<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeşilçam arşivleri - İyi Kötü Film</title>
	<atom:link href="https://iyikotufilm.com/kategori/yesilcam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 08:00:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Öteki Yeşilçam – Savaş Eşici’nin Mario Bava’dan Kopya Çektiği Cinayet Sahnesi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/mario-bava-kanli-korfez-friday-the-13th-yesilcam/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/mario-bava-kanli-korfez-friday-the-13th-yesilcam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Friday the 13th]]></category>
		<category><![CDATA[Kanlı Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Slasher Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam korku sineması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=13710</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalyan korku sinemasının maestrosu Mario Bava&#8217;nın başyapıtlarından, Türkiye’de 1972’de Kanlı Körfez adıyla vizyona girmiş olup uluslararası mecralarda A Bay of Blood adıyla tanınan giallo Reazione a catena / Ecologia del delitto (1971) modern slasher filmlerin erken dönem öncülerinden sayılır. Amerikan slasher filmlerinin Bava’ya borcunun en net göstergesi, bu İtalyan filminde sevişmekte olan genç bir çiftin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mario-bava-kanli-korfez-friday-the-13th-yesilcam/">Öteki Yeşilçam – Savaş Eşici’nin Mario Bava’dan Kopya Çektiği Cinayet Sahnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="484" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/olum_donemeci_sapik-1024x484.webp" alt="" class="wp-image-13711" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/olum_donemeci_sapik-1024x484.webp 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/olum_donemeci_sapik-300x142.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/olum_donemeci_sapik-768x363.webp 768w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/olum_donemeci_sapik.webp 1275w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İtalyan korku sinemasının maestrosu Mario Bava&#8217;nın başyapıtlarından, Türkiye’de 1972’de <em>Kanlı Körfez</em> adıyla vizyona girmiş olup uluslararası mecralarda <em>A Bay of Blood</em> adıyla tanınan giallo <em>Reazione a catena</em> / <em>Ecologia del delitto</em> (1971) modern slasher filmlerin erken dönem öncülerinden sayılır. Amerikan slasher filmlerinin Bava’ya borcunun en net göstergesi, bu İtalyan filminde sevişmekte olan genç bir çiftin sevişme esnasında her ikisinin de bedenlerini delip geçen bir mızrakla öldürülmesi mizanseninin <em>Friday the 13th</em>’te (1980) bu kez bir tırpan kullanılarak yeniden perdeye getirilmesidir. Zaten tesadüf sayılamayacak bu benzerliğin neredeyse kopya düzeyinde bir esinlenme kaynaklı olduğu, <em>Friday the 13th</em>’ü yapacak ekibin ön hazırlık aşamasında Bava’nın filminin 16 mm’lik bir kopyasını ödünç alarak izlemiş olduklarının filmle bağlantılı bir ismin aktarımı (*) ile ortaya çıkmasıyla iyice belli olacaktı.</p>



<span id="more-13710"></span>



<p>İşin ilginci <em>Friday the 13th</em>’ten birkaç yıl kadar önce Yeşilçam’ın B-tipi sinemacılarından Savaş Eşici’nin çektiği bir filmde aynı mizansenin <em>Friday the 13th</em>’te gözlemleyeceğimizden daha büyük bir ‘sadakatle’, <em>Friday the 13th</em>’te olduğu gibi tırpan değil aynen kaynak filmde olduğu gibi mızrak kullanılarak yeniden canlandırılmış olması. Kazım Kartal’ın katil rolünde olduğu bu sahne 2010’lu yılların başlarında Yeşilçamsmart kanalının Eros kuşağında <em>Sapık </em>adıyla gösterilmiş, 1970’lerin terminolojisiyle “montaj film” niteliğinde yani farklı filmlerin muhtelif sahnelerinin bir araya getirilmesinden ibaret ve tutarlı bir konu bütünlüğünden yoksun bir derleme içinde yer alıyor. Eşici’nin filmografisinde 1977 yapımı (İstanbul’da 13 Nisan 1978’de vizyona girmiş) <em>Sapık</em> adlı bir Kazım Kartal filmi var ama Agah Özgüç’ün <em>Türk Filmleri Sözlüğü</em>’nde konu özeti “anası fahişe olan bir adamın kötü kadınları öldürüşü” olarak kaydedilen 1977 yapımı <em>Sapık</em>’ın orijinal kurgusunu içeren bir kopyası ne yazık ki günümüze ulaşamamış görünüyor; Yeşilçamsmart’ta gösterilmiş derlemenin de biraz daha kısa bir derlemeye birkaç seks sahnesi daha eklenerek türetildiği anlaşılıyor.</p>



<p>1970’lerdeki Kazım Kartal filmlerinin afiş ve lobi kartlarındaki fotoğrafların, oyuncu isimlerinin gözden geçirilmesi ışığında derleme <em>Sapık</em>’ın ana gövdesini Naki Yurter’in yönettiği <em>Haydi Bastır</em> (1979) adlı bir başka Kazım Kartal filminin oluşturduğu belli oluyor. <em>Haydi Bastır</em> menşeili pasajların konusunu Kazım Kartal’ın canlandırdığı bir karakterin, sevgilisinin kız kardeşinin aşırı doz uyuşturucudan ölümünden sorumlu olanların peşine düşmesi oluşturuyor. Öte yandan derlemenin içinde uyuşturucu ticareti odaklı bu konuyla tamamen ilgisiz ve bağlantısız biçimde bir casusluk şebekesinin yakalanması çalışmalarına dair, baş erkek oyuncunun Salih Kırmızı olduğu <em>Dört Ateşli Yosma</em> / <em>Çarlinin Melekleri</em>’nden (1977) de birkaç sahne var.</p>



<p>Derleme <em>Sapık</em>’ta Kazım Kartal’ın kendisine aşina olduğumuz üzere bıyıklı olduğu <em>Haydi Bastır</em> menşeili sahnelerden farklı olarak sakallı arzı endam ettiği bazı sahneler de var ki 1977 yapımı <em>Sapık</em>’ın sinema vizyon afişinde Kazım Kartal’ın sakallı olduğu bir sahneden fotoğrafın kullanılmış olması bu sahnelerin gerçek <em>Sapık</em> menşeili olduğunu düşündürüyor; en azından birinin öyle olduğu kesin çünkü afişteki fotoğraf doğrudan bu sahnelerden biriyle bağlantılı görünüyor. Bariz biçimde giallo esinlenmesi izleri taşıyan bu sahnede önce yüzü görünmeyen bir adamın gerilimli bir müzik eşliğinde bir bina içindeki merdivenlerden çıkarak bir kapının önüne gelişini, bilahare bir bıçak kullanarak bu kapının kilidini açıp içeri girişini izliyoruz. İçerideki odada bir yatakta çıplak bir kadın uyumaktadır ve esrarengiz adam önce bu kadının vücudunu siyah deri eldivenli elleriyle okşuyor, biraz gecikmeli de olsa kadın durumu fark edip uyanarak karşı koymaya başladığında saldırgan olarak Kazım Kartal’ın yüzü de nihayet kadraja giriyor. Saldırgan direnmeye çabalayan kadını kısa bir müddet daha taciz ettikten sonra boğazlayarak öldürüyor ve yatak başından uzaklaşıp kadraj dışına çıkarken belli belirsiz ağlama sesleri duyuluyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="903" height="611" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/sapik_olum_donemeci.webp" alt="Kazım Kartal Sapık filmi mızrak sahnesi ve Mario Bava Kanlı Körfez karşılaştırması" class="wp-image-13713" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/sapik_olum_donemeci.webp 903w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/sapik_olum_donemeci-300x203.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/04/sapik_olum_donemeci-768x520.webp 768w" sizes="(max-width: 903px) 100vw, 903px" /></figure>



<p>Kazım Kartal’ın sakallı olduğu sahnelerden cinayet mizanseni içeren bir diğeri ise bu yazıya en başta vesile olan mızraklı cinayet sahnesi. Bu sahnenin başlangıcında önce Karaca Kaan’ın canlandırdığı bir kadının Hüseyin Kutman’ın canlandırdığı bir adamı evinde ziyaret etmesini ve bu çiftin birlikte içki içerek yemek yemelerini izliyoruz. Daha sonra ise siyah eldivenli Kazım Kartal’ın da eve girmiş olduğunu görüyoruz. Kartal, Kaan ve Kutman’ın yatakta sevişmekte oldukları odaya girmeden önce koridordaki duvarda bir kalkanın altında çaprazlama asılı duran iki mızraktan birini eline alıyor ve odaya öyle giriyor, mızrağı yatakta Kaan’ın üstündeki Kutman’ın sırtına saplıyor. Akabinde mızrağın yatağın altından çıkması ve mızrağın ucu boyunca aşağı kan akması perdeye geliyor. Kartal mızrağı cesetlerin üzerinde bırakarak odadan çıkıyor.</p>



<p>Aynı sahnenin İtalyan orijinali ile Yeşilçam’daki taklidi arasında biri çok temel iki fark var: Bava’nın filminde bu cinayet sahnesi “subjektif kamera” ile perdeye geliyor, yani biz izleyici olarak katili görmüyoruz, katilin gördüklerini görüyoruz; Yeşilçam yapımında ise Kazım Kartal bu cinayet sahnesinde perdede boy gösteriyor. Bu farkın önemi yalnızca katilin kimliğinin bilinir olması / olmaması değil, izleyicinin bakışının provakatif biçimde katilin bakışıyla örtüştürülmesi. Yeşilçam’da bundan imtina edilişinin sebebi üzerine tahminde bulunmak kolay değil çünkü filmin orijinal kurgusu meçhul olduğundan bu sahnenin anlatı içinde aslında nereye oturduğunu bilemiyoruz. Diğer fark ise mızrağın yatağın altından çıkması her iki filmde de perdeye gelirken İtalyan filminde ayrıca mızrağın yatağın üstünde bedene saplı durduğu yerden kan sızmasının uzun uzadıya perdeye gelmesi. Muhtemelen Yeşilçam’ın elinde böyle bir görüntüyü layıkıyla gerçekleştirecek donanım veya deneyim veya zaman olmadığından kan akması mızrağın bedene saplı durduğu yara üzerinden değil yatağın altından gerçekleştirilmiş ve bu alternatif de çarpıcı olmuş.</p>



<p><strong>Kaya ÖZKARACALAR</strong></p>



<p><em>(*) Tim Lucas, Mario Bava: All the Colors of the Dark (Video Watchdog, 2007) sf. 868.</em></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mario-bava-kanli-korfez-friday-the-13th-yesilcam/">Öteki Yeşilçam – Savaş Eşici’nin Mario Bava’dan Kopya Çektiği Cinayet Sahnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/mario-bava-kanli-korfez-friday-the-13th-yesilcam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öteki Yeşilçam – Ertem Göreç’in Giallo Filmi Korkunç Tecavüz</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/korkunc-tecavuz-ertem-gorec-giallo/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/korkunc-tecavuz-ertem-gorec-giallo/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Ertem Göreç]]></category>
		<category><![CDATA[Korkunç Tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Cinema]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam Korku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://iyikotufilm.com/?p=13533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetmenlik kariyerinin başlangıcında Otobüs Yolcuları (1961) ve Karanlıkta Uyananlar (1964) gibi toplumsal-gerçekçi filmlerle adını duyurmuş olan Ertem Göreç 1960’ların ikinci yarısından itibaren popüler sinemaya, janr filmlerine kaymıştı. Göreç’in bu minvaldeki çalışmaları James Bond tarzı Altın Çocuk Beyrut’ta’dan (1967) Pamuk Prenses ve 7 Cüceler’e (1970) uzanan büyük bir çeşitlilikte gerçekleşiyordu. Göreç’in kariyerinin ikinci döneminde yönettiği yapımlarından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/korkunc-tecavuz-ertem-gorec-giallo/">Öteki Yeşilçam – Ertem Göreç’in Giallo Filmi Korkunç Tecavüz</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="1245" height="918" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_1972.webp" alt="Korkunç Tecavüz (1973) Filmi Orijinal Jenerik Başlığı - Ertem Göreç" class="wp-image-13534" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_1972.webp 1245w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_1972-300x221.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_1972-1024x755.webp 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_1972-768x566.webp 768w" sizes="(max-width: 1245px) 100vw, 1245px" /></figure>



<p></p>



<p>Yönetmenlik kariyerinin başlangıcında Otobüs Yolcuları (1961) ve Karanlıkta Uyananlar (1964) gibi toplumsal-gerçekçi filmlerle adını duyurmuş olan Ertem Göreç 1960’ların ikinci yarısından itibaren popüler sinemaya, janr filmlerine kaymıştı. Göreç’in bu minvaldeki çalışmaları James Bond tarzı Altın Çocuk Beyrut’ta’dan (1967) Pamuk Prenses ve 7 Cüceler’e (1970) uzanan büyük bir çeşitlilikte gerçekleşiyordu. Göreç’in kariyerinin ikinci döneminde yönettiği yapımlarından biri de İtalyan giallo filmlerinden esinlenmiş görünen Korkunç Tecavüz. Her ne kadar Korkunç Tecavüz’ün ismi tecavüz odaklı bir istismar filmi izlenimi verse de söz konusu film aslında ‘katil kim?’ izleğinde bir gerilim filmi.</p>



<span id="more-13533"></span>



<p>Sinema referans kitaplarında <em>Korkunç Tecavüz</em> 1972 yapımı olarak geçiyor. Ancak filmin yapımcısı Birlik Film’in resmi kuruluş tarihi 6 Nisan 1973 ve bir sahnede görünen <em>Günaydın</em> gazetesinin arka sayfasındaki resimli roman o gazetede 1973 yılında yayınlanmış, dolayısıyla filmin ya da en azından bazı sahnelerinin çekimleri 1973’te gerçekleşmiş olmalı. Nitekim gazete arşivlerinden saptayabildiğim kadarıyla <em>Korkunç Tecavüz</em> İstanbul’da ilk olarak 14 Ocak 1974’te gösterime girmiş. Öte yandan <em>Hürriyet 1973 Ansiklopedik Yıllığı</em>’nda 1972’de çevrilen yerli filmlerin listesinde <em>Korkunç Tecavüz</em> de yer alıyor, dolayısıyla referans kaynaklarındaki 1972 yılı kaydı temelsiz değil. Tüm bunların ışığında <em>Korkunç Tecavüz</em>’ün bir proje olarak 1972’de anons edildiğini ve/veya yapımına o yıl başlandığını ama tamamlanmasının 1973’e sarkmış olduğunu varsayabiliriz.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="767" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/turkish_giallo-1024x767.webp" alt="Ertem Göreç Korkunç Tecavüz Filmi Sahnesi - Yeşilçam Giallo Gerilim" class="wp-image-13538" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/turkish_giallo-1024x767.webp 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/turkish_giallo-300x225.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/turkish_giallo-768x575.webp 768w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/turkish_giallo.webp 1251w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p></p>



<p>Günümüzde orijinal jeneriğinden yoksun, renklerin sık sık bozulduğu, hatta ses kuşağında yer yer boşluk olan kötü kalitede bir video kopya kaynaklı sürümünden izlenebilen <em>Korkunç Tecavüz</em> bir kadın voleybol takımının kamp için Abant’a gelmesiyle açılıyor. Gerek antrenman gerekse de diskodaki eğlence sahnelerinde kameranın genç kadınların bacaklarına odaklanmasıyla röntgenci hazlara yönelik düşük ölçekte erotizmin ekrana geldiği filmde kadın oyunculardan ikisi çevredeki ormanda dolaşmaya çıkıyorlar ve bilahare yarı çıplak cesetleri bulunuyor. Olay mahallindeki küçük bir erkek çocuk cinayetlere besbelli tanık olarak şoka girmiştir. Dolayısıyla kimliği meçhul katil bu çocuğu konuşmaya başlamadan öldürmek zorundadır.</p>



<p>Başlangıçtaki cinayet sahnelerinin doğrudan ekrana gelmemiş olduğu <em>Korkunç Tecavüz</em>’ün dehşet mizansenleri açısından doruk noktası katilin çocuğu müşahede altında tutulmakta olduğu hastaneden kaçırdığı sahne: Yaklaşık iki dakika süren bu sahnede yüzü kadraj dışı kalan siyah eldivenli bir saldırganın çocuğun bulunduğu odaya gelip bakıcı hemşirenin üstündeki elbiseleri parçaladıktan sonra onu öldürmesini ve zaten travmatize durumdaki küçük çocuğun bütün bunlara da tanık olmasını izliyoruz! Bu yeni cinayetten sonra zavallı çocuğun öğretmeni olan genç kadın, polis tarafından katili yakalamak için yem olarak kullanılıyor…</p>



<p>Katilin kimliği, daha doğrusu siması filmin sonunda belli olduğunda ismi filmin afişinde yazmayan (ama video kopyasındaki sonradan oluşturulmuş kısa jenerikte yazan) bir oyuncunun ilk sinema deneyimlerinden birini izlemiş olduğumuzu idrak ediyoruz. Yan rollerden birindeki diğer önemli isim yerli korku filmlerimizin meraklılarının <em>Drakula İstanbulda</em>’dan (1953) anımsayacağı emektar oyuncu Ayfer Feray. Başroldeki öğretmeni ise <em>Yarasa Adam Betmen</em> (1973), <em>Çılgın Kız ve 3 Süper Adam</em> (1973) ve çok sayıda Behçet Nacar filminde rol almış olan Emel Özden canlandırıyor.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="630" height="463" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/korkunc_tecavuz_turkish_giallo.webp" alt="Ertem Göreç Korkunç Tecavüz Filmi Sahnesi - Turkish Giallo Film" class="wp-image-13536" style="width:800px;height:auto" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/korkunc_tecavuz_turkish_giallo.webp 630w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/korkunc_tecavuz_turkish_giallo-300x220.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 630px) 100vw, 630px" /></figure>



<p></p>



<p><em>Korkunç Tecavüz</em>’ün Volkan Kayhan imzalı senaryosunun finalde siması perdeye gelen katilin kimin nesi olduğu ve benzeri noktalarda herhangi bir açıklama getirmemesi açısından boşluklar içerdiği söylenebilir. Öte yandan Ertem Göreç öğretmenin motelde bir koridorda yürüdüğü sahnede olduğu gibi gerilimi yüksek bazı mizansenleri başarıyla gerçekleştirmiş. Bu arada katilin finale doğru eline aldığı bıçağın yüzeyinde kendi yüzünün yansımasına bakışı gibi görsel trükler mevcut video kaydının kötü kalitesi dolayısıyla zar zor seçilecek şekilde belli belirsiz ekrana gelerek mevcut seyir koşullarında heba olmuş durumda; filmin kaliteli bir transferi mevcut olsa belki de renk paletinin takdir edilesi olduğunu gözlemleyecektik.</p>



<p><em>Korkunç Tecavüz</em>’e ilişkin son bir not ise yönetmen olarak yine Ertem Göreç’in adının kaydedildiği ve oyuncu kadrosunun tamamen değil ama büyük ölçüde <em>Korkunç Tecavüz</em>’le örtüştüğü <em>Vur Öp Okşa</em> adlı bir filmin afişin mevcut oluşu. <em>Vur Öp Okşa</em> adlı 1970 yapımı bambaşka bir film var ama bu afiş muhtemelen <em>Korkunç Tecavüz</em>’ün araya “parça” eklenerek ve/veya başka bir film ya da filmlerden sahne ya da sahnelerle yeniden kurgulanarak farklı bir ad altında tekrar vizyona sürülüşünden baki.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="716" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_Poster-1024x716.webp" alt="Korkunç Tecavüz Film Afişi - Emel Özden ve Ayfer Feray" class="wp-image-13535" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_Poster-1024x716.webp 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_Poster-300x210.webp 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_Poster-768x537.webp 768w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2026/03/Korkunc_Tecavuz_Poster.webp 1094w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p></p>



<p><strong>Kaya ÖZKARACALAR</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/korkunc-tecavuz-ertem-gorec-giallo/">Öteki Yeşilçam – Ertem Göreç’in Giallo Filmi Korkunç Tecavüz</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/korkunc-tecavuz-ertem-gorec-giallo/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet (1972)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-1972/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-1972/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2014 15:31:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Aşka Susayanlar Seks ve Cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Düz]]></category>
		<category><![CDATA[Cult film]]></category>
		<category><![CDATA[Erotica]]></category>
		<category><![CDATA[gossip]]></category>
		<category><![CDATA[Hallucination]]></category>
		<category><![CDATA[Human Sexuality]]></category>
		<category><![CDATA[Independent Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir İnanır]]></category>
		<category><![CDATA[Lo strano vizio della Signora Wardh]]></category>
		<category><![CDATA[Maniac]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Zeren]]></category>
		<category><![CDATA[Motorcycle]]></category>
		<category><![CDATA[Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Obsession]]></category>
		<category><![CDATA[obsessive love]]></category>
		<category><![CDATA[Panties]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Psychopath]]></category>
		<category><![CDATA[Psychopathic Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Psychotic]]></category>
		<category><![CDATA[Rape!]]></category>
		<category><![CDATA[Repression]]></category>
		<category><![CDATA[Revenge]]></category>
		<category><![CDATA[rip off]]></category>
		<category><![CDATA[sadism]]></category>
		<category><![CDATA[Scream]]></category>
		<category><![CDATA[Serial Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Sex]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Attraction]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Desire]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Obsession]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Perversion]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Soif d'amour de sexe et de meurtres]]></category>
		<category><![CDATA[Thirsty for Love Sex and Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Thong]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Strange Vice of Mrs. Wardh]]></category>
		<category><![CDATA[Voyeur]]></category>
		<category><![CDATA[Voyeurism]]></category>
		<category><![CDATA[Woods]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Gencer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=10605</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Giallo” İtalyanlara özgü bir tür olsa da Yeşilçam da buna kayıtsız kalmamıştır. Kalıcı bir izlenim bırakabilmesi için bir giallo&#8217;nun özel bir şeye ihtiyacı vardır. Örneğin, etrafta hiçbir ağaçtan iz yokken ağaçtan atlayarak insanlara saldıran bir katil. Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet, giallo türü için çıtayı yükseltmiş filmlerden biri olan The Strange Vice Of Mrs. Wardh&#8216;ın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-1972/">Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet (1972)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="484" height="658" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet.jpg" alt="aska-susayanlar-seks-ve-cinayet" class="wp-image-10606" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet.jpg 484w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-220x300.jpg 220w" sizes="auto, (max-width: 484px) 100vw, 484px" /></a></figure>
</div>


<p><em>“Giallo”</em> İtalyanlara özgü bir tür olsa da Yeşilçam da buna kayıtsız kalmamıştır. Kalıcı bir izlenim bırakabilmesi için bir giallo&#8217;nun özel bir şeye ihtiyacı vardır. Örneğin, etrafta hiçbir ağaçtan iz yokken ağaçtan atlayarak insanlara saldıran bir katil.</p>



<p><i><strong>Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet</strong>,</i> giallo türü için çıtayı yükseltmiş filmlerden biri olan <strong><i>The Strange Vice Of Mrs. Wardh</i></strong>&#8216;ın birebir yeniden çevrilmiş Türk yapımı versiyonu. Ancak <i>Strange Vice</i> bir <i>E.T.</i> ya da <i>Ghostbusters</i> değil -araklanmış Türk yapımı filmlere genelde malzeme olan dünya çapında fenomen haline gelmiş filmlerden değil. Diğer bir deyişle <i>Strange Vice</i>&#8216;ı uyarlamak <i>License To Drive</i>&#8216;ı uyarlamak gibidir. Her iki film de küçük bir grup için başyapıt olsa da geniş yankı uyandırmaz. Yapımcıların 1962 hiti “Sealed With A Kiss”i filmin müzikleri arasına eklemelerinin nedeni de muhtemelen budur. İnsanları bir şekilde çekmek zorundasınız.</p>



<p>Siyah bir trençkot, siyah eldivenler, siyah fötr şapka giyen ve güneş gözlükleri takan bir adam kareye girer ve çıplak kadınları jiletle öldürür. Çıplak kadınlar çıplaktır çünkü hiçbirisinin iç çamaşırına verecek parası yoktur. Bu sırada, Mine isimli bir kadın Meriç isimli bir adamla evlidir ama bu cinsellikten yoksun bir evliliktir. Tarık isimli bir tecavüzcüyle bir zamanlar yaşadığı sadomazoşist ilişki Mine&#8217;nin aklından çıkmamaktadır. Katilin ise bunlarla hiçbir alakası yoktur. Çok geçmeden modern dans partileri yapılır, gece yarısı karanfiller dağıtılır, insanlar birbirini aldatır, silahlar sıkılır, sinir krizleri geçirilir, parendeler ve uçan tekmeler atılır. Eğer bütün bunları takip etmek zor geldiyse endişelenmeyin. <i>The Strange Vice Of Mrs. Wardh</i>&#8216;ı seyredebilirsiniz ve bu film yine de size anlamlı gelmeyecektir.</p>



<span id="more-10605"></span>



<p><i>Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet,</i> Türk yapımlarına has mantıksız anlatım geleneğini devam ettiriyor. Bu beklenen bir durum ve Türk yapımlarını bu kadar zevkli yapan özelliklerden biri de bu. Dikkatimizi vermemiz gerekmiyor. Bu abartılı karikatürümsü melodramlarda Türk Örümcek Adamların seri katil olacağını, konunun <i>Jaws</i>&#8216;tan alınacağını, Türk <i>Oliver Hardy</i>&#8216;nin çocukları tokatlayacağını veya bunun gibi kombinasyonlar olacağını biliyoruz. Bu detaylar hikayeyi değil aldığımız keyfi besleyen şeyler. Ve tipik olarak ucuz yapımcılık teknikleri bu detayları tamamlıyor. Aşka Susayanlar’da kullanılan metotlar sadece tamamlayıcı değil. Bunlar sevinç gösterisi yapmamızı sağlayan birer devrim.</p>



<p>Filmin müzikleri anlamsız şekilde bir araya getirilmiş hissi veriyor. Her beş saniyede bir yeni bir parça başlıyor. Çoğu zaman bu parçalar birbirinin üstüne biniyor. Nadiren bir parça on saniyeden fazla devam ederse bu da üzerine eklenecek beş farklı şarkı için arka plan oluşturuyor. Bunun yarattığı etki beş aynı anda on beş turntableda rastgele çalmaya başlayıp &#8220;kayıt&#8221; tuşuna basmalarına benzer bir etki yaratıyor. Kafa karıştırıcı ve manyakça. Ve hiçbir zaman bitmiyor. Filmin kurgusu da aynı şekilde ilerliyor, tıpkı şizofrenik bir görüntü akını. Olaylar o kadar hızlı ilerliyor ve film o kadar rastgele kesilmiş ki anlamak için zaman kalmıyor. Sanki birisi daha uzun bir filmden en sevdiği bölümleri almış ve bunları kronolojik sırasıyla birleştirmiş. Bununla birlikte yapımcıların kendi İtalyan stillerini ürettikleri de çok açık. Bir direksiyonun altından, kokteyl bardağının arkasından çekilmiş kareler ve uzun ve boş zoomlamalar. Bir cinayet sahnesine yanıp sönen yeşil ve kırmızı ışıklar eşlik ederken sevişme sahneleri bir sirk aynasından çekilmiş.</p>



<p><i>Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet</i>, <i>Casus kıran</i> veya <i>Death Warrior</i> gibi tüm zamanların en iyi Türk filmleri düzeyinde değil. Süresi 58 dakika olmasına rağmen çeşitlilikten yoksun. Ama kimin umurunda, eğer her giallo bunun kadar absürt bir şekilde yapılmış olsaydı bunlardan daha fazlasını izlerdim.</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="1855" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2.jpg" alt="aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2" class="wp-image-10612" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2.jpg 600w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2-97x300.jpg 97w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/aska_susayanlar_seks_ve_cinayet_2-331x1024.jpg 331w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></figure>
</div>


<p></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-1972/">Aşka Susayanlar, Seks ve Cinayet (1972)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/aska-susayanlar-seks-ve-cinayet-1972/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprağın Teri (1981)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/topragin-teri-1981/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/topragin-teri-1981/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2013 22:52:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Ağır Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Apaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atla Gel Şaban]]></category>
		<category><![CDATA[Bulut Aras]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Hakan]]></category>
		<category><![CDATA[Güngör Bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Kahpe Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Soyarslan]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Caine]]></category>
		<category><![CDATA[Natuk Baytan]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Stone]]></category>
		<category><![CDATA[The Hand]]></category>
		<category><![CDATA[Toprağın Teri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi Bela Hüsnü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=9072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kadın, üzerinde beyaz bir elbiseyle köyde koşuyordu, birinden kaçıyordu şüphesiz ya da kendi bile nereye geleceğini bilmiyordu. “Hele bir soluklanayım” dediğinde karşısındaki evin penceresinde duran kadını gördü, kendini… Bu bir ayna değildi, ayna halkı da canlanmamıştı; şaşkınlıkla evin yanında toprağın içinden çıkan elleri gördü. Siyah eller yavaş yavaş toprağın terini silmeye hazırlanırcasına evi sarmaladı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/topragin-teri-1981/">Toprağın Teri (1981)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_teri.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="641" height="757" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_teri.jpg" alt="topragin_teri" class="wp-image-9073" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_teri.jpg 641w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_teri-254x300.jpg 254w" sizes="auto, (max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a></figure>
</div>


<p>Bir kadın, üzerinde beyaz bir elbiseyle köyde koşuyordu, birinden kaçıyordu şüphesiz ya da kendi bile nereye geleceğini bilmiyordu. “Hele bir soluklanayım” dediğinde karşısındaki evin penceresinde duran kadını gördü, kendini… Bu bir ayna değildi, ayna halkı da canlanmamıştı; şaşkınlıkla evin yanında toprağın içinden çıkan elleri gördü. Siyah eller yavaş yavaş toprağın terini silmeye hazırlanırcasına evi sarmaladı. Kadın, penceredeki kendisiyle birlikte ellerin, evi yıkmasına karşı haykırdı. Uyandığında ise uçak koltuğunda uyuya kalmış “Leydi deme bana” Güngör Bayrak’tan başkası değildi…</p>



<p>Toprağın Teri, yönetmenliğini 1986 yılında vefat eden Natuk Baytan’ın yaptığı, efsanevi açılış sahnesine sahip bir film. Başrollerini Fikret Hakan, Güngör Bayrak, Bulut Aras ve Erol Taş’ın paylaştığı film, Türk Sineması’nın önemli klasiklerinden biri.</p>



<p>Gerilim, dram, çok az da olsa slasher havasında gezinen bu güzide eserin konusu ise şöyle: Amerika’dan eşi (Güngör Bayrak) ve çocuğu ile köyüne dönen mühendis Hasan (Fikret Hakan), burada bir fabrika kurarak köylülere yardımcı olmak niyetindedir. Girişimci ruhlu olmayan köy ağası Salih (Erol Taş), “eski köye yeni adet gelmez” diyerek sorun çıkarır, bundan sonra hiç bir karakterin yolu yol değildir.</p>



<p>“Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim” makamında, David Lynch’i aratmayacak açılış sahnesi filmin en önemli sahnesidir.</p>



<span id="more-9072"></span>



<p> Şöyle uzanıp çocukluğumuza dönersek bu sahne, yine 1981 senesinden başrolünü hükümet gibi actor Michael Caine’in üstlendiği, Oliver Stone’un &nbsp;“The Hand” filmini bolca hatırlatmaktadır. Tabii bu, tıfılken yatağın altını , “gezinen bir el var mı”&nbsp; diye rutin olarak kontrol etmemden dolayı bir bana hatırlatılmış da olabilir.&nbsp; Takıntılı çocukluğumuzu bir kenara bırakırsak, Toprağın Teri’ne giriş,&nbsp; kısa ve öz ifadeyle zamanının ötesine geçip bir de izleyenini bir güzel pataklamaktadır.</p>



<p>60’ların kült müzik grubu Apaşlar’ın gitaristi ve kurucularından, “Ağır Roman”, “Kahpe Bizans” gibi filmlerin yapımcılarından olan Mehmet Soyarslan, filmin senaristliğini yaparken aynı zamanda&nbsp; Haluk Ünsal ile birlikte yapımcılığını da üstlenmiştir. Yönetmen koltuğunda oturan Natuk Baytan ise Kara Murat serileri ve&nbsp; merhum Kemal Sunal’ın yer aldığı&nbsp; “Yedi Bela Hüsnü” ve “Atla Gel Şaban” gibi pek çok filme imzasını atmıştır. Baytan ve Soyarslan’ın sayesinde bir gün belki hayattan, geçmişteki günlerden bir teselli vermektedir bu film.</p>



<p>Filmin açılışının yanında Fikret Hakan’ın performansı ve tabii ki sepet kafası da unutulmaz öğeler arasındadır. Özen Film’in meşhur&nbsp; gerilimli introsunun çaldığı açılışı yüzünden bile film; tekrar, tekrar izlenebilir.</p>



<p><strong>&nbsp;Aytaç Özge</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_Teri.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="939" height="2104" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_Teri.jpg" alt="topragin_Teri" class="wp-image-9081" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_Teri.jpg 939w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/01/topragin_Teri-457x1024.jpg 457w" sizes="auto, (max-width: 939px) 100vw, 939px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>



<p><object width="400" height="300" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" bgcolor="#000000"><param name="allowfullscreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="src" value="http://alkislarlayasiyorum.com/player/ay.swf?videoid=27548&amp;player_name=ay_embed"><param name="wmode" value="window"><param name="menu" value="false"><param name="scale" value="noScale"><embed width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash" src="http://alkislarlayasiyorum.com/player/ay.swf?videoid=27548&amp;player_name=ay_embed" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" wmode="window" menu="false" scale="noScale" bgcolor="#000000"></object></p>



<p><a title="Topraktan Çıkan Fantastik Dev Eller" href="http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/27548/topraktan-cikan-fantastik-dev-eller" target="_blank">Topraktan Çıkan Fantastik Dev Eller</a> | <a title="Alkışlarla Yaşıyorum" href="http://alkislarlayasiyorum.com" target="_blank">Alkışlarla Yaşıyorum</a></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/topragin-teri-1981/">Toprağın Teri (1981)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/topragin-teri-1981/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lion Man / Kılıç Aslan (1975)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/lion-man-kilic-aslan-1975/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/lion-man-kilic-aslan-1975/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2012 18:47:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan adam]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan Pençeli adam]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Erdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Claws Of Steel]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Arkın]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Sagiroglu]]></category>
		<category><![CDATA[Kilic aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Lion Man]]></category>
		<category><![CDATA[Natuck Baitan]]></category>
		<category><![CDATA[Natuk Baytan]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Gencer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=8866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cüneyt Arkın’ın Türk sinemasına kazandırdığı yaklaşık 400 filmden birisi olan Kılıç Aslan, uluslar arası piyasada Lion Man ismiyle kendine yer bulmuş, 1975 yapımı, yönetmenliği Natuk Baytan’a ait bir film. Filmimiz çölde gerçekleşen bir kılıç savaşıyla açılıyor. Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı Süleyman Şah tabi ki bu savaşın galibi olur. Bizans’a karşı galibiyet elde eden Süleyman Şah, Bizans [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/lion-man-kilic-aslan-1975/">Lion Man / Kılıç Aslan (1975)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="363" height="571" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man1.jpg" alt="" class="wp-image-8868" title="kilic_aslan_lion_man" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man1.jpg 363w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man1-190x300.jpg 190w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" /></a></figure>
</div>


<p>Cüneyt Arkın’ın Türk sinemasına kazandırdığı yaklaşık 400 filmden birisi olan Kılıç Aslan, uluslar arası piyasada Lion Man ismiyle kendine yer bulmuş, 1975 yapımı, yönetmenliği Natuk Baytan’a ait bir film.</p>



<p>Filmimiz çölde gerçekleşen bir kılıç savaşıyla açılıyor. Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı Süleyman Şah tabi ki bu savaşın galibi olur. Bizans’a karşı galibiyet elde eden Süleyman Şah, Bizans komutanı Anton’un fena halde canını sıkar. Bu yenilgiyi kabullenemeyen Anton, Süleyman Şah’ı öldürme planları yapar ve onu öldürür. Bu sırada Süleyman Şah’ın çocuğu dünyaya gelir fakat bu kaos ortamında düşmanlardan kaçarken dünyaya gelen bebek ormanda bırakılmak zorunda kalınır. Aslanlar tarafından yetiştirilen bu bebek, yiğit bir delikanlı olup büyüdüğünde ise tüm Bizanslılardan intikamını alacaktır.</p>



<p>Film sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp yabancı ülkelere de pazarlanarak geniş kitlelere ismini duyurmuş. Hatta yurtdışında belki de ülkemizden daha fazla bir bilinirliğe sahip olarak kült seviyesine ulaşmış. Cüneyt Arkın, İngiltere’de Steve Arkın, Amerika’da ise George Arkın olarak tanınmış ve film de Lion Man olarak pazarlanmış. Hatta Natuk Baytan’ın ismi de Natuch Baitan olarak afişlerde yer almış.</p>



<p>Kılıç Aslan, kesinlikle izleyiciyi sıkmayan, oldukça eğlenceli, B filmlerin tüm özelliğini barındıran bir film. &nbsp;Filmi izleyince amatör ve acemice yapılmış hissine kapılıyorsunuz. Ayrıca diyalogların da çok tatmin edici olmadığını söylemek gerek. Ama kesinlikle çok hızlı ilerleyen, aksiyonun bol olduğu ve bol eğlenceli bir film. Ayrıca filmin müziklerinin de neşeli bir seçim olduğunu söylemek gerek.</p>



<span id="more-8866"></span>



<p>Film, direkt olarak karakterleri bize tanıtmadan bir mücadele sahnesiyle açılıyor. Bu mücadelenin ardından ise senaryoya dair ipuçlarını yavaş yavaş almaya başlıyoruz. Aslanlar tarafından yetiştirilen Kılıç Aslan’ın yer aldığı baş döndürücü ve bir o kadar da çılgın dövüş sahneleri izlemeye değer. Pençe gibi elleriyle düşmanlarına kafa tutan bu cengâver, Tarzan gibi sesli bir imzaya da sahip. Aslan gibi kükremesi bile düşmanlarının gözünü korkutmaya yeter.</p>



<p>Şunu söylemek gerekir ki hikaye küçümsenmeyecek kadar başarılı. Baştan sona eğlenceli bir şekilde, sıkmayarak ilerleyen bu film Cüneyt Arkın’ın Steve Arkın olarak yurtdışında adını duyurduğu ve birçok hayran edinmesine vesile olmuş filmlerinden bir tanesi. Eminim birçoğunuz bu filmi izlediniz ama izlememiş olanlara tavsiyem bu filmi kaçırmayın.&nbsp;</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="704" height="1832" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man2.jpg" alt="" class="wp-image-8872" title="kilic_aslan_lion_man2" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man2.jpg 704w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man2-115x300.jpg 115w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/12/kilic_aslan_lion_man2-393x1024.jpg 393w" sizes="auto, (max-width: 704px) 100vw, 704px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>



<p><iframe loading="lazy" src="http://www.youtube.com/embed/wf_pb_djy-c" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/lion-man-kilic-aslan-1975/">Lion Man / Kılıç Aslan (1975)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/lion-man-kilic-aslan-1975/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sapık Kadın (1988)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/sapik-kadin-1988/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/sapik-kadin-1988/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Kutay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 17:58:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Öztan]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Dümer]]></category>
		<category><![CDATA[Gülten Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Hale Haykır]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Kutman]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Sürmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Perihan Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho Woman]]></category>
		<category><![CDATA[Safa Önal]]></category>
		<category><![CDATA[Sapik Kadin]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Tarcan]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Parsçan]]></category>
		<category><![CDATA[Türker İnanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish FATAL ATTRACTION]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Remake]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=6827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk sinemasının çakma filmler furyasından nasibini ziyadesiyle almış bir film olan Sapık Kadın&#8217;ı muhtemelen izlemeyen yoktur. Bu yüzden bu yazıda bu filmle ilgili bir takım isyanlarımı dile getireceğim. Öncelikle Perihan Savaş&#8217;ın canlandırdığı Tülay isimli kadın karakteri -ki kendisi filmin adı Sapık Kadın olduğu için izleyicinin gözünde filme 1-0 yenik başlıyor- sapık değildir. Kendisi depresyondadır. Kendisine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/sapik-kadin-1988/">Sapık Kadın (1988)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/sapkkadnafis.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="495" height="695" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/sapkkadnafis.jpg" alt="" class="wp-image-7099" title="sapkkadnafis" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/sapkkadnafis.jpg 495w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/sapkkadnafis-213x300.jpg 213w" sizes="auto, (max-width: 495px) 100vw, 495px" /></a></figure>
</div>


<p>Türk sinemasının çakma filmler furyasından nasibini ziyadesiyle almış bir film olan Sapık Kadın&#8217;ı muhtemelen izlemeyen yoktur. Bu yüzden bu yazıda bu filmle ilgili bir takım isyanlarımı dile getireceğim.</p>



<p>Öncelikle Perihan Savaş&#8217;ın canlandırdığı Tülay isimli kadın karakteri -ki kendisi filmin adı Sapık Kadın olduğu için izleyicinin gözünde filme 1-0 yenik başlıyor- sapık değildir. Kendisi depresyondadır. Kendisine yapılanlar yüzünden depresyondadır ve en sonunda delirir. Sapıklıktan kasıt telefon sapıklığıysa o ayrı. Çünkü kadının Tarık Tarcan&#8217;ın hayat verdiği Ahmet isimli karaktere yaptığı tek kötülük geceleri telefonla arayıp uykusundan etmesidir. Bir de kızının tavşanını öldürüyordu ama ona da kılıf uydurdum, daha geleceğiz oraya.</p>



<p>Muhtemelen izlemeyen yoktur diye başlamıştım fakat yine de kısa bir özet geçeyim. Ahmet avukattır. Hüdaverdi&#8217;ninkilere çok benzeyen gözlüklerini takıp davalara girmektedir. Hukuk alanında parlayan bir yıldızdır. İş hayatındaki başarısı aile hayatında da sürmektedir, bir kızı ve kendisini çok seven, benim ise android olduğundan şüphelendiğim bir karısı vardır. Ahmet&#8217;in yolu gazeteci Tülay ile kesişir, karısı ve kızının kayınvalidesinin yanına gitmesini fırsat bilen Ahmet, Tülay ile orada burada sevişmeye başlar. Hevesini aldıktan sonra Tülay ile ayrılır. Tülay ise Ahmet&#8217;in peşini bırakmaktan yana değildir&#8230; (Gizemli gibi bitirdim.)</p>



<span id="more-6827"></span>



<p>Tülay&#8217;ın yaşadıklarına bakalım. Ahmet&#8217;le sevişiyor, hatta çok yakın çekimlerde görebildiğimiz üzere öpüşürken Ahmet&#8217;in tel kadayıf misali bıyıklarının ağzına girmesine müsade ediyor. Dayak yiyor, hakarete uğruyor. Kadın sapık değil, şartlar onu öyle gösteriyor. Bir sahnede Ahmet&#8217;in kızını teyzesiymiş gibi okuldan alıyor, gezdiriyor, lunaparka götürüyor. Bir sahnede uçurumun kenarında itecek gibi oluyor ama bir şey yapmıyor çünkü Tülay&#8217;ın doğası buna müsait değil. Bunun karşılığında ise evini basan Ahmet&#8217;ten yine dayak yiyor. Ahmet burada gönlünden ne koparsa 3-5 bir bakıcı parası atsa olaylar belki daha da büyümeyecek. Filmin daha öncesinde Ahmet&#8217;in ailesi ile olan faaliyetlerini görüyoruz. Ormana gidip mangal yapıyorlar. Bu kadar. Ormana gidip mangal yapmanın sıkıcılığını bilen birisi olduğum için böyle düşünüyor olabilirim fakat Ahmet orada Tülay&#8217;a &#8220;Sağolasın, sayende kızıma benim yaşatamadığım kadar güzel bir gün yaşattın&#8221; diyeceğine kadını dövüyor, hakaretler yağdırıyor.</p>



<p>Bir diğer konu ise madem Ahmet böyle şahane bir insan, ailesine, yuvasına yürekten bağlı. O zaman senin karıyla kızla ne işin var be adam? Hem sadakatsiz, hem agresif, hem de zeytinyağı gibi bir karakter olan Ahmet&#8217;ten en az Tom ve Jerry&#8217;deki Jerry kadar nefret ediyorum. Hatırlarsanız Tom ve Jerry&#8217;de de alemin sevimlisi diye lanse edilen Jerry&#8217;nin ne kadar kaypak olduğu gün gibi aşikardı. Tom doğası gereği Jerry&#8217;yi kovalıyordu hatta bazen hiçbir şey yapmıyordu, ortak çalışmaları bile gerekiyordu. Ama Jerry&#8217;nin aklı fikri şerefsizlikte olduğu için Tom&#8217;un başına gelmeyen kalmıyordu.</p>



<p>Gelelim Tülay&#8217;ın içinde kabaran vahşeti bastıran insancıl yönüne. Dediğim gibi Tülay, Ahmet&#8217;in gereksiz ve bir o kadar da sinir bozucu kız evladını alıp gezdiriyor, kızın bir teşekkür bile etmemesi üzerine bir an uçurumdan atacak gibi oluyor. Bu sadece takdir edilmemenin, yapılan iyiliğe karşı bir teşekkürün çok görüldüğünü fark etmenin verdiği bir anlık bir öfke. Zaten ondan sonra kendine geliyor. Hayır, o salak kız da &#8220;ne arıyoruz bu uçurumun kenarında&#8221; diye sormayıp aşağı bakarak bıcır bıcır konuşuyor ya, ben olsam çoktan itmiştim. Tülay&#8217;da yine peygamber sabrı varmış.</p>



<p>Tavşanı öldürme sebebine gelirsek Tülay&#8217;ın evde tavşan beslemenin günah olduğu yönündeki spekülasyonlara kapıldığını düşünüyorum. Tabii filmin çekildiği yıllarda internet kullanımı pek, hatta hiç yaygın olmadığından (hatta internet olmadığından da diyebiliriz) Tülay&#8217;ın konuyu araştırma imkanının da olmadığını kolaylıkla görebiliriz. Mesela ben hemen islamiyasam forumlarından sorunun cevabına baktım, günah değilmiş. Çünkü çağımız internet çağı. Tavşanı neden doğaya salmadı da kesti diye sorarsanız, muhtemelen Ahmet ve gerizekalı ailesinin durmadan sağlıklı gibi pikniğe gidip otla beslenmesine gönlü müsaade etmedi, mideleri et görsün diye yapmış olabilir derim.</p>



<p>Sapık Kadın filmi ile ilgili söyleyeceklerim bundan ibaret değil. Bu konuyla ilgili çok doluyum fakat filmi tekrar izleyip hafızamı tazelemem lazım. Ama dediğim gibi Tülay sapık değil. Kendisi iyi ama çevresi kötü.</p>



<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com)</span></strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Sapik-KadinPsycho-Woman-1988.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="544" height="1536" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Sapik-KadinPsycho-Woman-1988.jpg" alt="" class="wp-image-7103" title="Sapik-Kadin[Psycho-Woman]-(1988)" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Sapik-KadinPsycho-Woman-1988.jpg 544w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Sapik-KadinPsycho-Woman-1988-106x300.jpg 106w" sizes="auto, (max-width: 544px) 100vw, 544px" /></a></figure>
</div>


<p></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/sapik-kadin-1988/">Sapık Kadın (1988)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/sapik-kadin-1988/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk İstismar Sineması</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/turk-istismar-sinemasi/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/turk-istismar-sinemasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 13:26:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik Türk Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Türk Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[tursploitation]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=6694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk İstismar Sineması: Türkiye çeşitli kültürlerin birarada olduğu, farklı müziklere, yemeklere, edebiyata ve birçok farklı bölgesinin farklı geleneklere sahip olduğu bir ülke. Şüphesiz ki sinemanın bir toplumun değerleri ve toplumun dolaylı olarak üzerinde büyük bir etkisi vardır. Türk sineması, çoğunlukla geleneksel hikayeler ve kendi sorunları içinde boğulmuş bireylerin oluşturduğu sosyal çevreyle yaşanan iç çatışmalar üzerine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/turk-istismar-sinemasi/">Türk İstismar Sineması</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkish_exploitation.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="733" height="358" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkish_exploitation.jpg" alt="" class="wp-image-6695" title="turkish_exploitation" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkish_exploitation.jpg 733w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkish_exploitation-300x146.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 733px) 100vw, 733px" /></a></figure>
</div>


<p><strong>Türk İstismar Sineması:</strong> Türkiye çeşitli kültürlerin birarada olduğu, farklı müziklere, yemeklere, edebiyata ve birçok farklı bölgesinin farklı geleneklere sahip olduğu bir ülke. Şüphesiz ki sinemanın bir toplumun değerleri ve toplumun dolaylı olarak üzerinde büyük bir etkisi vardır. Türk sineması, çoğunlukla geleneksel hikayeler ve kendi sorunları içinde boğulmuş bireylerin oluşturduğu sosyal çevreyle yaşanan iç çatışmalar üzerine yoğunlaşır. Türk sinemasının yerel filmlerle ilgilenmeye başlaması 1887 yılına dayanır ve I.Dünya Savaşı boyunca kendi filmlerini üretir. Savaştan sonraki yıllarda ise her ne kadar teknik açıdan Fransa, İsveç ve Amerika filmlerinden daha kötü durumda olsa da bir çok belgesel ve kayda değer fimler yaratır. 1940’ların sonunda Türk fimleri abartılı gösterişlerden uzaklaşıp sosyal eleştirilerle ilgilenmeye başlar. 1950 sonları ve 1960 başlarında ise İtalyan neo-realism akımından etkilenir.</p>



<p>1950’li yıllar aynı zamanda Türkiye’nin düşük bütçelerle ve basit teknik olanaklarla çektiği fimlerle istismar sineması alanına girdiği dönemdir. Önceleri bu filmler özgün ve bireysel iken daha sonradan uluslararası alanda gişe rekorları kıran filmlerin kopyaları olmaya başlar.&nbsp; Bu yıllarda Türkiye çoğunluğu dikkatsizce çekilmiş binden fazla istismar sineması örneği çıkarır. 1970’lerin başlarında ise yılda yaklaşık 400 film yapılır.&nbsp; Bunlar sonuç olarak bağımsız sinemanın herşeyin anahtarı&nbsp; olduğu ve herşeyin yapılabildiği– her ne kadar kötü olsa da – bir zaman diliminin eseridir.</p>



<span id="more-6694"></span>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/drakula-istanbulda.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="215" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/drakula-istanbulda-215x300.jpg" alt="" class="wp-image-6699" title="drakula-istanbulda" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/drakula-istanbulda-215x300.jpg 215w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/drakula-istanbulda.jpg 594w" sizes="auto, (max-width: 215px) 100vw, 215px" /></a></figure>
</div>


<p>Türk Sineması’nın istismar türünde verdiği ilk örneklerden biri <em>Mehmet Muhtar</em>’ın<strong> Drakula İstanbul’da</strong> isimli filmidir. Film Türkiye bir İslam ülkesi olduğu için içinde hiç haçın gösterilmediği ve kutsal su yerine Müslüman drakulamız için Kur’an’ların kullanıldığı dünyadaki ilk örneğidir. Ayrıca Vampirler Kralı’nı kötü kalpli bir kan emiciden çok seçkin bir beyefendiye benzeyen merhum <em>Atıf Kaptan</em> oynamıştır.&nbsp; Mekan Londra yerine İstanbul olmuş ve tarih filmin çekildiği tarih olan 1953 olarak gösterilmiştir. Kaba bir siyah beyaz kombinasyonu kullanılarak oldukça ucuz olarak çekilmiş olup İtalyan yönetmen <em>Renato Polselli</em>’nin <strong>The Vampire and the Ballerina</strong>’da başarmış olduğu gibi <em>Mina Hawker</em> karakterini basit bir dansçıya dönüştürerek iyice basitleştirilmiştir. Senaryo <em>Stoker</em>’ın kitabına bağlı olduğu gibi ayrıca <em>Ali Rıza Seyfi</em>’nin vampirizmin Türkçe uyarlaması olan 1958 tarihli Kazıklı Voyvoda kitabından da esinlenilmiştir. Senaryo her iki kaynaktan da etkilenmiş olduğundan kimliği bu şekilde birbirinden ayırt edilemez kalmıştır. Hızlıca ve özensizce çekilmiş olduğundan (örneğin Drakula’nın şatosu ucuz bir tablodur) basit ve komik bir çaba olarak gözükse de 1930’ların Universal yaratık fimleri geleneği açısından ortama uyum sağlar.</p>



<p>Köpekbalığı! İnsanların başlıca en büyük korkulardan biri canlı canlı yenmek olduğu için köpekbalığı filmleri her zaman popüler olmuştur. Film yapımcıları <em>Steven Spielberg</em>’ün ünlü filmi <strong>Jaws</strong>’ı taklit etmediklerini söyleseler de biri Köpekbalığı! diye bağırdığında&nbsp; arka fonda <em>John Williams</em>’ın ünlü soundtrack’i eşliğinde ev yapımı tahta bir yüzgeç ve onu takip eden sahnede plastik bir iskeletin ortaya çıkmasıyla durumun tam da öyle olduğunu söyleyebiliriz. Ama final sahnesi tamamen farklı. Evet gerçekten öyle. Berbat bir köpekbalığı kostümü içinde bir adamın güçsüz bir teneke yığınına yumruklar attığı bir sahne düşünün.&nbsp; Tabii ki film mutlu sonla bitiyor ve insanlar bir disko partisi düzenlerken film sona eriyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishexorcist.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="221" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishexorcist-221x300.jpg" alt="" class="wp-image-6702" title="turkishexorcist" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishexorcist-221x300.jpg 221w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishexorcist.jpg 575w" sizes="auto, (max-width: 221px) 100vw, 221px" /></a></figure>
</div>


<p><br>
<strong>Jaws</strong> Türkiye’nin ilgi gösterdiği uluslararası gişe rekorları kıran tek film değildi. Yine<em> Steven Spielberg</em>’ün filmi <strong>E.T</strong> de bu furyadan nasibini aldı.<strong> Badi (1983)</strong>, uçan alışveriş sepetiyle, ucuz bodrum katı prodüksiyonuyla o sevimli uzaylıyı başka bir şeye dönüştürmüş oldu.</p>



<p>Hristiyan zeminin Müslüman inançlarıyla değiştirildiği <strong>Şeytan (1974)</strong> filmi de<strong> Exorcist</strong>’in ilginç bir kopyasıydı. İlginç olan nokta asıl filmin orjinal soundtrack’inin birebir kullanılması ve içine şeytan giren kızın kafasının kendi etrafında 360 derece döndüğü o ünlü sahne ve çıplaklık, kusma gibi sahnelerinin birebir alınmış olmasıydı. Diğer bir film ise Türk Star Trek olarak da bilinen <strong>Turist Ömer Uzay Yolunda</strong>’dır. 1974’te çekilmiş bu film ilk <strong>Star Trek</strong> filmi kadar ünlendi. Türkiye’nin tarihi yerlerinde çekilen filmde bu sefer dizinin orijinal jenerikleri kopyalanmadı ve müzikleri de <strong>The Ventures’ın Out of Limits</strong> şarkısıyla değiştirilerek bu kez farklı bir yöntem izlendi.</p>



<p>Türkiye’nin fantastik sinema alanındaki belki de en bilinen filmi<strong> Dünyayı Kurtaran Adam</strong>’dır. Bu film <strong>Star Wars, Planet of Apes, Black Hole, Flash Gordon, Moonraker, Raiders of the Lost Ark</strong> ve bir çok diğer filmin çekimlerini ve müziklerini kullandı. Bu öyle bir filmdir ki beyninizi öldürür, gözlerinizi yuvalarından fırlatır. Film, <em>Cüneyt Arkın</em> ve ekibi<strong> Star Wars</strong>’dan çeşitli sahneler gösteren bir ekranın önünde otururken bir patlamayla başlar. Çok düşük bir bütçeyle çekilen bir yapım olduğundan model efektler için stüdyolar yapılamamış ve Arkın bir pilot gibi, asiler kötü adamlar gibi, Ölüm Yıldızı Dünya gibi gösterilmiştir. Kahramanımız güya Princess Leia olan seksi bir fahişeye aşık oluyor, komik görünümlü bir <em>Darth Vader</em>’la ve bir robotla 6 metre uzunlukta aslında tahtadan yapılmış altın bir kılıçla savaşıyor.</p>



<p><strong>Dünyayı Kurtaran Adam</strong> tüm zamanların en kötü filmlerinden biri olarak lanse edilse de kamera arkası ve önündeki eksiklerini saf enerjisiyle telafi ediyor. Çok kötü olabilir ama bir çok Hollywood mainstream komedi filminden çok daha eğlenceli. Bu filmi <em>George Lucas</em>’ınkinden ayıran özelliği çok daha fazla şiddet görüntülerine sahip olması. Bir çocuğun kafatası ezilmiş, hatta kopmuş, ve kahramanımızın yardımcıları bunu kokluyor; Türk Darth Vader’ımızın kafası Arkın’ın çıplak elleriyle ortadan ikiye ayrılıyor. Sadece bu da değil; uzaylılar Susam Sokağı’ndaki kurabiye canavarına benziyor ve Lucas’ın ünlü kafetarya sahnesi sanki tehlikeli bir barda çekilmiş gibi duruyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishstarwars1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="535" height="364" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishstarwars1.jpg" alt="" class="wp-image-6706" title="turkishstarwars" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishstarwars1.jpg 535w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishstarwars1-300x204.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 535px) 100vw, 535px" /></a></figure>
</div>


<p>Türk Sinemasının bir diğer remake örneği<strong> Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde</strong>’dir. Filmde <em>Judy Garland</em>’a benzeyen <em>Ayşecik</em> ve bir tornado ile harikalar diyarına fırlatılan bir köpek, Banju yer alır. Burada Dorothy yani Ayşecik Munckinler gibi giyinmiş yedi cücelerle karşılaşır.</p>



<p>Bir çok Western istismar filmi dahi yeniden çekildi. <strong>Öyle bir kadın ki (1979), I Spit on Your Grave (1978)</strong> in Türk versiyonu olarak çekildi ve <em>Camille Keaton</em>’ın olduğu orijinal halinden daha çok seks sahnesi içerdiği gibi, bu sahneler yaklaşık 1 saat kadar sürüyordu. Yılda 40 kadar filmde rol alan etkileyici <em>Zerrin Doğan</em> kirli bir melek olarak bakışlarıyla ruhları eritiyor ve gözlerinizi bu güzellikten alıkoymak da pek zor oluyordu. Türkiye’de çok kısa bir süre için açık seks sahnelerini çekmek ve dağıtmak yasal olduğundan bu film hardcore porno sahneleri içeren ilk filmlerden biridir; ancak orijinal, kesilmemiş halini bulmak çok zordur. <strong>Çirkin Dünya (1974)</strong> ise; üç serserinin bir çift ve oğullarını evde alıkoyduğu orijinal İtalyan ismi <strong>La Gang dell Arancia Meccanica</strong> olan <strong>The last House on the Left (1972)</strong> filminin uyarlamasıdır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishrocky.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="221" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishrocky-221x300.jpg" alt="" class="wp-image-6710" title="turkishrocky" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishrocky-221x300.jpg 221w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/turkishrocky.jpg 404w" sizes="auto, (max-width: 221px) 100vw, 221px" /></a></figure>
</div>


<p><strong>Rocky</strong> filmi ise 1985’de<strong> Kara Şimşek</strong> olarak yeniden çekildi. Filmde<em> Sylvester Stallone</em>’nin rolünü oynayan boksör kahramanımız <em>Serdar Kebapçılar</em>; haydutlar, antremanlar ve dansözlerin zar zor hakkından gelirken <em>Bill Conti</em>’nin filmiyle acımasızca dalga geçiliyordu. Serdar, 1986’da ABD’de <strong>Rampage</strong> adıyla gösterilen filmin Türk versiyonu olan <strong>Korkusuz</strong> filmiyle geri döndü. Filmin finali ise oldukça histerikti; Serdar koca bir orduyu tek bir bazukayla yerle bir ediyordu. Bir diğer <em>Çetin İnanç</em> filmi de yine bir <strong>Rambo</strong> uyarlaması olan 1983 yapımı <strong>Vahşi Kan</strong>’dır. <em>Cüneyt Arkın</em>’ın yer aldığı bu filmde, orijinal film sahne sahne kopyalandı. <em>Stallone</em>’ninkinden fiziksel anlamda daha da yıkıcı olan bu film her ne kadar profesyonellikten çok uzak da olsa, kung fu ve yenilmezliği yücelttiği sahneleriyle hafızalara kazındı.</p>



<p><strong>İnsan Avcısı (1979)</strong> filmi de, <strong>Death Wish (1974)</strong> ve <em>Fernando Di Leo</em> ve <em>Enzo G.Castellari</em>’nin İtalyan polisiyeleri, özellikle de <strong>The Big Racket&nbsp;</strong> gibi filmlerin öncülüğünü yaptığı intikam filmlerine Arkın’ın bıçak gibi cevabı oldu.&nbsp; Arkın filmde ailesi haydutlar tarafından katledilen bir polisi canlandırıyordu. Arkın polis teşkilatından ayrılarak bir silah alıyor ve tek başına savaşa girişip kanlı bir sonla bitiyordu. Kötü adamlar yaptıkları kötülüklere yakışıcak şekilde ortadan kalkıyorlardı. İçlerinden biri tahta bir kutuya kitlenip fırında yakılıyor; bir diğerinin hayaları bir testereyle doğranıyordu. (Aynı sahne başka bir İtalyan-Türk ortak yapımı olan <strong>White Fire</strong> filminde de tekrarlanmıştır.)</p>



<p><strong>Son Savaşçı</strong> (1982) filmiyle Arkın filmlerine devam etti. Aynı zamanda filmin yönetmeni ve senaristi olan <em>Cüneyt Arkın</em> filmde uzakdoğu dövüş sporlarını bilen gizli bir polisi canlandırıyordu. Film boyunca Arkın ninjaları canları çıkıncaya kadar dövdü. Finalde ise Arkın asıl ninjayı kayalıklarda köşeye sıkıştırıyor ve ninja bir anda alev haline dönüşüyordu. Seyirciyi şaşırtmak için yapılan bu sahnede alev alan aslında bir kartonpiyerdi. Bu prodüksiyon belli ki <em>Sam Raimi</em>’nin <strong>The Evil Dead</strong> filminden alınmıştı. Her ne kadar mantıksız, komik gibi görünse de Arkın kafaları kopartıp havalarda uçtukça, film eğlenceli bir hale dönüşüyordu. Dikkatli seyirciler farkedeceklerdir ki <em>Cüneyt Arkın, Lucio Fulci</em>’nin<strong> A Lizard in a Woman’s Skin</strong> filmindeki iki saniyelik bir sahneyi de bu filmde kullanmıştır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/kelepce-1982.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="217" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/kelepce-1982-217x300.jpg" alt="" class="wp-image-6714" title="kelepce-1982" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/kelepce-1982-217x300.jpg 217w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/kelepce-1982.jpg 658w" sizes="auto, (max-width: 217px) 100vw, 217px" /></a></figure>
</div>


<p>Arkın ayrıca<strong> Kelepçe (1982)</strong> başka bir deyişle <em>Türk Dirty Harry</em> filmini yönetmiş ve filmde başrolde oynamıştır. <em>Clint Eastwood</em> modelinin örnek alındığı belli olan bu filmde Arkın sigara müptelası sert bir polisi canlandırır. Gençleri uyuşturucuyla zehirleyen haydutları kovalarken daha havalı gözükmek için Ford Granada model araba kullanır. Ama işe bakın ki Arkın’ın kendi oğlu da bir uyuşturucu bağımlısıdır. Ama fedakarlık yapılmak zorundadır ve Arkın tabancası ve karate kuşağıyla işe girişir. Diğer macera filmlerine kıyasla, Kelepçe daha yumuşak bir filmdir ve Arkın dertlenip içtikçe ve hatta ağladıkça karakterinin yumuşak yönlerini de görmüş oluruz.</p>



<p><strong>En Büyük Yumruk (1983)</strong> ise Arkın’ın diğer bir aşırı şiddet içeren ve hiperaktif aksiyon filmidir. Film bir<strong> James Bond</strong> aksiyon filmi olsa da seyirciyi filmin hangi filmlerden sahneler içerdiğine dair tahminler ürettiren bir teste dönüşürüyor. <strong>Who Saw Her Die, My Name is Nobody, Violent Rome, For Your Eyes Only</strong> gibi filmler kesilip kopyanalarak <strong>En Büyük Yumruk</strong>’u oluşturmuş ve onu hepsinden daha eğlenceli hale getirmiş. Arkın’ın da Bond karakterini hakkıyla oynadığını söylemek gerek. Arkın’ın önceki bol aksiyonlu filmlerinin aksine <em>Ducco Tessari</em>’nin klasik filmi <strong>Tony Arzenta aka No Way Out (1973)</strong> filminin bir kopyası olan<strong> Bırakın Yaşasınlar (1984)</strong>, oldukça sıkıcı.</p>



<p><strong>Kasırga (1986)</strong> ise tanınmamış İtalyan oyuncuların yer aldığı bir intikam filmi. Müziklerinin<em> Andreas Vollenweider</em> ve <strong>Tangerinde Dream</strong>’den alındığı filmde çalıştığı gazeteye uyuşturucu madde ve beyaz kadın ticareti ile ilgili dizi hazırlayan bir gazeteciyle, onu engellemek isteyen mafyanın öyküsü anlatılıyor. <strong>Karpuzcu (1979)</strong> diğer bir deyişle <em>Türk Mr.Majetsky,</em> içinde hardcore seks sahneleri barındıran <em>Charles Bronson</em>’un 1974 tarihli intikam gerilim filminin bir kopyası; filmin başrollerinde <em>Dilber Ay</em> ve <em>Behçet Nacar</em> yer alıyor. Bir saatlik süresi boyunca <strong>Karpuzcu</strong>, boğaz kesme sahnesi ve oldukça rahatsız edici, uzadıkça uzayan toplu tecavüz sahnesi gibi bir çok vahşet ve seks sahnesi içeriyor. İntikam sahnelerinin çok başarılı olduğu filmde sevgilisine ve mallarına zarar verilen bir adamın intikam öyküsü işleniyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/karpuzcu.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="218" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/karpuzcu-218x300.jpg" alt="" class="wp-image-6719" title="karpuzcu" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/karpuzcu-218x300.jpg 218w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/karpuzcu.jpg 684w" sizes="auto, (max-width: 218px) 100vw, 218px" /></a></figure>
</div>


<p><strong>Sokakların Kanunu (1986)</strong> filminde ise Arkın, karısının haydutlar tarafından tecavüze uğradığını öğrenen bir doktoru canlandırıyor. Sadece bu da değil, kızı da evden kaçıp sonunda ölüyor. İyi doktorumuzun iki tecavüzcünün kellesini karısına gümüş tepside getirip karısının da gayet memnun şekilde üzerlerine tükürdüğü sahne unutulmayacak türden.</p>



<p>Süper kahraman filmleri furyası de pek tabii Türk Sineması’nı etkiliyor. Her nekadar kullanılan düşük bütçeler sebebiyle görsel efektlerde oldukça başarısız kalınsa da eksiklerini baştan aşağı sevilebilir kötülükleriyle telafi ediyorlar.<strong> Süper Adam (1971)</strong>, filmin devamı olarak çekilen <strong>Süper Adam İstanbul’da (1972)</strong> ve <strong>Süper Adam Kadınlar Arasında (1972)</strong> da zira öyle. <strong>Klink İstanbul’da (1967)</strong> ise super kahraman filmleri furyasının doğuşunu hızlandıran film olarak tanımlanabilir. <em>Umberto Lenzi</em>’nin Kriminal filminin başarısından etkilenmiş olan senarist <em>Çetin İnanç</em> yönetmen <em>Yılmaz Atadeniz</em> ile birlikte Türk anti kahramanımıza da aynı şekilde iskelet kıyafeti giydiriyor ve kahramanımız aynı tavırları takınıyor. Fantastik Türk filmleri arasında kült haline gelmiş film, döneminde hasılat rekorları kırmış. Aynı furya<strong> Kilink Uçan Adama Karşı (1967)</strong> ve <strong>Kilink Soy ve Öldür (1967)</strong> ile devam ediyor. Aynı kategorideki diğer filmler ise <strong>Korkusuz Kaptan Swing (1971), Zagor Kara Bela (1971)</strong> ve <strong>Zagor Kara Korsanın Hazineleri (1971)</strong>.</p>



<p>Türk super kahraman filmleri 70’ler boyunca küçük bütçeli, komik ama eğlenceli hikayeleriyle hükmünü sürdürmeye devam ediyor. Avrupalılar seri üretime geçerken Türk Sineması renkli filmleriyle bu rekabette galip gelen taraf oluyor. 1960’ların sonu ve 1970’ler zırva süper kahramanlar için zahmetli bir dönem, bu dönemin filmleri: “<strong>Neutron and the Black Mask/Neutrón el enmascarado negro” (1962); “Superargo contro Diabolikus” (1966); “The Fantastic Three/I Fantastici tre supermen” (1967); “Flashman” (1967); “Diabolik” (1968); “Phenomenal and the Treasure of Tutankamen/Fenomenal e il tesoro di Tutankamen” (1968); “Il Marchio di Kriminal” (1968); “Supermen/Che fanno i nostri supermen tra le vergini della giungla?” (1970); “Three Supermen in the West/…e così divennero i tre supermen del West” (1973); “The Three Fantastic Supermen in the Orient/Crash che botte!” (1974); “Amazons and Supermen/Superuomini, superdonne, superbotte” (1975); “The Puma Man/L’Uomo puma” (1980); “Three Supermen in Santo Domingo/Tre supermen a Santo Domingo” (1986); “3 Supermen against Godfather/Süpermenler” (1979: a Turco/Italo co-production Cüneyt Arkin) and “Supersonic Man” (1979).</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/cilginkizucsuperadam.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="228" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/cilginkizucsuperadam-228x300.jpg" alt="" class="wp-image-6725" title="cilginkizucsuperadam" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/cilginkizucsuperadam-228x300.jpg 228w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/cilginkizucsuperadam.jpg 508w" sizes="auto, (max-width: 228px) 100vw, 228px" /></a></figure>
</div>


<p>Tipik bir <em>Yılmaz Atadeniz</em> filmi olan düşük bütçeli <strong>Maskeli Şeytan (1970)</strong> da eğlenceli bir film. <em>İrfan Atasoy, Feri Cansel</em> ve <em>Yıldırım Gencer</em>’in başrollerde olduğu filmde tarihi eser kaçakçılığı konusu işlenmiş. Yurt dışına altın kaçırmayı planlayan bir çete ile mücadele eden maskeli şeytanın hikayesinin anlatıldığı filmde, dönemin filmlerinde sıkça rastladığımız birbiriyle alakasız kahramanların aynı filmde yer alması olayı karşımıza çıkar.</p>



<p><strong>Çılgın Kız ve Üç Süper Adam (1973)</strong> yönetmenliğini <em>Cavit Yürüklü</em>’nün yaptığı, senaryosu <em>Volkan Kayhan</em>’a ait ve başrollerinde <em>Emel Özden, Levent Çakır, Altan Bozkurt, Hüseyin Sarar</em> ve <em>Nubar Terziyan</em>’ın olduğu pandomim özel efektleriyle ve mantığıyla 1930’ların B-filmlerine benzeyen eğlenceli bir film. Ayrıca Nubar Terziyan’ı kötü bir karakterde izlemek oldukça şaşırtıcı. Düşük bütçeli dönemin Türk filmlerinin çoğunda olduğu gibi bu film de izlemesi oldukça keyifli bir fantastik film. Bunun diğer bir örneği de <strong>Üç Süpermen Olimpiyatlarda (1984)</strong> filmidir, hatta bu filmde <strong>Çılgın Kız ve Üç Süper Adam</strong>’dan alınmış sahneler görmek mümkün.</p>



<p><strong>3 Dev Adam (1973)</strong> fantastik Türk filmleri içinde en çılgın süper kahraman filmi olarak nitelendirilir. <em>Altan Günbay, İhsan Baysal</em> ve <em>Aytekin Akkaya</em>’nın başrollerinde olduğu film <em>Captain America, Santo</em> ve <em>Örümcek Adam</em>’dan bolca örnekler içerir. Bu çeşitleme içinde Örümcek Adam kötü bir karaktere dönüştürülmüştür: İçki içmeyi, sevişmeyi ve insanları değişik şekillerde öldürmeyi sever. Örümcek Adam iyi adamlar tarafından dövülerek öldürülür.</p>



<p>Orijinal kopyaların var olmadığını düşünürsek, <em>Onar Film</em>’in <strong>Kilink İstanbul</strong>’da filminin DVD’sini yayınlaması büyük bir başarıdır. İtalyan film Killing’den esinlenilmiş bu filmde, Kilink’in amacı gizli bir formülle insan ırkını yokedip dünyayı ele geçirmektir. Neden böyle bir şey istediği belli olmasa da bu tüm kötü adamların amacı ve en iyi yaptığı şeydir. Ama Kilink’in planı kusurludur çünkü ortada bir Türk Clark Kent vardır –süper kahramanımız. Kilink’in kadınlarla arası iyidir ve yumruklaşmaktan çok hoşlanır.&nbsp; Masumları öldürmesi, hiçbir bedel ödemeden işin içinden sıyrılması, genç kızlara işkence etmesi ve pis pis gülerken çenesini sıvazlamasıyla Kilink tam bir “serseriler kralıdır”.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/mandrake_kilinke_kar___1967.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="215" height="300" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/mandrake_kilinke_kar___1967-215x300.jpg" alt="" class="wp-image-6729" title="mandrake_kilinke_kar___1967" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/mandrake_kilinke_kar___1967-215x300.jpg 215w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/mandrake_kilinke_kar___1967.jpg 306w" sizes="auto, (max-width: 215px) 100vw, 215px" /></a></figure>
</div>


<p>Kilink beyaz perdeye filmin devamı olan <strong>Kilink Uçan Adama Karşı</strong> ile dönmüştür, Onar Film bu filmi, serinin 3.filmi olan <strong>Kilink, Soy ve Öldür</strong> ile beraber aynı diskte yayınlamıştır. İkinci filmin girişi 22 dakikalık önceki filmin çekimlerinden oluşur, daha sonra Kilink daha fazla şiddet, sadistlik, macera ve erotizmle kaldığı yerden devam eder. Kilink insan ırkını “ölüm ışını”yla yeryüzünden silmeden once Süper Kahraman gelir ve ışın kılıcını yok eder. Kilink burada şunları söyler: “Güvercinler kartallardan kaçamaz” ve “Ben birlikte çalıştığım insanları incitmem”. Süper kahramanın yumruklarıyla yüzü darmadağın olmuş Kilink’in bu sözlerine şüpheyle yaklaşıyorum çünkü onun için çalışan insanları öldürme gibi kötü bir alışkanlığı vardı. Ama böyle kusurlu kahramanlar eğlencelidir ve Kilink bir Avusturyalı prensesten mücevher çalma peşine düşünce öldürme amacını da bir kenara itmiştir. Kilink’in kız arkadaşı sorar; dünyadaki en zengin adamsın, neden Hawaii’ye kaçmıyoruz? Kilink’in bu umurunda değildir, gene de prensesin mücevherlerini çalar. Niye? Çünkü bunu yapabileceğini göstermek istiyordur. Film çok eğlencelidir ama serinin yapımcısı filmin negatiflerini yirmi yıldan daha fazla zaman önce yok ettirince film sonsuza kadar kaybolma noktasına gelmiştir. Betalar ideal şeklinden daha kötü halde bulunmuş olmasına ve Kilink Uçan Adama Karşı’nın son hali bulunamamış olmasına rağmen Onar Film, finali bir slaytla ve röportajla bitirmiştir. DVDler, aktör<em> İrfan Atasoy</em> ve <strong>Komonda Behçet</strong>’in de yönetmeni olan filmin yönetmeni <em>Yılmaz Atadeniz</em>’le röportajları da içerir.</p>



<p>Önceki filmlere kıyasla <strong>Kilink, Soy ve Öldür</strong> daha çok bir yergi, kötü adamın karanlıktaki dansını anlatan bir ajan/macera filmi.&nbsp; Türkiye’nin füze/radar sitelerini detaylı bir şekilde anlatan ve kötü adamların bunun için savaştıkları bir hikaye üzerine kurulu. Bu da problemin zirve noktası zaten.&nbsp; Süper kahramanımız Kilink’likten sıyrılıp daha sevilen bir karaktere dönüşmüş – annesinin şükran gözyaşları içinde bir çocuğu canlı canlı derisinin yüzülmesinden bile kurtarıyor – önceki versiyonlarda olsa kendi çocuğu öldürür ve annesine tecavüz ederdi. Ama bunun yanında da, Kilink önceki kötü yanlarını da göstermekten çekinmiyor, kadınları dövüyor, güzel bir kadını baştan çıkardıktan sonra yumruklayıp balkondan aşağı atıp öldürüyor. Filmin sonunda Kilink gününü yaşamış biri olarak kendini polise teslim ediyor. Bu da onun Türk seyircilere armağanı.&nbsp; Kilink kadınlarla sevişip yaptığı kötülükler yanına kalmış olsa da bu filmde biraz tembelliğe kaçmış. Kilink serisi başka filmlerle de 1967’de devam ediyor: <strong>Kilink Caniler Kralı, Mandrake Kilink’e Karş, Kilink Frankenstayn’a Karşı, Kilink, Ölüler Konuşmaz, Dişi Kilink, Şaşkın Hafiye Kilink’e Karşı</strong>. 1970’lerin başında&nbsp; maskeli kötü adamımızın adaletten kaçtığı şu filmlerle de seri sürdü:<strong> Kilink Ölüm Saçıyor (1971)</strong> ve <strong>Kilink Kolsuz Kahraman’a Karşı (1974)</strong>.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/A%C5%9Fka-Susayanlar-Seks-ve-Cinayet-1972.jpg"><img decoding="async" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/A%C5%9Fka-Susayanlar-Seks-ve-Cinayet-1972-220x300.jpg" alt="" class="wp-image-6732" title="Aşka-Susayanlar-Seks-ve-Cinayet-(1972)"/></a></figure>
</div>


<p>Onar Film’in yayınladığı diğer iki film ise <strong>Ölüler Konuşmaz ki (1970)</strong> ve<strong> Aşka Susayanlar Seks ve Cinayet (1972)</strong>. İlki tüyler ürpertici bir perili köşk hikayesi ve tüm kopyaları yok edildiği için sonsuza kadar yok olduğu sanıldı.&nbsp; Daha sonra bir kopyası tozlar içinde Yeni Lale Film Stüdyosu’nda bulundu ve filmin starı <em>Aytekin Akkaya</em> ile bir röportajı da içeren bir versiyonu daha temiz bir halde seyirciye sunuldu.<strong> Ölüler Konuşmaz</strong> ki, perili köşk klişelerine ve rahatsız edici bir kahkahaya sahip hortlağına rağmen atmosferi oldukça zengin, modu da çok yüksek bir film.&nbsp; Oyunculuklar vasat olsa da bu gene de filme ayrı bir cazibe katmış. <strong>Aşka Susayanlar Seks ve Cinayet</strong>, <em>Sergio Martino</em>’nun <strong>The</strong> <strong>Strange Vice of Mrs.Wardh</strong>’ın Türk versiyonu.&nbsp; Filmin süresi 1 saatten az. Tipik olarak prodüksiyon diğer İtalyan filmlerden alıntılar içeriyor ve Gastaldi’nn senaryosu Türk tatlarıyla&nbsp; yeniden uyarlanmış şekilde karşımıza çıkıyor. Martino’nun sinemasal inceliğinden yoksun ama uygun bir şekilde şık.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Demir-Yumruk-Devler-Geliyor-1973.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="253" height="343" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Demir-Yumruk-Devler-Geliyor-1973.jpg" alt="" class="wp-image-6738" title="Demir-Yumruk-Devler-Geliyor-(1973)" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Demir-Yumruk-Devler-Geliyor-1973.jpg 253w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Demir-Yumruk-Devler-Geliyor-1973-221x300.jpg 221w" sizes="auto, (max-width: 253px) 100vw, 253px" /></a></figure>
</div>


<p><strong>Tarzan İstanbulda (1953)</strong> yine Onar Film’in yayınladığı ve elli yıldan fazla süredir kaybolduğu söylenen bir filme göre iyi bir kaliteye sahip. Türk sinemasının teknik açıdan ilkel olduğu bir dönemde, <em>Orhan Akdeniz</em>’in yönetmenliği gayet kendinden emin, belgesel görselleri ve diğer Tarzan filmlerinden alıntılarla da yönetmenliğini göstermiş. Tarzan İstanbul’da, Türk kaşiflerinin Ölüm Dağında saklı bir hazine aradıkları ve içinde tüm klişeleri barındıran hikayesi bir çocuğun Afrika’daki macerasını içeriyor. Ana karakterler dakikada bir egzotik hayvanlarla karşılaşıken yerliler ortama uygun hareket ediyor. Belgesel özelliğiyle<em> Bruno Mattei</em>’nin<strong> Zombie Creeping Flesh</strong> filmine ilham olabilirdi ama Afrika ormanlarına neden bir Komodo ejderhası salındığı tamamen anlamsız. <em>Tamer&nbsp; Balcı</em>’nın canlandırdığı Türk Tarzan,&nbsp; plastik timsahlarla savaşırken ve evcil maymunu Chitah’ı severken rolünü inandırıcı bir şekilde yerine getirmiş. Film ayrıca iki ilginç ekstraya sahip; ilki kısa bir sahne arkası gösterimi, diğeri de küçük tarzanı canlandıran <em>Kunt Tulgar</em>’la bir söyleşi. Bu söyleşi Yeşilçam hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyenlerin ilgisini çekecektir, zira Tulgar <strong>Süpermen Dönüyor</strong>’da süpermeni nasıl uçurduğunu ve <strong>Tarzan Korkusuz Adam</strong>’ı nasıl yönettiğini anlatıyor. Tulgar çoğunluğu fantastik filmlerin oluşturduğu bir çok Türk filmi çekildiğini ve bunlardan çok azının kaldığını belirtiyor.<br>
<br>
Yönetmen <em>Kunt Tulgar</em><strong> Süpermen Dönüyor</strong> ile gözünü Süpermen’e dikince <em>Richard Donner</em> kutsanmış sayıldı.&nbsp; Türk Süpermen <em>Haşim Demircioğlu</em> oldukça uyuşuk bir halde dünyayı kurtarmaktaydı. Türk Lois Lane’in sürekli kaçırıldığı ve Süpermenin onu, insanları altına dönüştüren bir silaha sahip kötü adamdan kurtardığı sahnelerden oluşuyordu. Tabii ki de kötü adamın silahını tutabilmesi için kryptonite’e ihtiyacı vardı ama aslında o bir slayt projektörü olduğundan tutmakta zorlanıyordu. Film, uzayın siyah bir karton önünde yılbaşı ağacı dekorasyonları olarak gösterildiği bir sahne ile başlıyor. Demircioğlu’nun performansı (sahne adı <em>Demir Tayfun</em>), kuşkulu süper kahraman özellikleri taşıyor, elini kesecek diye yumruk atmaktan çekiniyor.&nbsp; Bir röportajında Tulgar, karısının senaryoyu yazdığını ve kostümü onun hazırladığını söylüyor. Ayrıca o sıralarda Demircioğlu askerliğini yapıyormuş. Onun film yıldızı olmasını isteyen Tulgar orduya yalan söyleyip Demircioğlu’nun babasının trafik kazası geçirdiğini söylemiş. Askerden bir hafta izin alan Demircioğlu, bu sürede filmde oynamış.</p>



<p><strong>Demir Yumruk: Devler Geliyor (1973)</strong> ise <em>Tunç Başaran</em>’ın yönettiği, başrollerinde <em>Süleyman Turan, Feri Cansel</em> ve <em>Altan Günbay</em>’ın olduğu filmde tabii ki yine dünyayı ele geçirme planlarının süper kahramanımız devreye girince sonuçsuz kalması anlatılıyor.</p>



<p>Kilink’in ekibinin elinden çıkmış olan <strong>Casus Kıran (1968)</strong> ise <em>DC Comics</em>’in yarattığı bir çizgi roman karakteri olan Spy Smasher’ın üzerine kurulu. Spy Smasher ve arkadaşları, The Mask’i ve onun kötü kalpli arkadaşlarını yerle bir ediyorlar. The Mask dünyayı ele geçirmek istiyor ama Spy Smasher tarafından dayak yiyor. Onar Film kötü haldeki çekimi yenileyerek çok iyi bir iş çıkarmış, şimdi daha bol maskeli aksiyon, vuruş dövüşle izlemesi daha zevkli. Ayrıca diskte yönetmen<em> Yılmaz Atadeniz</em>’le yapılmış bilgilendirici bir söyleşi de yer alıyor.</p>



<p>Ancak çok kısa bir özet olarak burada verebildiğimiz örnekler Türk istismar sinemasının ne kadar geniş olduğunun bir kanıtı. Maalesef bir çoğu da arkalarında solmuş posterler ve anılar bırakarak tamamen yok oldular.&nbsp; Önceleri kayboldu sanılan sanılan ve var olan diğer filmler ise <strong>Altın Çocuk Beyrut’ta (1967), Uçan daireler Istanbul’da (1955), Görünmeyen adam Istanbul’da (1955), Turist Ömer (1964), Binbasi Tayfun (1968), Örümcek adam (1966), Turist Ömer Yamyamlar Arasında (1970)</strong> ve<strong> Bombala Oski Bombala (1972)</strong> ve birçok diğer film.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Alt%C4%B1n-%C3%87ocuk-Beyrut%E2%80%99ta-1967.jpg"><img decoding="async" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/11/Alt%C4%B1n-%C3%87ocuk-Beyrut%E2%80%99ta-1967.jpg" alt="" class="wp-image-6743" title="Altın-Çocuk-Beyrut’ta-(1967)"/></a></figure>
</div>


<p>Saymakla bitmeyecek kadar geniş bir arşive sahip Türk İstismar sineması. <strong>Yılmayan Şeytan (1973), Tarkan Viking Kanı (1971)</strong>, <em>Cüneyt Arkın</em>’ın oynadığı <strong>The Sting (1974)</strong> filminin kopyası <em>Marvin Hamlisch</em> müzikleri ve karate sahneleriyle beraber <strong>Belalılar (1974)</strong> karşınızda! Daha çok Arkın mı istiyorsunuz? Işkence, kılıç dövüşleri ve şeytansı rahibeleriyle <strong>Battalgazi Destanı (1971)</strong> ve <strong>Savulun Battal Gazi Geliyor (1973)</strong> filmlerini bir deneyin. <strong>Cemil (1975)</strong> de ışıklara yumruklar savurup kendini sigara ile resmen öldürüyor ve bunun daha fazlasını <strong>Çöl (1983)</strong> de de yapmaya devam ediyor. <em>Attilla Khan</em> çizgi romanından yola çıkılarak yapılmış <strong>Tarkan (1969)</strong>, filmin devamı <strong>Tarkan: Altın Madalyon (1972)</strong> verebileceğimiz diğer örnekler. <strong>Conan the Barbarian</strong>’ın Türk versiyonu olan <strong>Altar (1985)</strong> var bir de. <strong>Kara Boğa (1974)</strong> Vlad’ın vampir hikayesinin anlatıldığı kanlı bir hikaye, <strong>Toros Canavarı (1961)</strong>’nda ise bolca kıllı mağara adamları var. Liste uzayıp gider…</p>



<p>Onar Film’in kurucusu Bill Barounis Türk fantastik sinemasına olan tutkusunu anlatırken şöyle diyor: “Bu filmlerin beni neden böyle çektiğini bilmiyorum”. Barounis’in ofisi Türk film posterleri ve videoları ile dolu – sanki zamanın unuttuğu bu filmler onun damarlarından fırlamış gibi. Barounis’in deyişiyle; “Naif stilleri, bir büyü gibi. Renkleri ve yaratacılıkları bana çocukluk çizgi romanlarımı hatırlatıyorlar”.&nbsp; Para için bu işi yapmadıkları belli, sadece daha fazla insana bu filmleri ulaştırma isteği içerisindeler. “Biliyorsunuz, bu filmleri ortaya çıkarıyorum ve tıpkı bir hayran gibi hareket ediyorum, bir tüccar gibi değil. Euro’yu da seviyorum tabii onla da eninde sonunda ilgileneceğim” diyor gülerek Barounis.</p>



<p>Yeşilçam’ın dünyasına dalacak kadar cesur olanlar için, Yeşilçam’ın insanı keyiflendirecek, büyüleyecek ve saf kötülüğüyle beyinlerine çarpacak bir dünya olduğunu söylemek mümkün. Bu yolculuğa kendinizi kaptırdığınız anda dönmek istemeyeceksiniz.</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/turk-istismar-sinemasi/">Türk İstismar Sineması</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/turk-istismar-sinemasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Macera Yolu (1974)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 09:47:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Aykut Bora]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşecik]]></category>
		<category><![CDATA[Beyza Başar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamdi Değirmencioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Zan]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Macera Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Tema]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Okçugil]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Genç]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Slasher]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Değirmencioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=6171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Macera Yolu 1974 yapımı bir gerilim filmi. Türk sinemasının o dönemlerde çok alışık olmadığı ya da ilgi duymadığı bir tür bu. Aslında filmi detaylı bir şekilde ele aldığımızda Amerikan Slasher türünün tipik bazı özelliklerini taşıdığını görmek mümkün. Bu yüzden belki de Macera Yolu için Yeşilçam’ın ilk Slasher örneği diyebiliriz. Yönetmenliğini Nejat Okçugil’in yaptığı Macera Yolu’nda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/">Macera Yolu (1974)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macera-yolu.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="462" height="642" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macera-yolu.jpg" alt="" class="wp-image-6172" title="macera-yolu" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macera-yolu.jpg 462w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macera-yolu-215x300.jpg 215w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /></a></figure>
</div>


<p>Macera Yolu 1974 yapımı bir gerilim filmi. Türk sinemasının o dönemlerde çok alışık olmadığı ya da ilgi duymadığı bir tür bu. Aslında filmi detaylı bir şekilde ele aldığımızda Amerikan Slasher türünün tipik bazı özelliklerini taşıdığını görmek mümkün. Bu yüzden belki de Macera Yolu için Yeşilçam’ın ilk Slasher örneği diyebiliriz.</p>



<p>Yönetmenliğini Nejat Okçugil’in yaptığı Macera Yolu’nda aynı zamanda dönemin popüler isimlerinden Zeynep Değirmencioğlu yer alıyor. Ayrıca dönemin güzel kadınlarından Beyza Başar’ı ise Slasher filmlerinin klişelerinden ilk öldürülen uçarı sarışın kız rolünde izliyoruz.</p>



<p>Hülya (Beyza Başar) ve Ayşe (Zeynep Değirmencioğlu) iki yakın arkadaşlardır. Ayşe, İstanbul’dan Antalya’ya Hülya’nın yanına gitmiştir. Ayşe, Antalya’ya giderken ailesine bu konuda yalan söylemiş ve Hülya’nın ailesinin de onlarla birlikte olacağını söyleyerek izin almıştır. İki arkadaş ebeveynleri olmadan özgürce bir tatilin tadını çıkarmaktadırlar. Hülya, Ayşe’ye göre daha rahat ve erkeklere düşkün bir kızdır. Üstü açık arabalarıyla şehir merkezinde gezmekten sıkılan Hülya, Ayşe’ye bisiklet turuyla şehirlerarası bir yolculuk teklif eder. Ayşe ilk başlarda bunu kabul etmez fakat Hülya’nın ısrarı sonucunda teklifi kabul etmek zorunda kalır. İki kafadar bisikletleriyle eğlenceli bir yolculuğa koyulurlar. Güneşin ve denizin tadını çıkararak yollarına devam eden ikilinin keyfi kendilerine sarkıntılık eden bizim “redneck”ler yüzünden kaçar.</p>



<span id="more-6171"></span>



<p>Filmimiz yukarıda bahsettiğim gibi Slasher tarzının bazı klişelerini barındırmakta. Sarışın seks düşkünü kurban kız, iffetli final girl, katilin son ana kadar bilinmemesi, katilin geçmişe dönük bir trajik olay yaşaması ve hikayenin şehirden uzak bir taşrada geçmesi gibi.</p>



<p>Filmin bulunabilen kopyası oldukça sansürlenmiş. 2000’li yıllarda TV’de ilk izlediğim dönemlerde film daha az makaslanmıştı. Şuan bulunabilen kopyası ise gereksiz makaslamalar yüzünden seyir zevkini oldukça baltalamış.</p>



<p>Bu arada film Zeynep Değirmencioğlu’nun neden yaşı ilerledikçe daha az filmde göründüğünün de bir cevabı sanki. Çünkü kendisinden beklenmeyecek kadar kötü bir oyunculuk sergilemiş. Ayrıca Beyza Başar’ın erkenden öldürülmesi ve kendisini daha fazla izleyememekte ayrı bir kayıp.</p>



<p>Yeşilçam’ın örneğine az rastladığımız gerilim türünün bir örneği olan ve unutulmaya yüz tutmuş bu film İyi “Kötü Film” sever herkes için farklı bir Yeşilçam deneyimi olacak. Ayrıca filmin 70’li yıllarda Drive-In sinemalarda gösterilen Amerikan filmlerine en yakın bulduğum Türk filmlerinden biri olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="704" height="264" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu1.jpg" alt="" class="wp-image-6176" title="macerayolu1" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu1.jpg 704w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu1-300x112.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 704px) 100vw, 704px" /></a></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="704" height="264" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu2.jpg" alt="" class="wp-image-6177" title="macerayolu2" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu2.jpg 704w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu2-300x112.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 704px) 100vw, 704px" /></a></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="704" height="264" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu3.jpg" alt="" class="wp-image-6178" title="macerayolu3" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu3.jpg 704w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/09/macerayolu3-300x112.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 704px) 100vw, 704px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/">Macera Yolu (1974)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/macera-yolu-1974/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çirkin Dünya (1974)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/cirkin-dunya-1974/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/cirkin-dunya-1974/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 09:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange Gang]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Kayabaş]]></category>
		<category><![CDATA[Çirkin Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Danyal Topatan]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Bavli]]></category>
		<category><![CDATA[Funny Games]]></category>
		<category><![CDATA[Günfer Feray]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Koçyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hakkı Şen]]></category>
		<category><![CDATA[La Gang Dell’Arancia Meccanica]]></category>
		<category><![CDATA[Last House in Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Heneke]]></category>
		<category><![CDATA[Oktar Durukan]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Alyanak]]></category>
		<category><![CDATA[Osman F. Seden]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş Başar]]></category>
		<category><![CDATA[Ugly World]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı filmleri unutamazsınız. Yıllar geçtikçe bunu daha iyi anlarsınız. Çirkin Dünya da bu tarz filmlerden biri. 90’lı yılların başında video döneminde izlediğim film, 2000’li yılların başında TV’de de birçok kez gösterildi. Tam bir İstismar Sineması örneği olan film bence Yeşilçam’ın doruk noktalarından biri. Yönetmenliğini Osman F. Seden’in yaptığı film yurt dışında meraklıları arasında da oldukça [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/cirkin-dunya-1974/">Çirkin Dünya (1974)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="518" height="688" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya1.jpg" alt="" class="wp-image-5850" title="cirkindunya1" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya1.jpg 518w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya1-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 518px) 100vw, 518px" /></a></figure>
</div>


<p>Bazı filmleri unutamazsınız. Yıllar geçtikçe bunu daha iyi anlarsınız. <em>Çirkin Dünya</em> da bu tarz filmlerden biri. 90’lı yılların başında video döneminde izlediğim film, 2000’li yılların başında TV’de de birçok kez gösterildi. Tam bir İstismar Sineması örneği olan film bence Yeşilçam’ın doruk noktalarından biri.</p>



<p>Yönetmenliğini <em>Osman F. Seden</em>’in yaptığı film yurt dışında meraklıları arasında da oldukça popüler.<em> Last House in Istanbul, A Clockwork Orange Gang</em> gibi isimlerle bilinen film yine 70’li yıllarda İtalya’da<em> La Gang Dell’Arancia Meccanica</em> adıyla sinemada gösterilmiş. Hatta filmin tanıtımında ve afişinde yönetmen dahil oyuncuların da isimleri İtalyanca yazılmış. İnternette filmle ilgili yapacağınız araştırmaların çoğunda filmin A Clockwork Orange’dan esintiler taşıdığı belirtilse de iki filmdeki tek ortak noktanın içerdiği şiddet olduğunu göreceksiniz. Zaten A Clockwork Orange etiketi de tamamen bir İtalyan aldatmacası.</p>



<p>Filmimiz “Akrep” (Savaş Başar) liderliğindeki üç kişilik bir serseri grubunun genç bir çifte saldırdığı sahneyle açılıyor. Akrep, Deve ve Kedi lakaplı serseriler polisin gelmesiyle olay yerinden hemen uzaklaşır. Çevredeki bir evi gözlerine kestirirler ve beyazperdede yüzlerce kez izlediğimiz bir klişeyle evin zilini çalıp yardım isterler. Eve zorla giren Akrep ve ekibi evine girdikleri aileye korku dolu saatler yaşatacaktır. Yaşantısından anlayacağımız gibi evin erkeği zengin bir doktordur. Karısı Selma rolünde ise bütün güzelliğiyle Hülya Koçyiğit arz-ı ednam etmektedir.</p>



<span id="more-5849"></span>



<p>Çiftimizin bir de küçük erkek çocukları vardır. Akrep çocuğu kullanarak çifte her istediğini yaptırmaktadır. Aile bu beladan kurtulmak için Akrep ve arkadaşlarına para teklif eder.</p>



<p>The Last House on The Left’in bu filmden iki yıl önce Amerika’da fırtınalar kopardığını düşünürsek Çirkin Dünya’nın neden bu kadar unutulduğunu ve günümüzde de sadece meraklıları tarafından bilindiğini ya da hatırlandığını görmek üzücü.</p>



<p>Film dönemine göre ve Türkiye şartlarına göre düşünüldüğünde oldukça sert ve rahtsız edici. Akrep ve arkadaşlarının ev ahalisine yaşattığı dehşet ve korku izleyiciyi oldukça geriyor. Bir de buna Deve ve Kedi’nin sinirleri alt üst eden, bazen de sinirden güldüren hareketleri eklenince Akrep ve arkadaşlarına olan nefretiniz iki kat daha artıyor. Burada Akrep rolünde izlediğimiz Savaş Başar’a özellikle bir parantez açmamız gerekiyor. Benim Türk Sinemasında izlediğim en iyi kötü adam oyunculuklarından birini sergiliyor. Özellikle bütün olan biten karşısında takındığı acımasız ve cool tavır oldukça etkileyici. Yine Deve ve Kedi karakterleriyle izlediğimiz Oktar Durukan ve Bülent Kayabaş da oldukça başarılı. Hülya Koçyiğit’in oyunculuğu hakkında ise sanırım yorum yapmam gereksiz.</p>



<p>Film yukarıda da bahsettiğim gibi içerdiği şiddet sahneleriyle dönemin Türk Sinemasının oldukça önünde. Özellikle kadın ve çocuğa karşı uygulanan şiddet bazı anlarda doruk noktasına ulaşıyor. Devenin çoğu havuza batırıp çıkardığı sahne gerçekten izlemeye değer ve rahatsız edici.</p>



<p>Filmle ilgili benim dikkatimi çeken diğer hususlardan biri de dönemin İtalyan korku filmlerinde görmeye alışık olduğumuz takip eden kamera çekimleri. Yine havuzlu sahnelerdeki su altı çekimi de o dönemki Türk Sinemasında görmeye alışık olmadığımız görüntülerden.</p>



<p>Çirkin Dünya kesinlikle döneminin çok ilerisinde kült olmuş bir Türk filmi. <em>Michael Heneke</em>’nin <em>Funny Games</em>’le yarattığı etkiyi sanırım Osman F. Seden 23 yıl önce yaratmayı başarmış.</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="633" height="1860" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya2.jpg" alt="" class="wp-image-5859" title="cirkindunya2" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya2.jpg 633w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya2-102x300.jpg 102w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/cirkindunya2-348x1024.jpg 348w" sizes="auto, (max-width: 633px) 100vw, 633px" /></a></figure>
</div>


<p></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/cirkin-dunya-1974/">Çirkin Dünya (1974)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/cirkin-dunya-1974/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılmayan Şeytan (1973)</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/yilmayan-seytan-1973/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/yilmayan-seytan-1973/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 20:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyayı Kurtaran Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Günaydin]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Kunt Tulgar]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mysterious Doctor Satan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Atadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[The Deathless Devil]]></category>
		<category><![CDATA[The Man Who Saved The World]]></category>
		<category><![CDATA[Tijen Doray]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Trash]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish B movie]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Bad Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Exorcist]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Remake]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Star Wars]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Trash]]></category>
		<category><![CDATA[Yılma Atadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmayan Şeytan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=5752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trash sinemanın en sevdiğim alt türlerinden birisi 1970&#8217;lerin Türk filmleridir. Aşırı coşku ve ciddi bir para açığıyla, incelikten uzak ve telif hakkı yasalarını takdir edilesi bir gamsızlıkla hiçe sayarak, Dünyayı Kurtaran Adam (The Man Who Saved The World [Turkish Star Wars], Şeytan (Turkish Exorcist), Tarkan ve diğer pek çok film ile bize unutulmaz anlar yaşatmıştır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/yilmayan-seytan-1973/">Yılmayan Şeytan (1973)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayanseytan.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="471" height="621" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayanseytan.jpg" alt="" class="wp-image-5753" title="yilmayanseytan" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayanseytan.jpg 471w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayanseytan-227x300.jpg 227w" sizes="auto, (max-width: 471px) 100vw, 471px" /></a></figure>
</div>


<p>Trash sinemanın en sevdiğim alt türlerinden birisi 1970&#8217;lerin Türk filmleridir. Aşırı coşku ve ciddi bir para açığıyla, incelikten uzak ve telif hakkı yasalarını takdir edilesi bir gamsızlıkla hiçe sayarak,<em> Dünyayı Kurtaran Adam</em> (The Man Who Saved The World [Turkish Star Wars], <em>Şeytan</em> (Turkish Exorcist), <em>Tarkan</em> ve diğer pek çok film ile bize unutulmaz anlar yaşatmıştır. James Bond ve süper kahraman filmlerini andıran gizemli bir film niteliğindeki<strong> Yılmayan Şeytan</strong> ya da <strong>The Deathless Devil</strong> günümüz eleştirilerine maruz kalan diğer bir filmdir. Ayrıca film Amerikan yapımı<strong> Mysterious Doctor Satan</strong> (1940) adlı 15 bölümlük serinin bir uyarlamasıdır.</p>



<p>Yılmayan Şeytan 12 bölümlük bir Amerikan dizisini konu alıyor ve bu hikâyeye belirli bir oranda bağlı kalmaya çalışıyor. Sonuçta ortaya çıkan film sıkıcı kısımları atılmış bir TV şovu gibi yayınlanıyor. Filmin her on dakikasında yaşanacak farklı bir macera ve durdurulması gereken kötü bir karakterle karşılaşılıyor; ancak bu uğraşların hiçbiri filmin sonuna kadar başroldeki kötü karakterin gerçekten yenilmesini sağlamıyor. Bu tarz filmlerde daima harcanabilir fedailer olan kötü karakterin yandaşları bile yeniliyor, tekrar canlanıyor ve bir sonraki macerada iyi adamla dövüşmeye devam ediyorlar. Ancak Yılmayan Şeytan’ın konusu hakkında konuşmak bir noktayı tamamen kaçırmamıza neden olacaktır.</p>



<span id="more-5752"></span>



<p> Film; gülünç kötü karakterler ve karşılıksız kaçırma olaylarının yaşandığı ve McGuffins teknoloji jargonuna sahip alışıldık bir çizgi roman örneği. Neredeyse bütün beyaz şapkalı şahıslar en az bir kez kaçırılıyor ve sadece beş dakika sonra kurtarılıyor. Öyle ki; artık neredeyse Dr. Şeytan’ın gizli ininin girişine neden sadece bir döner kapı koymadığını merak eder hale geliyorsunuz.</p>



<p>Yılmayan Şeytan’ı muhteşem yapan şey konusu değil, filmde yer alan anlaşılamaz şamatayı sağlayan enerjidir. Modern aksiyon filmlerini izlerken, çok sık olarak aksiyon sahnelerinin her türlü hissiyatı sağlaması ve çabucak sıkıcı bir hal alması için abartılı şekilde cilalanmış ve koreografisinin abartılmış olduğunu düşünürüm. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, bu film tam bir panzehir niteliğinde. Dövüş koreografisi çok kötü değil ve aktörler dövüşürken insanüstü bir canlı gibi görünmüyor; ancak baştan savma, ama yine de ateşli kavgalar bu sahneleri daha ilgi çekici bir hale sokuyor; çünkü gerçekten insanları izliyormuş gibi hissettiriyor. Yanlış anlamayın, film aşırı gerçekçi değil; ancak duygusal açıdan ilgi çekici ve sizi eğlendirecek kadar komik olması için gerçek insan dövüşlerine yeterince yakın. Ve Yılmayan Şeytan&#8217;da karakterler her yerde dövüşüyor. Karada, yeraltında, çatılarda, üstü açılabilen arabalar ve bir yakıt tankeri dahil olmak üzere farklı araçlarda, fabrikada, evde, uçakta, trende, aklınıza gelebilecek her yerde.</p>



<p>Filmdeki diğer mükemmel kısım kötü adamın &#8220;Doktor Şeytan&#8221; olarak vurgulanmasıdır. Aslında, işini seven bir adam , şimdiye kadar güldüğüm en kötü karakter, karton robot ve açılıp kapanabilir bir zindan ile tamamlanmış gizli bir barınak.. Yandaşları bile bu tip bir filme göre normalden biraz daha fazla kişilik sahibi. Ve neden DÜNYA&#8217;YA HÜKMETMEK isteyen bu deli adamı dinliyorlar? Çünkü,&nbsp; onun uzaktan infilak ettirebildiği bir canlı bomba yeleği var, tabi ki bu yüzden! İşte bu Yilmayan Seytan&#8217;ı bir dizi dandik süper kahraman filmlerinizden ayrı kılar.</p>



<p>Filmin başında, kendisine babası olarak bildiği kişinin aslında gerçek babası olmadığı ve gerçek babasının Dr. Şeytan&#8217;ı öldüren Bakırbaş adlı bir süper kahraman olduğu söylenir.&nbsp; Yumuşak huylu ikinci kişiliği Tekin olan Bakırbaş manevi babasından maskeyi alır ve bir dakika içinde odayı terk eder. Gittiğinde, içeri çirkin bir adam girer, Tekin&#8217;in manevi babasının eline şu notu bırakır, &#8220;Bu sana son uyarı. Ölüme hazır ol. -Dr. Şeytan” alevlere boğulmadan bir çırpıda okur. Tekin gelmeden önce haberci manevi babayı oracıkta bıçaklar. Bu da türünün tipik gerekliliklerini tamamlayan iyi bir filmin başka bir örneğidir. Pek çok filmde kahraman anne ve babası öldürülerek motive edilmeye çalışılır.&nbsp; Bu filmde, Dr Şeytan Tekin&#8217;in babasını iki kez öldürür!</p>



<p>Ayrıca genelde belirtilmesi gereken bir kaç nokta var, telif hakkı göz ardı edilerek kullanılan müzik ve Pembe Panter teması gibi. Her şey gerçekten dandik, ancak beni çok eğlendiren bütün olarak her şeyin oldukça fazla enerjik olması oldu. Ve Dr. Şeytan&#8217;ın performansıyla yapılacak çok şey var. O zalim bir deli,&nbsp; böyle olduğunu kabul ediyor ve şimdi mümkün olan en zalim deli adam olarak daha fazla eğleniyor. Bazen, bir sinema izleyicisinin istediği de tam da budur.</p>



<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayan_seytan.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="792" height="906" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayan_seytan.jpg" alt="" class="wp-image-5759" title="yilmayan_seytan" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayan_seytan.jpg 792w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2011/08/yilmayan_seytan-262x300.jpg 262w" sizes="auto, (max-width: 792px) 100vw, 792px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center"></p>



<p><iframe loading="lazy" src="http://www.youtube.com/embed/fLZtztZPc7E" frameborder="0" width="640" height="510"></iframe></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/yilmayan-seytan-1973/">Yılmayan Şeytan (1973)</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/yilmayan-seytan-1973/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
