iyiköfüfilm

11
Şub
2009

Dead Ringers (1988)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

ring1Çocuk yaşlarda dahi cinsel egolardan çok bu egonun sebep olabileceği sonuçları merak eden Elliot ve Beverly adındaki ikiz kardeşler büyüdüklerinde  jinekolog olurlar.Elliot ve Beverly, kendilerinde eksik olan özellikleri, benzerlikleri dolayısıyla tamamlayabilmektedir. Elliot kardeşi için baştan çıkardığı kadınları, bir süre sonra kardeşine bırakmaktadır. Kardeşi ise Elliot’a başarılı bilimsel çalışmalarını hediye etmekte, böylece ikizinin ününe ün katmaktadır. Ve bir gün zeki ve güzel aktrist Claire hayatlarına girer. Birbirlerinin “alter egosu” kadar yakın olan ikizlerin dağılma ve yok olma süreci başlamış mıdır? Aşk her şeyi alt üst edecek, bütünlüğün mutasyonu başlayacak mıdır?

Tek yumurta ikizleri, bilimin araştırmaktan bıkmadığı, elde edilen tüm verilere rağmen soru işaretleri barındıran gizemli konulardan biri. Jinekoloji ise, modern çağa rağmen, hala tabu sayılan mevzuları sebebi ile üzerinde çok konuşulamayan, gizli kapaklı kalabilen bir tıp alanı. Kadının geleneksel konumu, dünyanın neresinde olursa, ya da ne kadar modernize, stralize bir sosyal oluşumda yaşanırsa yaşanılsın değişemiyor. Bu asırlardır süregelen bir dokunulmazlık. Jinekolojinin sadece kadın sağlığından ibaret olduğu kabullenilmişliğine, Cronenberg “biçimsel farklılıkları” ekliyor Dead Ringers kanalı ile. Bu farklılıklar, jinekolojik muayene için geliştirdikleri metalik ve şekil değiştirmiş alet edavatları , belki filmden önce varolduğunu dahi duymadığımız ( ki bu çok normal ) “Mutant Kadınlar” adı altındaki hasta( hasta olma sebepleri  bu özelliğe sahip oldukları için değil ) -geliştiriyorlar  müşterileri için.Ana karakter olan kadın müşteri( aktirst, Claire ), çocuk yapma özelliğine sahip olmadığı için, kendisini hep eksik ve yetersiz buluyor ki, bu da yukarıda bahsettiğim asırlardır aşılamayan geleneksel kadın konumu ile alakalı. (daha fazla…)


11
Şub
2009

The Brood (1979)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

brood11David Cronenberg sineması hakkında ciddi ipuçları veren film, VCD ve DVD piyasasında ” Hastanede dehşet ” adı ile biliniyor.Dr. Raglan sıradışı bir psikiatristtir. Hastalarının nefret ve öfke dürtülerini hipnotik seanslarla olabildiğince uç noktalara taşır. Bu yoğunlaşmanın fizyolojik etkileri hastaların vücudunda farklı şekillerde belirmektedir.

“Psikoplazma” adı verilen değişimlerin aslında bir tür kanser olduğuna inanan eski bir hastası, aynı hastanede tedavi gören bir kadının kocasını bu konuda uyarır. Doktor ısrarla araştırmasını bu kadın üzerinde yoğunlaştırmakta, bir yandan da kadının nefret ettiği kişiler ölmektedir.Film üzerindeki gizem perdesini sonuna dek aralar, her şey izleyicinin gözleri önünde ceryan eder, ancak bu gizemsizliğin sunumu elbetteki Cronenberg sinemasına özdeğer ölçüde farklı olacaktır, çünkü sunum gerçek bir korku sineması görselliğiyle, Cronenberg kamerasının kullanımıyla, özellikle son sahnelerindeki artan dehşetvari atmosferiyle farklı bir duruşa sahip. (daha fazla…)


exorL’Ossessa yada bilinen diğer isimleriyle The Tormented, The Sexorcist ve The Eerie Midnight Horror Show içinde çok iyi korku sahnelerini barındıran unutulmuş bir İtalyan soft X Exorcist klonudur.

The Exorcist’in başarısından sonra çekilen klonları içinde bence en ilginç olanı. Çünkü bu filmde kurbanımız sağa sola yapışkan boyalar fırlatmıyor, merdivenden akrobatik hareketler yaparak inmiyor. Yaptığı şey sadece mastürbasyon yapmak.

Etkileyici kasta ve muhteşem İtalya görüntülerine rağmen film kimilerine göre oldukça sıkıcı bana göre ise oldukça zevkli ve ilginç bir deneyimdi.

Kısaca filmin konusu şöyle: Danila (Stella Carnacina) bir sanat öğrencisidir. Restore edeceği heykeli görmek üzere eski bir kiliseye gider. Heykel 15. yüzyıldan kalma ahşap bir İsa heykelidir. Danila heykeltıraşın yarattığı ustalık dolu bu heykelden çok etkilenir; çünkü heykel gerçek gibi görünmektedir. Bu arada Danila ailesiyle yaşamaktadır. (daha fazla…)


10
Şub
2009

Picnic at Hanging Rock (1975)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

picnicÖncelikle şunu belirtmek gerekir ki filmle ilgili yorumlar oldukça çeşitli. Herkesin tek bir noktada birleşip “iyi” yada “kötü” diyebileceği bir film değil Picnic at Hanging Rock,. Bazıları filmi “güzel, ince ve zarif” olarak tanımlarken, bazıları ise ” çok sembolik, çok yavaş, sıkıcı ve oldukça 70′lere ait” olarak tanımlıyor.
Kuşkusuz bir sanat eserinde boşluk kavramının işin ana teması olarak kullanılması yeni bir şey değil ve bu filmde de ana tema muamma, boşluk ve gizem üzerine kurulu.

Film 1975 yılında Avustralyalı yönetmen Peter Weir tarafından aynı adlı romandan uyarlanarak çevrilmiş. Film için uluslararası üne ve seyirciye kavuşmuş ilk Avustralya filmlerinden birisi diyebiliriz. Filmde Helen Morse, Rachel Roberts ve Vivean Gray başrollerde.

Picnic at Hanging Rock oldukça ihtişamlı bir film. Kurgu, atmosfer, sinematografi, müzik her şey çok iyi oturmuş filmde. Zamfir’in müzikleri harika.

Film 1900 yılında Avustralya’da geçiyor. Filmin konusu oldukça basit. Elit bir kız okulu “Hanging Rock” adlı dağlık bir bölgeye Sevgililer Günü’nde bir gezi düzenler. Gezi sırasında 3 kız öğrenci ve bir öğretmen bu gizemli yerde kaybolur. Herkes onları bulmak için seferber olur, kimse kızları bulamaz. Fakat kızlar bir süre sonra ortaya çıktıklarında ise hiçbir şey hatırlamıyorlardır. Kaybolmalarının sebebinin bir insan mı, yada doğaüstü bir şeyler mi olduğu anlaşılamaz. Cevap izleyiciye bırakılmıştır. Oldukça basit bir senaryo, değil mi? Birdenbire kaybolan insanlar! Evet oldukça basit ama yönetmen gizem-dram türünün bu klişeleşmiş konusunu, harika film müzikleri, kostümler ve olayların geçtiği doğa ile bizlere çok farklı yansıtıyor. Peter Weir konuya öyle bir açıdan yaklaşıyor ki seyirciyi gerçekten büyülüyor. Filmle çok da alakalı görünmeyen imajlar filmi gerçekten farklı kılıyor. Kuğular, karıncalar, çiçekler, böcekler… (daha fazla…)


10
Şub
2009

Macumba Sexual (1983)

Korku Filmleri kategorilerinde yayınlandı.

macumba-sexualMacumba Sexual yönetmen Franco’nun 15 yıl farklı ülkelerde çalıştıktan sonra geldiği İspanya’da Golden Production şirketiyle beraber yaptığı ilk filmlerden bir tanesidir. Golden Production Franco’ya filmlerini özgürce yapmasına olanak tanımıştır.

Filmi kısaca özetleyecek olursak, Alice ( Lina romay ) erkek arkadaşıyla Kanarya Adalarına tatile gider. Bütün günlerini güneşlenerek ve aşklarını tazeleyerek geçirirler. Aynı zamanda erkek arkadaşı bir roman üzerinde çalışmaktadır. Her şey çok güzeldir. Fakat Alice korkunç kabuslar görmeye başlar. Uzun boylu, koyu tenli bir kadın ve yanında iki evcil “hayvan”. Kabuslar devam eder ve bir gün Alice patronundan bir telefon alır. Emlakçı olan Alice’e patronu Prenses Obongo’yu ( filmde Obongo’yu transseksüel Ajita Wilson canlandırıyor )görmesini;  çünkü kadının evlerinden birisini almak istediğini söyler. Alice Prensesle karşılaşınca kadının kabuslarındaki kişi olduğunu görür.

Filmde gerçeklik ve fantezi artık bulanıklaşmaya başlar. Franco bizi öyle bir yere sürükler ki artık neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunu anlamak zorlaşır ve işte bu yüzden film ilginç bir güzellik kazanır. Filmde diyaloglar oldukça az tutulmuş. Şu aşikâr ki Franco’nun niyeti hikayeyi görsel olarak izleyiciye sunmak ve bunda da oldukça başarılı.

(daha fazla…)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Attack From Planet B Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korku Sitesi Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja B-Film Blog Asya Sineması