Am Legend” romanının yazarı olarak da bilinen Richard Matheson’a ait. Senaryonun tam olarak Poe’nun kısa hikayesine sadık bir adaptasyon olduğunu söylemek doğru olmaz. Senarist çok zekice Poe’nun diğer kısa hikayelerine de göndermeler yaparak, öykünün kısıtlı olay örgüsünü tek bir anlatıda birleştirip iyi bir iş çıkartmış. Hikaye çok güzel bir şekilde anlatılıyor ve karakterler filmin ruhunu izleyiciye oldukça iyi yansıtıyor. Matheson karakterler arasındaki bağı ve ilişkiyi çok ustaca işlemiş, filmin ilk bölümünden başlayıp gerilim adım adım yükseliyor. Tahmini 60. dakikada, House on Haunted Hill filmindekine benzer şekilde, şaşırtıcı bir kırılma noktası yaşanıyor: doktor karakterinin görünenin aksine karanlık bir sırrı olduğu ortaya çıkıyor ve olayların arkasındaki gizem gün yüzüne çıkıyor.

Elizabeth’in gizemli ölümü, Medina’nın şatosu klasik korku filmlerine yaraşır cinsten. Ayrıca Poe’nun tarihi binalara ve Gotik dekorlara olan takıntısı da es geçilmemiş ve filme adapte edilmiş. Corman şatoyu örümcek ağları, fareler, gizli geçitler, çelik kapılar, karanlık mahzenler ve labirentimsi koridorlarla donatarak kaçışın imkansız olduğu klostrofobik bir ortam yaratmış; canlı renk paleti, dönemin İspanyol kostümleri ve mavi-kırmızı renk tonlamaları da filme sanatsal bir hava kazandırmış. Corman ilk uyarlaması House of Usher’ın yakaladığı başarıdan sonra, filmin düşük bütçesine rağmen her küçük detaya özen göstermesiyle, kullanılan dekorlarla, filmin mükemmel sinematografisi ile hiç şüphe yok ki ustalık eserlerinden birini ortaya koymuş ve The Pit and the Pendulum’un başarısı House of Usher’ın başarısını gölgede bırakmış.

The Pit and the Pendulum birçok filme ve yönetmene esin kaynağı olmuş bir film. Çoğu film eleştirmenine göre özellikle İtalyan gerilim filmleri üzerinde güçlü bir etki bırakmış ve bu etkiyi Mario Bava’nın The Whip and the Body(1963) filminde ve Dario Argento’nun Deep Red (1975) inde görmek mümkün.

the pit and the pendulum setinden bir kare yönetmen roger corman

Filmin oyuncu kadrosundan ve oyuncuların performanslarından bahsetmemek büyük haksızlık olur. Başrolde oynayan Vincent Price’ın sergilediği muhteşem oyunculuk ve güçlü duruşu izlemeye değer. Duygusal bir adam portresi çizerken aniden korkutucu bir adama dönüştüğü sahneler harika; filmin ilk saatinde vicdan azabı ve depresyonla çökmüş bir adam olan Nicholas, senaryodaki dönüm noktasından sonra kendini babasının reenkarnasyonu sanan, akıl hastası bir kötü adama dönüşüyor ve Price bu geçişi harika şekilde başarıyor. Ayrıca John Kerr’in canlandırdığı Francis karakteri de oldukça inandırıcı. Karakteriyle filmde bir denge unsuru adeta. Filmin diğer oyuncuları Barbara Steele ve Luana Ander de sadece güzelliklerini değil yeteneklerini de ortaya koymuşlar. Mario Bava’nın Black Sunday filmiyle ünlenip 60’ların Gotik korku kraliçesi unvanını kazanan Steele’in gizemli aurası filmin korku atmosferine çok iyi oturmuş ve Anders de melodramdaki yeteneğini çok iyi sergilemiş. Yan kadroda Antony Carbone’un canlandırdığı karanlık sırlı doktor ve Patrick Westwood’un sadık hizmetkar rolü de kusursuz bir uyum yakalıyor. Film genelinde diri diri gömülme korkusu, delilik, suçluluk hissi, engizisyon işkenceleri ve trajik kader gibi tipik Poe temaları işleniyor.

Film kesinlikle izlemesi çok keyifli, hiçbir anıyla sıkıcı olmayan bir film. Filmin zirve noktası olan, taş bir bloğa bağlanan kurbanın üzerine devasa bir sarkacın santim santim alçalarak sallandığı unutulmaz 20 dakikalık final Gotik korku sinemasının en akılda kalıcı anlarından biri. The Pit and the Pendulum düşük bütçeli filmler içinde bir başyapıt, Corman’ın Poe serisinin en olgun ve başarılı halkalarından biri. Çoğu büyük film şirketlerinin yaptığı büyük bütçeli işlerden çok çok iyi olduğu ise su götürmez bir gerçek.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm