iyiköfüfilm

28
Mar
2011

The Blood Spattered Bride (1972)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

The Blood Spattered Bride, özgün dildeki ismiyle La Novia Ensangrentada, 1972 tarihli bir İspanyol korku filmi. Carmen (2003), Libertarias (1996), La Pasion Turca (1996) gibi filmlerle “ilgili” Türk seyircisinin yakından tanıdığı bir isim olan  Vicente Aranda tarafından yönetilmiş olan film, aslen Sheridan La Fanu’nun Carmilla adlı kitabından uyarlanmış. Söz konusu eser Carmilla ise, genel çerçevede korku türü içerisinde yer alan filmin özel olarak bir lezbiyen vampir hikâyesi anlatması kaçınılmaz değil de nedir?

Henüz evlenmiş, özel otomobilleriyle, erkek tarafının babadan kalma malikânesine doğru yola çıkmış Susan ve kocası, Susan’ın üzerini değiştirmesi için yol üzerinde uğradıkları otelde, hem Susan’a hem de seyirciye ilk şoku yaşatır. Daha otele adımını atar atmaz izlendiği duygusuna kapılan ve gerçekten de gelinlik benzeri bir elbise içinde kendisini seyreden bir kadınla göz göze gelen, odasına çıktığında açtığı dolabın içinden bir adamın kendisini boğduğu halüsinasyonunu gören Susan’ı, yeni evinde daha fena olaylar beklemektedir.

Zifaf gecesinde, kocasının az buçuk tuhaf sayılabilecek cinsel istismarına maruz kalan Susan, yaşadığı şiddetli aşkın etkisinde olan bitene alışmaya çalışırken, malikanede asılı aile büyüklerine ait antika  tablolardan da kocasının ailesi hakkında kasabada dedikoduya bile sebep olmuş bazı gerçekleri öğrenir. Bu gerçeklerden özellikle biri, kocasını öldürmüş bir kadın olan Mircalla, Susan’ının ilgisini çeker. Zira bu kadınla, ilk defa otelde gördüğü ve ara sıra rüyalarında ziyarete gelen kadın arasında özdeşlik kurmaya başlar.

Kısa zaman içerisinde rüyalarındaki kadının Susan’dan ne istediği ortaya çıkar; Susan’a yaptıkları için, yani cinsel istismarda bulunduğu için intikam almasını, kısaca kocasını öldürmesini. Rüyasında kocasını, tablodakinin aynısı bir hançerle defalarca öldüren Susan, kendine geldiğinde “yanında” değil, elbette karşısında bir sinir doktoru bulacaktır. Tüm bu süre boyunca Susan’a inanmayan, yaşının küçüklüğü sebebiyle evlilik gibi bir kurumu kaldıramadığına yoran kocayı ise bir sürpriz beklemektedir.

Evin yakınındaki sahilde kuma gömülü halde bulduğu çıplak kadını eve getiren koca, bu kadının Susan’ın rüyalarındaki kadın olduğuna, yeterli delili elde ettiğinde inanmaya başlayacaktır başlamasına ama bir kilise mezarlığındaki mezarına çektiği Susan’ın çoktan kafasına girmiş ve onlara kendini Carmilla olarak tanıtmış kadın tarafından alt edilmiştir bile. Her gece, yatağından hipnotize olmuş bir biçimde kalkarak mezarlığa giden ve Carmilla ile kan emme ayinleri yapan Susan’ı gerçek hayatta da kocasına saldırmak için pek bir şey tutamaz artık. Arkasında büyük vampir Carmilla, elinde ise “fallusu” hançeri ile önüne gelene kan banyosu yaptırması an meselesidir.

Lezbiyen vampir denilince istismar sineması içerisinde ilk akla gelen kişi Jean Rollin’dir elbet. Bu filmiyle Vicente Aranda, tür içinde harika bir işe imza atmış. Malikâne (özellikle dış cephede), kilise kalıntısındaki mezarlık, etrafı kayalıklarla çevrili kumsal gibi mekanlarla, mükemmel gotik atmosfer kuran yönetmen, gizemi oldukça yavaş açığa çıkarmasına rağmen hiç de sıkmayan bir performans göstermiş. 1975 yılında Amerika’da gösterime giren versiyonu 13 dakika kadar kısaltılan film aslında 122 dakika. Maalesef benim izlediğim versiyon da yaklaşık 100 dakika süreli olandı ama içerdiği çıplaklık, şiddet ve kan banyosu sahneleri gayet yerli yerindeydi. İnsan yine de kesilen bölümleri merak etmiyor değil.

Filmin tanıtım videosu da evlere şenlik. 1974 tarihli Paul Leder tarafından yönetilmiş olan I Dismember Mama adlı filmle birlikte gösterildiği sinemada deliren bir adam olduğunun haberini yapan bir gazeteci, olaya tüm heyecanıyla yaklaşırken, ekran başındaki seyircileri de galeyana getirmeye çalışıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Susan rolünde Maribel Martín, Carmilla rolünde Alexandra Bastedo ve koca rolünde Simón Andreu bulunuyor. Her biri gerçekten kayda değer oyunculuklarını sergilerken seyirciyi filmin içine çekmeyi başarıyorlar.

Sonuç olarak erkeğin yok edilmesi için güçlü bir kadın dayanışması (!) gerektiğine vurgu yapan film (sallıyorum kulak asmayın), “make love not war” diyenelere nispet yaparcasına, istismar sularında yüzdüğünü unutturmayarak kanlı bir tablo çizerek nihayete eriyor.

Yazan: Tuğba Keleş


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni