iyiköfüfilm

28
Eki
2012

Urban Flesh (1999)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

1997 yılında çekimleri biten ancak piyasaya çıkmayı iki yıl bekleyip 1999’da patlayan, Alexandre Michaud yönetmenliğindeki “Urban Flesh”, yönetmenin ilk filmi. Yazarlık, yönetmenlik ve prodüktörlük işlerini ard arda yürüten yönetmenin aslında en tanınan filmi “Urban Flesh”. Michaud, Lucio Fulci‘ye olan hayranlığı ve ilk filmini ona adamış olmasının yanında bağımsız-gore türünün farklı örneklerini vermekte.

Altı bölümden oluşan “Urban Flesh”in genel olarak bir konu barındırmamasının yanında bize verdiği en ince detay, belki de, kanı bu kadar iyi kullanabilirken ışığın ters şekilde berbat kullanmasının filme verdiği zarar bile olabilir. Rob Zombie vari açılıştan sonra, dört gencin sapkınlıkları ve yamyamlıklarını rastgele şekilde hedeflerine odaklanmalarıyla terörize etmeleri anlatılıyor. Yamyam gençlerin kendilerini rahatlatma yöntemlerinin sonucunu dehşetle izleyen Hulk Rogan tavırlı sevimli Müfettiş Blake, bu dehşete bir son vermeye çalışmaktadır. Konu genel olarak bu. Daha fazlası yok. Filmde bize verilmeyen ama izlerken arada seyirci olarak çıkardığımız dörtlü ‘cannibalism hayranı’ gencin birbirlerinden farklı işler yaptığı ve farklı zaaflara sahip olduğu (bu film için pek de gerekli olmayan)  ayrıntıları olması söz konusu. Seviye halinde ilerlemeyen bu her altı bölüm boyunca gore boyutu ile ceset sayısının tahmin edilenden az ilerlemesi, kurguyu mantıklı haller silsilesine sokma çabasında gibi. Şöyle ki; bölüm halinde fazla sıralanan örgü her bölümün içinde de fazla sıralı şekilde. Hepsinin sırası kumpas, işkence, doğrama ve yeme üzerine. Ortalamanın üstündeki başarılı oyunculuklara rağmen Sally, Kane, Ygor ve Zack dörtlüsüne ısınamadım hiç bir şekilde. Filmde en küçük roldeki adama kadar sağlam oyunculuklar barındıran film daha çok aslında dörtlünün yamyamlıklarına şahit oluyormuşdan daha çok dikizliyormuşuz hissi veriyor. ‘Ghouls Night Out’ bölümüyle giriş yapılmadan Lucio Fulci’ye adandığını belirten film, istismarın ve alayın tavan yaptığı ‘Mommy Can I Go Out And…’ üçüncü bölümünün haricinde son bölüm ‘Hatebreeder’ ile kapanışı yapıyor. Arada gelişen pek bir yan olayın olmaması haricinde şiddetteki ciddiyetin, sesteki kuru kalabalık olarak adlandırılacak “gereksiz sert soundtrack” la birlikte akılda sıradan şekilde yer etmesi. Sadece son bölümdeki kapanış müziğiyle nokta atışı yapabilen bir ses kurgusu düşünün. Bu konuda çok fazla içlenmemin sebebi belki de çok daha bomba olabilecek bir yapım iken; kan, gore ve oyunculuklar dışında bomba olamayan bir filme dönüşmesine yol açmış olması. Ki yönetmenin ilk çektiği bir filmden bahsediyoruz. Arada çakılan Night Breed (1990) selamının haricinde, yamyam dörtlünün akılda kalan ufak tefek absürd diyalogları bazı yerlerde eğlenceli, bazı yerlerde de şartlanılmış ciddiyete yol açıyor.

**Bu paragrafta sürprizi fena şekilde bozmuş olacağım ama uyarıyorum**

Olay dörtlü, hamile kadının kendilerini davet ettirmenin yolunu bularak, çok da fazla acı çekmesine  -seyirciyi şaşırtarak- neden olamadan komaya girmesine neden olur. Ölmesini beklemeye gerek duymadıkları için; karnından bebeği çıkarma şerefine kendisi nail olmak isteyen Sally, fetüs formundaki bebeği annenin karnından çıkardıktan sonra “It’s a girl!” esprisini yapar. İşte orada tam anlamıyla filmi şahane forma kavuşturabilecek olan şeyi beklerken, kameraya gösterilen normal kanlı fetüsü görmem daha çok bilinçli şekilde kendini çok ciddiye alan bir film samimiyetsizliğinin hezimeti kıvamındaydı. Orada tek beklenen şey belki de (benim beklediğim şey) gülen, acayip, freak ya da başka formdaki bir yaratığın gözükmesiydi. Ama olmadı. Kurbanın elini çivilemeye çalıştıkları mutfak tezgahının normal çekiç ve çiviyle fazla zorlanmadan delebilmelerinin gözümüze (istenmeden)  sokulması olayı gayet eğlenceli.

Yönetmenin filmlerinde pek şaşmadığı yaklaşık yetmiş dakikanın ideal olduğu düşüncesi ve 3 saat süren filmlerden nefret etmesinin yanında filmin imdb künyesinde yer verilen Kanadalı 49ers Takımı’nın futbolcusunun oynadığı bilgisi kafa karıştırıyor. Filmde öyle bir rol yok.  Yönetmen; gözlüklü, futbolcu ceketli, dörtlüyle tesadüfen karşılaşan ve ölmekten kıl payı kurtulan çikolata satıcısı rolüyle karşımıza çıkmış kısa bir süre için.

‘Helltimate Studio’ Prodüksiyonluğundaki “Urban Flesh”; İngiltere, Almanya ve yapım yeri Kanada’da yasaklanmış zamanında. 2002 yapımı Augustine Arredondo’nun yönettiği “The Holy Terror”un da prodüktörlüğünü yapan Alexandre Michaud, aynı zamanda filmleri olan “GoreGoyles: First Cut”(2003) ve “Clean”(2006) in prodüktörlüğünü de üstlenmiş bir gore yönetmen. 

Yağmur Özdemir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni