iyiköfüfilm

20
May
2014

Eurocine

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

eurocine_movies2

Eurocine, 1937 yılında kurulan ve yöneticiliği Marius Lesoeur tarafından yapılan, Paris kökenli bir film şirketi. 30’lı yılların sonunda Lesoeur karnaval endüstrisi içinde atlı karınca kiralarken savaş sonrasında bu deneyimi ona başka kapılar açtı.

Sonunda, Marius Lesoeur Eurocine için popüler filmler üretmeye başladı ve 1957 yılında da şirketin sahibi oldu. Fransız film endüstrisi ve dağıtımındaki değişiklik ile Lesoeur diğer Avrupa ülkelerinden de fon ve kaynak aramaya başladı. Juan Fortuny, Sergio Newman ve Eduardo Manzanos gibi İspanyol yapımcılarla birçok ortak yapıma imza attı.

Franco hükümetinin İspanyol sinemasındaki sansürünün fazla olduğu dönemde Lesoeur İspanyol partnerini bir Zorro filmi çekme konusunda ikna etti ve bu büyük bir cesaret örneği idi. Batı Amerika’da geçen bir film diğer Avrupalılar için de büyük bir olaydı. Zorro’nun başarısıyla birlikte Manzanos ve Lesoeur bir dizi western filmini hayata geçirdi.  İtalyan yapımcı Alberto Grimaldi ise ikinci Zorro filmi için Manzanos ve Lesoeur’a katıldı. Bu ilk Avrupalı western örnekleri “spaghetti western” olarak bilinen filmlerin öncüleriydi.  (daha&helliip;)


30
Nis
2014

Godzilla Filmleri

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

MCDGODZ EC052

“Uzaktan acı bir çığlık duyulur. Ama bu çığlık, benzerlerinden çok farklıdır. Hafif metalik bir tınısı vardır. Ardından insan çığlıkları ilk duyulan bu çığlığı bastıtır. Kaos ve yıkım başlamıştır.”

Bu ifade, klasik bir godzilla filminin genel havasını çok iyi yansıtyor. Esasında çoğumuz, bir “godzilla” filmi izlememiş olmamıza rağmen büyük bir canavarın bir şehri talan etmesini temel alan filmleri çok iyi biliriz. Artık popüler kültürün bir parçası olan bu canavar, hepimizin zihninde kendine yer edinmiştir. Peki nedir bu Godzilla isimli canavar? Halihazırda 29 filmde başrolü almış bu karakter, incelenmeyi hak ediyor. (daha&helliip;)


28
Nis
2014

Gun Crazy (1950)

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

gun-crazy-movie-poster-1949Joseph H. Lewis’in yönetmenliğini yaptığı Gun Crazy (Deadly Is the Female, 1950) adlı kült kara film, MacKinlay Kantor’un kısa öyküsünden uyarlandı. Filmin kadrosunda Peggy Cummins (Annie Laurie Starr), John Dall (Barton/Bart Tare), Berry Kroeger (Packett), Anabel Shaw (Ruby Tare Flagler) gibi oyuncular yer alıyor.

Bart, silahla atış yapmayı çok seven bir çocuktur. Ama sadece nesnelere ateş eder. İnsanlara, hayvanlara kesinlikle zarar vermez. Bir gün silah çalınca yakalanır ve ıslahevine gönderilir. Sonrasında orduya yazılıp atış eğitmeni olur ve çocukluğunu geçirdiği kasabaya geri döner. Hayatta tek zevk aldığı şey atış yapmaktır. Kasabadaki çocukluk arkadaşlarıyla beraber bir karnavala giderler ve atış konusunda en az Bart kadar usta olan Laurie’nin gösterisini izlerler. Gösterinin sonunda Laurie, izleyenlere meydan okur ve onu yenene 500 dolar vereceği söylenir. Bart ve Laurie atışta kozlarını paylaşırlar, kazanan Bart olur. Bu küçük düello aşklarının ilk kıvılcımı olur ve işsiz olan Bart, Laurie’nın çalıştığı karnavalda işe girer. Fakat aşklarının önünde bir engel vardır; karnavalın patronu Packett. Çünkü o da Laurie’ya aşıktır. Bart ve Laurie’nın aşkları ortaya çıkınca işten kovulurlar. Ne kadar aşklarının önünde hiçbir engel kalmamış gibi görünse de parasızlık sorun olmaya başlamıştır. Bunun üzerine Laurie, Bart’a ufak soygunlar yapmayı teklif eder. İnsanlara zarar vermekten vicdanen çok korkan Bart, bu teklifi baştan reddetse de aşık olduğu kadına, karşı koyamaz ve kimsenin zarar görmemesi koşuluyla kabul eder.

Bart ve Laurie’nın ortak noktası silahlar olsa da silaha olan bakış açıları çok farklıdır. Laurie, hız ve heyecan seven bir kadındır. Zor durumda kaldığında panikle her şeyi yapabilir. Zaten iyi bir insan olmadığını da baştan Bart’a söylemiştir. Bart ise küçükken öldürdüğü civciv haricinde kimsenin kılına zarar vermemiş, iyi bir insandır. Yapabildiği en iyi şeyin atış yapmak olduğunu düşündüğü için silahlarla ilgilenen iyi, dürüst bir insandır. Fakat aralarındaki bu aşk, Laurie’nın şiddete olan düşkünlüğü yüzünden Bart’ı da kötü bir insan olmaya sürükler. (daha&helliip;)


11
Nis
2014

Lady in the Lake (1947)

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

Lady in the Lake 1947Robert Montgomery’nin yönetmenliğini yaptığı Lady in the Lake (1947) adlı kült kara film Raymond Chandler’ın aynı adlı romanından uyarlandı. Filmin kadrosunda Robert Montgomery (Philip Marlowe), Audrey Totter (Adrienne Fromsett), Lloyd Nolan (DeGarmot), Leon Ames (Derace Kingsby) gibi oyuncular yer alıyor.

Özel dedektif Philip Marlowe, az parayla çok pisliğin içine balıklama atlatmaktan sıkılmıştır. Polisiye ve korku üzerine ucuz hikayelerin yayınlandığı bir dergiye başından geçen bir olaydan yola çıkarak yazdığı hikayesini yollar. Dergiden onunla görüşmek istediklerine dair bir mektup alır. Marlowe, dergiye gider ve dergi patronunun güzel asistanı Adrienne’dan, umduğundan farklı bir iş teklifi alır. Patronun karısı kayıptır ve onu bulmasını ister. Marlowe baştan isteksiz de olsa bu teklifi kabul eder. Fakat bu iş göründüğünün aksine daha çetrefillidir ve Marlowe, her zamanki gibi bu kirli oyunların içine girip ipuçlarını toplamak için kendine özgü yöntemler kullanacaktır.

Lady in the Lake, hem kara film, hem de sinema tarihi açısından ilginç bir film… Filmin kahramanı Dedektif Philip Marlowe, filmin başında kameraya doğru bakar ve kendini tanıtır. Yaşadığı bir hikaye hakkında ön bilgi verir. Filmin sonuna kadar onun bakış açısıyla olanları izleriz. Marlowe ile beraber ipuçlarını takip ederiz ama o keskin zekası ve deneyimiyle hep izleyiciden bir adım öndedir. Olayları onun bakış açısıyla görsek de hep bir şeyleri kaçırırız. Öznel kamera açısı Marlowe ile tam olarak özdeşleşmemize imkan sağlamaz. Marlowe’u, filmin başında ve sonunda kameraya doğru konuşması haricinde sadece aynaya baktığı birkaç sahnede görebiliriz. (daha&helliip;)


16
Şub
2014

Danimarka Porno Devrimi

Kavram-Kuram-Fenomen kategorilerinde yayınlandı.

danish porn1

1960’ların, Danimarka tarihinde çığır açan bir dönem olduğu su götürmez bir gerçektir. Kolektivizm, cinsiyet eşitliği ve cinsel özgürlük gibi bu dönemde öne çıkan kavramlar uzun süre etkili olmuştur. Her ideolojik tarafın “kültür savaşçıları” da bu önemli çağın miraslarını bugün hala tartışmaktadır. 2008 yılında Danimarka basınında yer alan 1968’i anma yıldönümünde görüldüğü gibi, 60’ların toplumsal bilinçte hala büyük bir yeri vardır.

Danimarkalılar, 1969’da sansürü yürürlükten kaldırma “devrim”lerinin diğer ülkeler tarafından, Danimarka’nın aniden cinsel özgürlüğün en fazla olduğu toplum olarak algılanmasına yol açtığının pek farkında değillerdi. Bu haber dünyanın her köşesine gazeteler, dergiler ve özellikle de filmler aracılığıyla ulaştı. Kısa bir süre içinde bir sürü belgesel, edebi uyarlama ve erotik oyun, dünyanın film ekranındaki cinsel devrimin başlangıç noktası olarak Danimarka efsanesini gösteriyordu.

Amerika, Danimarka’yı erotik bir cennet olarak kabul etmeye, neredeyse diğer her ülkeden daha hazırdı. Günümüzde neredeyse hiç hatırlanmayan bir avuç film, Tanrı’nın Kendi Ülkesi’ni (Danimarkalılar’ın Amerika’ya koyduğu isim) kasıp kavurdu. (daha&helliip;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İyiKötüFilm Hakkında
İyiKötüFilm Röportajlar
İyiKötüFilm Bağlantılar
Extreme Haribo Giallo For Dummies Immoral Tales Kahramanlar Sinemada Korkucu Once upon in a time in Western Öteki Sinema Sinematik Ters Ninja

İyiKötüFilm Feeds


İyiKötüFilm
yeni