





Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Çetin İnanç İstismar Filmleri B-Film Blaxploitation B Movie Dario Argento David Cronenberg Edwige Fenech Emmanuelle Erotik Yeşilçam Exploitation George Eastman Giallo Gore Hammer Film Productions I Spit On Your Grave Italian Trash Jess Franco Jesus Franco Joe D’Amato Joe D'Amato Lucio Fulci Mario Bava Nikkatsu Roger Corman Sergio Martino Sexploitation Slasher Sylvia Kristel Zerrin Doğan
70’li yıllar, pornonun kuşkusuz altın çağıydı. Diğer hiçbir dönem porno dünyası ve porno fanları için daha heyecan verici olmadı. Listemizdeki Top 10’u oluşturan yıldızlar ise bu altın çağın altın kızları. Porno’nun ilk ve gerçek ünlü oyuncuları.
» yazının devamı

“Malabimba” ya da İngilizce versiyonundaki adıyla “Possession of a Teenager”, “The Exorcist”in sayısını bilmediğimiz İtalyan rip-offlarından bir tanesi. Daha büyük bütçelerle çekilmiş “Beyond the Door” ya da “The Temptor” dan çok daha iyi olduğunu, belki de en iyi İtalyan “The Exorcist” rip-offlarından biri olduğunu söyleyebilirim.
Daniela ‘Bimba’ Karoli (Katell Laennec) ölmüş annesinin ruhu tarafından ele geçirilir ve sonrasında resmen bir seks canavarına dönüşür. Olay babasını baştan çıkarmaya, büyükbabasına oral seks yapmaya kadar varır. Bu 16 yaşındaki masum genç kızın geçirdiği dönüşüm, seksüel açlık, şiddet, asabiyet izlenmeye değer kesinlikle.
Filmin yönetmeni Andrea Bianchi B film severler için pek de yabancı olmayan bir isim. Yönetmenin “Strip Nude for Your Killer” giallosu, ya da eğlenceli zombie filmi “Burial Ground” tanıdık gelecektir. Eğer “Burial Ground”u izlediyseniz “Malabimba” hakkında az çok bir fikir yürütebilirsiniz. Andrea Bianchi sınırları olmayan bir yönetmen ve Malabimba’da da bunu görmek mümkün.
Malabimba oldukça çılgın bir film. Seksploitation ve nunsploitation tanımlamasını hak eden fakat gore ya da gerçek bir korku ögesi barındırmayan film, yapımcı Gabriele Crisanti’ya yeteri kadar sleazy gelmemiş olacak ki beş dakikalık hard core seks sahnesi ilave etmiş filme.
» yazının devamı

Behind the Green Door 1972 yapımı, çoğu kişi tarafından klasik kabul edilen, ilk uzun metrajlı porno filmi. Filmin yönetmenliği Mitchell Brothers’a ( Artie Mitchell, Jim Mitchell) ait, başrolünde ise Marilyn Chambers yer alıyor. Film aynı isimli anonim bir kısa hikayenin uyarlaması. Aslında İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma, Amerikan askerlerinin birbirlerine anlatıp, sahneledikleri müstehcen bir skeçtir bu. Hikayenin başlığı 1956 yılının hit şarkısı “The Green Door” a bir gönderme yapmakta.
Bir kısa hikayeden sinemaya uyarlanan bu filmde, porno filmlerde pek alışık olmadığımız birçok başrol oyuncusuna yer verilmiş: Marilyn Chambers, George S. MacDonald, Johnny Keyes, Lisa Grant gibi. Filmde Chambers Gloria rolüyle karşımızda. Hikaye bir cafede, bir aşçının iki kamyon şoförüne “green door” un hikayesini sormasıyla başlıyor. Daha sonra Gloria rolündeki Chambers iki kişi tarafından kaçırılıyor. (Bu kişiler yönetmen kardeşler Artie ve Jim Mitchell’dir.) Yeşil bir kapıdan geçirilip, bir seks tiyatrosuna getirilir. Bir sahnede birçok kadın ve erkek tarafından, türlü seks oyunlarına zorlanır ve bu sırada maskeli bir izleyici kitlesi tarafından da izlenmektedir.
Behind The Green Door, sinema tarihinde çığır açmış bir filmdir. Amerika’da gösterilmiş ilk uzun metrajlı porno filmi olan Behind The Green Door, sadece adult sinemalarda değil bütün sinema salonlarında gösterime girmiştir. Filmle birlikte Mitchell kardeşler adult film endüstrisinde büyük bir değişim yapmıştır. Porno’nun kötü, korkunç olması gerekmediğini izleyiciye gösterir bu film. Artık porno film izlemeye insanlar eşini, dostunu alıp sinema salonlarına gitmeye başlar. Film o kadar büyük ilgi görür ki, kimilerine göre 30 milyon dolar gişe yapmıştır.
» yazının devamı

Polonyalı yönetmen Walerian Borowczyk’in yönetmenliğini üstlendiği La bête / The Beast / Hayvan belki de günümüze dek yapılmış en tartışmalı ve en cesur filmlerden birisi. İnsan doğasına aykırı ve kabul edilemez çoğu şeyi cesurca sergileyen bir film.
Lucy Broadhurst (Lisabeth Hummel) Amerikalı, büyük bir mirasın varisi bir kadındır. Genç kadın teyzesi Virginia (Elizabeth Kaza) ile beraber Fransa’nın bir kasabasına evleneceği adam Mathurin’i (Pierre Benedetti) ziyerete gider. Adamın babası Pierre de l’Esperance (Guy Trejan) perişan halde bir Fransız aristokratıdır. İki tarafında aileleri ve akrabaları oldukça heyecanlıdır. Lucy ve annesi adamın evine yerleşirler. Burada ormanda yaşayan efsanevi bir hayvandan haberdar olur. Efsaneye göre evin eski hanımı bu yaratıkla ters ilişkiye girmiştir ve duyduğu bu hikayeden sonra Lucy kendisini bu olayla ilgili hayallerin içinde bulur.
Filmin açılış sahnesinde izleyici ilk olarak aristokratın oğlu Mathurin ile tanışıyor. Mathurin harasında bir atla kısrağın çiftleşmesine nezaret etmektedir. Bu olayı Lucy de görür ve makinesiyle anın fotoğraflarını çeker. Lucy gördükleri karşısında büyük heyecan duymaya başlar ve yoğun fanteziler kurmaya başlar. Kurduğu fanteziler onu Mathuri’nin Pierre’in oğlu değil ölen eşi ve ormandaki hayvanın çocuğu olduğunu düşünmeye iter. Lucy zamanının büyük bir çoğunluğunu cinsel fanteziler kurarak geçirmeye devam eder fakat bu fanteziler normalin oldukça dışındadır. Bir kadın (Mathuri’nin annesi) ve bir ayıya benzeyen bir hayvanı sürekli cinsel ilişkiye girerken görmektedir.
» yazının devamı

Joëlle (Pénélope Lamour) bir reklam ajansında çalışan genç, güzel ve evli bir kadındır. Bir gün gizemli bir şekilde kaptığı bir enfeksiyon sonucu vajinası konuşmaya başlar ve onu edepsiz seks dolu bir dünyaya iter. Eşiyle de bu arada bazı sorunlar yaşamakta ve vajinasının konuşması kulaktan kulağa yayılmaktadır. Hatta bu sırada gizlice Joëlle ile görüşmeye çalışan bir gazetecinin ses kayıt cihazını Joëlle’in vajinasına doğru tutup, konuşmasını beklemesi beni oldukça güldürdü. Yaşadığı bir sürü seksüel maceradan sonra Joëlle, filmin sonunda nihayet eşi Eric (Jean-Loup Philippe) ile birlikte olur. Eric banyoya gider, elini yüzünü yıkadıktan sonra kamera Eric’in aynada görünen yüzüne zoom yapar. O sırada Eric bir ses duyar, ses aşağıdan gelmiştir ve o anda kamera Eric’in penisine yönelir. Artık enfeksiyon Eric’in penisine geçmiştir.
1975 Fransız yapımı film, Fransa’nın uluslarası platformda başarıyı aradığı ilk hardcore porno filmidir. Film Amerika’da Pussy Talk adıyla gösterime girmiş ve Amerika’da Fransız porno dönemini de başlatan film olmuştur. Filmi daha sonra Candy’s Candy (Candice Candy) ve Kinky Ladies of Bourbon Street (Mes Nuits avec Alice, Pénélope, Arnold, Maude et Richard) izlemiştir. Filmin yönetmen koltuğunda Claude Mulot ( Frédéric Lansac) yer almaktadır.
» yazının devamı
