iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Sarkata Insaan film film poster

Pakistan, on yıllar boyunca sinema endüstrisi de dahil olmak üzere pek çok alanda ciddi zorluklarla mücadele etmiş bir ülke olsa da, Lollywood olarak adlandırılan o kendine has sinema kültürünü inşa etmeyi bir şekilde başardı. Ziya ül Hak yönetimi ve sonrasındaki süreçte Pakistan sineması büyük bir irtifa kaybedip izleyici kitlesini küstürmüş olabilir; ancak bu kriz dönemi, yerel sinemacıların daha önce pek bilinmeyen türleri ve teknikleri denemelerine tuhaf bir zemin hazırladı. 1967 yapımı Zinda Laash ile başlayan korku serüveni, 1994 yılına gelindiğinde Saeed Rizvi’nin yönettiği Sarkata Insaan ile bambaşka bir boyuta taşındı. Ülkenin ilk bilimkurgu-korku filmi olma iddiasındaki bu yapım, aslında bölgedeki tür sinemasının geldiği en uç noktalardan biri.

Lollywood’un bu türdeki geliÅŸimini anlamak için Bollywood etkisini ve alt kıtadaki genel ÅŸablonları es geçmemek gerekir. Hint sinemasındaki ilk denemeler izleyiciyi korkutmaktan ziyade aÅŸk hikayelerine boyut katan reenkarnasyon temalı hayalet anlatılarıydı; Mahal bunun en tipik örneÄŸidir. Zamanla Nagin ve Jaani Dushman gibi filmlerle doÄŸaüstü yaratıkların, ÅŸekil deÄŸiÅŸtiren yılanların iÅŸlendiÄŸi fantezi-korku iÅŸleri giÅŸede karşılık buldu. 1980’lerde ise Ramsay KardeÅŸler, düşük bütçeli B-tipi korku filmleriyle Hindistan’da bu türü tekellerine alarak kendi sadık ve hafiften “trash” meraklısı izleyici kitlelerini yarattılar.

Bollywood ve Lollywood arasındaki o meşhur ortak nokta ise sinemacıların formül yapıya olan sarsılmaz sadakatidir. Bu coğrafyanın korku filmleri genellikle sadece korku unsurlarıyla yetinmez. Hikayenin içine romantik yan kurgular, bitmek bilmeyen komedi sekansları ve atmosferi tamamen dağıtan şarkılı danslı bölümler eklenir.

Sarkata Insaan, bir Frankenstein denemesi olmasına rağmen bu formülün kurbanı olmaktan kurtulamamış. İçine zoraki komedi ve alakasız romantik müzikaller yerleştirilmiş olması filmin en büyük kusuru.

Yine de filmin ardındaki asıl deha olan yönetmeni Saeed Rizvi’yi ayrı bir yere koymak lazım. Eğitimini Hollywood ve Londra’da alan Rizvi, Pakistan’daki o meşhur gandasa (bir tür bölgeye özgü savunma silahı filmlerde sıkça kullanılır) şiddetinden sıyrılarak evrensel bir dil yakalamaya çalıştı. 1988’de Who Framed Roger Rabbit? filmini izledikten sonra canlı aksiyon ile animasyonu birleştirme fikrine kapılan yönetmen, 1989’da alt kıtanın ilk bilimkurgu filmi sayılan Shanee’yi çekmişti.

Bence bu vizyoner tavır Pakistan sineması için oldukça sıra dışı ve Rizvi için büyük başarıydı.

Saeed Rizvi Sarkata Insaan

Rizvi, bu başarının cesaretiyle 1990’da Sarkata Insaan projesini duyurdu. Aslında 1991’de vizyona girmesi beklenen film, yapım sürecindeki bitmek bilmeyen gecikmeler yüzünden ancak 1994’te izleyiciyle buluşabildi. Kısıtlı bütçeler ve imkansızlıklar içinde kendi stüdyosunu kuran yönetmen, özel efektleri bizzat tasarladı. Hatta filmin yıllar sonraki restorasyon sürecinde eski 35 mm baskıları bavuluna koyup Amerika’ya götürmesi, 4K taratması ve kendi hazırladığı paralel ses kanallarını Dolby teknolojisine uyarlaması, gerçek bir sinefil tutkusundan başka bir şey değil.

Saeed Rizvi’nin bu teknik takıntısı, filmin estetik karmaÅŸasını daha da ilgi çekici kılıyor.

Korkudan Reddedilen Başrol ve Yıldızlar Geçidi

Filmin kadrosu aslında tam bir ÅŸampiyonlar ligi: Babra Sharif, Qavi Khan, Asif Khan ve Izhar Qazi gibi isimler yan yana gelmiÅŸ. Ancak hikayenin asıl ilginç kısmı, “Sarkata Insaan” karakteri için ilk kapısı çalınan ismin efsanevi aktör Nadeem olması. Nadeem, senaryoyu okuduÄŸunda muhtemelen kariyer imajını ya da sinir uçlarını fazla zorlamak istememiÅŸ olacak ki, karakterin ürkütücülüğünden çekinip teklifi elinin tersiyle itmiÅŸ. Role nihayetinde, daha önce Shanee filminde de Rizvi ile çalışan Ghulam Mohiuddin getirilmiÅŸ.

Pakistan sinemasının unutulmaz ismi Rangeela ise filmin komedi yükünü sırtlanıyor. Aksiyon tarafında ise Rizvi’nin yakın dostu Asif Khan’ın varlığı sahnelerin yetkinliğini artırmış.

Frankenstein ve İntikamın Birleşimi

Sarkata Insaan, oldukça sıradışı ve kabul etmek gerekir ki epey absürt bir Frankenstein uyarlaması. Hikaye, uluslararası bir terörist grubun finanse ettiği şeytani bir bilim insanının laboratuvarında, ölüleri hayata döndürme çabasıyla açılıyor. Fakat buradaki deneyin çok daha karanlık bir twisti var: Öldürülen son derece dürüst polis Anwer’in kafası, acımasız katil Nadir’in başsız bedenine dikiliyor. Bilim insanının vizyonu, kötü bir bedenin iyi bir beyni ele geçirip Super Mission adında yenilmez bir silaha dönüşmesi üzerine kurulu.

Hesaplanamayan şey ise, bedenin ve ruhun o meşhur çatışması.

Sarkata Insaan film sahnesi

Gündüzleri polis Anwer’in ruhu bedene hakim olup kendi insaniyetini sorgularken, geceleri katil Nadir’in kana susamışlığı kontrolü ele alıyor. Yaratık, kafasını boynundan çıkarıp bir elinde kesik başı, diğer elinde baltasıyla kasabanın altını üstüne getiriyor. Bence bu görsellik, istismar sinemasının en özgün ve grotesk sahnelerinden birine aday. Anwer, bu cinayet dürtüsünü bastıramasa da en azından öfkesini kendi ölümünden sorumlu terörist çeteye yönlendirmeyi başarıyor.

Tüm bu kaosun ortasında Ambreen karakterinin, elinde kafasıyla gezen bu yaratığa aşık olması ise Pakistan sinemasının en tuhaf romantik sapmalarından biri. O tekinsiz ama cazibeli atmosfer, burada yerini saf bir absürtlüğe bırakıyor. İşin teknik tarafındaki kısıtlama ise canlandırılan bu bedenin sadece dört günlük bir ömrünün olması.

Saeed Rizvi’nin kurduÄŸu bu evren, bir noktadan sonra mantık sınırlarını zorlasa da korku sinemasının o hırçın ruhunu Pakistan topraklarına taşımayı baÅŸarıyor.

Kült Statüsü ve O Akıl Almaz Dans Sahnesi

Sarkata Insaan, bünyesinde barındırdığı hayli yaratıcı fikirlere rağmen, 148 dakikalık uzun süresiyle ciddi bir tempo sorunu yaşıyor. Karanlık bir gerilim vaadiyle yola çıkmış olsa da, araya serpiştirilen Rangeela’nın o bitmek bilmeyen ve bana göre anlamsız komedi sahneleri, izleyiciyi atmosferden koparıp uzağa fırlatıyor.

Yine de filmi bugün bile bir kült mertebesinde tutan o meşhur anı anmadan geçmek imkansız. Babra Sharif’in disko müzikleri eşliğinde arz-ı endam ettiği sahnede, telif hakları umursanmadan filme boca edilmiş 2D animasyon karakterler görüyoruz. Pembe Panter ve Ninja Kaplumbağalar ile karşılıklı dans eden Sharif’i izlerken, bir bilimkurgu-korku filminde bu sahnenin ne işi var? sorusu havada asılı kalıyor. Aradan geçen onca yıla rağmen bu sahnenin neden ve nasıl çekildiği hala büyük bir şaşkınlık konusu.

Ödüller ve Sinema Tarihindeki Yeri

Görsel efektlerdeki o bariz amatörlük, berbat gün ışığı çekimleri ve senaryonun sarktığı yerler ortada. Fakat tüm bunlara rağmen elinde kendi kafasını taşıyan adam figürü, o dönemin çocukları üzerinde silinmez bir iz bıraktı. Saeed Rizvi’nin bu cesareti 1994 yılı Pakistan sinemasına resmen damga vurdu.

İlginçtir ki bu tuhaf yapım, Pakistan’ın Akademi Ödülleri sayılan Nigar Awards’dan sekiz ödülü evine götürdü. Yılın En İyi Filmi seçilmesinin yanı sıra, karakteri kısıtlı mimikleriyle canlandıran Ghulam Mohiuddin’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. Hatta Rizvi’nin o meşhur teknik tutkusu, En İyi Kamera ve En İyi Işıklandırma ödülleriyle tescillendi.

Son kertede Sarkata Insaan, Lollywood’un her kesime hitap etme derdindeki o güvenli formülüyle Batı’nın karanlık tür sinemasının çarpıştığı, oldukça değerli bir sentez. Saeed Rizvi’nin bu çalışması, sadece Pakistan’ın değil tüm alt kıtanın en ilginç sinematik duraklarından biri olarak orada öylece izlenmeyi bekliyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm