la_betePolonyalı yönetmen Walerian Borowczyk’in yönetmenliğini üstlendiği La bête / The Beast / Hayvan belki de günümüze dek yapılmış en tartışmalı ve en cesur filmlerden birisi. İnsan doğasına aykırı ve kabul edilemez çoğu şeyi cesurca sergileyen bir film.

Lucy Broadhurst (Lisabeth Hummel) Amerikalı, büyük bir mirasın varisi bir kadındır. Genç kadın teyzesi Virginia (Elizabeth Kaza) ile beraber Fransa’nın bir kasabasına evleneceği adam Mathurin’i (Pierre Benedetti) ziyerete gider. Adamın babası Pierre de l’Esperance (Guy Trejan) perişan halde bir Fransız aristokratıdır. İki tarafında aileleri ve akrabaları oldukça heyecanlıdır. Lucy ve annesi adamın evine yerleşirler. Burada ormanda yaşayan efsanevi bir hayvandan haberdar olur. Efsaneye göre evin eski hanımı bu yaratıkla ters ilişkiye girmiştir ve duyduğu bu hikayeden sonra Lucy kendisini bu olayla ilgili hayallerin içinde bulur.

Filmin açılış sahnesinde izleyici ilk olarak aristokratın oğlu Mathurin ile tanışıyor. Mathurin harasında bir atla kısrağın çiftleşmesine nezaret etmektedir. Bu olayı Lucy de görür ve makinesiyle anın fotoğraflarını çeker. Lucy gördükleri karşısında büyük heyecan duymaya başlar ve yoğun fanteziler kurmaya başlar. Kurduğu fanteziler onu Mathuri’nin Pierre’in oğlu değil ölen eşi ve ormandaki hayvanın çocuğu olduğunu düşünmeye iter. Lucy zamanının büyük bir çoğunluğunu cinsel fanteziler kurarak geçirmeye devam eder fakat bu fanteziler normalin oldukça dışındadır. Bir kadın (Mathuri’nin annesi) ve bir ayıya benzeyen bir hayvanı sürekli cinsel ilişkiye girerken görmektedir.Bir gün kurduğu fantezide hayvan ölür. Bundan sonra Lucy Mathuri’nin odasına girdiğinde onunda odada ölü bulurlar. Adamın giysilerini çıkarttıklarında bir hayvan gibi tüylü ve bir kuyruğu olduğunu görürler. Mathuri’nin sargıda olan elini açtıklarındaysa eli bir pençe gibidir. Lucy ve annesi evi arkalarına bile bakmadan terk ederler.

bete

Filmle ilgili buraya kadar anlatılanlardan basit bir pornoya indirgemek Borowczyk ve sinemasına haksızlık olur. Filmdeki statü, aile içi çıkar ve kişisel kazanç peşindeki çarpık bir aileyi bir kadının cinsel gücü ile tahribini edişini izliyoruz bir yandan.

La Bête sürreal bir korku- porno filmi. Ayrıca film yaklaşık 30 sene boyunca yasaklı olmuş, belki tek başına bu sebep bile bu filmi izlemeye yetebilir. Film çoğu eleştirmen tarafından bir sanat eseri muamelesi görmekte. Filmin ana temasına yaklaşım biçimi ya da konunun direkt kendisi çekildiği zamanın yıllarca ilersinde. Hatta günümüzde bile işlenmesi oldukça cesaret isteyen bir konu. Sanat eseri payesinin yanı sıra çoğu kişi tarafından derin bir trash yakıştırmasını da üzerine almış. Konunun şok edici ve çarpıcı doğası oldukça absürd bir üslupla ele alınmış.

Film Prosper Merimée tarafından yazılmış Lokis isimli kısa hikayeden esinlenilerek yaratılmış. Ayrıca filmin ilk başlangıcı yönetmenin 1973 yılında çektiği 18 dakikalık kısa film Immoral Tales filmindendir. Bu kısa film 17. Londra Film Festivali’nde yayınlandığında yer yerinden oynamıştı. Filme yapılan eleştiriler oldukça sertti ve bu filmin ilk gösterimini dört yıl geriye atacaktı. Walerian Borowczyk filmlerinde genellikle cinsellik ve bastırılan cinselliğin yıkımını işlemesiyle ünlüdür. Ve yönetmenin tartışılmaz en sansosyenel filmi La Bete (1975) dir.

la-bete-scary-sexy-movies-1

Link: La bête (1975) http://iyikotufilm.com/

İlgili Konular:
  1. Picnic at Hanging Rock (1975) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki filmle ilgili yorumlar...
  2. Zaat (1975) IMDb Bottom 100 sıralamasında uzun süre en üstlerde...
  3. Le sexe qui parle / Pussy Talk (1975) Joëlle (Pénélope Lamour) bir reklam ajansında çalışan genç,...
  4. Satan’s Black Wedding (1975) Mark (Greg Braddock) kız kardeşinin cenazesine katılmak ve...
  5. Histoire d’O (1975) Erotik sinemanın en ilginç ve sıradışı başyapıtlarından birisidir...
Paylaş
  1. Can Evrenol
    15 Ağu 2009 11:52 am

    10 numara bir insansın Tolga

  2. Nyarlathotep
    24 Şub 2010 11:38 am

    La bête’yi nasıl es geçtim anlamıyorum. Bu tatlardaki filmler Marquis de Sade’nin yıkıcı, sapkın ve aykırı, fakat sıradanlığın ötesinde heyecan verici, sanatsal ve şiirsel yazılarını anımsatıyor. Aynı his, yalnızca edebiyat-sinema ayrımı.

Yorumunuz: