iyiköfüfilm

12
Oca
2012

Sapık Kadın (1988)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Türk sinemasının çakma filmler furyasından nasibini ziyadesiyle almış bir film olan Sapık Kadın’ı muhtemelen izlemeyen yoktur. Bu yüzden bu yazıda bu filmle ilgili bir takım isyanlarımı dile getireceğim.

Öncelikle Perihan Savaş’ın canlandırdığı Tülay isimli kadın karakteri -ki kendisi filmin adı Sapık Kadın olduğu için izleyicinin gözünde filme 1-0 yenik başlıyor- sapık değildir. Kendisi depresyondadır. Kendisine yapılanlar yüzünden depresyondadır ve en sonunda delirir. Sapıklıktan kasıt telefon sapıklığıysa o ayrı. Çünkü kadının Tarık Tarcan’ın hayat verdiği Ahmet isimli karaktere yaptığı tek kötülük geceleri telefonla arayıp uykusundan etmesidir. Bir de kızının tavşanını öldürüyordu ama ona da kılıf uydurdum, daha geleceğiz oraya.

Muhtemelen izlemeyen yoktur diye başlamıştım fakat yine de kısa bir özet geçeyim. Ahmet avukattır. Hüdaverdi’ninkilere çok benzeyen gözlüklerini takıp davalara girmektedir. Hukuk alanında parlayan bir yıldızdır. İş hayatındaki başarısı aile hayatında da sürmektedir, bir kızı ve kendisini çok seven, benim ise android olduğundan şüphelendiğim bir karısı vardır. Ahmet’in yolu gazeteci Tülay ile kesişir, karısı ve kızının kayınvalidesinin yanına gitmesini fırsat bilen Ahmet, Tülay ile orada burada sevişmeye başlar. Hevesini aldıktan sonra Tülay ile ayrılır. Tülay ise Ahmet’in peşini bırakmaktan yana değildir… (Gizemli gibi bitirdim.) (daha fazla…)


27
Kas
2011

Türk İstismar Sineması

Kavram-Kuram-Fenomen Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Türkiye çeşitli kültürlerin birarada olduğu, farklı müziklere, yemeklere, edebiyata ve birçok farklı bölgesinin farklı geleneklere sahip olduğu bir ülke. Şüphesiz ki sinemanın bir toplumun değerleri ve toplumun dolaylı olarak üzerinde büyük bir etkisi vardır. Türk sineması, çoğunlukla geleneksel hikayeler ve kendi sorunları içinde boğulmuş bireylerin oluşturduğu sosyal çevreyle yaşanan iç çatışmalar üzerine yoğunlaşır. Türk sinemasının yerel filmlerle ilgilenmeye başlaması 1887 yılına dayanır ve I.Dünya Savaşı boyunca kendi filmlerini üretir. Savaştan sonraki yıllarda ise her ne kadar teknik açıdan Fransa, İsveç ve Amerika filmlerinden daha kötü durumda olsa da bir çok belgesel ve kayda değer fimler yaratır. 1940’ların sonunda Türk fimleri abartılı gösterişlerden uzaklaşıp sosyal eleştirilerle ilgilenmeye başlar. 1950 sonları ve 1960 başlarında ise İtalyan neo-realism akımından etkilenir.

1950’li yıllar aynı zamanda Türkiye’nin düşük bütçelerle ve basit teknik olanaklarla çektiği fimlerle istismar sineması alanına girdiği dönemdir. Önceleri bu filmler özgün ve bireysel iken daha sonradan uluslararası alanda gişe rekorları kıran filmlerin kopyaları olmaya başlar.  Bu yıllarda Türkiye çoğunluğu dikkatsizce çekilmiş binden fazla istismar sineması örneği çıkarır. 1970’lerin başlarında ise yılda yaklaşık 400 film yapılır.  Bunlar sonuç olarak bağımsız sinemanın herşeyin anahtarı  olduğu ve herşeyin yapılabildiği– her ne kadar kötü olsa da – bir zaman diliminin eseridir. (daha fazla…)


18
Eyl
2011

Macera Yolu (1974)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Macera Yolu 1974 yapımı bir gerilim filmi. Türk sinemasının o dönemlerde çok alışık olmadığı ya da ilgi duymadığı bir tür bu. Aslında filmi detaylı bir şekilde ele aldığımızda Amerikan Slasher türünün tipik bazı özelliklerini taşıdığını görmek mümkün. Bu yüzden belki de Macera Yolu için Yeşilçam’ın ilk Slasher örneği diyebiliriz.

Yönetmenliğini Nejat Okçugil’in yaptığı Macera Yolu’nda aynı zamanda dönemin popüler isimlerinden Zeynep Değirmencioğlu yer alıyor. Ayrıca dönemin güzel kadınlarından Beyza Başar’ı ise Slasher filmlerinin klişelerinden ilk öldürülen uçarı sarışın kız rolünde izliyoruz.

Hülya (Beyza Başar) ve Ayşe (Zeynep Değirmencioğlu) iki yakın arkadaşlardır. Ayşe, İstanbul’dan Antalya’ya Hülya’nın yanına gitmiştir. Ayşe, Antalya’ya giderken ailesine bu konuda yalan söylemiş ve Hülya’nın ailesinin de onlarla birlikte olacağını söyleyerek izin almıştır. İki arkadaş ebeveynleri olmadan özgürce bir tatilin tadını çıkarmaktadırlar. Hülya, Ayşe’ye göre daha rahat ve erkeklere düşkün bir kızdır. Üstü açık arabalarıyla şehir merkezinde gezmekten sıkılan Hülya, Ayşe’ye bisiklet turuyla şehirlerarası bir yolculuk teklif eder. Ayşe ilk başlarda bunu kabul etmez fakat Hülya’nın ısrarı sonucunda teklifi kabul etmek zorunda kalır. İki kafadar bisikletleriyle eğlenceli bir yolculuğa koyulurlar. Güneşin ve denizin tadını çıkararak yollarına devam eden ikilinin keyfi kendilerine sarkıntılık eden bizim “redneck”ler yüzünden kaçar. (daha fazla…)


16
Ağu
2011

Çirkin Dünya (1974)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Bazı filmleri unutamazsınız. Yıllar geçtikçe bunu daha iyi anlarsınız. Çirkin Dünya da bu tarz filmlerden biri. 90’lı yılların başında video döneminde izlediğim film, 2000’li yılların başında TV’de de birçok kez gösterildi. Tam bir İstismar Sineması örneği olan film bence Yeşilçam’ın doruk noktalarından biri.

Yönetmenliğini Osman F. Seden’in yaptığı film yurt dışında meraklıları arasında da oldukça popüler. Last House in Istanbul, A Clockwork Orange Gang gibi isimlerle bilinen film yine 70’li yıllarda İtalya’da La Gang Dell’Arancia Meccanica adıyla sinemada gösterilmiş. Hatta filmin tanıtımında ve afişinde yönetmen dahil oyuncuların da isimleri İtalyanca yazılmış. İnternette filmle ilgili yapacağınız araştırmaların çoğunda filmin A Clockwork Orange’dan esintiler taşıdığı belirtilse de iki filmdeki tek ortak noktanın içerdiği şiddet olduğunu göreceksiniz. Zaten A Clockwork Orange etiketi de tamamen bir İtalyan aldatmacası.

Filmimiz “Akrep” (Savaş Başar) liderliğindeki üç kişilik bir serseri grubunun genç bir çifte saldırdığı sahneyle açılıyor. Akrep, Deve ve Kedi lakaplı serseriler polisin gelmesiyle olay yerinden hemen uzaklaşır. Çevredeki bir evi gözlerine kestirirler ve beyazperdede yüzlerce kez izlediğimiz bir klişeyle evin zilini çalıp yardım isterler. Eve zorla giren Akrep ve ekibi evine girdikleri aileye korku dolu saatler yaşatacaktır. Yaşantısından anlayacağımız gibi evin erkeği zengin bir doktordur. Karısı Selma rolünde ise bütün güzelliğiyle Hülya Koçyiğit arz-ı ednam etmektedir. (daha fazla…)


5
Ağu
2011

Yılmayan Şeytan (1973)

Yeşilçam kategorilerinde yayınlandı.

Trash sinemanın en sevdiğim alt türlerinden birisi 1970′lerin Türk filmleridir. Aşırı coşku ve ciddi bir para açığıyla, incelikten uzak ve telif hakkı yasalarını takdir edilesi bir gamsızlıkla hiçe sayarak, Dünyayı Kurtaran Adam (The Man Who Saved The World [Turkish Star Wars], Şeytan (Turkish Exorcist), Tarkan ve diğer pek çok film ile bize unutulmaz anlar yaşatmıştır. James Bond ve süper kahraman filmlerini andıran gizemli bir film niteliğindeki Yılmayan Şeytan ya da The Deathless Devil günümüz eleştirilerine maruz kalan diğer bir filmdir. Ayrıca film Amerikan yapımı Mysterious Doctor Satan (1940) adlı 15 bölümlük serinin bir uyarlamasıdır.

Yılmayan Şeytan 12 bölümlük bir Amerikan dizisini konu alıyor ve bu hikâyeye belirli bir oranda bağlı kalmaya çalışıyor. Sonuçta ortaya çıkan film sıkıcı kısımları atılmış bir TV şovu gibi yayınlanıyor. Filmin her on dakikasında yaşanacak farklı bir macera ve durdurulması gereken kötü bir karakterle karşılaşılıyor; ancak bu uğraşların hiçbiri filmin sonuna kadar başroldeki kötü karakterin gerçekten yenilmesini sağlamıyor. Bu tarz filmlerde daima harcanabilir fedailer olan kötü karakterin yandaşları bile yeniliyor, tekrar canlanıyor ve bir sonraki macerada iyi adamla dövüşmeye devam ediyorlar. Ancak Yılmayan Şeytan’ın konusu hakkında konuşmak bir noktayı tamamen kaçırmamıza neden olacaktır. (daha fazla…)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması