iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

Amerikan istismar sinemasının alt-türleri arasında Vietnam Savaşı gazileri odaklı şiddet filmleri de yer alır. Vietnam gazileri İlk Kan’da (First Blood, 1982) trajik bir kahraman, bizde İntikam Alacağım… adıyla vizyona girmiş olan The Exterminator’da(1980) acımasız bir intikamcı anti-kahraman, bazılarında ise akli dengesini yitirerek düpedüz psikopatlaşmış katiller olarak sunulmuşlardı. Hatta Renato Polselli’nin başyapıtlarından, aslen sado/mazo motifli Delirio Caldo’nun (1972) ABD piyasası için hazırlanan Delirium başlıklı versiyonu için, sadist başkarakterin bir Vietnam gazisi olduğuna ve savaş esnasında yaşadıkları sonucu akli dengesini yitirdiğine ilişkin ilave sahneler çekilerek filme yedirilmişti.

Vietnam Savaşı gazileri odaklı şiddet filmlerinin en tuhaflarında biri ise geçen ay bu sitede mercek altında aldığım (1) “Türk-Amerikan” ortak yapımı Kırmızı Kelebek’in (1982) yönetmeni Peter Maris’in imzasını taşıyan Delirium (1979). Maris’in bu filminin, Polselli’nin filminin ABD sürümüyle aynı adı taşıması tesadüf olabileceği gibi bir esinlenme emaresi de olabilir.

1980’lerin başlarında Britanya’da video kasedi yasaklanarak video nasty listesine giren Delirium Yunanistan göçmeni bir sinemacı olan Maris’in ilk filmi olarak anılıyor hemen hemen bütün kaynaklarda. Ancak Hollywood-dışı bir yapım niteliğindeki Delirium’un çekildiği kent olan, Missouri eyaletindeki St. Louis’in yerel basınını taradığımda yine bu kentte çekilen Take Time to Smell the Flowers’ın yönetmeninin ve yapımcısının da Peter Maris olduğunu tespit ettim (2). Maris, 1976’da çekildiği kaydedilen ve 1977’de vizyona giren bu erotik filmin künyesinde Chris Karas mahlasını kullanmayı tercih etmiş. Take Time to Smell the Flowers’ın yerel bir yapım olarak nispeten başarılı olduğu anlaşılıyor: St. Louis’de prömiyerini yaptıktan sonra sekiz pozitif kopya çoğaltılarak onlarca şehirde gösterime girmiş, hatta 1981’de Fourplay adıyla tekrar gösterime çıkarılmış.

Delirium (1979) filminde sarışın baş kadın karakter, ankesörlü telefonla konuşurken endişeli bir ifadeyle saçına dokunuyor.

Take Time to Smell the Flowers’ı gerçekleştiren yapım ekibinin ikinci çalışması Stingray ise Christopher Mitchum’ın başrolde olduğu yüksek profilli bir proje olarak şekillenmiş, hatta aynı yarış arabası modelini merkeze alan bir başka film çekmeye niyetlenen MGM’le rekabet içinde gerçekleşmiş. Bu projede bizzat yönetmen koltuğuna oturmayan Maris, 1977’de çekilip 1978’de yaygın bir dağıtımla vizyona giren filmin künyesinde adı yer almasa da yine basında yer alan haberlere göre yapım sürecine öncü bir rol üstlenmiş (3).

Dolayısıyla Delirium Maris’in bizzat yönettiği ikinci, yapımında yer aldığı üçüncü film. Fragmanında, Vietnam gazilerinin savaş sonrası travmaları odaklı bir aksiyon filmi olarak lanse edilen Delirium’un afişi aksiyon-korku karması bir film izlenimi verirken jeneriğin karanlık bir fonda parıldayan bir bıçak görüntüsüyle açılması ve jenerik yazılarının bu görüntü üzerinden akması net biçimde bir slasher vaadi sunuyor.

Bir gece vakti bir erkek cesedinin iki adam tarafından Mississippi ırmağına atılmasıyla başlayan filmin temel olay dizgesi sırtına mızrak saplanarak öldürülmüş halde bulunan genç bir kadının katilini yakalamak için iki polis dedektifinin araştırmaları üzerinden ilerliyor. Aynı zamanda bu kentte (St. Louis) bazı suçluların/zanlıların cesetlerinin intihar notlarıyla beraber bulunmakta oluşu da dedektiflerin kafalarını karıştırıyor ama iki ayrı vaka arasında bir bağlantı olabileceği akıllarına gelmiyor. Oysa biz izleyiciler çok geçmeden öğreniyoruz ki şehirdeki bazı nüfuzlu işinsanları bir araya gelerek Stern adlı bir Vietnam gazisini adaletten paçasını kurtarmış suçluların öldürülmesini organize etmesi için tutmuşlar. Stern’in bu iş için tuttuğu kişi ise Charlie adında bir başka Vietnam gazisi. Ancak Charlie dengesiz biri olduğu için kadınlara yönelik rastgele cinayetler de işlemeye başlamış…

Charlie en başta mızrakla işlediği cinayetin yanı sıra otostop yapan genç bir kadını soyunup ırmağa girdiğinde boğazlayarak, daha sonra kaçak olarak gecelediği bir çiftlikteki bir başka genç kadını ise boğazına saban yabası saplayarak öldürüyor. Bu arada Vietnam savaşına ilişkin geri dönüş sahnelerinde amirlerinin Charlie’ye sivil bir kadın ile çocuğunu katletme emri ermiş olduğunu ve Charlie’nin Vietnamlı bir seks işçisiyle sevişme girişiminde iktidarsızlık sergilemiş olduğunu öğreniyoruz.

Delirium boyunca Charlie’yi filmin diğer ana karakterlerinin hiçbiriyle, ne polis dedektifleriyle ne ilk maktulün arkadaşı olup bu dedektiflerden genç olanıyla yakınlaşan filmin baş kadın karakteriyle ne de Stern ve şürekâsıyla hiçbir zaman aynı sahnede görmüyor oluşumuz dikkat çekici ve bu tuhaf durum Delirium’un içinde bir başka film menşeili sahnelerin mevcut olduğunu işaret ediyor… İnternette film hakkındaki yorumlarda bu konudaki yaygın görüş Maris’in yarım kalmış bir filmi yeni bir senaryo çerçevesinde tamamlamış olduğu şeklinde. Ancak “yarım kalmış” filmin -şayet Delirium’dan farklıysa-orijinal adı ve -Maris’ten önceki- yönetmeninin kim olduğu vb. bahislerde herhangi bir bilgiye denk gelmedim.

Delirium (1979) filminden gerilimli bir an. Kel ve güneş gözlüklü bir adam (Stern) ile baş kadın karakterin yakın planı; kadın, adama doğru bir tabanca tutuyor.

Bu muammaları Missouri eyaletindeki yerel gazeteleri dikkatlice tarayarak büyük ölçüde çözmüş durumdayım: Delirium’un çekirdeğini, yine St. Louis’de yaşayan John Camie adlı bir yerel sinemacının 1976 sonbaharında 50,000 dolar gibi çok düşük bir bütçeyle çekmeye giriştiği The Killing of Charlie G. adlı şiddet filmi oluşturuyor.

Camie 1960larda öğrenciyken önce oyuncu olarak tiyatroya merak sarmış, sonra bir süre yerel bir çocuk tiyatrosunun yönetmenliğini yapmış bir St. Louis sakini. Filmografisinde Jazzoo (1967) ve Exchanges 1 (1967) adlı, her ikisi de avangart sayılabilecek iki kısa film olan Camie’nin The Killing of Charlie G.’deki ortağı nispeten daha tanınmış bir sinemacı olan belgeselci ve kurgucu Pierre Vacho. The Killing of Charlie G.’nin senaryosunun telif hakkı Camie ve Vacho adlarına ortaklaşa sicile geçilmiş. Camie ve Vacho yıllar sonra, St. Louis: A Search for a Usable Future (1982?) adlı bir belgeselde de beraber çalışmışlar, Camie yönetmen, Vacho kurgucu olarak.

The Killing of Charlie G. St. Louis yerel basınında –yarım kalmış bir proje olarak değil- dağıtımcı bulamayarak gösterime girememiş bir film olarak anılmış (4). 88 dakikalık Delirium’da The Killing of Charlie G.’den en kısası bir, en uzunu beş dakikalık olmak üzere toplam yaklaşık 20 dakikalık yedi sahne var. Killing of Charlie G.’nin çekimlerinin bir bölümüne tanıklık eden yerel basının (5) aktardığı bir sahne Delirium’da yer almıyor: kanoyla yolculuk eden bir satıcının, katilin peşindeki siviller tarafından yanlışlıkla Charlie sanılarak saldırıya uğraması ve şerif tarafından kurtarılması kameraya alınmış bu sahnede. Öte yandan söz konusu haberde filmde yer alacağı kısaca anılan cinayet sahnelerinden özellikle biri, çıplak olarak suya giren genç bir kadının boğulması ise aynen Delirium’da yer alıyor.

Delirium 1979’da yani Halloween’den bir yıl sonra vizyona girdiği için olsa gerek Maris’in işlevinin “yarım kalmış” önceki filmi bir slashera dönüştürmek olduğu varsayılıyor film hakkındaki yorumlarda. Oysa filmin slasher sahneleri esas itibariyle -ilk maktulün arkadaşının Stern’ün adamlarından biri tarafından bıçakla öldürülmeye teşebbüs edildiği sahne hariç- Killing of Charlie G. menşeili. Killing of Charlie G.’nin 1976’da yani Halloween’den önce çekilmiş olmasının ışığında şayet zamanında kadük kalmayıp vizyona girebilseydi belki de öncü bir slasher olup olmayacağı ucu açık bir soru…

Notlar:

(1) https://iyikotufilm.com/kirmizi-kelebek-1982/

(2) Robert A. Cohn, ‘Take time to see the (home-grown) ‘Flowers’’, St. Louis Jewish Light 6.7.1977 sf. 24

(3) Bryce Knorr, ‘Reporter sees movie’s other side’, The Sunday Paper / News-Democrat 21.8.1977 sf. 1

(4) ‘St. Louis: Hollywood Midwest?’, St. Louis Post-Dispatch 5.3.1978 sf. 4J

(5) B.G. Brooks, ‘Movie makin’ on the Meramec’, Columbia Daily Tribune 3.10.1976 Sunday magazine section sf. 2-3

Kaya ÖZKARACALAR

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm