iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
La signora della notte 1986 filmindeki tartışmalı tüfek sahnesinde Serena Grandi.

Filmimiz evliliğinin monotonluğundan bunalmış bir aerobik eğitmeni olan Simona’nın hikayesini anlatıyor. Piero Schivazappa’nın yönetmen koltuğunda oturduğu La signora della notte (1986), seksenlerin şaşasını ve onun altındaki cinsel bunalımı yakalamaya çalışan tuhaf bir seyirlik. Film, seyircisine vadettiği şeyi ilk on dakikada sunup geri kalan süreyi bir tür ritim bozukluğuyla geçirtiyor. Türün meraklısıysanız Serena Grandi size hem görsel bir şölen sunuyor hem de filmimiz anlatısıyla sinir uçlarınızla oynuyor.

Yönetmen Piero Schivazappa, aslında 1969 yapımı Femina ridens gibi sinema kariyerinde daha ciddiye alınan, entelektüel ağırlığı olan işlere imza atmış bir isim. Ancak seksenlerin ortasına gelindiğinde, kendisini daha çok televizyon dizileri ve o dönemin gişe garantili erotik melodramlarının yönetmeni olarak buluyoruz. Kariyerindeki bu keskin dönüş, gönüllü bir tercihten ziyade, piyasanın acımasız kurallarına uyum sağlama çabası gibi duruyor. Yapımcı Galliano Juso, seyircinin Serena Grandi’den ne beklediğini çok iyi bilmesi bu filmin ortaya çıkışındaki en büyük etken. Juso ve Schivazappa bir araya gelerek, sinematik bir başyapıt yerine, Grandi’nin bedenini merkeze alan ve bunu bir hikaye bahanesiyle süsleyip klişe üstü bir formül inşa ediyorlar. Schivazappa’nın kamerası zaman zaman yataktan Charlie Chaplin’in gerçek boyutlu bir fotoğrafına süzülen 360 derecelik usta işi dönüşler yapsa da, nihayetinde kendini her beş dakikada bir başrol oyuncusunun göğüslerine odaklanmaktan alıkoyamıyor.

Serena Grandi, o dönem Tinto Brass’ın meşhur Miranda (1985) filmiyle İtalyanların erotik rüyalarını süsleyen, en gözde figürlerinden biri haline gelmişti. Yapımcılar onu Sophia Loren veya Gina Lollobrigida gibi İtalyan sinemasının efsanevi divalarının yeni bir sürümü olarak pazarlamaya çalışıyorlardı. Tabii ki bir Edwige Fenech veya Francesca Neri’nin sahip olduğu o ele avuca sığmaz, nev-i şahsına münhasır çekicilikten biraz uzaktı; fakat taşıdığı kibirli aura ve cömertçe sergilediği vücudu onu dönemin seks bombalarından biri yapıyordu. La signora della notte tam anlamıyla bu imajının sömürüsü üzerine kurulu.

La signora della notte 1986 filminde Serena Grandi banyo aynasının önünde.

Gelelim filmin en çok tartışılan, ahlaki ve anlatısal noktasına. Simona, kocası Marco’nun arabalara, boksa ve işine olan saplantılı ilgisinden dolayı psikolojik olarak yıpranmış, evliliğindeki heyecanı tamamen yitirmiş bir kadındır. Bir gece eve dönerken oturduğu binanın girişinde tecavüze uğrar. Simona bu travmatik saldırıdan psikolojik bir yıkımla çıkmak yerine, beklenmedik bir cinsel haz duyar. Kendi cinsel uyanışını bu şiddet eylemi üzerinden tanımlaması, filmi sıradan bir seks filmi kulvarından çıkarıp karanlık bir melodramın içine sürüklüyor. Bu noktadan sonra Simona, tehlikeli cinsel fantezilerin ve yabancılarla girilen riskli ilişkilerin esiri olur. Bir apartman girişinde kocası yukarıda televizyon izlerken tecavüz edilmeyi kabul eder hatta bundan zevk alır; umumi bir tuvalette tüfekli bir avcıyla karşılaşır ve tüfeğin namlusuyla uyarılmaktan haz alarak adama ilginç bir oral seks yapar. Seksenler erotik sineması, kadının bastırılmış arzusunu ve kontrol kaybını sıklıkla bu tarz şiddet içeren, rıza sınırlarını zorlayan tecavüz fantezileriyle harmanlamayı sever. Bunun erkek dünyasının fantezilerine hizmet eden, kadınla kendi rızası dışında ilişkiye giren ve kadının bundan zevk aldığını işleyen son derece sorunlu bir anlatı olduğunu kabul etmek gerekir.

Filmin yaklaşık ellinci dakikasından sonra hikaye birden yön değiştiriyor. Takıntılı bir fotoğrafçıyla Simona’yı basan kocası Marco, karısını ve adamı feci şekilde döver. Bu şiddet patlaması filmin o zamana kadarki röntgenci havasını tamamen dağıtarak ağır aksak ilerleyen bir aile melodramına dönüştürür. Karısının sadakatsizliğine misilleme olarak yan dairedeki müzisyen komşusuyla yatan Marco, aslında evliliğindeki o pasif ve yetersiz koca figürünün acınası bir sembolüdür. Simona ise kendisini bu tehlikeli cinsel girdaptan ve kontrolünü kaybetme korkusundan kurtaracak şeyin bir bebek olduğuna karar verir. Jinekoloğuna gider spiralini çıkarttırır. İşte bu noktada, İtalyan sinemasının genlerine işlemiş olan o klasik Katolik suçluluk duygusu ve melek-fahişe ikilemi filmi sarar. Kadın, cinsel özgürlüğünü ancak kutsal annelik rolüne sığınarak kurtarabileceğini düşünür.

Filmin finali ise tüm bu uçarı ilişkiyi yine aynı uçarılıkla tamamlıyor. Simona, bu sefer tamamen rızası dışında gerçekleşen ve hiçbir haz almadığı gerçek bir tecavüze uğradığında, nihayet aklı başına gelir. Bu son şiddet eylemi, onun evliliğine ve eski güvenli hayatına geri dönmesini sağlar.

La signora della notte 1986 filmindeki tartışmalı tüfek sahnesinde Serena Grandi.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm