<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyi &#039;Kötü Film&#039; &#187; Korku Filmleri</title>
	<atom:link href="http://iyikotufilm.com/kategori/korkufilmleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://iyikotufilm.com</link>
	<description>&#34;kötü&#34; filmlerin nasıl seyredilmesi gerektiğini öğrenin, onlar genelde çok &#34;iyi&#34; dir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 06:04:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Slapstick, &#8220;Splatstick&#8221; ve Body Horror</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 18:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[A Farewell to Arms]]></category>
		<category><![CDATA[Addams Family]]></category>
		<category><![CDATA[Army of Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Attack of the Helping Hand]]></category>
		<category><![CDATA[Bad Taste]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case]]></category>
		<category><![CDATA[Beyond Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[body horror films]]></category>
		<category><![CDATA[body-horror]]></category>
		<category><![CDATA[Braindead]]></category>
		<category><![CDATA[Bride of Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Bruce Campbell]]></category>
		<category><![CDATA[Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Evil Dead : Dead by Dawn]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Henenlotter]]></category>
		<category><![CDATA[Frederick Taylor]]></category>
		<category><![CDATA[Keaton]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Jackson'ın Bad Taste]]></category>
		<category><![CDATA[Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Scott Spiegel]]></category>
		<category><![CDATA[Siegfried Kracauer]]></category>
		<category><![CDATA[Sight and Sound]]></category>
		<category><![CDATA[slapstic]]></category>
		<category><![CDATA[slapstick films]]></category>
		<category><![CDATA[slapstick movies]]></category>
		<category><![CDATA[Slapstick The Illustrated Story of Knockabout Comedy]]></category>
		<category><![CDATA[splastic]]></category>
		<category><![CDATA[splastic films]]></category>
		<category><![CDATA[The Beast with Five Fingers]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Dead]]></category>
		<category><![CDATA[The Principles of Scientific Management]]></category>
		<category><![CDATA[The Thing]]></category>
		<category><![CDATA[The Three Stooges]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Steveacre]]></category>
		<category><![CDATA[Video nasty]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7812</guid>
		<description><![CDATA[&#8221; Korkunç olmayan gülünç bir şey hiç görmedim. Eğer acıya neden oluyorsa komiktir; acıya neden olmuyorsa da komik değildir. &#8221; &#8211; W.C. Fields Bu konuda ilk akla gelen karakterlerden biri Ash (Bruce Campbell). Evil Dead : Dead by Dawn (1987) filminde ruhu ele geçirilmiş kız arkadaşı Linda&#8217;yı katlettikten sonra, şüphesiz ki karşılığını alması mümkündü. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead-2_43571.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7930" title="evil-dead-2_43571" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead-2_43571.jpg" alt="" width="627" height="477" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">&#8221; <em>Korkunç olmayan gülünç bir şey hiç görmedim. Eğer acıya neden oluyorsa komiktir; acıya neden olmuyorsa da komik değildir.</em> &#8221; &#8211; <strong>W.C. Fields</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda ilk akla gelen karakterlerden biri Ash (Bruce Campbell). <em>Evil Dead : Dead by Dawn (1987)</em> filminde ruhu ele geçirilmiş kız arkadaşı Linda&#8217;yı katlettikten sonra, şüphesiz ki karşılığını alması mümkündü. Ama Evil Dead serilerinde &#8220;zamana karşı yarışmak&#8221; gibi bir durum sözkonusu değil. Linda&#8217;yı parçalar halinde huzura erdirdikten sadece dakikalar sonra, sağ eli onu dövmeye başlar ve kafasında mutfak alet edevatlarından oluşan bir koleksiyonu kırar. Bütün bu olanlara karşılık, tabi ki o da boş durmaz, testeresine uzanıp kendi kendini doğramaya başlamaya hazırlanmadan önce &#8220;<em>Şimdi kim gülüyor?</em>&#8221; şeklinde bağırır.</p>
<p style="text-align: justify;">İzleyicilerin güldüğü kesin. Sam Raimi&#8217;nin bu remake filmi Video Nasty ile Laurel ve Hardy birleşimi gibi. Joe LoDuca&#8217;nın 20ler tarzı soundtrack müzikleri eşliğinde, Ash&#8217;in eli fare deliklerine girip çıkıyor, etrafında dönüyor, gülüyor. Silahıyla vurduktan sonra sonunda Ash onu içinde Ernest Hemingway&#8217;in <em>A Farewell to Arms</em> kitabının bulunduğu bir kovanın altında yakalıyor.<span id="more-7812"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Thing, Addams Family</em>, yazar Scott Spiegel&#8217;in kısa filmi <em>Attack of the Helping Hand</em> (Hamburger Helper için yapılan bir ABD reklam filminin parodisi) ve ölümcül rakam klasiği <em>The Beast with Five Fingers (1946)</em> filmlerinden ilham alan bu komedi-korku örneği klasik slapstick komedisine de çok şey borçlu. Bu film için aynı zamanda korku sinemasında genelde göz ardı edilmiş olan ama özellikle 1970lerin sonundan 1990ların başına kadar revaçta olan bir türün &#8220;splatstick&#8221; türünün önemli örneklerinden biri de diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick filmlerin tarihi George A.Romero&#8217;nun zombi başyapıtı <em>Dawn of the Dead (1978)</em> ile başlamıştı. Bu apokaliptik hikayenin bir bölümünde Romero zombiler, bisikletçiler ve filmin hayatta kalmayı başarmış üç protagonist karakteri arasındaki mücadeleyi sunuyordu. Bisikletçiler boş bir binaya hücum edip ağır aksak ilerleyen zombilerle karşılaşınca, Romero o ona kadar koruduğu ciddiyeti komedi unsuru uğruna bu noktada bırakıyor ve bisikletçiler zombilere kremalı kek atıyor. Bu da klasik slapstick yemek kavgasının grindhouse türüne uygulanması oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Dawn of the Dead filminden sonra, splatstick türü yaygınlaştı ve birçok düşük bütçeli korku filmini etkiledi : Evil Dead üçlemesi <em>The Evil Dead (1982), Evil Dead 2 : Dead by Dawn (1987), Army of Darkness (1993); Re-Animator serisi, Re-Animator (1985), Bride of Re-Animator (1990), Beyond Re-Animator (2003); Peter Jackson&#8217;ın Bad Taste (1987) filmi, Braindead (1992) ve Frank Henenlotter&#8217;in Basket Case filmi (1982).</em> Bu etkileyici listeye rağmen, splatstick türünün kendine has komedi anlayışı, testereler ve iç organlar eleştirmenlerden gerektiği kadar ilgi görmedi. Çoğu, bu trendin sadece splatter filmlerinin farklı yorumlanışı olduğu yanılgısına kapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı şekilde splatstick türünün kökenini oluşturan diğer türlere de yeterli önem verilmemişti mesela Hollywood sinemasının erken dönemlerindeki slapstick komediye. Bunun akrabası olan splatstick türünde de nesnelere ve organlara şüphecilik anlayışı ile yaklaşılıyor. İkisi de vücut ve nesneler aleminin bizim olmasını istediğimiz gibi kesin ve affedici olmadığını kanıtlamak ister gibi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Re-Animator-Musical.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7931" title="Re-Animator-Musical" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Re-Animator-Musical.jpg" alt="" width="658" height="448" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Slapstick, Vücut ve Nesnelerin Sapkınlığı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Acı ve ızdırap her zaman slapstick komedinin odak noktası olmuştur. Tür adını 16.yüzyıldaki İtalyan komedi tiyatrosundan alıyor, burda Harlequin karakteri soytarı bastonunun farklı bir varyasyonu olan &#8220;slap stick&#8221; taşıyordu. Tahta bir kılıç şeklindeydi ve ortasına kadar gelen özel bir bölümü vardı, Harlequin&#8217;in silah tercihi bu yöndeydi çünkü kurbanlarına vurduğu zaman oluşturduğu &#8220;slap&#8221; (tokat) güçlüydü. Acı vericiydi ve slapstick tokatları da işin içine girince bundan nasiplenen oyuncular için pek de hoş olmuyordu. Bazen gerçekten de fiziksel olarak yaralanıyorlardı. Tarihçi Tony Steveacre, Slapstick <em>The Illustrated Story of Knockabout Comedy</em> adlı kitabında şöyle yazmış :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Sıradan şekildeki &#8216;nap&#8217; ile (acı vermeyen şekilde), straight nap (acı veren şekilde) arasındaki çizgi çok incedir, izleyicinin kalbine giden yoldur ama kırık kemiklere ve zarar görmüş organlara neden olabilir&#8230;.19.yüzyılda, Gustave Frejaville bir Fransız palyaçosundan bahsediyordu ve sıkça bu duruma maruz kalması sonucu sol yanağı kurumuş ve sol gözünün retinası slapstick nedeniyle yaşadığı şoktan dolayı hasar görmüş.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Hollywood slapstick komedyenliği de bu tür komediden ve yarattığı fiziksel hasar tehdidinden ortaya çıktı. Vücudun savunmasızlığı, verimsizliği ve de karmaşıklığını ön plana çıkarmaya takıntılı şekilde, <em>Chaplin, Keaton ve Lloyd</em> gibi oyuncular izleyicilerine varolmanın kötü yönlerini hatırlatarak gülmelerini sağladılar. Komedi tarihçisi Alan Dale bu konu hakkında şöyle demiş, &#8220;Bir slapstick gösterisinin özü kahramanın itibarına fiziksel bir saldırıda bulunmaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Oliver Hardy&#8217;nin devamlı tekrarlanan bazı hareketlerinden bunu hatırlayabiliriz. (çivilere vurmaya çalışırken çekiçle parmaklarına vurması, merdivenlerden düşmesi, tuğlaların kafasına düşmesi) Slapstick böylece kahramanların egolarını alt üst eder böylece onlara ve izleyicilere vücutlarına güvenmemeleri gerektiğini gösterir. Bunu bir de Bruce Campbell&#8217;ın kendi eli ona orta parmağıyla hareket çekerken hissettiği büyük öfkeyle karşılaştırın. Slapstick kahramanlarının stoklarında her zaman için itibarın yıkılması sorunu var.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında, slapstick fiziksel bir dünyada yaşamanın kötü taraflarıyla alakalı. Dale bu durumu şöyle açıklıyor :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Slapstick hayatın fiziksel olduğu gerçeğine karşı temel, evrensel ve sonsuz bir cevaptır. İki bileşen, vücut ve ruh, bunlardan sadece ilkinin kanıtlarına sahibiz, vücudun fiziksel güçlerle ve nesnelerle etkileşim içinde olması ve bu etkileşimin devamlı düzgün şekilde ilerlemeyişine karşı duyulan öfke&#8230;.bir hikayenin slapstick modunda anlatılması içgüdüsünü canlandırıyor.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Etrafında inşa edilen ve bu rahatsızlığın kaynağını oluşturan şey Dale&#8217;nin söylediği gibi &#8220;nesnelerin zaferi&#8221;. Slapstick evrenindeki nesneler asla <a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bride-of-re-animator.jpg"><img class="alignright  wp-image-7932" title="bride-of-re-animator" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bride-of-re-animator.jpg" alt="" width="306" height="437" /></a>olması gerektiği gibi davranmaz ya da tepki vermezler. Bunun yerine, kendilerine ait bir hayat oluştururlar. Merdivenler, kovalar, hortumlar ve kapı kollarına güven olmaz. Kahramana saldırırlar, döverler, başına düşerler ve her şekilde yoluna çıkarlar. Slapstick hiçbir zaman nesnelerin güvenli oluşuyla ilgilenmemiştir, sadece acımasızlığıyla ilgilenmiştir. Slapstick başkahramanı her zaman cansız dünyanın şamar oğlanı olmuştur. Sinema eleştirmeni <em>Siegfried Kracauer, Sight and Sound (1951)</em> kitabında sessiz film komedisiyle ilgili yazdığı bir makalede şöyle demiştir : &#8220;Kural şudur ki cansız nesneler önemli pozisyonlarda bulunmuşlar ve kendilerine ait seçimlere sahip olmuşlardır.&#8221; Şöyle de eklemiştir : &#8221; İnsan olan her şeye karşı kötülükle dolulardı.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Slapstick hiçbir zaman sosyal mesaj verme kaygısına sahip olmamıştır ama şu da açıktır ki bu nesne korkusu ve vücudun gücüyle ilgili hayalkırıklığı zamanının gerçek bir ürünüydü. İlk dönem 20.yüzyıl Amerikası endüstrisinde insanlar ve makineler arasındaki değişen ilişkiyi yakalamıştı. Bazı bakış açılarına göre, slapstick komedi insanın bu dünyadaki rolüyle ilgili hissettikleriyle ilgili bir cevaptı. Modernize, mekanik çalışma yerlerinde &#8211; örneğin Chaplin&#8217;in <em>Modern Times (1936)</em> filminde kullanılan arka planda &#8211; insan artık yaşadığı çevrenin efendisi değildi. Bunun yerine üretkenlik, verimlilik ve otomasyon için oluşturulmuş bir makinenin gözden çıkarılabilir, canlı bir parçasıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">20.yüzyılın başlarında çalışma yerlerinden sorumlu olanlar için sıkça rağbet gören bir kaynak Frederick Taylor&#8217;ın <em>The Principles of Scientific Management (1911)</em> eseriydi. Vücudun eksikleri konusunda sağduyusu yüksekti. Endüstriyel makinelerin kolay çalışıyor olması ve insan vücudunun karmaşık yapısı ve verimsizliğinin onları korumak ve yönetmek konusunda yetersiz kalması sonucu oluşan uyumsuzluğun farkında olarak, Taylorizm&#8217;i destekleyen zaman-hareket araştırmaları tuvalet ziyaretlerinin sıklığı ve süresiyle ilgili bile sonuçlar elde etmişlerdi. (Chaplin bunu Modern Times filminde konu etmişti. Filmin kahramanı hızlıca bir sigara içmek için tuvalete girdiğinde, fabrika yöneticisi tarafından güvenlik kameralarından izlenerek takip edilmiş ve yakalanmıştı.)</p>
<p style="text-align: justify;">Slapstick komedi hem insanları düzene koymak yolundaki kurallara karşı bir anarşik tepki hem de insan vücudunun Taylorcıların da söylediği gibi verimsiz ve yetersiz olduğu yönünde sözsüz bir kabul edişti. Komediyi biraz da korku öğesiyle birleştirerek, slapstick izleyicilerin kendi benliklerinin kötü ve garip gerçeklerine gülmelerini sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Slap ve &#8220;Splat&#8221; : Bir Türün Gelişimi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Acı çekmek için yaratılmış slapstick kahramanının itibarını düşürmeye neden olan şey her ne olursa olsun, başka bir muz kabuğunun üstüne basmak için hayatta kalacağını düşünmek her zaman tutan bir tahmindir. Splatstick korku sinemasında ise bu tür kesinlikler artık geçerli değildi. Oliver Hardy&#8217;nin beyazperdede başına gelen en fena şeyler kötü bakan gözler ya da kafasına aldığı darbelerken, splatstick kahramanı parçalanma, ruhunun ele geçirilmesi, ölüm ve vücudunun özünde kontrol edemediği bir yaratık olduğunu farketmesiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu splatstick türünün komik olmadığı anlamına gelmiyor. Raimi, Jackson ve Stuart Re-Animator Gordon gibi film yapımcılarına göre, şiddet öğelerinin anahtarı slapstick komedinin özündeki korku öğesini temel almaktı. Röportajlarında Raimi, The Evil Dead serileriyle slapstick geleneği arasındaki alakayı şöyle belirtmişti :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>The Three Stooges (Üç Ahbap Çavuş) filmi The Evil Dead için büyük bir ilham kaynağıydı. Ampülün kanla dolması ve kanın prizlerden çıkması sahnesi örneğin. Stooges filminin &#8220;A Plumbing We Will Go&#8221; adlı bir bölümünde hortumları bağlıyorlar, su kaynağı ile elektrik sistemi arasında da bağlantı kurulması sonucu ampüller de suyla doluyor. Sonuç olarak televizyondan bile su geliyordu. Ben de bu fikri aldım ve korku sinemasına uyarladım &#8211; zaten bana çok yakın gelmişlerdi. The Stooges gerçekten vahşi bir film.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindead5.jpg"><img class=" wp-image-7933 aligncenter" title="braindead5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindead5.jpg" alt="" width="664" height="382" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">The Evil Dead filminde, olayların çok iyi bir şekilde adapte edilmiş komedi bazlı içerikleri var, yazar-yönetmen The Three Stooges ve The Exorcist&#8217;i aynı karanlık laboratuar bodrumunda bir araya getirmiş gibi. Ortaya çıkan bileşim, geniş alana yayılan, sağlam komedi ve Joe LoDuca&#8217;nın yüksek tempolu film müziklerinin eşlik ettiği şiddet içerikli korku sineması. Testerenin neden olduğu her parçalanma için bile bir gülünç sahne var. Patlayan her yara sonuç olarak görüşü kapatıyor. Kan ekrana yayılırken, Raimi hem slapstick hem de korku filmlerinin dilini yaratıcı şekillerde kullanmış oluyor. İrin nehirleri eski moda kanalizasyon gibi akıyor, bunun yanında kanla dolu kovalar da badananın yerini alıyor. Slapstick kahramanları genelde inatçı şekilde davranan nesnelerle uğraşmak zorunda kalırken, Ash kötü ruhlar tarafından ele geçirilmiş olan nesnelerle savaşmak zorundaydı &#8211; Evil Dead 2&#8242;nin bir sahnesinde kabindeki her ev eşyası (kitaplar, sandalyeler, geyik kafaları, lambalar) canlanıp ona gülüyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Raimi&#8217;nin bakış açısına göre, Evil Dead 2 filmindeki sıradışı komedi Evil Dead sonucu aldığı eleştirilere direk olarak verdiği bir cevaptı. Düşük bütçeli filmi Büyük Britanya&#8217;da Video Nasty olarak yasaklanınca ve mahkemeye çıkınca, bu durum Raimi&#8217;yi üzmüş. Birilerinin Evil Dead filmindeki abartılmış boyundan vurulma sahneleri, dışarı fırlayan göz bebekleri ve yine aynı şekilde abartılmış parçalanma sahnelerini ciddiye almalarına şaşırmış olarak, yönetmen Evil Dead 2 filmine odaklanmış. Ona, nerdeyse aynı konu ve karakterlerle, bir devam filmi olmaktan çok Raimi&#8217;nin orjinal filmin her sahnesini tekrar yorumladığı bir remake denebilir. Bunun nedenlerinden biri de ilk filmi eleştirenlere The Evil Dead&#8217;in bir komedi filmi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kanıtlamaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Raimi&#8217;nin tecrübesi diğer yönetmenlere de bir örnek oldu. Bir çoğu bu tür splatstick korkunun &#8211; Evil Dead 2&#8242;de oynandığı gibi &#8211; sansür tehlikesini azaltabildiğini gördü. Peter Jackson etkileyici splatstick filmi Braindead&#8217;in (Dead Alive olarak da bilinir) benzer taktikleri uygulayarak denetimden geçmeyi başardığını söylemişti :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Birisi bana İngiliz sansürünün Braindead sahnelerini kesmediğini çünkü filmi ciddiye almayı kabul etmediklerini söylemişti. Braindead gerçekten şiddet ve vahşet içerikli bir film, bazılarının dediği gibi yapılan en kanlı film olabilir de olmayabilir de, ama şunu gösteriyor ki bir filmi gülünç yapmak onun sansürsüz yayınlanmasını her zaman için kolaylaştıracaktır. Demek istiyorum ki Henry : Portrait of a Serial Killer çok küçük miktarda mizah içeriyordu ve bu da filme yardım edemedi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Braindead diğer vahşet içerikli sahneler yanında şöyle bir sahne de içeriyordu : bir adam küçük bir zombiyi kovalıyor ve sonra yakalayıp döverek etkisiz hale getiriyor. Bu aslında İngiliz sansür kurulu tarafından onay görmeyecek bir sahne. Ama Jackson&#8217;ın da belirttiği gibi bu sahne hatırlanan bir komedi geleneğinden ilham alınarak yaratıldı : &#8220;Bu Buster Keaton tarzı slapstick komedisinden alınmış bir sahne.&#8221; Hem Raimi hem de Jackson&#8217;ın sonraki filmlerine baktığımızda &#8211; <em>Spider Man ve Lord of the Rings</em> üçlemesinin yüksek bütçeli ve etkileyici filmlerini yönettiler &#8211; ilerde ana akımda başarıyı yakalamak adına, slapstick filmler yapmanın Henry : Portrait of a Killer gibi düz korku filmleri yönetmekten daha az etkili olduğu yanılgısına karşı çıkabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bad-taste2.11.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7935" title="bad-taste2.1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bad-taste2.11.jpg" alt="" width="624" height="416" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick sadece slapstick komediye adanmış değildir tabi ki. Aynı zamanda sınırlarda gezen türde komedidir. Kültürel akrabasının vücutla ilgili tedirginliklerine dayanarak, splatstick korku slapstick&#8217;in fiziksel &#8220;slap&#8221;lerini alıp &#8220;splat&#8221;e çeviriyor &#8211; vücudu vahşet içinde gördüğümüz kanlı SFX sahneleri. Latex gore, slapstick&#8217;in sessiz komedinin sınırlarını aşmasını ve gösterişli olduğu kadar da dehşete düşüren bir evren yaratmasını sağlıyor. Burda vücut organları da nesnelere dönüşüyor ve kendilerine ait korkutucu bir hayata sahip oluyor. Buster Keaton&#8217;ın soğukkanlı tavrı bile böyle filmlerde yer alsa ve filmde birisi midesini yerinden çıkarsa değişirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Vücut organları splatstick korku sinemasında hep ayrı bir yerde tutulmuştur. Vücudun karmaşıklığı, verimsizliği ve rahatsız edici derecede kuralsız olması slapstick komedide yer almıştı ama bu korku yapımcıları için yeterli değildi. Onlar bu durumu mümkün olduğu kadar görsel bir şekilde kanıtlamak istiyorlardı. Bu nedenle de, Ash karakteri <em>Evil Dead 2 : Bad Taste</em> filminde inatçı elini kovalamak zorunda kalmıştı, aynı filmde Derek (Peter Jackson oynamıştı) kafasında oluşan bir parçalanma sonucu dışarı çıkan beyin parçacıklarının tekrar kafatasına dolmasıyla yüzleşmişti ve Re-Animator filmindeki Dr.Hill (David Gale) başı kesilmiş bir ceset şeklinde tekrar hayata dönmüştü.</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick karakterleri devamlı olarak izleyici pozisyonuna geçmek zorunda kalırlar, vücut organlarının ya da parçalarının kendilerine ait bir hayat edinmiş objelere dönüşmelerini izlerler. Vücudun objeye dönüşmesi ve kendine ait kötü huylu bir hayata sahip olması splatstick korkunun sürekli tekrarlanan konusudur &#8211; Braindead filminde de bu özetlenmiştir, kendilerine ait cinayetçi bir içgüdüyle etrafta gezerler ve vücut parçaları vücuttan ayrılmak için çaba göstermeye devam ederler. Bu konuda splatstick bir gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır. Vücut parçalarımız aslında içinde tutsak olduğumuz canavarlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evildead2_ab_fs_us4.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7936" title="evildead2_ab_fs_us4" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evildead2_ab_fs_us4.jpg" alt="" width="344" height="262" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Tabi ki, her zaman için bu tür sahnelerin altında bir parça ya da daha fazla mizah unsuru yer alır. Bu bir bakıma özel efektleri hazırlayanların fiziksel yaralanmaların yer aldığı bu sahneleri yaratmak yönündeki cesaretinden kaynaklanır. Bunun yanında komedi bu tür filmlerin doğal sonucudur çünkü fiziksel varoluş bu durumların yaratılmasına müsaittir. Oliver Hardy&#8217;nin hayatın sonu gelmeyen patlamalar ya da düşüşlerle dolu olduğunu farketmesi gibi, splatstick karakteri de vücudun garip ve karmaşık olduğunu farkeder. Re-Animator filmlerinde, Dr.Hill&#8217;in kafası kesilmiş cesedi kötü bir durumdadır çünkü sabırsız kafası ona çeşitli emirler vermektedir : sonuç olarak önünü göremeyen vücudu duvarlara çarpar, eşyaların üstünden düşer ve genel olarak bilinçsiz bir şekilde davranır. Akıl ve vücut konusundaki Cartesian düşüncesi bu şekilde doğrulanmış olur, Dr.Hill slapstick komediyi sevenlerin bildiği bir şeyi kanıtlar : vücut, evrim teorisi güçlerinin bize bahşettiği ve güçlülük yönünden eksikleri bol olan birşeydir ( tabi Dawkins düşüncesine inanmıyorsanız, tanrı bu şekilde yaratmıştır da diyebiliriz ).</p>
<p style="text-align: justify;">Splatstick 80lerde ve 90larda ortaya çıkmıştır. Slapstick 20.yüzyılın başlarında dünya genelinde ve çalışma yerlerinde makineleşmenin artışına bir tepki olarak doğmuştu, splatstick ise daha farklı sosyal ve tarihsel durumlara tepkidir diyebiliriz. Bunların başında da hastalıklar geliyor. Vücutların sahiplerine karşı durmaya başlayan görüntüleri, ruhlarının ele geçirilmesi ve yaratık gibi davranmaya başlamaları ile bu filmler vücudun kontrol dışına çıkışını göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Vücudun içsel garipliği (bu da hastalıkların vücudun işleyişini tersine çevirmesinden ilham alınarak yaratılmış) ve vücudun karmaşık gerçekliğinin görüntüleri (kan, irin vb.), bunlara baktığımızda splatstick türünün hastalıklardan ilham aldığını görebiliyoruz. Tepkinin ne yönde olduğu ise belirsizdir. Bu asi vahşet sahneleri vücuda karşı puritan, tutucu ve eski dönemlere ait bir nefret mi duyuyor? Ya da vücutların ekstrem şekilde açılması, parçalara ayrılması ve tersine çevrilmesi bir sunum amacı mı taşıyor, vücudun &#8220;normal&#8221; ana akım filmlerinde gösterilmeyen yönlerini ve gerçekliğini göstermek amacını mı taşıyor?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sınırlarda Gezinmek</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilinen sınırları ve tabuları yıkmak slapstick komedinin gücünü sağlayan en önemli etkendi. 1950lerde Kracauer slapstick filmlerin alışılagelen düzenini eleştirisel sözler ve sahneler ile değiştirdi. Bu belirttiğine göre özgürlükçü düşünceyle alakalıydı ve de sıradan hikaye anlatımının yaratıcı düşünceye bir katkısı yoktu bunun yerine,<br />
bir bütünden ziyade gösterişli parçalara ihtiyaç vardı. Sonuç olarak, slapstick sinemanın en modern türlerinden biri oldu, varoluşun şaşırtıcı ve tutarsız doğasını izleyicilere gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Yaratılan her espri küçük bir parçaydı ama aslında kendi içinde bir bütündü ve aslında her komedi esprilerden ve gülünç sahnelerin birleşiminden oluşuyordu, kendini yöneten parçalar sadece bir hikayenin sıradan bölümleri değildi. Kural olarak, bir tür hikaye mutlaka vardı ama bu birbirinden ayrı şekilde anlama sahip parçaları bir araya getirmek gibi bir fonksiyonu yoktu. Önemli olan ise, bunlar birbirinden bağımsız şekilde ve birbirlerini bölmeden başarılılardı, onların başarısı illa ki bir bütün halinde olmak zorunda değildi. Kesinlikle ve sık şekilde yarım kalan bir entrika ile alakalı oluyorlardı, aynı zamanda entrika hiçbir zaman tam olarak tanımlanmıyordu böylece onu yaratan bölümler daha ilgi çekici hale geliyordu&#8230;Filmlerin komedisini yaratan birbirini takip eden espri içerikli sahnelerdi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/societ8.jpg"><img class="size-full wp-image-7937 aligncenter" title="societ8" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/societ8.jpg" alt="" width="660" height="368" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer&#8217;e göre, bütün bunlar hikayeye dayalı anlatımı olduğu kadar izleyicilerde de silah etkisi yarattı. Filmlerin hızı sersemletiyor, gülmelerine neden oluyor ve bazen de şaşırtıyor :</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<em>Filmlerdeki komedi materyal hayatı olabildiği kadar uyarıyor. Ekrandaki hayat ile hareketli hayatın eş anlamlı olduğu sabit kamera günlerinden bu yana, komedi yapımcıları tüm doğal hareketleri yakalamak için ellerinden geleni yaptılar. Tek bir kamera hilesiyle insanlığı hızlı oyunların içinde yarışırken ve eğlenirken yakaladılar..Bu sinemaydı, eğlenceliydi, mideniz ters dönmüş halde sanki bir roller coastera binmiş ve son hızda gidiyor gibiydiniz. Felaketlerin ve görünen kazaların yarattığı şok etkisi bile burda mutluluk verici bir sersemlik gibiydi.</em>&#8220;</p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer aslında burda <em>Keystone Cops</em>&#8216;taki yüksek hızlı kovalamalardan bahsediyor, ama bu açıklama yıllar sonraki Evil Dead filmlerinde Sam Raimi&#8217;nin yarattığı ultra kinetik kamera çalışmalarına da uygun. Kracauer slapstick&#8217;i şok ve kazaların modernist bir örneği olarak açıklamış. Steadicam ile izleyicileri kötü ruhların etksindeki mekanlarda derviş gibi bir yolculuğa çıkaran Raimi Filmleri hakkında da buna benzer şeyler söyleyebilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda, splatstick sessiz film komedisinin anarşik düzenlemelerinden de etkileniyor, baş kesilmesi,bağırsak ya da organların dışına çıkması gibi unsurlar geleneksel anlatım diline pek saygı göstermiyor diyebiliriz. Bu filmlerde sıradışı sahneler hikayeden daha önemli. Karakterlerin vücutları gibi filmde uyumlu olma kuralı da dağıtılmış vaziyette.</p>
<p style="text-align: justify;">Kracauer slapstick filmlerin &#8220;tehlikeyle, felaketle ve zamana karşı oynamak&#8221; kavramıyla yönetilen &#8220;sonsuz aksiyon&#8221; olduğunu ve Chaplin, Keaton gibi oyuncuların izleyicileri &#8220;uçurumun sınırları&#8221;na götürdüğünü belirtmiş. Karşılaştırma yaparsak, splatstick sadece sınırlarda gezinmekten memnun değil. İzleyicilere insan vücutlarının sadece birbiriyle değil aynı zamanda kendileriyle de savaştığı uçurumun derinliklerini gösteriyor. Bizi bir gerçekle yüzleştiriyor, insan vücudunun aslında çaresiz, umutsuz kalabildiği yönleriyle ve bunu yaratan absürt evrene gülmemizi istiyor. Bu durumda boğazımıza bir cümle takılabilir : &#8220;<em>Şimdi kim gülüyor</em>?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İpek Çakır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/slapstick-splatstick-ve-body-horror/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En iyi 20 Korku Filmi Seks Sahnesi</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 08:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[A Nightmare on Elm Street 3- Dream Warriors]]></category>
		<category><![CDATA[A Nightmare on ElmStreet 2- Freddy’s Revenge]]></category>
		<category><![CDATA[Angel Heart]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case]]></category>
		<category><![CDATA[Basket Case 2]]></category>
		<category><![CDATA[Bay of Blood (1971) / Friday the 13th Part 2]]></category>
		<category><![CDATA[best sex scenes]]></category>
		<category><![CDATA[Brain Damage]]></category>
		<category><![CDATA[Cabin Fever]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi seks sahneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Gozu]]></category>
		<category><![CDATA[horror movies sex scenes]]></category>
		<category><![CDATA[Jason Goes to Hell: The Final Friday]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi seks sahneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lifeforce]]></category>
		<category><![CDATA[Nekromantik]]></category>
		<category><![CDATA[Re-Animator]]></category>
		<category><![CDATA[Rosemary's Baby]]></category>
		<category><![CDATA[Shinya Tsukamoto]]></category>
		<category><![CDATA[Society]]></category>
		<category><![CDATA[Species]]></category>
		<category><![CDATA[Species 2]]></category>
		<category><![CDATA[Teeth]]></category>
		<category><![CDATA[Tetsuo: The Iron Man]]></category>
		<category><![CDATA[The Evil Dead]]></category>
		<category><![CDATA[They Live]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7825</guid>
		<description><![CDATA[Seks ve şiddet… Beraber dondurma ve pasta gibi gidiyorlar, değil mi? İzlediğimiz çoğu korku filmi şiddet açısından tatmin edici olsa da peki ya seks? İkisi bir arada oldu mu ortaya gerçekten lezzetli işler çıkabiliyor.  Bu lezzetli ikilinin bir arada olduğu fakat bazı anlarda da bu ikilinin bir araya gelişiyle şiddetin boyutunun daha da arttığı, korku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/sekssahnesi.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7826" title="sekssahnesi" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/sekssahnesi.jpg" alt="" width="674" height="302" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Seks ve şiddet… Beraber dondurma ve pasta gibi gidiyorlar, değil mi? İzlediğimiz çoğu korku filmi şiddet açısından tatmin edici olsa da peki ya seks? İkisi bir arada oldu mu ortaya gerçekten lezzetli işler çıkabiliyor.  Bu lezzetli ikilinin bir arada olduğu fakat bazı anlarda da bu ikilinin bir araya gelişiyle şiddetin boyutunun daha da arttığı, korku filmlerindeki en iyi seks sahnelerini sizler için listeledik.<span id="more-7825"></span></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/lifor3-1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7850" title="lifor3-(1)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/lifor3-1.jpg" alt="" width="669" height="298" /></a></p>
<p><strong>20. Lifeforce (1985)</strong><br />
Tobe Hooper’ın yönetmenliğini yaptığı bu bilim kurgu filmi, Colin Wilson’ın 1976 yılında yazdığı “The Space Vampires” kitabının bir uyarlaması. Uzay vampirleri hakkındaki filmde hemen hemen tüm film boyunca çıplak bir şekilde karşımıza çıkan Mathilda May görülmeye değer. Ateşli sevişme sahneleri ile listemizde yer buluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/nightmare2behind24.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7852" title="nightmare2behind24" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/nightmare2behind24.jpg" alt="" width="632" height="484" /></a></p>
<p><strong>19. A Nightmare on ElmStreet 2- Freddy’s Revenge (1985) / A Nightmare on Elm Street 3- Dream Warriors (1987)</strong><br />
Bu iki filmin seks sahneleri de birbiriyle bağlantılı olduğu için listemize bir arada girdi. Garip bir şekilde iki filmin de seks sahnelerinde bol bol “dil” kullanılıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/s32.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7858" title="s3" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/s32.jpg" alt="" width="632" height="283" /></a></p>
<p><strong>18. Species (1995)</strong><br />
Roger Donaldson’un yönetmenliğini yaptığı Species bir bilim-kurgu korku filmi. Filmde Natasha Henstridge ateşli bir uzaylı insan karışımı. Filmde Alfred Molina ile beraber canlandırdığı seks sahnesi oldukça başarılı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Bay-of-Blood-1971.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7864" title="Bay-of-Blood-(1971)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Bay-of-Blood-1971.jpg" alt="" width="530" height="309" /></a></p>
<p><strong>17. Bay of Blood (1971) / Friday the 13th Part 2 (1981)</strong><br />
Jason Voorhees’in olmadığı bir korku filmi seks sahnesi listesi tamamlanmış sayılamaz. İki filmde de yer alan mızraklı, misyoner pozisyonundaki seks sahnesi sinema tarihinde klasik oldu. İlk olarak Bay of Blood’da izlediğimiz bu seks içeren öldürme sahnesi Friday the 13th Part 2’ye de ilham oldu. Ama maalesef sansüre takılan Friday the 13th Part 2’da bazı sahneler kesilmek zorunda kaldı.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/jason-goes-to-hell-horror-movies.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7866" title="jason-goes-to-hell-horror-movies" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/jason-goes-to-hell-horror-movies.jpg" alt="" width="602" height="373" /></a></p>
<p><strong>16. Jason Goes to Hell: The Final Friday (1993)</strong><br />
Friday the 13th serisinin bu dokuzuncu filminde yer alan Jason’un ateşli Michelle Clunie ile canlandırdığı çadırdaki seks sahnesi çoğu korku fanı için tanıdık gelecektir. Bu oldukça üst seviyedeki seks sahnesinde (özellikle kesilmemiş versiyonu) çiftin beraber olmadan önce prezervatif kullanmamaya karar verdikleri sahne de ayrı bir eğlence katmış.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Rosemary’s-Baby-1968.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7868" title="Rosemary’s-Baby-(1968)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Rosemary’s-Baby-1968.jpg" alt="" width="612" height="370" /></a></p>
<p><strong>15. Rosemary’s Baby (1968)</strong><br />
Roman Polanski’nin yayınlandığı dönemde büyük ilgi uyandıran ve günümüzde korku filmlerinin mihenk taşlarından biri sayılan filmde Rosemary’e Satan’ın (Satanist kilisesi kurucusu Anton Lavey canlandırıyor)tecavüz ettiği sahne de listemize girmeyi hak ediyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/theyliveend.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7870" title="theyliveend" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/theyliveend.jpg" alt="" width="647" height="346" /></a></p>
<p><strong>14. They Live (1988)</strong><br />
John Carpenter’ın yönetmenliğini yaptığı bu bilim-kurgu korku filmi içeriğinde kara komediyi de barındırıyor. Belki de en iyi sonlardan birine sahip filmde uzaylıyla olan seks sahnesi, yanımızda kimin uyuduğundan emin olmamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Cabin-Fever-2002.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7873" title="Cabin-Fever-(2002)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Cabin-Fever-2002.jpg" alt="" width="603" height="242" /></a></p>
<p><strong>13. Cabin Fever (2002)</strong><br />
Bir grup kolej öğrencisi çevresinde gelişen, yönetmenliği, yapımcılığı ve senaryosu Eli Roth’a ait bu filmde bir sahne var ki hepinizin aklındadır eminim. Kız uyurken, genç delikanlı kıza sokulur ve elini yavaşça kızın çamaşırının içine sokar. Hayal ettiğinden farklı bir sürprizle karşılaşarak kızın regl döneminde olduğunu fark eder. Fakat büyükçe bir ped kızın ancak işini görecektir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7876" title="evil-dead" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/evil-dead.jpg" alt="" width="617" height="420" /></a></p>
<p><strong>12. The Evil Dead (1981)</strong><br />
Başrollerinde Bruce Campbell, Ellen Sandweiss ve Betsy Baker’ın yer aldığı bu korku filmi, beş kolej öğrencisinin hafta sonu tatillerini geçirmek üzere gittikleri ormanlık bir alanda başlarından geçenleri konu alıyor. Özellikle vahşi tecavüz sahnesiyle hafızalarda yer eden film, listemizde de kendine yer buluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Angel-Heart-1987.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7879" title="Angel-Heart-(1987)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Angel-Heart-1987.jpg" alt="" width="608" height="366" /></a></p>
<p><strong>11. Angel Heart (1987)</strong><br />
Başrollerinde Mickey Rourke, Robert De Niro ve Lisa Bonet’in oynadığı bu gizemli korku filminin yönetmeni Alan Parker. Filmde Mickey Rourke’un canlandırdığı Harry Angel ve Lisa Bonet’in canlandırdığı Epiphany Proudfoot’un New Orleans’daki otel odasındaki sevişme sahnesi resmen bir kan yağmuruyla biraz renklenir. Bu sahne de listemizde yerini alır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Species-2-1998.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7881" title="Species-2-(1998)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Species-2-1998.jpg" alt="" width="610" height="380" /></a></p>
<p><strong>10. Species 2 (1998)</strong><br />
1995 yılında çekilen ilk filmin ardından bu ikinci filmde üçlü bir seksin ardından gerçekleşen uzaylı bebeğin doğumu sahnesi filmi listemize sokmayı başarıyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/basket_case.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7886" title="basket_case" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/basket_case.jpg" alt="" width="485" height="363" /></a></p>
<p><strong>9. Basket Case (1982)</strong><br />
Yönetmenliği ve senaryosu Frank Henenlotter’a ait Basket Case, üç filmden oluşan bir serinin ilk filmi. Bu B tarzı korku-komedi filmi şüphesiz serinin en iyisi. Film Duane ve sepetinde taşıdığı kardeşi Belial’ın maceralarını konu alıyor. Duane’in dolgun hatlı sarışın kız arkadaşı Sharon da garip görünümlü Belial ile başka maceralar yaşıyor.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/NEKROMANTIK_5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7888" title="NEKROMANTIK_5" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/NEKROMANTIK_5.jpg" alt="" width="434" height="352" /></a></p>
<p><strong>8.Nekromantik (1991)</strong><br />
Yönetmenliği Jörg Buttgereit’e ait bu film bir Alman yapımı ve nekrofili ile ilgili. Günümüzde kült mertebesine erişmiş filmde Monika’nın Mark ile sevişmesinin ardından kafasını gövdesinden ayırdığı sahne listemize çok uygun.</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Gozu-2003.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7890" title="Gozu-(2003)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Gozu-2003.jpg" alt="" width="530" height="308" /></a></p>
<p><strong>7. Gozu (2003)</strong><br />
Takashi Miike’nin yönetmenliğini yaptığı bu komik, trajik ve bolca gore sahnenin yer aldığı filmde, seks sahnesinin sonundaki görüp görülebilecek en garip doğum sahnesi de unutulmaz sahneler arasındaki yerini alıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindamagecommentary19k.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7892" title="braindamagecommentary19k" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/braindamagecommentary19k.jpg" alt="" width="593" height="308" /></a></p>
<p><strong>6. Brain Damage (1988)</strong><br />
Basket Case’in yönetmeni Frank Henenlotter’a ait Brain Damage bir korku komedi filmi. Filmde Brian kız arkadaşından kendisine blow-job yapmasını ister ve kız memnuniyetle bu teklifi kabul eder. Ama neyle karşılaşacağını ne yazık ki bilmiyordur!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/reanimator1.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7895" title="reanimator1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/reanimator1.jpg" alt="" width="601" height="359" /></a></p>
<p><strong>5. Re-Animator (1985)</strong><br />
Stuart Gordon’un klasikleşmiş ve en iyi korku filmleri arasında gösterilen filmi, Lovecraft’ın eserine sadık kalınarak ortaya çıkarılmış. Korku, komedi, şiddet ve gore unsurların iç içe olduğu filmde Dr.Hill’in kafasını kaybetmesiyle hem kafası hem de vücudu ayrı ayrı canlanır. Bunun sonucunda biz de garip bir cinsel deneyime tanık oluruz. Vücut kıza tecavüz ederken, kafanın oral seks yapması. Garip değil mi?</p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/society6.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7899" title="society6" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/society6.jpg" alt="" width="582" height="338" /></a></p>
<p><strong>4. Society (1989)</strong><br />
Bu sahne için seks sahnesi demek doğru olur mu bilmem. Brian Yuzna’nın bu filmindeki bu sahne kesinlikle sıradan bir seks sahnesi ya da tecavüz sahnesi değil. Bir çeşit orgy fakat bu bile sahneyi tanımlamak için yetersiz. En iyisi izleyin ve görün..<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/QP-1Il4ayG8" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
<p><strong>3. Basket Case 2 (1990)</strong><br />
Serinin ilk filmi de listemizde kendine yer bulmuştu. Bu ikinci filmdeki Belial ve sevgilisi arasındaki mutant seks sahnesi kesinlikle izlemeye değer. Eğlenceli bu sahne listemizin 3.sırasına yerleşmeyi hak ediyor.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/A1WvLB8P-DM" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
<p><strong>2. Tetsuo: The Iron Man (1989)</strong><br />
Kült yönetmen Shinya Tsukamoto’nun yönetmenliğini yaptığı bu Japon cyberpunk filmde, penisinde delici bir matkap olan demir adamla sevgilisinin sıra dışı ve kanlı seks sahnesini izliyoruz.</p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZZPRlHC8sXk" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe></p>
<p><strong>1.Teeth (2007)</strong><br />
2007 yapımı bu komedi korku filminde lise öğrencisi genç kız Dawn’ın bir sorunu vardır. Dişli bir vajinaya sahip olan genç kız, erkek arkadaşının kendine tecavüze yeltenmesi ve vajinasındaki dişlerin arkadaşının penisini ısırmasıyla bu sorunuyla karşılaşır. Korku filmleri içinde en garip ve en iyi seks sahnesi sayılabilecek bu sahne, listemizde de birinciliği hak ediyor.</p>
<p><strong>tolga@iyikotufilm.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/en-iyi-20-korku-filmi-seks-sahnesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blood and Roses (1960)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 19:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ipekcakir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Bonucci]]></category>
		<category><![CDATA[Ancestor]]></category>
		<category><![CDATA[Annette Vadim]]></category>
		<category><![CDATA[Aristocrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ball]]></category>
		<category><![CDATA[Based On Novel]]></category>
		<category><![CDATA[Blood and Roses]]></category>
		<category><![CDATA[Castle]]></category>
		<category><![CDATA[Claude Brulé]]></category>
		<category><![CDATA[Cousin Cousin Relationship]]></category>
		<category><![CDATA[Cult Director]]></category>
		<category><![CDATA[Curse]]></category>
		<category><![CDATA[Dream]]></category>
		<category><![CDATA[Elsa Martinelli]]></category>
		<category><![CDATA[Et mourir de plaisir]]></category>
		<category><![CDATA[Fireworks]]></category>
		<category><![CDATA[Foreign Language Adaptation]]></category>
		<category><![CDATA[Haunting]]></category>
		<category><![CDATA[Heredity]]></category>
		<category><![CDATA[Honeymoon]]></category>
		<category><![CDATA[Identity Swap]]></category>
		<category><![CDATA[Jealousy]]></category>
		<category><![CDATA[Landmine]]></category>
		<category><![CDATA[Legend]]></category>
		<category><![CDATA[Lesbian]]></category>
		<category><![CDATA[Lesbianism]]></category>
		<category><![CDATA[Masked Ball]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Ferrer]]></category>
		<category><![CDATA[Mine]]></category>
		<category><![CDATA[Monastery]]></category>
		<category><![CDATA[Obsession]]></category>
		<category><![CDATA[Oneiric]]></category>
		<category><![CDATA[Portrait]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Vadim]]></category>
		<category><![CDATA[Rome Italy]]></category>
		<category><![CDATA[Scar]]></category>
		<category><![CDATA[Servant]]></category>
		<category><![CDATA[Sheridan Le Fanu]]></category>
		<category><![CDATA[Surrealism]]></category>
		<category><![CDATA[Temptress]]></category>
		<category><![CDATA[Tomb]]></category>
		<category><![CDATA[Tombstone]]></category>
		<category><![CDATA[Vampire]]></category>
		<category><![CDATA[Wedding]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7783</guid>
		<description><![CDATA[Uzun yıllardır saygı duyularak bilinen ve vampir mitine farklı bir yaklaşım getiren bu Roger Vadim filmi, sinema tarihindeki önemli yerini halen korumaktadır. Geçmişe dönüp baktığımızda, bu filmde zarif ve şık bir hikaye görüyoruz, aynı zamanda Sheridan Le Fanu&#8216;nun Carmilla karakterinin erotizmini beyazperdeye en başarılı şekilde uyarlayan bir kaç filmden biridir. 1961 yılında ise durum farklıydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bloodandroses.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7809" title="bloodandroses" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/bloodandroses.jpg" alt="" width="282" height="414" /></a>Uzun yıllardır saygı duyularak bilinen ve vampir mitine farklı bir yaklaşım getiren bu <em>Roger Vadim</em> filmi, sinema tarihindeki önemli yerini halen korumaktadır. Geçmişe dönüp baktığımızda, bu filmde zarif ve şık bir hikaye görüyoruz, aynı zamanda <em>Sheridan Le Fanu</em>&#8216;nun Carmilla karakterinin erotizmini beyazperdeye en başarılı şekilde uyarlayan bir kaç filmden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">1961 yılında ise durum farklıydı. O yıllarda, Hammer&#8217;ın abartılı bir yaklaşım sergilediği <em>Dracula</em> uyarlamasının yanında, Blood and Roses filminin hafif kaldığı ve biraz da sakin olduğu şeklinde yorumlar yapılmıştı. Değerli olduğu kabul ediliyordu ama korku filmi öğelerine sahip olmadığı söyleniyordu. Yönetmen Vadim&#8217;in ticari kaygılar ile sanatsal sunum arasında bir yerlerde kaldığı, eski moda tutuculuk ve Fransız New Wave akımı arasında bulunduğu söylenirken, duygusal öğeleri ön plana çıkarmak uğruna şiddet öğelerini feda etmesi eleştirilmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu eleştiriler tamamıyla haksız sayılmaz, Vadim&#8217;in sanatsal içgüdüleri filmin açılışından itibaren açıkça görülüyor, Le Fanu ismine filmin belirsizliğini korumak adına yer verilmiyor. <em>Annette Stroyberg (Carmilla)</em> ve yardımcı oyuncu <em>Elsa Martinelli</em> aşk ve ölüm bahçesindeki kırılgan çiçekler gibi sunuluyor. Filmin en dikkat çeken sahnelerinden biri, serada iki kadının ani yakınlaşması, bu konsepti tam olarak somutlaştırıyor. Bu, homoerotik sinemanın önemli sahnelerinden biri &#8211; arka planda yağmurdan ıslanmış kadınlar birbirlerine bir öpücük verirken seranın camlarının nemlenmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kan dökmek bu tür filmlerde eşcinsel birlikteliğe göre daha kabul edilebilir olduğundan, bu sahnenin ön plana çıkışını hatırlamak biraz garip. Dramatik yaratıcılık yönü düşünülmediğinde bile aslında bu sekans ana karakterin içinde bulunduğu temayı yansıtıyor, ödüllendirilmeyen aşkın onun en büyük laneti oluşu. Bu duruma farklı bir bakış açısı getirilirse, yaygın olarak heteroseksüel romantizmin bir sembolü olarak görülen güllerin onu reddetmekten başka çareleri yok çünkü eşcinsel tutku nedeniyle yok ediliyorlar.<span id="more-7783"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in yönetmenliğinde, Le Fanu hikayesi erotik bir hale dönüşüyor. Tenha bir İtalyan villasında, <em>Leopoldo (Mer Ferrer)</em> bir yandan beraber yaşadığı kız arkadaşı <em>Georgia (Elsa Martinelli</em> ile evlilik için hazırlanırken, diğer taraftan kuzeni <em>Carmilla</em>&#8216;nın kendisine olan aşkı ile uğraşmaktadır. Carmilla yıllar önce ölen ve mezarı evlerine yakın bir yerde gizli olan akrabası Mircalla Karnstein&#8217;in ruhu tarafından ziyaret edilmektedir. Oluşan bu aşk üçgeninde, <em>Carmilla/Mircalla</em> hem kan bağlısını hem de onun gelin adayını ele geçirmeye çalışır. Sonunda, planlı bir saldırı karşısında değil ama bir yıkım uygulaması sırasında tahta bir kazığın üstüne düşer. Bu noktada, Mircalla reenkarne ile tekrar hayata gelir, bu sefer Georgia&#8217;nın içinde. Vadim ve senaryo yazarı Roger Vailland ruhun ele geçirilmesi, beden ve ruh ilişkisi konularıyla vampirizm konusundan daha çok ilgililer. Örneğin, filmde boynun ısırılması sahnesi direk olarak hiç gösterilmiyor. Aslında filmde, vampir mitiyle ilgili bazı özellikler büyük ölçüde göz ardı edilmiş, Le Fanu&#8217;nun 1871de yazmış olduğu hikayenin birçok bölümü de aynı şekilde çıkarılmış. Havaifişek gösterisi ve maskeli balo gibi olaylar korunurken, ruhun ele geçirilmesi ve aşk hikayesi unsurları da her ikisi için önemli yere sahip.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bram Stoker&#8217;ın Dracula</em>sında olduğu gibi, Carmilla karakterinde de cinsel değişkenlik söz konusu. Aile geleneklerine ters düşen bir şekilde, bir bakıma Victorian döneminin fikirleriyle de alakalı olarak, cinsel sapkınlık içine giriyor, katledilmiş masumlardan oluşan bir liste ortaya çıkarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin adındaki &#8220;kan&#8221; kelimesi aslında Leopoldo&#8217;nun Carmilla&#8217;ya olan takıntısına ve birbirlerine gizli olarak duydukları ensest isteğe gönderme yapıyor. Leopoldo&#8217;nun şu sözlerinden de bunu anlıyoruz :<br />
&#8220;Karnstein ailesi asla kendi başına mutlu olmayı başarabilmiş bir aile değil. Georgia ile tanışmasaydım ne yapardım bilmiyorum. O beni kendimden korudu.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Birçok yönden, Mircalla toplumda kabul görmemiş dişi isteklerinin insan bedenindeki hali. Homoseksüel,ensest isteklerin yanında nekrofili de bunlara dahil. Bu istekler sadece bir heves değil, örneğin, Mircalla Georgia&#8217;yı arzulamakla kalmıyor, eninde sonunda ruhunu da ele geçiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in de belirttiği gibi, <em>Blood and Roses</em> başarısını bu müstehcen sembolizme de borçlu. Filmdeki tek çıplaklık sahnesi, bir bölümü gösterilse de, önemli olaylardan biri olan siyah-beyaz bir rüya sekansında görülüyor. Bu sahne açık bir şekilde <em>Jean Cocteau</em> için saygı duruşu, özellikle <em>Orpheus (1950)</em> filmine, bu da filmin ilham kaynaklarından birine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Örnek alabileceği belirgin bir Fransız korku filmi geleneği olmadığından, Vadim, Coctaeu&#8217;nun sanatsal hayalgücünden yararlanıyor. Carmilla uyuyan Georgia&#8217;nın üzerine doğru yattığında, karenin rengi değişiyor. Ardından gelen rüya/halüsinasyon, siyah beyaz görüntüleri vurgulamak amacıyla stratejik olarak yerleştirilmiş kırmızı rengini kullanıyor, bunun bir rock videosu kalıbı olmasından yaklaşık 30 yıl önce. Carmilla&#8217;nın elbisesi kurbanlarının kanıyla kırmızıya boyanmış durumdayken; Georgia kırmızı eldivenli ekibin yer aldığı bir ameliyata şahit oluyor, burda şiirsellik devreye giriyor, bir kurban Fransız tarzı kapılardan çıkıyor ve Georgia&#8217;yı önlerindeki farklı bir dünyaya götürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in yaklaşımını onun İngiliz muadillerinden, Dracula ile tanınan <em>Terence Fisher</em> ile karşılaştırmak ilginç. İngiliz olması nedeniyle korku edebiyatında da sinemasında da yararlanabileceği büyük bir mirasa sahipti ve Fisher 1961 yılı itibarıyla Gothics alanında pek çok eser vermişti ve de türün en kendine özgü yönetmenlerinden biri olarak saygı duyuluyordu. Çığır açan yaklaşımı sadece İngiliz film endüstrisini canlandırmakla kalmadı, aynı etkiyi tüm korku sinemasında gösterdi. Dracula&#8217;dan sonra yaptığı vampir filmi olan <em>Brides of Dracula (1960)</em>, Blood and Roses üzerinde etkisi olan filmlerden biridir denebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Örneğin iki film de bir hikaye anlatımıyla başlıyor, bu da anlatılan hikayelerin masalımsı havasına uygun. Zamanla Grimm Kardeşler hikayelerinin hassasiyetiyle devam ediyorlar. Brides, Baron Meinster&#8217;in hikayesini anlatıyor. Ailesi tarafından terk edilmiş bir şatoya zincirlenen züppe ve genç bir adamın hikayesi. Beklenmedik şekilde birisi tarafından ziyaret edilip kurtarıldıktan sonra yaptığı ilk şey annesini ısırmak oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Senaryo komitesi burda Blood and Roses&#8217;ın bazı temalarının aynısını kullanmış. Trajik ve dokunaklı bir sekansta, Stoker&#8217;ın romanından alınan karakterlerden biri olan Van Helsing tarafından cezalandırılmadan önce Baroness Meinsters, nekrofili ve ensest ilişki eğilimlisi oğlunun davranışı için duyduğu suçluluğu kabul ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada iki hikaye arasındaki farklılık da başlıyor. Fisher&#8217;in dünyasında iyi ve kötü her zaman net bir şekilde tanımlanmıştır. Victorian ahlak kurallarına karşı düşen davranış biçimi, özellikle de cinsel eğilimler söz konusu olunca, cezalandırılıyor. Baroness Meinster, Van Helsing tarafından kazıkla öldürülünce kurtuluşa ulaşıyor ve suratında hoşnut bir gülümseme ifadesi ile ölüyor. Bu orjinal romandan Fisher&#8217;ın çalışmasına taşınmış bir tema, vampir mitinin kurbanı ele geçirme motifi kadar açık bir şekilde kullanılmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer taraftan Vadim, geleneklere karşı bir tavır sergiliyor. Mircalla&#8217;nın vampiri püritenliğe yakın durmuyor ve kazanma özelliğine de sahip. Brides hikayesindeki benzerlerinin aksine, kazanmayı başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Fisher&#8217;ın filmi nerdeyse hiç kesintiye uğramadan gösterime girerken, Blood and Roses&#8217;ın neden sansürün eline düştüğünü anlamak kolay. Vadim&#8217;in çalışması tartışmalar yaratmasının yanında, başka filmlere de ilham vermiştir. Sonraki İngiliz vampirlerinin şablonunu oluşturmuştur, özellikle de Hammer&#8217;ın Carmilla benzerlerinden yarattığı seriye.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun ötesinde vampir sinemasının tarihsel özelliklerini değiştirmiştir. Yer olarak İtalya&#8217;yı kullanarak Roger Vadim yeni bir tür gotik sinema akımı başlattı. <em>Jose Larraz&#8217;ın Vampyres (1974)</em> filminde de bunun yankıları devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama hiç bir yerde bu etkileşim Fransız <em>Jean Rollin</em>&#8216;in çalışmasında görüldüğü kadar açık değildir. <em>Le Viol du Vampire (1968)</em> ile başlayarak ve <em>La Fiancee de Dracula (2002)</em> gibi yakın zaman filmleriyle devam ederek ,Rollin filmlerini aynı temalarla doldurdu, cinsellik ve resim-kartpostal kompozisyonu. Ana fikrini Carmilla&#8217;dan alan dişi vampirleri, masalımsı alanları gösterişli elbiseleriyle geziyor ve homoerotizmin sınırlarını zorluyorlar.<br />
Karşılaştırma yaparsak, Blood and Roses bunu daha sınırlı şekilde yansıtıyor, aslında sadece bir filmi değil pek çok filmi bu yönüyle etkilemiştir ama biraz daha sade bir atmosferi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Terör, katliam gibi unsurlar beklemek hayalkırıklığına neden olabilir. The Brides of Dracula&#8217;nın Van Helsing&#8217;in ortaya çıkmadığı ve Errol Flynn teatrallığine sahip ilk saatinde olduğu gibi, Blood and Roses romantizme de yakın bir yetişkin fantazisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Blood and Roses&#8217;ı yakından incelemek şaşırtıcı derecede karmaşık bir filmle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini gözler önüne seriyor. Gerçekten de, eğer taklit övmenin en samimi şekli olarak düşünülürse, Stroyberg&#8217;in vücudunun ve ruhunun ele geçirilmiş hali bu taklitlerin ilham kaynağını oluşturuyor. Bu dişi vampirlerin özünü oluşturdu, sadece Hammer ve Jean Rollin&#8217;in çalışmalarını değil, tüm kanemicileri, cadıları ve hortlaklar jenerasyonunu etkiledi. Bu durum aynı zamanda dişi vampirlerin Dracula&#8217;nın erkek egemen cinselliğinin gölgesinde kalmasından kurtulmalarını sağladı ve İngiliz sosyal sınıf sisteminin sorgulanmasını da sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Vadim&#8217;in sanatsal süreci daha öncesinden başladı, Brigitte Bardot oyunculuğundaki <em>&#8230;And God Created Woman (1956)</em> örneğin. Daha sonra da bunla ilgili otobiyografisi yayınlandı. <em>Bardot,Deneuve,Fonda : My Life With the Three Most Beautiful Women of the World (1988)</em>. Bunun Stroyberg&#8217;e adanmış olması da performansının zamanın testinden geçtiğinin bir göstergesidir. Vadim&#8217;in motivasyonu, nesneleştirmesi ve kullanımıyla ilham verici bir varoluş olarak kaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer oyuncular da, aynı derecede ilgi çekici olmasa da, rollerini başarıyla gerçekleştirmişler. Mer Ferrer, aynı zamanda Christopher Lee ile <em>In the Hands of Oriac (1960)</em> filminde de oynadı, romantizm temasını iyi canlandırmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde yer almış olan diğer sanatçıların da Blood and Roses&#8217;ın başarısında katkıları var. Bunların başında filmin ilham verici ve etkileyici müziğini yapmış olan <em>Jean Prodromides</em> geliyor, kemanlar ve harpın bileşimiyle. Açılışta ve kapanışındaki monologlarda kullanılan müzik ise en az görüntüler kadar etkileyici.</p>
<p style="text-align: justify;">Unutulmaması gereken diğer bir isim, efsanevi görüntü yönetmeni <em>Claude Renoir</em> görüntülerin her birine hayat katmış. Kompozisyon yaratmaktan kaçınmadan &#8211; ve bunları rahat bir şekilde yaratarak &#8211; ihtişamlı görüntüler sunmuş. Amcası için kamera operatörlüğü yaparken, Jean Renoir Claude Blood and Roses ile ünlü oldu. Vadim ile ortak çalışmaları başka film projelerinde de devam etti. <em>Histoires Extraordinaires (1967)</em> ve <em>Barbarella (1968)</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ortaklıklar, bu takımın sihrini göstermesini de sağladı. Her ikisi de bütçelerinin artışına rağmen, bu filmlerdeki sıradışı gerilimi ayrı çalıştıkları zaman yakalayamadı. Vadim&#8217;in 60lar sonrası çalışmaları kendi parodisini yaptığı filmler olmaya başlarken, Renoir kendini hayalgücü kullanımı konusunda daha az yetenekli yönetmenlerle çalışırken buldu.<br />
Blood and Roses filminde bu adamların gücünün doruk noktasında olduğu bölümler : Mircalla&#8217;nın mezarının açılışı, sisli sahneler ve Stroyberg&#8217;in taştan yapılmış bir heykeli sevmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Kostüm partisinde bir yarasa maskesi takan Ferrer ve Martinelli arasındaki ilişki sahnesi de dikkat çekicidir. Sevgililer eğlenceli bir hava yakalamışken, kamera birden gizli bir çitin üstünden yükselir ve partinin geriye kalanını gösterir. Tilki avı sahnesinde, kızlar bir Monet nesnesi gibi ağaçların altına yerleştirilmiştir, Carmilla Georgia&#8217;nın boynuna yakınlaşmaya karşı koyamazken, adamlar etraflarında tilkileri avlamaya çalışmaya devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Blood and Roses kesinlikle değerli bir başyapıttır örneğin Camillla ve Leopoldo arasındaki müzikal paylaşım izleyicileri etkilemeye ve gerilimi arttırmaya yetecek sahnelerden biridir ama aynı zamanda rahatlatıcı ve kanlı sahnelerden uzaklaştıran bir yönü de vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu müdahaleleri daha önceki zamanlarda görebiliriz, Universal&#8217;in altın çağını düşündüğümüzde, şuna inanılıyordu ki izleyiciler sürekli dehşet uyandıran sahneler görmeye aralarda rahatlatıcı unsurlar olmadan dayanamıyorlardı. Kesinlikle, Hammer ve Terence Fisher çalışmalarında da buna ortak özellik olarak rastlanabilir. Filmlere alkolik bir doktor ya da rahip eklemeleri sıkça görülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak baktığımızda, Blood and Roses hem vampir sineması hem de erotik sinema adına bir dönüm noktası olmayı başarmıştır.</p>
<p><strong>İpek Çakır</strong></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/blood-roses-2-vert.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7810" title="blood-roses-2-vert" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/blood-roses-2-vert.jpg" alt="" width="628" height="2371" /></a><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/Y-9Urv1QOLQ" frameborder="0" width="640" height="480"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/blood-and-roses-1960/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chop (2011)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/chop-2011/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/chop-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 17:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Minarovich]]></category>
		<category><![CDATA[Chad Ferrin]]></category>
		<category><![CDATA[Dante Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Max Haaga]]></category>
		<category><![CDATA[Tanisha]]></category>
		<category><![CDATA[Terror Firmer]]></category>
		<category><![CDATA[Timothy Muskatell]]></category>
		<category><![CDATA[Trent Haaga]]></category>
		<category><![CDATA[Troma]]></category>
		<category><![CDATA[Tromeo&Juliet]]></category>
		<category><![CDATA[Will Keenan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7785</guid>
		<description><![CDATA[Terror Firmer ve Tromeo&#38;Juliet gibi Troma klasiklerinden hatırlayacağınız Will Keenan&#8217;ın başrolde oynadığı Chop bir anda karşıma çıkan, bir anda izlediğim ve bir anda hoşuma giden bir film oldu. Filmde görev alanlardan Troma geçmişi olan tek kişi de Keenan değil, filmin yönetmeninden senaristine ve bazı oyuncularına kadar herkes bir şekilde Lloyd Kaufman&#8217;ın elinden geçmiş (gerçi bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop-2011.jpg"><img class="alignleft  wp-image-7795" title="Chop-(2011)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop-2011.jpg" alt="" width="281" height="393" /></a>Terror Firmer ve Tromeo&amp;Juliet gibi Troma klasiklerinden hatırlayacağınız Will Keenan&#8217;ın başrolde oynadığı Chop bir anda karşıma çıkan, bir anda izlediğim ve bir anda hoşuma giden bir film oldu. Filmde görev alanlardan Troma geçmişi olan tek kişi de Keenan değil, filmin yönetmeninden senaristine ve bazı oyuncularına kadar herkes bir şekilde Lloyd Kaufman&#8217;ın elinden geçmiş (gerçi bu cümle yanlış anlamalara mahal verebilir). Filmin mesaj vermek gibi bir gayesi yok, hızlı bir şekilde hikayesini anlatıyor ve bitiyor. Zaten bazı filmlerin neden mesaj verme kaygısı içinde olduğunu hiçbir zaman anlayamamışımdır, ilk Hababam Sınıfı&#8217;nda Mahmut Hoca&#8217;nın &#8220;Okul ticarethane değildir&#8221; mesajıyla sonlanması gereken bir gelenekti diye düşünüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">2008 yılına dönelim. O sene Deadgirl diye rahatsız bir film çıkmıştı. Gayet ciddi, izleyiciyi tedirgin etmeyi kafasına koymuş bir filmdi. Deadgirl&#8217;ün senaristi Trent Haaga&#8217;nın ilk yönetmenlik denemesi ise Chop. Chop, bütçesi nedeniyle gavurun gorehound dediği kanlı film seven izleyiciye pek bir şey vaad etmese de mevzubahis sahneleri  yeterli şekilde tattırmış. Tür olarak gerilim-kara komedi sınırında gezen bir film fakat ton değişimi sıkça yaşandığı için izleyenin kafasını karıştırması muhtemel.</p>
<p style="text-align: justify;">Biricik Tromeo&#8217;muzun canlandırdığı Lance adında evli, mutlu, çocuksuz bir adam filmin asıl karakteri. Filmin kötü adamı ise Lance&#8217;i bozulan arabasının başında bulup gideceği yere kadar götürmeyi teklif eden bir yabancı (ki adı da credits kısmında Stranger olarak geçiyor).<span id="more-7785"></span> Kısa zaman içerisinde anlıyoruz ki ikisinin ilk karşılaşması bu değilmiş, bir mazileri varmış. Yabancının tek istediği Lance&#8217;in kendisine yaptığı yanlışı hatırlaması ve özür dilemesi. Film ilerledikçe de cinayet ve ampütasyon paslaşmasıyla geçen bir örgüye sahip oluyor. Olaylar uzatmadan, hızlı bir şekilde geliştiği için daha fazlasını anlatmaktan imtina ediyorum. Zaman zaman kendisini tekrar ediyor hissini verse de eğlendiren Chop &#8220;intikam&#8221; ve &#8220;işkence&#8221; filmleri kategorisine rahatlıkla sokulabilir. Oyunculuklarda özellikle Lance ve kibar psikopatımız gayet hoşuma gitti. Yan rollerde de rahatsız eden, göze batan pek fazla bir karakter görmedim. Dedektifleri  bilerek klişe yaptıklarını düşünüyorum, filmi sevdiğim için olabilir. Zaten filmi yazan da o dedektiflerden biri. Asyalı olan değil, diğeri. Bir de Lance&#8217;in karısını canlandıran Hindistanlı aktrise pek anlam veremedim.</p>
<p style="text-align: justify;">En son The Devil Inside&#8217;da yaşadığım filmin doruk noktası yoksunluğunu çok çok az da olsa Chop&#8217;ta yaşadım. Belki de The Devil Inside&#8217;dan sonra bu hissiyatım körelmiştir, bilemiyorum. Yine de Chop güzel fikirleri olan insanların bir bütçe gereksinimi duymayacağını kafamıza sokan filmlerden birisi olmuş. Zaten Bloody Disgusting Selects etiketini gördüğünüzde izlemek isteyeceğiniz aşikar. Sonuç olarak Chop, &#8220;yoklukta gideri var&#8221; diyebileceğim bir film olmamış, gayet hoşuma gitti ve eğlendim.  Herkese göre bir film olmadığını da hatırlatmakta fayda var. Ama bir daha izler miyim? Hayır. Bugüne kadar izlemedim diye kafamı duvardan duvara vurdum mu? Yine hayır. Yazıyı da ikilemde bırakarak bitirdim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Yazan: Mert Kutay (mert@iyikotufilm.com)</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop_2011.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7801" title="Chop_(2011)" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/05/Chop_2011.jpg" alt="" width="626" height="1045" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZrgC1mSKH4o" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/chop-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blood on Satan&#8217;s Claw (1971)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/blood-on-satans-claw-1971/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/blood-on-satans-claw-1971/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 17:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[1600s]]></category>
		<category><![CDATA[17th Century]]></category>
		<category><![CDATA[Animal Trap]]></category>
		<category><![CDATA[Attic]]></category>
		<category><![CDATA[Aunt]]></category>
		<category><![CDATA[Barry Andrews]]></category>
		<category><![CDATA[Blind Man's Bluff Game]]></category>
		<category><![CDATA[Bone]]></category>
		<category><![CDATA[Boy Strangling]]></category>
		<category><![CDATA[Cemetery]]></category>
		<category><![CDATA[Claw]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Children]]></category>
		<category><![CDATA[Devil]]></category>
		<category><![CDATA[Doctor]]></category>
		<category><![CDATA[England]]></category>
		<category><![CDATA[English Folk Horror]]></category>
		<category><![CDATA[False Accusation]]></category>
		<category><![CDATA[Farmer]]></category>
		<category><![CDATA[Female Frontal Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Forest]]></category>
		<category><![CDATA[Funeral]]></category>
		<category><![CDATA[Fur]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Human Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Incest]]></category>
		<category><![CDATA[Independent Film]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Folk]]></category>
		<category><![CDATA[Interrogation]]></category>
		<category><![CDATA[Judge]]></category>
		<category><![CDATA[Killed With A Fork]]></category>
		<category><![CDATA[Linda Hayden]]></category>
		<category><![CDATA[Loss Of Brother]]></category>
		<category><![CDATA[Loss Of Daughter]]></category>
		<category><![CDATA[Loss Of Son]]></category>
		<category><![CDATA[Michele Dotrice]]></category>
		<category><![CDATA[Minister]]></category>
		<category><![CDATA[Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Occult]]></category>
		<category><![CDATA[Parochial School]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Wymark]]></category>
		<category><![CDATA[Piers Haggard]]></category>
		<category><![CDATA[Plow]]></category>
		<category><![CDATA[Rape!]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Wynne-Simmons]]></category>
		<category><![CDATA[Ruins]]></category>
		<category><![CDATA[Rural Setting]]></category>
		<category><![CDATA[Satan]]></category>
		<category><![CDATA[Satanism]]></category>
		<category><![CDATA[Self Mutilation]]></category>
		<category><![CDATA[Severed Hand]]></category>
		<category><![CDATA[Shed]]></category>
		<category><![CDATA[Skin]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed In The Back]]></category>
		<category><![CDATA[Strangulation]]></category>
		<category><![CDATA[Surgery]]></category>
		<category><![CDATA[Sword]]></category>
		<category><![CDATA[Witchcraft]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7546</guid>
		<description><![CDATA[Altmışların sonu ve yetmişli yılların başında ingiliz korku sinemasında kısa bir süre varlık gösteren ve “Folk Horror” olarak adlandırılan alt türü, “Wicker Man” filmi çerçevesinde anlatmaya çalışmış, bu arada türün bilinen örneklerinden birkaç ismi de zikretmiştik. İngiliz folklorünün pagan inanışlarıyla hristiyanlık dini arasında bir yerde bulunan şeytanın, kelimenin gerçek anlamıyla “vücuda gelme” hikayesini anlatan önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/blood_on_satans_claw_poster_01.jpg"><img class="alignleft size-large wp-image-7547" title="blood_on_satans_claw_poster_01" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/blood_on_satans_claw_poster_01-707x1024.jpg" alt="" width="289" height="418" /></a>Altmışların sonu ve yetmişli yılların başında ingiliz korku sinemasında kısa bir süre varlık gösteren ve “<em>Folk Horror</em>” olarak adlandırılan alt türü, <strong>“Wicker Man”</strong> filmi çerçevesinde anlatmaya çalışmış, bu arada türün bilinen örneklerinden birkaç ismi de zikretmiştik. İngiliz folklorünün pagan inanışlarıyla hristiyanlık dini arasında bir yerde bulunan şeytanın, kelimenin gerçek anlamıyla “vücuda gelme” hikayesini anlatan önemli bir film var sırada. Filme geçmeden önce bir hatırlatma yapmam gerekiyor sanırım. Bir filmi belli bir tür içerisinde değerlendirmek, ortak unsurları analiz ederek seyircinin kavrayışına rehberlik  edebilecekse de, hiçbir zaman kusursuz kesinlikte bir yol haritası çizme yeterliliği ve iddiasına sahip olamaz. Film, anlatılan türün sınırlarından taşan özelliklere sahip olduğu kadar, bir başka yerde, bir başka tür içerisinde de değerlendirilebilir. Ya da belki, yazılanların hepsi uydurmadan ibarettir; filmi çeken, apayrı dünyaların izini sürmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">1970 tarihli<strong> Blood on Satan&#8217;s Claw</strong>, başrolünde dönemin korku ve seks komedilerinin yıldızı <em>Linda Hayden</em>&#8216;ın yer aldığı, yönetmenliğini o tarihe kadar korku türüne hiç bulaşmamış <em>Piers Haggard</em>&#8216;ın, yapımcılığını ise meşhur<em> Hammer</em> Stüdyolarına rakip olmuş (ama tutunamamış) <strong>Tigon</strong>&#8216;un üstlendiği bir film. <em>Tigon</em>&#8216;un sicilinde bu filmden önce <em>Witchfinder General</em>&#8216;ın bulunduğunu belirtmeden geçmeyelim.</p>
<p style="text-align: justify;">17. yüzyılda İngiliz kırsalı. Ralph Gower, Edmonton&#8217;ların tarlasını sürerken tek gözlü tuhaf bir kafatasına rastlar. Durumu o sırada bölgeye Londra&#8217;dan ziyarete gelmiş  yargıca bildirir. Ama kafatası gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğundan söyledikleri ciddiye alınmaz.<span id="more-7546"></span> Bu esnada, genç Peter Edmonton nişanlısı Rosalind&#8217;i çiftliğe getirir. Geceyi çatı katındaki bir odada geçirecek olan Rosalind, karanlık bastırdığında bilinmeyen bir varlık tarafından rahatsız edilir ve çıldırır. Sabah akıl hastanesine götürülürken elinin bir tür canavar pençesine dönüştüğünü görürüz. Kısa sürede diğer köylüler de pençenin virütik varlığından etkilenerek lanetlenirler. Pençenin lanetinden nasiplenip şeytan tarafından ele geçirilen Angel Blake (Linda Hayden), pederi baştan çıkarır ve kendisini tecavüzle suçlar. Galeyana gelen köylünün yarattığı kargaşadan yararlanarak akranları arasına şeytani planını gerçekleştirmeye yarayacak kanlı tohumları ekme işine koyulur. Şeytanın her bir parçası, genç bedenlerin üzerinde filizlenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde cinsellik ve doğurganlık temalarının yoğunluğu, genellikle cadı avı filmlerinde geri planda kalan anaerkil yapıyı,  özgürleştirici ve put kırıcı (!) olarak görmeye zorluyor bizi. Gerçekten de tarihsel olarak cadı avının temelinde yatan kadın bedenini hapsetme, hazzı yok etme niyetinin karşısında duran anaerkil bir inançla karşı karşıyayız aslında. Hikayede şeytanın (ya da tapınılan gücün) vücut bulması sırasında tanıklık ettiğimiz kıllı beden parçaları ve ayinlerin cinsel niteliği, cadılık kültünün tapındığı, cinsel birleşmenin mümkün ve zorunlu olduğu bol kıllı, boynuzlu yaratıkları hatırlatıyor. Burada kadın artık mevzut düzenin baskı altına alınmasını buyurduğu  varlığından sıyrılıp yaratıcı ve arzulanan bir özne haline geliyor. Senarist Robert Wynne-Simmons ise  kalıtsal kötülük ve kötülüğün cinselliğinden dem vururken filmin bir başka kışkırtıcı tarafına dikkat çekiyor: “Eski inançları ortadan kaldırmak&#8230; Her türden köhnemiş inancı tanrı tanımaz bir anlayışla zihinden defetmek&#8230; Kararlı bir aydınlanma&#8230;” Yukarıda sözünü ettiğim put kırıcı sözünün kendi içinde taşıdığı güzel çelişki buradan kaynaklanıyor bence.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç bölümünde oluşturduğu söyleminde aynı özgürlükçü çizgiyi tutturamıyor Blood on Satan&#8217;s Claw. Erkek otorite figürü, uzun süreli bir kayboluşun ardından çiçek açmış ne varsa toprağın altına gömmek üzere geri dönüyor. Çekildiği tarihin iki yıl öncesinde  değişim rüzgarlarının taşıdığı sağanak yağmur bulutlarının resmini çizmiş olabilir mi yönetmen? Neden olmasın?</p>
<p><strong>Murat Ocakcan (ocakcan@gmail.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/blood_on_satans_claw.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7552" title="blood_on_satans_claw" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/blood_on_satans_claw.jpg" alt="" width="619" height="1348" /></a></p>
<p><iframe width="480" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/2RQB6ZDNXeM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/blood-on-satans-claw-1971/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Morirai a mezzanotte (1986)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/morirai-a-mezzanotte-1986/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/morirai-a-mezzanotte-1986/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 15:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Kutay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Giallo]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beach]]></category>
		<category><![CDATA[Blood]]></category>
		<category><![CDATA[Blood On The Floor]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Spatter]]></category>
		<category><![CDATA[Bloody Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Body Mutilation]]></category>
		<category><![CDATA[Brutal Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Character's Point Of View Camera Shot]]></category>
		<category><![CDATA[Claudio Simonetti]]></category>
		<category><![CDATA[Dardano Sacchetti]]></category>
		<category><![CDATA[Dismemberment]]></category>
		<category><![CDATA[Eliana Miglio]]></category>
		<category><![CDATA[Female Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Food Mixer]]></category>
		<category><![CDATA[Gore]]></category>
		<category><![CDATA[Gory Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Hit In The Crotch]]></category>
		<category><![CDATA[Ice Pick]]></category>
		<category><![CDATA[Investigation]]></category>
		<category><![CDATA[Knife]]></category>
		<category><![CDATA[Lamberto Bava]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Wendel]]></category>
		<category><![CDATA[Lea Martino]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo Treviglio]]></category>
		<category><![CDATA[Masked Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Midnight Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Midnight Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Morirai a mezzanotte]]></category>
		<category><![CDATA[Multiple Stabbing]]></category>
		<category><![CDATA[Multiple Stabbings]]></category>
		<category><![CDATA[Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Murder Mystery]]></category>
		<category><![CDATA[Museum]]></category>
		<category><![CDATA[Opera House]]></category>
		<category><![CDATA[Paolo Malco]]></category>
		<category><![CDATA[Police]]></category>
		<category><![CDATA[Shot In The Stomach]]></category>
		<category><![CDATA[Shot To Death]]></category>
		<category><![CDATA[Shower]]></category>
		<category><![CDATA[Slashing]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed In The Back]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed In The Chest]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed In The Stomach]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed Multiple Times]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbed To Death]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbing]]></category>
		<category><![CDATA[Unprovoked Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Valeria D'Obici]]></category>
		<category><![CDATA[Violence Against Women]]></category>
		<category><![CDATA[Violent Death]]></category>
		<category><![CDATA[You'll Die at Midnight]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7425</guid>
		<description><![CDATA[Lamberto Bava&#8217;nın 1986 yılında çektiği Morirai a mezzanotte ya da Midnight Killer, yönetmenin diğer filmleri gibi türe pek fazla katkısı olmayan ama izlendiği takdirde zevk alınacak bir film. Lamberto Bava denen adamın işi gerçekten zor, yaptığı bütün işler otomatik olarak babasıyla kıyaslanmış. Tabii ki Mario Bava ile kıyaslandığında vasat kalıyor (ki çok az kişi kalmaz). [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/morirai-a-mezzanotte6.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7440" title="morirai-a-mezzanotte6" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/morirai-a-mezzanotte6.jpg" alt="" width="276" height="375" /></a>Lamberto Bava&#8217;nın 1986 yılında çektiği Morirai a mezzanotte ya da Midnight Killer, yönetmenin diğer filmleri gibi türe pek fazla katkısı olmayan ama izlendiği takdirde zevk alınacak bir film. Lamberto Bava denen adamın işi gerçekten zor, yaptığı bütün işler otomatik olarak babasıyla kıyaslanmış. Tabii ki Mario Bava ile kıyaslandığında vasat kalıyor (ki çok az kişi kalmaz). Bağımsız olarak ele alındığında ise Lamberto Bava gençliğinde babasıyla geçirdiği yıllardan çok şey öğrenmiş bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor. Atmosfer yaratma ve izleyiciyi diken üstünde tutma konusunda gayet başarılı, böylece uzun kovalamaca sahneleri bazı giallo veya slasher filmlerinde olduğu gibi uyku getiren veya izleyiciye kötü anlamda eziyet eden türden değil. Midnight Killer&#8217;ın güzelliğine etkisi olan isimlerden bir diğeri ise filmin müziklerini hazırlayan Claudio Simonetti. Simonetti&#8217;yi özellikle Dario Argento filmlerindeki müzikal katkılarından hatırlayabilirsiniz, kendisi Goblin grubunda da klavye çalıyormuş. Midnight Killer&#8217;da ise zaten müzikler gayet dikkat çekici. Filmin senaryosu ise Lamberto Bava ve Dardano Sacchetti&#8217;ye ait. Sacchetti&#8217;nin daha önce çalıştığı senaryolar arasında Zombi, Manhattan Baby ve New York Ripper gibi Lucio Fulci filmleri ile kült haline gelmiş Bronx Warriors, Blastfighter, Cut and Run gibi aksiyon filmleri var.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmenin bu filmden üç sene önce çektiği A Blade in the Dark&#8217;la kıyaslandığında üç sene içerisinde giallo tarzında büyük bir yol kat ettiğini görmek mümkün. A Blade in the Dark&#8217;ın aslında televizyona yönelik dört bölümlük bir dizi projesi olduğunu fakat barındırdığı şiddetten dolayı reddedildiğini ve boşa gitmesin diye sinemaya çok düşük bir bütçe ile uyarlandığını da göz önünde bulundurmak lazım.<span id="more-7425"></span> Midnight Killer da aynı şekilde televizyon için çekilmiş bir film. Her ne kadar kablolu yayın için çekilmiş olsa da diğer giallolardaki çıplaklığı ve kanı beklemeyin. Katil buz kıracağı ve mikser gibi mutfak eşyalarını kullanmayı sevse de Lamberto Bava bu eşyaların kullanım şeklini genellikle izleyicinin hayal gücüne bırakmış.  Çıplaklık ise neredeyse hiç yok. Yine de Midnight Killer, A Blade in the Dark&#8217;ın düştüğü hatalara pek düşmüyor. Bunlardan en öne çıkanı filmin süresi; A Blade in the Dark neredeyse iki saate yakın süresinin yarısını boş geçiren bir filmdi. Midnight Ripper ise 85 dakikalık süresi ile buna izin vermiyor, sürekli hareket ile izleyiciyi sıkmıyor. A Blade in the Dark&#8217;ın İngilizce dublajlı bir şekilde izleyici karşısına çıkması da ayrı bir falsoydu çünkü filmin dublajı vasatın altındaydı ve komik diyaloglar barındırıyordu. Midnight Ripper&#8217;da ise diyaloglarda pek saçmalığa rastlamadım. Yalnız her iki filmde de katilin kim olduğunu önceden bilmek gayet mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde yine yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi Alfred Hitchcock ve Dario Argento&#8217;dan esinlenmeler görmek mümkün. Film, Hitchcock&#8217;un Frenzy filmine benzer bir şekilde açılıyor; karısıyla kavga eden bir adam karısını yalnız bırakıp dışarı çıkıyor. Peşinden bir katil gelip kadını öldürüyor, adam suçunu ispat edemiyor. Frenzy&#8217;de bu olay filmin tümüne yayılan bir örgüyle sunulsa da Midnight Killer bundan yan karakterler ve kanlı cinayetlerle uzaklaşıp bambaşka bir film haline geliyor. Midnight Killer&#8217;daki katil zannedilen Nicola bir polis. Olayı araştıran dedektif Pierro katilin Nicola olduğundan eminken Nicola&#8217;nın arkadaşı olan Anna bambaşka bir tezi savunmaktadır: Katil yıllar önce bir yangında ölen (veya öldüğü sanılan) ve Gece Katili diye bilinerek filme ismini veren seri katilden başkası değildir. Başta kimse Anna&#8217;ya inanmazken (aralarında izleyici olarak bizim de yer aldığımız) görgü tanıklarıyla beraber yavaş yavaş Gece Katili&#8217;nin geri döndüğü fikri filme işlemeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde bariz Argento göndermeleri var; ilk göze çarpanlar Tenebre ve Bird with Crystal Plummage. Filmdeki sıkıntı ise sonunun şaşırtmak için çok zorlamış olması. Söylediğim gibi tahmin edilemeyecek bir son da değil. Bu arada, filmin bendeki kopyasında ismi Midnight Ripper olarak geçiyordu. Lamberto Bava&#8217;nın ismi ise John Old Jr. olarak değiştirilmiş, nedenini bilmiyorum. Filmin bir diğer ilginç yanı ise ismi Midnight Ripper olmasına rağmen genellikle cinayetlerin gündüz vakti işleniyor olması.</p>
<p style="text-align: justify;">Midnight Killer giallo türüne yeni bir soluk getirmiyor. Hatta özellikle son yarım saatinde giallo havasından çıkıp The House on Sorority Row ya da Black Christmas gibi slasher filmlerine benzer bir hale geliyor. Ama sadece türün hayranları değil, ucundan kenarından bilenlere bile keyifli bir seyirlik olabilecek bir film.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Yazan: Mert Kutay &#8211; mert@iyikotufilm.com</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/morirai-a-mezzanotte2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7444" title="morirai-a-mezzanotte2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/03/morirai-a-mezzanotte2.jpg" alt="" width="576" height="1680" /></a></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/L6M0LjsXwS0" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/morirai-a-mezzanotte-1986/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orgy of the Dead (1965)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/orgy-of-the-dead-1965/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/orgy-of-the-dead-1965/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 20:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-Film]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[B Movie]]></category>
		<category><![CDATA[Based On Novel]]></category>
		<category><![CDATA[Cat Woman]]></category>
		<category><![CDATA[Cemetery]]></category>
		<category><![CDATA[Criswell]]></category>
		<category><![CDATA[Cult Favorite]]></category>
		<category><![CDATA[Edward D. Wood Jr]]></category>
		<category><![CDATA[Exploitation]]></category>
		<category><![CDATA[Fawn Silver]]></category>
		<category><![CDATA[Female Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Grindhouse]]></category>
		<category><![CDATA[Independent Film]]></category>
		<category><![CDATA[Low Budget Film]]></category>
		<category><![CDATA[Lycanthropy]]></category>
		<category><![CDATA[Mummy]]></category>
		<category><![CDATA[Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Pat Barrington]]></category>
		<category><![CDATA[Scream]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen C. Apostolof]]></category>
		<category><![CDATA[Stripper]]></category>
		<category><![CDATA[Striptease]]></category>
		<category><![CDATA[The Amazing Criswell]]></category>
		<category><![CDATA[Werewolf]]></category>
		<category><![CDATA[William Bates]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7355</guid>
		<description><![CDATA[Orgy of the Dead, yönetmenliğini Stephen C. Apostolof’un yaptığı ve senaryosu Ed Wood’a ait bir film. Korku ve erotizmin iç içe geçtiği filmin senaryosu, Ed Wood tarafından kendi romanından beyazperdeye adapte edilmiş. Filmin başrollerinde ise Jeron Criswell Konig ve Pat Barrington yer alıyor. Jeron Criswell Konig, sahnede The Amazing Criswell adıyla bilinen bir medyum aslında. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/posterorgyofthedead1.jpg"><img class="alignleft size-large wp-image-7357" title="posterorgyofthedead1" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/posterorgyofthedead1-686x1024.jpg" alt="" width="240" height="358" /></a>Orgy of the Dead, yönetmenliğini Stephen C. Apostolof’un yaptığı ve senaryosu Ed Wood’a ait bir film. Korku ve erotizmin iç içe geçtiği filmin senaryosu, Ed Wood tarafından kendi romanından beyazperdeye adapte edilmiş. Filmin başrollerinde ise Jeron Criswell Konig ve Pat Barrington yer alıyor. Jeron Criswell Konig, sahnede The Amazing Criswell adıyla bilinen bir medyum aslında. Rol aldığı az sayıdaki filmde de genellikle kendisini oynamış. Yine Ed Wood’un Plan 9 From Outer Space filminden kendisini hatırlamak mümkün. Pat Barrington ise bir burlesque dansçısı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yönetmen Stephen C. Apostolof ise Bulgar kökenli bir Amerikalı. Burgaz’da dünyaya gelen yönetmen hayatının bir dönemini de İstanbul’da geçiriyor. Fakat bir cezaevinde. Bulgaristan’dan kaçmaya çalışırken bindiği gemi Türk karasularında yakalanıyor ve yönetmen Bulgar casusu suçlamasıyla İstanbul’da bir süre hapis yatıyor. Robert Lee adıyla da bilinen yönetmen özellikle düşük bütçeli istismar ve erotik filmleriyle biliniyor. Aynı zamanda yönetmen Ed Wood ile çalışmış az sayıdaki isimden biri. Ed Wood ile beraber yaklaşık 15 filme imza atmışlar. Ayrıca Marsha Jordan ve Rene Bond gibi 60 ve 70’li yılların sexploitation ikonlarıyla da filmleri var. Orgy of the Dead yönetmen Apostolof ve Ed Wood arasındaki başarılı işbirliğinin başladığı film, bu birliktelik ise Ed Wood’un 1978 yılındaki ölümüne dek devam ediyor. <span id="more-7355"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Filmin konusu ise kısaca şöyle; Bob (William Bates) bir yazardır ve yazacağı korku kitabı için kendisine ilham vermesi açısından kız arkadaşı Shirley (Pat Barrington) ile mezarlığa giderler. Arabalarının kaza yapmasının ardından, mezarlıkta dolaşmaya başlarlar ve dans eden ölüleri görürler. Artık kaçışları yoktur ve bu gösteriyi izlemek zorundadırlar ve sonlarını beklemekten başka çareleri yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Orgy of the Dead, 60’lı yılların tipik erotizminin bulunduğu bir film. Çıplaklığın ön planda olduğu, korku ve fantastik ögelerin çıplaklıkla süslendiği Orgy of the Dead, 60’lı yılların iyi bir kötü film örneklerinden bir tanesi.</p>
<p><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/ORGY-OF-THE-DEAD.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7364" title="ORGY-OF-THE-DEAD" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/ORGY-OF-THE-DEAD.jpg" alt="" width="656" height="2880" /></a><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/a4RAO6DpDJU" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/orgy-of-the-dead-1965/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Angst (1983)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/angst-1983/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/angst-1983/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:49:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Angst]]></category>
		<category><![CDATA[Based On True Story]]></category>
		<category><![CDATA[Blood]]></category>
		<category><![CDATA[Controversy]]></category>
		<category><![CDATA[Edith Rosset]]></category>
		<category><![CDATA[Erwin Leder]]></category>
		<category><![CDATA[Gerald Kargl]]></category>
		<category><![CDATA[House]]></category>
		<category><![CDATA[Josefine Lakatha]]></category>
		<category><![CDATA[Karin Springer]]></category>
		<category><![CDATA[Loser]]></category>
		<category><![CDATA[Mental Illness]]></category>
		<category><![CDATA[Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Necrophilia]]></category>
		<category><![CDATA[One Word Title]]></category>
		<category><![CDATA[Rape!]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Hunger-Bühler and Silvia Rabenreither]]></category>
		<category><![CDATA[sadism]]></category>
		<category><![CDATA[Serial Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Snorricam]]></category>
		<category><![CDATA[Stabbing]]></category>
		<category><![CDATA[Violence]]></category>
		<category><![CDATA[Zbigniew Rybczynski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7340</guid>
		<description><![CDATA[Angst, Gerald Kargl tarafından yazılıp yönetilmiş, senaryosu ise Zbigniew Rybczynski’e ait bir Avusturya filmi. Başrolde gördüğümüz psikopat karakterini Erwin Leder canlandırıyor. Hikaye, adını bilmediğimiz bir psikopat katilin büyük ölçüde haz aldığı cinayet tutkusunu anlatıyor. Film sadece bir seri katilin hapishaneden çıktığı ilk gün işlediği cinayetleri ve yakalanıncaya kadar sürdürdüğü ertesi gününden ibaret. Hikayeyi daha doğrusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/angstcover.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7342" title="angstcover" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/angstcover.jpg" alt="" width="290" height="388" /></a>Angst, Gerald Kargl tarafından yazılıp yönetilmiş, senaryosu ise Zbigniew Rybczynski’e ait bir Avusturya filmi. Başrolde gördüğümüz psikopat karakterini Erwin Leder canlandırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hikaye, adını bilmediğimiz bir psikopat katilin büyük ölçüde haz aldığı cinayet tutkusunu anlatıyor. Film sadece bir seri katilin hapishaneden çıktığı ilk gün işlediği cinayetleri ve yakalanıncaya kadar sürdürdüğü ertesi gününden ibaret. Hikayeyi daha doğrusu şahit olduğumuz sahnelerin anlatımını bizzat katilin ağzından dinliyoruz, aynı zamanda olup biten olaylar hakkında başka kişilerin duyguları veya yorumlarına şahit olamayıp sadece olan biteni izlediğimizle kalıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Film bir tutuklunun hapishanede geçirdiği son saatlerinin görüntüsüyle başlıyor. Çıktıktan sonra ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğini bilemiyor, herhangi bir taksiye biniyor ve ilk cinayet girişimini orada gerçekleştiriyor. Biz de katilin ne denli hasta olduğunu veya çok kötü bir geçmişe sahip olduğunu monoloğundan anlıyoruz. Gidecek bir yeri yok sadece çocukluk travmalarının suçlularını bulup öldürme hissi ve bunun sonsuz hazzını tüm bedeni ve ruhuyla hissetme duygusu var. Ancak psikopat çok heyecanlı, aklı fazlasıyla dağınık. Cinayet amaçlı girdiği evde yaşadığı psikolojiden anlaşıldığı gibi; Psikopat’ın cinsel tutkusu işlemek istediği cinayetlerle özdeşleşmiş, bundan dolayı işe kalkışmadan önce oldukça heyecanlanıyor ve kontrolünü bir müddet kaybediyor. Sonrasında her yer kan revan ve hazdan mutlu bir katil. Tabi bu hazzı sürekli yenilemesi gerekli. Yakalanıncaya kadar tabi.<span id="more-7340"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kamera şovları filmin ilk saniyelerinden itibaren başlıyor ve filmin son anlarına kadar devam ediyor. Yönetmen çok başarılı açılardan olayları yakalayıp filme daha da bir heyecan katmış. Bir ara kendinizi oralarda bir yerlerde olayları izliyor gibi hissedebilirsiniz. Psikopatı canlandıran Erwin Leder tam bir karakter oyuncusu, tüyler ürpertici mimikler ve performansıyla filme gerçekçi bir hava katmış. Onun sadece birkaç cinayetini ve aklından geçen cinayet planlarını duyuyoruz ama yüzüne, gözlerine bakınca hapishane yıllarının öncesinde de kendisini görebiliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Angst, insanların çok küçük yaşlarda yaşadığı şiddet ve seks travmalarının, ileriki yaşamına nasıl da büyük ölçüde yansıdığının en iyi örneklerinden biri ve maksimum 80 dakikalık bir filme bu durum büyük bir netlikle yansıtılmış. Psikopata göre cinayet işlemek oldukça doğal ve gurur duyulacak bir davranış, son sahnelerde üç cesedi yanına almak istemesi ve daha sonra öldüreceği kişilere onları gösterip yaşayacakları ve suratlarında belirecek dehşet ifadesini düşünmek bile onu mutlu ediyor. Sadizm onun büyük hazzı, istediği her hangi birini bu oyuna dahil eder ve geçmişinden birilerinin yerine koyarak kolaylıkla onları öldürebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Angst, en iyi katliam filmlerinden biri. Oldukça rahatsız edici ve karanlık bir yapıya sahip ayrıca gerçekçi bir film. Böylesi iyi iş çıkarmış yapımcılar, yönetmen ve senaristin bir daha bunun gibi bir iş çıkarmamaları bu filmin üstüne diyeceğimiz bir şey yok der gibi.</p>
<p><strong>Yeşim Koba</strong></p>
<p><strong><a href="https://twitter.com/yeshimkoba">https://twitter.com/yeshimkoba</a></strong></p>
<p><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/angst.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7346" title="angst" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/02/angst.jpg" alt="" width="528" height="904" /></a><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/cfqN2wuH_Ck" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/angst-1983/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Something Weird (1967)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/something-weird-1967/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/something-weird-1967/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 21:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstismar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Drug Abuse]]></category>
		<category><![CDATA[Drugs]]></category>
		<category><![CDATA[Elizabeth Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Extrasensory Perception]]></category>
		<category><![CDATA[Herschell Gordon Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Independent Film]]></category>
		<category><![CDATA[James F. Hurley]]></category>
		<category><![CDATA[Levitation]]></category>
		<category><![CDATA[LSD]]></category>
		<category><![CDATA[Mudite Arums]]></category>
		<category><![CDATA[Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Psychic]]></category>
		<category><![CDATA[Serial Killer]]></category>
		<category><![CDATA[Sniper]]></category>
		<category><![CDATA[Summer Of Love]]></category>
		<category><![CDATA[Supernatural]]></category>
		<category><![CDATA[Tony McCabe]]></category>
		<category><![CDATA[William Brooker]]></category>
		<category><![CDATA[Witchcraft]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7189</guid>
		<description><![CDATA[Something Weird, yönetmenliğini Herschell Gordon Lewis’in yaptığı, 1967 yapımı bir Amerikan istismar filmi. Başrollerinde Tony McCabe, Elizabeth Lee ve William Brooker’ın yer aldığı filmin yapımcılığı ve senaryosu ise James F.Hurley’e ait. İçinde uyuşturucu kullanımından, medyuma, kung-fu öğelerinden hayaletlere, psikopatlara, seksi kadınlardan federal ajanlara kadar birçok farklı unsuru bulunduran film, garip olayların iç içe geçtiği bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/something_weird_poster_01.jpg"><img class="alignleft size-large wp-image-7190" title="something_weird_poster_01" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/something_weird_poster_01-685x1024.jpg" alt="" width="241" height="362" /></a><strong>Something Weird</strong>, yönetmenliğini <em>Herschell Gordon Lewis</em>’in yaptığı, 1967 yapımı bir Amerikan istismar filmi. Başrollerinde<em> Tony McCabe, Elizabeth Lee</em> ve <em>William Brooker</em>’ın yer aldığı filmin yapımcılığı ve senaryosu ise <em>James F.Hurley</em>’e ait. İçinde uyuşturucu kullanımından, medyuma, kung-fu öğelerinden hayaletlere, psikopatlara, seksi kadınlardan federal ajanlara kadar birçok farklı unsuru bulunduran film, garip olayların iç içe geçtiği bir korku filmi.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin yönetmeni Herschell Gordon Lewis, <em>“Godfather of Gore”</em> (Gore’un Babası) olarak biliniyor ve istismar türünde birçok filme imza atmış bir yönetmen. Üniversitede İngiliz Edebiyatı profesörü olan Lewis, bir süre sonra TV için reklam filmi çekmeye başlıyor. Daha sonra kendi yapım şirketiyle çoğunlukla istismar ağırlıklı filmler yapmaya başlayan Lewis, bolca çıplaklık içeren, soft-core sahnelerin yer aldığı filmleri ile Hollywood ana-akım sinemada örneğine çok rastlanmayan işlere imza atıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Cronin Mitchell (Tony McCabe) geçirdiği korkunç bir kaza sonucu hayatta kalmayı başarır fakat yüzünde bir yara oluşur. Ayrıca bu kaza sonucu Cronin, garip psişik yetenekleri ve telekinetik güçleri olduğunun farkına varır. Yüzündeki yaradan dolayı sıkıntılı günler yaşayan Cronin, bir büyücü olan Ellen’ın (Elizabeth Lee) kendisini iyileştirebileceğini öğrenir. Fakat Ellen’ın bir şartı vardır, Cronin kendisinin sevgilisi olacaktır.<span id="more-7189"></span> Ellen her ne kadar herkes için çok hoş bir kadın olsa da, Cronin Ellen’ı gerçek hali olan çirkin bir büyücü olarak görmektedir. Yine de yüzünün düzelmesini istediği için Ellen ile beraber olmaya devam eder. Cronin bir süre sonra çok ünlü bir psişik olur ve Ellen da onun asistanı gibi her yere beraber giderler. Bir kasabada işlenen cinayetlerin sorumlusunu bulmak için psişik yeteneklerini kullanırken, olayı çözmesi için federal ajanlar ile işbirliğine girer.  Dr. Alex Jordan olayın çözülmesinde kendisine yardım edecektir. Fakat olaylar değişik bir boyut kazanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda da bahsettiğim gibi, filmin konusundan da anlaşılacağı üzere film her şeyden biraz barındırıyor içinde. Ayrıca film oldukça psychedelic bir soundtrack’e sahip. Filmdeki oyuncuların performansları ile ilgili çok büyük beklentiler içinde olmamak gerek, fakat yine de başrollerde yer alan oyuncuların yeteri kadar iyi olduklarını söylemek mümkün. Ayrıca filmden gore sahneler bekleyenler de büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaktır. Çünkü Something Weird daha çok psişik olayların işlendiği bir film.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tolga Demirtaş (tolga@iyikotufilm.com)</strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/something-weird1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7196" title="something-weird" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/something-weird1.jpg" alt="" width="648" height="2074" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/something-weird-1967/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İngiliz Folk Horror Sineması ve The Wicker Man (1973)</title>
		<link>http://iyikotufilm.com/ingiliz-folk-horror-sinemasi-ve-the-wicker-man-1973-2/</link>
		<comments>http://iyikotufilm.com/ingiliz-folk-horror-sinemasi-ve-the-wicker-man-1973-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 11:48:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tolga Demirtaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavram-Kuram-Fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[1970s]]></category>
		<category><![CDATA[Agriculture Water]]></category>
		<category><![CDATA[Agronomist]]></category>
		<category><![CDATA[Air]]></category>
		<category><![CDATA[Airplane]]></category>
		<category><![CDATA[Ale]]></category>
		<category><![CDATA[Altar]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Dal: Büyü ve Din Üzerine Bir Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Animal]]></category>
		<category><![CDATA[Animal Mask]]></category>
		<category><![CDATA[Animal Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Shaffer]]></category>
		<category><![CDATA[Barbarism]]></category>
		<category><![CDATA[Bare Breasts]]></category>
		<category><![CDATA[Based On Novel]]></category>
		<category><![CDATA[Beetle]]></category>
		<category><![CDATA[Beheading]]></category>
		<category><![CDATA[Bible]]></category>
		<category><![CDATA[Biology]]></category>
		<category><![CDATA[Blasphemy]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Boat]]></category>
		<category><![CDATA[Bonfire]]></category>
		<category><![CDATA[Book]]></category>
		<category><![CDATA[Boy]]></category>
		<category><![CDATA[Breast Feeding]]></category>
		<category><![CDATA[British Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Britt Ekland]]></category>
		<category><![CDATA[Burned Alive]]></category>
		<category><![CDATA[Burned To Death]]></category>
		<category><![CDATA[Candle]]></category>
		<category><![CDATA[Candy Store]]></category>
		<category><![CDATA[Castle]]></category>
		<category><![CDATA[Cemetery]]></category>
		<category><![CDATA[Chemist]]></category>
		<category><![CDATA[Christian]]></category>
		<category><![CDATA[Christianity]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Church]]></category>
		<category><![CDATA[Churchyard]]></category>
		<category><![CDATA[Clash Of Religions]]></category>
		<category><![CDATA[Class]]></category>
		<category><![CDATA[Classroom]]></category>
		<category><![CDATA[Cliff]]></category>
		<category><![CDATA[Coffin]]></category>
		<category><![CDATA[Confectioner]]></category>
		<category><![CDATA[Confectionery]]></category>
		<category><![CDATA[Conspiracy]]></category>
		<category><![CDATA[Costume]]></category>
		<category><![CDATA[Cover Up]]></category>
		<category><![CDATA[Crop]]></category>
		<category><![CDATA[Cult]]></category>
		<category><![CDATA[Cult Favorite]]></category>
		<category><![CDATA[Culture Clash]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Body]]></category>
		<category><![CDATA[Dead Hare]]></category>
		<category><![CDATA[Death]]></category>
		<category><![CDATA[Death Certificate]]></category>
		<category><![CDATA[Death Of Protagonist]]></category>
		<category><![CDATA[Diane Cilento]]></category>
		<category><![CDATA[Dinghy]]></category>
		<category><![CDATA[Disappearance]]></category>
		<category><![CDATA[Disguise]]></category>
		<category><![CDATA[Drink]]></category>
		<category><![CDATA[Drinking]]></category>
		<category><![CDATA[Drum]]></category>
		<category><![CDATA[Earth God]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Woodward]]></category>
		<category><![CDATA[Enigma]]></category>
		<category><![CDATA[Erection]]></category>
		<category><![CDATA[Exhumation]]></category>
		<category><![CDATA[Face Mask]]></category>
		<category><![CDATA[Family Relationships]]></category>
		<category><![CDATA[Father Daughter Relationship]]></category>
		<category><![CDATA[Father Son Relationship]]></category>
		<category><![CDATA[Female Frontal Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Female Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Fertility]]></category>
		<category><![CDATA[Fiddle]]></category>
		<category><![CDATA[Fire]]></category>
		<category><![CDATA[Flashback]]></category>
		<category><![CDATA[Folk Horror]]></category>
		<category><![CDATA[Food]]></category>
		<category><![CDATA[Foreskin]]></category>
		<category><![CDATA[Frog]]></category>
		<category><![CDATA[Frog In Mouth]]></category>
		<category><![CDATA[Garden]]></category>
		<category><![CDATA[Girl]]></category>
		<category><![CDATA[God]]></category>
		<category><![CDATA[God Of Fire]]></category>
		<category><![CDATA[God Of The Sun]]></category>
		<category><![CDATA[Goddess]]></category>
		<category><![CDATA[Goddess Of The Orchards]]></category>
		<category><![CDATA[Grandfather]]></category>
		<category><![CDATA[Grave]]></category>
		<category><![CDATA[Gravestone]]></category>
		<category><![CDATA[Graveyard]]></category>
		<category><![CDATA[Green Man]]></category>
		<category><![CDATA[Guitar]]></category>
		<category><![CDATA[Harbor]]></category>
		<category><![CDATA[Harbor Master]]></category>
		<category><![CDATA[Hare]]></category>
		<category><![CDATA[Harp]]></category>
		<category><![CDATA[Harvest]]></category>
		<category><![CDATA[Harvest Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Heathen]]></category>
		<category><![CDATA[Heathenism]]></category>
		<category><![CDATA[Holy Communion]]></category>
		<category><![CDATA[Horror Movie Remade]]></category>
		<category><![CDATA[Horse]]></category>
		<category><![CDATA[Horse And Carriage]]></category>
		<category><![CDATA[Human Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Hunted]]></category>
		<category><![CDATA[Hunter]]></category>
		<category><![CDATA[Hunting]]></category>
		<category><![CDATA[Hymn]]></category>
		<category><![CDATA[Idolatry]]></category>
		<category><![CDATA[Immortality]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Korku sineması]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Pitt]]></category>
		<category><![CDATA[Investigation]]></category>
		<category><![CDATA[Island]]></category>
		<category><![CDATA[Isolated Community]]></category>
		<category><![CDATA[James George Frazer]]></category>
		<category><![CDATA[Jesus Christ]]></category>
		<category><![CDATA[John Barleycorn]]></category>
		<category><![CDATA[Jumping Through Fire]]></category>
		<category><![CDATA[Kilt]]></category>
		<category><![CDATA[King For A Day]]></category>
		<category><![CDATA[Knife]]></category>
		<category><![CDATA[Law]]></category>
		<category><![CDATA[Letter]]></category>
		<category><![CDATA[Liar]]></category>
		<category><![CDATA[Library]]></category>
		<category><![CDATA[Lie]]></category>
		<category><![CDATA[Life Eternal]]></category>
		<category><![CDATA[Life Force]]></category>
		<category><![CDATA[Lifting An Adult Into The Air]]></category>
		<category><![CDATA[Lifting Male In Air]]></category>
		<category><![CDATA[Lifting Person In Air]]></category>
		<category><![CDATA[Lifting Someone Into The Air]]></category>
		<category><![CDATA[Lindsay Kemp]]></category>
		<category><![CDATA[Lord]]></category>
		<category><![CDATA[Lust]]></category>
		<category><![CDATA[Male Virgin]]></category>
		<category><![CDATA[Martyr]]></category>
		<category><![CDATA[May Day]]></category>
		<category><![CDATA[Maypole]]></category>
		<category><![CDATA[Missing Child]]></category>
		<category><![CDATA[Missing Person]]></category>
		<category><![CDATA[Mother Daughter Relationship]]></category>
		<category><![CDATA[Murder]]></category>
		<category><![CDATA[Musician]]></category>
		<category><![CDATA[Naval String]]></category>
		<category><![CDATA[Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Obsession]]></category>
		<category><![CDATA[Occult]]></category>
		<category><![CDATA[Old Gods]]></category>
		<category><![CDATA[Pagan]]></category>
		<category><![CDATA[Paganism]]></category>
		<category><![CDATA[Paganism Vs. Christianity]]></category>
		<category><![CDATA[Painting]]></category>
		<category><![CDATA[Penis]]></category>
		<category><![CDATA[Phallic Symbol]]></category>
		<category><![CDATA[Photograph]]></category>
		<category><![CDATA[Photographer]]></category>
		<category><![CDATA[Police]]></category>
		<category><![CDATA[Police Detective]]></category>
		<category><![CDATA[Police Officer]]></category>
		<category><![CDATA[Police Officer Killed]]></category>
		<category><![CDATA[Post Office]]></category>
		<category><![CDATA[Prayer]]></category>
		<category><![CDATA[Pregnancy]]></category>
		<category><![CDATA[Pub]]></category>
		<category><![CDATA[Queen Of The May]]></category>
		<category><![CDATA[Reading]]></category>
		<category><![CDATA[Reference To Jesus]]></category>
		<category><![CDATA[Regeneration]]></category>
		<category><![CDATA[Reincarnation]]></category>
		<category><![CDATA[Religion]]></category>
		<category><![CDATA[Religious Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Religious Zealot]]></category>
		<category><![CDATA[Resurrection]]></category>
		<category><![CDATA[Rite]]></category>
		<category><![CDATA[Ritual]]></category>
		<category><![CDATA[Robin Hardy]]></category>
		<category><![CDATA[Sacrifice]]></category>
		<category><![CDATA[Sacrificial Fire]]></category>
		<category><![CDATA[Sacrilege]]></category>
		<category><![CDATA[School]]></category>
		<category><![CDATA[School Desk]]></category>
		<category><![CDATA[Scientist]]></category>
		<category><![CDATA[Scot]]></category>
		<category><![CDATA[Scotland]]></category>
		<category><![CDATA[Scottish Island]]></category>
		<category><![CDATA[Seagull]]></category>
		<category><![CDATA[Seaplane]]></category>
		<category><![CDATA[Search]]></category>
		<category><![CDATA[Secret Society]]></category>
		<category><![CDATA[Sergeant]]></category>
		<category><![CDATA[Sermon]]></category>
		<category><![CDATA[Sex]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Repression]]></category>
		<category><![CDATA[Sexual Rite]]></category>
		<category><![CDATA[Ship]]></category>
		<category><![CDATA[Singer]]></category>
		<category><![CDATA[Singing]]></category>
		<category><![CDATA[Slow Motion]]></category>
		<category><![CDATA[Song]]></category>
		<category><![CDATA[Supernatural Power]]></category>
		<category><![CDATA[Surprise Ending]]></category>
		<category><![CDATA[Sword]]></category>
		<category><![CDATA[Teacher]]></category>
		<category><![CDATA[Temptation]]></category>
		<category><![CDATA[The Wicker Man]]></category>
		<category><![CDATA[Title Spoken By Character]]></category>
		<category><![CDATA[Topless Female Nudity]]></category>
		<category><![CDATA[Town Hall]]></category>
		<category><![CDATA[Trap]]></category>
		<category><![CDATA[Tree]]></category>
		<category><![CDATA[Umbilical Cord]]></category>
		<category><![CDATA[Violin]]></category>
		<category><![CDATA[Virgin]]></category>
		<category><![CDATA[Voice Over Reading]]></category>
		<category><![CDATA[Wicker Man]]></category>
		<category><![CDATA[Witchcraft]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://iyikotufilm.com/?p=7063</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişten günümüze korku sineması, kendisinden önce gelen gotik edebiyat gibi, karanlık ve bilinmeyen sularda yeni yerler keşfetmeye çalışarak izleyicisine estetik bir doyum yaşatmaya uğraştı. Yolculuk süresince uğranan duraklarda konaklama süresi, popüler sinemadaki üretimi temel alırsak, seyircinin ilgisiyle doğru orantılıydı. Örneğin gotik edebiyatın ilk eserlerinden uyarlamalar, çeşit çeşit canavarlar, zombiler, seri katiller vs. Nihai amaç korku, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/wickerman1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7064" title="wickerman" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/wickerman1.jpg" alt="" width="297" height="404" /></a>Geçmişten günümüze korku sineması, kendisinden önce gelen gotik edebiyat gibi, karanlık ve bilinmeyen sularda yeni yerler keşfetmeye çalışarak izleyicisine estetik bir doyum yaşatmaya uğraştı. Yolculuk süresince uğranan duraklarda konaklama süresi, popüler sinemadaki üretimi temel alırsak, seyircinin ilgisiyle doğru orantılıydı. Örneğin gotik edebiyatın ilk eserlerinden uyarlamalar, çeşit çeşit canavarlar, zombiler, seri katiller vs. Nihai amaç korku, terör ve ürperme yaratmak olunca, sonsuzluk ve güç gibi kavramları da devreye sokmak gerekiyordu ki aranılan kan, nicedir korku sinemasının anlattığı hikayelerde gizliden gizliye işleniyordu. Spesifik bir inanç sistemi üzerinden dinin, dogmatik düşüncenin, ya da daha cesur bir ifadeyle izleyicinin bilincinde ulvi olanın masaya yatırıldığı korku filmlerinin zamanı gelmişti. Bu yazıyı başlangıç alarak, önümüzdeki haftalarda da film örnekleri ekseninde devam edeceğimiz yazı dizimizde, sözünü ettiğim amaca yönelik kısa ömürlü bir alt türü inceleyeceğiz: Folk horror.</p>
<p style="text-align: justify;">Pagan kavramı bugün genel anlamda semavî dinlerin dışında kalan çok tanrılı dinsel inanışlara sahip birey ve toplumları tanımlamak için kullanılsa da, kavramın arkasında yatan daha az uygarlaşmış olma vurgusunu yok sayamayız. Bununla beraber, uygarlaşmış toplumların irili ufaklı bazı kültürel gruplarının hala geçmişteki pagan inanışlarından kalan birtakım izlerin peşinden yürüdüğünü yadsımak mümkün değil.<span id="more-7063"></span></p>
<p style="text-align: justify;">İskoç Antropolog James George Frazer, 1890 yılında ilk iki cildini yayınladığı “Altın Dal: Büyü ve Din Üzerine Bir Çalışma” (1992 yılında Payel tarafından Mehmet H. Doğan çevirisi ile iki cilt halinde yayınlanmıştı. 2004 yılında aynı kitap, YKY tarafından tek cilt olarak yeniden basıldı.) adlı kitabında mitoloji ve din kavramlarının karşılaştırmalı bir incelemesini sunarken, büyüden dine ve ardından bilime uzanan yolda, sözlü öykü anlatımı geleneğinden bolca yararlanarak söz konusu olguların kendi aralarında paylaştığı ortak unsurları ele alır. Frazer bu süreci anlatırken halk arasında kulaktan kulağa yayılan masallardan, halkın bereket getirdiğine inandığı ayinlerden örnekler verir ve bu inanışların somutlandığı sembollerin anlamları üzerine eğilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Frazer’ın eseri antropolojinin temel metinleri arasında sayılıp pek çok bilimsel disipline doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlamış olmakla beraber, kitabında önemli yer tutan insan kurban etme, büyü, şeytanın beden değiştirmesi gibi pagan inanışları ve pratikleri popüler sinema için de önemli bir kaynak teşkil eder.  60’lı yılların sonundan itibaren yeni nesil İngiliz yönetmenler, korku sinemasının gotik klişelerini bir kenara bırakıp kırsala adım atar. Folk horror adı verilen tür konusunu, pagan inanışın doğa tanrılarından, şeytani güçlerden, sapkın ya da barbarca sayılabilecek ayinlerden alır. Türün ilgi alanı yalnızca pagan inanışa ait uygulamalarla da sınırlı kalmaz. Hristiyan ideolojinin şeytan veya başkaca kötücül varlıkları yok etmek veya onlardan korunmak için grotesk yöntemlere başvurması da türün önemli bir malzemesini oluşturur. Bu hikayelerin çoğunlukla hurafeler üzerine kurulmuş sözlü kültür ürünleri olduğu düşünülürse, folk horror’un çocukluk döneminde ebeveynlerden dinlenilen ürkütücü ve gerçek dışı hikayelerin naifliğini taşıdığını söylemek yanlış olmaz sanırım.<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/the-wicker-man-1973.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7070" title="the-wicker-man-1973" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/the-wicker-man-1973.jpg" alt="" width="613" height="333" /></a>Korku filmlerinin efsanevi aktörü Vincent Price’ın başrolünde yer aldığı Witchfinder General (1968, Michael Reeves) bu kısa tarihin milâdı olarak anılır. The Devil Rides Out (1968, Terence Fisher), Cry Of The Banshee (1970, Gordon Hessler), Blood On Satan’s Claw (1971, Piers Haggard) ve The Stone Tape (1972, Peter Sasdy) gibi belli başlı örneklerin yer aldığı türün pek çok kişi tarafından başyapıt kabul edilen filmi The Wicker Man (1973, Robin Hardy)’dir. Senaryosunu Anthony Shaffer’ın yazdığı ve Robin Hardy’nin yönettiği filmin başrollerinde Edward Woodward (Çavuş Howie) ve Christopher Lee (Summerisle Lordu) var.</p>
<p style="text-align: justify;">Çavuş Neil Howie, İskoçya’da bulunan Summerisle adasından imzasız bir mektup alır. Mektupta Rowan Morrisson adında küçük bir kız aylardır kayıp olduğu, annesinin konuyla ilgilenmediği ve kızın adayı tek başına terk etmesi mümkün olmadığından kaçırıldığından şüphe edildiği yazmaktadır. Howie, deniz uçağıyla Summerisle’a gider ve ada halkının atalarından kalma pagan Kelt tanrılarına tapındığını görünce dehşete düşer. Kırların ortasında sevişenler, okulda kendilerine bahar bayramı direğinin fallik önemi öğretilen çocuklar, hristiyanlığa inanmayan rahiplerin yaşadığı metruk kilisede yerel halkın reenkarnasyon inancına özgü mezarlar arasında arayışına devam eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırması sırasında ada yerlileri Rowan diye birini tanımadıklarını söyler. Rowan’ın annesi ise böyle birinin var olmadığında ısrarcıdır. Howie, adada kaldığı hanın duvarında yıllık hasatın şenliklerle kutlandığı bahar bayramında genç kızlar arasından seçilen bahar güzeli fotoğraflarını fark eder. En son fotoğraf kırıldığı için kayıptır ve fotoğrafların negatifi de yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">Çavuş, mezarlıkta Rowan Morrisson’ın adının yazılı olduğu mezarı keşfedince, adanın sahibi Lord Summerisle’la görüşmeye gider.  Lord, Howie’ye adanın tarihi ve kültürünü anlatır. Summerisle’ın büyükbabası Viktoryen döneminde yaşamış bir bilim adamıdır. İskoçya’nın ikliminde doğru koşullar oluşturulduğu takdirde verimli olacak birtakım yeni meyva türleri geliştirmiştir. Gulf akıntısıyla ısınan sulara ve volkanik toprak yapısına sahip olan Summerisle adasına geldiğinde, eski tanrıların gerçek olduğunu ve yeni ürün türleri yetiştirerek  onlara tapınmanın kıt geçim şartlarının üstesinden gelmeye yarayacağını halkın kafasına sokar. Sonuçta ekinler bol ürün verince hristiyan rahipler adadan sürülür ve halk tümüyle pagan öğretileri sahiplenir. Lord Summerisle bu açıklamaları sırasında hristiyan tanrının öldüğünü söyleyince Howie sinirlenir ve Rowan’ın mezardan çıkarılması için izin verilmesini ister. Lord, dinine sıkı sıkıya bağlı bir toplulukta cinayet işlenemeyeceğine duyduğu güvenle gerekli izni verir. Howie, Rowan’ın mezarında bir tavşan ölüsü bulur. Çabalarının boşa çıkması üzerine Lord’u yeniden ziyaret eder ve ada halkını pagan adetleri nedeniyle Rowan’ı öldürmekle suçlayarak kanun güçlerini seferber edeceğini söyler.</p>
<p style="text-align: justify;">Adadaki eczacının dükkanına gizlice giren Howie, geçen yılki festivalin fotoğrafını bulur. Fotoğrafta Rowan geçen yılın mahsulünün verimsiz olduğunu gösterir şekilde boş kutular arasında dikilmektedir. Paganizm hakkında okuduğu kitapta pagan toplulukların mahsulün verimsiz olması halinde insan kurban ettiği bilgisiyle, Lord Summerisle’ın gerektiğinde eski tanrıları memnun etmek konusundaki konuşmasını hatırlayınca, Rowan’ın hala yaşadığı ve bir sonraki yılın mahsulünün bereketli olması için bahar bayramı festivalinde tanrılara adanmak üzere saklı tutulduğu sonucuna varır.<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/wickerman2.jpg"><img class="size-full wp-image-7074 aligncenter" title="wickerman2" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/wickerman2.jpg" alt="" width="498" height="313" /></a>Film boyunca ada halkının pagan inanışından kaynaklanan adetleri, dansları, müzikleri hikayenin baskın bir unsuru olarak öne çıkıyor. Ana karakterin gerilimli arayışını bir yana koyarsanız, filmi uzak bir İskoç adasındaki kültürün anlatıldığı bir belgesel olarak izlemeniz dahi mümkün olabilir. Yönetmen ve senarist, Frazer’ın yukarıda sözünü ettiğim eserinden geniş ölçüde yararlanmış. Aşağıda Altın Dal adlı kitabın filmin ana izleğini oluşturan bölümünü alıntılıyorum:</p>
<p style="text-align: justify;">“İnsanların kurban edilmesinin belirgin izleri yüz yıl önceye kadar, Avrupa’nın uzak bir köşesinde yer alan ve yabancı etkilerden tamamen yalıtılmış Kuzey İskoçya’da Beltane Ateşleri Festivali’nde görülmekteydi. Burada yaşayan Keltler eski pagan inanışlarını, Batı Avrupa’daki diğer toplumlardan daha sağlam bir şekilde korumuştu. Dolayısıyla Keltlerin sistematik olarak ateşte insan kurban etme eylemini uyguladıklarının tartışılmaz kanıtlarla bilinmesi önem arzetmektedir. Julius Caesar, insan kurbanların en eski tarifini bize miras bırakmıştır. Galya fatihi Caesar, bölgede yaşayan Keltlerin inanışlarını ve gelenek-göreneklerini, henüz Roma İmparatorluğu kültürünün etkilerine açılmaksızın saf haliyle, gözlemleme fırsatı elde etmişti. Caesar notlarında, ordusunu Manş Denizi’ne sürmeden elli yıl önce Galya’yı ziyaret eden Yunan kaşif Posidonius’un gözlemlerini de kullanmışa benziyor. Yunan coğrafyacı Strabo ve tarihçi Diodorus da Kelt adaklarına dair tanımlamaları Posidonius’tan almıştır. Ama birbirlerinden, ve Caesar’dan, bağımsız olarak her biri bir diğerinde bulunmayan ayrıntılardan söz etmektedir. Üçünü birlikte değerlendirerek, Posidonius’un asıl belirlemelerine bir ihtimal ulaşabilir ve ikinci yüzyıla yakın zamanlarda Galyalı Keltlerin kurban adama eylemlerinin bir resmini çıkarabiliriz. Şimdi sıralayacaklarımız bu geleneğin aşağı yukarı ana hatlarını oluşturmaktadır.  Mahkum edilmiş suçlular, beş yılda bir düzenlenen büyük bir festivalde tanrılara kurban edilmek üzere Keltler tarafından tutulurdu. Bu kurbanlar ne kadar çoksa, toprağın bereketinin de o kadar çok olacağına inanılırdı. Kurban edilecek suçlular yeterli sayıda değilse, savaş tutsakları kurban edilerek eksiklik giderildi. Vakit geldiğinde, bu kişiler druidler (Kelt rahipleri) tarafından kurban edilirdi. Bazıları oklarla vurulur, bazıları kazığa oturtulurdu. Bazıları da şu şekilde canlı canlı yakılırdı: Hasırdan ya da tahta ve çimenden yapılma devasa heykeller inşa edilir, içleri canlı insan, sığır ya da başka çeşit hayvanlarla doldurulurdu. Heykeller ateşe verilir ve içindeki canlılarla birlikte yakılırdı.”</p>
<p style="text-align: justify;">Filmin halk kültürünü kullanış biçimi o güne kadar korku filmleri arasında görülmemiş bir yoğunluk ve estetiğe sahip olmasına karşın Mikel J. Koven, “Film, Folklore and Urban Legends” adlı kitabında senarist ve yönetmenin Altın Dal’ı, tartışmaksızın, yegane ve doğruluğu kanıtlanmış ana kaynak olarak almalarını yanlış yorumlama şeklinde nitelendiriyor.  Koven’e göre “hasır heykel” hikayesi, Frazer ve onun kaynaklarında (Caesar, Posidonius vs.) anlatıldığı şekliyle bir kültürün “başka bir kültür” hakkında anlattığı bir efsanedir. Dolayısıyla gerçekliği konusunda söylencesel anlamda bir değerlendirme yapılması gerekir. Koven’in filme ilişkin ikinci yanlış yorum tespiti ise “güneş tanrısı” ile ilgili. Hardy ve Shaffer,  Frazer’ın Beltane Ateşleri Festivali hakkında yazdıklarına sıkı sıkıya bağlı kalırken, Frazer’ın farklı bakış açılarına açık anlatımını görmezden geliyor. Avrupa’daki ateş festivallerinin tümü birlikte değerlendirildiğinde Frazer, Mannhardt’ın güneş teorisi uyarınca yakılan ateşlerin güneşin yaratıcı gücünü taklit ettiğini ifade etmekle beraber, etnografik kanıtlar doğrultusunda bu eylemlerin aslında “toprağı zararlı etkiler ve kötü güçlerden korumak, arındırmak” amacıyla yapıldığını belirtiyor. Bu aşamada filmin ana karakteri Çavuş Neil Howie’ye dönmekte yarar var.<a href="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Wicker-Man-British-Lions.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7077" title="Wicker-Man-British-Lions" src="http://iyikotufilm.com/wp-content/uploads/2012/01/Wicker-Man-British-Lions.jpg" alt="" width="659" height="467" /></a>Howie, hristiyanlık dinine son derece bağlı ve bu dinin gerekleri uyarınca –henüz evlenmediği için- bekaretini koruyan bir kişi olarak resmediliyor. Howie’nin peşi sıra tanık olduğumuz pagan adetlerin yarattığı şaşkınlık ve tiksinti Howie’yle aynı düşünceleri paylaştığımız noktalarda ortaya çıkıyor. Fotoğrafı ters çevirip okuduğumuzda şöyle de söyleyebiliriz: Herhangi bir inanç sistemi içerisinde mutlak kabul ettiğimiz doğrular, ötekini önsel olarak ilkellikle itham etmemize yol açıyor. Binaenaleyh iki farklı inanç sisteminin çizgilerini birbirleriyle bağdaştırmadığınız sürece korkunç ya da gerilim dolu diye nitelendirebileceğimiz bir atmosferin devamı sağlanabiliyor. Filmde Howie’nin katı dindarlığının bu iki zıt kutbu yaratmaya hizmet ettiğini düşünüyorum. Yoksa bir başka bakış açısından şunu rahatlıkla düşünebilirdik: Eninde sonunda pagan topluluklar da yaşamlarını idame ettirebilmek için kendi inanışları çerçevesinde birtakım pratikleri hayata geçiriyorlar. Güneş tanrısına kötülüklerden arınmak için kurban adayan azınlık bir topluluğun, kendisini yok etmekle tehdit eden çoğunluk düşüncenin temsilcisini (burada Howie, Frazer’ın sözünü ettiği suçlu olabilir pekala. Bkz. adaya kanun güçlerini getireceğini söyleyerek tehdit etmesi vb.) kurban etmek istemesinden doğal bir şey olamaz. Hardy ve Shaffer’ın filmin sonunda birbiriyle uzlaşmaz bu iki inancı birleştirdiği bir nokta var ki,  gerçekten dikkate değer. Bir tarafta ada halkı, diğer tarafta Howie, yeniden doğuş için kendi usullerince dua ederken, doğum ve ölüm arasında olup biten her şey, küçük bir ayrıntı gibi görünüyor insanın gözüne.</p>
<p style="text-align: justify;">Leon Hunt, “Necromancy in the UK: witchcraft and the occult in British horror” makalesinde folk horror adını açıkça zikretmese de okült temalı İngiliz korku filmlerinin popüler sinemadaki son büyük ürünü olarak The Wicker Man filmini gösterir. Hunt’a göre Yahudi-Hristiyanlık dualizmini reddedişi ve büyü kavramına etnografik yaklaşımıyla film, geleneksel doğa üstü hikaye anlatımında bir kırılma noktasıdır. Ancak bu özgünlük İngiliz korku filmlerinin tipik yapısından farklı duruşuyla kendi sonunu hazırlar. Dahası Atlantik’in öte yakasında The Exorcist filmiyle popüler kültür ürünleri artık, karanlık sembolizm ve mimariden, izleyicinin kolay hazmedemeyeceği aşırılıklara (küfür, dini aşağılama, her türlü beden sıvısının ifşası) yönelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Murat Ocakcan (ocakcan@gmail.com)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/5FdV-O8o7ok" frameborder="0" width="640" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://iyikotufilm.com/ingiliz-folk-horror-sinemasi-ve-the-wicker-man-1973-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

