<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Röportaj arşivleri - İyi Kötü Film</title>
	<atom:link href="https://iyikotufilm.com/kategori/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Unutulmuş Korku Filmleri: B-Film, Trash ve Exploitation Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Mar 2026 16:14:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>
	<item>
		<title>Ruggero Deodato Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/ruggero-deodato-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/ruggero-deodato-roportaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 May 2014 17:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Amina nera]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Margheriti]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cannibal Movies]]></category>
		<category><![CDATA[Danza macabra]]></category>
		<category><![CDATA[Ere notte a Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Fenomenal e il tesoro di Tutankamen]]></category>
		<category><![CDATA[Gian Luca Castoldi]]></category>
		<category><![CDATA[Gungala la virgine della giungla]]></category>
		<category><![CDATA[II generale della rovere]]></category>
		<category><![CDATA[Il figli di Spartacus]]></category>
		<category><![CDATA[interview]]></category>
		<category><![CDATA[Mauro Bolognini]]></category>
		<category><![CDATA[Renato Castellani]]></category>
		<category><![CDATA[Roberto Rossellini]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ursus il terrore dei Kirghisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vanina Vanini]]></category>
		<category><![CDATA[Viva l'Italia]]></category>
		<category><![CDATA[yamyam filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Yamyam Filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=10614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cannibal Holocaust and the Savage Cinema of Ruggero Deodato Ropörtaj: Gian Luca Castoldi Sinema dünyasıyla ilk ilişkiniz 1950&#8217;lerde Roberto Rossellini&#8217;nin yönetmen asistanı olarak oldu. Bu fırsatı nasıl yakaladınız? Bu büyük yönetmenin oğlu ile çocukluğumdan beri arkadaştım. Potenza&#8217;da doğmuş olmama rağmen her zaman Parioli&#8217;de (Roma&#8217;nın bir ilçesi) yaşadım ve sinema sektöründe çalışan birçok kişi benimle aynı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/ruggero-deodato-roportaji/">Ruggero Deodato Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="644" height="247" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato.jpg" alt="Ruggero-Deodato" class="wp-image-10615" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato.jpg 644w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato-300x115.jpg 300w" sizes="(max-width: 644px) 100vw, 644px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Cannibal Holocaust and the Savage Cinema of Ruggero Deodato</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><b>Ropörtaj: Gian Luca Castoldi</b></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Sinema dünyasıyla ilk ilişkiniz 1950&#8217;lerde Roberto Rossellini&#8217;nin yönetmen asistanı olarak oldu. Bu fırsatı nasıl yakaladınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu büyük yönetmenin oğlu ile çocukluğumdan beri arkadaştım. Potenza&#8217;da doğmuş olmama rağmen her zaman Parioli&#8217;de (Roma&#8217;nın bir ilçesi) yaşadım ve sinema sektöründe çalışan birçok kişi benimle aynı yerde yaşıyordu. Erken yaşlardan itibaren sinema dünyası beni kendine çekmişti; çok geçmeden kendimi stüdyolarda ufak işler yaparken ve Lorenzo&#8217;nun (Rossellini) çok iyi bir arkadaşı olarak buldum , çoğunlukla onun Santa Marinella&#8217;daki evindeydim. Bir gün beklenmedik bir şekilde babası bana &#8220;Ruggerino, benimle gelip asistanım olmak ister misin?&#8221; dedi. Böyle bir şeyi hayal bile etmemiştim ama gittim ve üçüncü yönetmen asistanı olarak ilk filmimi yaptım, daha sonra çok geçmeden ikinci asistan oldum ve her seferinde hiyerarşide bir basamak yükseldim. Rossellini bir dahiydi ve çocukları da harika yeteneklere sahipti. Lorenzo daha da fazlasını yapabilirdi ama babası hiçbir zaman ona fazla yardımcı olmadı, böylece onun birinci yönetmen yardımcısı da ben oldum. Rossellini&#8217;nin yönettiği altı filmde çalıştım: <b>II generale della rovere, Ere notte a Roma, Viva l&#8217;Italia, Vanina Vanini, Amina nera,</b> ve bir kısa film olan <b>Illibatezza </b>(<b>RO.GO.PA.G</b> projesine olan katkısı).</p>



<span id="more-10614"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>O dönemde sadece Rossellini ile mi çalıştınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır, şansım yerindeydi. Bir süre için Rossellini&#8217;nin ekibinden ayrılmanın imkansız olduğunu düşünmüştüm; Rossellini bir dahiydi ama çevresinde vasat kişiler vardı ve bu durumdan sıyrılarak kendimi gösterme şansım yoktu. Daha sonra yönetmen Carlo Ludovico Bragaglia onunla birlikte çalışmamı istedi ve ekipten ayrılmak için kendimi zorlamam gerekti. Bu benim şansım olmuştu; Rossellini ile öğrenemezsiniz, O dürtüleriyle çalışan bir sanatçıdır. Sinematografik tekniğe ihtiyaç yoktur. Rossellini ile aramdaki ilk sürtüşme bir yarışı filme almam gerektiği ve bunu yaparken olayı olabilecek en dikkat çekici şekilde resmetmeye çalışmamla olmuştu. Çektiğim filmi gördüğü zaman her şeyi filmden çıkardı ve bana sinemadan hiç anlamadığımı ve yaklaşımımın sadece &#8220;üslupçuluk&#8221; olduğunu söyledi. Bu anlaşmazlıktan sonra yollarımız ayrıldı ve diğer bir usta olan Freda ile birlikte çalışmaya başladım. Bu filmlerin ilki Romeo e Giulietta oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Freda hakkında neler hatırlıyorsunuz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O gerçek bir dahiydi. Aslında dehası filmlerinde görülemiyordu, filmleri o kadar da yenilikçi değildi, dehası film çekme tarzındaydı. Sahne ve kurgulama anlayışı çok güçlüydü. Son derece kültürlü, ince bir insandır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato5.jpg"><img decoding="async" width="496" height="898" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato5.jpg" alt="Ruggero-Deodato5" class="wp-image-10618" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato5.jpg 496w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato5-165x300.jpg 165w" sizes="(max-width: 496px) 100vw, 496px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Büyük ustalarla çalıştınız.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi filmimi çekmeden önce Rossellini, Bragaglia ve Freda ile çalıştım ve Corbucci ile de birçok harika filme imza attığımızı da unutmamak lazım; onunla ilk filmim <b>Il figli di Spartacus</b> olmuştu. Ama aynı zamanda Mauro Bolognini , Renato Castellani, Antonio Margheriti ile de çalışıyordum. Birçok film yaptım ama bunların hepsini altı yedi yıl içine sığdırmıştım, bu dönem 19 yaşımda Rossellini ile ilk deneyimim ile başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Margheriti ile birlikte yönetmen asistanı olarak çalıştığınız filmlerden biri de Danza macabra idi.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Nefis bir film. Antonio ile birçok film yaptık ama bu kesinlikle onların en iyisi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Margheriti ile yapılan bir ropörtajda o filmde Barbara Steele&#8217;nin oynamış olmasının sizin sayenizde olduğunu söylemişti.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun bir süre Barbara Steele ile birlikteydim. O sırada 24 yaşındaydım ve O da Bava ve Freda ile birçok korku filminde çalıştıktan sonra daha yeni Fellini&#8217;nin 8 1/2&#8217;unu tamamlamıştı ve korku filmi yıldızı klişesinden kaçmak istiyordu. O filmin orijinal yönetmeni olarak anlaşılan Sergio Corbucci Barbara ile ilişkimi biliyordu ve benden <b>Danza macabra&#8217;da</b> oynaması için onunla konuşmamı istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Evet, Fellini ile çalıştıktan sonra kendini bir şey sanmaya başladığı ve artık korku filmlerinde oynamak istemediği yönünde söylentiler var.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğru. Onu başka bir korku filminde oynamaya ikna eden bendim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Barbara Steele nasıl bir insandı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Harika, istisnai bri kadın. Her ne kadar onunla birlikte olsam da ilişkimiz tamamen platonikti. Soğuk bir kadın değildi; bir Güneyli gibiydi. Kedileri çok seviyordu ve onlarla dolu bir ede yaşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Margheriti&#8217;nin fantezi filmlerinde çalışırken birçok genç İtalyan aktörle çalıştınız: Franco Nero, Lisa Gastoni&#8230;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Franco Nero iyi bir arkadaşımdı, Sergio Corbucci&#8217;yi Django&#8217;da Franco&#8217;nun oynamasına ikna etmeme varacak kadar ayrılmaz bir ikiliydik. O rol için zaten başka bir aktörü seçmişti, Mark Damon, ama ona Franco&#8217;yu seçmesini söylüyordum. Ta ki Franco&#8217;yu Sergio&#8217;ya zorla benimseten Sergio&#8217;nun eşi Nori ile tanıştırana kadar onu ikna edememiştim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Django nerede çekilmişti, Madrid mi yoksa Almeria mı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Madrid&#8217;de. Franco ile birlikte İspanya&#8217;da çalışarak haftalar geçirdik. Şimdi beni unuttu. Hatta beni tanımıyormuş gibi davranıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Margheriti ile yaptığınız bilimkurgu filmleri hakkında aklınızda neler kaldı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">İyi yapılmışlardı. Margheriti, [Cataldo] Galliano ile birlikte özel efektler üzerinde özellikle çalışırdı. İyi bir iş çıkardılar ve kesinlikle Amerikan filmlerine özenmediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Yönetmen olarak ilk işiniz Ursus il terrore dei Kirghisi&#8217;de Margheriti&#8217;nin yerini almanız ile olmuştu.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çekimlerin ilk iki haftasında O son iki haftasında da ben yönetmenlik yaptım. Filmde Reg Park, Ettore Manni -aynı zamanda yapımcı- ve Mirielle Granelli -Manni&#8217;nin eşi- rol almıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Peplum türünü seviyor musunuz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Ursus nella valle dei leone</b>&#8216;de Bragaglia ile çalışmıştım, ama hayır, peplum gerçekten bana göre değildi. <b>Ursus il terrore dei Kirghisi</b>&#8216;nin tamamlanmış halini izlemedim bile. Filmi montaj aşamasında bıraktım ve Colageli tamamladı. Yönetmen olarak kimin adının geçtiğini dahi bilmiyorum. O zamanlar gençtim ve bunu kendi filmlerimden biri olarak görmüyorum.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato1.jpg"><img decoding="async" width="750" height="473" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato1.jpg" alt="Ruggero-Deodato1" class="wp-image-10622" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato1.jpg 750w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato1-300x189.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>O halde ilk filminizin Donne&#8230; botte e bersaglieri olduğunu düşünebiliriz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk filmim, bir devam filmi olan <b>Gungala, la pantera nuda</b> (Romano Ferrara&#8217;nın <b>Gungala la virgine della giungla&#8217;sının</b> devam filmi). Çekimler Kenya&#8217;da ve bir kısmı da İtalya&#8217;da De Paolis (ünlü Roma mim sanatı tiyatrosu) tarzında yapıldı. İtalya&#8217;da çekilen sahnelere baktıktan sonra filmi bitirmek için üç haftalığına Kenya&#8217;ya gitmeye karar verdim. Bundan sonra, başrollerinde yapımcı ve aktör Mauro Parenti ve eşi Lucretia Love&#8217;nin oynadığı <b>Fenomenal e il tesoro di Tutankamen</b>&#8216;i çektim. Hikayesini sormayın çünkü hatırlamıyorum. O filmin yapımı ile ilgili tuhaf bir hikaye var. Paris, Cahmps Elysees&#8217;de bir sahnenin çekimi sırasında kamerayı çevirirken Rex Harrison kadraja girdi, tesadüfen oradan geçiyordu. Sahnenin çekimini bitirdikten sonra hemen ona bu görüntüyü filmimde kullanıp kullanamayacağımı sordum. Buna olurunu verdi ve filmimde artık Harrison da yer alıyordu (kahkahalar).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Gungala</b>&#8216;dan sonra hiçbir zaman çekmediğim bir film üzerinde çalışmaya başladım. Yapımcının biri beni iki fantastik senaryo yazarıyla birlikte üç aylığına Etiyopya&#8217;ya gönderdi. Yazarlardan biri Franco Solinas, diğeri ise Giorgio Allorio idi. O senaryoyu hiçbir zaman yazamadık ama delicesine eğlendik. O maceralar hakkında çok şey anlatabilirim&#8230;ihanetler, kaçışlar, şakalar, her türlü risk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen sonrasında Sergi Corbucci beni film çekmekte olduğu İspanya&#8217;dan aradı, yönetmen yardımcısı doğru düzgün çalışmıyormuş ve iki hafta boyunca onunla çalıştım. Sanırım Amati&#8217;nin o iki filmi çekmem için beni aradığı zaman da İspanya&#8217;da olduğum zamana denk geliyordu. Bu iki müzikal <b>Donne&#8230; botte e bersaglieri </b>ve<b> Vacanze sulla Costa Smeralda</b> idi. O zamanlar tür hakkında fazla düşünmezdik. <b>Bollognini Guardia, guardia scelta, brigadiere e maresciallo&#8217;yu</b> yeni tamamlamıştı. O zamanlar, şimdi gördüğümüz uzmanlaşma yoktu. Aslında, aynı türde işler yapan belirli bir şekil üzerinde uzmanlaşmış bir yönetmen olmak istememem nedeniyle her zaman tür değiştirmeyi denedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Eğer sadece kendi zevkinize hitap eden filmler yapacak olsaydınız bu sizi nereye yönlendirirdi?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Macera filmleri. Kostümlü filmleri, detayları seviyorum. Ama aynı zamanda dramatik filmleri de seviyorum. Belirli bir tür veremeyeceğim; duygusal bir film çekmiştim ve bu hoşuma gitti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="391" height="296" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato.jpg" alt="ruggerodeodato" class="wp-image-10625" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato.jpg 391w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato-300x227.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Neler okumaktan hoşlanırsınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeyi okurum. Tarih kitaplarını, Paolo Gransotto&#8217;nun biyografilerini beğeniyorum; Julio Cesare ve Anibile&#8217;yi okudum. Tarihe bayılıyorum, toplumların geleneklerine, tarihsel detaylara. O iki komedi filmini yapmak tam da arzuladığım şey değildi ama mizaha karşı ilgim olduğu için bunlardan da zevk aldım. Ne olursa olsun, komedi çekmek kolay değildir, meslekten yetişen bir yönetmen komedi çekemez, ortaya çıkan iş iyi olmaz, doğal bir izlenim vermez. Kameranın planlanmış, ışık ayarının doğru olması gerekir ve bu detaylarla uğraşırken kişi komik performansın doğallığından uzaklaşır, ki bu filmi film yapan da bu performanstır. Komedi yönetmeni diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum, bence komedi filmini komedi filmi yapan aktördür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Yine de birçok komedi aktörünün kariyerinin başlamasına vesile oldunuz. Örneğin Enrico Montesamo.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet ve Villaggio, Lionello, Toffolo. Hepsi<b> I quattro del Pater Noster</b>&#8216;de oynamıştı. Montesano&#8217;nun <b>Donne&#8230; botte e bersaglieri</b>&#8216;de küçük bir rolü vardı ve ilk filmiydi. Küçük roller arayışı içinde prodüksiyon şirketlerini dolaşıyordu. Sevilebilir bir tipi vardı. Villaggio ise zaten bazı kabarelerde oynamıştı. <b>I quattro del Pater Noster</b>&#8216;de oynayan birçok oyuncu İtalyan sinemasının önemli isimleri haline geldi; filmin senaryosu Maurizio Costanzo&#8217;ya, müzikleri ise <b>Il postino&#8217;daki</b> partisyonu için zaten Oscar&#8217;a layık görülmüş olan Luis Enriquez Bacalov&#8217;a aitti. Montesano ve Villaggio başrollerdeydi. Bu filmi şimdi yapıyor olsaydık sadece müzikleri beş milyar ederdi (kahkahalar).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Zenabel, Lucretia Love ve John Ireland&#8217;ın oynadığı bir romantik-macera filmi&#8230;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu maalesef kötü şansa kurban gitmiş oldukça zevkli bir film. Örneğin, filmin galası 1969&#8217;daki Banca dell&#8217;Agricoltura di Milano&#8217;nun bombalandığı gün denk gelmişti. Bu nedenle kimse sinemaya gitmedi. Delicesine bir durum. Film tek bir kuruş dahi kazanamadı. Bir film için benimle anlaşmak istemelerine rağmen, tanıtım çalışmaları için Milano&#8217;ya giderek Roma&#8217;yı terk etmem de bu zamana denk gelir. Yapabileceğim tek şey buydu. Eşim (Silvi Dionisio) bir yıldız olmuştu &#8211; yapımcılar beni sadece eşim de gelecekse sosyal etkinliklere davet ediyorlardı. Değerimi kanıtlamak için her şeyi değiştirmem gerekti. Amaro Cora (bir likör markası) için altı reklam filmi çektim ve bunlar son derece başarılı oldu; aktörler arasında Silvia ve Jean Sorel yer alıyordu ve kısa film gibiydiler. <b>Ondata di piacere</b> gösterime girdikten sonra bu reklam filmlerini çekmeyi bırakmam gerekti çünkü bu film Umberto Cora&#8217;yı şoke etmişti; Dionisos&#8217;un bir şişe likörle görüldüğü sahne onu öfkelendirmişti. İtalyan televizyonu için çekilmiş en iyi şeylerden biri olan <b>All&#8217;ultimo minuto</b> da aynı şekilde. Amerikan ritmine ve dinamizmine sahipti. Bu televizyon filmleri yıllar içinde kayboldu ve yapımcı Yacopo Rizza öldüğü için bir kopyasına dahi sahip değilim. O ünlü bir gazeteciydi, haydut Giuliano ile röportaj yapan ilk kişiydi. Yacopo, Gisella Sofio&#8217;nun eşi olmasının yanı sıra hayran olunacak bir insandı. Belki de Gisella&#8217;ya sormalıyız. O dizide bazı şahane aktörlerle çalıştım: Adriana Asti, Andrea Cecchi, Maurizio Merli&#8230;</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="567" height="712" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato1.jpg" alt="ruggerodeodato1" class="wp-image-10628" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato1.jpg 567w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/ruggerodeodato1-238x300.jpg 238w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Aynı dönemde Il triangolo rosso&#8217;yu da çekmiştiniz.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu film bir trafik polisinin hayatını ekrana getiren <b>Il marescialo rocca</b> dizisinin (başrolünde Luigi Proietti&#8217;nin oynadığı ünlü bir İtalyan dizisi) doğduğu bir televizyon filmiydi. Başrollerini Jacques Sernas, Riccardo Garroni, Elio Pandolfi paylaşıyordu. Ottavia Piccolo, Alessio Orano&#8230; konuk oyuncu olarak rol almıştı. İlk dizi son derece başarılı olmuştu ve Almanya&#8217;ya da satılmıştı. O dizinin birçok bölümünü çektim. Daha sonra da <i>Il segreto di Cristina</i> adlı bir dizinin pilot bölümünü çektim ama ne yazık ki devamı gelmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bütün bu televizyon işlerinden sonra Ondata di piacere ile sinemaya geri döndünüz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapımcılar, Marras ve Salviani, bana bir erotik film çekme fırsatını sundular; bu tür filmler o dönemde modaydı. Muti, Giorgi ve Agostina Belli bu türün öncüleriydiler sonrasında herkes bunu yapmaya başladı. O filmi başka bir aktris ile çekmeyi planlamıştım ama son anda kamera karşısında soyunmayı reddetti. Bu nedenle yapımcılara eşimi önerdim; o dönemde bir yıldızdı ve daha önce kamera karşısında soyunmamıştı. Bütün meslektaşlarının bu tarz filmlerde oynamaları nedeniyle o da rolü kabul etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Yat sahnesi nerede çekildi?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cefalu&#8217;da. Çok özgün bir karaktere sahip olan Al Cliver (Pier Luigi Conti) de aktörler arasındaydı. Gerçek bir aktör değildi, başka bir kariyeri vardı; mobilya onarımı ya da marangozluk. Film oldukça başarılı olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Sonrasında harika bir polisiye olan ve etkileyici bir polis ikilisini konu alan Uomini si nasce, poliziotti si muore adlı filmi çevirdiniz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ray Lovelock ve Marc Porel gerçekten de kazanan bir ikiliydi. İkisi arasında mükemmel bir şekilde işleyen bir denge söz konusuydu; sert adam ve daha insani olan. İşin genelinde bir miktar ironi vardı ki bu da onu türündeki diğer yapımlardan ayıran noktaydı. Ve fazlasıyla şiddet içeriyordu, o kadar ki sansür uygulanmış ve bazı yerleri kesilmişti. Bu filmin devam filmini de çekmeyi planlamıştık ama aynı dönemde Monnezza [Tomas Milian&#8217;ın canlandırdığı komik ve anarşik bir polisi konu alan dizi] ortaya çıktı, böylece büyü bozulmuş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Nasıl Ultimo mondo cannibale&#8217;nin yönetmeni oldunuz? Başka birisinin projesine mi katıldınız yoksa yapımcı doğrudan sizinle mi irtibata geçti?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortada zaten Renzo Genta tarafından yazılmış bir taslak bulunuyordu, daha sonra Gianfranco Clerici buna katkıda bulundu, tıpkı bir iki başka aktörün de yaptığı gibi. <b>Ultimo mondo cannibale</b>&#8216;nin yapımcısı aynı zamanda <b>Il paese del sesso selvaggio</b> (Umberto Lenzi&#8217;nin 1972 yapımı yamyam-macera filmi <b>Deep River Savages</b>) adlı filmi, bana ait olan <b>Uomini si nasce, poliziotti si muore</b> ile birlikte piyasaya sürmüştü ki benim filmim daha başarılı olmuştu, bu yüzden filmi benim çekmemin iyi olacağını düşündü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Massimo Foschi&#8217;yi kullanmak benim fikrimdi çünkü sıradan bir siması olan ama aynı zamanda enerjik ve yapılı, harika bir aktör istiyordum. Bir eleştirmen Foschi&#8217;nin fazlasıyla teatral olduğunu yazmıştı ama bence bu rol için çok uygundu, karaktere gerçeklik katmıştı. Massimo olmasaydı başrolde Ivan Rassimov olacaktı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3.png"><img loading="lazy" decoding="async" width="1030" height="586" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3.png" alt="Ruggero-Deodato3" class="wp-image-10631" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3.png 1030w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3-300x170.png 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3-1024x582.png 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato3-900x512.png 900w" sizes="auto, (max-width: 1030px) 100vw, 1030px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Tam çıplaklık içeren bu sahneleri çekerken herhangi bir sorun yaşadınız mı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konuda önceden konuştuk ve film için vazgeçilmez olduklarını açıkladık. Dediğim gibi, Massimo harika bir aktördür ve bunu tam olarak anlayabildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Film için ilk başta Lenzi düşünülmüştü, peki neden siz çektiniz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dediğim gibi, yapımcı beni istedi ve belki de o anda Lenzi bu tür bir filme sıcak bakmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Yamyam filmlerinizdeki hayvan katletme sahnelerine ilişkin çok sayıda eleştiri oldu.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Öldürülen bütün hayvanlar yerliler tarafından tüketildi. Örneğin, timsah etine bayılıyorlardı ve bir timsah öldürdüğümüzde hayvanın pençeleri ortadan kaybolan ilk parça oluyordu. Örneğin bir yarış sırasında yaralanan bir atın öldürülmesi gerekmesi benim üzerimde daha büyük bir etki bırakıyor. Bütün evcil hayvanlar gibi bir at da daha büyük bir etki bırakır. Bir timsah değil. Aynı zamanda yerlilerin bu hayvanları yemelerinin nedeninin zaten bu hayvanların onların diyetlerinde yar alması olduğunu da unutmamak lazım. Birçok filmde öldürdüğümüz hayvanlar kemirgenler, yaban domuzlarıydı, belki kaplumbağada biraz aşırıya kaçmış olabiliriz ama o da yerliler tarafından yendi. Bir de küçük maymunlar vardı, onlar üzerimde iz bıraktılar çünkü birini öldürünce diğerleri de kalp krizinden ölmüştü. Şimdi olsa bunu yapmazdım, devir değişti. Küçüklüğümde taşrada yaşarken bir tavuk, tavşan veya domuzun öldürüldüğünü görmek şaşırtıcı değildi. Şimdi kızım bunu gördüğü zaman üzülüyor. Hatta eskiden ailede bir ölüm olduğu zaman bütün aile ölünün başında beklerdi, şimdi ise naaş hemen herkesten gizleniyor. Eskiden ölüm doğal bir gerçekti, şimdi ise tabu halini aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Jacopetti&#8217;nin filmleri size ilham verdi mi?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Jacopetti 20 yıl öncesinden bugün ne olacağını sezgileriyle görebilmişti. Filmleri gerçekten çok güzeldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Ultimo mondo cannibale&#8217;yi takiben L&#8217;ultimo sapore dell&#8217;aria&#8217;yı çektiniz, tamamen farklı türde bir film.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O film için yurtdışından görevlendirilmiştim. O zamanlarda İtalyan yönetmenlerin iyi bir şöhreti vardı ve yüz yüze görüşmeden iş alıyorduk. Şimdilerde artık kimse bizleri istemiyor, İtalyan piyasası bizi yerlerde süründürüyor. Filmlerimin bazıları hiçbir zaman İtalya&#8217;da gösterime girmedi ama dünyanın her yanından video kayıtları almaktayım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen günümüz sözde minimalist yönetmenlerinin çekmiş olduğu filmlerden çıkan eleştirmenleri duyarsınız, birbirlerine &#8220;iyi çekilmiş&#8221; derler. Ben diyorum ki &#8220;iyi çekilmiş&#8221; ne anlama geliyor? Olmayan hikaye ile daha fazla ilgilenmeleri gerekiyor. Günümüz filmleri senaryo bakımından çok zayıf; eskiden yaptığımız filmler gibi filmler yapmak için şakalara değil fiziksel güce ihtiyaç duyardık. Yamyamlar ile ilgili filmlerimi çekerken her yerden bir sorun çıkardı; iletişim sorunları, lokasyon sorunları, hijyen sorunlar, sağlık sorunları vardı. Her gün yeni bir maceraydı. Bud Spencer ile yapımını yeni bitirdiğim filmde, Costa Rica&#8217;da bir kez daha aynı havayı soluduk. Kişinin üstesinden gelmesi gereken alışılmamış durumlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Senaryosuz mu çalıştınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, her zaman bir senaryo vardı ama en başında ilk filmimden öğrendiğim bir şey de var. Diyelim ki bir sahneyi Piazzza di Spagna&#8217;da diğerini ise Viminale&#8217;de çekmem gerekiyor. Önce çekmem gereken sahnelerin görsel senaryo taslaklarını hazırlarım, sonra da filmi çekmeye başlarım. Sonra oradan başka bir yere gitmem gerekir. O zaman ne yaparsınız? Her şeyi aynı şekilde hazırlamanız gerekir. Bekleyemezsiniz, başka bir yerde çekim yapmanız ve belki de Piazza di Spagna olduğunu düşündürmeniz gerekir. İşte günümüz yönetmenleri ile bizim farkımız bu. Eskiden zorunda kaldığımız zaman nasıl doğaçlama yapacağımızı bilirdik.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1017" height="587" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato2.jpg" alt="Ruggero-Deodato2" class="wp-image-10635" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato2.jpg 1017w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato2-300x173.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato2-900x519.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 1017px) 100vw, 1017px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b><i>L&#8217;ultimo sapore dell&#8217;aria&#8217;ya geri dönelim.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elimde Japon yapımcıların sağladığı ve emrimde olan iyi bir bütçe ve tanınmayan gençlerden oluşmuş bir kadro vardı. Tam resimlikti. Çekimleri Hollanda&#8217;da, Asti&#8217;de, Roma&#8217;da ve Varazze&#8217;de gerçekleştirdik. O filmi yaparken hiç sorun yaşamadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>O halde sizin açınızdan bir filmi çekerken finansal sorunlar söz konusu olamaz mı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın, hiçbir zaman ekonomik sorunlar yaşadığımı sanmıyorum. Küçük bütçeli filmlerden sadece bir iki tane çektim. Örneğin, Fas&#8217;ta çektiğim <b>Lone Runner</b>. Hiçbir zaman İtalya&#8217;da yayınlandığını sanmıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Concorde Affair &#8217;79 mükemmel bir kadroya sahip ve uygun araçlar kullanılarak çekilmiş gibi görünüyor.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer bütçem 100 milyon liret daha fazla olsaydı kesin bir başyapıt olurdu. Alain Delon&#8217;un rol aldığı benimkiyle aynı zamanlarda gösterime girmiş olan Concorde hakkındaki filmden (<b>Airport &#8217;79: The Concorde</b>) daha başarılı olmuştu. Delon&#8217;un filminin dağıtımcısı, Universal, bize dava açtı ve kaybetti. British Airways bize Concorde&#8217;u kullanma izni vermişti, Air France ise başka bir filme aynı izni vermişti ki bu bir fiyaskoyla sonuçlandı. Eğer yapımcı Giorgio Carlo Rossi bana biraz daha bütçe sağlasaydı film o dönemin Amerikan filmleriyle karşılaştırılabilir olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bütün bu büyük isimlerle çalışırken herhangi bir problem yaşadınız mı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır, sadece Mimsy Farmer ile flört edebileceğini düşünen James Franciscus vardı ama Farmer son derece Avrupai ve gösterişliydi ve onu hemen küçümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Cannibal Holocaust, Ultimo mondo cannibale&#8217;nin başarısına bir tepki olarak mı yapıldı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O dönemde bütün Alman dağıtım şirketleri filmlerimizi görmeden satın alıyorlardı. Bazı Almanlar 90bin Mark ile gelip filmlerimizin çekimlerine yardımcı oluyordu. Bir de Japon yatırımcılar vardı ve büyük paralar ödüyorlardı. Ben ise bütçeyi tamamlamak için diğer yapımcıları arıyordum. Çekimleri Kolombiya ve Peru sınırındaki Leticia&#8217;da yaptık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O zamanlarda televizyonda her zaman ölüm görüntüleri oluyordu, terörizmin kol gezdiği dönemlerdi ve filmim bu tür bir haberciliği kınamaktaydı. Filmin tekniği ve temel temaları o günden bugüne birçok başkaları tarafından araklandı ya da uyarlandı, bunların en son örneklerinden biri de filmi izlemiş olduğu kesin olan Oliver Stone&#8217;dur, bu çok bariz. (Sanırım Deodato burada <b>Natural Born Killers&#8217;a</b> atıfta bulunuyor.) Onun için de tepki aynı olmuştu; ahlaki bir duruşu ifade ederken çok ileri gittiğimiz için bu biraz da bizim suçumuzdu. Mesela, son sözlerde geçen &#8220;gerçek yamyamlar kim?&#8221; ifadesi şüphelenmek için kapıyı aralıyordu. izleyicilerde filmin ahlaki duruşu hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmamamız gerekirdi. Aleyhimde eleştiride bulunan bazı eleştirmenler kaplumbağa için &#8220;nedensiz zevk&#8221; derken beni güldürüyordu&#8230;daha sonra yerlinin infaz sahnesini çekebilmek için gerçekten bir kadını kazığa oturttuğumu dahi söylediler. Kolombiya&#8217;da Deodato&#8217;nun deli olduğu, akla gelmeyecek şeyler yaptığım söylentisini yaydılar. Gerçek şu ki o sırada rehberimiz olan kişi Alman turistlere Güney Amerikan tarzı safariler düzenliyordu. Perulu yerliler öldürülmüş ve Amazon nehrine atılmıştı ve birkaç yüz metre sonra artık hiçbir parçalarını bulamazdınız; nehir piranhalar ve timsahlarla dolu&#8230; Bunu öğrendiğim zaman onu ihbar ettim ve gerçekten de tutuklandı. O günden sonra rehber bir daha Kolombiya&#8217;ya ayak basacak olursam beni öldürmeye yemin etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Çekim yaptığınız sırada şartlar nasıldı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Leticia muhteşem bir yer. Kolombiya sınırları içinde ama Brezilya ve Peru&#8217;dan yüzer metre uzaklıkta. Fark ise yerli halkta: Brezilyalılar oldukça zeki, Kolombiyalılar aptal ve Perulular daha da fena aptal. Köyden yüz metre uzaklıkta hayatlarını sürdüren Alcuma kabilesi sanki medeniyetten binlerce kilometre uzaktaymış gibi yaşıyor. Dünyadaki bütün uyuşturucular Leticia&#8217;dan geçiyor ama kaçakçılarla hiçbir sorun yaşamadık.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1279" height="817" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9.jpg" alt="Ruggero-Deodato9" class="wp-image-10639" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9.jpg 1279w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9-300x191.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9-1024x654.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Ruggero-Deodato9-900x574.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 1279px) 100vw, 1279px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Filmde anlatılan barışçıl kabileler ve yamyam kabileler hikayesi doğru mu?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tamamen. Kabilelerin isimleri ve filmde gösterilen tuhaf yanları tamamen gerçek. İnanılmaz olan ise her kabilenin kendi dilini konuşuyor olması. Tibunalar komşuları olan Anamaru kabilesini anlayamıyor ama binlerce kilometre uzaklıktaki başka bir Tibuna kabilesini anlayabiliyorlar. Onlar bir yerden bütün amazonlara yayılmış göçebeler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Birlikte çalıştığınız kabileler gerçekten yamyam mıydı?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, yamyamdılar ve öldürdükleri düşmanlarını mideye indirirlerdi, çoğunlukla da açlıktan. Yamyamlık ritüelini dini sebeplerle sürdüren tek yamyamlar Belize&#8217;deki kabilelerdir. Amazondaki yamyamlar insanları çiğ çiğ yerler. Asya&#8217;da ise kor taşlar üzerinde pişirirler onları muz yaprakları ile doldurur ve içten başlayarak yerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bu tanınmamış aktörleri kullanma kararını nasıl verdiniz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Genç aktörlerin hepsi New York&#8217;taki Actor&#8217;s Studio&#8217;dan bulundu. Ailesinde İtalyan olan birisine ihtiyacım vardı, bu nedenle Luca Barbareschi&#8217;yi seçtim, orada okuyor ve İngilizceyi çok düzgün konuşuyordu. Francesca Ciardi Roma&#8217;lı bir kızdı ve o da İngilizceyi çok düzgün konuşuyordu. Film İngilizce çekildi. Tartışmalı, kazığa oturtulmuş yerli rolü ise aslında Kolombiyalı kostümcümüz tarafından oynandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Robert Kerman ile iletişime geçmeyi nasıl başardınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Concorde Affair &#8217;79&#8217;</b>da küçük bir rol almıştı; Londra havaalanında çekilen sahnelerde uçuş kontrolörü rolündeydi. İyi bir aktördü. Porno filmlerde oynamış olduğunu ise yakın zamanda öğrendim ve aslına bakarsanız baya da şaşırdım çünkü onu çıplak görmüştüm ve oldukça küçük bir aleti vardı&#8230; Muhtemelen filmlerde sadece onun yüzünü ve başkasının bedenini kullandılar. Çok tuhaf çünkü kötü bir aktör de değildi. <b>Cannibal Holocaust</b>&#8216;taki rolü için biçilmiş kaftandı, bu ilginç maceraya atılan sıradan ve çalışkan üniversite profesörünü canlandırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bu tartışmalı film hakkındaki fikirleriniz nelerdir?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu film bana hem iyi hem de kötü şans getirdi. Filme tapıyorum ve filme alınma şeklini beğeniyorum. Hiçbir zaman sıkmayan bir film. Ama beraberinde bir dolu sorun, dava, haciz, sansür ve eziyeti de getirdi. İtalya&#8217;da büyük finansal başarı umuduyla gösterime girdi ama birkaç gün geçmeden devlet el koydu. Yıllar sonra yeniden yayınlandı ama o zaman da ilk çıktığı zamanki etkisine sahip değildi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/houseonedgeradice.png"><img loading="lazy" decoding="async" width="904" height="525" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/houseonedgeradice.png" alt="houseonedgeradice" class="wp-image-10642" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/houseonedgeradice.png 904w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/houseonedgeradice-300x174.png 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/houseonedgeradice-900x522.png 900w" sizes="auto, (max-width: 904px) 100vw, 904px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Film yurtdışında oldukça başarılı oldu.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">200 milyon Dolar hasılata ulaştı. Tek başına Tokyo&#8217;da yedi milyon Dolar hasılat yaptı, o zaman için bunu sadece <b>E.T. The Extra-Terrestrial</b> geçmişti. Yurtdışında İtalyanların kazandığı en büyük başarı olduğunu düşünüyorum. Bud Spencer ve Terence Hill&#8217;in filmlerinin daha başarılı olmuş olması da muhtemel ama pek emin değilim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>İtalya&#8217;da filmin ilk başta orijinal haliyle yayınlanmış olması ama el konulduktan sonra sinemada yayınlanan versiyonunun sansürlenmiş ama videoda yayınlanan versiyonun neredeyse orijinal uzunlukta olması da ilginç.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eh, elimde kesilmemiş olduğuna inandığım bir Fransız kopyası mevcut.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Kolombiya&#8217;yı bir daha ziyaret edemeyeceğiniz hakkında bir söylenti var. Bu doğru mu?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır, doğru değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Cannibal Holocaust&#8217;u tamamladıktan sonra La casa sperduta nel parco&#8217;yu çektiniz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Film üç hafta içinde çekildi. Bu klostrofobik bir film: bütün olaylar bir gece içinde gerçekleşiyor ve bir villanın içinde geçiyor. Çekimleri New York ve Roma&#8217;da yaptık<b>. Cannibal Holocaust</b>&#8216;tan tamamen farklıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Başrol oyuncusu David Hess idi. Nasıl bir kişilik?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">David harika bir oyuncu ama insan olarak o kadar hoş olduğunu söyleyemem. Tam bir şantajcı. Yakın zamanda Bud Spencer ile çektiğim bir filmde (<b>Noi siamo angeli</b>) oynamasını istedim ve tam çekimlere başlayacağımız gün bana geldi ve daha fazla para istedi. Ona haddini bildirmem gerekti. Yine de filmi çekerken harika bir performansı var, sadece bir tür rol için mükemmel bir oyuncu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bir sonraki filminiz I predatori di Atlantide oldu.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Giacomo Battiato ile bir televizyon filmi olan Martin Eden&#8217;da çalışmış olan Christopher Connelly&#8217;i tercih ettim. Bu en başarılı filmlerimden biri olamadı çünkü bütçesi yeterli değildi yine de üzerinde çalışmak zevkliydi. Çekimler sırasında o kadar keyif aldım ki hala büyük sevgi ile anarım. Çekimleri Filipinler&#8217;de yaptık; yerel hükümet de yapımcı ortağıydı ve Imelda Marcos bize istediğimiz her şeyi sağladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>En iyi aksiyon filmlerinizden biri de Inferno in diretta. Filmin kadrosu mükemmel: Richard Lynch, Leonard Mann, Gabrielle Tinti, John Steiner, Karen Black, vb&#8230;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O film ne yazık ki yapımcı Alessandro Fracassi -çok sevdiğim harika biri- ile aramdaki büyük anlaşmazlıkların izlerini taşıyor. O ve bütün prodüksiyon ekibi yeni bir <b>Cannibal Holocaust</b> yapmak istedi ben de bunu reddettim, bu çekişmenin film üzerinde de kaçınılmaz etkileri oldu. Film bir hibrit, amma filmi şimdi tekrar izlediğimde artık iyi iş çıkardığımı söyleyebiliyorum ve artık eskisinden daha çok beğeniyorum. Geçmişte değerini görememiştim ama şimdi iyi filmlerimden biri olduğunu düşünüyorum. Bana göre en iyisi <b>Cannibal Holocaust</b> oldu. O filmin dengini yapmak mümkün değil, ondan sonra <b>Inferno in diretta</b>, sonra <b>Ultimo mondo cannibale, Concorde affair</b> ve <b>The Barbarians</b> geliyor&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Inferno in diretta bir Wes Craven projesi olarak start aldı orijinal adı Marimba idi. Hangi aşamada bu projeye dahil oldunuz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin Wes Craven tarafından çekilmesi gerekiyordu. Yapımcı onunla anlaşma imzalamıştı ve filmin Kolombiya&#8217;da çekilmesi planlanmıştı. Prodüksiyon başlamadan önce bazı sorunlar yaşandı ve Craven&#8217;ın yerine beni çağırdılar. Craven ve başka birisinin oluşturduğu ve o aşamada <b>Marimba</b> olarak anılan senaryoyu aldım ve üzerinde Cesare Frugoni ve Dardano Sacchetti ile birlikte çalışarak tamamen değiştirdim. Filmi Venezuela&#8217;da çekmeye karar verdik. Wes Craven filmde hiçbir sahneyi çekmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Oyuncular arasında hem Richard Lynch hem de Michael Berryman bulunuyordu.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Berryman bir sineği bile incitmeyecek bir karaktere sahiptir. Prematüre doğduğu için o &#8216;tamamlanmamış&#8217; özelliğe sahip, duygusal ve harika bir kişidir. Geçinemediğim tek kişi ise Leonard Mann olmuştu. Lisa Blount&#8217;un oynadığı rolde Linda Fiorentino olmalıydı ama o yıl Lisa, Richard Gere ile <b>An Officer and a Gentleman</b> filminde oynamıştı ve ben de onu buna dayanarak seçmiştim. Sorun ise çok fazla yıldızın olmasıydı, biri bir şeyi yapmak istemez, diğeri her zaman sarhoş olur ve ben de (ne sigara ne de içki içen biri olarak) herkesle mücadele vermek zorunda kalmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>The Barbarians düşük bütçeyle çekilmişti.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Cannon prodüksiyon için bir yönetmen ile anlaşmıştı ve aralarında büyük sorunlar vardı. Beni çağırdılar ve her şeyi değiştirdim. Çekimlere başlayan yönetmen her şeyi klasik bir şekilde planlamıştı. Bense bunun yerine hayal gücüne dayalı neredeyse sürreal bir iş çıkarmaya karar verdim. Sonunda dramatik olmaktan çok ironik bir film ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Başrol oyuncularının daha sonra harika işlere imza atmadıkları kesin&#8230;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">İki iri kıyım Amerikalı kardeştiler, tamamen deli ve steroid doluydular.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1265" height="680" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato.jpg" alt="Rugg4ero-Deodato" class="wp-image-10645" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato.jpg 1265w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato-300x161.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato-1024x550.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2014/05/Rugg4ero-Deodato-900x483.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 1265px) 100vw, 1265px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Camping del terrore Amerikan tarzı slasher filmlere doğru bir kaymaydı.&nbsp;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O film, yabancı piyasa için bir şeyler yapmak isteyen bir yapımcı tarafından bana kabul ettirilmişti. Hikayenin geçtiği yer çok güzeldi, filmi Abruzzo&#8217;da çekmiştik. Senaryo yazarı Alessandro Capone beni hala güldürür; insanlara senaryoyu kendisinin yazdığını söylüyor. &#8220;Peki bundan ne gibi bir gurur duyuyorsun?&#8221; diyorum ona &#8220;o filmde bir hikaye yok ki!&#8221;. Filmin en iyi yanı Claudio Simoetti&#8217;nin yaptığı müzikler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bu filmde bile kadro zengin: Mimsy Farmer, David Hess, Charles Napier&#8230;</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu (Napier) kadroya aldım çünkü <b>Rambo</b>&#8216;da oynamıştı bu da filmin yurtdışında pazarlanmasını mümkün kıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Lone Runner</i></b><i>?</i></p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmi 70mm yayınlamak düşüncesiyle Fas&#8217;ta çektik ama hiçbir zaman İtalya&#8217;da yayınlanmadı. Filmde üzerine fazla düşünülmeden hazırlanmış zayıf bir hikaye vardı ve ne hakkında olduğunu hatırlamıyorum bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bir sonraki filminiz 80&#8217;lerde yaptıklarınız arasında en ilginçlerinden biriydi: Un delitto poco comune.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gianfranco Clerici ve Vincenzo Mannino tarafından yazılan hikaye oldukça güzel ama Fenech sahneye girdiği zaman&#8230;sorun onda da değil çünkü onun iyi olduğu da şüphe götürmez ama izleyici Fenech&#8217;i böyle bir yapımda görmeye alışkın değil. (Fenech her ne kadar 70&#8217;lerde korku ve giallo hayranları arasında tanınmış olsa da <b>Un delitto poco comune&#8217;nin</b> gösterime girdiği tarihte İtalyan izleyici tarafından daha çok komedi rolleri ile biliniyordu) Her bakımdan iyi bir film yapmak isterdim. Salıncaktaki çocuğun sahnesi var, atmosfer var&#8230; İstisnai bir aktör olan Pleasence kadroda, ama Fenech sahneye girdiğinde sanki Lino Banfi sahneye giriyor! İyi bir aktris ama o filmle alakası bile yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>O rolü Fenech&#8217;e vermek zorunda mıydınız?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">O rolü Kelly Le Brock&#8217;un oynaması gerekiyordu. Yanlış anlaşılmak istemem, Fenech harika bir profesyonel, sadece bu rol için uygun değildi. İnsanların bir filmi izlemeye gitmesinin nedeninin o filmde onları çeken bir yıldızın olması olduğu göz önünde bulundurulmalı; bu Fenech, Vitali, Buzzanca, Banfi ya da diğerleri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>1989 senesinde Minaccia d&#8217;amore (diğer ismiyle Dial: Help) ile korku filmlerine geri döndünüz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;da sinemalarda gösterilmişti ve Berlusconi tarafından Mediaset için satın alınmıştı. Leziz bir film. Bir fantezi filmi ve bu yüzden onu seviyorum. Hikaye, arkadaşını aramaya çalışan bir kıza aşık olan ve kızın çevresindekileri öldüren bir telefon ile ilgili. İşte bu sevdiğim türde bir fantezi filmi. Zombi filmleri ilgimi çekmiyor ama aşık olan bir telefon çekiyor. Ağır korku filmleri benim tarzım değil, ben daha çok fanteziyi tercih ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Televizyon için yapılmış prodüksiyonlardan biri olan Oceano&#8217;yu yönettiniz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu maalesef hiçbir zaman yayınlanmayacak olan harika, güzel bir hikaye. Alberto Vazquez Figueroa ile birlikte yazdık ve kadrosu da şahane: Mario Adorf, Irene Papas, Ernest Borgnine, Martin Balsam, Senta Berger, Marisa Berenson&#8230; Film Fininvest tarafından satın alındı. İtalya&#8217;daki her televizyon şirketinin hiçbir zaman kullanmayacakları bir program, film vb. birikimine sahip olması gerekmektedir. İşte bu birikim içinde 60&#8217;larda geçen ve hiçbir zaman yaşlanmayan bu dizi de yer alıyor. Çekimlerini Venezuela ve Kanarya adalarında yaptık. Franco döneminde balıkçılardan oluşan bir ailenin hikayesi. Ailenin güzel genç kızı adanın patronlarının birinin oğlunun tecavüzüne uğrar, kızın abisi intikam alır ve çocuğu öldürür ve patronun gazabından kaçmak için Kolombus&#8217;un izinden giderek Venezuela&#8217;ya kaçması gerekir. Okyanusu geçerken yaşadığı bütün maceraları ekrana getirir. Çok güzel bir film.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Oceano&#8217;yu tamamladıktan sonra I ragazzi del muretto ile televizyonda kalmayı sürdürdünüz ki bu çalışmanız son derece başarılıydı. Böylesi bir sonucu bekliyor muydunuz?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu işi büyük bir aşkla yaptım. Projeye işe yaramaz ilk sezondan sonra dahil oldum. Çok daha zengin ve iyi bir dizi ortaya çıkardım. Eleştirmenler diziyi methetmekle bitiremedi. Benim yapmadığım üçüncü sezon dahi bu seviyeye ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>O diziden sonra?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Mamma ci penso io</b> adında çok güzel bir film yaptım, Venezuela&#8217;da çekildi ve 1991 Berlin festivalinde çocuk filmleri kategorisinde ikinci oldu. Aynı zamanda Giffoni Film Festivaline de katıldı. Eski bir projemden geliştirilmiş ve komediye adapte edilmiş nefis bir film.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Daha sonra The Washing Machine geliyor, en yeni korku filminiz.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu film bir tiyatro oyunundan geliştirilmişti ve çekimleri Budapeşte&#8217;de yapıldı. Kadronun doğru olduğundan hiçbir zaman emin olamadığım için ve film çok hızlı çekildiği için <b>The Washing Machine&#8217;den</b> memnun değildim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>The Washing Machine&#8217;den sonra Güney Amerika&#8217;da Bud Spencer ile bir film yaptınız.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">RaiUno için yaptığım ve <b>Noi siamo angeli</b> isimli bir televizyon dizisiydi ve oyuncular arasında Philip Michael Thomas, Bud Spencer, Erik Estrada yer alıyordu. Çok hoş. Keşiş kılığına girmiş iki hapishane kaçkınının bir misyonda kendilerini bulmalarını anlatan bir hikaye. Küçük keşişler bir dizi olay ve maceranın çözülmesinde yardımcı olur. Senaryo Moretti, Capone ve iki kişinin daha katkılarıyla yazılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Rai kanalıyla birçok defa çalıştınız.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, her ne kadar onlara göre iyi politik erdemlere sahip olmasam da beni çağırırlar. Ama sadece RAI de değil, aynı zamanda yapımcılar da. Televizyon sayesinde hiçbir zaman işsiz kalmadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Zimbabwe&#8217;de çektiğiniz en son televizyon prodüksiyonundan bahsedin: Pensando all&#8217;Africa.</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her biri yaklaşık 90 dakika süren ve bir hastaneyi yönetebilmek için Zimbabwe&#8217;de seyahat eden bir doktorun hikayesi ile birbirine bağlanan 12 birbirinden bağımsız bölümden oluşuyor. Başrolde Carol Alt oynuyor ve başhemşire rolünde de Michela Rocco&#8217;yu izleyebilirsiniz. Her bölümde faklı bir konuk oyuncu rol alıyor: Thomas Arana, Bert Young, Daniela Poggi, Marco Leonardi ve diğerleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b><i>Bu bölümler ne hakkında?</i></b></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar macera ve aşk hikayeleri ama içlerinden biri de hastanedeki ölümcül hastalardan birinin kendisini öldürmesi için kiralık katil tutmasını konu alan bir gerilim. Daha sonra aklı başına gelir ama artık çok geçtir ve adam işini neredeyse bitirmek üzeredir. Bölümün sonunda katilin hastanedeki bazı kişileri rehin aldığı muhteşem bir kapanış yer almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/ruggero-deodato-roportaji/">Ruggero Deodato Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/ruggero-deodato-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİYAD Başkanı Tunca Arslan Söyleşisi</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/siyad-baskani-tunca-arslan-soylesisi/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/siyad-baskani-tunca-arslan-soylesisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2013 08:32:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[festival filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Blogları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema yazarları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema yazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[SİYAD]]></category>
		<category><![CDATA[Tunca Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=10100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tolga Demirtaş: Sinemaya olan ilginiz ve sinema ile ilgili yazma fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? Tunca Arslan: Çoğu sinemasever gibi benim de ilgim çocukluğumda, ailece gittiğimiz filmlerle başladı. Şanslıydım, hemen hemen her hafta sonu sinemaya gidilir ve seyredilen filmler hakkında evde konuşulurdu. İlkokuldayken uzun süre hafta içinde de annemle mutlaka bir film izledik. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/siyad-baskani-tunca-arslan-soylesisi/">SİYAD Başkanı Tunca Arslan Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="406" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto1.jpg" alt="Tunca-Arslan-foto1" class="wp-image-10102" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto1.jpg 700w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto1-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Sinemaya olan ilginiz ve sinema ile ilgili yazma fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Çoğu sinemasever gibi benim de ilgim çocukluğumda, ailece gittiğimiz filmlerle başladı. Şanslıydım, hemen hemen her hafta sonu sinemaya gidilir ve seyredilen filmler hakkında evde konuşulurdu. İlkokuldayken uzun süre hafta içinde de annemle mutlaka bir film izledik. Annem 80’ini çoktan geçti ama halen sık sık telefon açıp “Hangi film iyi, hangisine gideyim?” diye soruyor. Bizim aile için sinemaya gitmenin adeta törensel bir yanı vardı; biletler mutlaka bir gün öncesinden alınır, o günün en önemli faaliyeti sinemaya gitmek olurdu. 1970’lerin İzmir’indeki Şan, Elhamra, Sema, Konak, Köşk gibi salonların, Gözümoğlu, Renk, Vadi, Demiray gibi yazlık sinemaların hakkını asla ödeyemem yani. Bir de Hakimiyet-i Milliye İlkokulu’nun kütüphanesindeki sinema salonunu anmalıyım. Her öğle tatilinde, aceleyle yemek yedikten sonra Chaplin’leri, Buster Keaton’ları, Laurel-Hardy’leri izlerdik. Bugün herhangi bir devlet okulunda böyle bir olanak var mıdır, merak ediyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinema yazarlığına ise öncelikle edebiyat uyarlamalarını yazarak 1989’da “2000’e Doğru” dergisinde başladım. Ali Hakan derginin sinema sayfasını hazırlıyordu, ben de kitap sayfasını. O dönem özellikle edebiyat uyarlamalarını kaçırmamaya çalışıyordum. İlk yazım da Stephen Frears’ın, Choderlos de Laclos’nun romanından uyarladığı “Tehlikeli İlişkiler” (Dangerous Liaisons) üzerineydi. Sonra Ali Hakan Sabah gazetesine geçince sinema sayfasını da ben yapmaya başladım. Belirtmeden geçmeyeyim, İstanbul Film Festivali, Antrakt dergisi ve Atilla Dorsay, benim de dahil olduğum eleştirmen kuşağının işini çok kolaylaştırmışlar, sağlam bir zeminde yürümemizi sağlamışlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de parantez açayım… Aslında hakkında yazdığım ilk film Sinan Çetin’in “Prenses”idir. Dergiciliğe, Hukuk öğrencisiyken başladım sayılır. 1986’da yayın kurulunda bulunduğum gençlik dergisi “Gökyüzü” için yazdığım, “Pamuk Prenses ve Cüceler” başlıklı, oldukça sert bir yazıydı. Sinan Çetin henüz sol-sosyalist iddialara sahipti ve film hakkında “Gökyüzü” okuru öğrencilerle bir tartışma toplantısı yapmayı kabul etti. Yazıyı toplantıdan sonraki ay yayımlamaya karar verdik. Sinan Çetin de merak edip okumak istedi ve fotokopisini çekmeyi akıl edemeden tek kopyayı ona verdim. Sinan Çetin gelmedi, tartışma toplantısı gerçekleşmedi, yazıyı da geri alamadım. Umarım çekmecelerinin birinde saklıyordur!</p>



<span id="more-10100"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Film eleştirilerinizi yazıya dökerken bir şablonunuz var mı yoksa filmin size hissettirdiği duyguyla mı eleştirinizi yazarsınız?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Net bir şablondan söz edemem ama bir film eleştirisinin yazı tekniği açısından olmazsa olmazları diyebileceğim şeylere tabii ki dikkat ediyorum. Yönetmenin önceki çalışmalarıyla karşılaştırma ve başka herhangi bir filmi akla getirip getirmediği, özel bir oyunculuk başarısının olup olmadığı, görüntü çalışması, kurgu, öncelikle odaklandığım noktalar. Öykünün bunlara göre daha az önem taşıdığı kanısındayım. (Söz açılmışken, baştan sona okunmadığı sürece filmi seyrettikten sonra senaryosunun başarı ve başarısızlığından söz etmeyi, festivallerde senaryo ödülleri verilmesini de son derece saçma buluyorum.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama tüm bunların yanında filmin duygusal (ya da ideolojik-politik) açıdan etkileyebilme gücünü de çok önemsiyorum ki bu çoğunluğun göklere çıkardığı bir filmi yerin dibine batırmama ya da tam tersine de yol açabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Sizce bir film eleştirisinin amacı nedir? İzleyiciye filmle ilgili tavsiyelerde bulunmanın yanı sıra filmin yönetmenine de filmi nasıl çekip çekmemesi gerektiğiyle ilgili tavsiyelerde bulunmalı mıdır?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Köleci toplumda köle ile efendisi arasında bir eleştiri ilişkisi kurulması mümkün değildi. Aynı şekilde feodalizmde serf ya da yoksul köylü ile lord ya da ağa arasında, kapitalizmde işçi ile işveren-patron arasında da eleştirel bir ilişki olanaksızdır. Bu açıdan eleştiriyi, çok genel anlamda da sanat eleştirisi bağlamında da sosyalist düşünceye, sosyalizme ait bir kavram ve kurum olarak görüyorum. Yani ideal anlamda eleştiri, yalnızca üretici-sanatçıyı değil, izleyiciyi ve toplumu da etkilemeli, değiştirmeyi hedeflemelidir. Ancak günümüz pratiği üzerinden bakılırsa, kuşkusuz ki bu idealin çok gerisindeyiz. Örneğin bugüne kadar okuduğu eleştiriye kızan, öfkelenen ya da çok sevinip mutlu olan çok sayıda yönetmen ve oyuncu gördüm ama eleştiriyi dikkate alıp “değişen”ine pek rastlamadım. Dolayısıyla günümüz eleştirisi, piyasa koşulları içinde okur-izleyiciyi mümkün olduğunca doğru yönlendirmek, bazen de “korumak”, sinema kültürünü biraz olsun artırmak işlevini üstlenmiş durumda. Ama bu kadarının bile çok önemli olduğunu ve eleştirmenlerin sinemanın vicdanını temsil etmek gibi bir görevi başarıyla yerine getirdiklerini düşünüyorum. Türkiye’de edebiyat, müzik, resim eleştirisi ne yazık ki kalmadı gibi… Bu alanlar tamamen piyasa tarafından ele geçirildi. Artık okuduğu her romanı beğenen ya da yalnızca beğendiği romanlar hakkında kalem oynatan eleştirmenlerimiz var ki özellikle bu alanda Fethi Naci tarzı eleştiriye çok ihtiyaç duyuluyor, çünkü özellikle romanda kan gövdeyi götürüyor ve müdahale eden yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısacası, Türkiye’de çok güçlü bir sinema eleştirisi geleneği olduğu kanısındayım ama bununla birlikte futbol yazarlarının “Bu takım 4-4-2 değil, 4-3-3 oynamalı… Umut kulübede otururken Burak’ı oynatmak yenilgiyi kabul etmektir” türünden yaklaşımları gibi, “Şu sahneyi şöyle değil de böyle çekseydin… Bu role şu oyuncu değil, şu oyuncu daha uygundu” vb. cümleler kurma lüksümüz yok elbette!</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1045" height="1356" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto2.jpg" alt="Tunca-Arslan-foto2" class="wp-image-10105" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto2.jpg 1045w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto2-231x300.jpg 231w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/11/Tunca-Arslan-foto2-789x1024.jpg 789w" sizes="auto, (max-width: 1045px) 100vw, 1045px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Genel algı SİYAD’ın elitist bir sinema anlayışının olduğu yönünde. Sadece sanat ve festival filmleri izleyip vizyon filmlerine sırt döndüğünüz algısı sizce ne derece doğru? </b><b>Sizce iyi bir popüler film ve iyi bir sanat filmi nasıl olmalıdır?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> SİYAD üyelerinin büyük çoğunluğu, festivallerin yanı sıra yıl boyunca ticari gösterime giren her filmi görmekte. Yazarlarından biri olduğum Arka Pencere’de de dört yıldır her hafta istisnasız her filmi mutlaka seyrederek eleştiri yazıyoruz. Yani, “vizyon filmlerine sırt dönme, görmezden gelme” tavrı, sadece “sanat ve festival filmi izleme” eğilimi, kesinlikle söz konusu değil. Kaldı ki SİYAD üyeleri çok farklı beğenilere sahiptir, bir üyemizin göklere çıkardığı bir filmi diğeri yerin dibine batırır, birinin beş yıldız verdiğine diğeri bir yıldız verir…</p>



<p class="wp-block-paragraph">SİYAD 45 yıldır her yıl ödül veriyor, kendi üyeleri arasında yılın en iyi yerli ve yabancı filmlerini belirliyor. Bu ödül listesine göz atılırsa da elitist bir tavır içinde olunmadığı ama elbette ki sinemanın yedinci sanat olma özelliği doğrultusunda bir tavrın yoğunlaştığı görülebilir. Bu da çok doğal. Yılda 400-500 film izleyen bir eleştirmenin beğeni çıtası ile yılda zorla 10-15 film izleyen bir seyirci ya da köşe yazarınınkinin aynı yükseklikte olması beklenmemeli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylesi net ayrımlar yapmaktan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışıyorum ama popüler örneklerin de sanat filmlerinin de “iyi” olmasının ölçütleri çok farklı değil aslında. Her ikisinde de “özgünlük” ilk koşul olmalı bana sorarsanız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu da söyleyeyim, 1970’li yıllarda “Sanat, sanat için mi yapılır, toplum için mi?” şeklinde yaygın bir tartışma vardı. Sonra bu iki bakış açısı birleşti, çünkü karşılarına “Sanat, yalnızca para için yapılır!” diyen bir görüş çıktı. Dolayısıyla, ister “popüler”, ister “sanat” kulvarında yapılsın, filmler “öncelikle para” için çekilmediği sürece belli bir düzey tutturur zaten.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b></b><b>Tolga Demirtaş: </b><b>Son dönemde sıkça tartışma konusu olan festivaller ve dağıtılan ödüllerle ilgili görüşleriniz nelerdir? &nbsp;Sizce adil bir ödül dağıtımı gerçekleşiyor mu?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Açıkçası bir yerde yarışma ve jüri varsa, sürpriz, hayal kırıklığı, haksızlık vb. de olma ihtimali hep vardır. Bizde ödül dağıtımları, yalnızca son yıllarda değil, hep tartışmaya yol açmıştır. Altın Portakal’ın 50. yılı nedeniyle bugüne kadar ödül almış filmler ve yönetmenler hakkında bir kitap hazırladım… 1960’larda da 70’lerde de 80’lerde de bazen jüriler öyle kararlar vermiş ki insanın bugün de itiraz edesi geliyor. Üstelik, filmi yarışmacı olduğu halde jüride yer alan yönetmenler bile olmuş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, filminizi önceden belli bir jürinin kararına sunuyorsanız, örneğin Zeki Demirkubuz’un yaptığı gibi sonradan “gerzek jüriler”den söz etmeyi de yanlış ve yakışıksız buluyorum. Jürinin açıkça etik dışı bir davranışı ya da hukuksuzluğu yoksa, ödül dağıtımlarının adil olmadığına dair bir söylem geliştirmek de o kadar kolay olmamalı bence.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: </b><b>Politik sinemaya karşı özel bir ilginiz olduğunu biliyoruz. Sizce Türkiye’de tam anlamıyla politik bir sinema var mı? Gerçekler dürüstçe dile getirilebiliyor mu?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Bu konuda kavramsal olarak Godard’ın “politik film” ve “politik yöntemle yapılan film” ayrımına bağlı olduğumu söyleyebilirim. Yani Godard’ın dediği gibi, görünürde çok “politik” olan, slogan atıp bağıran çağıran filmlerin gerçekte burjuvaziye hizmet ettiklerini, dolayısıyla “a-politik” düzlemde yer aldıklarını; ancak “politik yöntemle”, yani diyalektik bilinçle yapılmış filmlerin devrimci olduklarını savunuyorum. “Karanlıkta Uyananlar”, “Umut”, “Endişe”, “Uçurtmayı Vurmasınlar” gibi, sizin kast ettiğiniz anlamda “politik sinema” örneklerimiz elbette ki var ama çoğu filmin de bu kapsamdan çıkartılması gerekiyor, hatta kavramları yeniden tanımlamak gerekiyor. Örneğin 12 Eylül “Yol”da yalnızca tek bir kareyle, Kenan Evren ve Bülent Ersoy kartpostallarının yan yana satıldığı bir tezgah gösterilerek anlatılır ama o tek kare aslında o kadar çok şey anlatır ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: </b><b>Düşük bütçeli b filmler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir ve sizce sinemanın hangi kısmında yer alıyor bu filmler?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Düşük bütçeli B sınıfı filmlerin sinemanın çok özel bir alanını oluşturduğu kanısındayım. Bu alana bir “hazine” gözüyle bakmıyorum, yüceltmiyorum, büyük saygınlıklar atfetmiyorum ama dediğim gibi özel bir alan olduğunu, özel bir ilgi gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte, “… utançla sunar” gibisinden bir alaycılık ve küçümseme içinde de olmadım. Bu filmler kişisel seyir sürecim açısından da belli bir yer tutuyor, uzunca bir süredir yerli-yabancı örnekleri seyretmeye, bu “kültür” hakkında okumaya özel zaman ayırdığımı söyleyebilirim. Her seferinde de mutlaka bir şeyler “buluyorum”, mutlaka bir şeyler öğreniyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence bu filmler sinemanın “keçiboynuzu” rafında yer alıyor, epeyce çiğniyorsunuz ama sonunda mutlaka bir “tat” alıyorsunuz, bir süre sonra da bağımlısı değilse bile tiryakisi haline geliyorsunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Sinema blogları ve blog yazarları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Takip ettiğiniz sinema blogları var mı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Geçen haziranda, Arka Pencere’nin 192. sayısında “Sinema blogları sinemaya zarar mı veriyor?” başlıklı bir yazı yazdım. Yazıda, başlıktaki soruyu yanıtlayarak “Hayır” dedim ama ülkemizdeki sinema bloglarının, istisnalar bir yana, çoğunlukla özgün bir çizgi yakalayamadığını, bu açıdan dünyanın gerisinde kaldığını savundum. Ayrıca, film ya da festival değerlendirmeleri dışında, diyelim ki Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı mücadele ya da benzer konularda bir tavır alınıp alınmadığı önemli bence. Bu da sinema kültürünü savunmanın, yaşatmanın, geliştirmenin bir boyutu çünkü. Bloglar bu konularda da bir tavır geliştirecek, güç oluşturacak şekilde iletişim, hatta kurumsallık içinde olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tematik blogları daha çok önemsiyorum. Sinematik-Spaghetti, Çilek’in Dünyası gibi blogları severek takip ediyordum ama yanılmıyorsam güncellenme oranları artık çok düştü. Doğrusunu söylemem gerekirse en sıkı izlediğim blog, sizinki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Son olarak İyi “Kötü Film” hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tunca Arslan:</strong> Hiç uzatmayayım; ne söylesem, övgü olur!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/siyad-baskani-tunca-arslan-soylesisi/">SİYAD Başkanı Tunca Arslan Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/siyad-baskani-tunca-arslan-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Can Oral: Senaryoya Noktayı Koyduğun Anda İşkencen Başlıyor</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/can-oral-senaryoya-noktayi-koydugun-anda-iskencen-basliyor/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/can-oral-senaryoya-noktayi-koydugun-anda-iskencen-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Oct 2013 19:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Can Oral]]></category>
		<category><![CDATA[Cemiyette Pişiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[kukuleta]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Mantis]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[siyaherkan.net]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=10003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Can Oral, yaklaşık 10 yıldır “Siyah Ekran”&#160;adını verdiği ekiple kısa ve orta metraj filmler çeken bir yönetmen. Belki siz onu&#160;Cemiyette Pişiyorum&#8216;un ya da&#160;Mr. Mantis&#8216;in davulcusu olarak biliyorsunuz. Belki bir yerde öykülerinden birini okumuş ya da çizgi romanlarından birine rastlamışsınızdır. Can&#8217;ın filmografisinde gerçeküstü/korku örnekleri de var, komedi de. 3 Kasım&#8217;da yeni filmi&#160;&#8220;Buna Değer&#8221;in galası gerçekleşecek ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/can-oral-senaryoya-noktayi-koydugun-anda-iskencen-basliyor/">Can Oral: Senaryoya Noktayı Koyduğun Anda İşkencen Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/10/can-oral.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="803" height="546" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/10/can-oral.jpg" alt="can-oral" class="wp-image-10004" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/10/can-oral.jpg 803w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/10/can-oral-300x203.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 803px) 100vw, 803px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Can Oral</strong>, yaklaşık 10 yıldır “<strong>Siyah Ekran”</strong>&nbsp;adını verdiği ekiple kısa ve orta metraj filmler çeken bir yönetmen. Belki siz onu&nbsp;<strong>Cemiyette Pişiyorum</strong>&#8216;un ya da&nbsp;<strong>Mr. Mantis</strong>&#8216;in davulcusu olarak biliyorsunuz. Belki bir yerde öykülerinden birini okumuş ya da çizgi romanlarından birine rastlamışsınızdır. Can&#8217;ın filmografisinde gerçeküstü/korku örnekleri de var, komedi de. 3 Kasım&#8217;da yeni filmi&nbsp;<strong>&#8220;Buna Değer&#8221;</strong>in galası gerçekleşecek ve kısa süre sonra filmi online platformlardan da izleyebileceğiz. Uzun metraja geçme arifesinde, Can’la sinema yapmak, gerçeklik, setler ve gelecek üzerine konuştuk.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Can Oral’ın filmleri, öyküleri, çizgi romanları ve özgeçmişine “siber bir örümcek ağı” olarak tanımladığı&nbsp;<strong><a href="http://siyahekran.net/" target="_blank">siyahekran.net</a></strong>&nbsp;üzerinden ulaşabilirsiniz.</em><wp-block data-block="core/more"></wp-block></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>“Film yapmalıyım” noktasına nasıl geldin?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şeyler üretmekle her zaman ilgiliydim. Bunu çocukken oyun biçiminde yaptığında, hayal gücünü oyun biçiminde püskürttüğünde elinden gelen her şeyle yaratmaya saldırıyorsun. Bir hikaye düşünüyorsun, o hikayenin kahramanını çiziyorsun, çizdiğin kahramanı kesip oyununu yapıyorsun, yaptığın oyunu arkadaşlarına oynatıyorsun. O oyunlar ben 5. sınıfa falan geldiğimde öyle bir noktaya erişti ki… mesela&nbsp;<strong>Terminatörcülük</strong>&nbsp;oynuyorsak, “Sen T800’sün, sen T1000’sin” ya da&nbsp;<strong>Jurassic Parkçılık</strong>&nbsp;oynuyorsak “Sen Velociraptor’sun, sen Tyrannosaurus Rex’sin” falan diye filmi baştan yaşıyorduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14-15 yaşında interaktif tiyatro gibi açıklanabilecek&nbsp;<strong>FRP</strong>&nbsp;oyunlarına bulaşınca, insanlara hikaye anlatma gereği doğdu. Ve bir sinema eserinde olduğu gibi, o hikayenin kuralları var. Böylece aslında insanları eğlendirmeyi de öğreniyorsun. Oynattığın oyundan, anlattığın hikayeden zevk almalarını izliyorsun ve nasıl ters köşeye yatırırım, nasıl sürprizler yaratırım diye düşünüyorsun. Bence bunların bana katkısı olmuştur. Ama bunlar olmasaydı da er geç edebiyata olan ilgim, yazmaya olan ilgim beni oraya götürürdü. Liseye geldiğimde ne yapacağım artık çok açıktı. Yazmayı da her zaman istedim. Kalemle son noktayı koyduğum anda o dünyanın zaten başlayıp bitmiş olmasını seviyordum. Sinemada ise senaryoya noktayı koyduğun anda işkencen yeni başlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müzikle de erken yaşta ilgilenmeye başladım. Sinema ilgilendiğim birçok disiplini bir çatı altında topluyordu ve ihtiyaç duyduğum değişime, çokyönlülüğe de hizmet eden bir sanattı. Çocukken hayal gücümü en patlatmış şeyler de sinema eserleriydi. Görsel dünyalara gitmeyi seven bir çocuktum ve bazı filmler o kapıları çok iyi açtı. Hiç inanılmayacak dünyaların gerçek kadar somut olduğunu gördüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Hangi filmler onlar?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela&nbsp;<strong>Blade Runner</strong>. Mesela&nbsp;<strong>Alien</strong>.&nbsp;<strong>Brazil</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Üniversiteyi kaç senede bitirdin?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">10-11 senede bitirdim ama bundan 10-11 sene üniversiteye gittiğim anlaşılmasın. Eğitim, öğrencinin belli bir doktrine, disipline, kendi iç dünyasından, yönelimlerinden bir şeyler katıp, zenginleşip kendi karakteriyle çıktığı bir sistem değil. Eğitim Türkiye’de genellikle bir başkasının ekolünde, gölgesinde kalarak, bir işi tam onun alıştığı biçimde yapmayı öğrenip, çıktığında da kimliksizlik yaşadığın bir süreç. Avrupa’da kendine uygun bir ekol seçme şansın olabiliyor. Öğrenci, okula neyle karşılaşacağını bilerek gidiyor. Ama Türkiye’de neyle karşılaşacağını bilemiyorsun. En yüksek puanlı sinema okulunu yazıyorsun, en iyisi çıkar diye. Sonra, bazen beklentinin dışında bir şeyle karşılaşıyorsun. Ama bu, senin insanlardan bir şey almana engel değil. İnsanlar seni tek bir yöne itmek istiyor olabilir. Sen istediğini alırsın, onlara da istediklerini azami düzeyde verirsin ve hayatına devam edersin. Benim bunu anlamam 10 senemi aldı. Hevesimi kıran hocalarım oldu ama çok değerli hocalarım da oldu. Mesela&nbsp;<strong>Metin Erksan</strong>.&nbsp;<strong>Memduh Ün</strong>&nbsp;bana kurguyu öğretti.&nbsp;<strong>Nedim Otyam</strong>&nbsp;film müziği hocamdı, aramızda özel bir bağ vardı. Görüntü yönetmeni hocam&nbsp;<strong>İlhan Arakon</strong>. Hepsi bana bir şeyler kattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların okulla ilgili şikayetlerine bakıyorum, aslında okulun kendilerine yaptığı şeyi yapmasına izin verdikleri için, okul kadar suçlular. Çünkü 10 öğrenciden 7’si çıkıp “Bu çağda böyle olur mu, biz hep birlikte evrilmeliyiz” dese, o tartışmalar en köhne ortamı bile ileriye taşıyacaktır. Ben bunu yapmaya çalıştığımda artık hocayı meşgul eden adam konumuna geldim ve dedim ki tamam, okulu bırakıp film çekiyorum. Geleceğe bakarız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Çizgi roman okurluğun ne zaman başladı? Bunun yönetmenliğine etkisi olduğunu düşünüyor musun?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">5 yaşında falan başladı. Abim&nbsp;<strong>Conan</strong>&nbsp;okurdu, ben de onun okuduklarına bakardım. Düzenli bir okur sayılmasam da hem tasarım hem öykü anlatımı anlamında çok iyi çizgi romanları alırım, okurum, takip ederim. Çizgi roman okumak kadrajlarımı, zaman kullanımımı, tempoyu etkilemiştir. Çizgi roman storyboard’la fazlasıyla ilişkili bir mecra. Kişi, bir filmin storyboard’undan çizgi romana kapılmış gibi zevk alabiliyorsa, o filmi yönetmen doğru çekerse, filmin işleyeceğini görebilirsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Filmlerinde çoğunlukla konu edindiğin başka gerçekliklere ve bilinçaltına olan merakın da çocukluğunda duyduğun “başka dünyalarda var olabilmek” isteğinden mi geliyor?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında bu çok temel bir dürtü ama biz popüler kültür olarak bunu yanlış kategorize ediyoruz. Gerçeküstü deyince çoğu insanın aklına&nbsp;<strong>Yüzüklerin Efendisi</strong>&nbsp;falan geliyor. Aslında ürettiğin her sinema filmi, kendi gerçekliğini yaratır. Her filmin tonuyla, oyunculuğuyla, hikaye akışıyla, atmosferiyle, renkleriyle, obje seçimleriyle, kadrajlarıyla, kurgu anlayışıyla kendisine has yarattığı bir gerçeklik vardır. Ve o film normal hayatta olamayacak bir İstanbul’u anlatsa bile, o İstanbul’u seversen, içine girersen ona inanırsın. O başka bir İstanbul’dur. Burada da aslında gerçek dışı, gerçeküstü, gerçekten uzak, yaratıcının bilinçaltında şekillenmiş bir perspektif vardır. Ama bunu gerçek olarak kabul edersin çünkü içinde sivri kulaklı adamlar ve yeşil canavarlar yoktur. Oysa ki gerçeküstü bir İstanbul’u anlatır.&nbsp;<strong>Reha Erdem</strong>&nbsp;de bunu yapmıştır çok farklı bir imgelemle, alışmadığımız türde bir İstanbul anlatımıyla.&nbsp;<strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>&nbsp;da yapmıştır. Ama bu adamlar gerçeküstücü değildir. Aslında hepsi kendi gerçekliğini yaratıyordur. Benim için de lezzetli olan, gidip gerçeğin çok ötesinde, Alis Harikalar Diyarında’yı anlatmak değil. Gerçeğin ardında gözlemlediğimi metaforlar, estetik olarak da örebileceğim imgeler vasıtasıyla daha güçlü anlatmak. Bunu tarih boyunca yaptık ve bu bizi gerçeküstüne götürdü. Mitolojiye götürdü. Tanrıları arayışımız da böyle. İşin özünde hep insan ve bilinçaltı var. Gerçeküstü, fantazi, bilimkurgu… bunlar o tezatlığı görsele döküp, gerçekliği yeniden daha kuvvetli örüp, gördüğümüz çelişkileri anlatmak için bize daha iyi imkanlar sağlıyor. Ama bütün bilimkurgu öğeleri metaforik olmalıdır da demiyorum tabii, öyle de çok bilimkurgu ve fantastik filmler var. Çok teatral oluyorlar. Kişinin hayal gücü o çocukluğu, o heyecanı kaldırmıyorsa metafor anlatmak için böyle şeylere hiç kalkışmasın. Bir çocuk da izlediğinde, yetişkin de izlediğinde, hem o dünyayı tutarlı olarak görüp hem de beraberinde onun altında bir şey anlatabiliyorsa yapsın. Mesela&nbsp;<strong>The Shining</strong>. Korku filmi gibi de bakabilirsin ama bir Amerika alegorisi olduğu da açıktır. Mesela<strong>Omen</strong>&nbsp;şeytanlı meytanlı, gerçeküstü bir korku filmidir ama İncil’deki bir kehaneti politikaya bağlar. Şeytan, bir politikacının oğlu olarak doğar. Buna sadece şeytan filmi deyip geçemezsin. Başarılı fantastik/gerçeküstü/bilimkurgu filmlerin arkasında gerçek vardır. Seyirci bunu görse de, görmese de vardır ve o gerçeğe tutunan filmler kalıcı oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=K9q06Hunlao" target="_blank"><strong>Turbo</strong></a>’da da tutarlı bir gerçeklik anlayışı var. Onu günümüzde geçen bir kenar mahalle ajan öyküsü olarak kurgulamıştım. Turbo’da kendi gerçekliğinde yaşayan bir karakter var. Umutlarını dış dünyanın katı gerçekliğine kapayabilmiş, bir fanusun içinde yaşıyor ve bu sömürülmesine sebep oluyor. Ama işleri yine kendi gerçekliğiyle çözüyor. O karakter, bizim gerçekliğimiz içinde kendi gerçekliğiyle kazanıyor. Bunu istiyorum işte. Bunu seviyorum çünkü ben de kendi gerçekliğimle bu gerçeklikte kazanmak istiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Reklam/dizi sektöründe çalıştın mı hiç?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">O işlere çok kısa girdim. Onlar da birebir bana verilmiş sorumluluklardı. Yapım şirketlerine showreel gibi şeyler hazırladım. Bunun dışında sektörde çalışmadım çünkü ona vereceğim zamanı kendi işlerime vermek istedim. O arzunun önüne geçemiyorum. Bunun bana bir şey katmadığını da söyleyemem, her film çok şey katıyor. Zaten çalıştığım herkes setlerde çalışan insanlar. Sektörde çalışmak çoğu zaman belli bir noktaya gelene kadar birilerine “he” deme işi olabiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Sabredersen iyi para kazanabiliyorsun.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sabır, benim en çok üretebileceğim çağda ayağımın takılmasına sebep olabilecek bir engel de aynı zamanda. Ben 40 yaşında bu enerjiyle film çekemem. Risk alacaksam bu yaşlarda almam gerekiyor. Zaten ne olursa olsun deliremiyorum. Onu da denedim, daha deliremedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Filmlerinin çoğunlukla orta metraj olması, gösterim ve festivallere katılman konusunda sıkıntı yaratıyor mu?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, yaratıyor. Kısa film deyince insanlar 20 dakikanın altında filmler bekliyor.&nbsp;<strong>Turbo</strong>&nbsp;25 dakika. Şu an üzerinde çalıştığım ve Kasım’da galasını yapacağımız film 45 dakika.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Neden böyle yapıyorsun?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü yazıyorum. Öykü onu gerektiriyor. İlk filmlerin uzun olmasının sebebi, filmin pazarlamasının hiç umurumda olmaması. İşin özü, ben yazıyordum ve kafamda “10 dakikanın altında olursa festivallere daha kolay girer” gibi kıstaslar yoktu. Safça bir şey üretmek ve çevremle paylaşmak benim için daha önemli olduğu için bunları düşünmedim. Zamanla öğrenmeye başladım. Şimdi tekrar unutuyorum çünkü artık&nbsp;<strong>Siyah Ekran</strong>&nbsp;ekibi olarak onlarla sınırlı kalmamamız gerektiğini düşünüyorum. İyi bir öykü anlatmamız için ne kadar süre gerekiyorsa o kadar süre vermeliyiz, o kadar bütçe ayırmalıyız, o kadar iyi insanlarla çalışmalıyız. Bu da umuyorum bizi uzun metraja götürecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Uzun metraj çalışması var mı?</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem&nbsp;<strong>Turbo</strong>’da hem de&nbsp;<strong>Buna Değer</strong>’de başrolüm olan Özer’le (Özer Arslan) özel bir ilişkimiz var. Birlik olarak nereye gelebileceğimizi de düşünüyoruz. Bir de yıllardır birlikte çalıştığımız insanlar artık&nbsp;<strong>Siyah Ekran</strong>’a dahil oldular. Belli insanlar çizince, dokuyunca, oynayınca orada da bir üslup oluşmaya başlıyor. Ben bunu sürdürmek istiyorum. Bu ekibimle uzun metraja devam etmek istiyorum. Bunun olması için çok bekledik ve sonucunu almak istiyorum.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj: <a href="http://manyetikbant.me/post/64494993638/can-oral" target="_blank">manyetikbant.me</a></strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/can-oral-senaryoya-noktayi-koydugun-anda-iskencen-basliyor/">Can Oral: Senaryoya Noktayı Koyduğun Anda İşkencen Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/can-oral-senaryoya-noktayi-koydugun-anda-iskencen-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soska Kardeşler Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/soska-kardesler-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/soska-kardesler-roportaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2013 15:27:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ABCs of Death 2]]></category>
		<category><![CDATA[American Mary]]></category>
		<category><![CDATA[Bad Girls]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Hooker in a Trunk]]></category>
		<category><![CDATA[Jen Soska]]></category>
		<category><![CDATA[Soska Kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[Soska Sisters]]></category>
		<category><![CDATA[Sylvia Soska]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantino's Basterds]]></category>
		<category><![CDATA[Twisted Twins Productions]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=9688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korku Sinemasının &#8220;Twisted Twins&#8221;i ile Tanışın Tolga Demirtaş: Merhaba Soska kardeşler. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Sylvia Soska: Teşekkürler, bu fırsat bizim için bir ayrıcalık. Jen Soska: Bize zaman ayırdığın için teşekkürler! Tolga Demirtaş: Film çekmeye nasıl başladınız? Sylvia Soska: Kazara. 7 yaşımızdan beri oyunculuk yapıyorduk, asla çok başarılı olamadık. Büyüdükçe, ikizler için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/soska-kardesler-roportaji/">Soska Kardeşler Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soska_sisters.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="743" height="401" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soska_sisters.jpg" alt="soska_sisters" class="wp-image-9690" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soska_sisters.jpg 743w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soska_sisters-300x161.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 743px) 100vw, 743px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"></p>



<h2 class="wp-block-heading">Korku Sinemasının &#8220;Twisted Twins&#8221;i ile Tanışın</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Merhaba Soska kardeşler. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler.</b><b></b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Teşekkürler, bu fırsat bizim için bir ayrıcalık.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Bize zaman ayırdığın için teşekkürler!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Film çekmeye nasıl başladınız?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska</b><b>:</b> Kazara. 7 yaşımızdan beri oyunculuk yapıyorduk, asla çok başarılı olamadık. Büyüdükçe, ikizler için uygun olan roller şirinlikten ve pek esaslı olmayan rollerden açıkça cinselleştirilmiş ve yine pek de esaslı olmayan rollere kaymıştı. Film endüstrisinin içinde gurur duyabileceğimiz şekilde yer almak istedim, bu yüzden kapsamlı bir dövüş sanatları dersi almaya karar verdik ve bir film okulunda dış kaynaklı bir dublör programına katılarak bu işe de el atmaya çalıştık fakat her yönden berbat bir okuldu. Okul, sektörde bizi hayal kırıklığına uğratan final projemizin finansmanını kesti ve biz de “Dead Hooker in a Trunk”ı kendimiz yazmaya, yönetmeye, ayrıca oynamaya, dublörlüğünü yapmaya vb. karar verdik. Bu eve varış gibiydi, sektörde sonunda kendimize bir yer bulmuştuk.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Küçük birer kız çocuğu iken yönetmen ya da senarist olmaya teşvik edilmiyorsunuz. Biz de aktris olmayı istiyorduk. İlk olarak lisede yönetmenlik yaptık. 12. Sınıftaydık ve yönetmenlik ve senaristlik dersi alıyorduk. Mezuniyette ikimizin de “en iyi yönetmen” ödülünü aldığını hatırlıyorum, ama “en iyi aktris” ödülünü alamadığımız için üzülmüştük, ha haaa. Bence bu olacakların bir işaretiydi. Birbiriyle beraber yürümeyen birçok ufak tefek uğraşımız ve yeteneğimiz vardı, sonunda yönetmenliği seçtik. Nihayet yapmamız gereken şeyi yapıyormuşuz gibi hissettirdi. Eve varış gibi hissettirdiği çok doğru.</p>



<span id="more-9688"></span>



<h2 class="wp-block-heading">American Mary ve Bağımsız Sinemanın Zorlukları</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: American Mary özellikle festivallerde büyük bir ilgi gördü. Böylesine bir ilgiyi bekliyor muydunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Son derece kararlı olana dek Jen ve ben bir projeye girmeyiz. Sadece zaman ve kaynak olarak büyük bir yatırım değil aynı zamanda konsepti yaratan size de bir şey ifade ediyor, çok duygusal bir deneyim olabiliyor. Bu projeyi doğru yaptığımızı biliyordum, ruhu sağlam tuttuk ve diğer insanlara da bir şeyler ifade edecek özgün bir parça yarattık. İnsanların bunu seveceğinden emindim, ama böylesine bir desteği, övgüyü, samimi eleştiriyi asla beklemiyordum. Filmi mümkün kılmak için büyük fedakarlıklar yapan takımla gurur duymama sebep oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Zor bir satıştı. Biz herşeyden önce birer korku fanıyız, Hollywood korku filmlerinden çıkan devam filmlerinden ve remakelerden bıkmıştık. Onlar bu mülayim ve öngörülebilir formülü takip ediyor ve kimin ne zaman öleceğini tahmin edebiliyorsunuz ya da filmin başından itibaren sonunun nasıl olacağını bilebiliyorsunuz. Çok sıkıcılar. Uluslararası filmlere bakıyorsunuz, çok fazla özgünlük var. Ama ne yazık ki bir çok kuzey Amerikalı altyazıdan ötürü onları izlemiyor. Hayranlarımızın buna cevap vereceğini biliyorduk ama ne yapmaya çalıştığımızı herkesten almaya çalışmak zor bir satıştı. Eğer bir sonraki Saw’ı yapmıyorsanız, eğer ilk American Mary’i yapmak istiyorsanız insanlar korkuyor. Onların gözünde gişede başarı yakalamış diğer filmler gibi bunu pazarlayamazsınız. Satış tahmini yapmak yeni bir şey yapmaktan daha önemli. Biri bana bir keresinde iyi bir film mi yapmak istediğimi yoksa para kazanmak mı istediğimi sordu. Her ikisini de istediğimi söylediğimde bana güldüler.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="583" height="399" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters2.jpg" alt="soskasisters2" class="wp-image-9695" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters2.jpg 583w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters2-300x205.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 583px) 100vw, 583px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<h2 class="wp-block-heading">&#8220;Body Modification&#8221; ve Toplumsal Algı</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: “Body modification” fikri nasıl ortaya çıktı? Filmlerinizde “body modification” konusunu kullanmanızın belli bir sebebi var mı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Ben “body modification” ile bir 1 Nisan şakası ile tanıştım, ikiz erkek kardeşler bacaklarını değiş tokuş yapmıştı. Kardeşlerin bir hikayesi yer alıyordu ve ikiz olmayan kişilerin bunu neden yaptıklarını anlayamayacağını söylüyordu. Beni çok korkutmuştu. Annem eğer bir şey seni korkutuyorsa, onun hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değilsin, kendini eğit ve bundan artık korkmayacaksın derdi. Bu konuya takıntılı hale geldim, korkum saplantıya sonra da hayranlığa dönüştü. Konuya hakim, benzersiz ve akıllı insanlardan oluşan bir grup var fakat medya tarafından yanlış gösteriliyorlar. Ben cahilce başladım ve şimdi bu topluluğu seviyorum. Eğer bu deneyimi yaşayabildiysem diğerlerine de aynı fikri verebilirim diye hissettim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> “Body modification” uzun süredir bizim ilgi alanımız. Büyüme çağında, havalı çocuklar değildik. Okulda bize zorbalık ederlerdi ve bunun sonucu olarak kötü muamele görmüş ya da yanlış anlaşılmış kişiler için ayakta kalmaya karar verdik. Body modification topluluğu kadar yanlış anlaşılan çok grup yok. “görünüş her şeydir” gibi bir durum var. Bir kitabı kapağı ile, bir filmi ismi ile, bir insanı ise nasıl göründüğü ile yargılayamazsınız. Filmin kendisi film endüstrisindeki kendi mücadelelerimizin bir benzetmesi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Korku Türü ve Kadın Yönetmenlerin Rolü</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Korku filmi ağırlıklı bir filmografiniz var. Korku filmi yapmaya devam edecek misiniz ya da mainstream filmler yapmayı düşünüyor musunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Mainstream işlerde çok iyi değilim. Bence günümüzde ve dünyanın bu kısmında mainstream filmleri çok güvenli ve var olmak için bir sebepleri yok. Ben, anlamı olmayan bir iş ortaya koyamam, bu yüzden filmlerimizde mücadele ettiğimiz sorunlar ve bu sebeple &nbsp;diyaloga ve teşvik edici düşüncelere ihtiyacımız olacak. Ayrıca büyük bir prostetik savunucusuyum. Bu yüzden bizi Masters FX ile işbirliği içinde görmeye devam edeceksiniz hatta bu geleneksel bir korku filmi olmasa bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Ne yaparsak yapalım, hangi türün içinde olursak olalım, işlerimizde her zaman korku ögeleri olacak. Bu kim olduğumuzun bir parçası. Korku, birçok lezzetli alt türü olan bir tür. Canavar filmleri var, bilim-kurgu var, seri katiller, paranormal, şeytanlar, korku müzikalleri var. Olasılıklar sonsuz ve korkunun &nbsp;sunduğu her alt türde bir film yapmadan mutlu olabilir miyiz bilmiyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Film izleyicisi olarak, korku filmleri izlemeyi mi tercih ediyorsunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Evet. Korku türü hikaye anlatımıyla ilgili en sevdiğim şey bazı büyük problemlerin üstesinden gelebilirsiniz ama seyirciye öğüt vermiyorsunuz. Zombi alt türü tüketicilik üzerine bir yorum olarak ortaya çıktı ve ben bunu zekice buluyorum. Korku türünde başka herhangi bir türde asla yapamayacağınız adaleti anlatmanın farklı birçok yolu var.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Kesinlikle! Biz büyük bir korku fanıyız. Aynı zamanda işimiz de olduğu için neler olup bittiğini görmekten hoşlanıyoruz. Heyecan uyandıracak yeni işleri, bize ilham verecek uluslararası yapımları, ustalardan bir şeyler öğrenebilmek için klasik korkuları izliyoruz. Her gün yeni bir şeyler izlemeye çalışıyoruz ve korku filmlerinde bir sıkıntı yok. Çok şanslıyız çünkü bazı filmleri gösterimden önce izleyebiliyoruz. Kelimenin tam anlamıyla korku filmi izlemek için bir yığın var.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1097" height="747" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters3.jpg" alt="soskasisters3" class="wp-image-9697" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters3.jpg 1097w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters3-300x204.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/07/soskasisters3-1024x697.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /></a></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Korku filmi yöneten kadın yönetmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Korku türüne bakışları konusundaki düşünceleriniz neler?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Cinsiyeti bir kenara bırakırsak, ben kendi perspektifini ve vizyonunu ortaya koyan, iyi hikaye anlatıcılarını seviyorum. Ne yazık ki, bu günlerde özellikle Batılı işlerde bunu yeteri kadar göremiyoruz. Kendi perspektiflerinden kendi hikayelerini anlatan kadınları daha çok görmeyi isterim, modern kadını yansıtan işlere gerçekten ihtiyacımız var ve kadın yönetmenler bunu yapabilir. Sıkıntı içindeki çaresiz asil kızlar, iki boyutlu aşk karakterleri ya da cadaloz anneler değil. Alice Guy Blanche, Mary Harron, Jennifer Lynch, Jovanka Vuckovic, Isabel Peppard, Sophia Coppola, Kathryn Bigelow ve Danielle Harris sevdiğim kadın yönetmenlerden bazıları ama ben kadın merkezli hikayeler anlatan Ricky Bates, Joss Whedon, Lars Von Trier, Eli Roth, Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino gibi erkek yönetmenleri de seviyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Keşke daha fazla olsa. Ben Jennifer Lynch’i seviyorum. Çok cesur bir yönetmen, filmleri oldukça korkutucu ve korkuyla gerçekçi bir anlaşması var. Büyürken, korku ilhamlarımın neredeyse hepsi erkekti. Stephen King, Robert Rodriguez, John Carpenter, David Cronenberg… Bu sektörde kadın olmanın zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Birçok erkek bizimle çalışmaktan çok mutlu ve bize büyük destek veriyorlar ve saygı duyuyorlar, ama bazı erkekler var ki tam kadın düşmanı. Sadece bir ya da iki film yapmış birçok kadın korku filmi yönetmeni var. Kavgayı devam ettirmek istemedikleri için bundan kaç tanesinin vazgeçtiğini merak ediyorum. Bu, kadınlar ve erkekler için bir savaş olabilir. Görüşünüzü sağlam tutmak ve film yapmak oldukça zor. Ama bunun için savaşmaya değer.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Favori yönetmenleriniz kimler ve sizi en çok etkileyen filmler hangileri?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Robert Rodriguez şu an film yapıyor olma sebebim. Sadece filmleri iyi olduğu için değil, bunu nasıl yaptığını da size gösteriyor. Hayranlarına eğlenceli bir işten daha fazlasını veriyor. Lars Von Trier de sevdiğim yönetmenlerden biri. Çalışmaları acımasızca dürüst ve insani. Breaking the Waves’den Dancer inthe Dark’a, Dogville’den Antichrist’e kadar insani anları çok ustalıklı bir şekilde yakalamayı çok iyi beceriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Robert Rodriguez bizim en büyük ilham kaynağımız. Kamerayı elimize almaya karar verme sebebimiz. El Mariachi ve kitabı Rebel Without a Crew çok etkiliydi. İkisini de tavsiye ederim. Herkes Rebel Without a Crew’i mutlaka okumalı. Sadece film yapımcıları için ilham verici değil, aynı zamanda ne kadar büyük olurlarsa olsunlar hayallerinizi takip etmenizle ilgili. Benim Joss Whedon, Sylvia’nın da Lars Von Trier olduğu gibi şakalar yapıyoruz. Ben kalbimin içine atıyorum, o da gözyaşlarıyla dışarıya akıtıyor. American Psycho, The Shining, Dead Ringers, Desperado, Rec, Let the Right one in, Audition, I saw the Devil…bizi etkileyen birçok harika film ve yönetmen var. Ve öğrenmeyi asla bırakmıyoruz, yeni ilhamlarımızı aramayı ve bizi etkileyecek yeni sanatlar aramayı da. Ben söyleyecek sözü olan korkuyu seviyorum. Var olmasının bir sebebi ve bir anlamı olmalı.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Türk korku filmi severleri American Mary’i oldukça sevdi. İyi “Kötü Film” takipçilerine ve Türkiyedeki fanlarınıza bir şeyler söylemek ister misiniz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska</b><b>:</b> Siz beyler ve bayanlar bizim bu işi devam ettirebilmemizi sağlayın. Çok minnettarız ve yaptığımız her şey eğlence için. Önümüzdeki birkaç proje için daha fazla seyahat etmeyi umuyoruz, belki Türkiye’ye gelebilir ve kişisel olarak teşekkür edebiliriz. Beğeneceğinizi tahmin ettiğimiz katilli yeni bir film geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> &nbsp;Sevginiz ve desteğiniz için kalbimin en derinliklerinden hepinize teşekkür etmek istiyorum. Hepinizi seviyoruz ve henüz sizleri ziyaret edemediğimiz için derinden özür diliyorum ama er geç oraya gelmeyi istiyoruz ve sizi görmek için sabırsızlanıyoruz. Sizi kucaklıyorum ve daha fazlasının geleceği konusunda söz veriyorum. Yeni başlıyoruz. Ve lütfen bize tweet atın ve bizi internette bulun. Sizden haberdar olmak bizi mutlu eder.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj: Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><span style="font-size: large;">Soska Sisters Interview</span></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Hello Soska sisters. Firstly thank you for accepting our interview.</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Thank you, it&#8217;s a privilege for us to have this opportunity.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Thank you so much for taking the time to chat with us!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: How did you start directing movies?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Accidentally. We had been acting since we were seven years old, never to much success. As we grew older the roles available for twins went from cutesy and of little substance to overtly sexualized and of little substance. I wanted to be involved in the film industry in a way that I could be proud of, so we decided to take our extensive martial arts training and try our hand at stunt work which led us to an excellent outsourced stunt program in a film school that was absolutely abysmal in every way. The &#8216;school&#8217; cut the funding to our final project which just&nbsp;disappointed&nbsp;us further in the industry, so we decided to write, direct, star in, do the stunt work for, etc. for our own faux trailer called &#8216;Dead Hooker in a Trunk.&#8217; It was like coming home, we finally found a place for ourselves within the industry.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Little girls aren&#8217;t really encouraged to be writers or directors. We wanted to be actresses. The first time we directed was in highschool. We were in grade 12 and we took a directing and script writing class where we pretty much ran the drama classes for the younger grades. I remember at graduation we both won BEST DIECTOR, but we were so upset we didn&#8217;t win best actress, ha ha. I think that was a sign of what was to come. We&#8217;ve had so many odd jobs and skills that didn&#8217;t seem to go together until we finally found directing. It felt like we were finally doing what we were meant to be doing. It felt so right, like coming home.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: American Mary attracted great attention especially in the festivals. Did you expect such an interest?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Jen and I do not get involved in making a project unless we are extremely passionate about it. It&#8217;s a huge investment not only of time and resources, but because it means something to you, who created the concept, it can be a very emotionally draining experience. I knew if we made this project right, kept its soul intact, and made it an original piece that it would be something that would mean something to other people. I felt confident that people would like it, but I had never expected this outpour of support, accolades, and rave reviews. It makes me very proud of the team that sacrificed so much to make the film possible.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> It was a tough sell. We&#8217;re horror fans ourselves, first and foremost, and we&#8217;ve found ourselves so tired of sequels and remakes that seems to be all that&#8217;s coming out of Hollywood int he way of horror films. They follow this bland, predictable formula and you can guess who will die when and what&#8217;s going to happen in the end right at the beginning. They&#8217;re so dull. You look at international films, and theres so much originality out there. But sadly a lot of North Americans won&#8217;t watch them because of the subtitles. We knew that the fans would respond to it, but getting everyone else to get what we were trying to make was a tough sell. If you&#8217;re not making the next SAW or the next whatever, if you want to make the first AMERICAN MARY, people get scared. You can&#8217;t just market it like some other film that in their eyes has &#8220;worked&#8221; at the box office. It&#8217;s like predicting sales is more important than making something new. Someone asked me once if I&#8217;d rather make a great film or if I&#8217;d rather make money. They laughed in my face when I said I wanted to do both.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: How did the idea of body modification come into existence? Was there a specific reason of using body modification subject in your movie?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> I was introduced to body modification through an April Fools prank online that featured two identical twin brothers who swapped limbs. With the photo diary, there was a story from the brothers that explained that you had to be a twin to understand why they did it. It scared the hell out of me. My mom taught me that if something scares you, it means you don&#8217;t know enough about it, so educate yourself and you won&#8217;t be scared anymore. I became obsessed with body modification, my fear turned to&nbsp;fascination&nbsp;to admiration. Here was a group of very self-aware, unique, and intelligent people who are so wrongly villainized in media. I started by being ignorant and now I loved the community, I felt that if I could have that experience then I could give others that same insight.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Body modification had been an interest of ours personally for a long time. We hadn&#8217;t even thought we&#8217;d end up making a film where it was so heavily featured. Growing up, we weren&#8217;t the cool kids. We were bullied in school and as a result we decided that we&#8217;d always stand up for anyone that was mistreated or misunderstood. There aren&#8217;t many groups that are as misunderstood as the body mod community. That&#8217;s a big part of our tagline, &#8220;appearances are everything.&#8221; You can&#8217;t judge a book by its cover, you can&#8217;t judge a movie by its title, and you can&#8217;t judge a person by the way they look. The film itself is very much an analogy of our own struggles in the film industry. We used the mainstream medical profession in place mainstream Hollywood where we&#8217;ve encountered so many monsters and the body mod community in place of the horror community where we&#8217;ve always found acceptance and love. We wanted to make a fair representation of the mod community which is so often misrepresented in our culture.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: You have a horror film intensive filmography? Will you keep going on directing horror movies and do you think making more mainstream films?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska</b><b>:</b> I&#8217;m not very good with being mainstream. I think mainstream films in this era and this part of the world are far too safe and do not have any sort of reason to exist. I can&#8217;t create something that doesn&#8217;t have greater meaning, so there will be issues that we tackle in all of our films that we feel need a dialogue or that promote thought. I am a big prosthetics advocate, so you&#8217;ll see us continuing to collaborate with Masters FX even if the work isn&#8217;t a conventional horror or horror at all.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> No matter what we do, no matter what genre we work in, there will always be elements of horror in our work. It&#8217;s so much a part of who we are. Horror is also a genre with so many delicious sub genres. There&#8217;s monster movies, there&#8217;s sci-fi, there&#8217;s found footage, there&#8217;s serial killers, there&#8217;s paranormal, there&#8217;s demons, there&#8217;s horror musicals&#8230; the possibilities are just endless and I don&#8217;t know if we could ever be happy not making a film in each and every subgenre that horror has to offer.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: As a movie audience, do you prefer watching horror films?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Yes. The cool thing about horror genre story telling is you can tackle some pretty big issues but you aren&#8217;t preaching at the audience. The zombie subgenre started as a commentary on consumerism and I find that smart filmmaking. I think there are ways of telling stories in horror that you could never do the same justice to in another genre.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Absolutely! We are huge fans of horror. It being our business, too, we like to see what&#8217;s out there. We watch the new stuff to see what&#8217;s exciting, we watch international stuff to be inspired, we watch classic horror to learn from the masters. We try to watch something new every day and there is no shortage of horror films available. We are very lucky to be doing what we do because we get to watch some films before they even get released. We literally have piles of &#8220;to watch&#8221; horror movies.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: What do you think about woman directors who direct horror movies? and what is your opinion about their perspective on horror genre?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> More than any issue of gender, I like a good story teller, who puts their own perspective and vision into the work. Sadly, you don&#8217;t get to see enough of that these days, especially in Western genre-filmmaking. I would like to see more women telling their stories from their&nbsp;perspective; we really need to have work that reflects the modern woman and lady filmmakers can do just that. No more helpless damsels in distress, no two-dimensional love interest characters, no nagging mothers. Even stereotypical people are special in their own way and I want to see that. Alice Guy Blanche, Mary Harron, Jennifer Lynch, Jovanka Vuckovic, Isabel Peppard, Sophia Coppola, Kathryn Bigelow, and Danielle Harris are some of my favorite female directors, but I also like the female-centric stories being told by male directors like Ricky Bates, Joss Whedon, Lars Von Trier, Eli Roth, Robert Rodriguez, and Quentin Tarantino.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> I wish there were more of them. I love Jennifer Lynch. She&#8217;s a very bold filmmaker and her films are terrifying and deal with horror in a very real way. Growing up, most of my horror influences, almost all of them, were men. Stephen King, Robert Rodriguez, John Carpenter, David Cronenberg&#8230; I will say being a woman in this business can be challenging. Most men are more than happy to work with us and treat us with a lot of support and respect, but there are some men that are just total misogynistic pigs. There are so many female horror directors that you see only make one or two films. I wonder how many of them gave up because they didn&#8217;t want to keep fighting. It can be a battle, for men and women. It&#8217;s hard to make a film and keep your vision intact. But it&#8217;s very much worth fighting for.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Who are your favorite directors and would you tell us which movies affect you most?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> Robert Rodriguez is the reason why I am making film right now. Not only were his movies cool, but he showed you how he did it. He gave back to his fans even more than just with his highly entertaining filmwork. Lars Von Trier is one of my favorite directors. His work is brutally honest and human. From BREAKING THE WAVES to DANCER IN THE DARK to DOGVILLE to ANTICHRIST, he manages to capture what feels like private human moments perfectly in a very artful way.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> Robert Rodriguez would be our biggest inspiration. He was the reason we ever decided to pick up a camera. His EL MARIACHI and book REBEL WITHOUT A CREW are so influential. I highly recommend both. Everyone should read REBEL WITHOUT A CREW. It&#8217;s not only inspiring for filmmakers, but it&#8217;s all about following your dreams, no matter how big they are. We joke that I&#8217;m the Joss Whedon and she&#8217;s the Lars Von Trier. I put the heart in and she tears it out. AMERICAN PSYCHO, THE SHINING, DEAD RINGERS, DESPERADO, REC, LET THE RIGHT ONE IN, AUDITION, I SAW THE DEVIL&#8230; there are so many great films and filmmakers who inspire us. And we never stop learning, we never stop seeking out new inspiration and new art to inspire us. I love horror that has something to say. It should have a reason for existing and it has to have meaning.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Turkish horror movie fans really liked American Mary very much. Would you like to tell something to İyi “Kötü Film” followers and to your fans in Turkey?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Sylvia Soska:</b> You ladies and gentleman make it possible for us to continue to do this. We&#8217;re very grateful and everything we create is for your entertainment. We are hoping to be able to travel more with the next few projects so we can come to Turkey to personally thank you. We have some killer stuff coming up that we think you&#8217;ll really dig!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Jen Soska:</b> I want to thank you all from the very bottoms of our hearts for your overwhelming out pour of love and support. We love you all and I deeply apologize that we haven&#8217;t been able to visit you yet, but we intend to get out there sooner than later and we cannot wait to see you all. Hugs to follow and I promise there&#8217;s so much more coming from us. We&#8217;re just getting started. And please tweet at us and find us online! We love hearing from you!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;Interview: Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/soska-kardesler-roportaji/">Soska Kardeşler Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/soska-kardesler-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaya Özkaracalar Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/kaya-ozkaracalar-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/kaya-ozkaracalar-roportaji/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Apr 2013 17:58:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Antrakt Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Geceyarısı Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Geceyarısı Sineması Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaya Özkaracar]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Konuralp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=9445</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi &#8220;Kötü Film&#8221;in esin kaynaklarından Geceyarısı Sineması Dergisi&#8217;nin kurucularından, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Televizyon bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaya Özkaracalar ile sizler için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Tolga Demirtaş: Merhaba, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle sinemaya olan ilginiz nasıl başladı? Kaya Özkaracalar: Hem annem, hem babam sinemaya gitme alışkanlığı olan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kaya-ozkaracalar-roportaji/">Kaya Özkaracalar Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="322" height="355" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar.jpg" alt="Kaya-Özkaracalar" class="wp-image-9447" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar.jpg 322w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar-272x300.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">İyi &#8220;Kötü Film&#8221;in esin kaynaklarından Geceyarısı Sineması Dergisi&#8217;nin kurucularından, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Televizyon bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaya Özkaracalar ile sizler için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Merhaba, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle sinemaya olan ilginiz nasıl başladı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Kaya Özkaracalar</b>: Hem annem, hem babam sinemaya gitme alışkanlığı olan bir kuşaktan geliyorlar, özellikle annem sinemayı, sinemaya gitmeyi çok sever. Küçüklüğümden beri beni de sinemaya götürürlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Tolga Demirtaş: Belli bir kesim tarafından hala unutulmayan “Geceyarısı Sineması” dergisi fikri nasıl ortaya çıktı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>Kaya Özkaracalar: </b>Ortaokul yıllarım gazetelerdeki ilanların, sinema salonlarındaki posterlerin, lobi kartlarının, fragmanların çağrısına uyarak Beşiktaş Mıstık Sineması’nda ve Şişli-Harbiye hattındaki sinemalarda (sırasıyla Şişli Kent, Osmanbey Site ve Gazi, Pangaltı İnci, Harbiye Konak ve As) korku ve serüven filmleriyle haşır neşir olarak geçmişti. Çoğu kez izlemeye koyulduğum filmlerden pek azı, görsel tanıtım materyallerindeki vaatlerini yerine getiriyordu. Neticede, sinemalarda bize ulaşan filmlerden daha ötesi hakkında bilgilenmeye ve o filmlere video sayesinde ulaşmaya yönelirken buldum kendimi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar geçtikçe, fantastik sinema hakkında edindiğim birikimi paylaşma isteği arttı. Bu minvaldeki ilk yazılarım <i>Antrakt</i> dergisinde yayınlandı (1997). <i>Antrakt</i>’ın kapanmasının ardından <i>Radikal</i> gazetesinin hafta sonu eklerine yazmaya başladım.</p>



<span id="more-9445"></span>



<p class="wp-block-paragraph"> Ancak <i>Radikal</i>, bir gazete olduğundan oradaki yazıların güncel ile bir bağlantısının olması gerekiyordu ve dolayısıyla bana tam olarak yetmiyordu. Bir Londra seyahatimde benzerlerini görüp ‘niye Türkiye’de böyle yayınlar yok’ diye hayıflandığım tarzda, fantastik sinema üzerine yoğunlaşan bir dergiyi ne yapıp edip imece usülüyle çıkarmak elzem gelmeye başlamıştı. Bu niyetimi ilk olarak, bir grup arkadaş olarak çıkarmakta olduğumuz siyasi bir gençlik kültür dergisi olan <i>Patika</i>’daki ekipten Savaş Arslan’a açtım Sakarya Caddesi’ndeki birahanelerden Dostlar’da bir akşamüstü. Çok geçmeden Savaş ve onun üzerinden tanıştığım Orhan Anafarta’yla birlikte <i>Geceyarısı Sineması</i>’nı, ilk sayısındaki sunuş yazısının başlığında –ve daha sonraki ilanlarda- kullanacağımız ifadeyle, “Türkiye’nin ‘öteki’ sinema dergisini” hazırlamaya koyulduk.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Geceyarısı Sineması dergisinde yer verdiğiniz filmlere o dönemlerde ulaşmak oldukça zor olmalı. Bu filmlere o dönemde nasıl ulaşıyordunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K. Ö.:</b> Evet, o filmlere o zaman ulaşmak çok zordu. Gerçi ABD’de bu tip özel ilgi alanlarına yönelik filmlerin kopyalarını satan bazı adresler mevcuttu ama en azından o dönem bütçemizi zorlayacak meblağlar gerektiriyordu oralardan sipariş vermek. Ben şahsen takas yoluyla koleksiyonumu genişlettim uzun süre. Bir şekilde dünyanın dört bir yanındaki korku ve istismar filmi video kaset koleksiyoncularıyla irtibat kurdum. Elimdeki Türk fantastik filmlerinin kopyalarını –ki çoğu tv’den yapılmış kayıtlardı- bu koleksiyonculara gönderip karşılığında onların elinde olan ve benim aradığım filmlerin kopyalarını bana göndermeleri üzerinden bayağı bir takas yaptım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de şunu söylemek lazım, bu koleksiyoncular arasında elden ele dolaşan kopyalar, genellikle Japonya’da veya Hollanda’da vakti zamanında piyasaya çıkmış kasetlerin kopyalarının kopyaları oluyordu. Kopyanın kopyası olma sonucu kötü görüntü ve ses kalitesinde, anlamadığımız dillerde altyazı taşıyan kopyalarla idare etmekten başka seçenek yoktu o yıllarda&#8230; Tabii Argento veya Bava gibi ustaların filmlerini soluk, flu renklerle, boğuk seslerle izlemek hiç hoş değildi ama öte yandan aslında bu koşullar bazı filmlere, örneğin özellikle Franco’nun filmlerine gayri-ihtiyari olarak garip bir ambians veriyordu, ne olduğunu anlamadığınız tuhaf bir rüyayı izlemek gibi!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Geceyarısı Sineması hafızalarımızda unutulmazlar arasında. Acaba dergiyi tekrar çıkarmayı düşünüyor musunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.: </b>2’nci sayıdan itibaren aramıza katılan ve derginin temel direklerinden biri olan Sadi Konuralp’i 2003 yazında akıl almaz bir ‘kaza’ (!) sonucu yitirmemiz, hemen ardından benim Istanbul’a taşınıp tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamam derginin sonunu getirdi. Uzunca bir süre <i>Geceyarısı Sineması</i>’nı tekrardan çıkarmaya ileride zaman ve enerji bulabileceğime inandım; ancak olmadı, olamadı. Geçen zaman zarfında ise hem zamanında dergimizin en önemli satış noktalarından olan Pentimento, Atılgan gibi mekanların artık varolmadığı bugünkü koşullarda böyle bir dergiyi finansal olarak ayakta tutmanın olanaklılığı, hem de internetteki çok sayıda oluşuma baktığımda artık gerekliliği konularında kuşku duyuyorum.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1027" height="697" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar2.jpg" alt="Kaya-Özkaracalar2" class="wp-image-9451" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar2.jpg 1027w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar2-300x203.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/Kaya-Özkaracalar2-1024x694.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1027px) 100vw, 1027px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Dergiyi çıkardığınız dönem ve şimdiyi kıyasladığınızda sinemaya bakış açınızda bir değişim oldu mu?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.: </b>Uf, çok zor bir soru.. Tam emin değilim ama sanmıyorum. En azından <i>Geceyarısı Sineması</i>’nın ilk sayısının ilk sayfasındaki biraz manifesto nitelikli çıkış yazısına bugün de imzamı atabileceğimi söyleyebilirim. O zaman da, bugün de Ado Kyrou’nun genel yaklaşımı bana esin veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, “bakış açısı değişikliği” olarak değil de ilgi alanlarımın çeşitlenmesi açısından, daha önce pek fazla ilgilenmemiş olduğum belgesel sinemanın son 10 yılda ilgi alanlarım içinde öncelikli bir yere geldiğini söyleyebilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Sinema yazarlığına bakış açınız nedir? Sinema bloglarını bu açıdan nerede görüyorsunuz?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.:</b> Sinema bloglarını ve internet üzerindeki diğer sinema yazarlığı, forum, vb mecralarını önemsiyorum ve takip etmeye çalışıyorum, yurtdışındakiler dahil olmak üzere. Türkiye’deki yeni kuşakların klasik film eleştirisi kalıplarının dışına daha fazla çıkmalarını arzu ederim ama.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Bir izleyici olarak en beğendiğiniz ve izlemekten keyif aldığınız tür hangisi? Sevdiğiniz yönetmenler ve filmlerden bazılarını sorsak?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.:</b> Şöyle diyeyim, örneğin bir festival programını incelerken öncelikle fantastik filmlere, çizgi filmlere ve de sosyalist yönetmenlerin filmlerine bakıyorum. Fantastik sinemanın tüm türlerini takip etmeye çalışırım ama sanırım en çok eski gotik korku filmlerini izlemek bana keyif veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Jess Franco, Jean Rollin, Mario Bava ve Dario Argento en sevdiğim yönetmenler arasında. Ed Wood’u da severim, Andy Milligan’ı da çok ilginç buluyorum. Tabii bir de David Lynch ve David Cronenberg’i anmamak olmaz. Öte yandan Carlos Saura ve Fernando Solanas’ı da çok sever ve beğenirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Son olarak İyi “Kötü Film” hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Takipçilerimize söylemek istediğiniz ya da eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.:</b> Harika bir site! Kapsamı bütünüyle benim ilgi alanım içinde&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylemek, eklemek istediğim şey&#8230; Çok fazla film var, çok az zamanımız var! Başkalarının sevdiği, beğendiği filmleri aşağılamayalım; kendi sevdiğimiz, beğendiğimiz filmleri kimseyi, hiçbir şeyi umursamadan savunup, sahiplenelim!&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>T.D.: Teşekkürler.</b></p>



<p class="wp-block-paragraph"><b>K.Ö.: </b>Ben teşekkür ederim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/kaya-ozkaracalar-roportaji/">Kaya Özkaracalar Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/kaya-ozkaracalar-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pete Tombs Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/pete-tombs-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/pete-tombs-roportaji/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2013 20:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Seks ve Korku Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Cathal Tohill]]></category>
		<category><![CDATA[David Cronenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Filmler (Uzakdoğu'dan Güney Amerika'ya)]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Jess Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Bunuel]]></category>
		<category><![CDATA[Mario Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Mojica Marins]]></category>
		<category><![CDATA[Mondo Macabro DVD]]></category>
		<category><![CDATA[Pagan Films]]></category>
		<category><![CDATA[Pete Tombs]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Fuller]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[Tsukamoto Shinya]]></category>
		<category><![CDATA[Wakamatsu Koji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=9425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Seks ve Korku Sineması ve Fantastik Filmler (Uzakdoğu&#8217;dan &#160;Güney Amerika&#8217;ya) kitaplarının yazarı, aynı zamanda Mondo Macabro DVD&#8217;nin kurucusu yazar, senarist ve yönetmen Pete Tombs ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik.&#160; Tolga Demirtaş: Merhaba Mr. Tombs. Öncelikle bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son zamanlarda üzerinde yoğunlaştığınız projeleriniz neler? Pete Tombs:&#160;Mondo Macabro etiketi altında Birleşik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/pete-tombs-roportaji/">Pete Tombs Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="735" height="943" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs.jpg" alt="pete_tombs" class="wp-image-9413" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs.jpg 735w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs-233x300.jpg 233w" sizes="auto, (max-width: 735px) 100vw, 735px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Seks ve Korku Sineması ve Fantastik Filmler (Uzakdoğu&#8217;dan &nbsp;Güney Amerika&#8217;ya) kitaplarının yazarı, aynı zamanda Mondo Macabro DVD&#8217;nin kurucusu yazar, senarist ve yönetmen Pete Tombs ile sizler için bir söyleşi gerçekleştirdik.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş: Merhaba Mr. Tombs. Öncelikle bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son zamanlarda üzerinde yoğunlaştığınız projeleriniz neler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pete Tombs:</strong>&nbsp;Mondo Macabro etiketi altında Birleşik Devletler’de DVD çıkarıyoruz ve bazı prodüksiyon ortakları ile yeni yapımlar üzerinde çalışıyoruz. Birçok kişi bilmeyebilir ama Ben Wheatley’nin (Kill List) ilk filmi Down Terrace bir Mondo Macabro yapımıydı!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş: Immoral Tales ve Mondo Macabro benim başucu kitaplarımdan. Bu tarz filmlere olan ilginiz ve bunları kitaplaştırma fikri nasıl ortaya çıktı? Kitapların devamı gelecek mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pete Tombs:</strong>&nbsp;Yazar Cathal Tohill ile 90’lı yılların başında Immoral Tales kitabını yazma fikri ortaya çıktı. Birkaç yeni video şirketi (VHS tabi ki) 60’lı, 70’li, 80’li yıllara ait daha önce ulaşılamayan bazı filmleri (Jess Franco ve Jean Rollin filmleri gibi) piyasaya sürmeye başlamışlardı. Bu alanda kitap için de bir pazar olabileceğini düşündük ve İngilizce dünyasında bu konuyla ilgili daha öncesine ait kapsamlı bir içerik yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitap oldukça iyi karşılandı ve bu yüzden 60’lı yıllarda başlayan, tüm dünyadan istismar filmlerini içeren bir kitap fikri ortaya çıktı. Ama bu sefer Türkiye, Endonezya ve Filipinler gibi daha önce kapsamlı bir şekilde yazılmamış ülkeleri arıyordum.<img decoding="async" title="Daha fazla..." alt="" src="https://iyikotufilm.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif"></p>



<span id="more-9425"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: Mondo Macabro ile gün yüzüne çıkmamış filmleri izleyici ile buluşturuyorsunuz. Mondo Macabro hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Aynı zamanda yukarıda bahsettiğim kitapları yazarken, 1990 yılında UK’de Pagan Films isminde bir video şirketi kurdum. Mondo Macabro kitabını yayınladıktan sonra kitapta bahsi geçen bazı film yapan ülkeleri keşfetmeye yönelik bir TV şovu yapma teklif edildi. Bu filmlerin haklarını elinde bulunduran yapımcılar ve distribütörlerle anlaşmaya başladık ve bu filmlerden bazılarını DVD olarak piyasaya sürmenin iyi bir fikir olacağını düşündük. Birleşik Devletler’de yayınlama üzerine konsantre olmaya karar verdik, çünkü daha büyük bir pazar vardı ve UK’de bazen karşılaştığımız sansür gibi problemler burada yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: Birçok yönetmen ve oyuncu ile tanışıyorsunuz. Sizi en çok etkileyen yönetmen ve oyunculardan birkaçını sorsak?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Cevaplaması zor bir soru! Gençken sevdiğim yönetmenler arasında Luis Bunuel, Mario Bava, David Cronenberg, Wakamatsu Koji, Sam Fuller, Terence Fisher vardı ve daha birçok isim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi, DVD ve internete şükürler olsun ki Tsukamoto Shinya, Mojica Marins, Jess Franco gibi birçok ismi keşfedebildik, tabi ki arthouse ve mainstream işler yapan isimleri henüz saymadım. Yani uzun bir liste!</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="711" height="712" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs2.jpg" alt="pete_tombs2" class="wp-image-9418" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs2.jpg 711w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs2-150x150.jpg 150w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2013/04/pete_tombs2-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 711px) 100vw, 711px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: İnsanlar artık B filmleri ve trash sinemayı keşfetmeye başlıyor. Bu artan ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Sizce bu filmler insanları gerçekten etkiliyor mu yoksa bir trend haline mi gelmeye başladı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Sanırım ana akım işlerin ötesinde büyüdüyseniz ve bütün “klasikleri” geçmişte keşfettiyseniz, yeni keşiflere devam etmek için dünya sinemasının köşe bucağına bakmak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence ana akım işlerden farklı oldukları için eski ve karanlık filmlere sadece gülmek için bakan insanlarla ilgili bir sorun var. Sinemaya getirdikleri farklı bakış açısından dolayı ve oldukları gibi bu filmlerden keyif almalısınız. Bazen gülmek tabi çok iyidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: Araştırmalarınızda birçok ülke sinemasına yer veriyorsunuz. Sizi en çok etkileyen ülke sineması hangisi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Söylemesi zor, her biri oldukça farklı. Ama Endonezya popüler sineması, korku ve dövüş sanatları filmlerini, zengin mitolojilerini keşfettikleri için ve son derece sinematik ve geniş ekran kompozisyonlar kullanmaları açısından büyüleyici buluyorum. Filipinler sinemasını da keşfetmesi oldukça ilginç, burada yerli sinemadan bahsediyorum, orada çekilen Roger Corman tarzı filmlerden değil. Filipinler sineması ile ilgili problem şu ki sinematik miraslarının çok az korunmuş olması ve bilgi edinmek çok zor, ama hala bazı yerlerde gömülü gerçek hazineler var.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: Fantastik Türk sineması hakkındaki fikirleriniz neler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;60’lı, 70’li yıllar Türk tür sinemasında gördüğüm, eğlendirmek için saf enerji ve bağlılık benim için bir yenilikti ve günümüzde bile bu filmlerden gerçekten bir şeyler öğrenebileceğimizi hissediyorum. Saf olabilirler ama seyirciyi asla kaybetmediler ve filmlerin hareket etmesi gerektiğini unutmadılar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: Son olarak İyi “Kötü Film” takipçilerine sizin söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Açık fikirli olun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Pete Tombs Interview</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş: What are your recent projects? What kind of things are you doing these days?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pete Tombs:&nbsp;</strong>We’re still releasing films on DVD via the Mondo Macabro label in the USA. And we are working on new productions with some production partners. A lot of people may not know it, but Ben “Kill List” Wheatley’s first film (Down Terrace) was a Mondo Macabro production!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş: Immoral Tales and Mondo Macabro are my reference books, they are always on my bedside. How did the idea of writing books about fantastic movies come into existence? More books in the future?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Pete Tombs:</strong>&nbsp;Myself and co-writer Cathal Tohill came up with the idea of the Immoral Tales book back in the early 1990s. A couple of new video companies (VHS, of course…) were starting to release some films from the 60s, 70s and 80s that had not previously been available – some of the Jess Franco and Jean Rollin titles, for example – and it seemed to us that there might be a market for a book about this area of film making as it had not been extensively covered before in the English language world.</p>



<p class="wp-block-paragraph">That book was quite well received and so I came up with the idea of putting together a book that covered the world-wide explosion of exploitation films that began in the 1960s. But this time, looking at countries that had not been extensively written about, like Turkey, Indonesia and the Philippines, for example.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: You are matching the audience up with unexplored movies with Mondo Macabro DVD. Could you tell us more about Mondo Macabro DVD?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;At the same time as writing the books mentioned above, I had been setting up a video label in the UK, called Pagan Films (this was in the 1990s). After the publication of the book Mondo Macabro I was asked to make a TV show exploring some of the film-making countries covered in that book. We began to deal with producers and distributors who had rights to these films and we decided it might be a good idea to try to release some of these films on DVD. We decided to concentrate on releasing in the US, because the market is bigger and there are not the same problems of censorship that we sometimes have in the UK.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: You know many directors and players. Who are your favorite directors and actors?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;A hard question to answer! When I was younger, my favorite directors would have included Luis Bunuel, Mario Bava, David Cronenberg, Wakamatsu Koji, Sam Fuller, Terence Fisher… too many others to name!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Now, thanks to DVD and the internet, there are many more that we are able to discover &nbsp;like Tsukamoto Shinya, Mojica Marins, Jess Franco, of course, and we haven’t even started on the arthouse or the mainstream film-makers. So – a long list!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: People has begun to explore B movies and trash cinema. What do you think about this growing interest? Do you think it is a trend or people really began to love these kind of movies?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;I guess once you have grown beyond the mainstream and explored all the “classics” of the past, then you have to look into the nooks and crannies of world cinema if you want to keep making new discoveries.</p>



<p class="wp-block-paragraph">There is a problem, I think, with people only wanting to laugh at obscure or old movies just because they are different from the mainstream. I think you have to enjoy these films for what they are and to value the different perspectives they bring to how cinema can be made. That said, it’s good to have a laugh sometimes…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: You are featuring different countries’ cinema in your researchs. Which country’s cinema affect you most?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Hard to say, as each is so different. But I found Indonesian popular cinema, the horror and martial arts films, to be fascinating on account of the very rich mythology that they explore and the highly cinematic, widescreen compositions that they often use. Filipino cinema, too, was very interesting to discover – I’m talking about the indigenous cinema here, not the Roger Corman type movies that were shot there. The problem with the Philippines is that there has been so little preservation of their cinematic heritage and it’s very hard to find out information, but there are some real treasures still buried there, somewhere.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: What do you think about Turkish fantastic cinema?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;The sheer energy and commitment to entertain that you find in Turkish genre cinema from the 60s and 70s was a revelation to me and I really feel that even today we can learn something from those movies. They may have been naïve, but they never lost sight of the audience and they never forgot that “movies” have to “move”.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T.D.: At last, what do you want to tell the followers of İyi “Kötü Film”?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>P.T.:</strong>&nbsp;Keep an open mind.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/pete-tombs-roportaji/">Pete Tombs Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/pete-tombs-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sybil Danning Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/sybil-danning-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/sybil-danning-roportaji/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ipekcakir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Aug 2012 07:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[357 Magnum]]></category>
		<category><![CDATA[ADVENTURE VIDEO]]></category>
		<category><![CDATA[Akira Kurosawa]]></category>
		<category><![CDATA[Angelina Jolie]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Cassell]]></category>
		<category><![CDATA[BBTS]]></category>
		<category><![CDATA[Beverly Hills Gun Club]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Chartoff]]></category>
		<category><![CDATA[Billy Wilder Building']]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu'da]]></category>
		<category><![CDATA[BLUEBEARD]]></category>
		<category><![CDATA[BOURNE LEGACY]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes Film Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Chained Heat]]></category>
		<category><![CDATA[Clint Eastwood]]></category>
		<category><![CDATA[Commando]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Taradash]]></category>
		<category><![CDATA[David Cronenberg]]></category>
		<category><![CDATA[David O Selznick]]></category>
		<category><![CDATA[DUEL IN THE SUN]]></category>
		<category><![CDATA[FAME AND FORTUNE]]></category>
		<category><![CDATA[FROM HERE TO ETERNITY]]></category>
		<category><![CDATA[GONE WITH THE WIND]]></category>
		<category><![CDATA[Grindhouse]]></category>
		<category><![CDATA[Hercules]]></category>
		<category><![CDATA[IN THE LAND OF BLOOD AND HONEY]]></category>
		<category><![CDATA[Jackie Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Statham]]></category>
		<category><![CDATA[Ken Foree]]></category>
		<category><![CDATA[Krupp Sisters]]></category>
		<category><![CDATA[LECH WALESA]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo diCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Liliana Cavani]]></category>
		<category><![CDATA[Machete]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Scorsese]]></category>
		<category><![CDATA[MIVTSA JONATAN]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[OPERATION THUNDERBOLT]]></category>
		<category><![CDATA[Pam Grier]]></category>
		<category><![CDATA[Paramount Studios]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[RAGING BULL]]></category>
		<category><![CDATA[RAMBO]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Burton]]></category>
		<category><![CDATA[Rob Zombie]]></category>
		<category><![CDATA[Rocky]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Corman]]></category>
		<category><![CDATA[Russell Crowe]]></category>
		<category><![CDATA[Seven Samurai]]></category>
		<category><![CDATA[Sherry Moon]]></category>
		<category><![CDATA[SOLIDARITY]]></category>
		<category><![CDATA[Star Wars]]></category>
		<category><![CDATA[Still Taking Care of Business]]></category>
		<category><![CDATA[Sunset Gower Studios]]></category>
		<category><![CDATA[Sybil Danning Interview]]></category>
		<category><![CDATA[Sybil Danning Röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[Sybil Danning's ADVENTURE VIDEO]]></category>
		<category><![CDATA[The Life and Legend of a Hollywood Icon]]></category>
		<category><![CDATA[THE MECHANIC]]></category>
		<category><![CDATA[The Night Porter]]></category>
		<category><![CDATA[THE RIGHT STUFF]]></category>
		<category><![CDATA[THE SEVEN MAGNIFICIENT GLADIATORS]]></category>
		<category><![CDATA[WARRIOR QUEEN]]></category>
		<category><![CDATA[Werewolf Women of the SS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=8410</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler Ms.Danning. Bu bizim için bir onur. Hakkında &#8220;B filmlerinin kraliçesi&#8221; ve &#8220;seks sembolü&#8221; gibi tanımlamalar yapılıyor. Bunlar arasından en sevdiğin ve seni en iyi anlattığını düşündüğün hangisi? Sybil Danning : Benimle bu röportajı gerçekleştirdiğin için teşekkürler İpek, bu benim için bir zevk. Siteniz çok güzel. ABD [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/sybil-danning-roportaji/">Sybil Danning Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/CHAINED-HEAT-with-cigarillo0001.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="603" height="888" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/CHAINED-HEAT-with-cigarillo0001.jpg" alt="" class="wp-image-8444" title="CHAINED-HEAT-with-cigarillo0001" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/CHAINED-HEAT-with-cigarillo0001.jpg 603w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/CHAINED-HEAT-with-cigarillo0001-203x300.jpg 203w" sizes="auto, (max-width: 603px) 100vw, 603px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler Ms.Danning. Bu bizim için bir onur. Hakkında <em>&#8220;B filmlerinin kraliçesi&#8221;</em> ve <em>&#8220;seks sembolü&#8221;</em> gibi tanımlamalar yapılıyor. Bunlar arasından en sevdiğin ve seni en iyi anlattığını düşündüğün hangisi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Benimle bu röportajı gerçekleştirdiğin için teşekkürler İpek, bu benim için bir zevk. Siteniz çok güzel. ABD medyası, benim 80li yıllarda güçlü kadın rolleri için bir yol oluşturduğumu ve öncülük ettiğimi belirtti. O dönem kadınların güçlü rollerde oynaması için çok zor zamanlardı, bu nedenle basının hakkımda yazdıklarını yansıtıyorum ve buna saygı duyuyorum. 80li yıllar filmlerin genellikle ülkenin durumunu yansıttığı bir dönemdi. <em>Reagan</em> başkandı ve <em>&#8220;Star Wars&#8221;</em> gerçekten ve gerçek hayatta yaşanıyordu. Filmler bu maço atmosferi yansıtıyordu. <strong>RAMBO</strong> ve <strong>COMMANDO</strong> filmleri vardı, kadınların rolleri arka plandaydı ve nispeten daha az ilgi çekiciydi. 1979 yılında Hollywood&#8217;a geldiğimde bana ilk önemli rolümü veren <em>Roger Corman</em> gibi yapımcılara minnettarım. Mükemmel bir kült klasik olan <strong>c</strong> filminde <em>&#8220;St.Exmin&#8221;</em> karakterini oynadım. 6 erkekle birlikte iyi gezegeni kötü adamlardan kurtarmaya giden tek kadındım. Açık şekilde, <em>Akira Kurosawa</em> klasiği <strong>SEVEN SAMURAI</strong> filminin uzayda geçen remake versiyonuydu. <strong>BBTS</strong> bu sefer Blu-Ray olarak geçen yıl tekrar çıktı, ve dağıtımcı tarafından bu yeni gösterimi tanıtmak için dünyaca ünlü San Diego Comic Convention&#8217;a davet edildim. Başarılı olmaya devam ediyor ve şunu söylemekten mutluluk duyuyorum ki, film çekildikten sonra doğan yeni genç izleyiciler arasında da popülerlik kazanmaya devam ediyor. Bu film 80lerdeki patlayışımı sağladı ve ardından başka güçlü roller geldi. Rollerim birbirine göre daha az ya da daha çok da olsa seksi roller ve bu benim için sorun değil. Bir kadın aynı zamanda hem seksi hem güçlü olabilir ve ben ikisini de olmayı seviyorum. Bir seks sembolü çok olumlu bir şey ve çok farklı bir şey olan &#8220;seks objesi&#8221; olmakla karıştırılmamalı.</p>



<span id="more-8410"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Filmlerindeki rollerine baktığımızda, gerçekten güçlü kadın figürlerini oynadığını görüyoruz. Bununla ilgili ve güçlü kadınların filmlerdeki ve gerçek hayattaki önemi hakkında ne düşünüyorsun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Filmlerdeki bir boşluğu doldurdum ve bundan sonra ve günümüze kadar olmak üzere stüdyolar bunu 90larda yapmaya başladılar, şimdilerde ise çizgiroman adaptasyonları ile yapıyorlar ki bu bence iyi bir şey. Hep güçlü kadın rollerini oynamayı tercih ettim ve dünyada kadınlara karşı hala bu kadar haksızlık yapılıyorken, hayranlarımın yarısını oluşturan genç kadınlara güçlü bir rol model oluşturduğum için mutluyum. Bir restorana gittim ve kadın garson beni tanıyarak yanıma geldi. <strong>CHAINED HEAT</strong> adlı filmimi 5 kere izlediğini ve bu filmin ona kaybetmek üzere olduğu işiyle alakalı mücadele etmesi yönünde cesaret verdiğini mutlulukla ve gururla söyledi. Bu filmdeki &#8220;Erika&#8221; adlı karakterim önce hapishane sistemi içinde savaşıyor daha sonra da otoritelerle savaşarak özgürlüğünü elde ediyor. Bu gibi durumlarda, hayatlarında sorunlar yaşayan kadınların hakları için savaşmaları ve hayatlarında değişiklik yapmaları yönünde kendi yöntemimle onlara yardımcı olabildiğimi gördüğüm için büyük memnuniyet duyuyorum.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/operation-thunderbolt-klaus-genades.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="793" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/operation-thunderbolt-klaus-genades-1024x793.jpg" alt="" class="wp-image-8446" title="operation-thunderbolt-klaus-genades" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/operation-thunderbolt-klaus-genades-1024x793.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/operation-thunderbolt-klaus-genades-300x232.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Geçmişe baktığınızda, oynadığınız karakterler içinde hangisini en çok sevdiniz ve neden?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : <em>&#8220;St.Exmin&#8221;</em> yanında, kesinlikle <em>&#8220;Erika&#8221;</em> ve <strong>WARRIOR QUEEN</strong> filmindeki <em>&#8220;Berenice&#8221;</em> diyebilirim. Bu filmde eski Pompei&#8217;deki kadınların kölelikten kurtarılması için savaşıyordum. Ama açıkçası, şimdiye kadarki favori rolüm, <strong>MIVTSA JONATAN ( OPERATION THUNDERBOLT</strong> olarak da bilinir) filmindeki Alman Baader Meinhoff Grubu&#8217;nda yer alan özgürlük savaşçısı <em>&#8220;Halima&#8221;</em> karakteriydi. Bu film ile Oscar ödüllerinde &#8220;en iyi yabancı film&#8221; dalında adaylık almıştık. Bu benim için en zorlayıcı roldü çünkü bu karakter gerçekten yaşamış ve tarihe geçmiş biriydi. Bu olayla ilgili yapılmış olan 3 film için de gerçeklere dayanan tek film buydu. Yönetmen <em>Menahem Golan</em> hayatta kalanlarla röportajlar yapmıştı ve böylece kesin olarak gerçeklere dayanan bir film yaptık. Karakterimin koyu renkli gözlükler takmasına kadar bu böyleydi ki bunu da bu tarihi olayda rehin alınan kişiler onaylamıştı. Los Angeles Times da dahil olmak üzere, dünya basını Klaus Kinski ve benim yarattığım portrelerin etkileyici ve gerçekçi olduğunu yazmışlardı. Bu benim için kolay olmadı çünkü oynadığım karakter inandığı şey uğruna savaşmasının yanında sadist bir doğaya sahipti. Bu rolü fazla abartılı oynamak onu bir karikatüre dönüştürebilirdi, ve tam yansıtamamak da sıkıcılaştırabilirdi. Şunu söylemekten de gurur duyuyorum ki bu filmin finansmanı için gereken tüm parayı ben biriktirmiştim, bu Alman parasıydı, dağıtımını sağlamıştım ve arkadaşım Klaus Kinski&#8217;nin filmde oynamasını sağladım. Her zamanki gibi muhteşem bir oyunculuk sergilemişti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Hercules-Sybil-Danning-MGM.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="725" height="1022" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Hercules-Sybil-Danning-MGM.jpg" alt="" class="wp-image-8447" title="Hercules-Sybil-Danning-MGM" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Hercules-Sybil-Danning-MGM.jpg 725w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Hercules-Sybil-Danning-MGM-212x300.jpg 212w" sizes="auto, (max-width: 725px) 100vw, 725px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Film çekimlerinden önce, dövüş sanatları ya da silah kullanımı ile ilgili özel eğitim aldınız mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Aslında hiç bir zaman tam olarak dövüş sanatları yapmadım. Sadece <strong>&#8220;Sybil Danning&#8217;s ADVENTURE VIDEO&#8221;</strong> adlı 26 video koleksiyonu için benzerlerini yaptım. Bu projede kostümler giydim, silahları adapte ettim ve çeşitli filmleri canlandırdım. <strong>HERCULES</strong> ve <strong>THE SEVEN MAGNIFICIENT GLADIATORS</strong> filmlerini çekmek için Roma&#8217;ya gitmeden önce Hollywood&#8217;da kılıç savaşını öğrendim. Daha sonra da sahnelerim için setteki dublörlerle egzersiz yaptım. Bu tür sahnelerimin çoğunu kendim oynadım ve her filmden önce dublörlerle çalışarak ve egzersiz yaparak öğrendim. Filmlerde gerçek bir kılıç savaşçısı ya da dövüş sanatçısı olmanız gerekmiyor. Aksine, sanatı sadece film çekimi için öğreniyorsunuz, bu da gerçeğini yapmaktan çok farklı. Silahları her zaman sevmişimdir ve Arthur Cassell&#8217;in sahibi olduğu Beverly Hills Gun Club&#8217;a üyeydim ama maalesef burası artık yok. Aynı zamanda çöle gidip hedefleri vurmayı da severdim ve burda 357&#8217;nin bir kickback özelliğini öğrendim. Avusturya&#8217;daki (burda büyüdüm ve yetiştirildim) avcılığı seven bir aileden gelmeme rağmen ki onlar büyük ve küçük hayvanları avlarlardı. Benim hiç bir zaman hayvanları avlamaya karşı bir ilgim olmadı. 357 Magnum&#8217;un çok güçlü bir kickback özelliğini öğrendiğimde ve sevdiğimde bir çöldeydim. Bu filmlerde boşlukları vurduğunuzda tecrübe etmediğiniz bir şey ama gerçekten de güzel bir his.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bizimle film setlerinde yaşadığın özel ve önemli bir anını paylaşır mısın?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Aklıma ilk gelen <strong>BLUEBEARD</strong> setinde <em>Richard Burton</em> ile yaşadığım bir anı çünkü onun işlerini hep takdir etmişimdir ve ona karşı ilgim vardı. Budapeşte, Macaristan&#8217;da stüdyoda geçiyor. Daha hiçbir sahnemi çekmemiştim ve yapımcı beni Richard ile tanışmam için sete çağırdı. Kitabını okumuştum, onunla ve hayatıyla ilgili her şeyi takip etmiştim ve onunla ilk defa görüşeceğim için heyecanlıydım. Bu tür buluşmalarda çekingen ya da huzursuz asla olmam, ama bu sefer farklıydı. Richard bir sahnesini bitirdi ve bütün o Bluebeard görüntüsü içinde bana doğru geldi. El sıkıştık ve o güzel derin sesiyle şöyle dedi : &#8220;Ah seni öldürmeliyim.&#8221; Ona söylemek istediğim çok şey vardı ama ağzımdan çıkan tek şey şu oldu : &#8220;evet hepimiz bir gün ölmek zorundayız.&#8221; Cevabımın garip olduğunu düşündüm ve sonradan farkettim ki o an için uygunsuz bir cümleydi. Richard&#8217;ın abisi yakın bir zamanda ölmüştü ve çok yakın olduklarından dolayı bu durum onun için çok acı vericiydi. Bunu daha sonra karavanında votka içerken ve ilginç, akıllıca bir sohbet ettiğimizde öğrendim. Onun hakkında doğum yerinin, Pontrhydyfen, Galler, telaffuzu da dahil olmak üzere bu kadar çok şey biliyor oluşum onu çok etkilemişti. Şüphesiz ki tüm zamanların en iyi aktörlerinden biriydi ve aynı derecede ilginç ve çekici bir adamdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Geçmişi ve günümüzü karşılaştırdığında, sence sinema endüstrisinde neler daha iyi ve neler daha kötü oldu?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Mükemmel soru. Maalesef bence zaman geçtikçe sinema endüstrimiz kötüleşti. Şu hale geldi, sadece alt sınırdaki dolarların önemli olduğu bir fabrikaya benzeyen bir endüstri. Bu bir iş, ve beni yanlış anlamayın, bence ortaya çıkan ürün para kazandırmalı. <em>&#8220;Show business&#8221;</em> olarak adlandırılıyor ve günümüzde ABD için geriye kalan birkaç karlı ihracattan biri olan bu işin korunması adına, şovun devam edebilmesi adına çalışılmalı. Maalesef stüdyoların daha da yüksek bütçeli filmler yapması daha da az sayıda film çekilmesine, daha az sayıda film yaratıcısının film çekme şansı yakalamasına ve daha az sayıda oyuncunun/yıldızın çalışma fırsatı bulmasına neden oldu. Geçmişin Hollywood&#8217;unda çalışmaya devam etmek isterdim. O zamanlar oyuncular stüdyolarla sözleşme yaparak çalışırlardı ve stüdyo şefleri ile yapımcılar birlikte çalışarak oyuncuları yıldız yapacak filmler ve roller yaratırlardı. Günümüzde stüdyolar avukatların ve şirketlerin kontrolü altındalar. Aklıma pek fazla bilinmeyen ama en güzel stüdyo olan Culver Studios geliyor. Burda <em>Orson Welles</em> ve <em>Alfred Hitchcock</em> favorilerimden biri de dahil olmak üzere büyüleyici işler çıkardılar, <em>David O Selznick</em> ve klasikleri, <strong>GONE WITH THE WIND</strong> ve favori filmim, <strong>DUEL IN THE SUN</strong>. Yine de iyimserim çünkü dijital çağımız film yaratıcılarına daha az bütçelerle yaratıcı olma şansını tanıyor. Stüdyolar için bile para biriktirmek her zamankinden daha zor oldu. Klasikler yapmak zor, ama tür filmleri yapılıyor ve dağıtılıyor. Önemli olan şey türü ne olursa olsun izleyicilerin görmek isteyeceği iyi bir film yapmak çünkü para kazandırmalı..bu olmazsa şov devam etmiyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Tarantino-Sybil.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="813" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Tarantino-Sybil-1024x813.jpg" alt="" class="wp-image-8448" title="Tarantino-Sybil" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Tarantino-Sybil-1024x813.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Tarantino-Sybil-300x238.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Tarantino-Sybil.jpg 1033w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bağımsız filmler ve ana akım filmleri arasındaki farklar konusundaki fikrini sormak istiyorum. Avantajları ve dezavantajları hakkında neler düşünüyorsun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Bir önceki soruda buna biraz değindim. Her zaman şöyle hissettim, ana akım filmler/stüdyo filmleri ya da &#8220;A&#8221; filmler olarak adlandırılan filmler yüksek bütçelerin ve gösterişli dolarların sonucu. Bağımsız filmler ya da &#8220;B&#8221; filmler diye adlandırılanlar ise düşük bütçelerin ve küçük dolarların sonucu. Bence stüdyolar bütçeleri gerektiğinden fazla yukarı çekiyor, daha az sayıda film yapma durumuna karşılık büyük riskler alıyorlar, bence bu sağlıklı değil. Genelde stüdyoların bu yıl dağıtımını yaptıklarının yarısı geçen yıl çekilmiş şeyler oluyor. Bunun yanında stüdyolar kendi imtiyazlarındaki filmler olmadığı sürece, daha az sayıda filmin finansmanını sağlıyorlar ve filmleri çekmek için yapımcıların stüdyolara giderken projelerinin finansmanını da yanlarında getirmelerini istiyorlar. Stüdyoların nasıl çalıştığı konusunda çok şey öğrendim ve bu konuda 3 yıllık bir tecrübem var. CEO Sherry Lansing ile olmak üzere ve <em>Billy Wilder Building</em>&#8216;de <em>Tom Cruise</em> ofisinin yanında bulunan 7 ofis dahil olmak üzere, <em>Paramount Studios</em> ile 3 yıllık bir prodüksiyon anlaşması yapmıştım. Daha sonraları <em>Sunset Gower Studios (önceki adı Columbia Studios)</em>da ofislerim oldu. Avrupa&#8217;dan gelen biri olarak, çok sayıda bağımsız filmde çalıştım ve o tür film çekimlerindeki aile hissine benzeyen dostluğu çok sevdim. Tam olarak rahat değildiniz, tehlikeli durumlar oluyordu, donuyordunuz ya da berbat bir şekilde terliyordunuz ve çoğu şey doğaçlama yapılıyordu ama bunları kabul ediyordunuz çünkü her şey filmi yapabilmek adınaydı. Biraz farklı da olsa Hollywood&#8217;da da bağımsız filmler yaptım, burda şartlar Avrupa&#8217;dakine göre daha iyiydi, ama dostluk yönünden değişen bir şey yoktu. Herkes birlik halindeydi ve filmin yapılmasına yardımcı oluyordu. Avrupa&#8217;da ve daha sonra Hollywood&#8217;da büyük stüdyo filmleri yapmaya başladım. Küçük bir filmdeki samimiyet ortamı bu tür filmlerde yoktu ama sonuç olarak stüdyo filmlerinde bile bir aile hissiyatı ortaya çıkıyordu. Her ikisinde de, her zaman filmleri üzgün bitirdim, çalıştığım ve alıştığım aynı insanları göremeyeceğim için. Doğal olarak, kendi karavanınıza sahip olmak, giyim ve makyaj sanatçıları, kostüm tasarımcıları ve giydiriciler, en iyi dublörler vb. unsurlar sadece büyük bütçeli filmlerde sahip olabileceğiniz bir lüks. Sonuçta önemli olan şey ortaya çıkan yapım ve iyi bir filmde yer almış olmak. Büyük bir filmde, dağıtımın iyi yapılması şansına sahipsiniz bu da dünya çapında daha fazla kişinin filmi görmesi anlamına geliyor. Bu durum daha düşük bütçeli filmler için her zaman geçerli değil. Her iki türde filmleri de yapmayı seviyorum ve iyi oldukları sürece, hayranlar da izlemek istediği sürece ikisi de dünya çapında pazara sahip.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Bluebeard-portrait.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="783" height="1024" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Bluebeard-portrait-783x1024.jpg" alt="" class="wp-image-8449" title="Bluebeard-portrait" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Bluebeard-portrait-783x1024.jpg 783w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Bluebeard-portrait-229x300.jpg 229w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Bluebeard-portrait.jpg 1129w" sizes="auto, (max-width: 783px) 100vw, 783px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Son yıllarda, bir <em>Tarantino</em> ve <em>Rodriguez</em> ortaklığı olan <em>Grindhouse</em> filminde yer aldın. Bu tecrübe senin için nasıldı? Bize bununla ilgili daha fazla bilgi verir misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : <em>Quentin Tarantino</em> ile <em>Jackie Brown</em> filminin galasında tanıştım. <em>Pam Grier</em> ve ben uzun yıllardır arkadaşız ve onu bu filmde görmekten dolayı çok mutlu oldum. Her zamanki gibi muhteşemdi. <strong>GRINDHOUSE</strong> filminin galasına kadar aslında Robert Rodriguez ile tanışmamıştım. Sevdiğim bir oyuncu arkadaşım Ken Foree aracılığıyla <em>Rob Zombie</em>&#8216;ye onunla çalışmak istediğimi ilettim. Bir hafta sonra ofisi beni aradı ve yola çıktım. Sadece rolün konuşulduğu sıradan bir buluşma değildi. Ofislerimin olduğu Gower Studios&#8217;a gittim ve şimdi Rob&#8217;un da orda ofisi var. Gittiğimde Rob beni giyinme odasında kostüm tasarımcısıyla birlikte bekliyordu ve bunu görünce kendimi çok iyi ve evimde gibi hissettim. Bana eşi <em>Sherry Moon</em> ile birlikte <strong>WEREWOLF WOMEN OF THE SS</strong> fragmanı için <em>&#8220;Krupp Sisters&#8221;</em> gibi benzer görünmemizi istediğini söyledi. Hepsi bu kadardı, tanışmak, konuşmak, tartışmak gibi normal süreçleri böylece geçmiştim ve kostüm seçimi aşamasına gelmiştim bile. Şunu söylemeliyim ki, izin verdiğiniz takdirde size çok genç, çok yaşlı, çok uzun, çok kısa olduğunuzu söyleyebilen ve katledilmek üzere seçilenler gibi davranan bir endüstride, böyle bir karşılama görmek hoştu. Rob ne oynayacağıma karar verdi ve hiç soru sormadı. Ne istediğini tam olarak biliyordu ve onun istediği her şeyi oynardım çünkü onu gerçekten takdir ediyorum, muhteşem bir film yaratıcısı özellikle yönetmen olduğundan dolayı da saygı duyuyorum. Çok iyi bir yönetmen olarak size ne yapmanız gerektiğini söylemiyor, bir rol için seçilmişseniz bunun gereğini yapmanızı bekliyor ve ancak tamamen onaylamadığı şekilde olduysa ya da görüş alanına giremediyseniz sizi düzeltiyor. Potansiyel bir uzun metrajlı film için bana göstermiş olduğu birçok harika film materyali çekti ve biliyorum ki bu yakında bir film olacak. Hollywood&#8217;un kuzeyinde çekim yaptık, Hollywood&#8217;dan yapay kar getirildi, ışıklandırma ve tepelere karşı düşen kar ile birlikte her şey güzel göründü, askerlerin yürüyüşü de dahil olmak üzere herşeyiyle 40lı yıllardan bir film gibi oldu. Fragmanından sonra kendisi de çok başarılı olan <strong>MACHETE</strong> filminden sonra, biliyorum ki sırada <strong>WEREWOLF WOMEN OF THE SS</strong> var ve bunun için heyecanla bekliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Hangi aktörler, aktrisler ve yönetmenler favorilerin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Benim için favorileri belirtmek zor. Şimdiye kadar çalıştığım nerdeyse herkesle çalışmaktan çeşitli nedenlerden dolayı son derece memnun kaldım. Çalışmak istediğim kişileri söyleyebilirim. <em>Leonardo diCaprio</em> ve <em>RusselL Crowe</em> ile çalışmayı isterim. Çok takdir ettiğim ve kesinlikle çalışmak istediğim yönetmen <em>Martin Scorsese</em>. Her filmini yaparken tutkuyla çalışması onunla ilgili en çok takdir ettiğim şey. Bu işin içindeki en iyi İtalyan film yaratıcılarından birisi ve umarım bir gün onunla çalışırım. Kadın yönetmenlerden beğendiğim ve çalışmak istediklerim ise çok iyi yazılmış ve yönetilmiş olan <strong>IN THE LAND OF BLOOD AND HONEY</strong> adlı filmi yöneten <em>Angelina Jolie</em> ve <strong>THE NIGHT PORTER</strong> adlı başyapıtı yöneten <em>Liliana Cavani</em>.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/L.A-BOUNTY-Leather-Jacket-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="498" height="658" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/L.A-BOUNTY-Leather-Jacket-1.jpg" alt="" class="wp-image-8451" title="L.A-BOUNTY-Leather-Jacket-(1)" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/L.A-BOUNTY-Leather-Jacket-1.jpg 498w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/L.A-BOUNTY-Leather-Jacket-1-227x300.jpg 227w" sizes="auto, (max-width: 498px) 100vw, 498px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bize yeni projelerinden ve ayrıntılarından bahseder misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama sana kesinleşen ve öncelikli projem <strong>RUGER</strong> hakkında ayrıntıları anlatmak istiyorum. Bu karakter/ismin haklarına sahibim. <strong>L.A BOUNTY</strong> filmimde yer alıyordu ve bu filmim sadece DVD olarak satıldı ve dünya çapında TVde gösterildi ama Rusya&#8217;da dahil olmak üzere her bölgede gösterildi ve çok başarılı oldu. Video oyunu ve çizgi roman adaptasyonu yapımı devam ediyor aynı zamanda benim yazdığım bir senaryoya dayanarak filmi de yapılacak. Çok heyecanlıyım çünkü Avusturya&#8217;dan Almanya&#8217;ya Çin&#8217;e kadar her yerden büyük ilgi görüyor. Prodüksiyon partnerim aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşım olan ve oyun ve çizgiroman sektöründe teknoloji gurusu olan Las Vegaslı <em>Les Thomas</em>. Kendisi yakın zaman önce Cloud Computing Journal tarafından &#8220;key analisti ve global oyun endüstrisi yapımcısı&#8221; olarak tanımlandı ve International Consumer Electronics Show 2012ye katıldı. Burda RUGER ile tüm dünyadan büyük ilgi gördü. Bu projeyi takip etmek ve bunları söylediğim sırada devam eden güncellemeleri görmek için lütfen <a href="www.sybildanningsruger.com">www.sybildanningsruger.com</a> adresini ziyaret edin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka proje için ise <em>Bill Chartoff</em> ile görüşme halindeyim. Kendisi <strong>ROCKY, RAGING BULL, THE RIGHT STUFF</strong> ve <em>Jason Statham</em>&#8216;ın da yer aldığı <strong>THE MECHANIC</strong> gibi filmlerin yapımcısı. Birlikte <strong>SOLIDARITY</strong> adlı bir filmin yapımını üstlenmeyi düşünüyoruz. Bu, <strong>FROM HERE TO ETERNITY</strong> filmiyle &#8220;en iyi senaryo&#8221; dalında Akademi Ödülü almış olan Daniel Taradash tarafından yazılmış bir politik aşk hikayesi. Avrupa&#8217;daki demokrasi yanlısı birliğin lideri olan, Nobel Barış ödüllü ve 7 çocuk babası <strong>LECH WALESA</strong> ile ilgili bir hikaye. Onunla birlikte savaşan ve mahkum edilen &#8220;Anna&#8221; karakterini oynayacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların yanında bittiği zaman yayınlanacak resimli kitabımı yazıyorum. Onla paralel olarak da sonuna karar verdiğimde bitecek anı kitabı yazıyorum. Şunu söylemekten gurur duyuyorum ki baş editörüm aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşım olan yazar <em>Marshall Terrill</em>. <em>&#8220;Elvis Presley : Still Taking Care of Business&#8221;</em> kitabını yazdı ve bugünlerde <strong>FAME AND FORTUNE</strong> adlı filmin yapımcılığını üstleniyor. Aynı zamanda <em>&#8220;Steve McQueen : The Life and Legend of a Hollywood Icon&#8221;</em> kitabını yazdı bu kitap da beyazperdeye uyarlanacak. Şu sıralar <strong>BOURNE LEGACY</strong> ile adından söz ettiren <em>Jeremy Renner</em> bu filmde yapımcı ve oyuncu olarak yer alacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak Paris, Fransa&#8217;dan muhteşem <em>Dzmitri Samal</em>&#8216;ın pikselli el yapımı tasarımcı gözlüklerinin temsilciliğini yapıyorum. İnternet adresi <a href="www.samaldesign.com">www.samaldesign.com</a></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="886" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-1-1024x886.jpg" alt="" class="wp-image-8452" title="Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-(1)" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-1-1024x886.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-1-300x259.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/Warrior-Queen-rescuing-slave-girl-1.jpg 1285w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bugünlerde çalışmadığın zamanlarda, vaktini nasıl değerlendirmekten hoşlanıyorsun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Maalesef son yıllarda kime zaman tekrarlayan bir aile trajedisiyle karşı karşıya kaldım ve bu nedenle zamanımı bu acıyı ve rahatsızlığı azaltmak için elimden geleni yaparak geçiriyorum. Bazen tek yapabildiğim sevgi ve huzur sağlamaya çalışmak olsa da. Bence hepimizin hayatta olmasının bir nedeni var yaşadığımız her şey bunun bir parçası. Bu yüzden ne zaman sevdiğim kişilerin yardıma ihtiyacı olsa, ailem başta olmak üzere, bir şeyler yapabildiğim için minnettarım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce de belirttiğim gibi silahla ilgilenmeyi seviyorum. Ata binmeyi ve kayak yapmayı da seviyordum ama artık yapamıyorum çünkü film çekimleri nedeniyle 2 diskimle ilgili sorun yaşadım ve doku yırtılması oldu. Ek olarak da bir rolüm için spor salonunda çalışırken de yaralandım. Senaryo yazmayı seviyorum ama çok az zaman bulabiliyorum. Kurukalem, mürekkep ve renkli kalem ile resim yapardım ve sulu boya ile yağlı boyayla da yapabilmek için zaman bulmayı umardım. Genelde çiçekler ve kadın portreleri yapardım ama nü kadın resimleri yapmayı da isterim. Yazmak istediğim senaryolar ve kitaplar için fikirlerim var. Zaman önemlidir ve önceliklerimizi bilmeliyiz. Şu anda zamanım zor durumda olan ve sevdiğim birine ait ve önceliğimi bu oluşturuyor. Hayat felsefem, &#8220;<em>Asla hiçbir şey için geç değildir</em>.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sinemada gerçekten tecrübelisin. Sinema endüstrisine yeni girmiş olanlara nasıl tavsiyelerde bulunmak istersin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Günümüzde sinema endüstrisine girmek çok daha zorlaştı, aslında bu hiçbir zaman kolay değildi, Hollywood&#8217;a geldiğimde bile. Kişinin kendisine sorması gereken en önemli ve birinci soru : Gerçekten yapmak istediğim şey bu mu ve böylesi son derece zorlu bir görev için kendimi adamaya hazır mıyım?&#8221; Kişinin kendine sorması gereken ikinci en önemli soru ise &#8220;sürekli olarak eleştiri/kabullenilmemek durumlarıyla karşılaştığım halde devam edebilecek miyim?&#8221; Şu bilinir ki Hollywood&#8217;da Los Angeles&#8217;ın en güzel erkek ve kadın garsonları vardır. Çünkü ABD&#8217;nin her yerinden güzel genç erkekler ve kızlar buraya gelerek yıldız oyuncu olma ve başarılı olma hayallerini gerçekleştirmek isterler ama daha ileriye gidemezler. Hollywood&#8217;a geldiğimde, bana şöyle sordular : &#8220;5000 tane işsiz oyuncu varken niye burda başarılı olacağını düşünüyorsun?&#8221; Ben de şöyle dedim. &#8220;Tamam o zaman ben de başarılı olurum.&#8221; Günümüzde işsiz olan bu kadar oyuncu varken, film stüdyoları daha az iş üretiyorken, ajanslar yeni oyuncuları değerlendirmek için yeterli proje almadıklarından yeni oyuncu almıyorken hatta bazılarını bırakıyorken, ve bağımsızlar düşük bütçeli projelerinde yer alacak ve finansmanını sağlayacak sabit aktörler arıyorken kariyer yapmak her zamankinden daha da zor. Bu şartlara rağmen bu ortamda başarılı olmak isteyen birileri varsa, sadece 2 şey söyleyebilirim : 1. Bu işe diğer her şeyden daha fazla kendinizi adadığınızdan emin olun ve başarılı olma yolunda tekrar ve tekrar kabul edilmemeyi göze alın 2. Çabalarınızı destekleyici yedek bir planınız olsun çünkü önünüzde çok zorlu bir yol var. Gördüğünüz her rol için, bu rol için kabul edilmemiş birkaç kişi mutlaka vardır. Bütün bunlara katlanacak güçlülükte ve iyi performans sergileyecek hassaslıkta olmanız gerekiyor. Birilerinin hevesini kıracak en son kişiyim ama gerçekten bu iş için yaratılmış olmanıza emin olmanız gerek. Eğer böyle olduğunu düşünüyorsunuz tabi ki de bu iş için çalışmaya devam edin.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/JUMP-Swayze.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="865" height="705" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/JUMP-Swayze.jpg" alt="" class="wp-image-8453" title="JUMP-Swayze" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/JUMP-Swayze.jpg 865w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/08/JUMP-Swayze-300x244.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 865px) 100vw, 865px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Son sorum, Türkiye&#8217;deki hayranlarına ve okuyucularımıza neler demek istersin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Öncelikle Türkiye&#8217;yi ve önde gelen Türk yönetmen <em>Nuri Bilge Ceylan</em>&#8216;ı 2012 Cannes Film Festivali&#8217;nde <strong>&#8220;Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da&#8221;</strong> filmiyle Carrosse d&#8217;Or Ödülü&#8217;ni aldığı için tebrik etmek istiyorum. Filmi izlemedim ama bu ödülün her yıl bir dünya yönetmenine işinin cesaretli ve bağımsız fikirli olması nedeniyle verildiğini biliyorum. Önceki kazananlar arasında<em> Clint Eastwood</em> ve <em>David Cronenberg</em> yer aldığından bu çok prestijli bir ödül. Türkiye ve <em>Nuri Bilge Ceylan</em> adına bu ödülü aldıkları için çok mutluyum. Projesi hakkında bilgi sahibi olduğum takdirde, onunla çalışmak isterim ve umarım bunu yapmak için bir proje ve fırsat buluruz.<br> En iyi arkadaşım ve Hollywood&#8217;da müzik sektöründe çok prestijli bir avukat olan kocası beni Türkiye sahillerinde tatildelerken aramışlardı ve iki İstanbullu genç adamla (arkadaşlarıyla) telefonda konuştuk. Büyük hayranlarımdı ve benimle gerçekten konuştuklarına inanamadılar. Büyük hayranım olduklarını söylemelerinin yanında imzalı fotoğraflarımı da istediler ve Türkiye&#8217;de çok hayranım olduğunu söylediler. Bunu duymaktan büyük mutluluk duydum ve söz vermiş olduğum gibi onlara fotoğraflarımı gönderdim. Bu bende Türkiye&#8217;yi görme isteği yarattı ve umarım yakın zamanda bunu yaparım. Bu arada bana bu kadar yıldır sadık kaldıkları için Türkiye&#8217;deki hayranlarıma teşekkür ediyorum ve güzel ülkenizi yakında görmeyi umuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu adreslerden beni takip edin<br><a href="www.twitter.com/sybildanning"> www.twitter.com/sybildanning</a><br><a href="www.facebook.com/sybildanning"> www.facebook.com/sybildanning</a><br><a href="www.sybildanning.net"> www.sybildanning.net</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj :İpek Çakır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><iframe loading="lazy" src="http://www.youtube.com/embed/zWeIbtoEDmY" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>



<p class="wp-block-paragraph"><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="font-size: large;">Sybil Danning Interview</span></strong></span></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Thanks for accepting our interview Ms. Danning. It&#8217;s a real honor for us. You&#8217;ve got titles given to you like &#8220;<em>queen of the B movies</em>&#8221; and &#8220;<em>sex symbol</em>&#8220;. Which one do you like the best and you think that describes you the best?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Thank you for having me Ipek, it’s my pleasure. Your website is very beautiful. The media in the US declared I paved and pioneered the way of the strong female roles in the 80’s at a very difficult time for women to play strong roles and so I reflect what the press gathered and very much respect that. The 80’s were a time that as often, the movies reflected the mood of the country. Reagan was President and it was a “<em>Star Wars</em>” era for real, and for reel. Movies reflected this macho mood. There were <strong>RAMBO</strong> and <strong>COMMANDO</strong> movies, and women’s roles took a back seat and were less interesting. I’m thankful for producers like <em>Roger Corman</em> who Gave me my first major role upon my arriving in Hollywood 1979. I played “St. Exmin” in the wonderful, cult classic Sci-Fi movie, <strong>BATTLE BEYOND THE STARS</strong>, the only woman who goes along with 6 men to save the good planet from the bad guys. Obviously, it was a kind of remake of <em>Akira Kurosawa</em>’s classic <strong>SEVEN SAMURAI</strong> in outer space which. BBTS just came out again last year, this time on Blu-Ray and I was invited by the distributor to promote the new release at the world renowned San Diego ComicConvention. It continues to have a very successful life and I’m happy to say, popularity with continuous new young audiences born after the movie was even made. This movie catapulted me into the 80’s with further strong roles that followed. My roles were and are more or less always sexy too which is ok. A woman can be strong and sexy and I like being both. A sex symbol is something very positive and should not be mistaken with “sex object” which is totally different.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Looking at your roles in the movies, we see that you&#8217;ve acted really strong female figures. How do you feel about this and about the importance of strong women in movies and in the real life?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : I filled a niche in movies that later and to date the studios started making in the 90’s and are now making with all the Graphic Novels adaptations and that’s a good thing. I’ve always preferred playing strong female roles and with still much unjust in the world for women, am happy to be a strong role model for young women who make up 50% of my fans. I went to a restaurant where the waitress did a double take in recognizing who I was. She told me with happiness and pride that it was my movie <strong>CHAINED HEAT</strong> she saw 5 times that gave her the courage to fight for her job she was about to lose. It was my character “Erika” in that movie who after fighting within the jail system, ended fighting<br> against the authorities that gave her freedom. It is situations like that, that gives me great satisfaction in knowing I, in my own little way can help women struggling in their everyday lives, fight for their rights to help them make a difference in their lives.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : When you look back, which characters you acted did you like the most and why?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Beside <em>“St Exmin”</em>, it definitely was roles like <em>“Erika”</em> or <em>“Berenice”</em> in <strong>WARRIOR QUEEN</strong> where I fought in ancient Pompeii to free females from slavery I loved most. But honestly, my favorite role of all thus far, was that of the freedom fighter, “Halima” of the German Baader Meinhoff Group in <strong>MIVTSA JONATAN, aka OPERATION THUNDERBOLT</strong> for which we received an Oscar Best Foreign Film Nomination. This was the most challenging role for me because she was a character that in the true sense of the word, went down in history. This was the only of 3 movies made on the true event that was based on true facts. Menahem Golan the director interviewed survivors and so we made a movie based on precise true facts, down to my character wearing dark glasses which the hostages confirmed she wore. The worldwide press, including the Los Angeles Times quoted Klaus Kinski and my portrayal was mesmerizing and true. This was not easy as my character was not only fighting for what she believed in but was also sadistic in nature. To overplay this role would have made her a caricature and to underplay her, boring. It is<br> also my pride in that I raised all the financing, which was German money, got the distribution and my friend Klaus kinski for the male role in which he was, as always, brilliant.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Before the making of the movies, did you get special training about martial arts or using guns?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : I never really did martial arts, I only did the rap-a rounds for my 26 Video Collection titled <strong>“Sybil Danning’s ADVENTURE VIDEO”</strong> wherein I wore the costumes, adapted the weapons and took on the stance of the various movies. I learned to sword fight in Hollywood before going to Rome to shoot <strong>HERCULES</strong> and <strong>THE SEVEN MAGNIFICENT GLADIATORS</strong> and then practiced with the stuntmen on the movie, my scenes. I did do most all of my own stunts and learned and practiced before each movie with the stuntmen.<br> In movies you don’t have to be a professional martial arts man or swordsman. On the contrary, you learn the art for the camera only, which is quite different from the real art. I’ve always loved guns and belonged to the Beverly Hills Gun Club owned by Arthur Cassell, which unfortunately no longer exists. I also loved going into the desert to shoot at targets where I learned a powerful kickback of the 357. Though I come from a hunting family in Austria (where I was born and raised) that hunted all kinds of small and large game, I personally never had any interest in shooting animals. It was in the desert where I discovered the very strong kick-back of the .357 Magnum and loved it. This is something you don’t experience when shooting blanks on a movie set but gives you a good feel for what’s real.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Can you share with us a special and significant memory that you lived in the movie sets?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Because I was always a huge admirer of his work and had a crush on him, it was on the set of <strong>BLUEBEARD</strong> with <em>Richard Burton</em> that comes to mind first. It was at the studio in Budapest, Hungary. I had not shot anything yet and the producer invited me to the set to meet Richard. I had read his book, followed everything about him and his life and was excited about meeting him the first time. Never to be bashful or anxious about such a meeting, this time would prove different. Richard finished a scene and came towards me in all his grand Bluebeard look, we were introduced. He extended his hand, shook mine and in his beautiful deep voice he said <em>“Ah, I must kill you.”</em> There was so much I wanted to say to him but the only thing that came from my mouth was <em>“yes, we all have to die sometime.”</em> I thought my answer strange and in hindsight feel it was not appropriate. Richard’s eldest brother had just died and he was suffering as they were very close as I found out later when we shared Vodka and much interesting and intelligent conversation in his trailer. He was impressed I knew so much about him including pronouncing the name of his birth town, Pontrhydyfen in Wales correctly. He was undoubtedly one of the greatest actors ever and equally an interesting and enticing man.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : When you compare the past and our times, what do you think got better or got worse in the<br> cinema industry?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Excellent question. Unfortunately I think as time passed our movie industry has worsened. It has become exactly that, an industry resembling more a factory where only the bottom line dollar counts. It is a business, and don’t get me wrong, I believe the end product must make money. It is called “Show business” and so the business must work for the show to go on to preserve what is definitely today for the US one of the few profitable exports. Unfortunately the studios making ever higher budgeted movies has resulted in much fewer movies being made, less movie makers having the opportunity to make them and less stars/actors, given the opportunity to work. I would have loved working in the Hollywood of yesteryear when actors were under contract to the studios and studio heads worked with producers to create movies and roles therein for actors to become stars.<br> Today, the studios are controlled by attorneys and corporations. To mind comes the lesser known but most beautiful studio Culver Studios where <em>Orson Welles</em> and <em>Alfred Hitchcock</em> made their magic including one of my all time favorites, David O Selznick and his classics, <strong>GONE WITH THE WIND</strong> and my favorite movie, <strong>DUEL IN THE SUN</strong>. I am however optimistic because our digital age again gives moviemakers the opportunity to be creative with lower budget movies. It has become more difficult than ever, even for the studios, to raise financing for movies. Hard to make are classics, but genre movies are being produced and distributed. Important is to make a good movie the audience will want to see no matter what the genre is because again, it must make money…or the show does not go on.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : I&#8217;d like to ask your opinion about the difference between independent and mainstream movies? What do you think about the advantages and disadvantages?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : I kind of touched on that above in your last question. I’ve always felt that mainstream movies/studio movies or the so called “A” movies are a matter of high budgets<br> and the almighty $. Independent movies or the so called “B” movies are a matter of low budgets and little $. I think the studios are taking the budgets way over the top, taking huge risks at the expense of doing much fewer movies which is not healthy. In most cases studios are distributing 50% this year of what they did last year. Studios are also financing less movies unless they are their own “tent pole” franchises and expecting producers to bring financing with their projects to the studios in order to get them made. I learned a lot about how the studios work and had 3 years of experience close-up. I had a 3 year production deal at the <em>Paramount Studios</em> under CEO, Sherry Lansing with 7 offices in the <em>“Billy Wilder Building”</em> next to <em>Tom Cruise</em>. Thereafter I had offices in the <em>Sunset Gower Studios (former Columbia Studios.)</em> Coming from Europe, I worked on many independent movies and enjoyed the camaraderie of that kind of family movie making. You had no particular comfort, things got dangerous, you froze or sweat terribly and much was improvised but you accepted that because you were into the movie for the movie’s sake. To a different degree I also made independent movies in Hollywood that were quite a bit above the European movie making level, nonetheless the camaraderie was the same. Everyone held together and helped get the movie made. I started doing big studio movies in Europe and then Hollywood. The closeness of a small movie was not there but you do end up with a sort of family feeling, even on the studio movies. On both, I always ended the movies sadly, knowing I would not see the same people I worked with and grew fond of. Naturally the comfort of having your own trailer, dressing and make-up artists, costume designers and dressers, top stunt people, etc is a luxury you only have on big budget movies. In the end it boils down to the product and if you were a part of a good movie. With a big movie you have the chance of good distribution, meaning more people worldwide will see it which is not always the case with lower budget movies. I like making both types of movies and as long as they are good – and fans want to see them, there is a market worldwide for both.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : In recent years, you took part in a <em>Tarantino</em> and <em>Rodriguez</em> collaboration <em>&#8220;Grindhouse&#8221;</em>. How was that experience for you? Could you tell us more about it?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : I met <em>Quentin Tarantino</em> at the Premiere of Jackie Brown. <em>Pam Grier</em> and I have been friends for many years and I was happy to see her in that movie. She was fantastic as always. I actually never met <em>Robert Rodriquez</em> until the premiere of <strong>GRINDHOUSE</strong>. Through a dear actor friend Ken Foree, I let <em>Rob Zombie</em> know I would like to work with him. A week later his office called and I was on my way. It was not a meeting as usual, talking about the role or anything. I got to the Gower studios where I had my offices and now Rob had his. I felt at home and very good going to this studio to find Rob already waiting for me in the dressing room with the costume designer. He told me he wanted his wife <em>Sherry Moon</em> and me to look alike as the <em>“Krupp Sisters”</em> in the faux trailer for<br> <strong>WEREWOLF WOMEN OF THE SS</strong>. That’s it, I was already at the costuming stage and passed up the normal stages of meeting, talking, discussing which role, etc. None of that and I must say, it was very welcoming in an industry that if you let it, will treat you like cattle to the slaughter, you’re to young-to old -to skinny-to tall-to short, etc. Rob had decided what I should play and asked no questions! He knew exactly what he wanted and I would have played anything he wanted because I truly admire and respect him as a fantastic filmmaker and in particular, director. As fantastic director he does not tell you what to do, once you are chosen for a role he expects you to deliver and will only correct you unless he absolutely disapproves and you’re not on his wave length of his vision. He shot a lot of wonderful film material for a potential full length movie he showed me and I know it will become a movie soon. We shot north of Hollywood in the desert, fake snow was brought in from Hollywood, everything looked beautiful with master lighting and against the barren hills of the desert with snow falling, soldiers marching and all it looked like a movie of the 40’s. After <strong>MACHETE</strong> a very successful movie after the faux trailer, I know <strong>WWOTSS</strong> is next and I look forward to it.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Which actors,actresses and directors are your favorite ones?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : It’s hard for me to point out favorites. I’ve very much enjoyed working with almost everyone I worked with for one reason or other. I can say who I would love to work with. I would love to work with <em>Leonardo DiCaprio</em> and <em>Russell Crowe</em>. The director I very much admire and would absolutely love to work with is <em>Martin Scorsese</em>. His passion is what I most admire in every movie he’s made. He’s one of the last great Italian movie makers in the business and I hope someday I can work with him. As Female director I admire and would love to work with is <em>Angelina Jolie</em> for her superb written and directed movie <strong>IN THE LAND OF BLOOD AND HONEY</strong> and <em>Liliana Cavani</em> for her masterpiece <strong>THE NIGHT PORTER</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Could you tell us more about your upcoming projects and details of them?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : I don’t want to say too much but I will tell you about my absolute priority project which is <strong>RUGER<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong>. I own this character/name from the movie <strong>L.A. Bounty</strong> which was a very successful movie only sold on DVD and TV worldwide but sold in every territory including Russia, etc. I currently have a Video Game and Graphic Novel in Development as well as a movie all based on a screenplay I’ve written. I’m very excited because there is interest from all areas worldwide from Austria, Germany to China. My dear friend, producing partner and tech Guru in the Game &amp; Graphic Novel business out of Las Vegas, <em>Les Thomas</em>, was recently called a &#8220;key analyst and producer in the global gaming industry&#8221; by Cloud Computing Journal and attended the International Consumer Electronics Show 2012, wherein he got much interest for RUGER worldwide. Please go to www.sybildanningsruger.com to follow this project and for up-dates which has taken action as I write this.<br> On a more serious note, I’m in discussion with <em>Bill Chartoff</em>, producer of <strong>ROCKY, RAGING BULL, THE RIGHT STUFF</strong> and <strong>THE MECHANIC</strong> with <em>Jason Statham</em> to coproduce <strong>SOLIDARITY</strong> with me. It’s a political-love story feature film written by the late Daniel Taradash, Academy Award winner best screenplay (<strong>FROM HERE TO ETERNITY,</strong>) based on <strong>LECH WALESA</strong> – Leader of Solidarity instigator of Democracy in Europe, winner of the Nobel Peace Prize and proud father of 7. I will play the role of<br> “Anna” who fought alongside Walesa and was incarcerated with him.<br> I’m writing my “Picture Book” to be published when done and parallel my “Memoire” to be published once I decide the ending. I’m very proud to say, my editor in chief and dear friend, renowned Author <em>Marshall Terrill</em>, of books such as <em>“Elvis Presley: Still Taking Care of Business”</em> which he’s currently producing the movie titled <strong>FAME AND FORTUNE</strong>. He also wrote <em>“Steve McQueen: The Life and Legend of a Hollywood Icon”</em> also being adopted for the big screen with <em>Jeremy Renner</em> as star and producer (currently spectacular in <strong>BOURNE LEGACY</strong>.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">As of recent I rep gorgeous &#8220;<em>Dzmitry Samal</em>’s pixelated hand made designer glasses from Paris, France&#8221; go to www.samaldesign.com</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Nowadays when you&#8217;re not working, how do you like to spend your time?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : Unfortunately I’ve had a family tragedy to deal with the last few years which from time to time re-occurs so my time is graciously spent helping best I can to diminish pain and discomfort, sometimes only able to be present with love and comfort. I believe we all have a calling in life and whatever we go through is part of that, so whenever our loved ones or anyone needs help, starting with family I am thankful to be able to do so. I loved<br> shooting guns as mentioned. I loved horseback riding and skiing which I can no longer do since I had 2 discs out and ruptured tissue from all the stunt work I did and an injury in the gym while practicing a wrestling move for a role. I love writing screenplays but have<br> too little time. I used to draw with pencil, ink and crayon and hope for time to be able do water colors and ultimately oil. I drew mainly flowers and some womens’s portraits but would love to do women’s nudes. I have ideas for a few screenplays and books I want to still write. Time is so precious and we must prioritize. Right now my time belongs to a person in need who I love and that is my immediate priority. My philosophy is, “<em>It’s never to late for anything.</em>”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You&#8217;re really experienced in cinema. Which advises would you like to give to the newcomers in cinema industry?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : It’s become so much more difficult to break into the movie business today, although it’s never been easy at any time, even when I came to Hollywood. The first important issue<br> is, one really have to ask oneself first, “Is this really what I want to do and am I ready to dedicate myself totally to an extremely difficult task?” The second and most important question one has to ask oneself is “Am I strong enough to take constant criticism/rejection and be able to go on?” it’s known that Hollywood has the most beautiful male and female waiters in all of Los Angeles due to so many beautiful young girls and boys coming from all parts of the Us and the world to follow their dream of making it in Hollywood as an actor/star and never making it beyond that. When I came to Hollywood, I was asked, “Why do you think you can make it here, there are 5000 actors out of work?” I said, “Ok so I’m<br> going to make it”. Today with so many more actors out of work, movie studios producing less work, agencies not taking on new actors as they cannot find enough projects to employ actors they represent and are letting off actors they have and independents looking for established actors to substantiate and finance their low budget projects it is more difficult than ever to make a career. If anyone wants to make it today in this environment, I can only say two things: 1. Be sure you are more dedicated than anything else and be able to take rejection time and time again to make it and 2. Make sure you have a backup plan to support your efforts because it’s going to be a very bumpy ride. For every role you see someone in, there were multiple rejections preceding such. You have to have toughness to stand through it as well as sensitivity to perform. I’m the last person to discourage anyone but you have to know you are cut out for it. If you think you have it-go for it!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : As the last question, what would you like to say to your fans in Turkey and to our readers?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sybil Danning</strong> : First I would like to congratulate Turkey and foremost Turkish director <em>Nuri Bilge Ceylan</em> for winning the Carrosse d&#8217;Or Award at the 2012 Cannes Film Festival for &#8220;<strong>Once Upon a Time in Anatolia</strong>,&#8217; I did not see it but understand this to be given every year to a world director for the &#8220;courage and independent-mindedness&#8221; of his or her work. Because <em>Clint Eastwood</em> and <em>David Cronenberg</em> are among the previous winners, this is an extremely prestigious Award and I am very happy for Turkey and <em>Nuri Bilge Ceylan</em> to have received this Award. Having an idea of what his movie is about, I would love to work with him and hope we can find a project and opportunity to do so. My best friend (Irish) and her husband from Hollywood a very prestigious attorney in the music business called me from Anatolia/Riviera on their vacation and put two young men (their friends) from Istanbul on the phone. they were big fans of mine and could not believe they were actually talking to me. They told me not only were they big fans and asked for an autographed photo, but that I have many fans in Turkey. I was most happy to hear that and sent them their autographed photos as promised. This left me with the yearning to see Turkey and I hope I will very soon. Meanwhile I thank all my fans in Turkey for being loyal all these years and I hope to see your beautiful country soon.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Please follow me;<br> www.twitter.com/sybildanning , www.facebook.com/sybildanning,<br> www.sybildanning.net</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Interview : İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/sybil-danning-roportaji/">Sybil Danning Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/sybil-danning-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yönetmen Joe Hollow Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ipekcakir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 08:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Absentia]]></category>
		<category><![CDATA[Afraid of Sunrise]]></category>
		<category><![CDATA[Bloodstruck]]></category>
		<category><![CDATA[Cut]]></category>
		<category><![CDATA[Diary of Death]]></category>
		<category><![CDATA[Disciples]]></category>
		<category><![CDATA[In the Devil's Courthouse]]></category>
		<category><![CDATA[Joe Hollow]]></category>
		<category><![CDATA[Legend of the Red Reaper]]></category>
		<category><![CDATA[Mediatrix]]></category>
		<category><![CDATA[Song of the Shattered]]></category>
		<category><![CDATA[The Gate of Fallen Angels]]></category>
		<category><![CDATA[The Killing of Jacob Marr]]></category>
		<category><![CDATA[Zombie Babies]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7940</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpek Çakır : Röportaj isteğimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini genel olarak nasıl tanımlarsın? Joe Hollow : Bu iyi bir soru. Aslında hiç bu perspektiften bakmamıştım. Tahmin edilemez, her zaman çok eğlenceli, ve her zaman çok iş var. Başkalarıyla çalışmak ve hayallerin hayata geçirilmesini izlemek hoşuma gidiyor. Hem gerçekten zorlukları var hem de [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/">Yönetmen Joe Hollow Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="723" height="841" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d.jpg" alt="" class="wp-image-7945" title="tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d.jpg 723w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_89fff7e0c936986554a3276c5066e09d-257x300.jpg 257w" sizes="auto, (max-width: 723px) 100vw, 723px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Röportaj isteğimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini genel olarak nasıl tanımlarsın?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Bu iyi bir soru. Aslında hiç bu perspektiften bakmamıştım. Tahmin edilemez, her zaman çok eğlenceli, ve her zaman çok iş var. Başkalarıyla çalışmak ve hayallerin hayata geçirilmesini izlemek hoşuma gidiyor. Hem gerçekten zorlukları var hem de bu ayrıcalığa sahip olduğumdan dolayı gurur duyuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Filmin &#8220;Disciples&#8221; ile ilgili ve yapım süreciyle ilgili bize daha çok bilgi verebilir misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Disciples gerçekten çok çalışmamızı gerektiren bir işti. Çok özel bir şey ortaya çıkardık. Baştan sona takım çalışmasıydı. Çok tecrübe edindik ama aynı zamanda üstesinden gelmemiz gereken de çok şey vardı. Wolfgang ve benim yapmamız gereken görevler çok ağırdı ve bu hepsiyle birden uğraşıp işi ortaya çıkarmamızı zorlaştırıyordu. Ön prodüksiyon süreci çok uzun sürdü. Linnea Quigley&#8217;nin bu noktada önemli katkısı oldu. Bana her adımda casting ile ilgili yardımcı oldu. Büyük bir aile olduk. Katkıda bulunanlar hakkında da konuşmak gerekir. Tim Hays, Chris Mills, Debra Lamb, Jesse Kozel, Stacy Hammon, Wolfgang Meyer&#8230;.Liste böyle devam eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Çalışmalarını yaratırken geçmişte yaşadığınız tecrübelerden ya da durumlardan ilham alıyor musun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : İnanıyorum ki hayatımdaki tecrübeler bana ilham verdi. Hem pozitif hem de negatif yönden. Örneğin Cut filminde oynadığım karakter anılarımdan ve çok daha genç olduğum zamanlarda hissettiğim nefret ve öfkeden etkilenilerek yaratılmıştı. Bu unsurlar karakteri daha güçlü hale getirmemi sağladı. Aynı şeyi günlük olaylar, tepkiler, ve duygularda birşeyler görmek yeteneğini kullanarak da yaptım. Bunu doğru şekilde kullandığınızda karakterin başarısını yükseltir.</p>



<span id="more-7940"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sence korku filmlerini özel yapan ve dünya çapında sevilmesini sağlayan şey nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Biraz da olsa belli kalıpların dışına çıkmanıza ve de şöyle diyebilirim ki hiç bir zaman tecrübe etmeyeceğiniz şeyleri tecrübe etmenize izin veriyorlar. Sadece korku filmlerinden alabileceğiniz bir duygu kasırgası sağlıyorlar. Korku filmlerinin bir çok değişik türü var bu nedenle de bu duygular da çeşitleniyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1685" height="1143" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg.jpg" alt="" class="wp-image-7947" title="tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg.jpg 1685w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg-300x203.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_Bad_Girls_Burn_in_Hell_Pictures-140.jpg-1024x694.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1685px) 100vw, 1685px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Düşüncene ve tecrübelerine göre bağımsız bir film ya da ana akım film yapmanın avantajları ve dezavantajları neler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Avantajı &#8220;hiçbir kural uygulanmaz&#8221; sloganı. Filmi yaratmak için yapman gerekenleri yaparsın. Dezavantaj ise para konusu tabi ki. Bence son 2 filmde iki türden de biraz etkilendik. Bağımsız film bütçesiyle çekim yaptık ama set konusunda ve prodüksiyon konusunda çıtayı yüksek tuttuk böylece işlerin ana akım film setinde olduğu gibi yürümesini istedik. Çok sayıda zorluk var ama tekrar söylüyorum ki bağımsız filmde nerdeyse her şeyi deneyebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Filmlerinde yer almasını istediğin aktörler, aktrisler var mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Şimdiye kadar Linnea Quigley, Tony Todd, Brinke Stevens, Michael Berryman, Kane Hodder, Angus Scrimm, Debbie Rochon, Bill Moseley, Debra Lamb ve daha bir çok harika oyuncuyla çalıştığım için çok mutluyum. Ama evet, hepimizin hayalleri var bu nedenle benim de beklentilerim neden olmasın, hayallerim gerçek olabilseydi şu an bulunduğum noktada belirteceğim isimler, Sean Connery, Dennis Hopper (huzur içinde yatsın), Betty White, Christopher Lambert, Morgan Freeman.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Kendini yakın hissettiğin ve izlemeyi sevdiğin türler hangileri?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Hem yazar hem de yönetmen olarak şu ana kadar 2 tane korku filmi yaptım. Bunlardan biri yakın zamanda yaptığım Disciples ve bence o sadece bir korku filmi olmanın çok ötesinde. Cut filmi de aynı şekilde bence tam olarak bir korku filmi değil. Kane, Tony ve Michael yer aldığından dolayı insanlar öyle sanabiliyor ama daha çok korku filmleri öğelerine sahip bir gerilim dram olduğunu söyleyebilirim. Favori filmlerim The Godfather, Shawshank Redemption, Rocky, Legends of the Fall, Silence of the Lambs, The Exorcist, Highlander, Scarface, True Romance ve daha çok var. Devam ettikçe favorilerim korku türünden uzaklaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Avrupa ve Asya sineması hakkındaki düşüncelerin neler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Farklı kültürler kesinlikle hoşuma gidiyor. İlginç buluyorum. Bazen birkaç kişi toplanılıp gidilen alemlerde buluyorum kendimi. İlgimi çekiyor. Film söz konusu olduğunda da hiçbir önyargıya sahip değilimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Oyuncu olarak da yer aldığınız filmleriniz var. Bu tecrübeler sizin için nasıldı? Aynı zamanda oynamış olmayı istediğiniz bir karakter var mı bunu da sormak istiyorum.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Yıllardır gördüğüm karakter rollerinden<br>
imrendiklerim çok var. Rocky bunlardan biri. Çok ilham verici. Oyunculuğa gelince, evet filmlerde oyuncu olarak kısa da olsa yer aldım. Özellikle bana ait olan Cut filminde. Çok iyi bir deneyimdi. Bir sanatçı olarak tecrübe edinmek istiyorsunuz ve oynamayı seçtiğim karakterler de benim için uygundu. Kendime aktör demem ise zor. Oyunculara ve ortaya çıkardıkları işe büyük saygım var. Oynadığım filmlere katkıda bulunmuş olmaktan dolayı mutluyum ama öncelikli olarak bir yazar ve yönetmen olarak kalmayı tercih ediyorum. Bir oyuncu olarak yeteneğim en iyi ihtimalle ortalama düzeyde oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Çalışmadığın zamanlarda vaktini nasıl geçirmeyi seviyorsun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Her zaman çalıştığım için buna bir cevap bulmak zor olacak. Sanırım çocuklarım derim. Onlar benim hayatım. Onlar için çalışıyorum, yaşıyorum ve ölürdüm. Kısacası benim için önemli olan çalışmak ve bebeklerim diyebilirim. Ya da Wolfgang Meyer ve Stacy Hammon ile telefonda zaman geçiriyorum!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Gelecek projelerin hakkında bilgi almak isteriz. Bize onlar hakkında daha fazla şey anlatır mısın?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Sıradaki filmim için çalışıyorum. Adı Cannibals. Fazla bir şey söyleyemem çünkü daha tamamlamamıza çok var. Henüz film resmi olarak ön prodüksiyona bile girmiş değil ama çalışmaya devam ediyorum. Senaryosunu tamamladım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Ve son olarak iyi kötü film okuyucularına ne söylemek istersin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Buraya kadar okumaya devam ettiğiniz için teşekkürler. Bunu kesinlikle takdir ediyorum ve iyi kötü filme de önemsedikleri için teşekkür ediyorum. Herkese sevgiler. Teşekkürler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">www.joehollow.com<br>
www.facebook.com/HOLLOWBETHYNAME</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj : İpek Çakır</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1097" height="747" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg.jpg" alt="" class="wp-image-7948" title="tn_1200_-MG_1142.jpg" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg.jpg 1097w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg-300x204.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/tn_1200_-MG_1142.jpg-1024x697.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><span style="font-size: medium;"><strong>Joe Hollow Interview</strong></span></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Thanks for accepting our interview. How do you describe yourself and your career generally?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : That&#8217;s a good one. I never really looked from that perspective. It&#8217;s very unpredictable, always a lot of fun and always a lot of work. I enjoy working with others and watching the vision come to life. It&#8217;s a real challenge and honor to have this privilege.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Can you tell us more about the movie &#8220;Disciples&#8221; and the making process?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Disciples was a real challenge. We pulled off something very special. Was a team effort all the way. A whole lot of experience but at the same time a whole of gorilla going on. The workload Wolfgang and I take on is hefty to pull off what&#8217;s been pulled off. A tremendous amount of preproduction time. Linnea Quigley was a huge part in this. She helped me with casting every step of the way. Her good works paid off big for us. It became one big family. The contributions put forth is something to speak of. People like Tim Hays, Chris Mills, Debra Lamb, Jesse Kozel, Stacy Hammon, Wolfgang Meyer..The list goes on.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Are there any special experiences or situations in your past that you got inspired when you&#8217;re creating your works?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : I do believe my life&#8217;s experiences have been an inspiration. In both a positive and negative way. The character I played in Cut for instance was driven by memories and bent up hate and anger from when I was much younger. Those elements helped me make the character stronger. I&#8217;ve done the same with talent where you see a little something in there everyday actions, reactions and emotions that when used just right can raise the bar on the character.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What do you think makes horror movies special and makes them loved worldwide?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : They let you walk outside the box a bit or should I say experience what you will never experience. In most cases anyway. They provide a whirlwind of emotions you only get from a horror movie. Granted there are many different types of horror movies so these emotions do vary of course.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : In your opinion and according to your experiences what are the advantages and disadvantages of making an independent or mainstream film?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Well, the advantages are the &#8220;no rules applied&#8221; slogan. You do what you have to do to get the film done. The disadvantage is &#8220;the money&#8221; of course. I think we have touched on a bit of both here with the last 2 films. Shooting with an independent budget but raising the bar on set and in production to flow more like a mainstream set. So many challenges and again with indie film you can try just about anything.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Do you have any names of actors or actresses that you wish to be included in your films?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : I&#8217;ve been so blessed thus far to work with Linnea Quigley, Tony Todd, Brinke Stevens, Michael Berryman, Kane Hodder, Angus Scrimm, Debbie Rochon, Bill Moseley, Debra Lamb and so many other who are just wonderful. But yes, we all have dreams so why not shoot for the stars right, if dreams could come true I&#8217;d say from where I&#8217;m at now, Sean Connery, Dennis Hopper (RIP), Betty White, Christopher Lambert, Morgan Freeman.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Which genres do you feel close to when you&#8217;re making or watching movies?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : So far as a writer director I&#8217;ve done two horror films. One of them being the recent Disciples and it&#8217;s much more than just a horror film. Cut on the other hand is not really a horror film at all. People assume because they see Kane and Tony and Michael of course but it&#8217;s more of a suspense drama with horror elements. My favorites are The Godfather, Shawshank Redemption, Rocky, Legends of the Fall, Silence of the Lambs, The Exorcist, Highlander, Scarface, True Romance and so on. More so my favorites steer away from horror.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What do you think about the European and Asian cinema? Are you interested in them?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : I enjoy different culture absolutely. Very interesting. I find myself going on those binges where you gather up a few at once and go to town. I certainly do find interest there. I have no prejudice whatsoever when it comes to film.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve also got titles as an actor. How do you feel about your acting experiences? Also I&#8217;d like to ask if you&#8217;ve got a character that you wish you acted?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : I envy so many character roles that have been seen over the years. Rocky is certainly one of them. Very inspiring. As far as acting, well, I had some short works as an actor. Mostly in my own film Cut. It was a great experience. As an artist you want to experience and the characters I&#8217;ve chosen to do have been ok with me. It&#8217;s hard to call myself an actor and the work they put in. I&#8217;m glad I was able to contribute to the films I&#8217;ve acted in but I choose to primarily remain a writer and a director. My talents as an actor are average at best.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : How do you like to spend your time when you&#8217;re not working?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Well since I&#8217;m always working it will be hard to find an answer. I guess I would say my kids. They are my life. I work for them, I live and die for them. So for me it&#8217;s work and the babies. Or I&#8217;m on the phone with Wolfgang Meyer or Stacy Hammon!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : We&#8217;d like to know more about your upcoming projects. Can you tell us more about them ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : I am working on my next film and it&#8217;s called Cannibals. I can&#8217;t say too much because we are so far away. The film is not even officially in preproduction yet but I am working on it. The script is done.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : And finally what would you like to say to the readers of iyikotufilm.com ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Joe Hollow</strong> : Thank you so much for getting reading this far. I certainly do appreciate it and I appreciate iyikotufilm for the consideration. Lots of love everyone. Thank you.</p>



<p class="wp-block-paragraph">www.joehollow.com<br>
www.facebook.com/HOLLOWBETHYNAME</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Interview : İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/">Yönetmen Joe Hollow Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/yonetmen-joe-hollow-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bianca Barnett Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ipekcakir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 18:37:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Albino Farm]]></category>
		<category><![CDATA[Bianca Barnett]]></category>
		<category><![CDATA[Cyclical Effect]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Inside]]></category>
		<category><![CDATA[Horror Model]]></category>
		<category><![CDATA[Noirland]]></category>
		<category><![CDATA[The Fear Chamber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7816</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın? Bianca Barnett : Tam zamanlı bir aktris, model, blogger ve öğrenciyim. İpek Çakır : Oynadığın karakterler içinde hangisi favorindi ve neden? Bianca Barnett : Hepsini oynarken zevk aldım, ama şimdiye kadar en çok The Toy Box filmindeki rolümü sevdim. Hala hayalimdeki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/">Bianca Barnett Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="607" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca.jpg" alt="" class="wp-image-7819" title="bianca" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca.jpg 480w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca-237x300.jpg 237w" sizes="auto, (max-width: 480px) 100vw, 480px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Tam zamanlı bir aktris, model, blogger ve öğrenciyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Oynadığın karakterler içinde hangisi favorindi ve neden?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Hepsini oynarken zevk aldım, ama şimdiye kadar en çok <em>The Toy Box</em> filmindeki rolümü sevdim. Hala hayalimdeki rolü bulamadım ama umarım yakın zamanda bu olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Genelde korku filmlerinde rol aldın. Senin için bu tür filmlerde rol almayı çekici yapan özellikle nelerdi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Korku filmleri en çok sevdiğim tür, özellikle 1970lerin gizemli korku sineması ve 1980lerin slasher filmleri. Sanırım bu biraz nostaljik, ama gerçekten bu türü seviyorum. Aynı zamanda daha küçük, ilginç indie dramalarını ve tüm film festivali gösterimlerini seviyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Ana akım ve bağımsız korku filmi endüstrisi hakkındaki düşüncelerin neler? Avrupa ve Asya sinemasıyla ilgileniyor musun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : En iyi ve en orjinal korku filmlerinin bazıları Asya ve Avrupa&#8217;dan çıkıyor. Küçük bir kızken, en yakın arkadaşım Kantonluydu, böylece Hong Kong sinemasından birçok film izledim. Dövüş sanatlarından, komedilere, korku filmlerine kadar her şey &#8211; Hepsine kafayı takmıştım. Büyüdükçe, İtalyan korku filmlerini ve giallo filmlerini keşfettim. Hammer korku sineması da favorilerimden biridir çünkü çok güzel şekilde çekilmiş filmlerdir. Son zamanlarda, Fransız ve İskandinav korku sinemasına da ilgi duymaya başladım. Bu türde yapılan yeni şeyleri görmeyi seviyorum. Hayalim bir gün Avrupa ve Asya filmlerinde yer almak.</p>



<span id="more-7816"></span>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Filmlerde ya da herhangi bir sanat formunda erotizm ve çıplaklıkla ilgili nasıl hissediyorsun? Pozitif baktığını hissediyorum ki bence harika.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Seks ve çıplaklık beni gerçekten rahatsız etmiyor, ama eğer <em>Albino Farm</em> filmimi izlediyseniz, biraz garip olduğumu görebilirsiniz. Dürüst olmak gerekirse, izlenmek konusunda gerçekten heyecan verici olan birşeyler var &#8211; ama kendi kurallarıma göre ve kontrollü şekilde olması gerekir, mesela bir film için. Tanımadığım rastgele bir adam beni izlese ve çalılıklara saklanıp kendiyle oynasa polisi arardım. Sanırım ben bir teşhirciyim ama zaten bu nedenle aktrisim ve modelim.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="612" height="729" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2.jpg" alt="" class="wp-image-7820" title="bianca2" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2.jpg 612w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca2-251x300.jpg 251w" sizes="auto, (max-width: 612px) 100vw, 612px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bize sevdiğin &#8220;film canavarlar&#8221;ını söyler misin? Buna ek olarak da sinema tarihindeki favori karakterlerini.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Çok var. Zombiler, vampirler, hortlaklar, hayaletler, Sasquatch, kurtadamlar &#8211; baştan sona hepsi aslında. Eğer ölüyse, seviyorum. Aynı zamanda 1970lerin inançlarla ve kötü güçlerle alakalı filmlerini seviyorum. Eminim babam benle gurur duyuyordur bu yüzden haha.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Albino Farm filminde oyuncu ve özel efektler asistanı olarak yer aldın. Sence filmlerdeki özel efektler ve makyaj nasıl olmalı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Bence iyi olmalılar. Başarısız şekilde yapılmış özel efektler bir filme olan ilgimi büyük ölçüde azaltır. Film setinde oluşturulan gerçekçi efekleri seviyorum, ama doğru kurallara göre uygulanmış bilgisayar destekli efektler de olursa önemsemiyorum. Bazen gerçekten de çok iyi bir bileşim elde ediliyor. Sözün özü ben yaşadığım katliamın gerçekçi olmasını isterim!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sinema dışında hangi sanat alanlarına kendini yakın hissediyorsun?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Uzun yıllar resim yapmakla ve çizimlerle ilgilendim. Şimdilerde buna geri dönüyorum. Modayı ve giyinmeyi seviyorum. Aynı zamanda fotoğraf çekimlerimi stilize etmeyi gerçekten seviyorum. Kocam ve ben son zamanlarda ortak çalışmalar yapıyoruz ve gerçekten güzel fotoğraflar yaratıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sinemada ve genel anlamda en büyük ilham kaynakların kimler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Çok var, hangisinden başlayacağımı bilmiyorum. Coen kardeşler, Quentin Tarantino, Robert Rodriguez, Rob Zombie, John Carpenter, David Fincher, Sam Fendes &#8211; Ana fikri anlamışsınızdır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="437" height="538" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3.jpg" alt="" class="wp-image-7821" title="bianca3" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3.jpg 437w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bianca3-243x300.jpg 243w" sizes="auto, (max-width: 437px) 100vw, 437px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Bize projelerinden bahseder misin? Aynı zamanda kariyerindeki en büyük hedefini sormak istiyorum.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Şu anda üç tane filmle ilgili görüşmelerim devam ediyor. İki hafta içinde Myrtle Beach,SC bölgesinde düzenlenecek olan XCON World V &#8216;ye konuk olarak katılacağım. Aynı zamanda korku filmleriyle ilgili eleştiriler yapacağım bir video blog başlatacağım. Bütün bunlarla ilgili bilgileri websitemde bulabilirsiniz. &#8211; www.biancabarnett.com</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kariyerimdeki en büyük hedefim Conan O&#8217;Brien Show&#8217;a konuk olarak katılmak. Aynı zamanda, hayatımın rolünü oynayabilmek &#8211; beni aktris olarak güçlendiren ve tüm bu çabaya ve çalışmaya değecek bir rol.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Son soru olarak iyikotufilm.com okuyucularına ne demek istersin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Eski ve yeni tüm hayranlarıma teşekkür ediyorum ve de hepsinin benim için ne kadar önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Onların sevgisi ve desteği olmasaydı, hayallerime ulaşmak mümkün olmazdı. Umarım okuyucularınız websitemi ve çalışmalarımı inceler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">www.biancabarnett.com<br>
www.facebook.com/Bianca.A.Barnett<br>
www.twitter.com/biancabarnett<br>
www.myspace.com/bianca-barnett</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj : İpek Çakır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Bianca Barnett Interview</strong></span></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Thanks for accepting our interview request. How do you describe yourself and your career?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I am a full time actress, model, blogger and student.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Which character you acted was your favorite one and why?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I enjoyed playing all of them, but I liked my role in The Toy Box the best so far. I still have not found that dream role yet, but hopefully it will happen soon!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve acted in horror movies mostly. What made it attractive for you to act in this genre specially?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Horror is my favorite genre of film, especially obscure horror from the 1970s and slasher flicks from the 1980s. I suppose that is nostalgia, but really, I love the genre. I also love smaller, quirky indie dramas and all the film festival fare.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What&#8217;s your opinion about the mainstream and independent horror film industry? Are you interested in the cinema of Europe and Asia?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Some of the best and most original horror comes from Asia and Europe. When I was a little girl, my best friend was Cantonese, so I watched a lot of Hong Kong cinema. Everything from martial arts, to comedies, to horror flicks &#8211; I was totally obsessed. As I grew older, I discovered Italian horror and giallo films. Hammer horror is a favorite of mine because it is just so beautifully shot. I recently became interested in French and Nordic horror. I love seeing a new take on the genre. A dream of mine to work in European and Asian films one day.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : How do you feel about erotism and nudity in movies or in any art form? I feel like you&#8217;re positive about that which is great.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Sex and nudity really don&#8217;t bother me, but if you&#8217;ve seen Albino Farm, you realize that I am a little weird. Honestly, I think there is something really exciting about being watched &#8211; but it has to be on my own terms and in a controlled manner like on film, you know? If some random guy is watching me and whacking off in the bushes, I would call the cops. So, I suppose I am an exhibitionist, but hell, that is why I am an actress and a model.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Can you tell us the &#8220;monsters in movies&#8221; that you&#8217;ve got special interest in? In addition to that your favorite characters in the history of cinema?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : Oh wow, so many! I love zombies, vampires, ghouls, ghosts. Sasquatch, werewolves &#8211; the whole gamut, really! If it is dead, I love it. I am also into 1970s flicks that are about cults and worshiping satan. I am sure that makes my dad proud! Haha!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You&#8217;ve got titles as actress and special effects assistant in the movie &#8220;Albino Farm&#8221;. How do you think the special effects and make up in movies should be?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I think they should be good! A big turn off is poorly done special effects. I love practical effects, but I don&#8217;t mind CGI in the right instances. Sometimes they blend so well together. That being said, I want my blood splatter to be practical!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Other than cinema which forms of art do you feel close to?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I painted and drew for many years. I am just now getting back into it. I love fashion and dressing up. I also really love styling photo shoots of mine. My husband and I have been collaborating a lot lately and creating some cool photos.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Who are your biggest inspirations in cinema and generaly?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : There are just so many, I don&#8217;t know where to start. I love the Coen Brothers, Quentin Tarantino, Robert Rodriguez, Rob Zombie, John Carpenter, David Fincher, Sam Mendes &#8211; I think you get the idea!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Could you tell us about your upcoming projects? Also I&#8217;d like to ask your biggest goal in your career?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I am in negotiation for three films at the moment. I will be a guest at XCON World V in Myrtle Beach, SC in two weeks. I will also be starting a video blog reviewing some horror films. You can find out all of this information at my website &#8211; www.biancabarnett.com</p>



<p class="wp-block-paragraph">The biggest goal in my career would be being a guest on Conan O&#8217;Brien&#8217;s show. Also, having a role of a lifetime &#8211; one that solidifies me as an actress and makes all of this struggling and hard work worth it.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : And as the last question, what would you like to say to the readers of iyikotufilm.com ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bianca Barnett</strong> : I want to thank all my fans, both old and new, and let them know how very much they mean to me. Without all of their love and support, I would not be able to pursue my dreams. I hope your readers will stop by my website and check out my work!</p>



<p class="wp-block-paragraph">www.biancabarnett.com<br>
www.facebook.com/Bianca.A.Barnett<br>
www.twitter.com/biancabarnett<br>
www.myspace.com/bianca-barnett</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Interview : İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/">Bianca Barnett Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/bianca-barnett-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mary Madcox &#8220;Nurse Hatchet&#8221; Röportajı</title>
		<link>https://iyikotufilm.com/mary-madcox-nurse-hatchet-roportaji/</link>
					<comments>https://iyikotufilm.com/mary-madcox-nurse-hatchet-roportaji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ipekcakir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 19:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ErroricaSalt]]></category>
		<category><![CDATA[Fetish]]></category>
		<category><![CDATA[İpek Çakır]]></category>
		<category><![CDATA[Marx Madcox]]></category>
		<category><![CDATA[Mixtress Demonatrix]]></category>
		<category><![CDATA[Nurse]]></category>
		<category><![CDATA[The Chainsaw Sally Show Sezon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7599</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpek Çakır : Merhaba Mary. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkür ederim. İlk sorum genel olarak kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın? Mary Madcox : Röportaj davetiniz için teşekkürler. Bir soundtrack sanatçısıyım bunun yanında özel gore efektlerle de ilgileniyorum. İpek Çakır : &#8220;Nurse Hatchet&#8221; olarak da biliniyorsun. Bu personayı yaratırken en çok ilham aldıkların nelerdi? [&#8230;]</p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mary-madcox-nurse-hatchet-roportaji/">Mary Madcox &#8220;Nurse Hatchet&#8221; Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/NURSE-HATCHET-SYMBOL.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="791" height="1024" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/NURSE-HATCHET-SYMBOL-791x1024.jpg" alt="" class="wp-image-7623" title="NURSE-HATCHET-SYMBOL" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/NURSE-HATCHET-SYMBOL-791x1024.jpg 791w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/NURSE-HATCHET-SYMBOL-232x300.jpg 232w" sizes="auto, (max-width: 791px) 100vw, 791px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Merhaba Mary. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkür ederim. İlk sorum genel olarak kendini ve kariyerini nasıl tanımlarsın?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Röportaj davetiniz için teşekkürler. Bir soundtrack sanatçısıyım bunun yanında özel gore efektlerle de ilgileniyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : &#8220;Nurse Hatchet&#8221; olarak da biliniyorsun. Bu personayı yaratırken en çok ilham aldıkların nelerdi? Ayrıca bu karakterle ilgili bize daha çok bilgi verebilir misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Haha beni hemen en sert soruyla vurmak istedin demek! &nbsp;Tabi ki anlatayım,bu karakter geçmişte yaşadığım zor durumlardan ortaya çıktı. &nbsp;Evden kaçtım ve tecavüze uğradıktan kısa süre sonra Navy&#8217;e katıldım. &nbsp;Yaşadığım bu kötü olaydan sonra kendimi korumak konusunu daha ciddiye almaya başladım,bunun yanında düzenli olarak Navy kampına da devam ettim. Bunun yanında tecavüzden korunma konusunda birkaç ders de aldım ve savunma sporları konusunda daha çok bilgi edindim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlardan sonra değişik konumlarda 2 kere daha saldırıya uğradım ve ikisinde de kendimi korumayı,hayatta kalmayı ve saldırganlardan kaçmayı başardım. &nbsp;Bunu anlatmamın başlıca nedenini de şöyle açıklayabilirim,eğer insanlara önemli bir örnek olmam gerekirse,genç kadınları ve adamları şuna teşvik etmek isterim ;&nbsp;lütfen kendinizi korumayı öğrenin,dünya annenizin size anlattığı kadar güvenli bir yer değil,ve bazen hayatta kalabilmek adına savaşmak zorunda kalabiliriz.</p>



<span id="more-7599"></span>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu anlatmamın diğer nedeni ise,bu yaşadıklarımdan sonra,halen bazı kalıcı etkilerini görüyorum,kabuslar,insanlara karşı korku duymak,dış dünyaya karşı korku,öfkeli ve şiddet içerikli duygular,hatta intikam isteği..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bana zarar veren ya da vermeye çalışan insanlardan intikam alıp hapise girmek ya da tutuklanmaktansa,hikayeler yazmak,müzik ve videolar yaratmaya odaklandım, bunlar yaşadıklarımla ilgili duygularımı farklı bir yöne aktarmama yardımcı oldu. Ayrıca bu intikam duygusunu anlatmama ve kötülükleri içimden çıkarmaya yardımcı oldu. Böylece &#8220;Nurse&#8221; doğdu. Hikayemde beni temsil eden karakter olarak &#8220;Nurse Hatchet&#8221; oldum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu anda yazdığım hikayeyi tam olarak paylaşamam,ama yakında çıkacak olan &#8220;Origin of Nurse Hatchet&#8221; adlı çizgiromanda bunu bulabilirsiniz. &nbsp;Çıkış tarihi de bu yaz olacak. &nbsp;Hikayem böylece bir çizgiromana aktarıldı,artık yaşayan bir çizgiroman karakteriyim. Size bu kadarını anlatabilirim,hikaye intikam almakla ilgili ve aslında bu hikayeyi anlatmak bir bakıma benim için korkularımla yüzleşmek oldu,ve gerçek intikam da hayatta başarılı olmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabi ki hikayemde,gerçek hayatımda yaşadığım olaylar biraz değiştirildi ama çok değil,çünkü hikayede anlatılan&nbsp;her şey aslında yaşadığım olayları sembolize ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dediğim gibi,bu hikaye aynı zamanda müziğime ve videolara da yansıdı,erotizm ve korku temalı endüstriyel punk yapıyorum diyebilirim ve açıklaması da kolay.. Erotik içerik şarkılarımda bir tuzak olarak yer alıyor,kurbanlarını baştan çıkararak ölüme yaklaştıran bir kadın gibi,ve korku içeriği de onlardan aldığı intikamla alakalı. Şimdi şunu da söylemeliyim ki bütün şarkılarımda yaşadıklarımdan esinlenmedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı erotik şarkılarım ve videolarım sağlıklı ve yaratıcı cinselliği desteklemek,insanların sevişmek konusunda bu yönde ilham alması amacıyla yaratıldı .Bence insanlar seks hayatlarını renklendirmeli ve daha eğlenceli hale getirmeli,yeni oyunlar keşfetmeli,hatta roller&nbsp;yaratmalı,yaratıcı olmalı.Cat O&#8217;Nine kuyruklarınızı takın ve kamçılamaya başlayın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnanıyorum ki bu da yaşadıklarımın bende bıraktığı etkilerden biri,&#8221;Sağlıklı Cinsellik&#8221; konusunda ilham kaynağı olma isteği ve ihtiyacı. Eğer daha çok çift beraberce daha yaratıcı olursa,bence daha az seks içerikli suç yaşanır dünyada .Cinsel açıdan sorunlar yaşayan birinin dışarı çıkıp kendi evinde ve hayatında elde edemediği şeyleri suç işleyerek elde etmeye çalışması sıkça görülen bir durum. Cinsel yönden sorunlu olmasalar belki de evlerinde bunları yaşayıp eğlenebilecekler. Bence bu tip kötü durumların yaşanmaması için yasal sınırlamaların azaltılması ve özgürlüğün&nbsp;arttırılması da gerekli. Açık olarak görüyorum ki bazı insanlar cinsel yönden sorunlu ve isteklerini özgürce yaşayamadıkları için mutsuzlar. Bu isteklerini tatmin edebilecekleri bir yol bulabilseler,belki de sokaklara çıkıp isteksiz kurbanlar aramak zorunda kalmazlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine kendileriyle birlikte olmak isteyen insanları bularak onlarla bir araya gelip ihtiyaçlarını karşılarlar,cinsel ihtiyaçlarını,sıradışı ihtiyaçlarını,S/M ihtiyaçlarını..Herkes için mutlaka kendine uygun birisi vardır bu kişilerin toplum baskısı hissetmeden bir araya gelebilmelerini&nbsp;sağlamalıyız,yasalar da buna uygun olarak hazırlansa bence bu yaşanan problemler azalır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece anlıyorsunuz ki,müziğimin ve videolarımın çoğu yaşadıklarıma dayanıyor,ve de çıkış noktası &#8220;korku&#8221;. Ama hepsi de böyle değil,bir kısmı da tamamen yaratıcı erotizm ile ilgili,bunun da amacı sağlıklı cinselliğe ilham vermek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve tabi ki de sık sık sistemin çarpık yönleriyle ve özgürlük kavramıyla ilgili birşeyler söylemek durumunda kalıyorum.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A14-horz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="329" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A14-horz-1024x329.jpg" alt="" class="wp-image-7625" title="A2A2A14-horz" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A14-horz-1024x329.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A14-horz-300x96.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A14-horz.jpg 1176w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sence korku filmlerini diğer türlerden farklı yapan ve daha çekici kılan özellikler neler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Kişisel yorumuma göre korku filmleri,bir hayatta kalma rehberi sunuyor..Tüm korku filmleri hayatta kalabilmekle ilgili. Benim insanları kendilerini korumak yönünde teşvik etmek istediğim kadar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">korku filmleri de aslında bunu niye yapmamız gerektiğinin değişmez hatırlatıcısı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hepsi de karşımıza çıkanlarla savaşmak ve hayatta kalmakla alakalı,ya da bazen yeteri kadar savaşmayanların başına neler geldiğini gösteriyor ki bu da aslında bir tür hayatta kalma rehberi. Doğaüstü canavarlar ya da psikopat katillerle bile ilgili filmler bile nasıl hayatta kalabileceğimizle alakalı. Bu da tekrar aynı noktaya geliyor : kendinizi korumayı öğrenin. Kısacası bana göre,korku filmleri diğer türlerden daha önemli..komedi dışında..bence komedi ruhunuz için iyi bir ilaç. Zor zamanlarla baş etmekte yardımcı oluyor. Sözün özü en çok korku,komedi ve erotica türlerini seviyorum.Özellikle erotizm,korku ve komedi öğelerini bir arada barındıran filmler diyebilirim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Aynı zamanda bir görsel efekt sanatçısısın.Bu nedenle şunu da sormak istiyorum.Sence bir filmdeki görsel efektler nasıl olmalı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Bilgisayar destekli efektlerle çok ilgilenmiyorum..Daha &#8220;oldschool&#8221; türde şeyleri seviyorum. Daha doğal şekilde yaratılmış canavarları ya da şiddet öğelerini tercih ederim,lateks ve çamurdan canavar gibi şeyler ve bunların doğurduğu garip görüntüler..Yanlış anlamayın tabi ki bilim kurgu ya da süper kahraman filmlerinde bilgisayarda destekli efektlerin yeri büyük,bunlar bu efektleri kullanmak için çok uygun,çünkü insanların uçmasını ya da uzay gemilerinin gerçek gibi görünmesini sağlıyor vs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bana göre korku filmlerinde bilgisayar destekli efektlerin yeri yok,sadece sahte görünmesine neden oluyor,ya da kötü animasyonlu bir video oyunu oynuyormuşum gibi hissetmeme,bu da hikayenin dışına çıkılmasına neden oluyor. Bilgisayarda yaratılan canavarlar,kanlı sahneler,hepsi sahte görünüyor,ve şimdiye kadar bunlardan pek de etkilenmedim,belki zamanla daha gerçekçi görünmesi sağlanacaktır,ama o gün gelene kadar,ben lateks ve &#8220;karo şurubu&#8221; ile çalışmaya devam edeceğim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Peki cinsel içerik,çıplaklık ve bunların sinema,müzik,fotoğrafçılık alanlarındaki önemi hakkında ne düşünüyorsun? Bence bunlar önemlidir ve sen de aynı şekilde düşünüyorsun gibi hissediyorum.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Bu muhteşem bir soru. Daha önce de belirttiğim gibi,bence genel olarak insanlar için,sevenler için,sevgiyi arayanlar için ya da sadece eğlenenler için sağlıklı ve yaratıcı cinselliği teşvik etmek son derece önemli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence maalesef toplum sekse biraz negatif açıdan bakıyor,bu nedenle ülkemin bazı eyaletlerinde oral seks yasak mesela..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok sıkı ve baskı altında toplumlarda yaşıyoruz,bence cinsel suçluları tetikleyen şey de bu,sorunlu mutsuz baskı altında seks hayatları. Eğer sekse pozitif yönden bakarsak,bizde ve toplumda yarattığı olumlu etkileri görebiliriz. Bu yüzden gerçeği yaymak bir zorunluluk,seks güzeldir ve doğaldır,sanatta kullanılan çıplaklığı,sanatın güzel bir parçası olarak görmeliyiz,ve cinselliğe hepimizin zevk alması için bizlere sunulan bir şey olarak bakmalıyız.Beden için iyi,ruh için iyi,hatta iyi bir egzersiz.<br>
Seks oyuncaklarıyla oynamak istiyorsak bundan utanmamalıyız ya da toplumun &#8220;sapıkça ve yaramazca&#8221; olarak gördüğü şeyleri yapmaktan çekinmemeliyiz,bence insanların bunlardan alıkonulması baskıcı düzenin bir parçası,bu durum da insanların doğal yollarından çıkmalarına neden oluyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A1-horz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="329" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A1-horz-1024x329.jpg" alt="" class="wp-image-7624" title="A2A2A1-horz" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A1-horz-1024x329.jpg 1024w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A1-horz-300x96.jpg 300w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/A2A2A1-horz.jpg 1075w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Favori korku filmlerin ve karakterler hangileri?Oyunculuk konusunda ne düşünüyorsun?&#8221;Keşke bunu oynasaydım&#8221; dediğin bir karakter oldu mu hiç?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Dürüst olmak gerekirse hayır hiç birini oynamak istemedim. Çünkü oyunculuk tam olarak benim işim değil. Oyunculuğu yapabildiğimi düşünüyorum ama benim asıl ilgi alanlarım müzik ve gore efektleri. Bir filmde yer aldıgımda,küçük bir bölüm olmasını isterim özellikle konuşmak zorunda olmadığım bir bölüm,çünkü oyunculuk benim işim değil. Sanırım burda biraz kendimi hafife aldım,aslında gerçek şu ki,oyunculuk yapabiliyorum ve bu konuda iyi olduğum da söylendi,ama bu konuda fazla deneyimim yok,beni müzik videolarımda görüyorsunuz,onlarda sadece kendimim,evet belki bir karakter olarak ama yine de olduğum gibiyim orda.Stüdyoda davrandığım gibi,evde davrandığım gibi,yastıklı bir hücrede olsam<br>
davranacağım gibi.<br>
Gelelim favori filmlerime ve karakterlere,filmlerden bazıları :<br>
Tobe Hoopers &#8211; Texas Chainsaw Massacre 1 &amp; 2<br>
Brian Yuzna&#8217;s Society<br>
Blood Feast 1 &amp; 2,Re-Animator<br>
Bride of ReAnimator<br>
Beyond ReAnimator<br>
Hellraiser 1 &amp; 2<br>
Tobe Hoopers &#8211; Eaten Alive<br>
Herschell Gordon Lewis&#8217;s Wizard of Gore<br>
Gore Gore Girls<br>
Color me Blood Red<br>
Jeremy Kastens &#8211; Wizard of Gore 2007<br>
the Attic Expeditions<br>
Eyes of a Stranger&#8230;.Daha çok var liste böyle uzar gider..<br>
Karakterler ise :<br>
Tabi ki ilk sırada arkadaşım var : &#8220;Chainsaw Sally&#8221;<br>
Leatherface,Jason Voorhees,Choptop,Fuad Ramses &amp; Fuad Ramses III &#8211; from Blood Feast 1 &amp; 2 ,Kindra &amp; Breanne Good &#8211; the Good Sisters,Sarafine &#8211; American werewolf in Paris,Marie &#8211; Innocent Blood,Regine &#8211; Fright Night II,Katrina &#8211; Vamp,Carrie White (Sissy Spacek &#8211; the original),Trash &#8211; Linnea Quigley from Return of the Living Dead,FrankenHooker,Tina &#8211; Friday the 13th part 7 (the new Blood),Randi Wallace &#8211; She Wolf of LOndon aka Love &amp; Curses,Charlie &#8211; FireStarter,Micheal Meyers,Ash,Freddy Krueger,Pinhead,Female Cenobite,Angelique &#8211; cenobite,Chatterbox,the Dentist,Stanley &#8211; from Cabin by the Lake,Texas Chainsaw Massacre III filmindeki küçük kız.Hatta bazen onun büyümüş hali olduğumu düşünüyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır: Müzik grubun hakkında da bize daha çok bilgi verir misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong>: Tabi ki büyük zevkle. Grubum ya da projem de denebilir,&#8221;Mixtress Demonatrix&#8221; adında. Electro,erotik,endüstriyel,korku içerikli,punk fetiş metal türündeyiz haha. Bu projeyi birkaç yıl önce başlattım ve tüm dünyadan çeşitli sanatçılarla,gruplarla ve müzisyenlerle ortak çalışmalarım oldu. Bu çalışmalardan biri de Ari Lehman ile oldu aynı zamanda 13.Cuma filminden Jason Voorhees olarak da tanınmaktadır. Grubunun adı &#8220;First Jason&#8221;. Bugünlerde Ari ile beraber şarkı sözü yazmakla uğraşıyorum,ve bazı First Jason parçalarının remixlerini yapıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka ortak çalışmam ise yakın arkadaşım Wild Bill Johnson ile oluyor.Tobe Hoopers Texas Chainsaw Massacre filminde Leatherface karakterini oynadı.O sözleri yazdı bense müzikleri yapıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Projemin müzikleri pek çok yapımda yer aldı. En son, The Chainsaw Sally Show Sezon 1de müziklerim var ve yakında gösterime girecek olan Sezon 2de müziklerim yer alacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Silver Scream adındaki bir sahne şovu için bazı şarkıları güncelleme ve yenilemekle de uğraşıyorum. Uzun süredir dostlarım olan yönetmen JimmyO ve April &#8220;Chainsaw Sally&#8221; Burril bu şovu hazırlıyorlar.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/Origin-of-NURSE-HATCHET-comic-art-front-cover1-horz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="420" height="630" src="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/Origin-of-NURSE-HATCHET-comic-art-front-cover1-horz.jpg" alt="" class="wp-image-7626" title="Origin-of-NURSE-HATCHET---comic-art-(front-cover)1-horz" srcset="https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/Origin-of-NURSE-HATCHET-comic-art-front-cover1-horz.jpg 420w, https://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/04/Origin-of-NURSE-HATCHET-comic-art-front-cover1-horz-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sevdiğin müzik videolarının ortak özellikleri neler peki?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Dinlediğim müzik türleri çok geniş alana yayıldığından bunun cevabı da öyle. Ama genel olarak bir hikaye anlatan videoları sadece bir grubun çaldığı videolara tercih ederim. Görsellik,yaratıcılık ve hayalgücü kullanarak bir hikaye anlatan videoları seviyorum videolarda bunu arıyorum. Ama hikayesiz bile olsa garip korkunç videoları ve erotik videoları seviyorum. Bunlar yanında eski moda &#8220;psychodelic&#8221; videolar hoşuma gidiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Sana genel olarak ilham kaynağı olan isimler kimler?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Bu isimlerden de çok var ama bazıları şunlar Debbie Harry,Ministry,David Lynch,John Carpenter,George Romero,Stephen King,Iggy Pop,Harley Quinn,Poison Ivy,Dario Argento,Portishead,Steven Spielberg,Batman,Tim Burton,Quentin Tarantino,Robert Rodriguez,Trent Reznor,Brian Yuzna..</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır: Yakın zamandaki projelerinden de bize bahseder misin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Chainsaw Sally Show Sezon 2 Soundtrack yayınlanacak. Wild Bill Johnson ile olan ortak çalışmam yayınlanacak. Ari Lehman First Jason ile beraber yaptığım çalışmalar var. &#8220;Origin of Nurse Hatchet&#8221; adlı çizgiromanım yayınlanacak. Silver Scream için yaptığım şarkılar var ve projemin ikinci albümü &#8220;Something Wicked She Becomes&#8221; Halloween zamanlarında piyasaya çıkacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Son olarak iyikötüfilm okuyucularına neler söylemek istersin?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong>: Röportaj için teşekkürler.Sorularınızı gerçekten sevdim.Ayrıca çalışmalarıma ulaşabilecekleri linkler :</p>



<p class="wp-block-paragraph">http://itunes.apple.com/us/album/something-wicked-this-way/id487055220<br>
http://www.facebook.com/TheMixtressDemonatrix<br>
http://www.facebook.com/therealnursehatchet<br>
http://www.soundclick.com/mixtressdemonatrix<br>
http://www.youtube.com/mixtressdemonatrix<br>
http://www.youtube.com/shewhokillz<br>
http://www.ravenxthelivingdeadgirl.com/demonatrix-nurses-office.php<br>
http://twitter.com/nursehatchet_69<br>
http://sickcompilation.bandcamp.com/<br>
http://www.forbiddenpictures.net<br>
http://www.chainsawsallyshow.com</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Röportaj: İpek Çakır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><span style="font-size: medium; color: #ff0000;"><strong>Mary Madcox &#8220;Nurse Hatchet&#8221; Interview</strong></span></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Hello Mary.First of all thanks for accepting to have this interview.The first question is how would you describe yourself and your career generally?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : thank you truly for the interview invite.&nbsp;well, I am a Score music &amp; Soundtrax Artist, along with doing special gore FX &amp; props.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You&#8217;re also known as &#8220;Nurse Hatchet&#8221;.What were your inspirations when you created this persona?Also could you tell us more about this character?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Hahaha hit me with the deep hard question right away huh hahaha!!<br>
ok, my character spawned from some very harsh things i went through when i was younger, i had run away from home &amp; joined the Navy.&nbsp;not long after that i was Raped, after that i learned to take self defense very seriously, along with my regular Navy boot camp training,&nbsp;i also took a few rape prevention classes &amp; learned more in martial arts.&nbsp;i was attacked 2 more times, on separate occasions, and both times i fought back &amp; survived and got away from my attackers!!&nbsp;the first reason i am explaining this is because if i can inspire anything important i would like to encourage young woman &amp; men too,&nbsp;please learn to defend yourselves, the world is not as safe as mommy told you it was, and sometimes we must fight in order to survive in this life.<br>
the second reason im explaining this is, after what happened to me, i still to this day suffer lasting effects, nightmares, fear of people, fear of the outside world,&nbsp;angry &amp; violent emotions, even the feeling of wanting revenge.&nbsp;but rather then go to prison or jail lol.. for taking my revenge on people who hurt me or attempted to hurt me,&nbsp;i focused on writing a story &amp; creating music &amp; videos, which would help me vent my emotions about what i went through.&nbsp;also help me express that revenge, to vent out the demons!!!</p>



<p class="wp-block-paragraph">thus the Nurse was born! the character who would represent me in my story, I would become NURSE HATCHET.</p>



<p class="wp-block-paragraph">I cant give away the story right now, but you can check it out in the upcoming comicbook, &#8220;Origin of Nurse Hatchet&#8221;.<br>
due to be unleashed this summer.&nbsp;the story i wrote has now been translated into comic, now im a living comicbook character hehehe.</p>



<p class="wp-block-paragraph">i will tell you this much, the story is about taking revenge &amp; for me telling the story is kinda like facing my fears, and the real revenge is my success.&nbsp;of course in my story it has been slightly changed from what i actually went through, but not changed too much, because really everything in the story is symbolic of the events.</p>



<p class="wp-block-paragraph">as i said, the story has also translated into my music &amp; videos as well, i do erotic horror industrial punk music, and its easy to explain..&nbsp;the erotica is the lure, like a siren luring victims to their death, and the horror is the revenge exacted!!</p>



<p class="wp-block-paragraph">now i should also explain, not all my songs are based on the story of what i went through.<br>
some of the erotica style songs / vids are purely created to inspire healthy creative sexuality between lovers &amp; in love making.<br>
i feel that people should spice up their sex lives and make it more wild, play new games, role play, get creative!! get out the Cat&#8217;O&#8217;Nine Tails and start whipping!!! ;-D</p>



<p class="wp-block-paragraph">i do believe this is one of the lasting after effects of what i went through, my want &amp; need to inspire &#8220;Healthy Sexuality&#8221; if more couples would be more creative together, i believe their would be less sexually related crimes, it is very often a sexually frustrated people go out into the night hunting for what they dont get at home or in their lives, if they were not sexually frustrated maybe they would have stayed home and had some FUN!!!</p>



<p class="wp-block-paragraph">i also believe legalizing call Girl services are part of the answer hahaha bare with my logic a moment ok, obviously some people are frustrated and un happy about sex or the lack of it.. if they had somewhere they could go to satisfy these needs, they would not likely be on the streets looking for an un-willing victim. they would instead be visiting places &amp; people who take care of &amp; cater to those needs, sexual needs, kinky needs, S&amp;M needs, theres someone out there for everybody all we need to do is get them together hahahaha and that wouldnt be a problem if it was legal.</p>



<p class="wp-block-paragraph">so you understand, most of my music &amp; videos are based on what i went through, which translates mostly into Horror.<br>
but not all the music, some of the music is based completely on creative erotica, to inspire healthy sexuality.&nbsp;and of course every so often i have to do more ranting about our crooked government &amp; the concept of Freedom hehehe!!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What do you think makes the horror movies different and more attractive than the other genres?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : personally, horror movies to me represent a basic survival guide for life&#8230;<br>
every horror movie is about trying to survive. just as much as i want to inspire people to learn to defend themselves, horror films are a constant reminder of why we should lol.</p>



<p class="wp-block-paragraph">its all about fighting back and surviving, or sometimes what happens to those who didnt fight back hard enough, again its like a survival guide.&nbsp;no matter if its a horror movie about supernatural monsters or psychopathic murderers, its still always about how to survive.</p>



<p class="wp-block-paragraph">which again reiterates my point, learn to defend yourselves.&nbsp;so for me personally, i think horror films are more important then other genres.. except for comedy.. i think comedy is good medicine for the soul.&nbsp;it will help you though hard times.&nbsp;so mostly i love horror , comedy, &amp; erotica.&nbsp;especially love films specifically based in erotic horror comedy.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Since you&#8217;re also a visual effects artist I&#8217;d like to ask what you think about it,how do you think the visual effects in a film should be?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : well, personally im not big on CG effects..&nbsp;i am old school about my love of gore &amp; effects.<br>
i like to see Real hand made monsters &amp; gore, i want the latex &amp; monster slime and all the gross goodness that comes with it.<br>
dont get me wrong i think there is a place for CG FX, like Sci-Fi &amp; Super Hero movies, those are a great place to use CG FX, because we can make people fly, and make space ships look real ect ect..</p>



<p class="wp-block-paragraph">but I feel that usually theres no place for CG fx in horror, it only makes things look fake, or like im playing a badly animated video game, which takes me right out of the story.&nbsp;CG monsters, CG Blood fx, it all looks fake, and im not yet impressed by it, maybe further down the road it will look more realistic, but until that day comes, i will stick with my latex &amp; karo syrup lol!!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What about the sexual content,nudity and their importance in cinema,music,photography?I think that they&#8217;re important and I feel like you think the same.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : this is an awesome question!!&nbsp;as i mentioned above, i think its incredibly important to inspire healthy creative sexuality for people in general, people in love &amp; people looking for love &amp; people just having fun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">and i think unfortunately society kinda looks at sex in a negative light, that is why prostitution is illegal &amp; thats why oral sex is illegal in some states lol.. we live in a very repressed society, and i believe thats what spawns sexual predators, frustrated unhealthy repressed sex lives.</p>



<p class="wp-block-paragraph">if we looked at sex is a positive light, we would consider all the positive effects it has on us &amp; on society.&nbsp;so it is absolutely imperative to inspire the truth, sex is beautiful, and it is natural, and we should see the nude form as Art, as beautiful Artwork, and we should look at sexuality as a naturally given high for all of us to enjoy, its good for the body, good for the soul, its even great exercise lol.&nbsp;and we shouldnt feel ashamed if we want to play with sex toys or to do what society considers &#8220;kinky or naughty&#8221;, thats all part of the repressed programming, taking us off our natural path as human beings.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır: What&#8217;s your opinion about the American horror film industry (mainstream and independent) ? And as you know horror movies are also popular in Europe and Asia.What do you think about the horror movies that were shot in these regions,are you interested in them?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Oh yes absolutely, i love all horror, some of my favorite directors are foreign, Dario Argento, Lucio Fulci, Yoshihiro Nishimura, Shin&#8217;ya Tsukamoto ect..&nbsp;I love the independent horror from all over the world, recently ive been loving the indie horror coming out of Australia, i pretty much love all horror usually, no matter the region..&nbsp;but i think usually independent offers more, because they are working outside the box, outside of the studio rules &amp; expectations, not concerned about whats Politically Correct lol.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : In Turkish cinema there are also works of horror movies or remakes.Have you seen any of them?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : yes i have heard of these, but honestly ive been so busy working on productions i havent had the time to see any of them yet.&nbsp;definitely sounds interesting, and kinda scary hahaha but im willing to check it out, just havent had the chance yet.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : What are your favorite horror movies and which characters are your favorite ones? What about acting? Can you think of any character that you might say &#8220;I wish I acted that one&#8221;?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : honestly no, ive never wished i could have acted in a part lol.. im not an actress, its just not my thing. i might be able to act, but music &amp; gore fx are my life.&nbsp;if i do a part in a movie, i prefer a bit part or a walk on, or especially something where i dont have to talk hahahaha, im just no actress.&nbsp;well haha i guess im selling myself a little short there, truth is i can act &amp; ive been told im very good, but i havent had much experience in acting, you see me in my music videos, but im just being myself, yes in character but still being very much myself, thats how i act in the studo, thats how i am at home, thats how i am back in my paddedcell lol.<br>
now favorite horror movies &amp; favorite characters<br>
Blood Feast 1 &amp; 2<br>
Tobe Hoopers &#8211; Texas Chainsaw Massacre 1 &amp; 2<br>
Re-Animator, Bride of ReAnimator, Beyond ReAnimator,<br>
Hellraiser 1 &amp; 2,<br>
Tobe Hoopers &#8211; Eaten Alive<br>
Herschell Gordon Lewis&#8217;s Wizard of Gore<br>
Gore Gore Girls<br>
Color me Blood Red<br>
1000 maniacs original &amp; remake<br>
&amp; 1001 maniacs<br>
Jeremy Kastens &#8211; Wizard of Gore 2007<br>
the Attic Expeditions<br>
Eyes of a Stranger<br>
Brian Yuzna&#8217;s &#8211; Society<br>
Wicked Lake<br>
From Beyond<br>
Puppet Master 1, 2, 3, 4, 5, ect ect&#8230;<br>
Hollywood Chainsaw Hookers<br>
FrankenHooker<br>
Life Force<br>
Martin<br>
Dead Alive<br>
Phemomena aka Creepers<br>
Demons 1 &amp; 2<br>
Night of the Demons 1 &amp; 2 &amp; the remake<br>
Evil Dead 1 &amp; 2<br>
&amp; Army of Dakness<br>
Prince of Darkness<br>
They Live<br>
the Fog (1980)<br>
In the Mouth of Madness<br>
I Sell the Dead<br>
Friday the 13th 1, 2, 3, 4, 6, 7, 8,<br>
Halloween 1, 2, 3, 4, 5, 6, <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br>
Devils Rejects &amp; House of 1000 Corpses<br>
Cabin by the Lake<br>
&amp; Return to Cabin by the Lake<br>
Zombie<br>
John A.Russo&#8217;s Midnight 1 &amp; 2<br>
George Romero&#8217;s &#8211; Night of the Living Dead<br>
Dawn of the Dead 1978<br>
Day of the Dead 1986<br>
Night of the Living Dead 1990<br>
Return of the Living Dead 1, 2, &amp; 3<br>
Fright Night 1 &amp; 2 (the originals)<br>
Midnight Meat Train<br>
Creepshow 1 &amp; 2<br>
the Dentist 1 &amp; 2<br>
Trilogy of Terror 1 &amp; 2<br>
WaxWork 1 &amp; 2<br>
American Werewolf in London<br>
the Howling 1 &amp; 2<br>
Innocent Blood aka French Vampire in America<br>
Vamp<br>
from Dusk Till Dawn</p>



<p class="wp-block-paragraph">like i said the list will go on &amp; on&#8230; lol too many more to list&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">ok favorite characters:</p>



<p class="wp-block-paragraph">my Girl at the number one spot: &#8220;Chainsaw Sally&#8221;<br>
Leatherface<br>
Jason Voorhees<br>
Choptop<br>
Fuad Ramses &amp; Fuad Ramses III &#8211; from Blood Feast 1 &amp; 2<br>
Kindra &amp; Breanne Good &#8211; the Good Sisters<br>
Sarafine &#8211; American werewolf in Paris<br>
Marie &#8211; Innocent Blood<br>
Regine &#8211; Fright Night II<br>
Katrina &#8211; Vamp<br>
Carrie White (Sissy Spacek &#8211; the original)<br>
Trash &#8211; Linnea Quigley from Return of the Living Dead<br>
FrankenHooker<br>
Tina &#8211; Friday the 13th part 7 (the new Blood)<br>
Randi Wallace &#8211; She Wolf of LOndon aka Love &amp; Curses<br>
Charlie &#8211; FireStarter<br>
Micheal Meyers<br>
Ash<br>
Freddy Krueger<br>
Pinhead<br>
Female Cenobite<br>
Angelique &#8211; cenobite<br>
Chatterbox<br>
the Dentist<br>
Stanley &#8211; from Cabin by the Lake<br>
&amp; the little girl in Texas Chainsaw Massacre III who says &#8220;yakkidy yak dont talk back&#8221;<br>
i think im her all grown up now hahahahaha.</p>



<p class="wp-block-paragraph">i know im forgetting so many more of my fav movies &amp; characters, its just so many.. too many more to list&#8230;lol</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Tell us about your band and the soundtracks you created for the movies.In addition to this I&#8217;d like to ask your favorite soundtracks of all times?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : with pleasure, my band or project as i like to call it, is MIXTRESS DEMONATRIX, we do electro erotic industrial horror punk fetish metal hahaha ;-D<br>
I started the DemonatriX project a few years back, and i have collaborated with artists, bands &amp; musicuans from all around the world.<br>
including collaborations with Ari Lehman aka the original JASON VOORHEES of Friday the 13th. &amp; his band FIRST JASON!<br>
i am currently working with Ari on some lyrics, and im creating a few killer Remixes of FIRST JASON trax.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Also currently in collaboration with my goood friend Wild Bill Johnson, aka LEATHERFACE of Tobe Hoopers TEXAS CHAINSAW MASSACRE II!!!<br>
Bill mi amigo has written some very deviliciously brutal lyrics which my and my DemonatriX Crew are creating the musick for and performing the vocals, woth Wild Bills killer lyrics!<br>
we are also talking about moving forward into more cllaborations together, things are getting hotter then hellfire in the studio right now!!</p>



<p class="wp-block-paragraph">we have had our music featured on many productions, most recently, the Chainsaw Sally Show season one featured music from 2 other bands i was involved with, Attack of the Vampirates &amp; Headonistic Torment!<br>
and on Chainsaw Sally Show season II i was asked to create most of the score music &amp; soundtrax themes.</p>



<p class="wp-block-paragraph">im also currently re-creating and up-dating a few trax for an upcoming stage production called SILVER SCREAM,<br>
for my long time friends &amp; Forbidden Family, director JimmyO &amp; April (Chainsaw Sally) Burril.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : You like music videos,too.Which ones do you like the best?How do you think the ideal music video should be?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : hahaha oh thats too broad range to answer, my music taste is enormous i have a very wide variety of tastes &amp; styles.<br>
but i will say this, the videos i love best are the ones that tell a story, i like that better then just watching a band play lol.<br>
i like music videos that use imagery &amp; creativity &amp; imagination to tell a story, thats what i love best &amp; what i look for in music videos.<br>
but i also just love creepy horror &amp; erotic style videos (with or with out a story) &amp; of course i love good ol&#8217; head trip style videos, psychOdelic stuff hehe Is always fun!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : In general what were your biggest inspirations in music and cinema?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong>:<br>
Wendy O &amp; the Plasmatics<br>
Blondie &#8211; Deborah Harry<br>
Al Jourgensen<br>
Ministry<br>
David Lynch<br>
Revolting Cocks<br>
Lords of Acid<br>
Stewart Copeland<br>
Clive Barker<br>
Arch Enemy &#8211; Angela Gossow<br>
Otep &#8211; Shamaya<br>
Crisis &#8211; Karyn Crisis<br>
Herschell Gordon Lewis<br>
Danny Elfman<br>
Rob Zombie &amp; White Zombie<br>
Herschell Gordon Lewis<br>
John Carpenter<br>
John Landis<br>
Macho Man Randy Savage<br>
George Romero<br>
John A.Russo<br>
Pink Floyd<br>
Stephen King<br>
Iggy Pop<br>
Alice Cooper<br>
Harley Quinn<br>
Poison Ivy<br>
Cat Woman<br>
Dario Argento<br>
Ozzy<br>
Brian Yuzna<br>
Stewart Gordon<br>
H.P.Lovecraft<br>
Beatles<br>
John Lennon<br>
George Harrison<br>
Hunter.S.Thompson<br>
Elvira<br>
Vampira<br>
Orge &#8211; Skinny Puppy<br>
Trent Reznor &#8211; NIN<br>
Diamond Darril &#8211; Pantera<br>
Kerry King<br>
Mike Scaccia<br>
Ray Bradbury<br>
Billy Milano &#8211; S.O.D. &amp; M.O.D.<br>
D.R.I.<br>
Massive Attack<br>
Portishead &#8211; Beth Gibbons<br>
My Life with the Thrill Kill KULT<br>
Motorhead<br>
Steven Spielberg<br>
BatMan<br>
Tim Burton<br>
David Chronenberg<br>
Quentin Tarantino<br>
Robert Rodriguez<br>
Stan Lee<br>
Micheal Ploog</p>



<p class="wp-block-paragraph">again, just too many to list&#8230;<br>
these and so many more are my deepest inspirations in my life, from what they have all created and how it has completely inspired &amp; influenced my soul!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Your upcoming projects? Could you tell us about them?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : ok, here is whats on the Horrorizon for your Naughty Nurse..<br>
this is My schedule over the summer &amp; through Halloween..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unleashing the DEMONATRIX Summer 2012:</p>



<p class="wp-block-paragraph">#1 – the Mixtress DemonatriX will be unleashing the Official CHAINSAW SALLY SHOW Season II SoundtrAX CD!!!</p>



<p class="wp-block-paragraph">#2 – Unleashing new Killaborations &amp; Remixes with Ari Lehman &amp; FIRST JASON!</p>



<p class="wp-block-paragraph">#3 – Unleashing the Musick Killaboration with Wild Bill Johnson AKA LEATHERFACE from Tobe Hoopers TEXAS CHAINSAW MASSACRE 2.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#4 – Unleashing the “Origin of NURSE HATCHET” &amp; “NURSE HATCHET meets CHAINSAW SALLY” comicbook due to be unleashed summer 2012.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#5 – re-creating &amp; up-dating a few songs from the Forbidden Pictures upcoming stage production of SILVER SCREAM, which is set to play after the summer.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#6 – plus get Ready for the MIXTRESS DEMONATRIX Album II “Something Wicked She Becomes” in the worx right now, and due to be unleashed on Halloween / Samhain 2012.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#7 &#8211; so many fans keep asking is there going to be more Chainsaw Sally, to respond i will say this, STAY LOONEY TUNED!! &#8220;The SAW IS FORBIDDEN FAMILY&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İpek Çakır : Finally,what would you like to say to the readers of iyikotufilm.com ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mary Madcox</strong> : Thank you very much for this interview, i really loved the questions.</p>



<p class="wp-block-paragraph">the complete DemonatriX library of Trax, remixes, albums &amp; free downloadz@<br>
http://www.soundclick.com/mixtressdemonatrix<br>
digi-album downloadz @<br>
http://www.amazon.com/Something-Wicked-This-Cums-Explicit/dp/B006J3UA0W/ref=sr_shvl_album_1?ie=UTF8&amp;qid=1333663566&amp;sr=301-1<br>
http://itunes.apple.com/us/album/something-wicked-this-way/id487055220<br>
Visit the Mixtress DemonatriX &amp; your Naughty Nurse, lick the kinks below..<br>
http://www.facebook.com/TheMixtressDemonatrix<br>
http://www.facebook.com/therealnursehatchet<br>
http://www.soundclick.com/mixtressdemonatrix<br>
http://www.youtube.com/mixtressdemonatrix</p>



<p class="wp-block-paragraph">http://www.youtube.com/shewhokillz</p>



<p class="wp-block-paragraph">Spank you very much for this truly Awesome Interview!<br>
And remember, the Darkside is Aways There, Waiting for us to Enter&#8230;<br>
Waiting To Enter Us! Until Next Time, Same Bat Time, Same Bat Place!!<br>
This is Bat Country!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Interview: İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="https://iyikotufilm.com/mary-madcox-nurse-hatchet-roportaji/">Mary Madcox &#8220;Nurse Hatchet&#8221; Röportajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://iyikotufilm.com">İyi Kötü Film</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://iyikotufilm.com/mary-madcox-nurse-hatchet-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
