iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram

Luigi Cozzi’den İlginç Bir Giallo Deneyimi

Yönetmenliğini Luigi Cozzi’nin yaptığı (kendisi aynı zamanda Dario Argento’nun yardımcısı olarak da çalışmıştır) oldukça ilginç bir giallo örneği ile karşı karşıyayız. Bu film, yönetmenin ilk profesyonel uzun metrajlı yapımı olma özelliğini taşıyor.

Neden ilginç diyorum? Bilindiği gibi giallo filmlerinde katili genelde filmin sonuna kadar görmeyiz. Klasik bir giallo sahnelerinde izleyebileceğiniz tek şey; suratı belli olmayan ve genelde deri eldiven giymiş gizemli bir figürdür. Ancak bu filmde katili daha filmin ilk karesinde görüyoruz. Hatta filmden önce afişine bakarsanız, katilin doğrudan bize baktığını fark edebilirsiniz.

Filmin Konusu: Bir İhanet ve Kovalamaca Hikayesi

Filmin konusuna gelecek olursak: Georgio tam bir zamparadır. Zengin eşi ile ilişkileri hiç iyi değildir ancak karısının serveti nedeniyle bu ilişkiyi bitirmez. Bir gece eşiyle şiddetli bir kavga edip evi terk eder. Issız bir yerde, telefon kulübesinde görüşme yaparken bir adamın, ölü bir kadını arabanın içine koyup su kanalına ittiğine şahit olur.

Korkup kaçmak yerine katilin yanına giderek ona bir teklifte bulunur: Karısını öldürmesi karşılığında para verecektir. Cinayeti kendisinin evde olmadığı bir gece işlemesini planlar. Katil cinayeti işledikten sonra Georgio’nun eşini evin önünde duran arabanın bagajına koyar. Delilleri temizlemek için tekrar eve döndüğü sırada ise beklenmedik bir şey olur; dışarıdaki araba çalınmıştır! Maceracı genç bir çift, tatil için arabayı çalınca film bambaşka bir boyut kazanır ve katil bu genç çiftin peşine düşer.

The Killer Must Kill Again (1975) italyan giallo

Deep Red ile Kıyaslama ve Hitchcock Esintileri

Filmi, aynı yıl yayınlanan Dario Argento imzalı Deep Red (Profondo Rosso) ile karşılaştırdığımızda, ona göre oldukça “yumuşak” kaldığını söyleyebiliriz. Filmdeki üslup, kanlı sahnelerden ziyade daha çok Hitchcockvari bir gerilim yapısına sahip.

Oyuncu Kadrosu ve Performanslar

Filmin kuşkusuz yıldızı, katil rolünde izlediğimiz Michel Antoine. Antoine’ın filmdeki makyajının da etkisiyle hissizleşmiş suratı gerçekten ürkütücü görünüyor. Bunun yanında filmde, Let Sleeping Corpses Lie filminden tanıdığımız Cristina Galbó da başarılı bir performans sergiliyor.

Bu alt korku türünün fanatiklerinin muhakkak izlemesi gereken filmlerden biri.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


2 Yorum

  1. quattromosche 24 Şubat 2009 - 12:17

    Aksamış yönlerine rağmen sevdiğim ve merakla izlediğim bir filmdi. Ama filmin en büyük artısı, Cristina Galbo’yu saymazsak, kendine has yüzü ile Michel Antonie. Ya da kendi ismiyle Antoine Saint-John. Fulci’nin L’Aldilà’sının acılar içindeki Schweick’ının ta kendisi. Fellini, Milius ve Leone gibi isimlerle çalışmış olmasına rağmen ne yazık ki pek kalabalık bir filmografiye sahip değil.

    Yanıtla
  2. DVDdeDVD 30 Mart 2009 - 12:28

    Filmi bu yazıdan öğrenip, interneti didik didik aradıktan sonra, türkçe altyazısı piyasada bulunmadığı için ingilizce altyazı ile izledim.

    spoiler olabilir buralar:

    Katilin çalınan arabasının izini bulabilmesi ve final bölümünde Georgio’nun arabanın içinde cesedi gördükten sonra denize atmaya götürmesi biraz olmamış gibi. Georgio arabayı götürmeseydi suçluluğu kanıtlanmayacaktı, katil arabanın izini bulamasa zaten bunların hiç biri olmayacaktı. 🙂

    spoiler bitti.

    Bu önemli “zorlamalar’ın” dışında seyri zevk veren akıcı bir film. Gerilim klişeleri falan harika, türk sinemasındada böyle filmler görmek dileğiyle..

    Yanıtla

Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm