iyiköfüfilm

Facebook Twitter Instagram
26
Mar
2009

The Living Dead at Manchester Morgue (1974)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı. Yorum Yok

“Tanrı ölülere huzur versin, diri olanlar ise canlarını kurtarsın.”

Yapımcı Edmondo Amati, Jorge Grau’nun kapısını çalıp bize Night of the Living Dead’in renklisini çek dediğinde, muhtemelen sinema tarihinin en kendine has rip-offlarından birinin doğacağını tahmin etmiyordu. Grau, Romero’nun iskeletini alıp üzerine öyle bir elbise giydirmiş ki, film bugün türün meraklıları için bir kopyadan ziyade, Avrupa tür sinemasının en kanlı ve atmosferik filmlerinden biri kabul ediliyor. Özellikle İngiltere’nin o puslu taşra manzarasıyla İtalyan usulü gore tekniğinin birleşimi, ortaya gerçekten tuhaf ve rahatsız edici bir film çıkarıyor.

Grau’nun asıl başarısı, hikâyenin merkezine yerleştirdiği ekolojik öfke. Tarım Bakanlığı’nın böcekleri yok etmek için kullandığı ultrasonik radyasyon cihazı, doğanın dengesini bozmakla kalmıyor, yeni ölmüşlerin sinir sistemini de uyandırıyor. Filmin açılışında egzoz dumanı içinde maskeyle gezen insanlar ve ölü kuş görüntüleri, iki kutuplu nükleer çağın getirdiği o klostrofobik havayı on numara yansıtıyor. İnsanın doğaya karşı kibri, tabiatın radikal bir intikamıyla, yani mezardan kalkan ölülerle sonuçlanıyor. Tabii zombilerin sadece et peşinde koşmayıp alet kullanabilmesi veya ateşe karşı hassas olmaları gibi kurallar, Romero’nun zombi klişelerinden oldukça farklı.

The Living Dead at Manchester Morgue asansör sahnesi Katie boğazlanma

Filmin asıl canavarı mezardan kalkanlar deÄŸil, Arthur Kennedy’nin canlandırdığı muhafazakâr MüfettiÅŸ karakteri. Kennedy, o soÄŸuk ve otoriter duruÅŸuyla zombilerden çok daha büyük bir tehdit. George (Ray Lovelock) ve Edna’yı (Cristina Galbó) sadece uzun saçlı oldukları için satanist hippiler ilan edip felaketi görmezden gelmesi, tam bir baÄŸnaz portresi. Franco İspanya’sından gelen Grau, burada polis devletinin dogmatik baÄŸnazlığını çok iyi iÅŸliyor.

Görsellik ise tam anlamıyla bir şölen; Giannetto De Rossi’nin o dönem için devrim niteliğindeki pratik efektleri, Dawn of the Dead daha piyasada yokken bağırsak deşme sahnelerini video nasties listelerine sokmaya yetmişti. Giuliano Sorgini’nin funk-cazdan beslenen müthiş müziği ise atmosferi iyice ağırlaştırıyor.

Giannetto De Rossi zombi makyajı ve pratik efektleri 1974

Ölü Guthrie’nin yer altı mezarlığında diğer cesetleri kendi kanıyla uyandırdığı sahne, Lazarus’un dirilişine yapılan karanlık bir gönderme, Grau’nun sinemasını basit bir istismar filminden ayırıp derinleştiriyor. Bu morg ve hastane sekansları, Fulci’nin The Beyond veya House by the Cemetery filmlerine, hatta Stuart Gordon’un Re-Animator’ına esin kaynağı oluşturmuş. Özellikle asansördeki o boğazlanma sahnesi, türün meraklıları için unutulmaz bir referans noktasıdır.

Film, zombi janrına getirdiği yenilikler ve gore sahnleleriyle türün fanatikleri için en iyi zombi filmlerinden biri olmayı başarıyor.

Tolga D. (tolga@iyikotufilm.com)

Facebookta paylaş Twitterda paylaş Mail ile gönder


Yorumunuz:

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm