iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
10
Şub
2009

Lipstick (1976)

İstismar Filmleri kategorilerinde yayınlandı. 1 Yorum Var

Sinemada “Rape and Revenge” (Tecavüz ve İntikam) alt türü, hem işlenişi zor hem de etik sınırları en çok tartışılan alanlardan biri olmuştur. Tartışmaların odağında genellikle kadına yönelik şiddetin sunumu ve bu durumun istismarı yer alır. Bu tür denilince akla gelen ilk modern örnek genellikle Irreversible olsa da, 1976 yapımı Lipstick, türün evriminde farklı bir noktada durur.

Margaux Hemingway ve Tartışmalı Görsellik

Yönetmenliğini Lamont Johnson’ın üstlendiği filmde, başrolde Ernest Hemingway’in torunu Margaux Hemingway yer alıyor. Lipstick, tecavüz olgusunu sunarken dönemin sinema diliyle “anti-erotize” bir tavır takınmaktan kaçınmış görünüyor. Kameranın kurbanın vücut hatlarını teşhir eden kullanımı, sahneleri bir dramdan ziyade izleyicinin bu şiddetten haz almasına kapı aralayan bir görselliğe itiyor. Sahne, Irreversible kadar uzun veya grafik şiddet içermese de benzer bir rahatsız edici tonu paylaşıyor.

Filmin konusuna gelecek olursak; Chris McCormick başarılı bir fotomodeldir ve küçük kardeşi Kathy ile birlikte yaşamaktadır. Kathy, Gordon adında bir müzik öğretmeninden ders almaktadır ancak Gordon, Kathy’nin ablası Chris’e karşı marazi bir saplantı beslemektedir. Bir ziyaret sırasında tanışan ikili, müzik üzerine sohbet ederler. Chris, katılacağı bir defilede kullanılacak müzikler için Gordon’dan yardım ister ve onu evine davet eder. Bu buluşma, Gordon’un ani saldırısıyla kabusa dönüşür. Genç kadın dirense de Gordon, bir cam parçasıyla Chris’in yüzünü parçalamakla tehdit ederek ona tecavüz eder. Üstelik bu travmatik olaya eve gelen kardeşi Kathy de tanık olur.

Rape and Revenge filmlerinin en karakteristik özelliği, kurbanın bizzat celladına dönüşmesidir. Ancak Lipstick, tam da bu noktada türdeşlerinden net bir biçimde ayrılır. Chris, intikamı hiçbir zaman ilk seçenek olarak görmez; aksine medeni bir birey gibi önce hukuka ve sistemin adaletine sığınmayı tercih eder. Hikaye bu aşamada bir mahkeme dramasına evrilir ancak Chris, hakkını aradığı o kürsüden ummadığı bir şokla, davanın aleyhine sonuçlanmasıyla ayrılır. Sistemin bu körlüğü yetmezmiş gibi, Gordon’un bu kez küçük kardeş Kathy’e saldırması bardağı taşıran son damla olur. Adaletin sağlanmadığı, hukukun sustuğu noktada Chris, artık kendi kurallarını devreye sokmak zorunda kalır. Filmin final sahnesi, adaleti bizzat tesis eden bir kurbanın, soğukkanlı bir intikamcıya dönüşerek hesabı kendi yöntemleriyle kapatmasını işler.

Lipstick, türün diğer örneklerine kıyasla şiddet dozunu daha düşük tutsa da yarattığı yoğun dramatik atmosfer ve sert sistem eleştirisiyle sinema tarihindeki yerini koruyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


1 Yorum

  1. quattromosche 4 Mayıs 2009 - 13:26

    Filmin finali kağıt üzerinde şaşırtıcı değil ama dram ağırlıklı giden bir filmin böyle hızlı bir değişime uğraması (ki bahsettiğim final kısmı oldukça kısa) sanki başka bir filme geçilmiş hissi veriyor. Aslında içeriği oldukça tartışmalı ve film (tecavüze neden olma gibi) bunları gerçekten tartışıyor mu yoksa basbayağı ahlakçılık mı yapıyor, orası pek belli değil. Margaux Hemingway, oyunculuğuna bir şey diyemeyeceğim ama seyretmesi zevkli, ve asıl işi gereği çok güzel poz veren bir güzelliğe sahip. Ama konuştuğunda, kendisinden yedi yaş genç olan Mariel Hemingway’den daha küçük duruyor. Yine de o kadar hırpalanmayı göze aldığı için saygı göstermek gerek. Chris Sarandon iyi. Fakat şahsen sevdiğim bir oyuncu olan Anne Bancroft’un harcanmasını pek sindiremedim.

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm