iyiköfüfilm

13
Tem
2013

Soska Kardeşler Röportajı

Röportaj kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

soska_sisters

Tolga Demirtaş: Merhaba Soska kardeşler. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Sylvia Soska: Teşekkürler, bu fırsat bizim için bir ayrıcalık.

Jen Soska: Bize zaman ayırdığın için teşekkürler!

Tolga Demirtaş: Film çekmeye nasıl başladınız?

Sylvia Soska: Kazara. 7 yaşımızdan beri oyunculuk yapıyorduk, asla çok başarılı olamadık. Büyüdükçe, ikizler için uygun olan roller şirinlikten ve pek esaslı olmayan rollerden açıkça cinselleştirilmiş ve yine pek de esaslı olmayan rollere kaymıştı. Film endüstrisinin içinde gurur duyabileceğimiz şekilde yer almak istedim, bu yüzden kapsamlı bir dövüş sanatları dersi almaya karar verdik ve bir film okulunda dış kaynaklı bir dublör programına katılarak bu işe de el atmaya çalıştık fakat her yönden berbat bir okuldu. Okul, sektörde bizi hayal kırıklığına uğratan final projemizin finansmanını kesti ve biz de “Dead Hooker in a Trunk”ı kendimiz yazmaya, yönetmeye, ayrıca oynamaya, dublörlüğünü yapmaya vb. karar verdik. Bu eve varış gibiydi, sektörde sonunda kendimize bir yer bulmuştuk.

Jen Soska: Küçük birer kız çocuğu iken yönetmen ya da senarist olmaya teşvik edilmiyorsunuz. Biz de aktris olmayı istiyorduk. İlk olarak lisede yönetmenlik yaptık. 12. Sınıftaydık ve yönetmenlik ve senaristlik dersi alıyorduk. Mezuniyette ikimizin de “en iyi yönetmen” ödülünü aldığını hatırlıyorum, ama “en iyi aktris” ödülünü alamadığımız için üzülmüştük, ha haaa. Bence bu olacakların bir işaretiydi. Birbiriyle beraber yürümeyen birçok ufak tefek uğraşımız ve yeteneğimiz vardı, sonunda yönetmenliği seçtik. Nihayet yapmamız gereken şeyi yapıyormuşuz gibi hissettirdi. Eve varış gibi hissettirdiği çok doğru.

Tolga Demirtaş: American Mary özellikle festivallerde büyük bir ilgi gördü. Böylesine bir ilgiyi bekliyor muydunuz?

Sylvia Soska: Son derece kararlı olana dek Jen ve ben bir projeye girmeyiz. Sadece zaman ve kaynak olarak büyük bir yatırım değil aynı zamanda konsepti yaratan size de bir şey ifade ediyor, çok duygusal bir deneyim olabiliyor. Bu projeyi doğru yaptığımızı biliyordum, ruhu sağlam tuttuk ve diğer insanlara da bir şeyler ifade edecek özgün bir parça yarattık. İnsanların bunu seveceğinden emindim, ama böylesine bir desteği, övgüyü, samimi eleştiriyi asla beklemiyordum. Filmi mümkün kılmak için büyük fedakarlıklar yapan takımla gurur duymama sebep oldu.

Jen Soska: Zor bir satıştı. Biz herşeyden önce birer korku fanıyız, Hollywood korku filmlerinden çıkan devam filmlerinden ve remakelerden bıkmıştık. Onlar bu mülayim ve öngörülebilir formülü takip ediyor ve kimin ne zaman öleceğini tahmin edebiliyorsunuz ya da filmin başından itibaren sonunun nasıl olacağını bilebiliyorsunuz. Çok sıkıcılar. Uluslararası filmlere bakıyorsunuz, çok fazla özgünlük var. Ama ne yazık ki bir çok kuzey Amerikalı altyazıdan ötürü onları izlemiyor. Hayranlarımızın buna cevap vereceğini biliyorduk ama ne yapmaya çalıştığımızı herkesten almaya çalışmak zor bir satıştı. Eğer bir sonraki Saw’ı yapmıyorsanız, eğer ilk American Mary’i yapmak istiyorsanız insanlar korkuyor. Onların gözünde gişede başarı yakalamış diğer filmler gibi bunu pazarlayamazsınız. Satış tahmini yapmak yeni bir şey yapmaktan daha önemli. Biri bana bir keresinde iyi bir film mi yapmak istediğimi yoksa para kazanmak mı istediğimi sordu. Her ikisini de istediğimi söylediğimde bana güldüler.

soskasisters2

Tolga Demirtaş: “Body modification” fikri nasıl ortaya çıktı? Filmlerinizde “body modification” konusunu kullanmanızın belli bir sebebi var mı?

Sylvia Soska: Ben “body modification” ile bir 1 Nisan şakası ile tanıştım, ikiz erkek kardeşler bacaklarını değiş tokuş yapmıştı. Kardeşlerin bir hikayesi yer alıyordu ve ikiz olmayan kişilerin bunu neden yaptıklarını anlayamayacağını söylüyordu. Beni çok korkutmuştu. Annem eğer bir şey seni korkutuyorsa, onun hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değilsin, kendini eğit ve bundan artık korkmayacaksın derdi. Bu konuya takıntılı hale geldim, korkum saplantıya sonra da hayranlığa dönüştü. Konuya hakim, benzersiz ve akıllı insanlardan oluşan bir grup var fakat medya tarafından yanlış gösteriliyorlar. Ben cahilce başladım ve şimdi bu topluluğu seviyorum. Eğer bu deneyimi yaşayabildiysem diğerlerine de aynı fikri verebilirim diye hissettim.

Jen Soska: “Body modification” uzun süredir bizim ilgi alanımız. Büyüme çağında, havalı çocuklar değildik. Okulda bize zorbalık ederlerdi ve bunun sonucu olarak kötü muamele görmüş ya da yanlış anlaşılmış kişiler için ayakta kalmaya karar verdik. Body modification topluluğu kadar yanlış anlaşılan çok grup yok. “görünüş her şeydir” gibi bir durum var. Bir kitabı kapağı ile, bir filmi ismi ile, bir insanı ise nasıl göründüğü ile yargılayamazsınız. Filmin kendisi film endüstrisindeki kendi mücadelelerimizin bir benzetmesi.

Tolga Demirtaş: Korku filmi ağırlıklı bir filmografiniz var. Korku filmi yapmaya devam edecek misiniz ya da mainstream filmler yapmayı düşünüyor musunuz?

Sylvia Soska: Mainstream işlerde çok iyi değilim. Bence günümüzde ve dünyanın bu kısmında mainstream filmleri çok güvenli ve var olmak için bir sebepleri yok. Ben, anlamı olmayan bir iş ortaya koyamam, bu yüzden filmlerimizde mücadele ettiğimiz sorunlar ve bu sebeple  diyaloga ve teşvik edici düşüncelere ihtiyacımız olacak. Ayrıca büyük bir prostetik savunucusuyum. Bu yüzden bizi Masters FX ile işbirliği içinde görmeye devam edeceksiniz hatta bu geleneksel bir korku filmi olmasa bile.

Jen Soska: Ne yaparsak yapalım, hangi türün içinde olursak olalım, işlerimizde her zaman korku ögeleri olacak. Bu kim olduğumuzun bir parçası. Korku, birçok lezzetli alt türü olan bir tür. Canavar filmleri var, bilim-kurgu var, seri katiller, paranormal, şeytanlar, korku müzikalleri var. Olasılıklar sonsuz ve korkunun  sunduğu her alt türde bir film yapmadan mutlu olabilir miyiz bilmiyorum.

Tolga Demirtaş: Film izleyicisi olarak, korku filmleri izlemeyi mi tercih ediyorsunuz?

Sylvia Soska: Evet. Korku türü hikaye anlatımıyla ilgili en sevdiğim şey bazı büyük problemlerin üstesinden gelebilirsiniz ama seyirciye öğüt vermiyorsunuz. Zombi alt türü tüketicilik üzerine bir yorum olarak ortaya çıktı ve ben bunu zekice buluyorum. Korku türünde başka herhangi bir türde asla yapamayacağınız adaleti anlatmanın farklı birçok yolu var.

Jen Soska: Kesinlikle! Biz büyük bir korku fanıyız. Aynı zamanda işimiz de olduğu için neler olup bittiğini görmekten hoşlanıyoruz. Heyecan uyandıracak yeni işleri, bize ilham verecek uluslararası yapımları, ustalardan bir şeyler öğrenebilmek için klasik korkuları izliyoruz. Her gün yeni bir şeyler izlemeye çalışıyoruz ve korku filmlerinde bir sıkıntı yok. Çok şanslıyız çünkü bazı filmleri gösterimden önce izleyebiliyoruz. Kelimenin tam anlamıyla korku filmi izlemek için bir yığın var.

soskasisters3

Tolga Demirtaş: Korku filmi yöneten kadın yönetmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Korku türüne bakışları konusundaki düşünceleriniz neler?

Sylvia Soska: Cinsiyeti bir kenara bırakırsak, ben kendi perspektifini ve vizyonunu ortaya koyan, iyi hikaye anlatıcılarını seviyorum. Ne yazık ki, bu günlerde özellikle Batılı işlerde bunu yeteri kadar göremiyoruz. Kendi perspektiflerinden kendi hikayelerini anlatan kadınları daha çok görmeyi isterim, modern kadını yansıtan işlere gerçekten ihtiyacımız var ve kadın yönetmenler bunu yapabilir. Sıkıntı içindeki çaresiz asil kızlar, iki boyutlu aşk karakterleri ya da cadaloz anneler değil. Alice Guy Blanche, Mary Harron, Jennifer Lynch, Jovanka Vuckovic, Isabel Peppard, Sophia Coppola, Kathryn Bigelow ve Danielle Harris sevdiğim kadın yönetmenlerden bazıları ama ben kadın merkezli hikayeler anlatan Ricky Bates, Joss Whedon, Lars Von Trier, Eli Roth, Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino gibi erkek yönetmenleri de seviyorum.

Jen Soska: Keşke daha fazla olsa. Ben Jennifer Lynch’i seviyorum. Çok cesur bir yönetmen, filmleri oldukça korkutucu ve korkuyla gerçekçi bir anlaşması var. Büyürken, korku ilhamlarımın neredeyse hepsi erkekti. Stephen King, Robert Rodriguez, John Carpenter, David Cronenberg… Bu sektörde kadın olmanın zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Birçok erkek bizimle çalışmaktan çok mutlu ve bize büyük destek veriyorlar ve saygı duyuyorlar, ama bazı erkekler var ki tam kadın düşmanı. Sadece bir ya da iki film yapmış birçok kadın korku filmi yönetmeni var. Kavgayı devam ettirmek istemedikleri için bundan kaç tanesinin vazgeçtiğini merak ediyorum. Bu, kadınlar ve erkekler için bir savaş olabilir. Görüşünüzü sağlam tutmak ve film yapmak oldukça zor. Ama bunun için savaşmaya değer.

Tolga Demirtaş: Favori yönetmenleriniz kimler ve sizi en çok etkileyen filmler hangileri?

Sylvia Soska: Robert Rodriguez şu an film yapıyor olma sebebim. Sadece filmleri iyi olduğu için değil, bunu nasıl yaptığını da size gösteriyor. Hayranlarına eğlenceli bir işten daha fazlasını veriyor. Lars Von Trier de sevdiğim yönetmenlerden biri. Çalışmaları acımasızca dürüst ve insani. Breaking the Waves’den Dancer inthe Dark’a, Dogville’den Antichrist’e kadar insani anları çok ustalıklı bir şekilde yakalamayı çok iyi beceriyor.

Jen Soska: Robert Rodriguez bizim en büyük ilham kaynağımız. Kamerayı elimize almaya karar verme sebebimiz. El Mariachi ve kitabı Rebel Without a Crew çok etkiliydi. İkisini de tavsiye ederim. Herkes Rebel Without a Crew’i mutlaka okumalı. Sadece film yapımcıları için ilham verici değil, aynı zamanda ne kadar büyük olurlarsa olsunlar hayallerinizi takip etmenizle ilgili. Benim Joss Whedon, Sylvia’nın da Lars Von Trier olduğu gibi şakalar yapıyoruz. Ben kalbimin içine atıyorum, o da gözyaşlarıyla dışarıya akıtıyor. American Psycho, The Shining, Dead Ringers, Desperado, Rec, Let the Right one in, Audition, I saw the Devil…bizi etkileyen birçok harika film ve yönetmen var. Ve öğrenmeyi asla bırakmıyoruz, yeni ilhamlarımızı aramayı ve bizi etkileyecek yeni sanatlar aramayı da. Ben söyleyecek sözü olan korkuyu seviyorum. Var olmasının bir sebebi ve bir anlamı olmalı. 

Tolga Demirtaş: Türk korku filmi severleri American Mary’i oldukça sevdi. İyi “Kötü Film” takipçilerine ve Türkiyedeki fanlarınıza bir şeyler söylemek ister misiniz?

Sylvia Soska: Siz beyler ve bayanlar bizim bu işi devam ettirebilmemizi sağlayın. Çok minnettarız ve yaptığımız her şey eğlence için. Önümüzdeki birkaç proje için daha fazla seyahat etmeyi umuyoruz, belki Türkiye’ye gelebilir ve kişisel olarak teşekkür edebiliriz. Beğeneceğinizi tahmin ettiğimiz katilli yeni bir film geliyor.

Jen Soska:  Sevginiz ve desteğiniz için kalbimin en derinliklerinden hepinize teşekkür etmek istiyorum. Hepinizi seviyoruz ve henüz sizleri ziyaret edemediğimiz için derinden özür diliyorum ama er geç oraya gelmeyi istiyoruz ve sizi görmek için sabırsızlanıyoruz. Sizi kucaklıyorum ve daha fazlasının geleceği konusunda söz veriyorum. Yeni başlıyoruz. Ve lütfen bize tweet atın ve bizi internette bulun. Sizden haberdar olmak bizi mutlu eder. 

Röportaj: Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

 

Soska Sisters Interview

Tolga Demirtaş: Hello Soska sisters. Firstly thank you for accepting our interview.

Sylvia Soska: Thank you, it’s a privilege for us to have this opportunity.

Jen Soska: Thank you so much for taking the time to chat with us!

Tolga Demirtaş: How did you start directing movies?

Sylvia Soska: Accidentally. We had been acting since we were seven years old, never to much success. As we grew older the roles available for twins went from cutesy and of little substance to overtly sexualized and of little substance. I wanted to be involved in the film industry in a way that I could be proud of, so we decided to take our extensive martial arts training and try our hand at stunt work which led us to an excellent outsourced stunt program in a film school that was absolutely abysmal in every way. The ‘school’ cut the funding to our final project which just disappointed us further in the industry, so we decided to write, direct, star in, do the stunt work for, etc. for our own faux trailer called ‘Dead Hooker in a Trunk.’ It was like coming home, we finally found a place for ourselves within the industry.

Jen Soska: Little girls aren’t really encouraged to be writers or directors. We wanted to be actresses. The first time we directed was in highschool. We were in grade 12 and we took a directing and script writing class where we pretty much ran the drama classes for the younger grades. I remember at graduation we both won BEST DIECTOR, but we were so upset we didn’t win best actress, ha ha. I think that was a sign of what was to come. We’ve had so many odd jobs and skills that didn’t seem to go together until we finally found directing. It felt like we were finally doing what we were meant to be doing. It felt so right, like coming home. 

Tolga Demirtaş: American Mary attracted great attention especially in the festivals. Did you expect such an interest?

Sylvia Soska: Jen and I do not get involved in making a project unless we are extremely passionate about it. It’s a huge investment not only of time and resources, but because it means something to you, who created the concept, it can be a very emotionally draining experience. I knew if we made this project right, kept its soul intact, and made it an original piece that it would be something that would mean something to other people. I felt confident that people would like it, but I had never expected this outpour of support, accolades, and rave reviews. It makes me very proud of the team that sacrificed so much to make the film possible.

Jen Soska: It was a tough sell. We’re horror fans ourselves, first and foremost, and we’ve found ourselves so tired of sequels and remakes that seems to be all that’s coming out of Hollywood int he way of horror films. They follow this bland, predictable formula and you can guess who will die when and what’s going to happen in the end right at the beginning. They’re so dull. You look at international films, and theres so much originality out there. But sadly a lot of North Americans won’t watch them because of the subtitles. We knew that the fans would respond to it, but getting everyone else to get what we were trying to make was a tough sell. If you’re not making the next SAW or the next whatever, if you want to make the first AMERICAN MARY, people get scared. You can’t just market it like some other film that in their eyes has “worked” at the box office. It’s like predicting sales is more important than making something new. Someone asked me once if I’d rather make a great film or if I’d rather make money. They laughed in my face when I said I wanted to do both.

Tolga Demirtaş: How did the idea of body modification come into existence? Was there a specific reason of using body modification subject in your movie?

Sylvia Soska: I was introduced to body modification through an April Fools prank online that featured two identical twin brothers who swapped limbs. With the photo diary, there was a story from the brothers that explained that you had to be a twin to understand why they did it. It scared the hell out of me. My mom taught me that if something scares you, it means you don’t know enough about it, so educate yourself and you won’t be scared anymore. I became obsessed with body modification, my fear turned to fascination to admiration. Here was a group of very self-aware, unique, and intelligent people who are so wrongly villainized in media. I started by being ignorant and now I loved the community, I felt that if I could have that experience then I could give others that same insight.

Jen Soska: Body modification had been an interest of ours personally for a long time. We hadn’t even thought we’d end up making a film where it was so heavily featured. Growing up, we weren’t the cool kids. We were bullied in school and as a result we decided that we’d always stand up for anyone that was mistreated or misunderstood. There aren’t many groups that are as misunderstood as the body mod community. That’s a big part of our tagline, “appearances are everything.” You can’t judge a book by its cover, you can’t judge a movie by its title, and you can’t judge a person by the way they look. The film itself is very much an analogy of our own struggles in the film industry. We used the mainstream medical profession in place mainstream Hollywood where we’ve encountered so many monsters and the body mod community in place of the horror community where we’ve always found acceptance and love. We wanted to make a fair representation of the mod community which is so often misrepresented in our culture.

Tolga Demirtaş: You have a horror film intensive filmography? Will you keep going on directing horror movies and do you think making more mainstream films?

Sylvia Soska: I’m not very good with being mainstream. I think mainstream films in this era and this part of the world are far too safe and do not have any sort of reason to exist. I can’t create something that doesn’t have greater meaning, so there will be issues that we tackle in all of our films that we feel need a dialogue or that promote thought. I am a big prosthetics advocate, so you’ll see us continuing to collaborate with Masters FX even if the work isn’t a conventional horror or horror at all.

Jen Soska: No matter what we do, no matter what genre we work in, there will always be elements of horror in our work. It’s so much a part of who we are. Horror is also a genre with so many delicious sub genres. There’s monster movies, there’s sci-fi, there’s found footage, there’s serial killers, there’s paranormal, there’s demons, there’s horror musicals… the possibilities are just endless and I don’t know if we could ever be happy not making a film in each and every subgenre that horror has to offer.

Tolga Demirtaş: As a movie audience, do you prefer watching horror films?

Sylvia Soska: Yes. The cool thing about horror genre story telling is you can tackle some pretty big issues but you aren’t preaching at the audience. The zombie subgenre started as a commentary on consumerism and I find that smart filmmaking. I think there are ways of telling stories in horror that you could never do the same justice to in another genre.

Jen Soska: Absolutely! We are huge fans of horror. It being our business, too, we like to see what’s out there. We watch the new stuff to see what’s exciting, we watch international stuff to be inspired, we watch classic horror to learn from the masters. We try to watch something new every day and there is no shortage of horror films available. We are very lucky to be doing what we do because we get to watch some films before they even get released. We literally have piles of “to watch” horror movies.

Tolga Demirtaş: What do you think about woman directors who direct horror movies? and what is your opinion about their perspective on horror genre?

Sylvia Soska: More than any issue of gender, I like a good story teller, who puts their own perspective and vision into the work. Sadly, you don’t get to see enough of that these days, especially in Western genre-filmmaking. I would like to see more women telling their stories from their perspective; we really need to have work that reflects the modern woman and lady filmmakers can do just that. No more helpless damsels in distress, no two-dimensional love interest characters, no nagging mothers. Even stereotypical people are special in their own way and I want to see that. Alice Guy Blanche, Mary Harron, Jennifer Lynch, Jovanka Vuckovic, Isabel Peppard, Sophia Coppola, Kathryn Bigelow, and Danielle Harris are some of my favorite female directors, but I also like the female-centric stories being told by male directors like Ricky Bates, Joss Whedon, Lars Von Trier, Eli Roth, Robert Rodriguez, and Quentin Tarantino. 

Jen Soska: I wish there were more of them. I love Jennifer Lynch. She’s a very bold filmmaker and her films are terrifying and deal with horror in a very real way. Growing up, most of my horror influences, almost all of them, were men. Stephen King, Robert Rodriguez, John Carpenter, David Cronenberg… I will say being a woman in this business can be challenging. Most men are more than happy to work with us and treat us with a lot of support and respect, but there are some men that are just total misogynistic pigs. There are so many female horror directors that you see only make one or two films. I wonder how many of them gave up because they didn’t want to keep fighting. It can be a battle, for men and women. It’s hard to make a film and keep your vision intact. But it’s very much worth fighting for.

Tolga Demirtaş: Who are your favorite directors and would you tell us which movies affect you most?

Sylvia Soska: Robert Rodriguez is the reason why I am making film right now. Not only were his movies cool, but he showed you how he did it. He gave back to his fans even more than just with his highly entertaining filmwork. Lars Von Trier is one of my favorite directors. His work is brutally honest and human. From BREAKING THE WAVES to DANCER IN THE DARK to DOGVILLE to ANTICHRIST, he manages to capture what feels like private human moments perfectly in a very artful way.

Jen Soska: Robert Rodriguez would be our biggest inspiration. He was the reason we ever decided to pick up a camera. His EL MARIACHI and book REBEL WITHOUT A CREW are so influential. I highly recommend both. Everyone should read REBEL WITHOUT A CREW. It’s not only inspiring for filmmakers, but it’s all about following your dreams, no matter how big they are. We joke that I’m the Joss Whedon and she’s the Lars Von Trier. I put the heart in and she tears it out. AMERICAN PSYCHO, THE SHINING, DEAD RINGERS, DESPERADO, REC, LET THE RIGHT ONE IN, AUDITION, I SAW THE DEVIL… there are so many great films and filmmakers who inspire us. And we never stop learning, we never stop seeking out new inspiration and new art to inspire us. I love horror that has something to say. It should have a reason for existing and it has to have meaning.

Tolga Demirtaş: Turkish horror movie fans really liked American Mary very much. Would you like to tell something to İyi “Kötü Film” followers and to your fans in Turkey?

Sylvia Soska: You ladies and gentleman make it possible for us to continue to do this. We’re very grateful and everything we create is for your entertainment. We are hoping to be able to travel more with the next few projects so we can come to Turkey to personally thank you. We have some killer stuff coming up that we think you’ll really dig!

Jen Soska: I want to thank you all from the very bottoms of our hearts for your overwhelming out pour of love and support. We love you all and I deeply apologize that we haven’t been able to visit you yet, but we intend to get out there sooner than later and we cannot wait to see you all. Hugs to follow and I promise there’s so much more coming from us. We’re just getting started. And please tweet at us and find us online! We love hearing from you!

 Interview: Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni