iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
The Exorcist 1973 filminde Linda Blair'in canlandırdığı Regan MacNeil karakterinin havaya yükseldiği şeytan çıkarma sahnesi

Exorcism: Latince Exorcismus kelimesinden türemiştir. Genel anlamda bedeni kötü ruhlar ya da İblis tarafından ele geçirilen kişileri tanımlar ya da kötü ruhları kovma ritüeline denir. Bu tarz uygulamalar kilise veya günümüzde özel yetenekleri olan bazı kişilerce gerçekleştirilmektedir. Kötü ruhları dua ile defetme yöntemi çok eski olup, Şamanizm kaynaklı olduğu üzerine çeşitli söylentiler vardır. Yine Hıristiyanlıkta, Yeni Ahit’te Hz. İsa ile ilgili mucizelerde dua ile kötü ruhları defetmeden bahsedilir. İslam dininde de Cin çıkarma adı altında bu tarz uygulamalara rastlamak mümkündür. Yukarda bahsettiğim Yeni Ahit’te geçen Hz. İsa ile ilgili mucizeler nedeniyle de bu uygulama Katolik kilisesi, Protestanlık ve Doğu Ortodoks kiliseleri tarafından kabul görmüş olup, bu iş için özel eğitimli kişiler kilise tarafından yetiştirilmektedir. Aydınlanma çağından sonra bu tarz uygulamalara modern toplumda daha az rastlanmaya ve ilgi gösterilmemeye başlanmıştır. Modern toplumun Exorcism ile belki de en dehşet verici karşılaması yönetmen William Friedkin’in çekmiş olduğu The Exorcist (1973) filmiyledir. Film William Peter Blatty’nin The Exorcist adlı kitabının uyarlamasıdır. Film vizyona girdiği dönemde büyük etki yaratmış ve günümüzde ise yapılan en iyi korku filmi olarak lanse edilmektedir. Filmi çoğu kişinin izlediğini varsayıp konusu ile ilgili çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Meraklılar içinse film için hazırlanmış harika bir belgeseli öneriyorum: The Fear of God: 25 Years of ‘The Exorcist’.

Filmin yarattığı etki ve gişede sağladığı başarının ardından filmin ardı ardına klonları yapılmaya başlandı. Bu konuda özellikle İtalyan sinemacılar başı çekiyordu. Bu furyaya Türkiye de Şeytan (1974) filmiyle dahil oldu. O dönemde çekmiş oldukları Exorcist uyarlamaları günümüzde kötü film severler tarafından el üstünde tutulmakta. Kayda değer Exorcist klonları için şöyle bir sıralama yapabiliriz. 1 Şeytan (1974) 2 L’ossessa (1974) 3 Un urlo nelle tenebre (1975) 4 Exorcist II: The Heretic (1977) 5 Exorcismo (1975) 6 O Exorcismo Negro (1974) Bunu yanı sıra filmin sadece ismi ile de benzerlik gösteren birçok film piyasaya sürülmüştür. (Jess Franco’nun Exorcism (1974))

The Exorcist, şeytani varlık temalı korku filmlerinin dilini büyük ölçüde tek başına kurdu. Çarpılmış kişinin giderek yabancılaşan sesi, yüzündeki ürkütücü değişim, telekinetik olaylar ve ağzından dökülen ağır hakaretler; William Peter Blatty’nin hikâyesiyle türün yerleşik unsurlarına dönüştü. Bu durum, slasher türünün Psycho veya Halloween sonrası girdiği kalıplaşmaya benzer bir yapı oluşturmuş; sonraki pek çok yapımın ilk filmden “ödünç aldığı” ya da onu taklit ettiği algısını güçlendirmiştir.

2000’li yıllara geldiğimizde ise Exorcism ile ilgili belki de en kayda değer yapımın The Exorcism of Emily Rose (2005) olduğunu görüyoruz. Yönetmenliğini Scott Derrickson’ın yaptığı film konusunu 1976’da ölen Anneliese Michel’in hayat hikâyesinden alıyor. Filmde alttan altta din, devlet ve modern tıp sorgusunun işlendiğini söyleyebiliriz. A. Michel’in yaşadığı olay karşısında modern tedavi yöntemlerini reddetmesi ve ailesi ile birlikte bir rahipten aldığı yardımın sonucunda ölmesi ile gelişen olayları bir mahkeme salonunda flashbacklerle izliyoruz.

Filmde Emily Rose’u canlandıran Jennifer Carpenter’ın harika bir oyunculuk çıkardığını söyleyebiliriz. Filmde ürkütücü olan şey olayın gerçek bir hikâyeye dayanması. Yönetmen de bunu zaten bir röportajında aslında bir korku filmi çekmekten çok insanlara exorcism’in gerçek olduğunu anlatmaya çalıştığını söylüyor. Zaten bunu yukarıda da belirttiğim gibi içten içe bazı dokundurmalarla da yapıyor. Film türünün en iyi örneği olmasa da kesinlikle en akıllıca yapılmış olanı. 2006 yapımı Requiem ise bir Alman yapımı ve The Exorcism of Emily Rose gibi konusunu gerçek bir hikaye olan Anneliese Michel’in hayat hikâyesinden alıyor. Fakat film The Exorcism ve The Exorcism of Emily Rose filmlerinin anti tezi niteliğini taşıyor. Yönetmen Hans-Christian Schmid olaya farklı bir açıdan bakıyor. Requiem filminde günümüzde baskın olan dini hurafeler ve inançların etkisine karşın olaya daha bilimsel me gerçekçi bir gözle yaklaşım sergilenirken, 73 yapımı The Exorcist’de o dönem etkin olan 68 kuşağının özgürlükçü ve asi duruşuna karşın muhafazakar kesimin duygularına hitab eden bir tutum söz konusu. Yine Requiem filminde The Exorcism of Emily Rose filmine göre korku unsurları oldukça geri planda hatta film için tamamıyla bir dram filmi demek yanlış olmaz. Belki de bunda filmin bir belgesel havasında çekilmesinin etkisi var. Film için söyleye bileceğim en olumsuz şey sonunun havada kalması ve tatmin edici olmaması. Filmi izlememiş olanlar içinse önerim bir korku filmi beklentisi içinde olmamaları.

The Last Exorcism filminde Ashley Bell'in canlandırdığı Nell Sweetzer karakterinin geriye büküldüğü sahne

Friedkin’in koyduğu kuralların dışına çıkmaya çalışan filmler de elbette var. Özellikle son yıllarda bu konuda farklı şeyler deneyen birkaç yapım dikkat çekiyor. Örneğin Daniel Stamm imzalı The Last Exorcism (2010), buluntu film (found footage) tarzını kullanıp sahte bir belgesel havasıyla işe başlıyor. İzleyiciyi sürekli şüphede tutarak da demode kalıpların dışına çıkmayı başarıyor. Benzer şekilde The Taking of Deborah Logan (2014) şeytan çarpması meselesini Alzheimer ve demans gibi nörolojik rahatsızlıklarla aynı çizgide yürüterek ele alıyor; The Atticus Institute (2015) ise meseleyi 1970’lerin devlet destekli parapsikoloji laboratuvarlarına ve askeri deneylere taşıyarak, birbirinin aynı olan formül filmlerden ayrılmayı biliyor.

Tabii türün her örneği bu denli yenilikçi ya da ciddi bir anlatı peşinde değildir. Russell Crowe’lu The Pope’s Exorcist (2023) gibi yapımlar, türün meşhur klişelerini o kadar eğlenceli ve abartılı bir B-tipi film kafasıyla kullanır ki; sinemaseverlerin yerinde tespitiyle, bu tarz yapımları 1973 yapımı Orijinal Exorcist ile aynı kefeye koymak, The Meg’i getirip Jaws ile kıyaslamaktan farksız.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm