iyiköfüfilm

13
Ara
2011

Top 10 Lezbiyen Vampir Filmleri

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

10. Dracula’s Daughter (1936)

Film, Universal’ın Dracula’sının devamı ve bir öncekinin tam da bıraktığı yerden devam ediyor. Kurnaz Lugosi’yi bir tabut içinde ve Van Helsing’i onun katili olarak tutuklanmış görüyoruz. Bu prodüksiyonun odak noktası, şaşırtıcı derece melankolik olan Gloria Holden’ın oynadığı Dracula’nın kızı, Macar kontes Maja Zaleksa üzerinde. Dracula’nın babası olduğu diğer kızlar arasından sıyrılıp nasıl en öne çıktığı hala cevaplanamamış olsa da aynı klasik repliği ondan da duyuyoruz: “Ben şarap içmem.”

Asıl peşinde olduğu psikiyatrist Dr Jeffrey Garth (Otto Krueger) olsa da aynı zamanda iki kadın kurbanı daha var. Çekildiği zaman için çok da şaşırtıcı olmayan bu lezbiyen durum çok ince şekilde işlenmiş ama bu listeye girmeyi kesinlikle hak ediyor. Dracula’s Daughter film tarihindeki ilk lezbiyen vampir olabilir ama bundan daha da önemlisi kendisi aynı zamanda insan kanına olan tutkusuna karşı psikolojik çare arayan ilk neurotik vampir.

9. Blood and Roses (1960)

Dracula’s Daughter ilk lezbiyen vampir filmiyse, Blood and Roses da ilk gerçek erotik vampir filmi olmayı hakediyor. Ayrıca Sheridan Le Fanu’nun romanı Carmilla’nın ilk kez sinemaya uyarlanmış hali, her ne kadar bu modern bir uyarlama olsa da.  Bundan böyle Dracula nasıl tüm erkek kan emicilerin ilk örneği ise Carmilla Karnstein ismi (ya da diğer isimleri olan Mircalla veya Marcilla) yakın zamanda kadın vampirler diyince ilk akla gelen isim olmalı.

Her zaman başrolde oynayan kadın aktrislerle evlenmiş olan Roger Vadim’in yönettiği bu filmde, o zamanki karısı Annette Vadim, Carmilla olarak karşımıza çıkıyor. Oldukça çarpıcı,güzel renkler ve görüntülere ve aynı zamanda keyifli bir soundtrack’e sahip olan bu film gözlere bayram yaptırıyor ve The Tingler’deki gibi bazı siyah-beyaz rüya sekansları içeriyor.

Bu model bir film için olağandışı olarak bu prodüksiyon bazı kısa çıplaklık sahneleri barındıyor. Carmilla’nın tüm kadınlara ilgisi olmasına rağmen, asıl amacı Mel Ferrer karakterininin nişanlısı (Else Martinelli) nın bedenini ele geçirmek, bu da kızkardeşlik kurallarına çok da uymayan bir zafer.
8. Herhangi bir Jean Rollin Lezbiyen Vampir Filmi

Fransız yönetmen Jean Rollin Lezbiyen Vampir filmlerinden kendine koca bir kariyer yarattı. Rape of the Vampire (1969), The Naked Vampire (1970), The Shiver of the Vampires (1971) ya da Lips of Blood (1975) filmleriyle kendi tutkusunu bir sinema kariyerine dönüştürmeyi başardı.

Erotizimle art-house’u birleştirmesiyle prodüksiyonları seyretmeye doyulmaz hal aldı ancak aynı zamanda süregelen geleneksel anlatım biçimleri ve sessiz, diyalogsuz gerçeküstü görüntülere odaklanması filmlerini sıkıcı hale getirdi. Jean Rollin filmlerini bir uyku hapı olarak görebilirsiniz – tabi bir sürü çıplak kadın içinde uyuyabilirseniz.
7. Vampyros Lesbos (1971)

Çoğu kişi lezbiyan vampir filmleri top 10 listesinin hepsinin Jess Franco filmleriyle doldurulabileceği ve “en iyi” ile “Franco”nun artık aynı anlama geldiğini iddia edecek olsa da en azından İspanyol yönetmenin bir prodüksiyonu daha bu listede yer almalı, bu da tabii ki Vampyros Lesbos olmalı.

Listede olmayı hakeden diğer bir filmi Female Vampire (1973) olabilir ama böyle bir isme sahipken nasıl olur da Vampyros Lesbos’u dahil etmem? Female Vampire’da fazlaca abartılmış Lina Romay rol alırken, bu filmde, genç yaşta hem de filmin çekimleri bittikten çok kısa süre sonra bir araba kazasında ölmüş olan inanılmaz derecede güzel ve Franco’nun trajik ilham perisi Soledad Miranda oynuyor.

Daha gerçeküstü olan diğer devam filmlerinde oyanayan Ewa Strömberg’in dünyevi varlığını ondan çalan bir karakteri oynuyor. İçimdeki kadınla gayet uyumlu gözüküyor olabilirim ama Franco’nun bir yönetmenden çok kostüm tasarımcısına benzediğini tek ben mi düşünüyorum?  Filmdeki bazı fetişik kostümler tek başına izlenmeyi hakediyor.

6. Lust for a Vampire (1971)

Bunun Tüm Zamanların En Zeki Fimleri Top 10’u olmadığını hatırlayın ve evet, finaldeki şarkı da utanç verici ama kendinizi iyi çekilmiş – ama çoğunlukla yavaş ilerleyen – film müzikleri içinde kaybedince en azından sizi uyanık tutacak aptalca ama eğlenceli bir Hammer prodüksiyonuna ihtiyaç duyuyorsunuz. Gerçekçi olalım : Lust of a Vampire’ı düşününce aklınıza ilk gelen şey şarkısı ya da kanlar içindeki Yutte Stensgaard’ın mezarından çıkışı değil mi? Bu kadar yeterli.
5. Vampyres (1974)

Vampyres’ın daha ilk sahnesinden karizmatik ve muhteşem Marianne Morris ve Anulka’nın (şaşılcak şey, her ikisi de daha sonrasında pek iş yapmamıştır) oynadığı iki başrol oyuncusunun birbirinden hoşlandığı çok aşikardır. Her ikisi de sürekli olarak erkek sürücüleri baştan çıkarır ve kanlarının son damlasına kadar onları emerler. Köpek dişlerini kullanmak yerine kollarını bıçakla keserek bu işi yaparlar. Beslendikleri kesik yaranın vajinal bir görüntüsü vardır.

İspanyol yönetmen Jose Ramon Larraz’ın İngiliz kırsalında çektiği bu film daha sonrasında kült bir prodüksiyon haline geldi. Sonuç olarak herşey göründüğü gibi değil ve bu tür filmlerde genellikle durum hep böyledir, seyrettiğinize göre kararınızı vermeye hazırlıklı olmalısınız.

4. The Blood Spattered Bride (1972)

The Blood Spattered Bride görsel olarak muhteşem, anlatım olarak şaşırtıcı ve gerçek anlamda erotik bir film. Vicente Aranda’nın yönettiği bu İspanyol prodüksiyonda Alexandra Bastedo (TV’de The Champions’dan tanıdığımız) rol alıyor; yeni evlenmiş Susan’ın (Maribel Martin) önünde gelinliğiyle duran diğer bir Karnstein kadını onu isimsiz ve tamamen sadistik kocasını (Simon Andreu) terketmeye ikna ediyor.

Feminist bir film olarak görülebilse de karakterlere duyulan sempati yavaş yavaş filmde değişiyor. Koca başta tamamen nefret edilen biriyken kontrolü dışındaki gizemli güçler tarafından takip edilen karakteri bozuk biri olduğunu anlayıp filmin sonunda onu anlayabiliyoruz.

Bu film neler oluyor manasında Lynch filmlerine benziyor ama Aranda geleneksel anlamda çok bir anlam taşımasa da orjinal ve etkileyici bir dünya yaratmayı başarıyor. Bu filmi izleyin ve Bastedo’nun oynadığı karakterin kumda gömülü olduğu ve sadece göğüslerinin gözüktüğü sahnede ağzınızın açık kalmadığını söyleyin!
3. The Hunger (1983)

Bu Top 10’deki filmlerin çoğu Avrupa’dan. Nedense lezbiyen vampir filmleri Hollywood’da pek etki yapmadı. Benim anlayamadığım bir mesaj olmalı bi yerlerde. Bu türdeki nadir Amerika filmlerinden birinin Avrupa’da çok güçlü bir yeri olması bu yüzden şaşırtıcı değil. İngiliz yönetmen Tony Scott ve Catherine Deneuve ve David Bowie’nin tek bir Amerikalıya, Susan Sarandon’a yer açmasıyla film bu özelliği kazanmış.

Diğer yandan filmin kaynağı olan Whitley Streiber’in romanının Amerikan etkisi, geleneksel Olde Worlde Karnstein liginin dışında bir filmimiz olduğu gerçeğini garantiliyor.  The Hunger günümüz New York’unda geçiyor ve Bauhaus’un içinde olduğu bir soundtrack’e sahip.  Ayrıca bu filmdeki vampirler Avrupa tipinden çok uzak ve  daha genel anlamda insan hayat gücünden beslenen varlıklar.

Bu oldukça orjinal bir film ve zayıf hikayesinin görüntülerle kapatılmaya çalışıldığı bir alt-tür için içeriğin stilden daha üstün olduğu vurgusunu eleştirmesiyle yerini sağlamlaştırıyor.  Çoğu sahne yönetmenin istediği kadar poüler değil artık ama bunlardan hiçbiri The Hunger’ın bu sınıftaki değerini düşüremez.
2. Daughters of Darkness (1971)

Harry Kumel’in Daughters of Darkness filmi Belçika’nın ilk gerçek korku filmi olma gururuna sahip. Ülke bira dışında hiçbir şey üretemezken bu filmle işler değişiyor.  Daughters Bathory efsanesi üzerie kurulu, ölümsüz kontesi oynayan Delphine Seyrig güzel kadın arkadaşıyla (Andrea Rau) Ostend’de terkedilmiş bir otele doğru seyahet ediyor.

Burda yeni evlenmiş bir çiftle (John Karlen ve Daniele Oumet) tanışıyorlar. İki çift de duygusal anlamda hasarlı durumda: çiftlerden biri üstün olma krizinde ve damadın sıradışı annesiyle uğraşmak durumda, diğer çift ise sürekli yeni ve değişim isteyen bir ilişki ihtiyacında olan ölümsüz birini içinde bulundurduğundan zor durumda.

Film, bazı vampir klişelerini gözardı ederken (köpek dişi yok mesela), ayrıca klasik özü de kabul ediyor: genelde vampirler akan suya alerjikken, duşa girmeleri onlar için trajik bir sonuç doğuruyor (Vampir kadınların duşu paylaşmaları sorun değil benim açımdan). The Shining’e benzer olarak seçkin ama boş otel bu güzel atmosfere büyük bir değer katıyor.
1. The Vampire Lovers (1970)

Hammer’ın The Vampire Lovers her alanda tamamen öne çıkan bir prodüksiyon, listedeki diğer filmlerde olduğu gibi zorlanmış konu dönüşümlerinin olmadığı tamamen düz bir hikayeye sahip.  Uzman bir yönetmenlik ve sinematografiye sahip bu filmde ayrıca bu tür filmlerde görebileceğiniz en iyi aktörlere sahip olmakla övünmekte haklı.

Diğer lezbiyen vampir filmlerinde kadın oyuncuları bulmaya çok özen gösterilmiştir ancak iş erkek oyuncu bulmaya gelince aynı özen ve başarıyı gösterememişlerdir. Ama bu filmde öyle değil; Peter Cushing, Ferdy Mayne, Douglas Wilmer, Jon Finch ve John Forbes-Robertson gibi iyi aktörler kadın oyuncuların ellerinden bu övgüyü çalmışlardır.

Filmdeki sevgililer Ingrid Pitt, Kate O’Mara, Madeline Smith, Dawn Addams, Pippa Steele ve Kirsten Lindholm’dur (daha sonraları Hammer Karnstein filmlerinin üçünde de küçük rollerde oynamıştır).  Ingrid Pitt kesinlikle öz Carmilla Karnstein ve bu film kült kariyerinin dönüm noktası olmuştur.

Ve son olarak unutmadan : The Vampire Lovers olmasaydı Steve Coogan’ın Dr Terrible’s House of Horrible serisinden Lesbian Vampire Lovers of Lust filmi olmazdı…
Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni