iyiköfüfilm

8
May
2011

Nazisploitation Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı. 1 Yorum Var

Nazisploitation: Nazi exploitation (ayrıca Nazisploitation olarak bilinir), İkinci Dünya Savaşı kurgusu üzerine çekilen, kötü Nazilerin sıklıkla esir kamplarında cinsel suçlar işledikleri, exploit ve sexploit filmlerin alt kategorisi bir türdür. Çoğu “hapisteki kadınlar”  üzerine kurgulanan bu filmlerin kurgusu, yüksek sadizm, vahşet ve aşağılama içeren şekilde ölüm kamplarına, Nazi genelevlerine kaymıştır. Bu türde çekilmiş en etkili isme sahip ve en kötü şöhretli film Kanada yapımı Ilsa, She Wolf of the SS (1974) isimli filmdir (ayrıca bu türün standartlarını belirleyen film olmuştur). Filmin sürpriz başarısı ve devam filmleri, çoğu İtalyan birçok Avrupalı film yapımcısının Nazi vahşeti üzerine onlarca film yapmalarına neden oldu. Ilsa ve Salon Kitty serileri başarılı yapımlar olurken diğer filmlerin çoğu gişe başarısızlığıyla sonuçlandı ve bu janr 1980’lerin ortasında ortadan kayboldu.

İtalya’da bu filmler “il sadiconazista” olarak bilinen dönemin bir parçasıydı ve Tinto Brass’ın Salon Kitty, Liliana Cavani’nin The Night Porter ve Pier Paolo Pasolini’nin Salò isimli filminden etkilenmişlerdi. Bu janrın göze çarpan yönetmenleri Paolo Solvay (The Beast in Heat olarak bilinen La Bestia in Calore, SS Hell Camp), Cesare Canevari (Last Orgy of the Third Reich olarak bilinen L’ultima orgia del III Reich) ve Alain Payet (Hitler’s Lust Train, Love Train for The SS olarak bilinen) idi ve hepsi 1977’lerdendi.

Tarihçe

Cinsellik içeren sahneler ve Nazi temasının karıştırılmasının öncülüğü İtalyan yönetmenler tarafından yapılmıştı ve bu Roberto Rossellini tarafından 1945 yılında çekilen Rome, Open City’de görülmektedir. Bir başka Rossellini filmi olan Germany Year Zero (1948) Nazizm’i homoseksüellik ve pedofili ile ilişkilendiriyordu. Bu janr üzerindeki en büyük etkiyi tartışmalı sanat sineması filmi Luchino Visconti tarafından yönetilen The Damned (1969) isimli yapım yapmıştı ve film Üçüncü Reich döneminde sanayici bir Alman ailesinin yükselişini ve çöküşünü anlatıyordu. Film, Alman SA-Men’lere ait bir homoseksüel seks partisi içeriyordu ve SS’lere katılan ana karakterlerden birini travesti kıyafeti içinde, küçük kızlara sarkan ve sonunda annesi ile ensest beraberlikte bulunan biri olarak tasvir ediyordu. Cinsellik ve Nazizm karışımının bulunacağı bir başka film ise, Helmut Käutner tarafından yönetilen Alman yapımı Des Teufels General (The Devil’s General) (1955) isimli filmdi.

1964 yapımı The Pawnbroker isimli film, bir toplama kampı genelevinde çıplak bir kadını gösteren flashback sahnesine sahiptir. Fakat Nazi kurgusu ile çekilmiş en eski sexploitation filmi Love Camp 7 (1969) idi.  Aynı zamanda 1970’lerin başında ortaya çıkan “woman in prison” janrının öncüsü olan bir filmdi.

Love Camp 7 kendinden sonraki birçok film için bir model oluşturdu. Hikaye gerçek bir hikayeden alınmışa benziyordu. Bir Yahudi bilim adamını kurtarmak için iki bayan ajan, mahkumların Alman komutanlar için seks kölesi olarak tutulduğu Nazi Zevk Bölüğü’ne sızarlar. Film bot yalatarak aşağılama, kırbaçlama, işkence, lezbiyenlik, tecavüz, vahşetin ve kanın son noktaya ulaştığı kaçış sahneleri içeriyordu. Filmin standart tiplemeleri zalim ve vahşi bir komutan, lezbiyen bir doktor, mahkumlara cinsel tacizde bulunma hakları olan sadist gardiyanlar ve diğerlerinden farklı, anlayışlı ve mahkumlara yardım etmeye çalışan bir Alman karakterdi.

Ilsa’nın Etkisi

Yapımcı David F. Friedman’ın Love Camp 7 filminde ufak bir rolü vardı. Daha sonra 1974 yılında Ilsa, She Wolf of the SS isimli filmi çekerek devam etti. Ilsa seksi (ayrıca seks düşkünü), eşsiz bir kamp komutanı idi ve dolgun vücutlu, sık sık çıplak sahnelerde oynayan Dyanne Thorne tarafından canlandırıldı. Seks sahneleri arasında Ilsa, Joseph Mengele’nin Auschwitz’de yaptığı Nazi insan deneyleri gibi erkek ve kadın tutuklularına korkunç bilimsel deneyler uyguluyordu. Hipotermi ve basınç kazanı testleri gibi bazı deneyler gerçeklerden alınmışlardı ancak filmde geçen kimi deneyler tamamen fantezi ürünüydü. Örneğin Ilsa kadınların erkeklere oranla acıya daha dayanıklı oldukları teorisini kanıtlamak için, erkek ve kadın mahkumları öldüresiye dövüyordu.

Karakter bir şekilde Buchenwald cadısı olarak bilinen ve Buchenwald kampı komutanının karısı Ilsa Koch’a dayanıyordu. Koch mahkumlarla yaptığı sapıkça seks oyunlarıyla tanınıyordu ve insan derisinden abajur şapkaları yaptığı söyleniyordu.

Ilsa, standart oranda sadizm, aşağılama, kırbaçlama, seks köleliği, detaylı işkence sahneleri içeriyordu ve filmin finalinde Ilsa vurularak öldürülüyor, kamp alev alev yanıyordu. Bu film arabalı sinemalarda ve açık tiyatrolarda beklenmeyen bir başarı yakalamıştı. Ilsa yüksek kar getiren devam filmleri için yeniden hayata döndürüldü,  ve Nazi kurgusundan uzaklaşıp “hapisteki kadın” janrına daha yakın bir hal aldı. Ilsa, Harem Keeper of the Oil Sheiks (1976) filminde kiralık bir sevgili karakterinde, Ilsa, the Tigress of Siberia (1977) filminde 1953 yılında bir Sovyet kampının komutanı rolünde, Ilsa, the Wicked Warden (1977) filminde bir Latin Amerika hapisanesinin yöneticisi şeklinde karşımıza çıktı.

İtalya’dan Nazi Filmleri

Aynı esnada Italyan film yapımcıları Ilsa tipinde kötü karakterleri olan kendi Nazi filmlerini yapmaya başladılar. 1977’de Helga, She Wolf of Spielberg filminde, Malisa Longo siyah uzun botları olan, deri kıyafetler giyen seks sadizmi ile dolu bir kadın mahkum kampının komutanı rolünü oynamıştı. Aynı yıl Longo Fraulein Devil (diğer adıyla Elsa: Fraulein SS)  filminde sado mazoya düşkün, fahişelerle dolu bir Nazi “Zevk Treni’nin” sahibi Elsa karakterini oynamıştı.

Bu türün en tanınmış filmlerinden biri, 1977 yılı yapımı La Bestia in Calore (diğer adıyla SS Hell Camp) isimli filmdi. Alman aktris Macha Magall, Dr. Ellen Kratsh adında başka bir soğuk sarışın tenli, seksi ve bir o kadar da şeytan bir Nazi karakterini oynamıştı. Aşırı ve detaylı işkence sahneleri, vahşet ve tecavüz sahneleri nedeniyle film hemen İngiltere’de yasaklandı. Daha yumuşak ve sansürlü bir versiyonu ABD’de SS Experiment Camp 2 adı altında sunuldu. Magall ayrıca SS Girls (1976) isimli bir başka Nazi genelevi üzerine çekilen  filmde oynamıştı.

Nazi exploitation alt kategorisi İtalyan stüdyolarına daha önce yasaklanan savaş exploitation filmleri ile bağlantılı, düşük bütçeli korku filmleri çekme fırsatı tanıdı. İtalyan filmleri birçok konuda Ilsa isimli yapımdan farklıydı, İtalyanlar  daha fazla insan tacizine, daha fazla aşağılamaya yer vermeye odaklanıyordu (bunun en ağır örneği SS Hell Camp filminde görülmektedir).

1976 yılının filmleri şunlardı: Sergio Garrone’in SS Experiment Love Camp (bilinen diğer adı SS Experiment, SS Experiment Camp 2), soft core seks sahneleri ve bir SS subayının hadım edilmesini içeriyordu. Luigi Batzella’nın ikinci Nazi filmi SS Hell Campsecond Ilsa benzeri bir Nazi bilim insanı tarafından yaratılan seks bağımlısı bir mutantı içeriyordu. Bruno Mattei tarafından yönetilen  SS Girls isimli yapım Salon Kitty’nin açık bir kopyası idi. Mattei aynı zamanda Lorraine de Salle’nin başrolde oynadığı SS Extermination Love Camp (diğer adıyla Women’s Camp 119) isimli yapımı çekmiştir. Bu film gerçek dosyalara dayanan ve mahkumlar üzerinde denenen korkunç deneyleri anlatıyordu. SS Special Section Women filminde başrol oynayan John Steiner filmde Yahudi bir kıza olan aşkı yüzünden erkekliğini kaybeden sex manyağı bir SS komutanı oynuyordu. Luigi Batzella tarafından çekilen Achtung! The Desert Tigers filmi, çölde bulunan işkence dolu bir Nazi kampında geçen hazır görüntü ve sahnelerle dokunmuş bir yapımdı.

1977 yapımı The Gestapo’s Last Orgy (diğer adıyla Caligula Reincarnated as Hitler), filminde bir komutan ve mahkumun aşk ilişkisi anlatılmaktadır. SS Camp 5: Women’s Hell filmi ise SS Experiment Camp’ın kardeş filmidir, aynı cast ve aynı ekip ile beraber çekilmiştir. Red Nights of the Gestapo isimli film SS askerlerinin bir kalenin kadınları cinsel sapıklıkları için kullandıkları sofcore seks filmidir. Helltrain (SS Heltrain) filmi SS’ler tarafından yönetilen bir tren genelevi hakkındadır. Nazi Love Camp 2, Sirpa Lane’in zorla genelevde çalıştırılan Yahudi bir kız rolünde başrol oynadığı, göze çarpan hardcore seks sahneleri içeren ve senaryosu Gianfancı Clerici tarafından yazılmış bir yapımdır.

Bu on yılın sonunda bu tür  doğal seyrini sürdürüp sonlandı.

Nazi pornografisi

Yetişkin filmleri Nazi senaryolarından faydalanarak sadomazoşik yapı içinde 70’ler ve 80’lerin porno filmlerini oluşturdular. Örnekler şu şekildedir: Mitchell kardeşlerin Hot Nazis, Nazi Love Island ve Hitler’s Harlot yapımları. Son yapımlardan biri, Stalag 69 (1982) ismindeki ve Angelique Pettyjohn’in Ilsa tipinde bir SS rolünde başrol oynadığı bir yapımdır. Filmin hikayesi Love Camp 7’nin büyük oranda yeniden çekimiydi. Bu tür sonraki 20 yıl içinde sönük kaldı. 2006 yılında Macaristanlı S&M filmleri yapımcısı Mood Pictures Gestapo, Gestapo 2 ve 2008 yılında Dr. Mengele isimli yapımları piyasaya sürdü ve bu filmler Nazi esir kamplarında geçiyordu aynı zamanda Ilsa ile İtalyan exploit filmlerine olan bağlılığını gösteriyordu.

Günümüz

2007 yılında Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino’nun exploit sinemaya katkısının bir parçası olarak yönetmen Rob Zombie, Nicolas Cage ve Udo Kier’in oynayacağı söylenen, Werewolf Women of the SS isminde bir filmin sahte trailerını yayınladı. Zombie: “Aslında iki fikrim vardı. Bu ya bir Nazi filmi ya da “kadınlar hapishanesi” filmi olacaktı ve ben tercihimi Nazilerden yana kullandım. Ilsa, She Wolf of the SS; Fraulein Devil ve Love Camp 7 gibi filmleri bu türün en tuhaf filmleri olarak görürüm.” 18 Aralık 2007’de Zombie MySpace sayfasında yaptığı bir paylaşımda insanlara Werewolf Women of the SS isimli filmin uzun versiyonunu görmek isteyip istemeyeceklerini sordu.

Frank Miller’ın çektiği The Spirit filminin 2009 yılı versiyonunda “The Octopus” ismindeki süper suçlu karakter (Samuel L. Jackson tarafından oynanmıştır) o kadar deli bir karakter olarak gösterilmiştir kötü adamların normalde yaptığı gibi değil, ruh haline göre kıyafet değiştiren, her gün değişik kıyafetler giyen, genişçe bir dolaba sahip bir karakter olmuştur. (Ayrıca bayan yardımcısı Silken Floss ile birbirine uyan kostümler giymesi sağlanmıştır.)  Sahnelerin birinde tam takım bir SS subayı üniforması giymektedir ve  saklanma yerleri Üçüncü Recih’e ait bayraklar, heykeller ve portrelerle doludur. Online film eleştirmenleri Miller’ı anti-semitik olmakla suçlamışlardır.

Konular – İçerik

Çoğu Nazi exploit filmleri Women’s Camp 119’daki gibi stalaglarda (Alman esir kampı) geçen ve kadın mahkumların olduğu filmler olmuştur. İşkenceciler ise bayan ya da erkek fark etmeden SS üniformaları giymiş Nazi subayları olmuştur ve sahte bir Alman aksanıyla konuşup yanlışlıkla araya Almanca sözcükler sıkıştırıp sadist derecede fiziksel şiddet içeren deneyler uygulamışlardır. ( Sık sık insanların ölümüne yol açan tıbbi deneyler yapan Josef Mengele gibi insanların çalışmalarından etkilenildiği düşünülmektedir.) Cinsel münasebet sahneleri ya da en her zaman olduğu gibi kurban edilen mahkumların çıplak bedenlerinin olduğu sahneler yer almıştır. Bu filmlerde gösterilen vahşet seviyesi sıklıkla “gore” seviyesine çıkabilmektedir.

Bu türün genellikle kadın SS subaylarına odaklanmış olduğuna dikkat edilmelidir. Kadınlar Dyanne Thorne’un oynadığı, erkeklere kötü davranıp onların ırzına geçen Ilsa karakteri gibi şehvetli ve balık etli kadınlar olmuştur. Filmlerin geçtiği yer bir toplama kampı değilde Alman esir kampları stalaglar olduğundan, esirler Yahudi siviller değil, müttefik askerleridir.

José Bénazéraf’ın Bordel SS (1978) filmi ve Tinto Brass’ın Salon Kitty (1976) filmleri gibi Nazi exploit geleneklerine uymayan birçok film daha çekilmiştir. Bu filmler genelde prototip Nazi exploitleri olarak görülmemiş daha çok sanat sinemasının bir alt türü olarak görülmüştür. Ancak anlaşılması güç bu dönem nedeniyle Lilliana Cavani’nin Il portiere di notte (The Night Porter) (1974) filmi bile exploit filmi olma konusunda eksiklere sahip olarak görüyordu.

Laura Frost’un kitabı Sex Drives: Fantasies of Fascism in Literary Modernism (2002) (ISBN 0801487641), bu türün politik sapkınlık (faşizm, militarizm, soykırım …) ile seksüel sapkınlık (sadomazoşizm, homoseksüellik, trevstilik, pedofili… gibi) arasında sağlıklı bir şekilde bağ kuramadığını belirtmiştir.

Birleşik Krallıktaki Yasal Statü

1980’lerin başlarında Nazi exploit filmleri İngiltere pazarında kendilerine yer edindiler ve VSH ev sinema teknolojisi ile popüler oldular. Sometime in the early 1980s, Nazi exploitation films made their way onto the British market, made popular by the growing VHS home video technology. Büyük Hollywood stüdyolarının yeni bir türe yöneldiği bu dönemlerde bu türün kasetleri ile raflarını süsleme işi ufak, ülkesel şirketlere kalmıştı. İngiltere’den küçük bir şirket olan GO Video, SS Experiment Camp adındaki İtalyan filminin haklarını satın aldı. Şirket, arkasında bir SS subayı bulunan, ayağından asılan ve bileğinden aşağı bir gamalı haç sarkan bir kadının tam sayfa reklamları ile filmin pazarlamasını yaptı. Film kiralama dükkanlarındaki reklamlar protestocuların hedefi haline geldi ve filmin yasaklanması konusunda talepte bulundular. Video Recordings Act sonrası çoğu Nazi exploit filmleri (Nazi Nasties olarak etiketlendiler) İngiltere’de yasadışı hale geldi. Aşağıdaki Nazi exploit filmleri İngiltere’de yasaklanmıştır:


•    SS Experiment Camp (SS Experiment/Lager SSadis Kastrat Kommandantur)
•    The Beast In Heat (SS Hell Camp/La Bestia in Calore)
•    Gestapo’s Last Orgy (Last Orgy of The Third Reich/Caligula Reincarnated as Hitler/L’ultima orgia del III Reich)
•    Love Camp 7
• Deported Women of the SS Special Section (Le Deportate della sezione speciale SS)

Yukarıda bulunan filmlerden hariç olarak, yalnızca SS Experiment Camp  İngiltere’de bulunabilmektedir ve yasaklı değildir.

İsrail Edebiyatı

İsrail’de özellikle 1960’larda “Stalag kurgu” bu türün özelliklerine odaklanan cep kitaplarında idi. Bu fenomen 1961 Eichman mahkemesi ile paralel zamanda ortaya çıktı. Bu pornografik edebiyatın satışları İsrail’de tüm rekorları kırdı ve yüzlerce, binlerce kopya büfelerde satıldı. Bunlar Ka-tzetnik 135633’ün, Yahudi bir kızın Auschwitz kampında “Zevk Birliği’nde” fahişelik yaptırıldığı The House of Dolls yapımından etkilendi ve bu hikayenin gerçekliği tartışmalı idi.

Yahudi Soykırım Pornografisi

Soykırım pornografisi, ayrıca Stalag porno olarak da bilinir, 1955’te The House of Dolls’un piyasaya çıkması sonrası ortaya çıkmıştır ve uç noktada bir Yahudi pornografisidir.

Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


  • ifestionas
    8 May 2011 04:45

    guzel bir inceleme tolga,yazini okuduktan sonra aklima su soru takildi.eger naziler ,koministler ve zombiler olmasaydi. amerikalilar filmlerinde ve oyunlarinda kimler ile savasmak zorunda kalirdi?

  • Yorumunuz:


    Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema SİBB Sinematik Ters Ninja B-Film Blog


    yeni