





Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film Blaxploitation B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Emmanuelle Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jess Franco Jesus Franco Joe D’Amato Joe D'Amato Lucio Fulci Mario Bava Nikkatsu Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sylvia Kristel Zerrin Doğan
Bir grup bilim adamı terk edilmiş halde bir uzay gemisi bulurlar. Geminin içine baktıklarında insan görünümlü uzaylılarla karşılaşırlar. İçlerinden bir kadın hariç hepsi ölmüştür.Kadını dünyaya getirirler. Neeya isimli bu uzaylıyla ilgili ne yapacaklarını düşünen bilim adamları ve bazı devlet görevlileri, kadının üzerinde çalışmalar yapma konusunda hemfikirdir. Fakat kadınla iletişim kurmak imkansızdır ama oldukça kuvvetli telekinetik yetenekleri vardır. Uzaylı kadının araştırmayı yapacak bilim adamının evinde onun ailesiyle birlikte yaşamasına karar verilir.
To The Stars By Hard Ways, 1981 yapımı bir Sovyet bilim-kurgu filmi. Dönemin çoğu Sovyet bilim-kurgu filminde olduğu gibi teknik donanım, efektler oldukça yetersiz. Tabii ki bu durum düşük bütçenin bir sonucu. Sovyet Rusya’sında bir film endüstrisinin olmadığını söylemek pek de yanlış sayılmaz. O dönemde film yapımcıları yapmak istedikleri filmleri ilk olarak Kültür Bakanlığı’nın denetiminden geçirmek zorundaydı. Eğer film denetimi geçerse, devletin bütçesinden bir miktar para film yapımcısına verilip filmi çekmesi sağlanıyordu. Bilim-kurgu filmlerinin neredeyse tamamı ise politik sebeplerden dolayı bu denetimi geçememekteydi, bu nedenle oldukça düşük bütçeyle bilim-kurgu filmlerini çekmek durumunda kalıyorlardı. Düşük bütçenin yanısıra bir diğer etki de Sovyet Rusyası’nın ancak 80lerin sonuna doğru başka bir ülkenin yapımı filmlerle tanışmış olmalarıdır. Bütün sınırların kapalı olması, kaçak ürünlerin ender bulunması ve illegal olması yeniliklerle tanışmalarına engel oluyordu. Sovyet filmlerini, Batılı filmlerden ayıran en önemli özellik tabii ki kültür farklılığı ve yapıldıkları dönemin şartları. Orijinal Solaris’de olduğu gibi hem günümüz Rusyası’nda hem de Sovyet Rusyası’nda yapılan bilim-kurgu filmlerinde hep bir felsefik taraf var olmuştur.
Filmin senaryosu ünlü bir Rus bilim-kurgu yazarı olan Kir Bulichev’e ait. Yönetmeni ise Richard Victorov. Yönetmenin Rusya’da kült sayılan iki bilim-kurgu filmi daha var: Moskva-Kassiopeya (Moscow to Cassiopeia) ve Otroki vo Vselennoj (Youths in the Universe).
Filmin düşük bütçesinin en belirgin hissedildiği sahne ise uzayda geçen bir sahnede oyunculardan birinin ağzından çıkan baloncuğu görmemiz. Filmin uzay hissini yaratmak için suyun altında çekilmiş olması ve yönetmenin bu sahneyi filmden çıkartmaması oldukça ilginç olmuş.
Rusların ve Almanların 1950-1970 arası yaptığı bilim-kurguları yeni yeni keşfediyorum. Özellikle Alman olanlar konu olarak çok ilginç değil. Ama her ülkenin kendi sinema kimliği ve çekiciliği var ve bu filmlerde de açıkça belli oluyor. Başta Rus olanlar olmak üzere mutlaka bir kaç örneğine bakmakta fayda var. Yoksa tartışmalı Solaris’te takılıp kalacağız. Baksanıza, Almanya’dan örnek bile veremedim.
Yorumunuz: