iyiköfüfilm

9
Ağu
2015

Schoolgirl Report (1970)

XXX kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

Schoolgirl-ReportPornografiyi daha farklı ve saygıdeğer bir şekilde giydirmek erotik sanatın uzun süredir devam eden bir geleneğidir. Avrupa’da 1970lerde aşırı müstehcen Amerikan pornografisinin benzerleri göreli olarak daha azdı ve her ülkenin sinematik müstehcenliğini örtmek için tercih ettiği kendine has bir yöntem bulunuyordu. İngiliz pornografisi hem “abartılı” tavırları yeren hem de entelektüellikten uzak müzikhol tarzında komediyi tercih ediyordu. Fransız pornosu bir Sanat maskesi takınmıştı. İtalyanlar her şeyde olduğu gibi o anda hangi yaklaşım daha karlı ise onu benimseme eğilimindeydi, bunu daha cesur ve daha ekstrem bir biçimde yapmaları ise tek farkıydı. Batı Alman pornosu ise muhtemelen diğer hepsinden daha garip bir göstermelik hikayeye sahipti. Batı Almanya’da porno bir toplumbilimi kisvesi altındaydı!

Elbette bütün Batı Alman pornolarından bahsetmiyorum. Alman seks komedileri ve müstehcen Alman gençlik melodramları yaygındı ve cinsel olarak tatmin olmayan Alman ev hanımlarının terapi niteliğindeki bir ya da bir düzine ilişki ile hayatlarını ele aldıkları filmler mevcuttu. Ancak Alman pornografisini gerçekten Alman yapan tür Sexposé idi. İtalyan Mondo filmlerinin Alman kuzenleri olan bu filmler Batı Almanya toplumunun çeşitli kesimlerinde Cinsel Devrimin ilerleyişini anlatıyordu. Kullanılan teknik görünürde gerçek hissi yaratan ve kadınlarla sokak röportajları ile genellikle bir tek demografik grup ya da yerleşime odaklanan sözde vaka çalışmalarının dramatizasyonlarının bir karışımıydı. Bu eğitsel duruş elbette sansür uygulamalarını alt etmek için uzun zamandır kullanılan bir kurguydu ama bu duruşun 70lerin Almanya’sında farklı bir yeri vardı. Alman Sexposé’leri en azından ilk başlarda eğitim çabaları açısından samimiydi ve daha da şaşırtıcı olan ise ulusun cinsel ahlak anlayışında reform yaratma konusuna sempati duymalarıydı. Cinsellikten para kazanıyor olabilirlerdi ama Sexposé’ler çoğu sosyal sorunları istismar eden film kadar küçümseyici değildi.

Sexposé’nin yaratıcısı olarak adlandırılan kişinin Wolf C. Hartwig olması ise bunun şaşırtıcılığını iki katına çıkarıyor. Hartwig 1970lerde kısıtlı kaynaklarının el verdiği kadarıyla Alman seyircilerin ilgisini çeken neredeyse her tür ile deneyimi olan, trash film endüstrisinin gediklilerinden biriydi. Polisiyeler (Krimi), casus filmleri, Westernler, erotik macera filmleri, karşı kültür istismar filmleri, çılgıncasına tuhaf korku filmleri, vb. ile uğraşmıştı ve bunların çoğunda sexploitation ön plandaydı. Onun gibi kişilerin alışılmış kariyer çizgisinin profesyonel gelişiminin sonlarına doğru utanmasızca hucksterist ve en bayağı amaçları izlemesi beklenir ancak Hartwig bundan daha fazlası olduğunu kanıtladı. Amaçlarının bayağı olmadığı ya da hucksterizminin utanmaz olmadığından değil ama Hartwig seksolojist Günther Hunold’un Schoolgirl Report –modern Almanya üzerindeki etkisi İngilizce konuşulan ülkelerde William Masters ve Virginia Johnson’ın çalışmalarının yaptığı etki ile karşılaştırılabilecek bir kitap- adlı eserinin film hakları için 30 bin Mark ödediği zaman bunu eski ve bayağı bir grindhouse filmi üzerine sadece bu başlığı yapıştırmak için yapmamıştı. Eserin film versiyonu Ernst Hofbauer tarafından yönetildi ve Hunold’un bakış açısı ve amaçlarına sıkı sıkıya bağlı kalınarak Günther Heller (iki sene sonra ise Amerikan yetişkin sinemalarında gösterime girdi) tarafından yazıldı; Paramount Pictures’ın Alex Comfort’un The Joy of Sex adlı eserinin haklarını satın aldığı zaman olan şeyin tam tersiydi.

Schoolgirl Report (1970), belgesel ve sözde belgesel unsurları için kapsayıcı bir anlatı yaratarak kendisini Mondo filmlerinden ayırmaktadır. Yerel enerji santraline yaptıkları gezi sırasında 18 yaşındaki Renate Wolf, altı aydır ilişki içinde olduğu okul otobüsünün şoförüyle seks yapmak için sınıf arkadaşlarından gizlice ayrılır. (Açılış jeneriğinde “birçok isimsiz genç” için bir not düşülmüştür ve “isimsiz” derken şaka yapmıyorlar. Önemli rollerin birçoğunu kimin canlandırdığını bulmakta başarısız oldum ve bunlara Renate ve onun kendisinden yaşlı erkek arkadaşı da dahil.) İkili bu sefer iş üstündeyken fizik öğretmeni Dr. Vogt tarafından basılır (Girls in Trouble’dan tanıyacağınız Helga Kruck) ve çok geçmeden Renate bu davranışı için okuldan atılma tehlikesi altında okul müdürüyle (Sex in the Office ve The Resort Girls’den tanıyacağınız Wolf Karnisch) görüşmek zorunda kalacaktır. Kendinden yaşça büyük kişilerin ayaklarına gerektiği gibi kapanmakta başarısız olan Renate’nin okuldan atılma işlemleri bir sonraki aşamaya geçer ve bu konu okul aile birliği toplantısında ele alınır. Rezil Renate’nin kendi melek gibi çocuklarına kötü örnek olduğunu öfke ile ifade eden ebeveynler ile bu toplantı ilk başta tam anlamıyla bir rezilliği aşağılama partisini andırmaktadır.  Ancak daha sonra okul psikoloğu Dr. Bernauer (Swinging Wives ve Teenage Games’ten tanıyacağınız Günther Kieslich) ayağa kalkar. Bernauer okul müdürü, Vogt ve ebeveynlerin her şeyi yanlış anladıklarını iddia eder. Bu geleneksel ahlak anlayışı eski otoriter günlerde işe yaramış olabilir ancak artık 1970lere gelinmiştir. Zamanın çocukları eskisine göre daha iyi eğitilmektedir, eleştirel düşünmeyi öğrenmiş ve gördüklerini ve duyduklarını analiz etmeyi bilmektedir. “Çünkü ben öyle diyorum” ve “çünkü bu hep böyle olmuştur” gibi nedenler onların gözünde yeterli açıklama değildir ve böyle olmasında da haklılar. Bununla birlikte bu nesil Alman tarihinde kişisel özgürlük ve hür irade gibi değerler ile liberal demokrasi dışında bilinen diğer hiçbir yönetim şeklini yaşamamış olan bir nesildi. Kendi cinselliklerini en baştan oluştururken onlar hayatlarında büyük önemi olan bu ilkeleri uygulamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Görüyorsunuz ki Bernauer burada bir ders vermektedir…

Bu noktada The School Girls Renate’nin lisesindeki diğer kızların ebeveynlerinin neslinin düşünmeden kabul ettiği hazır cevaplara geri dönüşü olmayacak şekilde cinsel uyanışın kıyılarında nasıl gezindiklerini ortaya koyan bir dizi skeç halini alır. Heike (Spare Parts ve Teenage Sex Report’tan tanıyacağınız Jutta Speidel) müstehcen bir günah çıkarma seansı ile genç ve yakışıklı rahibi (Boarding School ve Secrets of Sweet Sixteen’den tanıyacağınız Tonio von der Meden) baştan çıkarmayı dener. Susanne (Lisa Fitz) ise kendisine özel ders veren üniversite öğrencisinden hoşlanmaktadır. Elizabeth Holm tutucu ailesi (Peter Dornseif ve Campus Swingers ve Varsity Playthings’den tanıyacağınız Ruth Küllenberg) ile sürekli olarak sorunlar yaşamaktadır ama annesi onu mastürbasyon yaparken yakaladığında olaylar çığırından çıkar. Claudia (World on a Wire ve The Sensuous Three’den tanıyacağınız Mascha Rabben), Karin ve Margit (Don’t Get Your Knickers in a Twist’s Marion Haberl) yüzme havuzu görevlisi Theo’yu (Love Under 17 ve The Naked Countess’ten tanıyacağınız Gernot Möhner) baştan çıkarır ama Claudia hamile olduğunu öğrendiği zaman eğlence sona erer. Hannelore and Herma (Private School Girls and Secrets in the Dark’tan tanıyacağınız Waltraud Schaeffer) bekaretlerini bozmak için anlaştıkları eşit derecede deneyimsiz genç erkeklerle buluşmak için işçiler gittikten sonra gizlice bir inşaat alanına girer. Ve Lilo (The Disciplined Woman and Soft Shoulders, Sharp Curves’ten tanıyacağınız Claudia Höll) sersem erkek arkadaşı Axel (Bottoms Up! ve Has Anybody Seen My Pants?’ten tanıyacağınız Alexander Miller) ile yatmak ister ama bu konuda yardıma ihtiyaç duyar; iyi arkadaşı Irma ona hayranlık uyandırıcı cinsel maceralarını ve başına gelen aksilikleri detaylı olarak anlatarak yardımcı olur. Bahsettiğimiz bu kısa bölümler arasına serpiştirilmiş ve Dr. Bernauer’in asistanının (Friedrich von Thun) genç kadınlar ile yaptığı ve cinsel hayatları ve benzer olaylara karşı tavırlarını sorduğu sokak röportajları belgesel bölümleri yer almaktadır.

Bu röportaj bölümleri şaşırtıcı bir şekilde The School Girls’ün önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ne de olsa 70lerin ilk yarısı neredeyse Batı toplumlarının hepsi için dönüşüm yıllarıydı ve her ne kadar bu dönemin seks filmlerinin hepsi sadece varlıkları ile bu dönüşüme ışık tutmuş olsa da bizlerden bu konu üzerine düşünmemizi doğrudan isteyen bir film tamamen diğerlerinden ayrılmaktadır. Röportajların temsil ettiği sosyoloji eğilimi bizleri 1970 senesinde yetişkin Almanların seks hakkında ne düşündükleri konusunda ipuçları için filmin dramatik bölümlerine daha da dikkatle bakmaya teşvik etmektedir. (Örneğin, o tarihte kimsenin genç kızların 20li yaşlarındaki erkeklerle ilişki kurmaları konusundan rahatsız olduğunu düşünmüyorum.) Eminim ki bu röportajlar şaşırtıcı nitelikleri bakımından seçilmiştir ama yine de bunlar geniş kapsamlı bir tutum ve fikir çerçevesini temsil etmektedir ve filmin yapımcıları röportaj yapılan kişinin bir soruyu cevaplamanın son derece kişisel olduğunu düşündüğü durumları da zeki bir şekilde filme dahil etmiştir. (Yine de kamera karşısında konuşmayı tamamen reddeden kimse yoktur.) Etrafta röportajlar yaparak “vaka çalışmalarının” sadece Günther Heller’in uydurduğu saçmalıklar olmadığı izlemini yaratmaktadır ki büyük ihtimalle oldukları şey budur. Filmin verdiği izlenim “Kızların gündelik, eğlence amaçlı seks hakkında düşündüklerini dinleyin; şimdi de bu tutumun pratikte nasıl işleyeceğini görelim” şeklindedir. Bununla birlikte, kurgu ile gerçeklik arasındaki geçişler The School Girls’ün günümüzde bildiğimiz şekliyle pornodan ayrılmasını sağlamaktadır. Günümüz standartlarına göre cinsel bir filmin ebeveynlik tavsiyeleri vermesi, tolerans ve anlayışı teşvik etmesi ya da tutarlılığı kanıtlanmamış bir değer sistemini savunması tamamen anormaldir. The School Girls politik bir tutum takınarak bu türün sıklıkla bilinen kuralını çiğnemektedir: porno öğüt veremez.

Günümüz Amerikan izleyicileri için The School Girls tuhaf olabilse de ortaya koyduğu his ve polemiğin Almanya’da benzerlerine daha önce rastlanmıştır. Bu örnekleri bulmak için ise 1910’lu yıllara ve 1920’lerin başlarına, ülkenin 1. Dünya Savaşını takiben Kaiserreich’ın çöküşü sonrasında kültürel (ve cinsel) deneyler girdabına girdiği yıllara dönmek gerekir. O zamanlar da Aufklärungsfilme veyagenlightenment filmleri olarak bilinen ve değişen cinsel ahlak anlayışı hakkındaki belgesel ve sözde belgesellere rastlamak mümkündür. Eskiden tabu olarak kabul edilen birçok konuyu ele almıştır –fahişelik, kürtaj, zührevi hastalık, homoseksüellik, vb.- ve her ne kadar insanların sinema bileti almaya teşvik eden yasak elmanın çekiciliği olsa da filmlerin kendileri bir liberalleşme hareketini savunmuştur. Tahmin edeceğiniz üzere bu filmler 1933’te hükümet olduklarından sonra her fırsatta bu filmleri halkın önünde yakan Naziler tarafından fazla sevilmemiştir. Bu nedenle orijinal aydınlanma filmlerinin neredeyse hiçbir orijinal kopyası günümüze ulaşmamıştır ve Hartwig’in (Weimar Cumhuriyeti gibi 1919’da doğmuştur) yetişkinlik yıllarında dahi sadece bir hatıradan fazlası olamamıştır. O halde Hartwig’in The School Girls ile yeniden canlandırdığı şeyin farkında olduğunu söylemek zor olacaktır. Diary of a Lost Girl, Prostitution, Different from the Others veya Let There Be Light! filmlerinin herhangi birini kendi gözleriyle görmemiş olduğundan ancak yaşlı meslektaşlarının bu filmlerden bahsettiğinden emin olabiliriz. Ne olursa olsun The School Girls’ün yaptığı şey de tam olarak aydınlanma filmlerini yeniden canlandırmaktı. Öylesine bir başarı kazandı ki Hartwig 1980 senesine gelindiğinde diğer “rapor” Sexposélerinin yanı sıra bir düzineden daha fazla devam filmi çekmişti: New Hot Sex Report, Nurses Report, Vacation Report, St. Pauli Report. Bu sırada diğer yapımcılar Student Report, Housewives Report, Virgin Report, Wedding Night Report, Girl Apprentice Report ve şuanda ismini bilmediğimiz diğerleri ile ağırlıklarını ortaya koymuştur.

Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)

schoolgirl_report2

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  1. Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz:


Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


yeni