iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
Kadın Düşmanı (1967) filminde canavar maskeli katilin kurbanına saldırdığı gerilim sahnesi

Yeşilçam filmlerine göz attığımızda korku filmlerine olan ilginin(!) sınırlı sayıda birkaç filmden ibaret olduğunu görüyoruz. Yeşilçam’ın dönemin büyük sektörlerinden biri olmasına karşın korku türüne olan ilgisizliğinin nedeni ticari kaygılar ve teknik yetersizliktir. Benim fikrime göre ise en önemli neden Türk seyircisinin korku filmlerine olan ilgisiz tutumudur. Ya da şöyle ifade etmek daha doğru olur ki, Türk seyircisi dünyadaki trendleri büyük bir ilgiyle takip ederken Türkiye’de yapılan ilk örneklerine çok fazla rağbet göstermemiş ve bu da sektörün korku filmlerine olan eğilimini engellemiştir. Bunun yanı sıra sektör Avrupa ve Amerika’dan ithal süper kahraman fantastik filmlerine yer verirken sıra az da olsa korku filmlerine gelmiştir. Bunlardan ilki 1949 Aydın Arakon yapımı Çığlık filmidir ve ardından gelen film ise Drakula İstanbul’dadır.

1967 yapımı Kadın Düşmanı filmi ise günümüzde oldukça az bilinen ve yine hak ettiği değeri görmemiş bir Türk giallosudur. Giallo, İtalyanca sarı anlamına gelmektedir ve o dönemde İtalya’daki korku-polisiye kitaplarının kapakları sarı renkte olduğu için bu tür filmlere de giallo (gialli) denmiştir. 1960’lar İtalyanlar’ın bu türe yeni yeni ısındığı ve en iyi örneklerini ise 70’li yıllarda vereceği bir dönemdir. Hatta Dario Argento’nun türü yeniden tanımlayacağı 70’ler fırtınası henüz kopmamışken çekilen Kadın Düşmanı, Umberto Lenzi usulü erken dönem giallolarla ve İtalyan sinemasını derinden etkileyen Edgar Wallace tarzı Alman “Krimi” filmleriyle büyük benzerlikler taşır. Bu açıdan bakıldığında film, türe dair bir taklit olmaktan ziyade Krimi geleneğinin ve Giallo estetiğinin Türkiye sinemasındaki oldukça özgün bir erkenci yorumudur.

Kadın Düşmanı (1967) filminden ayna karşısında hazırlanan kadın figürü ve Giallo atmosferi

Yönetmenliğini ve senaristliğini İlhan Engin’in yaptığı filmin oyuncu kadrosu oldukça zengindir. Oyuncular arasında Ekrem Bora, Sema Özcan, Tanju Korel, Erol Taş, Gülgün Erdem ve Reha Yurdakul gibi dönemin popüler oyuncuları bulunmaktadır. Kadın Düşmanı, sisli soğuk bir gecede karanlık İstanbul sokaklarında yürüyen bir çiftin görüntüsüyle açılıyor. İlk sekanstaki bu görüntüler, İstanbul’un eski dar sokakları, duvara yansıyan gölgeler, karanlıktaki ayak sesleri oldukça iyi düşünülmüş ve filme ürkütücü ve gotik bir hava katmış. Dönem Türkiye’si göz önüne alındığında filmin mini etekli, Rock’n Roll dinleyen oldukça batılılaşmış kadın figürlerine yer vermesi ve sosyo-kültürel atmosferi de dikkat çekicidir.

Açılış sahnesinde gördüğümüz, yolda ilerleyen çiftin ayak seslerine onları takip eden birinin ayak sesi daha eklenir (Erol Taş). Genç adam sevgilisini evine bıraktıktan sonra, kız maskeli bir katil tarafından saldırıya uğrar ve ölür. Bu olaydan sonra cinayetler başlar. Yüzünde ürkütücü canavar maskeleri, ellerinde zombi eldivenleriyle dolaşan katilin öldürdüğü kadınların isimlerinin ve onları öldürdüğü semtlerin baş harfleri aynıdır. Katil bundan bir akrostiş oluşturarak son hedefine doğru cinayetler işlemeyi sürdürmektedir. Fakat karşısında çetin bir dedektif vardır (Ekrem Bora).

Kadın Düşmanı (1967) filminden ayna karşısında hazırlanan kadın figürü ve Giallo atmosferi

Ayrıca filmle ilgili en şaşırtıcı ayrıntılardan biri de ilk kez bir Türk filminde nekrofilinin yer alıyor olmasıdır. Katilin kurbanlarını öldürdükten sonra üzerlerine saldırması ve boğazdan fışkıran kan gibi grafik şiddet sahneleri dönemin Türk sineması için oldukça cesur adımlardır. Bunun yanı sıra filmin sonuna kadar katilin başarıyla gizlenmesi ve tahmin edilememesi, ayrıca birden çok katil zanlısının olması ve seyircinin bunlar arasında tahminlerde bulunması izleyiciyi filmin içine daha çok çekiyor. Engin İnal, Erol Taş ve Güzin Özipek’in oyunculukları ise gerçekten takdiri hak ediyor.

Türk sinemasının ilk giallolarından ve Krimi esintili yapımlarından biri olan film; gerek oyuncu kadrosu gerekse kurgusu, senaryosu ve sonuna kadar izleyicide uyandırdığı merakla türünün en iyi örneklerinden birisi ve izlenmeyi hak ediyor.

Önümüzdeki günlerde Türk giallolarıyla ilgili yapacağım başka bir film tanıtımında Kadir İnanır’ın başrolünü oynadığı 1972 yapımı Aşka Susayanlar / Seks ve Cinayet filmine yer vereceğim.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


2 Yorum

  1. Ercan 26 Mayıs 2009 - 13:25

    türk yapımı bir film olmasına rağmen türkiyede bile dvd’si yokken yabancı bir ülkede dvd’sinin çıkması sevindirici, o zamandan bu güne sadece birkaç kez tv de verilmiştir nedense, bu arada en iyi eski türk korku filmidir bence yazarımızın hatırlatması çok iyi olmuş.

    Yanıtla
  2. Melih Inan 28 Aralık 2015 - 10:18

    Sadece bu filim degil,her nedendir bilinmez bu rahmetli Ilhan Engini kac kisi biliyor?Onlarca filimi olmasina ragmen niye yesilcamda hakettigi yeri alamadi?Cenazesinde
    bile sadece Ekrem Bora ve Izzet Günayin hazir bulunmasi cok düsündürücü!

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm