iyiköfüfilm

directors_jeanrollin

Phil Hardy’nin The Overlook Film Encyclopedia:  Horror adlı eseri gibi başucu kitapları Rollin’in filmlerinden etkileyici şekilde bahsetmiştir. Hardy, Lips of Blood’u “hoş ve ürkütücü” ve Requiem For a Vampire’yi de “delicesine coşkulu sadist bir şiir” şeklinde tanımlamıştır. Bunun yanı sıra Cathal Tohill ve Pete Tombs’un Immoral Tales adlı unutulmaz eserinde Rollin’in kariyerine yaklaşık 60 sayfa ayrılmış ve onu “rüyaların yaratıcısı” olarak tanımlayarak Rollin’in filmlerine en büyük övgüde bulunmuştur.

Rollin’in filmlerinin isimlerine baktığımız zaman bu filmler içerisindeki tuhaf görüntüler hakkında ipucu edinebilmek mümkün. Filmlerin içinde ise bizleri bol miktarda egzotik, sadist sapkınlık beklemektedir: denizin açıklarına sürüklenen bir tabutun içine hapsedilmiş aşıklar, bir vampir çiftin evlilik seremonisi, kendi kolunu ikiye ayırarak kendi kanını deliye dönmüş bir şekilde içen bir dişi vampir, kadın kurbanlarını bir zindanın duvarlarına zincirleyen bir grup vampir, bir gemi enkazından sağ kurtulanlara işkence yapan korsan mürettebat, sosyetik kadınların kan içme ritüeli için bir şatoda toplaması gibi. (daha&helliip;)


21
May
2015

Deja vu (1987)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Vec vidjenoSırp sinemasının korku filmi örnekleri arasında dehşet genellikle köklerini gerçeklikten almaktadır. Tıpkı Goran Markovic‘in Déjà vu’sunda olduğu gibi. Psiko-gerilim maskesi altındaki bu film Tito’nun komünist rejimini ve bunun insanlar üzerindeki yıkıcı etkilerini güçlü bir şekilde kınamaktadır. Déjà vu, Mihailo (Mustafa Nadarevic, genç Jack Nicholson’un gücünü kanalize etmektedir) isimli sorunlu bir piyano öğretmenin hikayesidir ve Mihailo akıl sağlığını fakir ama çalışkan bir kız olan Olgica (çok sayıdaki Avrupa prodüksiyonunda rol almadan önce beyaz perdedeki ilk rolü ile güzel Anica Dobra) ile ilişkisi yoluyla korumaya çalışmaktadır. Burjuva ailesinin Komünistler tarafından öldürüldüğü geçmişinin hatıraları Mihailo’nun peşini bırakmaz. Şimdiki zamanda ise (aslında filmin tamamı flashback halinde anlatıldığı için 1970’lerin başları) Olgica Partiye katılmak konusunda endişelidir ama Mihailo bunun ardından gelecek kötülüğün ‘daha önce tanık olduğu’ döngüsüne şahit olmaya devam eder. Olgica sonunda onu daha genç bir adam için terk ettiği zaman Mihailo kendini kaybeder ve bir cinayetler serisine başlar.

Déjà vu‘da korku unsurları, Markovic’in önceki eseri, çiçek hastalığı salgınının yozlaşmış eski Yugoslavya toplumunun bir hikayesine dönüştüğü gerçek bir hikayeden alınmış Variola vera’dan (1981) daha ustaca ve tutarlı bir şekilde işlenmiş. Déjà vu‘nun karmaşık yapısının Dario Argento ve Brian De Palma gibi korku yazarlarından etkilendiği son derece açık. yönetmenin başlıca kaygısı ise geçmişin şimdiki zamanda nasıl yansıtıldığı ve ‘kötülüğün’ bir nesilden diğerine nasıl aktarıldığı. (daha&helliip;)


12
May
2015

Variola vera (1982)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Variola vera (1982)Film Halil Redzepi’nin (Dzemail Maksut) Orta Doğu’ya yaptığı yolculukta variola vera hastalığına yakalanması ve o zamanın Yugoslavya’sına dönmesiyle başlar ama çok geçmeden kendimizi bütün gerekli elementleriyle bir pembe dizi ortamı içinde buluruz: kadın personelin çoğuyla ilişki kurmuş ama yeni gelen ve profesyonel olduğu kadar güzel de olan doktor Danka Uskokovic’e (Varja Djukic) yaklaşmayı başaramamış itici bir tip olan Dr. Grujic (Serbedzija). Dr. Markovic (Dusica Zegarac) ile bir geçmişi olan hastanenin başhekimi Dr. Dragutin Kenigsmark (Erland Josephson). İdari müdür Upravnik Cole (Rade Markovic) ise Grujic’in yatağa attığında emin olmanıza yetecek kadar hafifmeşrep olan Slavica (Vladica Milosavljevic) ile birliktedir. Uzun süredir hastanede yatan hastalar, odacılar ve ziyaretçiler de bulunmaktadır ve ortam o kadar kaotiktir ki Redzepi’nin içeri girdiğini ve ta ki kan kusana kadar bekletildiğini fark etmezsiniz ve hastaneyi karantinaya almakta ısrar eden uzman doktor Magistar Jovanovic (Aleksandar Bercek) dışında hastanedeki kimse bu semptomları çiçek hastalığı ile bağdaştırmaz.

1980’lerde çekilmiş olmasına rağmen Variola Vera 10 sene önce meydana gelmiş olan bir olayı anlatmaktadır ve 70lerin filmlerinin havasına sahiptir. Bunu yaparken sadece 1972’nin Belgrad’ını yeniden canlandırmakta iyi bir iş çıkarmakla kalmaz ayrıca genel gerilimli atmosfer ve iyi karakter çalışması ile de dikkat çeker. Demir Perdenin diğer yanından gelen Jaws/Star Wars öncesi paranoid gerilim filmlerinin tam bir yansıması ve devletin panik yaratmaktan kaçınmak amacıyla değil de Batı’ya geri kalmış görünmek istememesi nedeniyle salgın haberlerini susturmaya çalışması gibi bir alt senaryo ile olay örgüsü tamamlanıyor. Gerçekten de Amerikalıların Soğuk Savaş sırasında ortaya koyulan Doğu Avrupa prodüksiyonlarından beklentilerinin aksine yazar/yönetmen Goran Markovic devlet kurumlarının yolsuzluk ve/veya işlevsizliğini gözler önüne sermekte hiç zorlanmıyor. (daha&helliip;)


8
May
2015

L’ultimo treno della notte (1975)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

ultimo_treno_della_notte_posterAldo Lado‘nun yönetmenliğini yaptığı L’ultimo treno della notte (Night Train Murders, 1975) adlı İtalyan korku filminde Flavio Bucci (Blackie), Gianfranco De Grassi (Curly), Macha Méril (Trendeki Kadın), Irene Miracle (Margaret Hoffenbach), Laura D’Angelo (Lisa Stradi), Enrico Maria Salerno (Giulio Stradi), Marina Berti (Laura Stradi) gibi oyuncular yer alıyor.

Lisa ve Margaret, Noel için Lisa’nın ailesinin yanına gitmek maksadıyla Almanya’dan İtalya’ya doğru giden bir trene binerler. Blackie ve Curly adında iki serseri de polisten kaçarken trene tesadüfen binerler.  Blackie ve Curly, Lisa ve Margaret ile karşılaştıklarında arkadaş olurlar. Lisa ve Margaret, onlara biletsiz bindikleri için yardım eder. Ama bir süre sonra onların hal ve hareketlerinden rahatsız olmaya başlarlar. Tren rötar yapınca Lisa ve Margaret trenden inip aktarmasız giden başka bir trene binerler. Ama bindikleri tren çok karanlık ve tekin olmayan bir trendir. O sırada Blackie ve Curly’nin trene kaçak olarak bindikleri anlaşılır ve bir kadın ile beraber  trenden indirilirler. Onlar da Lisa ve Margaret’ın bindikleri trene binerler. Kısa bir süre sonra kompartımanın kapısı açılır ve Blackie, Curly ve bir kadın yanlarına gelir. Etrafta kimse yoktur ve bu sefer içlerindeki psikopatlık ortaya çıkar.

L’ultimo treno della notte (1975) filmi sokaktaki mutlu Noel görüntüleriyle başlar. Sonra Noel Baba kostümlü birini görürüz. Noel Baba gizlice içki içmektedir. Blackie ve Curly gelir, Noel Baba’yı dövüp parasını alıp kaçarlar. Sonra bir kadının kürkünü keserler. İnsanlıktan nasibini almamış bu iki serseri rastgele insanlara zarar verirler. Blackie’nin trendeki kadınla tanışıp tren tuvaleti macerasından sonra ikisinin psikopatlık derecesi ortaya çıkar. Curly ise kendini ıssız trende belli eder. (daha&helliip;)


25
Nis
2015

Davitelj protiv davitelja (1984)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

Davitelj protiv davitelja_(1984)_posterDavitelj protiv davitelja, Yugoslav sinemasının en iyi örneklerinden –ve gerekli ilgiyi görmemiş olanlarından- biri olmaya devam ediyor. Korku ve komedi unsurlarının tuhaf bir karışımı olan bu film güldürücü, tuhaf, rahatsız edici ve herkesin zevkine göre değil.

Senaryo, anlatıcının Belgrad’ın bir dünya metropolü olduğunu iddia edemeyeceğini anlatmasıyla başlıyor. Sakin kadın sesinin bize söylediği üzere bu şehir çok önemli bir şeyden yoksun: usta bir kanun kaçağı! Önemsiz haydutlar bir yana Belgrad kanun kaçaklarının kralına sahip olmak üzere: kurbanlarını boğazlayan bir katil (ve filmin adından da anlaşılacağı gibi bir değil tam iki tane).

Bu katil hala annesiyle yaşan ve karanfil satarak çok az gelir elde eden aşırı kilolu, orta yaşlı Pera Mitic (Tasko Nacic). Trajik bir şekilde, filmin hikayesinin geçtiği dönemde karanfil artık moda değil ve Pera’nın çiçekleri genellikle kadınlar tarafından ve bazen de kaba bir şekilde geri çevriliyor. Pera öcünü almak için güzel kadınları boğazlamaya başlar –özellikle de karanfil sevmeyenleri. Belgrad polisinin nafile soruşturmaları işinde başarılı (ama akli dengesi narin olan) dedektif Ognjen Strahinjic (Nikola Simic) tarafından yürütülür. Başlıca şüphelisi, ‘Come here baby, so I could strangle you’ (‘Buraya gel bebeğim ki seni boğazlayabileyim’) adlı hit parçayı yayınlayarak tartışmalara neden olan rock grubunun üyesi Spiridon Kopicl (Srdjan Saper) isimli hayattan zevk almayan gençtir.

Yukarıdaki paragraftan da anlaşılacağı üzere senaryo tam anlamıyla saçma. Bununla birlikte filmin (ve özellikle de ciddi seslendirmenin) tamamen düz bir şekilde gerçekleştirilmiş olması ona bir komedi dehası dokunuşu katıyor. Ayrıca, gittikçe artan tuhaflık düzeyiyle olaylar geliştikçe film fark edilir bir şekilde rahatsız edici bir yola sapıyor ve sonuç tam anlamıyla korku halini alıyor. Kahkahalar yine orada ama bu sefer az da olsa tedirgin edici bir hal alıyorlar. (daha&helliip;)


İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni