iyiköfüfilm

31
Tem
2011

Slaughter High (1986)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

1 Nisan 1980. Lisenin çekici öğrencilerinden olan Carol (Caroline Munro), inek diye dalga geçilen Marty’yi (Simon Scuddamore) beraber olmak için kızlar tuvaletine götürür. Marty’nin doğum günü şansı olarak karşıladığı bu durum, yine popüler öğrencilerden biri olan Skip’in (Carmine Iannaconne) başını çektiği bir grubun kendisine yaptığı 1 Nisan şakasıdır. Beden eğitimi öğretmeni şakayı yarıda kestirir ve ceza verir. Bu duruma kızan grubun düzenledikleri yeni şaka, Marty’nin ciddi olarak yaralanmasına neden olur. 5 yıl sonra. Şakayı yapan bu 10 kişi kutlama yapmak için artık terk edilmiş olan okula davet edilirler. Tarih, yine 1 Nisan’dır. Yani, tedavi olduğu hastaneden kaçmış olan Marty’nin doğum günü. Davet edenin kimliğinin bilinmediği parti bir doğum günü kutlaması şeklinde hazırlanmıştır. Gecenin başlaması ile beraber joker kılığında biri tarafından konukların kanı teker teker dökülmeye başlar.

Hemen bilindik cümlelerle başlayalım. 1978 yılında gösterime giren Halloween’in neden olduğu “slasher” dalgası, 1980’de gösterime giren Friday The 13th’in tür kurallarını tam olarak belirlemesi ile bir tür çılgınlığa dönüşür ve 80’lerin sonundaki düşüşüne kadar verimli bir dönem geçirir. Verim derken, bu alt-türün genelde “gençlerin yaptığı/yaşadığı şeyler yüzünden doğramaları/doğranmaları” ile sınırlı olması nedeniyle, türe ait filmlerin nicelikleri ile nitelikleri arasındaki ters orantıyı da akılda tutmak gerek. Slaughter High, türün inişe geçtiği, korku-komedi türünün arttığı döneme ait bir film. Başlangıçta April Fool’s Day olarak çekilen filmin adı (ki benim izlediğim versiyonunda girişte bu isim yazıyor) Paramount’un ismin hakkını ay farkıyla alması nedeniyle değiştirilir. Film sadece Japonya’da ilk ismiyle piyasaya çıkar.

Slaughter High, İngiltere’de, çoğunluğu İngiliz bir ekip tarafından çekilmiş bir Amerikan filmi. İyi bir oyuncu olarak bilinmese bile kendisinden bekleneni verebilen Caroline Munro ve çilekeş ve tuhaf Simon Scuddamore dışındaki oyuncuların neredeyse tamamı zaten kötü oynarken bir de Amerikan aksanını korumaya çalışmaları kötülüklerinin altını daha bir koyu çizmiş. Başlangıçta bir lise öğrencisi olan Munro, çekim sırasında 36 yaşındaymış ki bunu kapatmak için hiçbir şey yapılmamış. Munro bir yana, filmin sesini kapatırsanız, tüm öğrencileri öğretmen sanmanız kesin.

Slaughter High, bir tür aşırılıklar bütünü gibi. Kaza kısmını çıkarsanız bile, Marty’ye yapılan şakaya eşek şakası demek mümkün değil. Okula tekrar gelmelerinden sonra olanlar ise mantıksızlık ile tuhaflık arasında bir tenis maçı gibi. Örneğin, filmin en ünlü sahnelerinden birinde, bir ölüm sonucu herkes panik halinde kaçarken, üzerine kan bulaşan birinin hemen gidip küvette (lisede küvet?!) yıkanması, hemen arkasından bu hareketinin karşılığını ödeme şekli gibi. Şunu da hatırlatalım: Bugünlerde izlediğimiz özellikle Saw sonrası filmlerde hala benzeri mantıksızlıklar söz konusu. Kurbanlar kendilerinden beklenen saçma sapan hareketlerde yaptıkları gibi, doğaüstü bir özelliği olmayan katiller aynı anda iki yerden veya bulunamayacağı bir yerden çıkabiliyor.

Bu okuduklarınızdan sonra filmi kötülediğimi sanmayın. Evet, Slaughter High iyi bir film değil ve eleştirilecek çok tarafı var. Fakat bu yönler aynı zamanda filmin cazibesini, tadını oluşturuyor. Bunu aklınızda tuttuğunuz sürece kolay kolay sıkacak bir film değil. Ayrıca, özellikle ikinci yarıdan finaline kadar olan kısımda korkutmasa bile heyecanı arttırmayı başarmışlar. “Son kız” bölümü de gayet iyi. Ayrıca finali filmdeki tüm mantıksızlıklara iyi bir cevap olmuş. (Yine de ilk izleyişte bazı şeylere takılmamak mümkün değil.) Ve cinayetler. Bu konuda hiçbir kurban es geçilmemiş ve hepsine ayrı ölümler yakıştırılmış. Makyaj ve efektler de dönemi için hiç de fena değil.

Slaughter High’ı yazan ve yöneten ekip üç kişiden oluşuyor. Aynı ekibin 1990 yapımı Living Doll isimli filmi ise, bu film kadar enerjik olmasa da, daha derli toplu olan, içinde ölümün/ölünün gezdiği mizahi bir aşk filmi. Filmin müziğini yapan Harry Manfredini, aynı zamanda, artık unutulmaz olmuş Friday The 13th’in bestecisi (“killl… killl…”). Başlarda eğlenceli tonda giden müzik bir yerden sonra Friday The 13th’i anımsatıyor. Filmde üç kere dinlemek durumunda kaldığımız rock şarkısı da ona ait.

Slaughter High zamanla daha bir “iyi” olan filmlerden değil. Fakat bu zamaneliğinin, “kötülüğünün”, kimilerinin kabusu olabilecek 80’ler havasının filme çok yaradığını düşünüyorum. Başta dediğimiz gibi, “slasher” türü film sayısının kalabalığına rağmen iyi ve eğlenceli örneği az olan bir tür. Slaughter High, örneğin kısmen adaşı olan (genelde gözden kaçırılan ve berbat yeniden çevirimi ile iyice önü kapanan) April Fool’s Day kadar “iyi” bir film değil. Ama, bardağın dolu tarafını görebildiğiniz sürece kesinlikle en eğlenceli olanlarından biri. Ee, bu da “iyi” bir şeydir, değil mi?

Piyasada kötü ve çoğunlukla kesik kopyaları dolaşan Slaughter High’ın, bu yıl içinde İngiltere’de Arrow Films tarafından ilk kez kesintisiz olarak bir dvd baskısı piyasaya sürüldü. Temizlenmiş görüntüsünün yanı sıra yapım belgeseli, Munro, Ezra ve kimi eleştirmenlerin katıldığı film boyunca yorumlar, söyleşiler, poster baskısı ve alternatif olarak kullanabileceğiniz kapaklar gibi ağız sulandıran özelliklere sahip leziz bir baskı olmuş.

Tür meraklıları kaçırmamalı. Eğleneceksiniz…

Filmle ilgili trajik bir not. İlk ve tek filminde Marty’yi oynayan Simon Scuddamore, ekibe sadece hafta içi katılabiliyormuş. Hafta sonları yardıma muhtaç çocuklar için eğitim verilen bir okulda çalışıyormuş. Simon, filmi bitirdikten kısa bir süre sonra yüksek dozda ilaç alarak intihar etmiş. İntihar nedeni olarak üvey babasının çocukken kendisini taciz etmesi söyleniyor. Bunu bilerek izlemek insanın ağzında acı bir tat bırakıyor.

Anıl Seçkin (quattromosche@hotmail.com)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni