Sinemanın parlak spotlarından uzak kalmış ama en az onlar kadar ilgiyi hak eden iyi "kötü film" lerin Tolga Demirtaş tarafından masaya yatırıldığı bu siteye hoşgeldiniz.


Fragman Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması


Thriller’ kategorisi arşivi

Reservoir Cats, 1968 yılı, Gary Graver yapımı son derece ilginç bir film.  Filmin açılış sahnesi ilerleyen dakikalarda filmin nasıl bir havaya bürüneceğini çok iyi yansıtıyor. Zira bu sahne otobanda araçlar tarafından defalarca ezilmiş bir kedi görüntüsünü gösteriyor. Filmin teknik düzeyi onu günümüzde izlemeye ya da dikkate almaya değer kılmıyor. Fakat trash film meraklıları için durum son derece farklı. Çünkü film bir trash filmde olabilecek bütün klişelere sahip. Bu özellikleri onu farklı kuşaklardan ya da ülkelerden izleyicilere hitap etmeyecek bir özellik katıyor, sadece meraklılarına hitap eden özel bir film.  Graver’in filmi 1968 yılında dünyanın yaşadığı en çalkantılı dönemlerden birinde, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde Amerikan toplumunun özellikle gençliğinin bir yansımasını sunuyor.

Filmin açılış sahnesi ve ilerleyen sahnelerinde son derece sert bir üslup var; tecavüz, uyuşturucu, kadına yönelik şiddet. Bu sahneleri arka arkaya göstererek yönetmen izleyici şok etmek istemiş ve bunda da başarılı olmuş. Yukarıda da bahsettiğim gibi filmimiz bir otobanda başlıyor. İki araç birbirini amansız bir şekilde takip etmektedir. Bir grup gangster, genç bir kadını kovalamakta. Kadını yol kenarında yakalayıp feci şekilde dövdükten sonra bir depoda kadına sırayla tecavüz ederler. Daha sonra kadın bir özel dedektifle birlikte bu çeteye karşı savaş açar.
» yazının devamı

24
Oca
2010

Hard (1998)

Hard, izlemesi zaman zaman zor olan sahneler içeren genel olarak bir cinayet filmi. İçinde bolca kan ve gore sahnelerin olduğu, grafik şiddet unsurları içeren,  bittikten sonra da etkisini hala hissettiren, üzerinde düşündüren bir film.

Hard’ın hikayesi oldukça basit aslında: Ramon Vates (Noel Palomaria) Los Angeles polis departmanında görevli oldukça başarılı bir polis memurudur. Başarısından dolayı dedektiflik görevi verilir kendisine.  İlk görevi ise, genç, gay, erkek fahişeleri öldüren, psikopat bir seri katili yakalamaktır. Fakat şöyle bir durum da vardır ki dedektif Vates de bir gaydir.

Filmde seri katil Jack rolünde Malcolm Moorman oynuyor. Canlandırdığı portre, belki de en gerçekçi seri katil figürlerinden biri. Hiç şüphe yok ki 90’ların ünlü seri katillerinden Jeffrey Dahmer’dan da esinlenmeler görmek mümkün. Jeffrey Dahmer’ı tanımayan ya da hatırlamayanlar için kısa bir hatırlatma yapmakta fayda var; kendisi cannibal of Milwaukee olarak da bilinen bu seri katil, kurbanlarını genellikle gay barlardan seçip, onları katlettikten sonra da ırzlarına geçmiştir. Son kurbanının elinden kaçmasıyla yakalanmıştır. Çocuk elinden kaçar, çıplak bir şekilde sokağa fırlar. Jeffrey de peşinden gider, çocuğun etrafındaki kişilere aralarında tartışma çıktığını söyler, eve dönerler ve çocuğu öldürür. Sokaktakilerin şüphesi üzerine polis eve gelir ve Jeffrey yakalanır.
» yazının devamı

savagestreets-posterLinda Blair 80’lerin boyunca istismar filmlerinin en aranılan ismi olmuştu. The Exorcist ile yükselişe geçen yıldız, Tv filmi Born Innocent ve Sybil Danning ve Tamara Dobson ile birlikte oynadığı women-in-prison klasiği Chained Heat ile de ününü pekiştirdi. 1984 yılında yönetmen Danny Steinmann’ın filmi Savage Streets’de rol aldı. Danny Steinmann 70’lerin softcore klasiği High Rise’ın, ayrıca Friday the 13th Part V: A New Beginning’in de yönetmenidir. Savage Streets, Death Wish, MS. 45 ve I Spit on your Grave’den de esintiler taşımaktadır. Ayrıca filmde ertesi yıl The Return of the Living Dead filminde de rol alan Linnea Quigley rol almakta.

Feisty Brenda (Linda Blair) kızlardan oluşan bir punk çetesinin çetin lideridir. Heyecan ve macera arayarak geceleri şehri dolaşmaktadırlar. Brenda’nın Heather (Linnea Quigley) adında sağır ve dilsiz bir kız kardeşi vardır. Kız kardeşi şehrin belalı bir çete üyesi tarafından tecavüze uğrar ve F. Brenda’nın bir arkadaşı öldürülür. Bunun üzerine adaleti kendi elleriyle sağlamaya çalışır, intikamını almaya yemin eder ve çete üyeleriyle savaşır.

Savage Streets istismar sinemasının birçok özelliğini içinde barındıran bir film: gereksiz çıplaklık, grafik şiddet, bolca küfür ve anlamsız bir mizah anlayışı. Yönetmen Steinmann filmde sosyal bir mesaj kaygısı gütmemiş, tek niyeti insanların eğlenmesi ve bazı sahnelerde şoke olması. Örneğin filmin konusu ile alakası olmayan Brenda’nın bir sınıf arkadaşıyla okulun duşunda kavga ettiği ve arkasında çıplak kızların bulunduğu sahneyi sırf genç izleyicinin ağzını sulandırmak için kullanmış.
» yazının devamı

supervixens-posterSupervixens yönetmenliğini Russ Meyer’in yaptığı 1975 yapımı cinselliği hicivle harmanlayan bir film. Oyuncu kadrosunda Meyer’in filmlerinde sıkça yer alan Charles Napier, Uschi Digard ve Haji yer alıyor. Ayrıca filmde kariyerinde bu film dahil sadece iki film olan ve Supervixens’de iki rol ile karşımıza çıkan Shari Eubank ve kariyerinin tek rolünü oynayan Christy Hartburg var.

Russ Meyer, David Lynch ya da Alejandro Jodorowsky gibi filmlerinde kendi ütopik dünyasını yaratan ve bu dünyaya sizi davet eden bir yönetmen. Her ne kadar bu dünyada yaşamak istemesem de, bu dünyayı ziyaret etmek büyük keyif veriyor. Tabii bu durum herkes için geçerli olmayabilir, çünkü Meyer filmlerini ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Çoğu izleyici için Pussycat ya da Beyond The Valley Of The Dolls Meyer’in en başarılı filmleri olarak gösterilse de Supervixens de aynı derecede övgüyü hak eden bir film.

Clint (Charles Pitts) bir benzin istasyonunda çalışmaktadır. Müşterisi Super Lorna (Christy Hartburg) tarafından ayartılmak istenir, kız arkadaşı Super Angel (Shari Eubank) bu olayı duyar ve kıskançlıkla kavgaya girişir. Polis memuru Harry (Charles Napier) bu olaya şahit olur. Bu arada Super Angel’a abayı yakan polis memuru Harry, Super Angel’ı öldürür. Fakat cinayet Clint’in üzerine kalır ve yaşadığı yerden kaçar. Bu kaçış sırasında Clint birçok maceraya karışır ve bu maceraların içinde tabii ki Meyer’in olmazsa olmazları iri göğüslü kızlar da vardır. Fakat bu kaçış bir benzin istasyonunda karşısına çıkan Super Vixen (Shari Eubank) ile son bulur. Super Vixen, Super Angel’ın tekrar ete kemiğe bürünmüş halidir. Sonunda tekrar yakalanan bu mutluluk da uzun sürmez, çünkü Harry tekrar ortaya çıkar.
» yazının devamı

theyre-playing-with-fire80ler deyince aklıma gelen ilk filmlerden biriside They’re Playing with Fire (1984) filmidir. Ülkemizde video piyasasında “Ateşle Oynama” adıyla gösterilen filmin başrollerinde 80lerin b-film kraliçelerinden Sybil Danning’in oynaması da filmi benim için özel kılan sebeplerden bir tanesidir. O dönemde filmden ziyade afişi beni çok etkilemişti. Filmin bir diğer şanslı başrol oyuncusu Eric Brown. Neden mi şanslı? 17 yaşında Sylvia Kristel’le erotik bir komedide oynadıktan üç yıl sonra yine bir erotik bomba Sybil Danning’le başrolü paylaşmak en büyük şans bence.

Sybil Danning 80lerin en gözde erotik yıldızlarından genelde b filmlerde boy gösteren oyuncu, Malibu Express, Battle Beyond the Stars, Reform School Girls, Chained Heat gibi filmlerdeki başarısıyla dönemin kült oyuncuları arasında yerini almıştır. Günümüzde de Jump!, Grindhouse, ve Rob Zombie’nin Halloween gibi filmlerinde beyaz perdede tekrar boy göstermekte.

Filmin konusu kısaca şöyle; Diane Stevens (Sybil Danning) üniversitede çalışan bir profesördür. Kocası Eric ise zengin bir aileden gelmektedir. Eric ve Diane, Eric’in ailesinin mirasına erkenden konmak için Diane’in okuldan öğrencisi Jay Richard’ı kullanırlar. Jay saf bir tiptir ve Diane tarafından baştan çıkarılır.
» yazının devamı